Tâmât/Yine siz!
Meleğim! Cennet-i a'lâdan mı?
Böyle nâzende hırâmân teşrîf.
Cisminiz nûr-ı muallâdan mı?
Rûh-ı handân gibi handen ne latîf!
O düşük nâzlı tebessüm acaba
Bize bir lemze-i taltîf midir?
Yoksa sevdâ-yı cinânî âyâ
Dillere hande-i ta'rif midir?
Döküyor penbe çiçek ârızınız
Yanağın mı? Yerine gül mü kodun?
Ne tekellümdeki titreklik a kız
Dehen-i goncene bülbül mü kodun?
O melâhatli dudağı öpüyor
Elinizde o çiçekler o demet.
Bakınız! Şimdi yanağı öpüyor!
Hased eyler buna gönlüm elbet.
Ne o baygınca o şûhâne bakış?
Ne mi almak diliyorsun güzelim?
Aklımı aldı o hûrâne bakış!
Yine bak bak gülüyorsun güzelim!
Zülfünüz öyle dağılmış rûya
Sanki bir perdede mehtâb nihân!
Aşk-ı envâr sağılmış rûya
Sanki bir mâhda bin berk ıyân!
Kime ol lemze-i şûhâne aceb?
Gözünüz bendenizi gösteriyor. . .
Maksad eğlence midir? Yâ ne aceb?
Eliniz handenizi gösteriyor...
Sâye-i behçeti salmış ehdâb
Ârız-ı nûr-ı dilârâmınıza!..
Zıll-i hüsn içre bedîdâr hicâb!
Ne letâfet verir endâmmıza!
Sâ'id-i sâf sıvanmış; ne güzel
Bilezikli o beyaz gül-teniniz!
Nûr-ı handân mı? Ne? Yer yer— tel tel
Yoksa pertev mi? Ne? Pîrâheniniz!..
Burada görse sizi ulvîler
Seherin hande-i rûhu inmiş! —
Diye feryâd u figân eyler. Der:
— Felegin feyz-i sabûhu inmiş! —
Size reşk eylemesin mi Zühre?
Ne yakışmış! — O siyeh cârınıza
O güzel renkli ulvî çehre —...
Gözler ebrû-yı siyeh-târınıza.
Süzülünce o siyeh gözleriniz
Akıyor aşk-ı semâvî billâh !..
Melekâne eliniz her yeriniz;
Bir güzelsin ki behiştî ey mâh!
O işâret ne? Vedâ-ı firkat!
Yazık ol mihr-i safâ azmedecek!
Şimdi mahvoldu imîd-i vuslat...
Bindi gerdûneye hayfâ gidecek!..
A melek çehreli gül kız nereye?
Beni tenhâ bırakıp da gidişin
Böyle gerdûnede eşsiz nereye?
Kimsin âyâ neye böyle edişin?
Tanıdım şimdi, güzel mendiliniz
Bana ihsân olunan mendilden
Sizsiniz; ey meh-i sevdâ yine siz!
Beni zinhâr çıkarma dilden!..