Mesnevi (Konuk)/1. Defter/Dibâce

Dibâce

Rahmân ve Rahîm olan Allah Teâlâ'nın ismiyle bu kitâbın te'lîfine başlarım. Bu kitâb Mesnevî'dir; ve o, Allah'a vusûl ve yakîn sırlarının keşfinde dînin asıllarının asıllarının asıllarıdır; ve o Allah'ın en büyük fıkhı ve Allah'ın parlak yolu ve Allah'ın açık burhânıdır. Onun nûrunun meseli, içinde kandil bulunan mişkât gibidir. Bir parlayış parlar ki, sabahlardan daha nûrludur; ve o, gönüllerin çeşmeler ve dallar sâhibi cennetleridir. Onlardan bir pınar vardır ki, bu yolun yolcuları indinde "selsebîl" tesmiye olunur. Makâmât ve kerâmât sâhiblerinin indinde de makâmın hayırlısı ve mahall-i istirâhatın en güzelidir. Ebrâr ondan yerler ve içerler; ve ahrâr ondan ferahlanırlar ve mesrûr olurlar. Ve o, Mısır'ın Nil'i gibidir ki, sabr edenlere içecek su ve Fir'avn'ın âline ve kâfirlere kan ve hasrettir. Nitekim Allah Teâlâ: "Yudıllu bihî kesîran ve yehdî bihî kesîran ve mâ yudıllu bihî ille'l-fâsıkîn" (Bakara, 2/26) Ya'ni "O Kur'ân sebebiyle çokları dalâlete düşer ve çokları hidâyet bulur; ve dalâlete düşenler ancak fâsıklardır" buyurdu. Ve o, sadırlara şifâ ve hüzünlere cilâdır. Ve o, Kur'ân'ın keşşâfı ve rızıkların genişliği ve tatyîb-i ahlâkdır. İyi işli kerîmler olan kâtiblerin elleriyledir. Temiz olmayanların dokunmalarını men' ederler. Âlemlerin Rabb'i tarafından tenzîl olunmuştur. Ne önden, ne arkadan ona bâtıl gelmez; ve Allah Teâlâ onu gözetir ve onu saklar.

İmdi Allah Teâlâ saklayanların hayırlısıdır; ve o, rahmet edenlerin erhamidir. Ve onun başka lakabları vardır ki, Allah Teâlâ ona lakab verdi. Biz bu aza iktisâr ettik ve az, çoğa delâlet eder; ve bir yudum su, göle delâlet eder; ve iki avuç, büyük harmana delâlet eder.

Allah Teâlâ'nın rahmetine muhtâc olan abd-i zaîf Muhammed ibn Muhammed ibni Hüseyin el-Belhî der ki: Allah Teâlâ ondan kabûl eylesin; seyyidim ve mu'temedim ve cesedimde rûhumun mekânı ve bu günümün ve yarınımın zahîresi, İbn-i Ahî Türk denmekle ma'rûf Hüsâmü'l-Hal ve'd-dîn Hasan ibn Muhammed ibni Hasan'in talebi üzerine, garâib ve nevâdiri ve makâlâtın parlaklarını ve delâil incilerini ve zâhidlerin yolunu ve âbidlerin hadîkasını müştemil olup, mebânîsi kasîr ve maânîsi kesîr olan Mesnevî'nin manzûmunu tatvîlde ictihâd ettim. O âriflerin pîşvâsı, hidâyet ve yakîn yolunun esâsı ve halkın feryâd-resi ve gönüllerin ve akılların emîni ve halk arasında Allah'ın emâneti ve mahlûkatı içinde onun güzîdesi ki, onun vasiyyetleri nebîsi içindir; ve onun gizlileri onun safîsi indindedir.

Arş hazînelerinin anahtarı, zemîn defînelerinin emîni, fazîletler sâhibi, vaktin Ebâ Yezîd'i ve zamânın Cüneyd'i; sıddîk oğlu sıddîk oğlu sıddîkdır. Allah ondan ve onlardan râzı olsun.

Urmeviyyü'l-asl olup "Emseytu kürdiyyen ve asbahtu arabiyyen" ya'ni "Kürt olarak akşamladım ve arab olarak sabahladım" sözünü söyleyen şeyh-i mükerreme müntesibdir. Allah Teâlâ onun rûhunu ve ahlâfının ervâhını takdîs eylesin. Ne güzel selef ve ne güzel halefdir! Ve onun için neseb vardır ki, güneş onun üzerine ridâsını atmıştır; ve haseb vardır ki, yıldızlar onun cânibine parlaklıklarını salmışlardır. Onların evinin önü ve etrâfı kıble-i ikbâl olmaktan zâil olmasın ki, ebnâ-yı hâkimân ona teveccüh ederler. Ve emellerin Ka'be'si olmak dâim olsun ki, sa'y edenler ve tâlibler cemâatleri onu tavâf ederler; ve kezâlik o kapının önü, rabbânîler, rûhânîler, semâîler, arşîler ve nûrîler, sâkit görenler, gâib olan hâzırlar, eski libaslar altındaki mülûk, kabîlelerin en şerefliler, delâilin türleri ve fazâil ashâbı olan basâir sâhiblerine, mahall-i i'tisâm olmak için, yıldız tulû' ettikçe ve güneş doğdukça dâim olsun. Âmîn yâ Rabbe'l-âlemin; ve bu reddolunmayan bir duâdır; zîrâ o duâ, esnâf-ı halkı şâmildir. Vasf-ı senâ, yektâ olan Allah'a mahsûsdur ve rahmet-i ilâhiyye Seyyid'imiz olan Hz. Muhammed ve onun âline, bilcümle ashâbı üzerine olsun.