Cinsel Saldırı ve Çocuğun Cinsel İstismarı Sanıklarının Mahkemedeki İletişimsel Amaçları/Kuramsal Çerçeve

Kuramsal Çerçeve

Altsözce çözümlemesi; Swales tarafından tür incelemeleri kapsamında 1981 yılında, belirli bir alandaki araştırma makalelerinin kurgusunu ortaya koymak ve öğretmek amacıyla geliştirilmiştir (Biber, Connor ve Upton, 2007, s. 29; Moreno ve Swales, 2018, s. 40). Bhatia da Swales’ın bilimsel araştırma makaleleri üzerinde yaptığı bu çalışmayı örnek gösterirken altsözce çözümlemesini “metin türünün yapısal yorumu” başlığıyla tür incelemeleri altında ele alır (1993, ss. 29-30). Zira türlerin ayırt edilmesindeki en önemli etken iletişimsel amaç olduğundan, bu amaca hizmet eden parçacıklar olarak nitelenebilecek altsözceler türün tanımlanmasında son derece önemlidir. Bunlar bir araya gelerek bir metnin “bilişsel yapı”sını (İng.: cognitive structure) oluştururlar (Bhatia, 1993, s. 30; 2017, ss. 150, 167). Özyıldırım da altsözcenin (“adım” adlandırmasıyla) “kendi içinde bir bütünlüğü olan konuşma parçaları veya bunların yerini tutan şeyler” olarak tanımlandığını belirtir ve dolayısıyla bunlar “tümceötesi” veya “büyük ölçekli yapılar” (İng.: superstructure; macrostructure) olarak anılırlar (2003, s. 93). Tam olarak bu noktada Van Dijk (1980, s. 110), yasal belgeler ve mahkeme duruşmalarının, “kurumsallaşmış şemaları olan söylem türleri” olduğunu ifade eder. Dolayısıyla daha önce de ifade edildiği gibi belirli bir amaçla ve belirli koşullar altında sıkça tekrar edilerek kurumsallaşan bir söylem türü olarak “savunma”, bu çerçevede, tümceötesi yapılarla örülü ve tanımlanabilir bir kurguya sahip olmalıdır.

Moreno ve Swales, altsözceye ve altsözce çözümlemesine ilişkin temelleri beş maddede özetlemiştir (2018, s. 41):

  • Retorik birer yapı teşkil eden altsözceler farklı uzunluklarda olabilir: Metinde kısa bir tümce ya da uzunca bir paragraf olarak bulunabilirler.
  • Bir altsözcenin yer aldığı metindeki işlev, bir ya da daha fazla özgül işlevden (adımdan) oluşur.
  • Altsözcelerin sınırları çapraşık olabilir. Böylesi durumlarda sözcüksel veya sözdizimsel bir tarama yapılmalı ve yakın bir okuma ile konu değişiklikleri takip edilmelidir.
  • İncelenen türün kendi konusunda uzman kişilerce, örneğin duruşma ifadeleri için hukukçular tarafından, çözümlemeden elde edilen bulguların doğrulanması sağlanabilir.
  • Bu bulgular, ilgili alan uzmanı olmamakla beraber başka kişilerce de doğrulanabilir.

Buraya kadar yer verilen bilgiler ve yazındaki çalışmalara bakıldığında, altsözce çözümlemesinin yalnızca tür incelemeleri kapsamında değil, söylem çözümlemesi için de önemli bir yaklaşım olduğu ortaya çıkmaktadır. Bugüne dek pek çok farklı alandan bilimsel veya meslekî metin, altsözce çözümlemesiyle incelenmiş ve söylem özellikleri ortaya konulmuştur (Biber ve ark., 2007, s. 29). Tümceötesi dilsel yapının incelendiği söylem çözümlemesi çalışmalarında metnin kurgusuna odaklanıldığı ve genellikle az sayıda örnekle detaylı nitel çözümlemelerin yapıldığı belirtilmektedir (Upton ve Cohen, 2009, s. 586). Altsözce ve metin arasındaki bağıntı, Upton ve Cohen tarafından şu şekilde açıklanmaktadır (2009, s. 588):

Altsözce çözümlemesi, (odağın anlam ve fikirlerde olduğu) yukarıdan aşağıya bir yaklaşım olarak, bir türdeki metinlerin söylem yapısının çözümlenmesi için geliştirilmiştir; metin, her

altsözcenin, belirli bir iletişimsel (yani, anlamsal) işleve hizmet eden bir metin bölümünü temsil ettiği bir “altsözceler” dizisi olarak nitelenmektedir.

Yukarıda sunulan alıntıdaki “yukarıdan aşağıya yaklaşım”ın (İng.: top-down approach) aksine “aşağıdan yukarıya yaklaşım” (İng.: bottom-up approach) kapsamında ise sözcük ve biçim odaklı çalışmalar gerçekleştirilmektedir (Biber ve ark., 2007, s. 17; Upton ve Cohen, 2009, s. 585). Altsözce çözümlemesi, yukarıdan aşağıya yaklaşım esas alınarak kurgulanmış bir inceleme ve betimleme yöntemidir (Biber ve ark.,2007, s. 15).

Türkçe adli dilbilim yazını, ses incelemelerine dair yapılan çalışmalar hariç tutulduğunda, her ne kadar adli dilbilim kavramının çalışmalara kuramsal bir esas teşkil etmesi bakımından 2016 yılına tarihlense de (Fincan ve Uysal, 2019, s. 46) bugün hukukdilbilim odaklı olduğu ifade edilebilecek incelemeler bundan daha eskiye dayanmaktadır. Örneğin Özyıldırım’ın Türk yasa dili hakkında (1999), birer hukuk dili örneği olarak sözleşmeler üzerine (2000) veya yasa metinlerindeki ad öbeklerine ilişkin (2001) yaptığı çalışmalar bu bağlamda örnek gösterilebilir.[1] Bunlardan “Türk Yasa Dili” başlıklı çalışmasında Özyıldırım, Türkiye Cumhuriyeti’ndeki bazı yasa metinlerini incelemiş ve bunlarda temel olarak ana önerme ile koşul ve sınırlamalardan oluşan iki temel yapı bulunduğunu ortaya koymuştur (1999, ss. 109-110). Bulgusunu dönemin ceza kanunundan verdiği bir örnekle destekleyen yazarın çalışması, hukuk metinlerinin dilbilimsel açıdan incelenmesi ve özgül olarak bu metinler üzerinde altsözce çözümlemesiyle bilişsel yapı kurgusunun ortaya çıkarılması bağlamında önem arz etmektedir. Türkçe köşe yazılarının bilişsel yapıları (Özyıldırım, 2003) gibi adli bağlamın dışında çalışılmış altsözce çözümlemeleri de yazında yer almakla beraber,(soruşturmacı) adli dilbilim çerçevesinde gerçekleştirilen bir tür incelemesi kapsamında ise Türkçe intihar mektuplarının bilişsel yapısı altsözce çözümlemesiyle ortaya konulmuş, gerçek ve sahte mektuplar arasında bu yönden yapılan karşılaştırmalar sunulmuştur (Tanrıvere, 2016). Betimleyici adli dilbilim çatısı altında ise Türkçe yazında yapılmış bir altsözce çözümlemesine rastlanılmamıştır. Bunun nedeni, kuvvetle muhtemelen, araştırmacıların gerçek adli veriye erişimlerinin çok zor ve kısıtlı oluşudur.


  1. Hukuki yorum yöntemleri arasında yer alan "lafzî yorum" da hukukçuların, mevzuat metinlerini, kullanılan sözcükler ile bunların anlamlarına dayalı biçimde yorumlamasıdır ve Türkçe yazında bu konuya ilişkin pek çok eser örnek gösterilebilir. Ne var ki burada, dilbilim çerçevesinde bir yöntemin ortaya konulduğu ve uygulandığı çalışmalardan söz edilmektedir.