Bektaşî Şairleri ve Nefesleri/Bosnalı Vahdeti

BOSNALI VAHDETÎ

XVI ncı asrın meşhur ve muktedir Hurufî şairlerindendir. Balım Sultan müridlerinden Sersem Ali Baba’ya intisab ettiği­ni de Hacı Bektaş-ı Velî’yi medh eden bir tercîi bendinden öğ­renmekteyiz. Gerçi bu manzume, Bektâşîler arasında 1038 (M. 1628) den 1060 (M. 1650) tarihine kadar Pir evi postnişinliğinde bulunan Dimetokalı Vahdetî namına şâyi olmuştur. Hat­tâ ben de bu şifâhî rivayete güvenerek bu manzumeyi evvelce bu zat namına tesbit etmiştim. (Bektâşî Şairleri ilk tabı, S. 390. 392.) Fakat daha eski devirlerde yazılmış mecmualarda da aynı şi’rin kayıdlı bulunduğunu görünce, bu şayianın esassızlığı anlaşıldı. Esasen manzumedeki ifade, tamamiyle Huru­fî Vahdetî’ye yakışacak bir tarzdadır.

Bosnalı Vahdetî, 1007 (M. 1598) tarihinde vefat etmiş­tir. Buraya bu manzumesi ile bir müsebbaını dercediyorum:

—1—

—Müsebba —


Hazret-i Fazl-ı Ahad’den yine rûz-i ezelî
Sûret-i muhkem ile irişüben kuvvet eli
Kudret ile yoğurub âteş ü bâd âb ü gili
Mesken edindi o dem kendi içün cân ü dili
Kimdir ol kim bileyim dersen eğer kavl-i celî
Sıtr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Nokta-i bâ-i nübüvvet rekam-i levh ü kalem
Menba’-i sırr-ı velâyet mekar-i cûdü kerem
Mazhar-ı ekmel ü evlâ kelimât-ı a’zam
Hâdi-i cinn ü beşer mürşid ü nûr-i ekrem
Ezelî vü ebedîdir feteemmel fefhem
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Kâşif-i sırr-ı suhan bâb-ı ulûm-i Ahmed
Vâsıl-ı zât-ı ezel Kul hüvallahü Ahad
Vasf-ı zâtında nüzûl eyledi Allahü samed
Nutk-ı Hak’tır sıfatı lem yelid ü lem yûled
Lem yekûn dersem olur ana lehü küfven Ahad
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Ne ki var esfel ü â’lâda serâser tâ hût
Gökteki şems ü kamer yerdeki lâ’l ü yâkut
Dest-i kabzındadürür âlem-i mülk ü melekût
Feyz-i lûtfundan anın buldu kamer nûr ile kut
Pâdişâh-ı dil ü can server-i şâh-ı lâhût
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Hasen ile Hüseyin şâh-ı kerem kân-ı atâ
Kuds-i zahrından anın geldi vücûde hakka
Biri şâh-ı şühedâ birisi şâh-ı ulemâ
Birisi kurs-i kamer birisi de şems-i duhâ
Sözümün mâhasalı budürür ey ehl-i safâ
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedulah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Hazret-i Âbid ü Bâkır şeh-i hayl-i fukarâ
İzzet-i Câ’fer-i Sâdık siper-i tîr-i kazâ
Mûsi-i Kâzım ile ol şeh-i teslîm ü rızâ
Şeh Takıy ile Nakıy tâc-ı rüûs-i fusahâ
Cümlesi nûr-i ezel vâkıf-ı sırr-ı Tâhâ
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

Vahdeti seyf-i Hudâ katil-i ashâb-ı cahîm
Askerî’dir ki anındır yine cennât-ı naîm
Mehdi-i devr-i zaman vâkıf-ı esrâr-ı kadîm
Hazret-i Fazl-ı Hudâ kâşif-i Kur’ân-ı azîm
Nokta-i evvel ü âhır suhan-i Rabb-i kerîm
Sırr-ı Hak nûr-i Muhammed Esedullah-ı Velî
Ve Aliyyün ve Aliyyün ve Aliyyün ve Ali

— 2 —

— Terci-i bend —


Baş çeküp burc-i felekten yine rûz-i ezelî
Doğdu hurşîd-i kemâl-i ezel-i Lemyezelî
Menzil idindi meğer hâne-i burc-i hameli
Şem’-i bahtın uyarub eyledi rûşen Zühal’i
Gün gibi şu’le salub âleme ilm ü ameli
Alemi altına aldı kamu nûr u zıleli
Bin güneş doğsa bulunmaz anın asla bedeli
Bir nazarda edüb âsûde niçe kûr u şeli
Döşeyüb hân-i velâyetle kerâmâtı eli
Hak çırağın uyarub eyledi izhâr celî

Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarîkat Hacı Bektaş-ı Velî

Nokta-i nûn-i nebî nüsha-i Kur’ân oldur
Bâ-i Bismillâh ile sûre-i Rahmân oldur
Ehl-i inkâr olanın küfrüne îmân oldur
Şeb-i zulmette güneş tek meh-i tâbân oldur
Rûz-i mahşerde dilâ mihr-i dirahşân oldur
Haste dil cânına can derdine dermân oldur
Fukarâ askerine server-i sultân oldur
Huccet-i katı’ile âyet-i burhân oldur
Fâil-i kavl-i makalât-ı azîzân oldur
Ser-i pîrân-ı Acem Şâh-ı Horâsân oldur
Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarîkat Hacı Bektâş-ı Veli

Çârdarb ile anındır elifü tîğ u tırâş
Ser ü rîşiyle bürût oldu [1] dilâ hem dahi kaş
Kutlu baştır ki çeke sikkesini aşk ile fâş
Anâ kurbân olanın yoluna bin cân ile baş
Gün yüzün nice görür şa’şaalardan huffâş
Nûr-i Hak’kı görebilmez netekim akl-ı maâş
Münkirin kalbine yazılmadı mühr-i Bektâş
Sikke-î şâhiye lâyık mı olur her kara taş
Münkir olma gözün aç eyleme gaflet kardaş

فاش كويم كه برو غافل وكمراه مباش

Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarikat Hacı Bektaş-ı Velî

Evliyânın birisi bir gün olub şîre süvâr
Yılanı kamçı edüb eyledi azm-i dîdâr
Lâzım oldu ki ana karşı çıka pes Hünkâr
Bindi bir taş kayaya ol şeh-i âlî mikdâr
Emr edüb yürü dedi yürüdü ol dem dîvâr
Dedi canlıyı yürütmek iken azdır ey yâr

Hüner oldur yürüye cansız iken bu kühsâr
Kâfir-i mutlak olur her kim ederse inkâr
Bunun emsali velâyet niçe kıldı ızhâr
Binde birin demeğe zerrece [2] yoktur mikdâr
Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarîkat Hacı Bektaş-ı Velî

Zübde-i nesl-i Muhammed güher-i Şîr-i Hudâ
Hasan ile Hüseyin sırrını kıldı peydâ
Âbid ü Bâkır u Sâdık’dan olub râhnümâ
Ceddi çün Kâzım idi İbn-i Ali Mûsi Rızâ
Şeh Takî ile Nakî Askeri’dir rûz-i vega
Mehdi-i nutk-ı beyan Fazl-ı Hudâ nûr-i hudâ
Ehl-i Beyt’in çırağın uyarub etti ihyâ [3]
Şem’-i Hak’dır ki verir haşre değin nûr u ziyâ
Nûr-i çeşm-i büdelâ pertev-i mihr-i a’lâ
Kayser-i Rûm anın oldu eşiğinde gedâ
Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarikat Hacı Bektaş-ı Velî

Yüz bin ihlâs on iki imâmın kuluyuz
Vech-i hâtemde olan nutk u kelâmın kuluyuz
Âdem’e secde eden rükn ü kıyâmın kuluyuz
Ehl-i Beyt ile olan sırr-ı selâmın kuluyuz
Tâc-ı Bektâş çeküb sanma avâmın kuluyuz
Fukarâ içre denen kavi ü beyânın kuluyuz
Rûm sâdıkları abdâl makamın kuluyuz
Şey’elillâh [4] mevâlî-i izâmın kuluyuz
Kemterin kemteriyiz ya’ni gulâmın kuluyuz
Hasretiz dergehine şâh-ı enâmın kuluyuz
Mazhar-ı nûr-i Nebî mahzen-i esrâr-i Ali
Pîr-i erkân-ı tarîkat Hacı Bektaş-ı Velî

Âşıkane nefesin Vehdeti meydâna ilet
Aşk meydânını gözle Şeh-i Merdân’a ilet
Yüzünü yere sürüb cânib-i dîvâna ilet
Bâde-i aşk ile lâya’kil ü mestâne ilet
Ya’ni Sultan Balım’ın nakdi olan câna ilet
Fukarâ hayline ser’asker u sultâna ilet
İsmi Sersem Ali’dir[5]mürşid-i erkâna ilet
Dergeh-i şâh-ı felek kadr-i melek şâna ilet
Kuş dilin fehm edici zât-ı Süleymân’a ilet
Nice mürşid nazarı ekmel-i insâna ilet
Mazhar-ı nûr-i Nebi mahzen-i esrâr-ı Ali
Pîr-i erkân-ı tarîkat Hacı Bektâş-ı Velî


  1. Safâ buldu: Nüsha
  2. Bendede: nüsha
  3. Ocağın eyledi ey dil ihyâ: nüsha
  4. Şey’enillâh yerine.
  5. Bazı nüshalarda Resmi Ali tarzında kayıtlıdır.