Sayfa:Kürk Mantolu Madonna.djvu/20

Bu sayfa doğrulanmış
20
Kürk Mantolu Madonna

türüp- vereyim bari...»
  Tekrar dışarı çıktı. Gözlerimle kendisini takibettim. «Hakkı da var, hakkı da var!» diye söyleniyordum.
  Bundan sonra Raif Efendinin her hali, sahiden mânasız ve ehemmiyetsiz olan hareketleri bile, bana merak vermiye başladı. Onunla konuşmak, hakikî hüviyetine dair bir şeyler öğrenmek için her fırsattan istifadeye kalktım. O benim bu fazla sokulganlığımı farketmez göründü. Bana karşı, nazik, fakat daima arada bir boşluk bırakan tavrını muhafaza etti. Dostluğumuz dıştan ne kadar ilerlerse ilerlesin, içi bana daima kapalı kaldı. Hattâ ailesini, bu aile arasındaki vaziyetini yakından görünce hakkındaki merakım büsbütün arttı. Kendisine yaklaşmak için attığım her adım beni birçok yeni muammalarla karşılaştırıyordu.
  Evine ilk defa olarak, mutad hastalıklarından birinde gittim. Hamdi yarına tercüme edilecek bir yazıyı hademe ile göndermek istiyordu:
  «Bana ver, hem ziyaret etmiş olurum.» dedim .
  «Pekâlâ... Bak bakalım nesi var. Bu sefer fazla uzadı!»
  Hakikaten bu sefer hastalığı biraz uzun sürmüştü. Bir haftadan beri şirkete uğramıyordu. Hademelerden biri İsmetpaşa mahallesindeki evi tarif etti. Mevsim kış ortaları idi. Erkenden karanlık çöken sokaklarda yürümeğe başladım. Ankaranın asfalt döşeli yollarına hiç benzemiyen bozuk kaldırımlı dar mahalleleri geçtim. Birbiri arkasına yokuşlar ve inişler vardı. Uzun bir yolun sonunda, âdeta şehrin bittiği yerlerde, sola saptım ve köşedeki kahveye girerek evi öğrendim: taş ve kum yığılı arsaların arasında tek başına duran iki katlı, sarı boyalı bir bina. Raif Efendinin alt katta oturduğunu biliyordum. Zili çaldım. Kapıyı on iki yaşlarında bir kız çocuğu açtı. Babasını sorunca, yapmacık bir tavırla yüzünü buruşturup dudaklarını bükerek:
  «Buyurun!» dedi.
  Evin içi hiç de zannettiğim gibi değildi. Yemek odası