DER MEDH-İ HAZRET-İ FAHR-İ KÂ’İNAT

Âb levhi üzre çekmiş mevcden mıster sabâ
Sebzeden nakl etmeğe vasf-i hat-i dil-ber sabâ

Almak için kıymetiyle sebzeden şeb-nem dürün
Yâseminden sîm dökmüş yâ semenden zer sabâ

Ağzın esrârın diler fâş ede açıp gonceni
Gör ne reng ile kılar izhâr-i her muzmer sabâ

Encümenler seyr edip nesrin beyâzın gezdirir
Hüsn-i hulkunda dürüst etmek diler mahzer sabâ

İnfi’âl etmiş meger sür’atte rahşından senin
Kim gezer mahfî görünmez kimseye micher sabâ

Aktarıp bulmak diler vasf-i ruhun kim muttasıl
Nusha-i gül-berg evrâkın kılar ezber sabâ

Âb-gun tîğınca olmaz bunca kim dâ’im verir
Tîğ-i âb-i cuy-bâre mevcden cevher sabâ

Ayağın toprağını yerden alır ta’zîm ile
Galiba düzmek diler başına bir efser sabâ

İşitiptir galibâ kaddinle şem’in bahsini
Her kaçan gördüyse eyler şem’e kasd-i ser sabâ

Âsitanında mukîm olmağa bulsaydı kabul
Hak bilir olmazdı ser- gerdân-i bahr ü ber sabâ

Âs-mâne kadr ile çıksa ne hasıl çün degil
Ana kâbil kim ola tapında hâk-i der sabâ

Âteş-i bî-dâde köymüştür oluptur dâd-hâh
Gördüğü yerde saçar başına hâkister sabâ

Âb-i deryâ üzre geh İlyâs veş seyrân eder
Gâh eyler mesken İbrahîm tek âzer sabâ

Oddan âfet görmez ü sudan zarar gûyâ kılar
Kanda olsa iktida-yi şer’-i Peygam-ber sabâ

Ahmed-i Mürsel ki ferman-ber Süleyman’dır ana
Öyle kim gördü Süleyman oldu ferman-ber sabâ

Ey gül-i bâğ-i rüsül bir tâze gül-şendir kapın
Kim dem-i Cibrîl’e ol gül-şende ta’n eyler sabâ

İsteyip bulmaz kapın feyz almak için muttasıl
Hansı gül-şen seyrine girse çıkar muzter sabâ

İletir hâk-i derini zerre zerre gül-şene
Kılmak için tûtiyâ-yi dîde-i ahber sabâ

Âteş-i bî-dâd ile âlem yanar ger kılmasa
Adlini şâyi gezip her dem yedi kişver sabâ

Olduğuyçün zerre tek pinhan girer gül-şenlere
Bî-sebep raht-i gül ü nesrîne gâret-ger sabâ

Öz günâhına şefâ’at isteyip feryâd edip
Çizginir hâk-i mezârın üzre tâ meşher sabâ

Etmezem terk-i temennâ-yi tavâfın çıksa cân
Hâk hem olsam gubârımı sana ilter sabâ

Açmış ümmîd-i reh-i vaslın dil-i pür hûnumu
Öyle kim fasl-i bahâr açar gül-i ahmer sabâ

Ola na’tinde Fuzûlî’nin kelâmı dil-pezîr
Öyle kim gülden bulur enfâs-i can-perver sabâ

Öyle inceldim za’if oldum ki hâk-i kûyuna
Kâbilim hâşâk tek olsa bana reh-ber sabâ

İltimasım bahttan oldur ki hükmün âleme
Ola câri tâ çemen mülkündedir ser-ver sabâ