Nutuk/20. bölüm/Vesika 47

Erzurum, 10 Ağustos 335
Mutki’de Aşiret Reisi Hacı Musa Bey’e

Muhterem Efendim,

İkinci Ordu Kumandanlığı’nda bulunduğum esnada ve pek ciddî ahvâl içinde aramızda hâsıl olan revâbıt-ı kalbiyenin kıymettar hatıratı daima mahfûz kalmıştır. Zât-ı âlilerinin mine’l-kadîm devlet ve millet ve vatan uğrunda fedakârlığınız, ber-güzide hidemâtınız, bütün erbâb-ı hamiyetin taht-ı takdir ve tahsinindedir. Bu meyânda ahîren Bitlis’in istirdâdında orduya fiilen yaptığınız muâvenetin kıymeti, Mutki mıntakasının düşmana karşı temîninde ibrâz buyurduğunuz gayret ve mesaînin ehemmiyeti, her zaman lisan-ı takdir ve şükranla yâd edilmektedir. Bu kadar fedakârlıklarımızın neticesinde bi-hikmetillâhi tealâ düşmanlarımızla yapmağa mecbur kaldığımız mütareke ahkâmının hiç olmazsa bi-hakkın hüsn-i tatbikiyle istiklâl ve istikbâl-i milllîmizin serbestîsini ümit ederken maalesef düşmanlarımızın bugün devlet ve milletimize karşı pek hainâne bir vaziyet alarak memleketimizi tamamen parçalamak, âlem-i İslâm için asırlardan beri kanlarını îsâr eden milletimizin hakk-ı hâkimiyet ve istiklâlini elinden alarak köle mevkiine düşürmek için çalıştıkları, ecdadımızın bıraktığı anavatanda Ermenistan yapmağa uğraştıkları pek âşikâr olarak görünüyor. Pek büyük telehhüflerle karşılanacak ahvâl-i denâetkârânedendir ki, milletin kuvvetine istinâd, âmâline tevfîk-i harekât etmeyi vazife-i vataniye ve hakikiye bilmesi lâzım gelen İstanbul’daki hükümet-i merkeziye de tamamıyla acz ü meskenet içerisinde inân-ı idâresini tesirâtı önünde ser-fürû ettiği düşmanlarımıza bırakıyor. Senelerden beri cihana fedakârlık dersleri vermiş, harikalar göstermiş olan pek namuskâr ve faziletkâr milletimiz, bu iktidarsız ellerde pek yakında ne derece vahîm akıbetlere dûçâr olacağını idrâk ve teyakkun ederek gezdiğim yerlerde hukukunun muhafaza, vatanlarının müdafaası yolunda müdafaa-i milliye cemiyetleri teşkili suretiyle bi-hakkın çalıştıklarını büyük bir fahr u şükran ile gördüm. İşte bu ahvâl ve şerâit içinde asker olarak mukayyeden çalışmaktan ziyade sine-i millette vatandaşlarımla beraber bir ferd-i millet olarak memleketimin saadet ve istiklâline hâdim olmayı, şeref ve haysiyeti için ölünceye kadar çalışmayı daha faideli görerek âşıkı olduğum askerlikten istifa ettim. bi’t-tabi bu mesâi-i vataniyede zât-ı âlileri gibi pek kıymettar vatandaşlarımın muâvenet ve müşâreket buyuracaklarına itimâd-ı tâmmım vardır.

Arzettiğim müteaddit müdafaa cemiyetlerinin iştirakiyle milleti birleştirmek ve hayatımıza kasdetmek isteyen düşmanlarımıza karşı kuvvetli bulundurmak maksadıyla Erzurumda bir kongre akdedilmiştir. Müzâkerât ve mukarrerâtı hakkında Celâl Bey biraderimiz tafsilât ita edeceğinden bu hususta tatvil-i kelâmı zâid görüyorum. Ancak şu kadarını arz edeyim, bi-hakkın milletimizin istiklâli ve vatanımızın tamamiyeti yolunda hâsıl olan ittifakı, hariç ve dahile karşı temsil maksadıyla Kongre’ce bir Heyet-i Temsiliye intihap ve kabul edildi. Zât-ı âliniz de Kongre’nin ârâ-yı umumiyesiyle müttefikan bu Heyet-i Temsiliye azalığına intihap buyuruldunuz. Senâverleri de bu meyânda bulunduğum gibi Bahriye Nâzır-ı Esbakı, Hamidiye Kahramanı Rauf Beyefendi biradaremiz de beraberdir. Vatanımızın halâs ve saadeti için elele vererek çalışılacak bir zemin ü zaman hâsıl olduğundan dolayı cidden pek büyük memnuniyet hissetmekteyim. Celâl Bey biraderimizin zât-ı âlinize getireceği nizamname mûcibince taraf-ı âlilerinden teşkilâta germî verilerek hiçbir tarafın ve kimsenin müdahale ve mümânaatına müsaade buyurulmasını ve mukaddes maksad-ı millînin temîni yolunda müzâhir olacağını ümit ve kabul etmekte olduğum hükümet-i mülkiye ve askeriyenin muhâlif harekâtı görüldüğü takdirde milletin irâde ve hâkimiyetinin izhârı lâzım geleceğini zât-ı âlilerinden ayrıca arz ve ricâ ederim.

Burada olduğu gibi aynı maksatla Sivas’ta da bütün milletin mümessillerinden mürekkeb umumî bir kongre in’ikad etmek üzeredir. Senakârınız da birkaç güne kadar mahzâ bunun için Sivas’a hareket edeceğim. Kongre’nin hitamında be-tekrar Erzurum’a avdet edeceğim cihetle Erzurum’da zât-ı âlinizle müşerref olurum. Bunun için vakt-i münasibinde zât-ı âlilerine telgrafla ma’lumât vererek behemehâl teşrifinizi ricâ edeceğim. Oradaki işlerimizin zât-ı âlinizin burada tûl-i müddet kalmanıza mâni olacağını biliyorsam da, milletin bizlerden beklediği hizmetin ehemmiyet ve ulviyeti karşısında kısmen feda edileceğinden de eminim. Her halde bir defa görüştükten sonra bu cihetin de bir çare-i hallini düşünür, buluruz. Cenâb-ı Vâhibü’l-âmâl Hazretlerinden vatan ve milletimiz için hayırlı akıbetler niyaz eder ve sizlerin gözlerinizden öperim.

Mustafa Kemal