Mesnevi/1/2001-2050

< Mesnevi‎ | 1

2001. Âdemî ki, cihâna sığmaz, bir dikenin ucunda nihân olur.
2002. Mustafa (a.s.) geldi ki: "Ey kırmızıcık bana söyle, bana söyle"yi bir hemdem ittihâz ede.
2003. Ey Humeyrâ, sen na'li âteş içine koy; tâ ki senin na'linden bu dağ la'l olsun.
2004. Bu "Humeyrâ" lafz-ı te'nîsdir ve can da. Bu Arablar ona te'nîs nâmını koyarlar.
2005. Fakat câna te'nîsden korku yoktur. Rûhun erkek ve kadın ile iştirâki yoktur.
2006. Müennesden ve müzekkerden pek âlîdir; bu, o can değildir ki, kurudan ve yaşdandır.
2007. Bu o can değildir ki, ekmekten ziyâdeleşir. Ya ba'zan böyle, ba'zan şöyle olur.
2008. Hoş edicidir ve hoştur ve hoşluğun aynıdır. Ey mürteşî, hoşluk, hoşluksuzluk olmaz.
2009. Vaktâ ki sen şekerden tatlı olasın, olur ki şeker bir vakit senden gâib ola.
2010. Vaktâ ki te'sîr-i vefâdan şeker olursun, binâenaleyh şekerlik şekerden ne vakit cüdâ olur.
2011. Âşık, vaktâ ki rahikı kendisinden gıdâ bulur, ey refîk, akıl orada gâib olur.
2012. Akl-ı cüz'î her ne kadar sâhib-i sır görünürse de, aşkı münkirdir.
2013. Zekîdir ve âlimdir, fakat yok değildir. Melek "lâ" olmadıkça bir Ehrimen'dir.
2014. O kavil ile ve fiil ile bizim yârimiz olur; hâl hükmüne geldiğin vakit "lâ" olur.
2015. Mâdem ki o varlıktan yok olmadı, "lâ" olur; vaktâ ki tav'an "lâ" olmadı, kerhen olmak kâfîdir.
2016. Can kemâldir ve onun nidâsı da kemâldir. Mustafâ "Ey Bilâl, bizi dinlendir!" buyurdu.
2017. Ey Bilâl, senin kalbine nefh ettiğim nefesden, müselsel sesini yükselt!
2018. O nefesden ki, Âdem ondan hayrân oldu; âsumân ehlinin aklı kendinden geçti.
2019. Mustafâ güzel sesten kendinden geçti; ta'rîs gecesinde namazı fevt oldu.
2020. O mübârek uykudan baş kaldırmadı; nihâyet sabah vaktinin namazı kuşluğa geldi.
2021. Ta'rîs gecesinde o arûsun huzûrunda, onların rûh-ı mukaddesi el öpmeyi buldu.
2022. Aşk ve can, her ikisi gizli ve mestûrdur; eğer ona arûs ta'bîr edersem, ayba mensûb tutma!
2023. Eğer o, bir dem bana mühlet de vermiş olsa idi, ben yârin melûllüğünden sâkit olurdum.
2024. Fakat söyle, sakın hâ ayıp değildir; gaybın takâzâsından gayri değildir.
2025. Aybın gayrini görmeyen kimse, ayb olur; gaybın rûh-i pâki ne vakit ayb görür?
2026. Hudâvend-i kabûle nisbet değil, cehûl olan mahlûka nisbet ayıp oldu.
2027. Küfür dahi Hâlık'a nisbetle hikmettir; bize nisbet ettiğin vakit, küfür âfettir.
2028. Eğer birisi yüz dirilik ile ayba mensûb olsa, nebâtta çöp misâli üzeredir.
2029. Terâzide her ikisini bir çekerler; zîrâ o her ikisi cisim ve can gibi hoşdurlar.
2030. Binâenaleyh büyükler bunu boşuna söylemediler: Pâklerin cismi sâfî cânın aynı vâki' oldu.
2031. Onların sözleri ve nefisleri ve nakışları, hep nişansız mutlak can geldi.
2032. Onları düşman tutan can, sırf cisimdir; o tavla oyunundan "ziyâd" gibi sırf cisimdir.
2033. O toprağa gitti, külliyyen toprak oldu. Bu tuz içine gitti, külliyyen pâk oldu.
2034. O tuz ki, ondan Muhammed emlahdır, o nemekli olan hadîsden efsahdır.
2035. Bu tuz onun mîrâsından bâkîdir; onun vârisleri seninle berâberdir; onu iste!
2036. Senin önünde oturmuştur; senin önün ise hani! Senin varlığının önünde ön düşünücü can hani!
2037. Eğer sen kendi zâtına ön ve arka zannı tutarsan, cisme bağlanmışsın ve candan mahrûmsun.
2038. Alt ve üst, ön ve arka tenin vasfıdır; cihetsizlikler rûşen olan cânın zâtıdır.
2039. Şâhın nûr-ı pâkinden nazarı aç; tâ ki kısa bakışlı gibi zannetmiyesin.
2040. Sen ancak gam ve şâdî içindesin ve bu kadar; ey adem, muhakkak ademin önü ve arkası hani?
2041. Yağmur günüdür, geceye kadar yürü! Bu yağmurun cinsinden değildir; Rabb'in bârânı cinsindendir.

Âişe-i Sıddîka'nın Hz. Mustafa (s.a.v.) den
"Bugün yağmur yağdı ve siz kabristan tarafında idiniz;
niçin elbisen ıslanmamıştır?" diye suâl etmesidir


2042. Mustafâ (a.s.) bir gün kabristana gitti. Ashâbdan bir kişinin cenâzesiyle berâber gitti.
2043. Toprağı onun kabrine doldurdu; o, toprak altında o dâneyi diri etti.
2044. Bu ağaçlar toprağa mensûb olanlar gibidirler; ellerini arzdan yukarı kaldırmışlardır.
2045. Halâik tarafına yüz işâret ediyorlar; ona kulak tut, hoş ibâret ediyorlar.
2046. Uzun el ile ve yeşil dil ile, toprağın zamîrinden sır söylüyorlar.
2047. Kazlar gibi suya baş daldırmışlar, tâvuslar olmuşlar ve karga gibi olmuşlar.
2048. Eğer kış onları mahbûs ettiyse, o kargaları Hak Teâlâ tâvus etti.
2049. Vâkıâ onlara kış ölüm verdi; bahârdan onları diri kıldı ve yaprak verdi.
2050. Münkirler derler ki: Bu muhakkak kadîmdir; niçin bunu Rabb-i kerîme rabt edelim?