Mahmut Esat Bozkurt'un Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Tarihi kitabına yazdığı ön söz

Türkiye Cumhur Reisliği Hususi Kaleminden Zühtü uray, Max Beer'in nefis eserini <<Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumî Tarihi>>ni güzel türkçemize tercüme etmiş bulunmaktadır.

Durmadan çalışan Zühtü Uray'ın ilmî alanda memleketimize hizmetlerin en büyüklerinden birini başarmakta olduğunu şüphe yoktur.

Bence, bizim bugün en büyük ve çok acele ihtiyaçlarımızın başında, Batı eserlerini, dilimize nakletmek ve bu yoldan millî kütüphanemizi zenginleştirmek gelir. Bu suretledir ki, Atatürk inkılâbının esas prensibi olan vatanımızı ve milletimizi batılaştırmak ödevini en doğru ve kısa yoldan başarabiliriz.

<<Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumî Tarihi>> bizi, nisbeten yeni bir cereyanın tâ esaslarına, başlangıç sebeplerine kadar götürecek ve bize bugünkü konmünizm halindeki tekâmül merhalesine götürecektir. Bundan maada, doğru veya eğri üç bin senedir insanlığın mukadderatında söz söyliyen bir mesleğin ne olduğunu, ne istediğini, en kısa ve aydınlık bir yoldan anlatacaktır.

Âlim, müellif ve profesör Pareto'nun Bay Hüseyin Cahit Yalçın tarafından dilimize çevrilen <<Sosyalist Meseleler>> pek ilmî bir eser olmakla beraber, herkesin bu mezhep hakkındaki ihtiyacını, yine çok ilmî olmasından dolayı tatmin edemiyordu. Pareto'yu anlamak herkesin kârı değildir. Onu anlamak için sosyalistlikle ilgili hayli ekonomik malûmata sahip olmak lâzımdır.

Halbuki pek nefis bir surette tercüme edilen ve mütercimi tarafından kitabın ihtiva etmekte olduğu şahıslar ve meseleler hakkında izahat verilmek suretiyle de aydınlatılan bu eser, herkesçe kolaylıkla anlaşılabilecek bir mahiyet iktisap etmiştir.

Doğru veya eğri ve bugün bütün devlet otoritelerini düşündürmekte olan Sosyalistlik hareketlerine karşı, ne istediklerini bilmiyen, anlamıyan bazı türedilerin sabotajlarına, bulanık suda balık avlamalarına meydan verilmesi hiç de doğru bir şey değildir.

Buna meydan vermemek, bu gibi hareketleri önlemek; Sosyalistlik adı verilen meslek hakkında bir fikir sahibi olmakla mümkündür.

Hemen her memlekette, hatta Yunanistan ve Bulgaristan gibi komşu memleketlerde bile müteaddit türcümeleri ve şerhleri mevcut olan Karl Marx'ın Kapital'inin bizde anlaşılmaz bir iki broşüründen başka bir şey yoktur.

Nerede kaldı ki biz, Ana Kanunumuzla devletçiliği kendimize maletmiş bulunmaktayız. Bunun anlamı, devlet sosyalistliğini kendimize maletmiş olmaklığımızdır. Şu halde kısmen olsun Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumi Tarihi, yeni bir Türk Devleti Prensiplerinin sebeplerini ve edebiyatını eşkil eder. Bu ihtiyacı, tercüme ettiği Max Beer'in güzel eserleriyle karşılıyan ve tatmin eden Zühtü Uray'ı tebrik etmeyi kendime bir borç saydım.

Fikrin en tehlikelisi gizli kalanıdır. Herhangi bir fikri açıkça ortaya koymak ve kritiklerini yapmak, -eğer muzır ise onu önliyecek çarelerin başında, en başında gelir.

Bir fikri yenmek için alınacak tedbir işkence değildir.Fikirler işkence ile imha edilemezler. İmha için tek çare, herhangi bir fikrin karşısına daha kuvvetli fikirlerle çıkmaktır. Tarih böyle diyor.

Maarif Vekâletinin <<Sosyalizm ve Sosyal Mücadelelerin Umumi Tarihi>>ni dilimize çevirmesi, bu hakikatleri görüp bildiğinin en açık bir belgesidir.

Klemanso 9 Konferans'ında der ki:
<Cumhuriyetçi ve demokrat doğdum ve öyle öleceğim. Fakat itiraf etmeliyim ki demokrasinin haykıran ıstıraplarını Marx'ı okuduktan sonra duyabildim.>

Klemanso gibi milliyetçilikle mağruru ve müfterih bir adam böyle düşünmektedidr. Ve Demokrasi'yi yaşatmak için çareleri çok az sosyalizmde bulmaktadır.

Zühtü Uray, tercümelerinde fevkalâde muvaffak olduğu gibi tercüme edilecek kitapları seçmekte de cidden isabet etmektedir.

<<Sosyalizmin ve Sosyal Mücadelelerin Umumi Tarihi>> nin tercümesiyle millî kütüphanemiz kıymeti yüksek bir eser kazanmış oluyor.

Muvaffakiyetini Zühtü uray'a kutlarım.
Ankara, 10 Nisan 1941
Mahmut Esat Bozkurt

Bu eser, kültürel öneminden ötürü Türkiye Cumhuriyeti'nde kamuya maledilmiştir ya da 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'na göre eserin koruma süresi dolmuştur. Kanun'un 27. maddesine göre:

  • Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder.
  • Sahibinin ölümünden sonra alenileşen (herkesçe bilinir duruma gelen) eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.
  • 12. maddenin birinci fıkrasındaki hallerde (sahibinin adı belirtilmeyen eserlerde) koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun.
  • İlk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.