Karanan ile Tilki

Bir varmış, bir yokmuş. Evvel zaman içinde, kalbur saman içinde, cinler cirit atarken, eski hamam içinde. Bir Karaana varmış.


Hayatta biricik kızından başka kimi kimsesi olmayan Karaana, o güne kadar biriktirdiği bir teneke balı ve bir teneke yağı alarak kızını ziyarete gidmiş. Az gitmiş, uz gitmiş, dere tepe düz gitmiş, altı ay bir güz gitmiş. Kızının evine yaklaştığı sırada yoluna bir Tilki çıkmış. Tilki:


-Karaana sen çok yorulmuşsun, tenekelerden birini bana ver de ben götüreyim, demiş.

Karaana bu teklifi kabul etmiş ve yağ tenekesini tilkiye vermiş. Biraz birlikte gittikten sonra Tilki;

-Karaana sen git ben kestirmeden gideceğim, demiş.

Daha sonra bir teneke yağı yemiş ve tenekenin içini dışkıyla doldurmuş. Yolda Karaana’ya yetişip bu hafif sen bunu alda diğer tenekeyi bana ver demiş. Bal tenekesini alan tilki ben yine kestirmeden geleceğim diyerek oradan uzaklaşmış. Balı da yiyen tilki o tenekeyi de dışkıyla doldurmuş. Karaana’nın kızının evi göründüğünde onu da Karana’ya vererek oradan ayrılmış.

Karaana kızının kapısını çalmış ve kızıyla hasret giderdikten sonra içeri girmiş. Vakit öğle olduğu için Karaana’nın kızı kalkar birşeyler hazırlamaya koyulur. Ancak evde hazır bir şey bulamadığı anasına:

-Öğlen oldu ama yiyecek pek bir şey de kalmamış, demiş.
Karaana da:
-Kızım yağ getirdim, bal getirdim, onlardan getir de yiyelim, demiş.

Tekrar mutfağa giden kız yağ tenekesini açmış bakmış ki bir teneke dışkı:

-Ana virrik, diye bağırmış.

Bal tenekesini açmış o da öyle, Yine:

-Ana virrik, diye bağırmış.

Bunu duyan Karaana kalkmış, kızının yanına varmış. Ne olup bittiğini sormuş ve olanları öğrendikten sonra:

-Bunu mutlaka o tilki yapmıştır, demiş ve kızına seslenerek:
-Sen bana bir toprak karasakız getir, demiş.

Bu karasakızı götürüp bacanın etrafına sürmüş. Gece gelip bacaya oturan tilki, kalkınca kuyruğu karasakıza yapışıp orada kalmış. Karaana gidip kuyruğu alıp eve getirmiş. Kuyruğu kopan tilki gelip kapıya:

-Karaana, Karaana ne olur kuyruğumu ver, demiş.

Karaana da:

-Sen git yağımı geri getir ki, demiş.
Çaresiz kalan tilki, ineğe gidip süt ister ki yağ yapıp Karaana’ya vere. Tilkiye hemen sütünü vermeyen inek:
-Bana ot getir ki sana süt vereyim, demiş.

Tilki varmış çayıra, çayırdan ot istemiş. Çayır:

-Git kızları getir üstümde oynasınlar ki sana otumu vereyim, demiş.

Kızlara giden tilkiye kızlar:

-Bize kuyumcudan git inci, boncuk getir ki gidip çayırda oynayalım demiş.

Kuyumcuya giden tilkiden kuyumcu da yumurta istemiş. Tavuklara giden tilkiden tavuklar da darı istemiş. Darı istemeye tarlaya giden tilkiden tarla da su istemiş.


Tilki suya gidip olanları anlatınca su tarlayı sulamayı kabul etmiş. Buna oldukça sevinen tilki suyu getirip tarlayı sulamış. Tarladan aldığı darıları tavuklara vermiş ve yumurta almış. Yumurtayı götürüp kuyumcuya vermiş ve kuyumcudan aldığı incileride kızlara vermiş. Kızları çayıra götürmeye ikna etmiş, çayırdan otu almış, ineğe götürmüş. İneğin sütüyle bir teneke yağ yapıp bunu Karaana’ya vermiş. Yağını alan Karaana tilkinin kuyruğunu vermiş. Kuyruğunu alan tilki kuyruğunu tekrar yerine takmış. Bu olay kurnaz tilkiye bir akıl parası olmuş ve bir daha da fırsatçılık yapıp kimseyi aldatmayacağına dair oradakilerine söz vermiş.