Gazavat-ı Hayrettin Paşa/Bölüm 17

Symbol 甲 class.svg
Bu maddenin düzen ve biçim olarak Vikikaynak standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.



Gazi Hayreddin Paşa hazretleri, Andirya Oorya'yı Muton Koron önünde yakalayıp yirmi dokuz gemisini almıştı. Andirya Dorya salt başına teknesi ile kaçıp kurtulmuştu. Andirya Dorya'nın mağlup ve perişan İspanya'ya vardığı gün, İspanya Kralı'nın Alaman Kralı'na yardım için gönderdiği altmış bin kafirin kılıçtan geçtiği haberi de gelmişti. · Kara haberlerin ikisi birden bir günde gelmekle, kafirler yeis ve pıatemlere battılar. Köpekler gibi ulu~ yup, hınzırlar gibi çağırışmaya başladılar. Hangi beHiya nale ve feryat edeceklerini şaşırdılar: Alaman'da, Sultan Süleyman'ın kılıçtan geçirdiği altmış bin sultata mı acısınlar, Andirya Dorya'nın elin· den alınan yirmi dokuz çektiriye mi? Elhasıl kafirlerin yeis ve matemleri ölçüye gelmeyip, hemen güya sal üstünde kalmış'köpeğe döndüler ... Hak teala daima hüzün ve kederlerini ziyade eyleyip, başları aşağı olsun. Ve ümmet-i Muhammed karındaş· lanmız, her halde üzerlerine mansur ve muzaffer olsunlar, amin. Kafirler Hayreddin Paşa hakkında : «-Ol azizierin hışır hışır hışmına uğrayası Barbaroşo'nun elinden bizim halimiz neye varacak. Ceza- 204 yir'de iken bir intikam alamadık. Hele şimdi Padişah tarafından tanındı, Ceneral oldu. Onu şimden sonra aziziere havale etmekten başka elimizden bir şey gel· mez.» Deyip, intikam almaktan gayri ümitlerini kesmiş· I erdi. Sonra ise: «-Cezayir'i almak için bir tedbir düşünelim. Eğer Cezayir'i alırsak, Barbaroşo da işittiğinde kasavetinden çatır çatır çatlar.» Dediler. İspanya Kralı da kumandan ve kaptanlarının sözlerini makul buldu. Gayri Cezayir üzerine sefer tedarikine giriştiler. Mosonegro :Kara Hasan Ala Padişah hazretlerinin emri gereğince Hayreddin Paşa hazretleri sultan Cezayir'i feda edip Asitane'ye gelirken yerine Kara Hasan Ağa'yı bırakmış idi. Kara Hasan Ağa, gayet ıİıü'min, müttaki, alim, fazıl, tavr ü hareketi belli olmuş bahadır kişi idi. Gerçi cüssece uzun boydan bir miktar ufarak kıt'a idi. Amma bir şahin idi. Bahadırlıkta pek meşhurdu. Hayreddin · Pa· şa'nın oğulluğu ve sırdaşı idi. Çoğu müşkil mesele· lerde onun :rey ve tedbirine danışır idi. İş bilir adam· dı. Cömertlikte Hatem-i Tai gibi idi. Bir kimseye bir ihsanda bulunsıl onu ihtiyaçtan beri kılardı. Daima · adalet üzere iş işler şer-i şerife uyardı. Hasılı iyi ahh1kh bir adem idi. Hayreddin Paşa İsliimbol'a gittikten sonra Cezayir'i çekip çevirdi. Nizarn ve intizamı artırdı. Cezayir'· in içi ganimet ve esirlerle doldu. Kafir yakasım berbad ve ha:rap eyledi. .Günlerden bir gün kosta kAfirlerinden iki üç yüz kılfir, ·başlarına hasır yakıp, gelip, Kral'a Hasan Ağa'­ dan şikayette bulundular. Dediler ki: «-Devletlü Kral, biz Barbaroşo'nun İslambol'a gi, dip Gran Senyör'e Ceneral oldu~nu işitince, çok sevi-. nip mesrur olmuştuk. Şu hristiyan düşmanı Barbaro-şo'dan kurtulduk der idik. Amma şimdi Barbaroşa'nun yerine oturan Mosonegre, ki Kara Hasan Ağa demek-' .tir, Barbaroşo'ya rahmet okuttu. Barbaroşo yine hris-. tiyanları deniz yolunca esir. eder, öldünnezdi: Bu Masonegro ise: Cezayir'de kafir çok, bana esir lhım değil deyu hepsini derkelle edermiş ... • Bunları duyan Kral'ın aklı başından gitti. «-Hay diyavolo! Aman şunun hemen başını ·ezrneğe bakalım. ·Bunu da Barbaroşo gibi nam ü şan sahibi olmaya bırakmayalım, zira ejderha yılandan olur, dedikleri gerçektir. Barbaroşa'nun nam ü şan sahibi olması hep bizim ihmalimizden oldu. Bir korsandan ne olacak derken, sonunrui Qran Senyör'e Ceneral oldu. Aslında bari bir büyük kan olaydı, o kadar yüreği~iz yanmazdı. Yine aslına döndü derdik. Amma bunun aslı nesli belirsiz. Midilli adasından izbandut gidisi!.:.» Diyerek Paşa hakkında da, ytireğinin ateşinden olmayacak pohlar yedi. 206 Bu kafir oğlu kafirler bilmezler ki, ol devlet ü daratı, nam ü şam hep Cenab-ı Hak vermiştir ... Ve tüizzü men teşa ve tüzillü men teşa. Bunu bilmezler de kendi fısk dolu · fikirlerince hasep nesep iddiası ederler. İspanyol Kralı Cezayir önünde Kara Hasan Ağa'nın kafideri derkelle ettiği haberi kafir yakasında şayi olunca, gayn Cezayir'e daha çok bakar oldular. «-Azizierin himmetiyle, biz de Cezayir'i aldığı­ mızda ol Mosonegro ·dedikleri diyavolunun kellesini kesip. yalı kapısına asalım. Hristiyanlann · kellelerini kesrnek nice olurmuş, o haydutlara ibret olsun.» Diye laf ü güzaf harmanını savururlardı. Dokuzyüz kırk sekiz senesinde büyük hazırlıklar edip bahar gelince Cezayir üzerine gittiler. Rebiülevvelin yirmi beşinci günü İspanya donanması gelip. Temnitos önüne yattı. Kral dahi beraber gelmiş idi. «-Hasan Ağa'nın başını kendi elimle keseceğim! » Diye iddia ederdi. Amma kul dediği olmaz, Allah dediği olur. Nitekim denilmiş ki: «Eğer dilden gelen elden geleydi, «Gedalar kalmayıp sultan olaydı.» Kafir donanınası sabapa kadar güç ile yerleşti. Böyle büyük donanma ile Cezayir'e geldikleri olmamıştı. Cümlesi dört beş yüz yelken vardı. Gemilerin direkleri güya kabalık gibi Temnitos önünü doldurmuştu. 207 Kara Hasan Ağa baktı ki müslül:nanların renkleri değişmiş: «--'- Hemen şimden sonra bizim alıvalimiz bir Al· lah'a kalmıştır,. meğer ondan bir inayet ola!» Diye büyük telaşa düşmüşler. O zaman Kara Hasan Ağa galaba divan eyledi. Askerler, ulema ve belde halkından büyük küçük hep ge· lip toplandılar. Kara Hasan Ağa'nın konuşması Hasan Ağa, aslan gibi yerinden kalkıp, bunlara dedi ki: «-Ey oğullar, kanndaşlar, babalar! Sizler cümle· niz bu ana kadar hep şadlıkta ve safada idiniz. Her kolayın bir zoru ve her zorun bir kolayı olağandır. Şimdi bu din düşmanları mel'unlar gelip vilayetimiz önüne lenger-endaz yattılarsa, bizlere dahi layık olan şudur ki: Güya hepimiz bugünkü günde dünyaya gel· dik ve yine bugünkü günde şehadet şerbetini içip ahirete gideceğiz, bilelim. Hadis-i şerifte buyrulduğu üzere, kişi kendisini dünyada hemen misafir gibi bilmek . gerektir. ~ünyaya gelenin ecel şerbetini içmesi muhak· kaktır. Cenab-ı Hak: Bütün nefisler ölümü tadacaktır, buyuruyor .. Baki ancak Allah'tır, gayri kimse yoktur. «Madem ki böyledir, bugünkü günde ne mala ne rxzka ne de eviada bakmayıp, hemen canla başla, Allah rızası için din-i mübin uğruna cihad-i fi sebilillah ede· lim. Ta birimiz kalmayıncaya kadar sizinle çalışalım. Elhamdülillah ala din'il İsHi.m! Ölenimiz şehit, öldürenimiz gazidir. Yardım edici ancak Cenab-ı Hak'tır. Sizinle bu yardıma bakalım, düşmanın çokluğuna· bak· 208 mayalım. Zira az asker ile çok askeri_ bozmak, her şe· yin sahibi Rabbimizin ezeli bir adetidir. · «Sakınıp sakın kalbinize bir korku gelmesin. Allah erenler bizlere ya\'dımcıdır. Burası mübarek topraktır. Sultan Cezayir'in gözcüleri çoktur. İnşallahu teaıa, avn-i Huda ve mu'cizat-ı Mustafa ve ciharyar-i güzin-i ba~safa ve gaib erenlerin ve hazır erenlerin yüce himroetleri berekati. ile dinsiz: kafirlere öyle -bir endam · keselim ki, şevketlü Padişahımız ile efendimiz Hayreddin Paşa bize tahsin ve aferinler kılsınlar. Ve bizden sonra gelecek kanndaşlar tevarihlerimizi okudukta ruhlarımızı rahmetle ansıiılar. Nitekim kamiller demişler ki: «Er odur ki dünyada koya bir eser, «Esersiz kişinin yerinde yeller eser.» Kara Hasan Ağa böyle dedikten sonra, dediği gibi kavrt ü karar üzere Fatiha olunup el yüze çalındı. Divan savulup işli işine gitti. Barcü harfilar üzerine pay olundular. Er gibi hazırlanıp Alialı'ın hikmeti bu ya, divandan evvel kalplerinde bulunan korku, Kara Hasan Ağa'nın va'z·ü nasihatından sonra İslam askerinin içinden çıkıp gitti. Kalpleri ay· dınlandı. Geceleri Kadir, gündüzleri Nevruz oldu. Acaba küffar donanınası var mıymış, yoksa yok muymuş, asla mühimlerine gelmezdi. «Bİ'r yarar cümleyi yarar eder, bir muhannes cümleyi inuhannes eder.» Demişler. 209 Ol mücahit Kara Hasan Ağa'nın nükteleri nasihatları İslam askerini, İsa gibi ölü iken diriltmiş, yeni hayata eriştirmişti. Hasan Ağa da kalkıp, pak abdest alıp, iki rekat namaz kıldı. İşleri kolaylaştıncı olan Cenab-ı Hak'tan, İslam askeri için yardım dileyip:. « - Allahım, İsiarnı kafirlere karşıkavi kıl!• Diyerek yüzünü yerlere sürdü, ağladı. « - Ya Rabbel alemin! Ben senin aciz bir kulunum. Beni din düşmanları olan' kafirlerin yanında utandırma. Yüz aklığı ile yardım ihsan eyle.» Deyu dualar eyledi. Sonra Fatiha-i şerif, sure-i Yasin ve İnna fetalına leke suresini okuyup el yüze çaldı. Kalkıp. « - Bismillahirrahmanirrahim, Allah'a tevekkül ettim, kafir ile gazaya niyyet eyledim.» Deyip silahını kuşandı, kılıcı~ı boynuna astı. Muhammed-ül Mustafa'yı şefaatçı tutunup, burc-ü barular üzerine çıkt1. Tedbir ve tedarikle meşgul olup, ortalığa nizarn ve intizam verdi. Burçla.r üzere İslam alemler:i dikilip, kösler çallndı. Nara-i Allahüekber sadasıyla alem yankılandı. Hası­ h er gibi hazırlanıp, aslan gibi düşmanı bekler oldular. Küffar-i haksar dahi gemilerden sandallarla sel gibi karaya dökülüp ordusunu kondurdu. Metrisler kazıp köstebek gibi içine girdi. F: 14 210 Gayri gemilerden toptaşı bomba, İslam burçları­ na yağmur gibi yağmaya başladı. Gaziler dahi a'da-yı hasirin üzerine topuna top, bombasına ?omba yağdı­ rırlardı. O gün kafirlerin beş on pare gemilerini batırdı­ lar. Çünkü kafir gemileri gayet top altına girmişler­ di. Cezayir'in burçlannda hırtallı topları yoktur diye hakir görmüşlerdi, amma Hayreddin Paşa o burçları gayet muhkem edip hırtallı toplar komuş idi. Kırkar, otuz altışar, yirmişer, on ikişer ve sekizer hırtal olmak üzere toplari · var idi. O gün toptaşı ve bomba darbından beş on pare gemileri denize gark olunca, hemen alelacele top altında~ çıkıp uzağa yattılar. Onların topları da gayri Cezayir burçlarına yetişmez oldu. İspanya Kralı kötü işli mel'un: « - Şu Mosonegro denen Türkün bu rikoluğu­ nu beğendim amma, baştan bunu Barbaroşo akıllı adam diye yerine oturtmuş ise de akıllı bir adam de-ğil imiş. Beş on adam ile benim kuvvetime karşı durmak ister, burçların üstünde seyirdip gezer. Ya ben yarın o burçları göklere ağdırdığımda, o zaman ne yapacak.» "' Dedi. Hasan ağa ile bir miktar zevklenip maska· ralığa aldılar. Sonra Kral: «-Eğer bu negro diyanoloda akıl olaydı. Benim buraya geldiğimi görünce hemen Cezayir kalesinin anahtarlarını alıp, boynuna mendil bağlayıp, hak-i payimize gelip özür diler idi, Hem bu sebeple belki su· . 211 çundan geçip affederdik. Halbuki ona hiç bir şekilde ölümden kurtulma yoktur. Hristiyanları derkelle edip kestiğinden ben de onun başını kendi elimle kesmeye yemin etmiştim. Böyle iken' özür dileyip haddini bilmesiyle ylne katı olunmasından feragat olunur, bir. miktar şey ile vilayetine gitmesine belki izin olurdu. Amma şimdi ben ona bir iş edeyim ki, kıyamet olun· caya kadar dillerde destan ola.» Deyip hiddetle geldi. Yanında olan papazlar: « - Devletlü Kral, hele evvel bir name yazıp gönderüıiz. Bakalım sonu ne olur? Eğer sizin dediğiniz gibi Cezayir'in anahtarlarını, boynu bağlı, sine dağ­ lı hak-i pa ye getirip özrün dilerse, sözümüz yoktur. Aksi zuhur ederse biz çekildik aradan gayri günahı boynuna deriz. Gayri istediğiniz gibi cezası tertip olunur. Sizin gibi bir azimUşşan krala ne yapabilir? Aklı ermediğinden böyle ediyor. Yoksa senin bu kalıredici kuvvetine Gran Senyör bile olsa belki takat getiremez. Kan de kaldı ki Kara Hasan Ağa!» Dediler. Şeytan papazlar, Kral mel'una ol kadar paye verdiler ki, koltuğuna karpuz sığmaz oldu. · O zaman: · «-Ras söyledinizi Türkçe olmak üzere Hasan Ağa'ya_ bir name yazılsın!» Dedi. TÜrkçe bir name yazılıp gönderildi. İspanya Krab'mn nAmesi Namede: «Ben ki İspanya Kralından, sen Cezayir kuvar- 212 nadoru Kara Hasan Ağa'ya, «Namem sana vardıkta şöyle bilip agah olasın ve gözünü pek açasın. Eğer aklın başına yar ise boğazı­ na mendil bağlayıp, Cezayir kalesinin anahtarlarını yanına beraber alıp sonra gelip hak-i payime yüz süresin. Belki bu suretle suçun affolunup kati olunmak -tan halas olasın. Zira ben işittim ki sen hristiyan kulları denizde bulup aldığında, Cezayir'de esir çok, be· nim esire ihtiyacım yok, bana nam lazım, deyu boyunlarını vurup öldürür imişsin. Ben de senin ba· şını kendi elimle kesrnek için azizierin başına yemin eylemişim. Senin için elimden kurtulmak imkansız· dır. Meğer ki. kendiliğinden gelip, özürler dileyip, hak-i payimize yüz süresin. O zaman belkim hem elim· den necat bulasın, hem biraz şey ile seni kayırayım, vilayetine gidesin. «Amma Cezayir'i zorla alıp da elime düşersen, kurtulamazsın. Bütün askerini de ispatadan geçiririm. Sana nasıl nam lazım ise, bana da nam lazımdır. Benim nasıl üstün kuvvete sahip bir kral olduğumu bi· lirsin. Bütün ümmet-i İsa üzerine şehin şahım, ve tac-ı Nuşirevan koronası taşırım, ve bütün hristiyan memleketler üzerine hükmüm geçer, Senin efendin olan Barbaroşo'yu Tunus'dan papuçsuz kaçırmış adamım. İmdi benden gözünü pek açasın. Bu büyük kuvvetle bu tarafa gelmekten maksadım Cezayir'i almaktır. Cezayir'i almadan ardıma bakanlardan değilim. Askerim çok zahirem çok, mahm dahi çoktur. Asla bir Şeyden elemim yoktur. İşte bunlar sana malum olsun, ona göre benden kork. Sonra bildim bilmedİm deyu özür ba· hane dinlemem» 213 Demiş. . Kralın elçisi bu narneyi getirip mücahit Kara Hasan'a verdi. Kara Hasan divan topladı. Gazi askerler huzurunda hoca efendi. tarafından name okundu. Herkesin malumu oldu. Red cevabı yazılıp yine elçisi eliyle İspanya Kralı'na gönderildi. Cevapta ş()yle .denilmişti : «Evvela, ey ebedi mel'un ve sermedi hınzır İspanya Kralı sensin ki, narneo geldi. Ve içinde yediğin pohların hepsi malumumuz oldu. İmdi ün ile laf ile ben adama Cezayir'i verınem ve· senin gibi kelpten dahi pervam yoktur. Elinden geleni ardına koma. Eğer sen üstün kuvvetinle mağrurla:qırsan ben dahi ka.inatı yoktan var eden Allahiı azimüşşana dayanırım. Hem bilesin ki az asker ile çok askeri bozmak gizlileri ve sırları ~ilen Cenab·ı Hak hazretlerinin ezeli adetidir. Kafider ile , karşılaşıp cenk ü cidal ve harb ü kıtal eylemek İslamın şerefi ve iftiharıdır, ve Allah ·katında yüce derecelere· erişmesine sebeptir. Senin gibi nice benlik davası sürmüş mel'unlar Cezayir'i almak kasdıyla gelip Hakk'ın yardımıyla mağlup ve münhezim olarak, pişman ve perişan bir halde yüzleri karasıyla. artlarına bakarak yıkılıp gitmişlerdir. Hazret-i Kibriya'dan umarım ki, inşallah sen onlardan beter olursun! Zira mağrurun basını, intikam alıcı y-üce padişah olan Cenab-ı Hak -tır ... Sen bildiğinden kalma!.» Kara Hasan ~Aa'nm çaşıtlan Kara Hasan Ağa'nın mektubu İspanya Kralı'n~ varıp da okununca, vay ki İspanya Kralı hiddete gelip kakıyıp, yıldırım gibi şakıyıp, ka.fir' iken yahudi oldu. 214 «-Eh koca Negro, ben de seniQ haddini bil~ir­ mezsem adam değilim!.» Deyip, gayri küte küt cengi artırdı. Amma Kara Hasan Ağa'nın çaşıtları vatdı, kafir ordusunda gezerlerdi. Her· ne görürlerse gelip haber verirlerdi. Bir giin katirlerin büyük festesi oldu. O gün gemi· lerden sandaHiira şarap fıçıları çıkarıp, o gece yeme içme edip sabaha kadar eğlendiler, gülüp oynadılar. Ertesi gün de meclisleri ortada kaldı. Hınzırlar gibi hortlayıp yatarlardı. Hatırlarına, asla : «-Kimbilir, biz böyle mest halde yatarken, belki Negro Hasan Ağa bu gecelikte gelip baskın eder.» Diye gelmezdi. «-Türkler bizim korkumuzdan, burçlardan bir ·adım ileri gelmeye kadir değillerdir.» Sanırlardı. Mücahit Hasan Ağa ise küffarın halinden gereği gi· bi haberdar idL Hemen fırsatı ganimet bilip gazilerle meşveret eyledi. On bin iş bilir cenk görmüş yiğit gaziyi hazırladı. Gece yarısından sonra sabaha yakın bir saatte gizli kapıdan çıktılar. Hasan Ağa önlerine düştü. Dağ yolundan gittiler. Ay karanlığında idi. . Dağ yolundan varıp kestirmeden, kafirlerin ordusu üzerine çıktılar. Hem hikmet-i ilahi o gece muhalif yeller esip kafirlerin üzerine karanlık pus çekti. Göz gözü görmez oldu. Yağmur dahi desticten dökülür gibi g?z açtırmadı. 215 Bu alametler Allah tarafından İslam askerleri .için yardım idi. Gaziler baktılar ki, kafirler kimi mahmur ve kimi sarhoş köpekler gibi uyuyup, hınzırlar gibi hortlayıp yatırlar. öyle ki dünyadan habersiz idiler. Halbuki gaziler tabanealı atımı kadar kifilere yaklaş­ mış idiler. Hem gör hikmeti ki, kafirler t~rafında tufan karanlı~. fırtına ve yıldınmla ya~murdan göz açılmaz iken İslam askeri tarafında buı;ı.lar yoktu. İslam askerleri katirieri görür, amma kafirler İslam askerlerini görmezdi. Baskın İslam askeri ise öyle düzenlik ile gelirdi ki, ayakları altında karınca incinmezdi. Gazi Kara Hasan A~a on bin gazinin önünce gider, her işi o idare ederdi. Kimseden bir ses çıkmaz herkes kendi işine bakardı. İstedikleri yere vardıklannda : «-Bismillahirrahmanirrahim, niyyet-i gaza, kasd~ı kifir!» . 1 Deyip, Hasan A~a tüfengini boşaltınca, on bin gazi birden tüfenklerini küffar-ı haksar üzerine boşalttılar. Kafirler dökülüp kaldı., Ardından, gaziler kılıçlannı çekip, kafirlerin kalp. cenahlarına girdiler. Serçe alayına kartal, ekincı tarla· ~ına orakçı nasıl girerse, kafirleri öyle kırmaya başladı. lar. Kafider isem Uç gündür yiyip içmeden ve şal'abın mahmurlu~ı'ıdan gözleri dünyayı görmez halde. idiler. Silaha pusata davranıp kendilerini buluncaya . kadar 216 gaziler kafirlerin yarısını kırmalı oldular. Kafirlerin tamamı otuz altı bin idi. Kafirlerin içine bir uğursuzluk bir şaşkınlık düş­ tü ki, ancak olur. Biribirlerini kırmaya başladılar. Ana buba günü olup, kafirler neye uğradıklarını bilmediler. İşte bunun için: Baskın bastıranındır, derler. Hele basılan aklı başından gitmiş sarhoş veya üç günlük mahmur olursa ... Elhasıl şafak sökünceye kadar gaziler kılıçlarını bırakmadılar. Yirmi binden fazla kafir kılıçtan geçti. Dört bez yüz kadarını ise esir alıp koyun sürüsü gibi önlerine kattılar. Bunları kılıç yelmanları ile döverek ve yürümeyeni yolda kerterek, selamet ve ganimetle gelip burca girdiler. Sabah olup, güneş görünüp, öz nuroyla alemi aydınlatınca, kafirler bakıp gördüler ki, ne bakarsını İş işten geçmiş, bela deryası boydan aşmış. Şöyle ki, kafir !eşinden tepeler olmuş. Kelle dersen bostan kesimi gibi ayaklar altında ... Bu hılli görünce gayet perişan ve başları aşağı· oldular. Zira asla hatıriarına Türk askerinin gece burçlardan çıkıp, baskın edecekleri gelmezdi. Gururlarından.: «-Türkler şimdi kendi başları kaygusundadır, esir olacaklarına ağlarlar.» Deyu, kendi yemelerine, içmelerine, ahenklerine bakarlar idi. «-Hemen şimden sonra Cezayir bizimdir! » Derlerdi. 217 CenAb-ı RabbüiAlemin'in İslfmı'a yardım edece~ini akıllanna bile getirmezlerdi. Kendi çokluklanna gÜ· venirlerdi. İspanya Kralı da bu kadar sayısız askeri ile n:la~­ rurlaıiırken, apansızdan böyle yüz karalı~ı oldu,. diye gazabından kafir ik~n yahudi oldu. Ve: «-Bu iyi alArnet de~ildirl » Diye, kalbine korku düştü. Derya c(işü buraşa gelip Amma yine de kAfirlik gayretini elden bırakınayıp gemilerden tekrar asker çıkanp, evvelkinden ziyade metrislere balyemez toplar çekip, o gün akşama kadar Cezayir'in üstüne ya~mur gibi top taşı ya~dırdılar. Akşam ezanma yakın bir saatte, gökte bulutlar toplanıp şimşekler çakmaya başladı. Sert bir rüzgArla birlikte Alemi karanlık bastı ve belA bArAnı gibi ya~­ murlar ya~maya başladı. Az zamanda sel sele kanşıp kafirlerin metrislerini doldurdu, kendilerini ise sü:rlip deryaya gark etti. Bir ana buba günü ki, ya medet Allah! Cenab·ı Hak gazabıyla lutf edip, katirler üzerine yumurtadan büyük dolu yağdırdı. Kiminin başı delindi, kiminin gözü çık· tı, soluğu cehennemde aldılar. Neye uğradıklannı bilmediler. Derya ise cıişü hurıişa gelip tufana döndü. Kafir gemilerini Temnitos körfezine baştan kara eyledi. Or· da dahi nice kafirler helak oldular. 218 Beş yüz pare gemiden, yalnız İspanya Kralı'nın bindiği baştarda kurtulup, kafir yakasına yüzü karası ile çekilip gitti. İslam askeri burçlardan, kafirlerin başına gelenleri seyredip, hamdü senalar eylediler. Hepsi bir ağızdan : «-Ey Rab}?imiz! Gerçekten lütfun keremin çoktur. Kimsesiz kalanların daima elinden tutarsın.» Diye dualar ettiler. Başbuğ olan gazi Kara Hasan Bey geceleri başını yastığa koymaz, Cenab-ı Hakk'a: «-Yarabbi! İslam askerine sen yardım edip, yüz aklıkiarı müyesser eyle. Yarabbi! Ben aciz yüzü kara kulunu, dinsiz kafirlerin önünde malıcup eyleme. Senin rızan ve din-i mü bin uğruna. cihad için kuşca canı­ mızı feda eylerrıişiz. Biz zayıf kullarına medet ve inayet eyle. Bu kafider çokluklarına güvenirler. Biz zayıf kulların senin fazlü keremine güveniriz.» Diye yüzünü yerlere sürüp dua niyaz ederdi. Ya bu şekilde yaparı kimsenin duası Allah katında niçin mak· bul olmasın. Cenab·ı Hak, Kelam-ı Kadi:m'inde: İsteyin vereyim, diye buyurmuştur. Amma yolunda bulunmak ister. Kafirlerin başına bu tufan gelince : «-Cadı şerrine uğradık!» Dediler. Cenab-ı Hakk'ın gazabına uğradıklarından haberleri yoktu. 219 Yirmi beş bin esir Gaziler şükür ve dualarını ettikden, sonra, Gazi Kara Hasan Ağa on bin asker ile burçtan çıktı. Varlp kafirlere karşı oldu. Allah'ın izni ve Peygamber'in mucizesi ile dinsiz katiriere öyle bir kılıç döşediler ki, ya medet Allah! Yağmur suyu ile kafir kanı karışıp sel gibi aktı, pis cesetlerini deryaya götürdü. Sağ kalanlar ise gazilerio ateş saçan kılıçları kar-şısında takat getiremeyip firara yüz tuttular. «Aldığına giderim, neyleyeyim çare yok, «Önüme taş mı gelir yoksa burun mu çıkar» Deyip kaçmaya başladılar. Gaziler dahi artlarınca : «-Bre kafider nereye! Elimizdenkande can halas olursunuz!» Deyu na'ra vurup, kırarak kovarak giderler iken Harraş denen nehir önlerini kesti. Yağmurlar yüzlinden coş":lluş sel halinde idi. Kafirlerin ilerde bulunanları can havliyle kendilerini nehre vurdular. Hiç biri kurtulamadılar, hep helak oldular. Tahminen on binden fazla kafir cehenneme gitti. Geri kalanlar gayri kendilerini nehre atll)aya kıyışamayıp : «-Mayna sinyor! » Diyerek gazHere teslim oldular. Gaziler de katirieri birbirlerine bağlayarak esir edip Cezayir'e getirdiler. Hepsi yirmi beş bin kafir idi. Bu kafidere metrislerde olan topları, baştan kara olan gemilerin ~erestelerini ve mühimmatlanm Cezayir'e taşıttılar. Öyle ki Sultan Cezayir eskisinden, Allah erenler bereketiyle, on kat daha ziyade terakki bulup, 220 marnur oldu. Allah teala kıyamete kadar marnur ve düşmanları üzerine karada ve denizde mansur ve muzaffer kıhvere, amin. Hülasa, böyle bir yüz aklığı devr-i Adem'den beri olmamıştır. İstanbul'a zafer müjdesi Gazi Kara Hasan Ağa bu yüz aktığını baştan sona kadar yazdırıp şevketlü Sultan Süleyman hazretlerine bir na:rtıe hazırladı. Bin kafir esiri de kürek için ayırdı. Ayrıca gerek Hünkar'a ve· gerek Hayreddin Paşa'ya hediyeler düzdü. Bütün vezir vüzeraya da hep yollu yulunca peşkeşler hazır eyledi. Bunları İslambol'a götürmek için otuz pare mükemmel kalite yağlatıp her birine iki yüz ellişer gazi dilaver yiğit tayin eyledi. Her birisi pak ve pakize olarak hazırlandılar. Asitane'ye gelecek esir katirieri otuz pare kaliteye dağıtıp, ikisini birer karineye çakıp geceleri ise' ellerine dahi kelepçek vurup dikkatle saat bekleqiler. Çünkü-düşman fırsata bakar gafil olmaya gelmez. Günlerden bir gün mübarek bir ~aatte otuz pare tekne Cezayir'den çıkıp : «-Kandesin İslambol!1> Deyip yola revan oldular. Uygun hava ile yirmi birinci gün selametle İslam­ bol'a vardılar. O gün İstanbul'un içi şenlik ile yandı tüttü. . Gelen otuz pare kalitenin seraskeri Hayreddin Pa-şa'nm kendi çırağı Deli Mehmet Kaptan idi. Gelip Hay- 221 reddin Paşa'ya buluştu. Hayreddin Paşa dahi eski yar-ı kafadannın gelişine çok memnun oldu. ·Deli Mehmet Kaptan, çıkarıp Kara Hasan Ağa'nın Hayreddin Paşa'ya yazdığı narneyi ve ayrıca şevketlü Hünkar'a yazdığım teslim eyledi. Hayreddin Paşa o zaman Kaptan Paşa olmakla be-· raber Cezayir . Ocağından olduğundan bu Ocak'ın her işi ondan sorul\lr ve o da Ocak'a elinden gelen yardımı ederdi. Ocağıyla iftiharlari·ır ve belki kendi doğup büyüdüğü vatanından çok Cezayir Ocağını severdi. H~yreddin Paşa lle Cezayir OcaklıJar buzurda Yerine bıraktığı Hasan Ağa'nın ise bu kadar yüz aklığı eylemesine çok sevindi, dünyalar onun oldu. Deli Mehmet Kaptan ise Cezayir'in vaziyetini ve· olanları Hayreddin Paşa'ya bir bir anlatı. O da ·gözlerinden sevinç yaşları mübarek sakalına akarak dualar etti. Hayreddin Paşa, Cezayir'den şevketlü Rünkar iÇin gelen hediye \ve peşkeşleri otuz pare kalitenin kaptanlarını ve her birinden yirmişer gazi yiğitleri yanına aldı. Yiğitler som sırma Mağrip elbiseleri içinde idiler. Her birinin elinde bir şey vardı. Kendi Ocağı olduğun­ dan iftihar ve sürurla atma binip ocakdaşları Cezayirli gazilerio önüne geçti. Bab-ı hümayun divan kapısı ile Saray avlusu içinde durdular. Şevketlü Padişah-ı alem-penah hazretlerine: «-Cezayirli 'kulların hak-i paye yüz sürmeye gel~ dil er.» Diye telhis olundukta, Rünkar hazretleri kafese gelip Cezayir'li yiğitleri seyr eyledi. Sonra hepsine hil'at 222 giydirip yüzer altın bahşiş verildi. Kaptaniara ikişer yüz verildi. Leventler çıkıp gittikden sonra, birkaç kişinin huzura girmesi davet olundu. Hayreddin Paşa önlerine düşerek, Padişah'ın huzuruna girdiler. Varıp Padişah ile buluştular. Hayreddin Paşa, Rünkar hazretleri ile teklifsiz görüşür idi. Ge· reken edep. ve tazimi gösterdikten sonra Hasan Ağa'nın namesini koynundan çıkarıp şevketlü Sultan'a takdim etti. Padişah narneyi bizzat açıp okudu. Kafirlerin ne şekilde Allah'ın gazabına uğradıklan ve nasıl hezimete düştükleri tafsilatiyle anlatılmış idi.· Sonunda ise dev· letin devamına dua edip bağlılıklarını bildiriyordu. Namenin okunınası tamam oldukta, Rünkar haz· retleri ferahından gözleri yaşararak el kaldırıp Cezayir Ocağına, Hasan Ağa'ya ve Hayreddin Paşa'ya dua 'eyledi. «-Berhurd.~r ol mücahit lalam! Hakikaten medh eylediğinden fazla imiş. Cezayir'de yerini boş komamışsın.» Dedi. Hayreddin Paşa ise : «-Şevketlü Hünkarım, Cezayir Ağası kulunuz, ben kuluna da beş yüz kefere esir hediye göndermiş. Ben kulun dahi şevketlü Padişahıma hediye eyledim.>> Dedi. Padişah hazretleri dahi : «-Ya lala! Bize dahi kürek için bin adet esir göndermiş, berekat versin, dünyada ve ahirette yüzü ak nl~Pn!» 223 Deyip dualar eyledi. «-İttıdi lala, göreyim seni, Ocağına ne şekil yardım edersin. Sen onlara lazım olacak şeyleri bilirsin. Cezayir Ocağına, Tersane-i Amire'ınden her ne verilirse makbf:ılümdür.» Dedi. Rünkar hazretleri kendi eliyle hatt-ı hümayun yazıp Hasan Ağa'ya Cezayir Beylerbeyliğini ihsan eyledi. Bir cevahir taş oturtma çelenk ve bir kıymetli kılıç ve bir sarnur kürk ve bir cevahir saat ve bir sancak bir filandıra gönderdi. On pare yeni kalite ihsan eyledi ki her şeyi üzerine binmece tamam idi. Kırklar aşiana Cezayir'li otuz kaptanın her birine mahsus konaklar döşenip minden taymatları verildi. Öyle ki baklavasına böreğine vanncaya kadar gönderildi. Leventle-. re· de kışialar döşenip aynı ikramda bulunuldu. Rünkar'ın izni ile beş kalite yağlanıp, asker topla-.rnak için Akdeniz'e gönderildi. İçerğe dahi etrafa bay· raklar· çıkarıp asker toplayıp Boğazhisar'da beklediler. Tahminen iki üç bin kadar yeni yoldaş toplandı. Günlerden bir gün İslambol'da bulunan otuz beş pare Cezayir kaliteleri yağlanıp, Ocak'a ait mühimmat teknelere doldurulup hazır edildi. Bir mübarek saat gözeterek H~:reddin Paşa'ya ve şevketlü Hünkar hazretlerine v · a e.dip Sarayburnu'nda üçer kat şenlik ve şadımr.nlık eyledikten sonra yola revan oldular. Şevketlü Hiinkar dahi o gün Yalı Köşkü'ne gelip bunların şenliklerini seyr ü ternaşa eyledi. El kaldırıp Ocak için ve gaziler için dua kıldı. 224 Tekneler ertesi gü? Boğazhisar'a varıp, tenger • endazolup yattılar. Yeni yoldaşları teknelere alabildikleri kaQar doldurup, kırklar aşkına tamam kırk adet ka'lite olmak üzere oradan kalkıp yola tevan oldular. Muvafık hava ile on yedinci gün selimet ve ganimetle sultan Cezayir'e vardılar. O gün öyle bir şenlik eylediler ki ancak olur. Ertesi sabah ga,laba divan toplandı. Deli Mehmet Kaptan gelip Hasan A~a'ya buluştu, hal hatır soruştu­ lar. Deli Mehmet I<;aptan, Şevketlü Hünkar'ın hatt-ı hümayununu Hasan Ağa'ya verdi. O dahi öpüp başına koyduktan sonra hocaya verip okuttu. Hatt-ı hümayun şöyle idi : «Sen ki lalam Cezayir-i garp dayısı Gazi Hasan Ağa, «Selamdan 'sonra, namen mikebince hak~i pay-i büsrevaneme gönderilen eşya ve bin kefere gelmiştir. Berekat versin .. Dünyada ve ahirette yüzün ak olsun. Daima düşman lizerine mansur ve muzaffer olasın. Dindar, yarar babadır kişi olduğunu duydum. Layık ol· man ile sana Cezayir-i garp beylerbeyiliğin verdim, mü· barek olsun. Dahi on adet yeni kalite Ocağıma ihsanım olmuştur. Ve ettiğin gazanın karşılığı sana bir çelenk gönderilmiştir, başına ras edesin. Dahi hil'at-ı fahiremi eynine ras kılıp devam-ı devlete dualar edesin. Dahi sana bir sarnur kürk ile bir cevahir yüzük ve bir cevahit.:.ı saat ve bir cevahir kabza sonkur kılıç ve bir alem ve bir filandıra g?nderdim, bergüzar edinesin. Kılıcı beline asıp düşmana gazalar edesin. Ve bizi dua ile anasın. Hak teata yardırnem olup elinden tutsun.» · 225 Berhurdar ol kanndaş O zaman Gazi Kara Hasan Ağa Cezayir-i garp beylerbeyisi oldu. Adalet ile hareket edip Hayreddin Pa-şa zamanı gibi ortalığa nizarn ve intizam verdi. Hayreddin' Paşa'mn Kara Hasan Ağa'ya gönderdiği name ise şöyle idi : «Berhurdar ol karındaş, benim şevketlü Padişahı­ mın huzurunda yüzümü ak eyledin. Hak teaıa sen karındaşımın da iki cihanda yüzünü ak eylesin, dünya durdukça düşman üzerine muzaffer olasın. Bana gönderdiğin beş yüz kafiri şevketlü hünkarıma hediye ey-· ledim.» Hayreddin Paşa, Cezayir valisi Hasan Paşa'ya onun gönderdiği keferenin karşılığı olarak iki kat fazla hediye göndermişt~ Ocak için ise o kadar mühimmat gönderdi ki ancak olur. Mesela ak·ça ile satın alınmak lazım gelse bin kese akça yetişmezdi. Diğer devlet adamlarının da her birinden Hasan Paşa'ya muhabbetname ve hediyeler geldi. Ertesi gün mübarek Cuma olmakla, Gazi Hasan Paşa pak giyinip kuşanıp, şevketlü Padişah'dan bergüzar gelen sarnur kürkü üzerine giyip cevahir taş oturtma. çelengi sarığma taktı. Cevahir yiizüğü parriıağına geçirip, aylı günlü cevahir saati koynuna soktu. Sancak ile fila~dırayı Paşakapısı'nın üstüne dikti. Öyle som sırma güzel idi ki, bir gören adam bir daha görmek isterdi. Bunların hepsi şevketiii Sultan Süleyman haz-· retlerinden Cezayir Valisi Hasan Paşa'ya teberriiken armağan gelmişti. Hasan Paşa bu ihtişam ile geçip yerine oturdu. Yer yerden biitiin alimler, sa1ihler, mücahit gaziler ve reisF: 15 226 ler, kabile şeyhleri ve şehir halkı yollu yolunca gelip, mübarek olsun, dediler. 'çavuşlar alkışiayıp : «-Devletle bin yaşaı, Deyu devam-ı devlete dualar ettiler. Sonra sumatlar döşenip taam. seb.il olmak üzere fa· kir fukara yiyip içtiler. İnsandan gayri kuşa karınca­ ya varıncaya kadar herkes doydu. Şeker şerbetleri ve mis gibi kahveler nehir gibi akardı, içene minnet idi. Koca gazi Hasan Paşa bu şekilde üç gün devamlı olarak müslümanlara ziyafetler eyledi. Ve üç gtin burç. lardan top şenlikleri ile çıra~an·ı sür\tr eyledi. Yetim· lere kjmseşiz kadınlara hayır hasenatlar eyledi. DUş· manlara kanlar kuşandırdı. Kral üzüntilden çatladı. İspanya Kralı kendi öz başı ile maj!l\tp ve perişan bir halde kftfir y~kasına varmıştı. Gazi Hasan Paşa'ya şevketlü Padişah'tan Cezayir beylerbeyli~i geldi~ini ve· bu kadar padişah duasına ve lütf ü ihsanına mazhar ol· duğunu duyunca bir ah çekip : «-Barbaroşa'dan kurtulduk derken, yine belAya duçar olduk. Bu adam Barbaroşo'nutı yerine vekil bı· raktığı bir sultat iken benim gibi bir ulu nam şan sa· hibi ı,ralın kuvvet ü kudretini sihirbazlık ile berbat eyledi. Salt başımızia gücüle gelip yerimizi tuttuk. Bu l;:adar hazine kesecek toplarımız karada kaldı. Karaya düşüp kırılan gemilerimizin mühimmatlarını da yine bizim askerlerimizden esir eyledikleri hristiyanlara ta· şıtmışlar. Hem esirlik, hem yüz karalığı. Ölüp giden· ler de caba. Evvelden Cezayir bir iken şimdi bizim ma- 227 lımızla yUz kat kuvvetli oldı,ı. Bi.Zoe bu ettikleri ise Oran Sen;yör'fuı katında çok makbuh:ı geçip, aştııı bir adam . iken Ce:&l:lyir'e vali nasb olundu. $tmdtdmı. s.onra ny · bizim başımıza!,. . l)iyeıt. m~l1un, üzUntü.sUıtden · ~tatlayıp cehenneme gitti. ,Yerine oitlu kral oldu. Hak teala klifirleti d~lima ehH İslAm. korkusu için• ae bıral,up, karada ve denizde daima majtlüp ve peri· Şan ey1esitt, Ve lslftm askerini her zaman. Ufirler üzeriıte mansur ve muzaffer kılsın, &nin ya Mu'in! Ve Cenab-ı Hak sultan Cezayir'i baştan sonuna kadar nıft.. mur ve mesut eyleyip dünyalar durdukça devamlı kıl­ sın, amin .. ' IHa~reddbt Pa$a'nıtt son gUnlerl Şimdi hikayetirniz ol gaziler başbu~u Hayreddin Paşa'y"" gelsin : Cezayir, va\isi Hasan Paşa otuz p~re kalite ile şev­ ketlll SUieyınan ltan hazrederine hediyeler gönderip, Fadişah duasına .mazhar olmuştu. Cezayir'i almak iddiasıyla gelen İspanya Kralı'nı · mağlup ve perişan ettikleri gaza ise şevketlü Htinkar'ın ziyadesiyle hoşuna giderek! Cezayirli kullarına dualar etmiş ve Hayredi:lin Paşa'ya: . · «-Göreyim la la seni! Cezayir· Ocağıtn benim şe­ te H iftiharımdır. Ol Ocakla şetefleniriz. Allah dtdın ey· lesin senin dahi Ocağındır. Onlara lazım olacak şeyleri setı bilirsin. imdi Tersane-i Amire'ınden onlara lazım olacaiC" şeylerden veresin.» Deyu tenbih. eylemiş idi. . ' 1 • ·. Bunların hikayesi yukarıda geçmiş idi. Amma bu mahalde mUnasip düşı:nesiyle tekrar zikr olundu .. 228 Hayreddin Paşa, bu yüce emre uyarak ve hem gerçekte kendi Ocağı olmakla, Padişah hazretlerinin rıza­ sı ile Cezayir Ocağına gerekli mühimmatı Cezayir tek-.nelerine doldurdu. Onlar da kalkıp Cezayir'e gittiler. Epey bir zaman geçtikden sonra münafıklar dedikodu etmeye ,başladılar. Münafık her yerde münafık­ lığını komaz, derler. Devlet adamları zümresinde Hayreddin Paşa'yı sevmeyip haset edenler : «-Şevketlü Padişahımız ona, Cezayir Ocağına bir miktar şey ver demekle. mirinin bütün malını ver demedi ya!» Demeye başladılar. Bu söz yayılıp, Padişah kulağına varınca, Hünkar hazretleri : «-Lalam Hayreddin Paşa, Cezayir Ocağına her ne verdiyse, benim rıza-yı hümayunum ile verildi. Lalanun eylediği benim makbulüındür, kimse bu işe karış­ ·masm!» Dedikte, miinfıfıklar zümresi kendi yüzleri karasiyle kaldılar. Bir kişinin yardımcısı Allah ola, var kıyas eyle ki ol ne şah ola, demişler. Hayreddin Paşa'nın vefatı İmdi Hayreddin Paşa hazretlerinin dedikodulardan bir miktar hatırı kırılmış idi. Hasta oldu. Dil yarasının devası olmaz, demişler. E·celi gelip vakit saat eri:.mıiş olmakla Uç gün sonra vefat etti. Cuma ve Kadir gçcesi idi. Bu fani alemden cbedi aleme geçti. lnna Iiliahi ve irma ileyhi rfidun. Mübarek mezarları Beşli<. taş'tadn"o Hayatta olan kaptan paşaların piridir. Zira AI-i Osman devletinde 229 ilk Kaptan Paşa olan odur. Devlet-i Osmaniyye'nin ?er· ya işlerine ve Tersane-yi Amire'ye nizarn veren odur. Şimdi hala I<.aptan Paşalar hil'at ·giydiklerinde merhum Hayreddin Paşa'nın medfun bulunduğu makamda giyinir, dua ededer. Yemekler verilir, fakir fukara yerler. Ruh-u şerifleri şad olsun. Defalarca keşif ve kerametleri görülmüş bir veli, gazi, mücahit kimse idi. Rahmetullahi aleyh.