Gazavat-ı Hayrettin Paşa/Bölüm 11

Symbol 甲 class.svg
Bu maddenin düzen ve biçim olarak Vikikaynak standartlarına ulaşması için elden geçirilmesi gerekmektedir.

Düzenleme yapıldıktan sonra bu açıklama silinmelidir.


Andirya Dorya namında bir mel'unDüzenle

O tedbirli Ceneral üzüntüsünden gebermiş idi. Onun yerine Andirya Dorya namında bir mel'un Ceneral olmuştu.

Kral sözüne devam ederek:

<<-O diyavolo Barbaroşo'nun evvelden hesabını görmedik. Bir hırsızdan ne olacak dedik. Şimdi ise herif Gran Senyör tarafından da tanındı. Bizimkilerden üç yüz esiri Gran Senyör'e hediye götürüp makbule geçti. Gran Senyör de Barbaroşo'ya çok riayet etmiş. Üç tane yeni çektiri gemisi bağışlamış.

«Yolda gelirken de on beş aktarma daha almışlar. Her birinde mal dolu imiş. Mesih'in kullarından üç yüz elli tane de esir almışlar .. Gran Senyör'e götürdükleri üç yüz esir çıktıkdan başka elli tane de fazlası ellerine geçmiş. Bunlar· bizim için çok talihsizliktir. Ölen Ceneral'in «Barbaroşo deyip de geçiverme, ondan çekinmek gerektir» dediği kadar varmış. Hele şimdi de Gran Senyör duasına mazhar oldu ... Götürdüğü üç yüz esir makbule geçti diye, şimdi Cezayir'deki bütün hristiyanları, Padişah'ın daha çok duasına nail olayım deyu hep ona hediye göndermeye kalkabilir. Onların da ömürleri artık hep kürekte geçecek demektir. O zaman bu esirlerin akrabası bizi ne yapar ve biz Mesih efendimize yarın ne cevap veririz.»

Dedi. Sonra da:

«--Bu diyavolo Barbaroşa sonunda muhakkak Padişah'a Ceneral olur. İşte o zaman başımıza kıyametler kopacak demektir. Çünkü bu kıyıları kendi eli gibi biliyor. İşte olacaklar o zaman olur.»

Deyip yine ağlamaya başladı.

O divanda bulunan büyük kafirler başlarını öne eğip hiç konuşmazlardı. Hep Kral konuşurdu. Bu hale kızdı. Hiddetlenerek : «-Sizler de bir şeyler söylesenize! Hep ben mi söyliyeceğim ?» Diye bağırdı.

Barbaroşo seni yer!Düzenle

Ötekiler ise bizim adımızın anıldığı yerde durmak istemezlerdi, değil bizden bahsetmek ... Cenab-ı Hak kafirlerin kalbine böyle bir korku vermişti. Mesela ağ­layan kızanlarını bizimle korkutur: «-Barbaroşa gelir de seni yer!» Derlerdi. Yeni Ceneral Andirya Dorya, Kral'dan başka konuşan olmadığını, Kral'ın da bu yüzden kızdığını görünce, hemen yalancı pehlivan gibi sıvanıp meydana çıktı. Yer öpüp: «-Devletlü Kral, sakınıp elem çekme. Ben eski Ceneral gibi Türklerden korkmam. Ben halis hristiyanım. Ve lsa Mesih'in saf kuluyum. Azizlerin himmetleri ile yirmi çektiri alıp, Cezayir'i alayım. Barbaroşo dedikleri hristiyan düşmanı diyavoloyu sana dipdiri tutup huzuruna getireyim. O zaman ne şekil ölümle istersen öyle öldür.» Dedi.

Kral'ın yüregıne biraz su serpildi. Yüzü gütmeye başladı. Andirya Dorya da Kral'ın hoşuna gidecek ne varsa, laf u güzaf harmanını savurdu. Amma benim bunlardan hep haberim oldu. Ne demişler: «Soran dağ aşmıştır, sormayan yabanda kalmıştır.» Her şeyin bilinmesi. bilinmemesinden iyidir. Hiç gafil durmazdım. tki üç tane habercim vardı ki, onların iŞieri güçleri haber toplamak idi. Ben de elime geçen esirlerden, ahval bilir kimseleri sorguya çeker, haber toplardım. Bunlara sual üstüne sual sorup işin aslını öğrenir· dim. Bir işe başlamakta acele etmez. «Acele şeytandan teenni Rahman~atı» kaidesince işi tedbirle yürütür, olur olmaz şey için hiddete gelmezdiın.

Bir Türk korsan peycia oldu.Düzenle

İspanya Kralı, Efrenc Kralı'na name yazdı : «Sen ki Efrenc Krah'sın, «Ben ki İspanya Kralıyım ve bütün hristiyanların ulusuyum. Namem sana vardıkta bil ki, aramızdaki düş­ manlıktan biz vaz geçtik, sen dahi vaz geç! Yine evvelki gibi karındaş olalım. Ve hem bilt'sin ki Cezayirli Barbaroşo m:mında bir Türk korsan peyda oldu. Bana yaptıklarını anlatmak mümkün değildir. Baktım, gördüm ki ihmal ilc bir şey olmayacak. «Şimdiki halde elimizde on pare çektiriden başka hazır gemimiz yok. Sen de on pare çektiri gönder. Ceneral yirmi çektiri ile· hem Cezayir'i almayı hem de Barbaroşo'~·u bağlayıp g:dirıncyi üzerine aldı. Bola\' 64 kim azizierin himmetiyle şu diyavolo ele geçip hristiyanlar şerrioden emin olayd,ılar. Bu hususta gerek sen gerek ben, dinimizin hizmetinde bulunup büyük sevaba nail olalım.» Bu narneyi alan Efrenc Kralı da çabucak on pare çektiri gemisi donatıp İspanya Kralı'na gönderdi. Kral ise ferahladı. Kendi gemilerini de donatıp hepsi yirmi pare çektiri oldu. Andirya Dorya ceneral olmak üzere Cezayir'i almak ve bizi tutup kralına götürmek kastı ile yola çıktılar. Andirya Dorya önce Mayorka· tarafına gitti. Orada bir Mayorka perkendesine rast geldi. Bu gemi Cezayir'-den yeni gelmişti. Pasaporta ile daima Cezayir'e gider gelirdi. Andirya Dorya teknenin kaptanından bizi sordu. O da ne iş üzere olduğumuzu anlattıktan sonra : «-Senin Kralın önündeki iddiandan Barbaroş({­ nun ·haberi var. Sen, bana yirmi pare çektiri gemisi ver, varayım sana Cezayir'i alayım hem de Barbaroşa­ yu tutup getireyim, demişsin. O da bunun üzerine, ben Cezayir'deyken otuz beş pare tekneyi yağiayıp hazırla­ dı. Amma öyle tekneler ki her biri yirmi dörder, yirmi altışar, yirmi yedişer, yirmi sekizer, yirmi dokuzar bank olmak üzeredir. Her birinde ikişer yüz, üçer yüz çakmak vardır. Öyle ki her birisi tek başına böyle bir çektiriden yüz çevirmez. Barbaroşa'nun kumandası da ye-rinde. Her şeyleri yollu yolunda.» Demiş.

Kafirler başları kaygusuna düştüler.Düzenle

Sonra da: «-Biz vola çıkmadan bir gün önce Cerhe teknele-. 1 - 65 rinden beş pare tekne geldi. Onlann da üçü yimii se> kizer, ikisi yirmi dörder bank olmak üzere iyi donanmış teknelerdi. Bu beş tek.nenin hepsi de Muslihiddin adında bir kaptanındı. Bahadırlıkta Barbaroşo kadar varmış dediler. Mahyla canıyla Barbaroşo'nun hizmetinde olmaklı~ gelmiş. Barbaroşo da Muslihiddin Kaptanı, yarar babadır odu~ndan patrona tayin etti. Elhasıl cümlesi kırk pare tekne oldular. Uzun sözün kı­ sası bolay kim azizler size yardım edeydi: Yoksa Bar· baroşo'nun hazırlıklanndan benim gözüm 1 korktu.• . Diye ilAve etmiş. Andirya Dorya'nın ise bu sözleri işitince tapası at· tı. Amma İspanya Kralı'nın yanında etti~ iddiadan utanmamak için, biz Cezayir'den çıkmadan Arap ya· kasında bir yer basıp bir miktar esir alıp götürmek istedi. Bahane edip: «-Barbaroşo'yu ·bulamadım! • Diyecekti. Bunun için Şirşel'e geldi. Top menzili dışına demirleyip yattılar. Sandallada karaya asker döktüler. Kalenin varoşunda oturan müslümanlar onların geldik· lerini görünce çolu.k çocuklannı alıp kaleye kapandı­ lar. Kafirler varo,a gelince, müslümanların acele ile götüremeyip . bıralr,tıklan eşya yı çapul etmeye başladı­ lar. Kaledeki müslümanlar da onlann çapul sevdasına düşmelerini fırsat bilip. dalkılıç olarak kaleden çıktılar. Kafirlere öyle bir kılıç üşürdüler ki, kafirler_ çapulu F: S 66 bırakıp başları kaygusuna düştüler. Kafir askeri Ağus­ tos sergisi ğibi oldu .. Ayağına çabuk olanlar sandallara yetişip kurtuldu. «Aman» diyenler de esir olup sanı· r nı kurtardı. Ölenlerden başka bin yediyüz kafir esir alındı. Bir bu kadarı da mürd olmuştu. Allah'ın yardımı ile göz raçıp kapayıncaya kadar iyi bir yüz aklığı oldu. Mürted kölenin ettlll Gemilere kaçan kafirler ise iyice şaşıp anaqaba gününe döndüler. Demirleı:_ini kaldıramayıp şaşkınlık­ la kumanalarına balta üşürüp kestiler. Allak bullak yelkene bindiler. Amma kafirlerin bu derece korkmalarına sebee olan Şirşel Kaidi'nin kölesi idi. Bu köle :'örünüşte müslüman olmuştu. Kalbinden / ise eskisi gibı kafir imiş. Andirya Dorya çektirilerle oraya gelince kafir damarı harekete geldi. Kaçıp Andirya Dorya'nın yanına gitti. «-Ben hristiyanım! » Deyip din-i İslam'a söğmeye baŞladı. Cezayir'i alması için Andirya Dorya'ya klavuzluk edecekti. Sonra kafirlerin satın yiyip de teknelerele ac:ıam kalmarlığını görünce : «-Eyvah, ya biz bu perişanlık halinde tKen Hayreddin Paşa bu tarafa gelir de dinç askeri ile çektiri• lere çata korsa ... Bunların şimdi gözleri kor:ktu, ihtimal Hayreddin Paşa'ya karşı duramazlar. İşte o zaman olacak bana olur. Ana baba dinini tazelemişken, tekrar' müslüman olayım · dersem, onların dininde olmaz. Bizim kelle gitti demektir. Bari şunları kandırıp buradan ayırmaya bakayım.» Diye kara_ kara düşünmeye başadı. Çünkü bizim de kırk pare tekne ile Andirya Dorya üzerine çıkmak üze- 67 re olduğumuzdan haberi varmış. Bunun üzerine Andirya Dorya'nın damanna girip : «-Bunun burası duracak yerler değildir. Yılan çıyan yeridir. Hemen bir ayak evvel buradan uzamaya bak!» · Diye onu kandırdı. Bunun üzerine Andirya Dorya'nın elini ayağını çı· fıt sıtması tuttu. Korkularından demir almaya kalmayıp, balta üşürdüler, demirlerini orada bıraktırlar. Kandesin Andirya Dorya! · Kırk pare yelken ile deryaya açılmış: «-Kandesin Andirya Dorya!» Deyip Cezayir'den çıkmıştım. Kafir yakasım bordaya' alıp gider~im. o gece rüya aleminde: «-Aradığın mel'un Şirşel tarafındadır. Gayet bozgun haldedir. Fırsat senindir.» Dediler: Uyanıp yüzümü yerlere sürüp: «-Allahımı lslamı kafirlere karşı kuvvetli kıl!» Diye dualar ettim. Rüzgar da değişip yıldız karayele vardı. «-Tevekkeltü alallah!» · Deyip Şirşel tarafına yöneldik. Bi-izni Huda ve mu'cizat Mustafa, kafirler demirlerini kesip henüz yelkene binmişler iken yetiştik. Baktım ki bunlann halleri başka, birbirlerine bak-ınayıp aldığına gidiyorlar. Sultan Selim hazretlerinin yadigar gönderdiği ye-şil sancak ile filandırayı diktim. Yedi pare top attım. Baktım ki kafirlerde bir değişiklik yok. Neden sonra kafirler tortop oldular. 68 Meğer içlerinde bir miktar ağır yürüyen beş çektiri varmış onlardaki katirieri almak için toplanmışlar. Kafirleri alıp çektirileri boş bıraktılar. Bunu gören gazilere iyice şevk geldi. Varıp yetiştik. Her bir kfı.fir çektirisine üçer üçer tekne çattı. Gaziler yalın kılıç çektirilere tırmandılar. Kafir gemilerindeki müsli.iman esir forsalar da demirlerinden boşandı. Neticede Hakk'ın yardımı ile çektirilerin on beşi­ ni de aldık. Beşini evvelden kendileri bırakmıştı. Bu büyük gazamız,sırasında kırk teknemizden üç dört yüz gazi şehit oldu ... Kfı.firden aldığımız yirmi çektiri ile. altmış pare yelken bir arınada olarak Şirşel önüne gelip yattık. Şirşelliler çektirilerden aldıkları bin yediyüz esiri getirip tesim ettiler. Şirşellilere dua edip : «-Berhurdar olunuz, yüzünüz ak olsun, gazanız mübarek olsun!» Dedim. Onlar da: «-Senin de gazan mübarek olsun, ey Allah yolundaki mücahitlerin reisi!» Dediler. Aldıkları bin yedi yüz esirin yedi yüzünü Şirşellile­ re bağışladım. Çektirilerin kaçarken kesip bıraktıkları demirleri denizden çıkarıp yerine koduk. Yirmi pare çektiriden mürd olanlardan başka bin dokuz yüz ı;ağ kafir aldık. Bu teknelerden iki bin iki }"ÜZ müslüman esiri çıktı. Bu derdmendler kürek ~e­ kerlerdi. Onları kurtardığımıza çok sevindim. 69 «-Elhamdülillah YarabbU Şükür ki şu Ummet·i Muhammed karındaşlanmızı lütfunla kurtardın.» Diye şükr ettim. Köleyi cundaya astırdım. Bin kafir çektirisi alsarn bu müslüman esir kanndaşlarıina seviiıdiğim kadar sevinmezdim. Hepsine esvap. harçlık, silah pusat verdim. Şirşel Kaiai getlp elimi öptü. «-Gazan mübarek olsun sultanım!» Dedi. Sonra: «-Efendim sultanım, bir büyük gaza daha vardır. Eğer onu da ederseniz AHali· katında belki bu ettiği· niz gazadan daha makbul ola.• Diyerek, kölenin mürted olup Andirya Dorya'nm yanına firar eylediğini anlattı. «-Şimdi o köle mel'ununu görsen bilir misin?» Diye sordu.m. «-Evet sultanım, bilirim!» Dedi. Bunun üzerine yirmi çektiriden çıkan kafirleri getirtip hep önünden geçirdim. Daha kırk elli kafir geç· meden mürted köle geldi. • Kaid köleyi simasından ta· nıdı. Zira köle kafir urbası giymişti. «-İşte sultanım o. mel'un köle budur!» Dedi. Köleyi cundaya astıı:~ım. Gaziler kurşunlayıp pa· re pare eylediler. Canı cehenneme olup, çıkıp gitti. 70

Ey kulum sen elem çekme!Düzenle

Bir mübarek saatte Şirşel'den kalkıp Cezayir'e gel· dik. Cezayir'e girerken öyle bir şenlik şadımanlık oldu ki, ancak olur. Bir hafta dommma eyledik. Sonra Aydın Kaptan'ı çağırdım. «-Varındı oğlum Aydın Kaptan, bu yağ mübarek yağdır. İsterim ki bu kırk pare yelken tekneleri· mizle varıp seferi tamam edesin! Zira Cezayir'den çı­ kıp üç gün sonra yine Cezayir'e döndük. Teknelerin yağları bile fırışka, kumanyalara ise daha hiç başlama­ dık, taze ekmeklerimiz bile tükenmedi. O din düşmanı Andirya Dorya dedikleri kafir yirmi çektiri ile hem Cezayir'i alacak, hem bizi tutup bağlayıp _kralları olacak mel'una götürecekti. Amma Cemı:b-ı Hak hazretleri bu fakir kulunun duasını, dergahı izzetinde kabul buyurdu: Ey kulum sen elem çekme! O Andirya Dorya dedikleri mağrur katiri senin ayağına getirip kolayca fetihler müyesser edeyim, dedi. Elhamdülillah Mza min fazli Rabbi!» Aydın Kaptan : <<-Baş üstüne!» Deyip kırk pare tekne ile bir mübarek saatte Cezayir'den çıkıp, gazaya teveccüh eyledi. Bezirgan tekneleri Muvafık rüzgar ile karşı Mayorka'ya oradan da kıyıdan kafir yakasım sıyırtarak Sette boğazına doğru çekilip gittiler. Kafirler ise, Andirya Dorya yirmi pare çektiri ile Cezayir üzerine gelince: 71 «-Yakında Cezayir'i alır, Barbaroşa'yu tutar, . Kral'a götürür.» Diyerek rahatlamışlardı. O zamana kadar bizden korkulanna limanlarda kapanıp çıkmayan bezirgan tekneleri: «-Artık korku kalmadı, Barbaroşa kendi yaşı kuyusuna düşmüştür.» Deyu denize çıktılar. Ne kadar bezirgan teknesi varsa, doyuroluk oğul arısı gibi denizde kaynardı. Bizimkiler, gavur yakasında basmadık köy, kent, il, memleket komadılar. Üç bindep fazla kan kızan esir aldılar.

Manastıra baskınDüzenle

Barselona'ya yakın bir büyük manastır vardı. İs· panya yakasında ondan büyük zengin ve kafirler indinde muteber kilise yok idi. Hatta İspanya Kralı bütün saray halkı ile beraber yılda bir kere gelip bu kiliseyi ziyaret ederdi. Kiliseye büyük sadaka bırakır, günahını tazeletirdi. Kilisede seksen keşiş bulunurdu. Gaziler bu manastırı da bastılar. Keşişleri esir eylodiler. Kilise'nin sadaka akçasından otuz altı sandık akça aldılar. Kilise'nin kandillerinden de yirmi beş kantar gümüş ele geçti. Sefere çıktıklarının kırkıncı günü elli beş aktarma ile selamet ve ganimetle Cezayir'e geldiler. Bu elli beş aktarmanın her biri bir türlü mal ile dolu idi. Alıp da işe yaramaz diye ha tırdıkları aktarmalar da başka ... Bu aktarmalar limana sığmadı. Boşaltılanları esirIere kırdırıp kerestelerini dağ gibi yığdırdım. 72 Türlü metalar değerine değmezine satılır. Ceza· yir'in içi Hind'den nişane verirdi. Tacirler buradan ucuz aldıklarını, öteki vila~etlere götürür bir akçaları on olurdu. Gaziler ganimet mallarını satıp savurup pay eylediler. Öyle ki hepsinin kuşakları. sucuk gibi altınla doldu. Elbise, silah dersen hepsi çiçek gibi giyinip kuşa­ nırlardı. Her bir gazinin ikişer üçer frenk oğlanları vardı. Esir dersen zindanlar doldu. Tahminen on beş, on altı bin esir vardı. Sültan Süleyman bin SeUm ~an Beş yüz kürek ·harici seçkin esir ayırdım. Ağır he· diyeler düzüp on beş pare çektiri gemi ile yine Aydın . Kaptan'ı serasker edip, Sultan Süleyman bin Selim Han hazrederine peşkeş gönderdim. O zaman Sultan Selim Han henüz vefat etmiş, oğ­ lu Sultan Süleyman Han yeni padişah olmuş idi. Bir mübarek saatte Cezayir'den kalkıp muvafık eyyamla yirmi yedinci günü Asitane'ye vardılar. Yine eski usul üzere Aydın Kaptan, Peşkeş Ağası, hocalar; çavuşlar, aylakçılar Padişah izni ile varıp hak-i paye yüz sürdüler. Sultanıma yazdığım narneyi verdiler. Sultan Süleyman Han hazretleri narneyi kendisi okudu. Sonra el kaldırıp bana Ocak'a ve gazilere dualar eyledi. , Gönderdiğim beş yüz esir makbule geçti. Zira o sırada Sultan Süleyman, Engürüs Kralı üzerine sefere çıkmak üzere idi. 73 Hepsine hil'at bahşiş verildi. Sonı;a Padişah'a kar· şı gerekli adabı yerine getirip, veda ederek çıktılar~ Kaptanlar, a~alar, hocalar, çavuşlar için konaklar döşe­ nip tayinatlar verildi. Hadden fazla izzet ü ikram kı­ lındı. Gaziler için kışialar verilip, kazanlar kaynar idi. Sultan Süleyman beş çektlrl ihsan eyledi. Aydın Kaptan ile Peşkeş Ağası vezirlere ve ekabire hediyelerini verip namelerini tapşırdılar .. Onlar da cümiesi bize a'la hediyeler düzüp Peşkeş Ağası'na ve Aydın Kaptan'a teslim eylediler. Sultan Süleyman Han, Ocak için beş çektiri gemi ihsan eyledi. Her aletleri mükemmel idi. Hemen kalkıp üzerlerine binmece idi. Sonra yeniden eskiden çektiri· leri donattılar. Halattan, pusattan, mühimmattan her ne isterlerse yirmi pare çektiriye doldurdular. Böyle bir ay kadar eğlendile11, gayri yağlanıp hazır oldular.-Günlerden l)ir gün şevketlü Sultan Süleyman Han hazretleri Aydın Kaptan ile Peşkeş Ağası'nı huzura davet eyledi. ÇektirHer dahi Yalı Köşkü önüne gelip Aydın Kaptan'ı beklerler idi. Sultan Süleyman bana gönderdiği emanetleri ve hatt-ı hümayunu teslim eyledi. Tekrar el kaldırıp hepimize dualar etti. Aydın Kaptan ile Peşkeş Ağası yedi yerde adab-ı padişahiyi yerine getirip veda ettiler. Padişah kırlangı­ cı ile çektiriye geldiler. Üçer kat şenlik edip Sarayburnu'nda dışarı : «-Getir elini sultan Cezayir!» Deyip yola çıktılar. · 74 Uygun rüzgarla geldiler. Kalevre kıyısında bir yer basıp yediyüz kılfir karı kızan esir aldılar. Mayorka'ya gelinceye kadar kıltir yakasım sıyırtıp yirmi yedi parça ganimet ile kırk birinci günü selılınet ve ganimetle, şenlik ederek gelip Cezayir'e girdiler. Cezayir'in gündü~ü Nevruz Bayramına gecesi Leyle-i Kadir'e döndü. Aydın Reis, Peşkeş A~ası ve öteki kaptanlar hep birlik olup emanetleri bana getirdiler. Hepsine riayet eyleyip hatıriarını aldım. «-Gazanız mübarek olsun o~ullar hoş geldiniz safa geldiniz!» Dedim. Sultanımın Hatt-ı Hümliylinu Büyük divan topladım, gaziler ulema eşraf ve halk hazır bulundu. Aydın Kaptan ile Peşkeş Ağası ileri gelip Sultan Süleyman hazretlerinin hatt-ı hümayun-u şeriflerini öpüp bana verdiler. Ben de üç kere öpüp divan efendisine verdim. O dahi öperek ipek kılıfından ·çıkardı ve açıktan okudu : «Benim katımda sen ki lalam Cezayir-i Garb beylerbeyisin. Gazi Hayreddin Paşasın. Duadan sonra ... «Taraf-ı şahaneme beş yüz esir göndermişsin. Allah teala berekat-i Halil ve mükafaat-ı celil ihsan eyleye, pek makbfıle geçti. Dünyada ve ahirette yüzün ak ol· sun. Ve Hak teala seni düşman üzerine mansur ve muzaffer eylesin. Dahi hayırlı ömür ile muammer eylesin. « Ecdad-ı pakimin gününde ne şekil aziz ve muhterem isen, benim günümde de ondan· daha çok azizsin. 75 İltifat-ı şalıanemden Ocak'ıma teberrük için beş kıta çektiri sefineleri ihsan-ı hümayunum olmuştur. <<Hilat, sarnur kürk ve bir cevahir saat ve bir cevahir taş oturtma sonkur kılıç ve bir sancak ve bir filandıra ihsanım olmuştur. Gazalar eyledikçe beni hayır dua ile yad edesin.» Hatt·ı hümayunun okunınası bitince sarnur kürkü ve üzerine hil'at-i fahireyi giydim. Saati koynuma sokup, kılıcı belime taktım. Divan or.tasında yerime otur· d um. Somatlar döşenip taamlar çekildi. Yediler, pirler dilinden şükrünü ettiler. Şeker şerhetleri ve Yemen işi can verici kahveler içildi. Keyifler tamam olunca herkes kalktı. Yollu yolunca el öpüp: «-Mübarek olsun!» Diyerek gittiler. Yanıbaşımda çavuşlar : «-Örnrün uzun olsun devletlü, bin yaşa!» Deyu alkış tutuyorlardı. Dışarda burcu barulardan gök gürültüsü gibi top atışları kesilmiyordu. Mübarek . sancak ve filandırayı ise Paşakapısı'na diktirmiştim. Herkes seyr ü temaşa­ ya gelip: «-Acaba dünyada böyle sancak, filandıra var mıy· mış?» Diye hayrette kalıyorlardı. Bütün som sırma idi. . Böyle bir hafta şenlik edildi. ·

Andirya Dorya zindandaDüzenle

Cezayir'i almak ve beni bulup İspanya Kralına gö. türrnek davası kılan Andirya Dorya dedikleri mel'unun, 76 Cezayir zindanında, İslamın ferahta olduğunu görüp yüreğinin yağı eridi. Bu sırada İspanya Kralın'ın bir şeyden haberi yoktu. Andirya Doı-ya'dan bir haber bekler merak eder dururdu. Halbuki Aqdirya Dorya yirmi çektirisi ile elimize geçmişti. Az· sonra da Aydın Kaptan kırk pare tekne ile Mayorka'dan Sette boğazına kadar olan kafir yakasını harab etmiş, m~şhur manastırı basmış ve elli beş aktarma ile Cezayir'e dönmüştü. ' Aydın Reis'in bu seferde tutup Cezayir'e getirdiği üç binden fazla esir kafirlerin akrabaları· bir araya gelip Kralın yanına geldiler. Kral o sırada Barselona'da idi. «-Feryat şu B:ırbaroşo'nun elinden, kızımızı kı­ zanımızı, oğlumuzu, uşağımızı kimini öldürüp, kimini esir etti. Bu ne olmaz iştir. Bizim gayri sabra takatİ­ miz kalmadı.>> Diye eşekler gibi bağırıp hınzırlar gibi hortlayıp yatarlarken, öteden bir gürı1h kafir daha çıkageldi. Bunlar da kilisenin hasıldığını haber verip şikayet ettiler. · Azizler onlan kül eyler! Amma Kral kilisenin basıldığına inanmadı. «-İşte bu, göz göre göre yalan! Hiç azizler kiliseyi bastırır mı? O kiliseye yan bakan bir daha sağlık yüzü görür mü?» Di~rc inat eyledi. O zaman papazlar : «-Devletlü Kral huyurduğunuz gibi, müslümanlar o kilisenin yanından bile geçmeye kadir değillerdir. 77 Azizler onları kül eyler! Nerde kaldı ki; soysunlar. Ukin devl~tlü Kral, bu şikayetçiteri hep sürilp o kiliseye doğru götürilrsünüz. «Hem es~i adetiniz üzere ziyaret etmiş olursunuz. Kiliseyi yine eskisi gibi buldu~uzda bu şikayetçileri, ibret~i alem olsun diye, kilisenin etrafına asarsınız. Çünkü bunlar böyle demekle, sanki azizler bir şey de-~ilmiş de kiliseyi basanlara bir şey yapamadı, demek isterler siz buna· mukayyet olmazsanız, artık öteden beri den dinimiz ifsat olmağa başlar.» \ Dediler. Putlann yüzüne ptslik sümıiiflercU. · Kral da papazların bu sözlerini be~endi. Şikayet­ çiterin hepsini tutturup. ellerini ardına ba~lattı. Kral ve maiyeti binip, kiliseye geldiler. Gaziler kilise)'i basıp içindekileri alıp gitmişlerdi. Ayrıca Aydın Kaptan gazilere : «-Dtfi hacet edecek olanlar gitsinler, kilisenin içinde etsinler.» Diye tenbill etmişti. · Gaziler de kilisenin orasını burasını berbat etmiş­ lerdi. Öyle ki insan tersinden geçilmezdi. Kafirlerin a~açtan yapıp düzdükleri putların da a~­ zına . yüzüne pislik sürmüşlerdi. Birkaç keşiş de çabalayıp serkeşlik ettiklerinden, gaziler onların. da kellelerini kesivermfşlerdi. Bunların da pis cesetleri davul gibi şişip kilisede kalmıştı . . Kral· ile papazlar kiliseye gelip de bu hali görünce, hep yüzleri üzerine düşüp, saçlarını sakallarını yoldular. Merkepler gibi anırmaya başladılar. 78 «-Hay azizierin hışır hışır hışmına uğrayası di· yavololar!» Deyip kendilerini yerden yere vurup feryad ü figan ederek ağladılar. O zaman gerek mel'un Kral ve gerek şeytan papazlann, eli bağlı sinesi dağlı şikayetçi kafirlerin ·yanında, yüzleri kara oldu, mahcup düştüler. Allah teala dünyada ve ahirette yüzlerini kara eyleyip, ah ü zfırlannı artırsın, amin. KiUsenln sadaka akçası · Şeytan papazlar baktılar ·ki güvendikleri azizler-. den bir şey çıkmadı, yüzleri kara oldu. İspanya Kralı'nın teselli edip yine küfrünü kuvvetlendirrnek için : «-Devletlü Kral elem çekme! Hem sana müjde olsun ki, her kemalin. bir zevali vardır. Barbaroşa'nun da talihinin dönmesinde sonunda ·bu kilise sebep .olsa gerektir. Zira hristiyanlara ettikleri hep. yanına kaldı. Amma bu kilise kalmaz. Azizlerin, bu Barbaroşa'yu sonunda bir çıkmaza sokmalan muhakkaktır. «Hem de şöyle Barbaroşa'ya müsaade edip kiliseyi basmasına göz yummatan sana biraz hatıriarı kınl­ dığını gösterir. Zira geçen sene kilisenin sadaka akçası­ nı göndermediniz.» Dediler. O zaman Kral şöyle ·cevap verdi: «-Sözleri9iz doğru. Geçen seneki sadakaların verilmeyip ihmal edilişinin sebebi ölen ihtiyar Ceneraldir. Bana bir gün: Devletlü Kral o kiliseye sadaka diye senede otuz altı bin akça verirsin. Ondan ne fayda olur. 79 O akçaları hep papazlar yiyorlar. Oraya vereceğine düşmanla savaşacak beş on pare gemi fazla yaptır. Lazım olup da arayınca, bulursun, demiş idi.» Bakındı mel'una! Papazlar bu sözleri duyunca, hemen bir şey uydurdular! «-Devletlp Kral! Biz demek bunun için şimdiye kadar o Cener~l için üzülürmüşüz. Ama şimdi mesele anlaşıldı. O buna müstehakmış.» Dediler. Kral: «-Ne gibi ?lll Diye sorunca, şeytan papazlar : «-Devletlü Kral, din ulusu patrik onu rüyasında görmüş, azizler onun için : Ölen Ceneral bizden değildi, varsın İ sam dininde olsun. Biz ondan şikayetçiyiz demişler... O zamandan beri'. bak bu kadar meşhur adama son nefesinde azizler sahip çıkmadı, acaba müslümanlardan tarafa ağzından bir hata mı çıktı, diye bu ana gelinceye kadar üzülür dururduk. Meğer aslı varmış. Bırak cehennemde canı çıksın.• Dediler. O zaman Kral da : «-Ya ben onu divanda da bu sebepten ötürü koğ­ madım mı? Bakardım ki daima Barbaroşa'yu meth eder durur. Bak sonunda başına ne hal geldi. Bir hristiyandan azizierin yüz çevirip, varsın İslam dininde· olsun, demeleri ne büyük musibettir.» Dedi. 80 Bakındı behey mel'una, İslam dini sizin gibi mel'un katiriere nasip olur mu? Her neyse. Şeytan papazlar : «-Azizler şöyle dedi, böyle poh yedi.» Diyerek, ahmak eşek kafirleri kandınr, kendi mai-şetlerini çıkarırlardı. Kral: «-Hoş, hemen biz sağ olalım da o kiliseyi evveikinden iyi marnur eyleriz, gelirini de arttırınz.» Dedi. Papazlar da zaten Kral'a bunu dedirtmek için konuşurlardı. Geçimieri buradan idi. Küçük domuzlan botandJr. Cezayir'de esir çoğalmış, zindanlar almaz olmuştu. Halbuki ben esir kafirlerin akça ile kurtulmalannı istemezdim, «-Ko ·bu tarafta ömürleri eziyetle geçsin mel'unların!» Diye, intikam ederdim. İspanya Kralı kaç kere elçi gönderip esirleri akça ile halas etmek istedi. Razı olmadım. Bir gece rüya aleminde : «- Ya Hayreddini Ağıldan küçük domuzlan bo-şandınp, büyük domuzlan pahası ile satasın! zira düş­ manın zapu güçtür.» f Deyip kayboldular. Uykudan uyanıp gaip erenlerin bu nasihatine hamd ettim. Anladım ki, kafirlerin halas olmalanna m~i ol· mamı istemiyorlar. «-Yarab! Bu da senin lutfü keremindendir.• Diye şükr ettim. 81 Sabah olunca esirleri dolaştım. Nerde işe yaramaz, hizmete kudreti kalmamış ihtiyar, sakat esir varsa seçip çıkardım. Hepsi üç yüz elli tane etti. Bunları hasbeten Iiilah azat ettim. Azatlık kağıt­ ·larını, kumany<\lannı, harçlıktarım ellerine verip mem~ teketlerine yolladım.

Ayakh tevirlh yolluDüzenle

Kral o kışı Barselona'da geçirmek için orada otururdu .. Günlerden bir gün büyük kafider ve papaztarla kendi palasında yani sarayında oturup Andirya Dorya'-dan konuşup onu merak ederlerdi. · «-Andirya Dorya'nın nerey~ gelip gittiğinden bir haber yok. Üç aydan beri kayıp!• Diye söyleşirlerdi. Bu sırada azat ettiğim esirlerin gemisi gelip Barselona timanına girdi. . Liman reisi esirlerin içinden laftan anlar birini 1 alıp doğru İspanya Kralı'na götürdü. i Bu esir, Andirya Dorya'nın nasıl alındığını; o yağ ile kırk pare teknenin tekrar deryaya çıkıp elli beş aktarma daha . alarak C~zayir'e döndüğünü; beş yüz kafirin Sultan Süleyman'a peşkeş götürüldüğünü; İs­ tanbul'dan dönerken Kalevra'yı basıp yedi yüz kafir esir alındığını; Sultan Süleyman'ın bizim için «Ced· dim gününde nasıl aziz muhterem makbul ve mergup isen benim yanımda da ondan ziyadesin» dediğini; burçların nasıl alındığını hep söyledi. Ayaklı tev~rih yollu her şeyi anlattı. F: 6 82 Sonra da: «-Hayreddin Paşa hayır sahibi adamdır. Bizi üç yüZ elli esir azat etti. Kumanyamızı harçlı~mızı,. gemi kiramıza kadar verdi.» Diyerek bizi arş-ı alaya çıkardı. iki husus için hillm perişandır Bunları duyan tspimya Kralı'nın nutku tutuldu. Yeis ve hiddetinden kendini öldürmek istedi. O zaman yanındaki papazlarla kaptanlar kalkıp :. «-Devletıli Kral, aklını başına topla. Giden gemi olsun. Hemen senin başın sa~ olsun. Azizierin himmetiyle sen İspanya Kralı'sın. Sende gemi çok mal çok. İl, memleket, burç çok. Senin gemi dedi~in tahtadan demirden olur. Şimdi Bişkaya vilayetine bir ordananız giderse, bini birden yapılır, gelir. Sizin için dünyada asla bir. güçlük yoktur. Böyle ah li zar ile kendinizi lizmeyin.» Diye Kralı teselli ettiler. O zaman Kral: «-Ben gemi için lizliln:ıem. Akça ile bitecek şey benim gözüme fikrime gelmez. Ancak iki husus için halim perişandır. Biri şudur ki, Cezayir'in ön~nde olan o iki burçlara lizlillirlim. Bu burçlara bu kadar zamandır kimse sarkıntılık etmeyip dururlardı. İspanya Kralı'nın Cezayir'in karşısında iki tane ejder gibi burçları vardır, diye söylenınesi büyük iftiharımız idi. Bu diyavolo Barbaroşo~nun gününde alındı. Bu kadar hris-. 83 tiyanın kimi öldü, kimi esj r oldu. .Onlann günahlan hep bizim ,.boynumuzadır. Hem o burçlar durdukça Cezayir'i de yabca yabca fırsat bulur alırız, diye ümidimiz vardı. Şimdi bundan da ümit kestik. Öteki büyük derdiin de şudur ki: Barbaroşo bu gidişle Gran Senyör'e Ceneral olursa işte o zaman olacak olur.» Diyerek ağladı.