Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 85-ŞÜPHELİ ALİ KUTLU

85-ŞÜPHELİ ALİ KUTLU


a)-Emniyet ifadesindeDüzenle

Mersin'de çeşitli muhasebe ve mali müşavirlik şirketlerinde çalıştığını, 2003 yılının Eylül ayında Türkeli isimli derginin Mersin temsilciliğini yapmaya başladığını, bu işe 2006 yılının başlarına kadar devam ettiğini, bu süreçte 2005 yılında Taner ÜNAL'ın başkanlığını yaptığı Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Demeğine (VKGB) üye olduğunu ve Taner ÜNAL tarafından demeğin denetleme kuruluna asil üye olarak atandığını, bu işi herhangi bir ücret almadan yaptığını, zaten o dönemde Türkeli dergisinin de Mersin dağıtımını yaptığını, 2006 yılının ilk aylarında VKGB üyeliğinden ayrıldığını, bu demekte çalıştığı sırada tanıdığı Mehmet Fikri KARADAĞ'ın teklifi üzerine İstanbul'da kurulan Kuvayı Milliye Demeğine Mersin Kurucusu olarak girdiğini ve merkeze üye olduğunu, bir süre sonra 2007 yılının Temmuz ayında İstanbul'a gelerek demek genel merkezinde Denetleme Kurulu Başkanı olarak çalışmaya başladığını, bu iş karşılığında herhangi bir para almadığını, yaklaşık 3-4 ay kadar burada görev yaptıktan sonra kendi isteğiyle demekten ayrıldığını ve Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında (Denge Mühendislik) inşaat teknikeri olarak işe başladığını, 2007 yılının Aralık ayma kadar İstanbul-Kadıköy semtinde bulunan Denge Mühendislik isimli şirkette inşaat teknikeri olarak çalıştığını, buradan ayrıldığından beri, yani yaklaşık 4 aydır işsiz olduğunu, 2007 yılının temmuz ayından itibaren ailesinden ayrı yaşadığını, geçimimi eski alacaklarını toplayarak ve arkadaşlarından borç alarak sağladığını, Kullandığı cep telefonları sorulduğunda; yaklaşık iki aydır kimin adına kayıtlı olduğunu bilmediği -Açık Hat- tabir edilen 0 534 420 11 91 numaralı telefonu kullandığını, bu numaradan önce kendi adına kayıtlı olan 0 537 449 37 78 numaralı telefonu kullandığını, bu numarayı yaklaşık 2 yıl kullandığını ve 2 ay kadar önce kontör yüklemediği için hattının kapandığını ve iptal olduğunu, bunun dışında yaklaşık 1,5 yıldır kardeşi Hasan KUTLU adına kayıtlı olan 0 542 327 23 38 numaralı telefonu kullandığını, bu hattı 3 ay kadar önce kaybettiğini, Soruşturma kapsamındaki şahıslar sorulduğunda; Veli KÜÇÜK'ü medyadan tanıdığını, Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Demeğinde Denetleme Kurulu Merkez Asil Üyesi iken, orada bulunan Yasin ALPASLAN' ın yapmış


olduğu telefon sohbetlerinde Halit BOZKURT' un Vatanseverlerden ayrıldığından bahsettiğini, kendisinin de Yasin'e arkalarında kimin olduğunu sorduğunda, Yasin'in "Bizim Arkamızda Veli Küçük Paşa Var, Veli Paşa Bizimle" dediğini, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü de basından tanıdığını, bizzat tanışıklığının olmadığını, bildiği kadarıyla ordudan ihraç edilen bir subay olduğunu, bu şahsın VKGB ile bir ilgisi olup olmadığını bilmediğini, ama Kuvvayi Milliye Derneğinde bulunduğu dönemde Teşkilat başkanı olan Hüseyin GÖRÜM'ün çeşitli sohbetlerde Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK' ün Danıştay Saldırısı nedeni ile verdiği ifadede kendisine iftira attığını, kendilerini karalamaya çalıştığını söyleyerek aleyhinde konuştuğunu, bu şahsın Kuvvai Milliye Derneği ile de bir ilgisinin olmadığım, Sevgi ERENEROL'u, temsilciliğim yaptığı Türkeli Dergisinde yazdığı yazılar nedeni ile gıyabında tanıdığını, ancak 2004 yılında Ulusal Dernekler ve İşçi Partisinin organize ettiği Kıbrıs ile ilgili Ankara' da Sıhhıye'deki bir mitingde şahsen tanıştığını, Patrikhane sözcüsü olduğunu bildiğini, ayrıca ulusalcı görüşleri ile bilinen bir şahıs olduğunu, tanıştığı gün haricinde Sevgi ERENEROL ile herhangi bir şekilde bir irtibatının olmadığını, Hüseyin Gazi OĞUZ'u Kadıköy de bulunan Kuvvayi Milliye Derneğinin Pendik Şube Başkanı olarak bildiğini, Pendik Merkez'de restoran işlettiğini bildiğini, dernekte karşılaştıklarını, dernekten çok rahatsız olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ü hiç beğenmediğini, ayrılacağını söylediğini, ancak dernekten ayrılıp ayrılmadığını bilmediğini, Oğuz Alpaslan ABDULKADİR'i Kuvvai Milliye derneğinde bulunduğu dönemden tanıdığını, kendisinin Kerküklü olduğunu ve Kadıköy civarında emlakçilik yaptığını bildiğini, dernekte Genel Sekreterlik yaptığını, gördüğü kadarıyla Kuvayı Milliye derneğinde aktif biri olduğunu, ancak derneğin fikir yapısını ve gidişatını beğenmediğini, Raif GÖRÜM'ü Kuvvayi Milliye Derneğinde bulunduğu süre içerisinde ismen tanıdığını, Hüseyin GÖRÜM' ün kardeşi olduğunu bildiğini, derneğe üye olduğunu ve daha sonra çıkartıldığını duyduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ü VKGB ye üye olduğu 2005 yılında Ankara Dikmen'de Derneğin Genel Merkezinde tanıdığını, o dönem Hüseyin GÖRÜM'ün VKGB'de yönetim kurulu üyesi olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün çevresindeki hatırı sayılır insanları VKGB'ye üye yaptığını ve Taner ÜNAL ile tanıştırdığını, ancak daha sonra Taner ÜNAL'ın bu hatırı sayılır insanları Hüseyin GÖRÜM'ü aradan çıkararak topladığını ve kendilerine dernek içerisinde önemli mevkiler teklif ettiğini, bunu duyan Hüseyin GÖRÜM'ün de dernekten istifa ettiğini ve Taner ÜNAL ile aralanmn açıldığını bildiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün VKGB'den ayrıldıktan sonra Kuvayı Milliye Derneğini kurduğunu, 2005 yılı içerisinde Hüseyin GÖRÜM'ün arayarak Kuvayı Milliye derneğinin bir faaliyetine davet ettiğini, yapılan konuşmada Taner ÜNAL'ın sahtekar olduğunu, derneğe üye olduğunu söylediği paşaların aslında üye olmadıklarını, onların isimlerini kullandığını söyleyip kendisini uyardığını, Hüseyin GÖRÜM'ün yeni bir oluşum içerisinde olduklarım söyleyerek Kuvayı Milliye isimli derneğe katılmasını istediğini, pek inandırıcı bulmadığı için hemen üye olmadığını, daha sonra ilerleyen süreçte Taner ÜNAL ve VKGB ile fikir ayrılığına düştüğünü, VKGB'den ayrılarak Kuvayı Milliye derneğine üye olduğunu, o dönem Hüseyin GÖRÜM ve VKGB den tanıdığı Mehmet Fikri KARADAĞ ile sık sık telefon görüşmeleri yaparak dernek hakkında bilgi aldığını ve bu derneğin Mersin ilindeki alt yapısında çalışmaya başladığını. Mersin'deki faaliyetlerini tamamladıktan sonra İstanbul'a gelerek derneğin genel merkezinde Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile buluşarak derneğin İstanbul Merkez teşkilatına üye olduğunu ve Hüseyin GÖRÜM ile birlikte çalışma sürecinin böylece başladığını, Erol ÖLMEZ'i Kuvayı Milliye derneğinden tanıdığını, dernekte yatıp kalktığını, dernek adına herhangi bir faaliyetinin olmadığını, Erol ÖLMEZ'den bir süre sonra çevredeki insanların rahatsız olduğunu, bunun üzerine Hüseyin GÖRÜM'ün Erol ÖLMEZ'i Maltepe temsilciliğine gönderdiğini, bir süre Maltepe'de kaldığını ancak tekrar dernek merkezine geri

döndüğünü, yine demekte barmamayarak ayrıldığını, ondan sonra nereye gittiğini ve ne yaptığını bilmediğini, Kahraman ŞAHİN'i Kuvayı Milliye demeğinde tanıdığını, teşkilat başkan yardımcısı olduğunu bildiğini, demekteki en aktif şahıs olduğunu, kendisinin herhangi bir iş yapmadığını, demeğe giren çıkan tüm paraların Kahraman ŞAHİN'in kontrolünde olduğunu, yani demeğin kasası olduğunu, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nu Kuvayı Milliye demeğinde tanıdığını, kendisinin Denge mühendislik isimli işyerinin olduğunu, dernekte ARGE departmanından sorumlu olduğunu, demekten ayrıldıktan sonra Recep Gökhan SİPAHİOGLU'nun yanında 4-5 ay çalıştığını, kendisi ile 4-5 aydır görüşmediğini, Yaşar ARSLANKÖYLÜ'yü VKGB de bulunduğu dönemde tanıdığını, Yaşar'm da daha sonra VKGB'den ayrılarak Kuvayı Milliye demeğine üye olduğunu, Adana Kuvayı Milliye demeği başkanı olduğunu, Elektrik teknisyeni olarak Adana'da bir kamu kurumunda görevli olduğunu bildiğini, İhsan GÖKTAŞ'ı Kuvayı Milliye demeğinde tanıdığını, ayrı bir tarikatın üyesi olduğunu bildiğini, demekte herhangi bir rolünün olmadığını, Kemal KERİNÇSİZ'i basından tanıdığını, Mehmet Fikri KARADAĞ dan aldığı bilgilere göre ulusalcı bir avukat olduğunu bildiğini, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Demeğine nasıl girdiği ve demekteki faaliyetleri sorulduğunda; Türkeli isimli derginin İçel Bölge Müdürlüğünü yaptığını, bu derginin sahibi olan Taner ÜNAL isimli şahısla bu vesile ile tanıştıklarını, 2005 yılının son aylarında derginin demekleşerek VKGB demeğinin yayın organı haline geldiğini, 2005 yılında Taner ÜNAL tarafından VKGB demeğinin denetleme kurulu asil üyeliğine seçildiğim ve Adana' da derginin İçel Bölge Müdürlüğünü yapmaya da devam ettiğini, Görüş olarak Atatürk Milliyetçiliğini benimsemiş ve özümsemiş bir insan olduğunu, bu nedenle kendi isteği ve rızasıyla Türkeli dergisinin İçel Bölge Müdürlüğünü yaptığını, derginin kendi fikirleri doğrultusunda yayın yaptığını, Taner ÜNAL'ın da aynen kendisi gibi düşünen ve hareket eden bir şahıs olduğunu, Taner ÜNAL'ın 2005 yılında Ankara'da VKGB derneğini kurduktan sonra aradığını ve demeğin denetleme kurulu üyesi olarak kendisini atadığını söylediğini, bundan dolayı kendisine yakın bir yapıda olan bu demeğe böylece katıldığını, VKGB demeğinin amacının yasal çerçevede Atatürk' ün fikirlerini ve devrimlerini hayata geçirmek ve tam bağımsız milli devleti tesis etmek olduğunu, demekte iken herhangi bir yasa dışı eylemim görmediğini, ancak toplantılarda ve basın yayın organlarında çıkan söylemlere göre, bazı devlet büyükleri ve üst rütbeli askerler hakkında Vatan Haini, emperyalist, işbirlikçi gibi beyanları olduğunu bildiğini,Dernekte bulunduğu 6-7 aylık süre içerisinde oldukça aktif bir pozisyonda olduğunu, demeği tanıtarak yeni üyeler kazandırdığını, 15 Nisan 2006 tarihinde Mersin de ki bayrak mitingine katıldığını, demeğin başka bir mitingine veya kitle hareketine katılmadığını, Demekte faaliyetlerine devam ederken başta Taner ÜNAL olmak üzere demek yöneticilerinin söylemleri ile eylemlerinin çok farklı olduğunu, çok pasif kaldıklarını, üyeleri ile yeteri kadar ilgilenmediklerini ve mevcut üyelere karşı saygısızca davrandıklarını, ilgisiz ve sorumsuz olduklarını görünce demeğe karşı sempatisinin ve bağlılığının azaldığını, ilerleyen süreçte demek başkanı Taner ÜNAL, kendisini, Mersinde faaliyet de bulunan Kemal CANAY, Ahmet Rasim KARSLIOGLU ve geçici yönetim kurulu üyelerini lağvederek Mesut SEZER, Yusuf YAMAN ve Murat BULUT isimli şahıslara yetki belgesi verdiğini, Mesut SEZER ve yeni ekipten duyduğuna göre Taner ÜNAL'ın yeni ekibi vaat ettikleri para nedeni ile tercih ettiğini, bu yüzden kendilerini lağvettiğini, daha sonra da zaten demeğin bahsedildiği gibi vatanla milletle, ulusal çıkarlarla herhangi bir ilişkisinin olmadığını, şahsi çıkarlar amacı ile kullanılan bir örgüt olduğunu anladığını,

Kuvayı Milliye Demeğine ne zaman ve kimin vasıtasıyla katıldığı, demekteki görevi, demeğin kurucu ve yöneticilerinin kimler olduğu, demek yöneticileri ile ilişkileri sorulduğunda; VKGB demeğinden ayrıldıktan sonra bu dernekten zaten belirli kopmalar olduğunu, kendisi gibi bu demekten ayrılan Hüseyin GÖRÜM'ün 2006 yılında telefon ile ayarak Mehmet Fikri KARADAĞ ve kendisinin İstanbul Merkezli Kuvayı Milliye demeğini kurduklarını, bu demeğin VKGB ile bir ilişkisi olmadığını, demeğin amacının tam bağımsız milli bir hükümet kurmak olduğunu, vatan hainlerinden hesap sorulacağını ve Milliyetçi Atatürkçü anti emparyalist bir demek olduğunu ve bu demeğe katılmasını söylediğini, daha sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve çevresindeki bazı şahıslarla yaptığı görüşmeler neticesinde demeğe üye olmaya ve temsilcilik yapmaya karar verdiğini, bu kararı verdikten sonra telefonla merkezle irtibat halinde çalışmalara başladığım ve yeni bir altyapı kurduğunu, bu aşamada Mersin de bir bina tutarak Kuvayı Milliye Mersin temsilciliğini kurduklarını, üye kayıtlarına başladıklarını, bu faaliyetleri devam ederken, demek yöneticisi olan Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM den bu temsilciliğin açılışına katılmalanm istediklerini, 2006 yılının Ramazan ayında Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün Mersin temsilciliğinin açılışı amacı ile Mersine geldiklerini Mersine gelmeden önce Adana hava limanına indiklerini, burada kendilerini Murat ÇAĞLAR, Seda YİVLİ, Mersin teşkilat başkanı Kemal CANAY ve Mercan BAŞ ile birlikte karşıladıklarını, kendilerini Mersin Ordu evine bıraktıklarını, Aynı gün hep birlikte Kuvayı Milliye il bürosuna geçtiklerini, burada binayı dolaşıldıktan sonra Kervan Düğün salonunda yaklaşık 400-500 üyenin de katıldığı iftar yemeğine geçtiklerini, İftar yemediğinden sonra ortamın toplantı havasına döndüğünü ve karşılıklı soru cevap şeklinde sohbetin başladığını, sohbet devam ederken Hüseyin GÖRÜM'ün birden bire kendisine Murat ÇAĞLAR'm arabasında bulunan Kuranı Kerimi getirmesini söylediğini, Kuranı Kerimi bulup salona tekrar döndüğünde salonun masalarının belirli bir düzen içerisinde bir seramoniye hazırlandığını gördüğünü, masaların üzerinde 2 veya üç silah olduğunu hatırladığını, yanlarında Kuranı Kerim ve bayrağın olduğunu, Daha sonra Mehmet Fikri KARADAG'ın kalabalığa yönelik bir konuşma yaptığını, hatırladığı kadarıyla "arkadaşlar şimdi bir yemin edeceğiz, bu yemin Mustafa Kemal ATATÜRK' ün üniformasını çıkarıp Erzurum Kongresinde sineyi millete döndüğünde kendi silah arkadaşları ile yaptığı yeminin aynısıdır. Ben söyleyeceğim, sizde tekrar edin, yemin etmek istemeyenler ayrılabilirler" dediğini ve bölge ve belde temsilcilerini masanın başına topladıktan sonra basında da silahlı yemin olarak sık sık gündeme gelen malum yemini ettirdiğini, Yemin metninden hatırladığı kadarıyla "Cumhuriyet, Bayrak, Millet, Vatan, Birlik Bütünlük uğranda gerekirse canımı seve seve vereceğime namusum şerefim üzerine ant içerim, bu uğurda ölmek var, öldürmek var, öldürülmek var" dediğini, söz konusu toplantı için aldıkları, iznin böyle bir yemin konuşmasını kapsamadığını bildiğinden dolayı panikleyerek geri çekildiğini, bu seramoniden sonra tekrar konferans düzenine geçilerek sohbete devam edildiğini, toplantıdan sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM' ü ordu evine bıraktıklarını, ertesi gün çevrede birkaç tarihi yeri gezdikten sonra akşama doğru Adana hava limanından İstanbul'a yolcu ettiklerini, Murat ÇAĞLAR, Seda YİVLİ, Mercan BAŞ ve Kemal CANAY isimli şahıslardan bahsettiği hatırlatılarak bu şahıslarla arasındaki ilişki sorulduğunda; Seda YİVLİ'yi VKGB demeğinde faaliyette bulunduğu dönemde tanıdığını, Kemal CANAY'm tanıştırdığını, Mersin'de fırın işlettiğini bildiğini, Kemal CANAY' ın Seda YİVLİ'yi tanıştırmaktaki maksadının ilerleyen süreçte VKGB gençlik kolları başkanı yapmayı düşünmesi olduğunu, ilerleyen süreçte de Seda'nm VKGB ye üye olduğunu, demekten ayrıldıktan sonra da Seda ile görüşmeye devam ettiğini, Kuvayı Milliye demeğine üye olduktan sonda Seda YİVLİ'nin de üye olduğunu ve birlikte İstanbul'a geldiklerini, Yaklaşık 30-35 gün genel merkezde kaldıktan sonra Mersin'e döndüklerini, daha sonra Seda'nın 6-7 ay kadar Kıbnsta Badigartlık


yaptığını duyduğunu, Seda'mn Kıbrıs'tan döndükten sonda İstanbu'la Kuvayı Milliye Derneğine tekrar geldiğini, o dönemde Kuvayı Milliye Derneğinden ayrılmaya karar verdiği ve iş aradığı için Seda ile birlikte Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında işe girdiklerini, Recep'in yanındaki işlerinin, iş yapılan inşaat şantiyelerini denetlemek ve şirketi tanıtarak yeni müşteriler bulmak olduğunu, 2007 yılının Aralık ayma kadar Recep'in yanında çalıştığını ama Seda'nm 15 gün kadar önce işten ayrıldığını, ayrıca Seda ile çalıştıkları dönemde Murat ZELYURT isimli şahsın da kendileri ile aynı işi yaptığını, Murat'ın da kendisi gibi aynı gün işten ayrıldığını, İşten ayrıldıktan sonra Seda ile birlikte memleketine döndüklerini, memlekete döndükten sonra Seda ile yaptıkları değerlendirmede, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun aslında çevresine karşı caydırıcı olmak ve korku vermek için kendilerini yanma işe aldığını anladıklarını, çünkü Recep'in kendilerini, genelde anlaşmazlığa düştüğü yerlere gönderdiğini, bu yerlerden bazılarının İTÜ Uzay Uçak Bölümü, Hayrül Nisa Hastanesi Yenibosna Şubesi, Koç Üniversite Mimarlık Mühendislik fakültesi gibi yerler olduğunu, bu yerlerden birinin avukatı ile telefonda yaptığı bir tartışma sonunda, avukatın Yenibosnaya geleceğini söyleyerek Murat ZELYURT a bir silah verdiğini gördüklerini, zaten bu olaylardan sonra kullanıldıklarını hissetmeye başladıklarını, ve işten ayrıldıklarını, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında çalıştığı dönemde hiç para almadığını, ama bildiği kadarıyla Seda'nm 250 YTL, Murat'ın da 2-3 bin YTL civarında para aldığını, Murat ÇAĞLAR'ı Kuvayı Milliye derneğine üye olduktan sonra Seda YİVLİ aracılığı ile ile tanıdığını, Murat ÇAGLAR'm da derneğe üye olduğunu ve Akdeniz bölge başkanı ve teşkilat başkan yardımcısı olduğunu, Murat ÇAĞLAR ve Seda YİVLİ'nin Hakkari de askerlik yaptıkları sırada tanıştıklarını ve arkadaşlıklarının ilerlediğini, 07.01.2007 günü Pendik ilçesinde Murat ÇAGLAR'm ruhsatsız tabanca ve çok sayıda belge ile yakalanması konusu sorulduğunda; bu olayı ilk önce Mercan BAŞ isimli arkadaşından duyduğunu, Murat'ın içeri alındığını, yakalandığı arabada birkaç tane ruhsatsız tabanca, çeşitli dokümanlar ve MİT in kullandığı kod isimler ve bilgilerin bulunduğu başka belgeler ele geçirildiğini söylediğini, Murat'ın da bu malzemelerin kendisine ait olmadığını ve komplo olduğunu Mercan BAŞ'm söylediğini, araba da ele geçirilen ajandalardan iki tanesinin kendisine ait şahsi ajandaları olduğunu, bu araçla sık sık bir yerlere gelip gittiği için ajandalarını bu araçta bıraktığını, ele geçirilen silahların kime ait olduğunu bilmediğini, ama hatırladığına göre Murat ÇAGLAR'm o dönem silah almaya çalıştığını, hatta bu amaçla ruhsat işlemleri için çeşitli insanları araya soktuğunu, araçta çıkan belgelerin ve şifrelerin kime ait olduğunu bilmediğini, Kuvayı milliye derneğinin üye sayısı,üyelerin görev ve sorumlulukları sorulduğunda; bildiği kadarıyla bu derneğin Türkiye genelinde 20-30 bin kadar üyesi olduğunu, ancak dernekte söylenenlere ve Fikri KARADAĞ' m bizzat kendisinin beyan ettiğine göre derneğin çok sayıda gizli üyesinin olduğunu, bu üyelerin özellikle ermeni asıllı ve stratejik konumda bulunan vatandaşlar olduğunu, Kuvayı Milliye derneği binasının nerden ve ne şekilde kiralandığı, kira ücretinin hangi gelirle ödendiği, ayrıca ilk dernek kurulduğu sırada binanın tadilat ve dekarasyonu için ne kadar harcama yapıldığı ve bu harcamanın kaynağının nerden ve nasıl temin edildiği sorulduğunda; Bildiği kadarıyla bu binanın Milli emlak yada Vakıflar Genel Müdürlüğünden kiralandığını, Hüseyin GÖRÜM'ün bu binayı kiraladıktan sonra tüm maliyeti tamamen kendi cebinden karşıladığını, binayı tadil ve dekore ettirdiğini, daha sonra Vakıflar Genel Müdürlüğündeki tanıdıkları vasıtası ile yaptığı masraflardan düşülmek üzere buranın Kuvayı Milliye derneğine cüzi bir miktarda kiraya verilmesini talep ettiğini, bu binaya toplamda 120 bin YTL masraf yaptığını duyduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün maddi durumunun iyi olduğu için bu masrafları karşıladığını,

Kuvayı milleyi derneğinin bu güne kadar gerçekleştirdiği faaliyetler ve bu faaliyetlerden hangilerine katıldığı sorulduğunda; Mersin ilinde 2006 yılı içerisine Ramazan ayında gerçekleşen Silahlı yemin olayı, 11 Kasım 2006 tarihinde Genel Merkez yöneticileri ve Şube temsilcilerinin de katılımıyla Ankara Anıtkabirde atanın huzuruna çıkılması ve basın açıklaması yapılması, Hrand DİNK cinayetinden sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM bir çok gazete dergi ve televizyon programına çıkarak bu cinayetin kendileri ile bir alakasının olmadığını açıklamaları, Mehmet Fikri KARADAĞ millet vekilliğine adaylığını koyduğunda bazı bildiriler dağıtarak açıklama yapması olduğunu, bunların haricinde derneğin faaliyetleri ve gerçekleştirdiği eylemlerden bilgisinin olmadığını, Kuvayı Milliye derneğinin kuruluş amacı dışında herhangi bir faaliyetine şahit olup olmadığı sorulduğunda; Derneğin kuruluş amacı haricinde herhangi bir faaliyetine şahit olmadığını, ancak bu tür söylemlerin olduğunu, Örneğin Hüseyin GÖRÜM'ün bazı konuşmalarında "dünyanın tüm gizli toplantılarına girdim çıktım" dediğini, tahminnie göre Hüseyin GÖRÜM'ün sözlerinden Yahudi lobileri ve istihbaratın toplantıları olabileceğini, fakat Hüseyin GÖRÜM'ün kendisini üstün göstermek için bu şekilde söylemişte olabileceğini, Hüseyin GÖRÜM'ün bunun haricinde yine Bolu Düzce Hendek hattında meydana gelen faili meçhul cinayetlerin kendisinin üzerine atıldığını, kendisinin çeşitli isimlerle ilişkilendirilmeye çalışılarak derin devlet gibi gösterilmeye çalışıldığını, bunların hepsinin Kuvayı Milliye derneğine komplo olduğunu söylediğini, Bunun haricinde Mehmet Fikri KARADAĞ dernek faaliyetleri haricinde kendisine ve dernekte bulunan gençlere Namaz kılmanın faydalannı, vücuda yararlarını anlattığını, hatta 17 kez Kuranı Kerim' i hatmettiğini söylediğini, İstanbul'a en son ne zaman, ne amaçla ve kimlerle birlikte geldiği, nerelerde ve ne kadar süre kaldığı sorulduğunda; İstanbul'a en son 16 Temmuz 2007 tarihinde geldiğini, geldiğinde yanında Gürhan AKBULUK isimli eski Mersin Ülkü Ocakları başkanı olan bir iş adamı olduğunu, birlikte gelmelerinin tesadüf olduğunu, İstanbul'a iş bulmak amacıyla geldiğini, ancak birkaç gün iş aramasına rağmen bulamadığını, bunun üzerine Kuvayı Milliye derneğine gittiğini ve burada 3 ay kadar kaldığım, Kahraman ŞAHİN, Hüseyin GÖRÜM, İslam ve Abdullah isimli şahısların da dernekte kaldığını, muhtelif zamanlarda bazı gençlerin de ara sıra gelip kaldığını, dernekten ayrıldıktan sonra Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında işe girdiğini ve yaklaşık 3 ay da bu şahsın evinde kaldığını, aslında Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun, kendilerine (Murat ZERYURT,Seda YİVLİ ve kendsine) ev tutacağına dair söz verdiğim, fakat üç ay oyaladığını, Hesap sorma söyleminin Kuvayı Milliyenin her toplantıda dile getirdiği bir söylem olduğunu, buna kulak aşinası olduğu için o anki coşku ile boş bulunup söylediğini, ama Mehmet Fikri KARADAĞ imzalı her bildiride bu hesap sorma söyleminin geçtiğini, Çantasında bulunan; -(1) adet Ahmet AKBAL adına tanzim edilmiş KPSS sınav sonuç çıktısı fotokopisi, -(1) adet Ahmet AKBAL adına tanzim edilmiş Anadolu Üniversitesi öğrenci kimlik kartı fotokopisi, -(1) adet Hamit Akyol adına tanzim edilmiş karayolları genel müdürlüğü kimlik kartı fotokopisi, -(1) adet Mehmet EROL adına tanzim edilmiş Mersin Toros Devlet Hastanesi personel tanıtma kartı fotokopisi sorulduğunda; Ahmet AKBAL'm Mersin Toros Devlet Hastanesinde Güvenlik görevlisi olduğunu, aslen Niğdeli ve 1980 doğumlu olduğunu, Ahmet AKBALi VKGB derneğindeki döneminden tanıdığını, ayrıca Ahmet'in Kuvayı Milliye çatısı altında da bulunduğunu, Mersin'de Ocak ayında Ergenekon operasyonunun yapıldığı ilk günlerde otelde kaldığı dönemde Ahmet AKBAL'ın gelerek bu fotokopileri verdiğini, Ahmet..? isimli bir arkadaşının otele geleceğini ve bunları alacağını söylediğini, bu fotokopilerin ne amaçla alınıp verildiği hakkında hiçbir şey söylemediğini, o günlerde otel ücretini ödeyemediği için eşyalarını otelde bırakarak ayrıldığını ve muhtelif yerlerde kalmaya başladığını, o tarihten sonra Ahmet isimli şahsın gelmiş olabileceğini ancak kendisini bulamadığını, beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesindeDüzenle

Emniyetteki ifadesini tekrar ettiğini, herhangi bir işinin olmadığını, otelde, arkadaşlarında kaldığını, zaman zamanda dışarda kaldığını, daha önceden VKGB (Vatansever Kuvvetler Güç Birliği) Derneğinin ilk kurucularından olduğunu, Taner ÜNAL ile birlikte kuruluşunda görev aldığını, daha sonra genel başkan ile tartıştığını, tartışmasının sebebinin ise; tam bağımsız milli devleti ve hükümeti kuracaklarını kendisine söylemelerine rağmen, bu tür bir faaliyetlerini görmediğinden tartışıp ayrıldığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'I, VKGB' nin genel kuruluna gelip giderken gördüğünü, Hüseyin GÖRÜM'ün de yine VKGB' nin genel kurul toplantılarına gelip gittiğini, ABD ve AB'ye, İMF'ye iyi gözle bakılmadığı için bunlara karşı eylem planı yapıldığını, ayrıca her yerde örgütlenilmesi ve halkın milli harekete ve direnişe uyandmlması için kararlar alındığını, örgütlendikten sonra toplu gösteri, yürüyüşü ve eylemleri yapılması ile basın açıklaması şeklinde kararlar alındığını, yasaya aykırı bir şey konuşulduğunu duymadığını, toplantılara hükümet komiserinin de katıldığını, gizli toplantı olduğunu bilmediğini, duymadığını, Muzaffer TEKİN, Sevgi ERENEROL' u bu toplantılarda hiç görmediğini, ancak Ankara'da yapılan Kıbrıs mitingi ile alakalı olarak 2004 yılında yapılan İşçi Partisi ve Kamusen, ulusalcı grupların yapmış olduğu toplantıda Sevgi ERENEROL ile tanıştığını ve bir daha da görmediğini, VKGB'nin ilk kuruluşunda Hasan KUNDAKÇI'nm kurdurduğunu düşündüğünü, daha sonra istifa ettiğini duyduğunu, daha sonra Yasin ALPASLAN isimli genel muhasip ile yaptığı görüşmede derneğin arkasında kimin olduğunu sorduğunda "Veli KÜÇÜK Paşa Var" dediğini, başka da her hangi bir şey söylemediğini, O dönemde dernekten ayrıldığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM ile telefon görüşmeleri yaptığını, Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine Mersin' de şube açma teklifinde bulunduklarını, daha sonra Mersin'de kurucu üye olarak bulunduğunu, derneğin genel denetleme kuruluna adam yokluğundan kendisini seçtiklerini, burada amacın halkı tam bağımsız milli devleti kurmak için örgütlemesini söylediklerini, ancak daha sonra bu tür bir faaliyet görmediği için dernekten aynldığım, daha önce Türkeli Dergisinin Mersin temsilcisi olduğunu, Taner ÜNAL' m isteği üzerine VKGB' nin kuruculuğuna girdiğini, Mersin'de Kuvva-i Milliye'nin kuruluşundaki silaha yemin toplantısında olduğunu, ancak tasvip etmediğini, Mersin' deki toplantıya 500'e yakın kişinin katıldığını, yemek masraflarını o tarihteki üyelerin aidatları ile yaptıklarını, Yemeğin de parasını üyelerden birisinin bağış yaptığını, silahlı yemin işini savunmadığını, İstanbul Kuvayı Milliye Derneğinden Erol ÖLMEZ, Raif GÖRÜM, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR, Hüseyin Gazi OĞUZ, Kahraman ŞAHİN, Ayşe Ceylan GENÇYOL, İhsan GÖKTAŞ, Yaşar ASLANKÖYLÜ' yü tanıdığını, Dernekten ayrıldıktan sonra Tanju OKAN'm Kemal CANAY tarafından başkan yapıldığını, bu şahıslan da tanımadığını, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nu Kuvayı Milliye Derneğinde tanıdığını, Yüksek makine mühendisi olduğunu, Denge Grubu altında şirketi olduğunu, Kuvva-i Milliye'nin AR-GE başkanı olduğunu söylediğini, Seda YİVLİ ile birlikte Recep Gökhan'ın yanında çalıştıklarını, Murat ZELYURT jandarma özel harekettan atılmış, ailesi kabul etmemiş, olduğunu, Murat ZELYURT'un Mersin' de Kuvayı Milliye ile arasının açıldığını, İstanbul'daki derneğe geldiğinde tanıştıklarını, daha sonra Recep Gökhan SİPAHİOĞLU' nun yanında işe başladığını, 2007 yılının 9.ayında Kuvayı Milliye Derneğinden ayrldığını, Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT'un derneğe üye olmadığını, birlikte dernekten ayrılarak Recep Gökhan

SİPAHİOĞLU' nun yanında çalıştıklarını, burada Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun kendilerini, çevresindeki insanlara karşı kendi elemanı ve korkutma amaçlı olarak yanında bulundurduğunu hissettiklerini ve daha sonra Recep Gökhan'ın yanından ayrıldıklarını, Recep Gökhan'ın 3 ay kadar kendi evinde yatırdığını, Recep Gökhan'ın kendilerine Ev tutacağını söylediğini, ev de tutmayınca bu şahsın niyetini anladıklarını ve ayrıldıklarını, Murat ÇAĞLAR'm Kuvayı Milliye' de yönetici olduğunu, ALPARSLAN ARSLAN'ı tanımadığını, ancak Danıştay olayından sonra Hüseyin GÖRÜM'e sorduğunda kendisine kızdığını, bizim ile alakasının olmadığını, avukat olduğu için 2003-2004 yıllarında kendisine bir kaç defa iş verdiğini söylediğini, Hüseyin GÖRÜM'ün Maltepete'de bir kamyon konteynın olduğunu, bu konteynırda Kuvayı Milliye Maltepe temsilciliği açmış olduğunu, konteynmn Laz Nizam diye bir adamın verdiğini, ancak fabrika gibi bir yer olduğunu, etrafının çinko gibi metallerle çevrili olduğunu, gençlerin gidip geldiğini, NECİP diye ayağı topal ve aksak birinin olduğunu, onun da gidip geldiğini, gidecek yeri olmayanların orada gidip kaldıklarını, Laz NİZAM'ın bunun dayısının akrabası olduğunu, Hüseyin GÖRÜM' e "buraya bak" dediğini, Hüseyin GÖRÜM'ün de masa sandalye getirerek orayı temsilcilik yaptığını, daha sonra bunun elinden alındığını duyduğunu, BEKİR ÖZTÜRK' ü tanıdığını, zavallı bir adam olduğunu, bu şahsın MHP' den dışlanmış ve muhtelemen de kullanılmış bir adam olduğunu, gazeteden okuduğuna göre İshak ALATON' ya bilgisayarında suikast yapılacağına ilişkin krokiler çıktığını, bu şahsın kroki çizmeyi bilmediğini, saf bir insan olduğunu, herşeye olumsuzluk yönünde yazı yazan ancak sonucunu düşünmeyen biri olduğunu, Kendisinden çıkan kimliklerin, arkadaşı Ahmet AKBAL'a ait olduğunu, Ahmet AKBAL'm, kendisinin otel parasını verecek olduğunu, daha sonra vermeyince sıkıntı olduğunu, kendisinde kaldığını, kimliklerin hepsini Ahmet AKBAL'm verdiğini, bunlann hiç birin kullanmadığını, her hangi bir sahtecilik de yapmadığını beyan etmiştir.

c)-Aramalarda elde edilen delillerDüzenle

Şüphelinin kaldığı Mersin ili Üçocak Mahallesi 5425 Sokak No.8 sayılı yerde bulunan Uğur Otelinde yapılan aramada; -(1) adet Ahmet AKBAL adına tanzim edilmiş KPSS sınav sonuç çıktısı fotokopisi, -(1) adet Ahmet AKBAL adına tanzim edilmiş Anadolu Üniversitesi öğrenci kimlik kartı fotokopisi, -(1) adet Hamit Akyol adına tanzim edilmiş karayolları genel müdürlüğü kimlik kartı fotokopisi, -(1) adet Mehmet EROL adma tanzim edilmiş Mersin Toros Devlet Hastanesi personel tanıtma kartı fotokopisi, Yeni Mah.Fevzi Çakmak Cad. No:60 Bahçe/OSMANİYE adresinde yapılan aramada; (Bahse Konu yerin ekmek fırını olduğu tespit edilmiştir.) - (41) adet "Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği" "Ali KUTLU Sekreter" imzalı kartvizit, - (1) adet "Akıl Yolu Derneği Neden Kuruldu" başlıklı "Mehmet Reşat ATA Kurucu üye ve kurucu Başkan" ile biten imzalı ve mühürlü doküman, elde edilmiştir.

d)-Telefon görüşmeleriDüzenle

26.06.2006 tarihinde Ahmet CİNALİ ile Mesut SEZER isimli kişi arasındaki görüşmede özetle ( VKGB Dosyasından alınmıştır) ; Mesut: "Mersin'deyim" , Ahmet'in "Bakalım bir hafta sonra dönerim, siz ne yapıyorsun". Mesut: "... şeyle görüştüm mü hurdayken Ali KUTLU ile, Ali KUTLU ile burda hiç", Ahmet'in "Yok Ali mesaj yazmıştı, görüşelim falan diye de görüşmedim,yok işte bilmem ne orda burda işte yürüyüş-mürüyüş işte kaynak diyor biraz diyor ...mala diyor işte yardım yapacaklar diye mesaj yazmışdılar görüşmedim", "Çağır görüş istersen", Mesut: "...yok ya o gevezelik yapıyormuş sağda solda", Ahmet'in "Mesaj yazmıştı bana", Mesut: "Sağda sola gevezelik yapıyormuş benim hakkımda da" , "Yav işte mesela, Taner beye falan söylemiş, üç liralık malı beş liraya satıyormuş diyor, böyle ticaret yapan adamın dernek başkanlığında ne işi var diye de", Ahmet'in "Ona mı kalmış bu işler yani,..", Mesut: "Taner bey bunun kafasını kır yada ben kıracağım diyor", Ahmet'in "...oğlu ... bunlar ne biçim insanlar ya, Taner'e mi söylemiş bunu ya", Mesut: "Ya ona da söylemiş", Ahmet'in "Taner niye söylememiş sana ne diye ona söylememiş", "Söylemiş canım Taner bey söylemiş", Ahmet'in "Seni ne ilgilendirir yani adamın ticareti sana ne dememiş mi", Mesut: "Demiş demiş zaten Taner bey demiş de", Ahmet'in "Bana mesaj yazmış, bilmem para noktasında yardım edecekler var, işte miting yapalım, yapacak insanlar var şu var bu var, işte bu sürü bir şey yazmışta dikkate bile almadım yani, mesaj olarak geçmişte", Mesut: "Sen görüşürsen sen bir fırçala diyecektim.." Tape:636, 07.03.2007 tarihinde Ferahi SES ile görüşmesinde ;Ali KUTLU'nun Ferahi SES'ten Kahraman isimli şahsın cep telefonunu istediği, Tape:342, 13.06.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Erol: "Komutanım şimdi bizim bu Mersinli Ali vardı ya" "Şimdi onla görüştük de, o biraz İstanbul'a geliyormuş haberin var mı senin" Öyle diyor İstanbul'a geliyorum diyo" "Kahraman Binbaşıya da selam söylersin diyo" "Gel dedim kafanı kırayım dedim senin burda" "Biz dedim zaten dedim dağı bıraktık dedim indik yaylaya" dediği, 15.07.2007 tarihinde Yusuf KARLIOĞLU ile Erol ÖLMEZ arasındaki görüşmede özetle ; Erol'un kendisini Jandarma binbaşı Erolhan EJDEROĞLU olarak tanıttıktan sonra "Ulan o Ali var ya Ali Ali var ya .... fırlama telefonları kapalı biliyormusun" "He bu işte Taner ÜNAL bilmem ne falanı filanı seçimleri meçimleri topladılar ya" "Bu da alayını tanıyo ya , onları bir araya getiren bu vatandaş ya" "Ondan dolayı telefonlarını kapatıyo tırsıyo yani" "Gazetelerde çıktı ya şimdi asker kökenliler toplanıyor bilmem ne hesabı subaylar mubaylar" Tape:375, 27.07.2007 tarihinde Şerafettin GÖZÜKELEŞ (Görüşme Kahraman ŞAHİN'in telefonundan yapılmıştır. ) ile görüşmesinde özetle ; Şerafettin:"Yardımcı olsanıza Kuvayı milliyeciler olarak" "Ne yapmış ki. ..bir sürü it uğursuz köpek varken yani bunları mı almak gerekiyormuş" "Dün yazı hazırladım gene hazırlıyorum, AKP ile artık daha şiddetli mücadele edicez yani" "Senide içeri aldılar mı", Ali: "Biz İstanbul'dayız" "Çok kalabalığız burada, EKİP var", Şerafettin:"Nasıl şey yapıyorlar mı yani yine devlet üstüne gidiyor mu", Ali: "Hiç üstüne gitmiyor. Genelkurmay n araştırma yaptık, tek Kuvayı Milliye orada Kadıköy'deki Kuvayı milliye dedi, dün Genelkurmayın basın açıklamasında" "Bizi işaret ediyor yani Genelkurmay", Şerafettin:"Türkiye'de genel durum nasıl şu anda" diye sorduğu, Ali: "Şu an kötü, berbat. İşte bakacaz, bi hamle yapacaz yakında, herşeyi haberlerden okursun zaten, haberleri dinlersin birşey oldu mu", Şerafettin:"Ne Hamlesi Yapacaksınız" diye sorduğu, Ali: "Telefonda Olmaz Tamam", Şerafettin:"Kardeşim bu tarikatlara cemaatlere komple el koysunlar kapatsınlar", Ali: "Öyle Yapıcaz Zaten" "11 kasım 1938'den bu güne her kurum kuruluş şahıstan hesap sorucaz. Sen hiç kafanı yorma rahat ol yani", Şerafettin:"Yeni Şafak yeni Türkiye gazetesi var birde bu a... kodumun tam militan bir gazete o da ya", Ali: "Hepsine El Koyacaz Kafanı Yorma Hepsini", Şerafettin:"Ya düşündükçe sinirleniyorum vallahi billahi ya, gidip eylem yapasım geliyor ya", Ali: "Ya boşver, akşam msn'de şey yaparız. Telefonda girme bu tip şeylere tamam mı" dediği ve telefonların dinlendiğini ima ederek bu konu hakkında akşam MSN'den görüşmeyi tavsiye ettiği, Tape:584, 19.07.2007 tarihinde Yusuf KARLIOĞLU'nun kullanımında bulunan 0 536 332 13 56 telefonla Ali KUTLU'nun Hikmet YILMAZ ile yaptığı görüşmede özetle; Ali: "Merhaba Hikmet bey" "Ali KUTLU dün Kuvayı Milliyede tanışmıştık ya esmer olan akdeniz bölgesinden" "He şimdi biz o tapu Gaziosmanpaşayla ilgili abiyle sizi tanıştıracaktım da uygunsanız biz karşıdayız şuan Güngören tarafmdayız o tarafa geçicez de Uygunsamz bu konuda bi buluşalım diyecektim hocam" "Teşkilatı bu bunu şey tutalım da bunu onlardan şimdi muaf tutalımda bunu" "Buluştuğumuzda konuşuruz zaten" dediği, Tape 581,19.07.2007 tarihinde Candan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ali: " Ali KUTLU Murat ÇAĞLAR'm arkadaşı ben", "Murat bizi yedi bitirdi ne yaptın nerdesin", Candan: "Vallahi Alanyadayım", "... valla ne yaptı ya o adamı siz görüyorsunuzdur heralde çünkü bizide hep burda şey yaptı gitti", Ali: "Murat'ı tamam MSN de birara konuşalım MSN'de MSN adresini falan ver bu numaradan sürekli bana ulaşabilirsin sen Yusuf abi var ya bizim Yusuf, "Genel merkezdeki onun numarası bu cep numarası açık yani sürekli", Candan: "Anladım anladım vallahi ne bileyim ben hani çünkü yazık ya biz burda hani anlıyon mu hani arkadaştık yani şöyle birşeydik hani burda ... sen gördün işte", Ali: " Abi anladım .... çok şeyler var onun hakkında çok şeyler yaşadık yani ben gördüm herşeyini herşeyini biliyorum onun herşeyini biliyorum", Candan: "İşte ne bileyim burda hani 5-6 kişinin anlıyon mu", "Parasını pulunu aldı burda 5-6 kişinin en son ordan", Ali: "Biliyorum abi bende vardım orda o berberin bir buçuk milyar sonra..." dediği, Tape:175, 25.09.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Kemal CANAY arasındaki görüşmede özetle ; Kemal: " Gelmediniz o diğer konularda ne karar verdiniz genel başkanım şimdi o Adana'daki arkadaşlar soruyor bunlarda buradakiler de burayı boşaltmıyorlar adam kirayı istiyor ney yani o konuda siz karar verdiniz mi yani", Mehmet Fikri: "Ya o sıkıntıya girilirse bırakın şart değil ya bina bina şart değil siktir edin atın verin p....evini ya", Kemal: "Öbürleri gitti gelmiyor hepsi koptu çocuklar adamlar" , "Hepsi hepsi şey çıktı genel başkanım ya yani üç aydır dört aydır elektrik telefon parası gelmiş internet parası gelmiş benim adıma kayıtlı hepsi hiç birisi beş kuruş", "Gelmiyorsan buraya demişler istifanı gönder o Ali KUTLU kim oluyor orda yetkili o da telefon açıyor ona", Mehmet Fikri: " Bunlar zaten gitsin yaa bırak onla mı uğraşacaksınız yaa", Kemal: "Onların hiç birisinin umurunda değil diğer şerefsizler hepsi şerefsiz çıktı buradakilerin buradakilerin hepsi şerefsiz çıktı yani bu yemin edenler var ya hepsi şerefsiz çıktı", Mehmet Fikri: "Bu milletle hiç Kemal abi bu milletle hiç bir yere gidilmiyor", Kemal: "Hep şerefsiz çıktı yaa yani yemin etti bayrağa silaha kurana yemin etti böyle mi olması lazım genel başkanım ya", Mehmet Fikri: " Yollayın gitsin anasnı satayım onla mı uğraşıcaz bunlarla bu millete hiç birşey yapılmaz yaa boşuna üzüyoruz kendimizi ya", "Bırak ya bırak anasını satayım ne b.. yiyorlarsa yesinler ya", "Ordusu var bilmem nesi var gözü kör mü onlar yapsın pezevenkler ya" , "Yaşar'a da telefon et Yaşar'a da telefon et beni arasın ona da söyle", Kemal: "Yaşar'da arasın şey Tanju da Tanju da Tanju da arasın sizi söyleyin efendim ona da söyleyin borçlan benim başıma bırakmayın ben diyorum ki ben o evi düzdüm orda 10 milyarlık eşya var hepsini satın borçlan kapatın diyorum yani benim başıma bırakmayın diyorum alın eşyayı satıyor musunuz atıyor musunuz yani çocukta hasta oldu hiç kimse ilgilenmiyor genel başkanım", Mehmet Fikri: "Bu iş böyle işte bu kadar herkes nemalanmak için gelmişti ...", Kemal: "Evet evet parayı o ihaleleri alsaydık o şerefsizlerin hepsi diyom buradan çıkmazdı diyorum" dediği,

Tape:788, 24.10.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU ile Seda YİVLİ arasındaki görüşmede özetle ; Recep Gökhan: "Ne haber bazı pürüzler çıktı, bu saate ben ...Yenibosnadayım" "Mecidiyeköy'de, Toplantıyı sonlandıracaz" "Siz akşam eve gelsenize" "siz evde bekleyin" "Dur bi dakka Ali'yi veriyorum" dediği, Tape:767, 27.10.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile Ali (Ali KÜTLU-görüşme Recep Gökhan SİPAHİOĞLU adma kayıtlı telefonla yapılmıştır) arasında yapılan görüşmede özetle; Oğuz Alpaslan: "... yok SedaTar gelmiyor o zaman bu akşam", Ali: "Bilmiyorum belki de gelmiyordur şimdi Gökhan beyes de çıktı şeyi bekliyor makina gelecek de onu takacaz Turan" , " Şeyi söyleyecem Selim'le görüştün mü Selim'le Selim'le anlarsın sen", Oğuz Alpaslan: " He yok daha görüşmedim", Ali: " Öyle kaldı değil

mi" , " Sonra yüz yüze görüşünce sana bir şey daha söyleyecem yüz yüze görüşünce", " Siktir et takma kafana ya", O.Alpaslan: " Tamam tamam tamam takmıyorum zaten bitti gitti" dediği, Tape:769, 31.10.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile Murat ZELYURT arasındaki görüşmede özetle ;Murat: "Allaha çok şükür tadımız tuzumuz yok abi", "Gökhan olayım bitiriyoruz tamam mı bitirdik", " Eğer bugün ordaysan bugün akşam geliyoruz tamam mı ya akşam değil belki şimdi de çıkabiliriz de haberin olsun diye aradım tamam mı bugün geliyoruz kesin geliyoruz yani bitirdik tamamen tamam mı",Oğuz Alpaslan: "Şey olmadı anlaşamadız ha", Murat: " Sen hiçbir şekilde arama onu tamam mı abi hiçbir şekilde arama", "Tamam mı abi gelince konuşuruz tamam mı" dediği, Tape:770, 31.10.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR üe Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki görüşmede özetle ; Recep Gökhan: "O çocuklar da bizim işin stresini mitresini falan kaldıramadılar.", Oğuz Alpaslan: "Kimle kavga etmişler abi Turan'la mı?", Recep Gökhan:"Yok hayır. Yani genelde herkesin tavırlarından falan bahsediyorlar. Cenaze var, bu cenazenin kalkması lazım." "Ya cenaze ortadayken ben kimseye pof pof yapabilir misin Alparslan" diyerek Ali ve Seda isimli şahıslar ile yaşadıkları problemlerden bahsettikleri, Tape:774, 01.11.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki görüşmede özetle ; Oğuz Alpaslan: "Ne yapayım, şuanda şey müsait de değilim. Yanımda arkadaşlarım var ama Seda delirmiş vaziyette. Murat hadi ondan biraz daha şeyli. Ne bileyim işte böyle yani. Gittiler geldiler bi akşamleyin bi paşa mı vardı onun yanma gittiler geldiler hani bi adamlar vardı ya ...abi neyse konuşmamız lazım konuşuruz seninle yani" "Müsait değilim anladın mı, Abi yüzyüze görüşmemiz lazım telefonda olmaz.", Recep Gökhan : "Niye kızmışlar" "Her şeyi başında herkesle konuştuk Alpaslan" , Oğuz: "...Biliyorum da ben de sana söyliyim. Normal insanlar değil bunlar. Öbürü 149 tane kelle almış. Tam 149 tane saymış. Bana şeylerini gösteriyor bunlar. Bak ben bunlan var ya parmağımda oynatmm derken o anlamda söylemiyorum. Beni sevdikleri için anlıyor musun.Abi hiçbir karşılık beklemeden benimle herşeyi yaparlar. Senin de öyle. Yaklaştılar sana yani, sen de bunlarla aslında çok yani seviyorlar..." " Hiçbir karşılık beklemeden benle herşeyi yaparlar senide öyle yaklaştılar sana yani sende bunlarla aslında çok yani seviyorlar halende seviyorlar sevmeseler bu kadar kızamazlar zaten anladın mı beni" Recep Gökhan:"Herşeyi söyledim ben bunlara ama dedim herşey kilit üstesinden gelin açın" Tape:936, 06.11.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in X şahıs (Mustafa ALPAY) ile yaptığı görüşmede özetle ; X Şahıs:"Ali KUTLU ile görüştüm ben", "Şenlen ben Ali KUTLU biraraya gelmemizi pek istemedi", "Hee Özel Harekatçı şu atılan biri vardı hatırlıyormusun", Oğuz Alpaslan: " Evet Abi", X Şahıs:"Onu getirmiş yanma adı neydi Murat mıydı", " Bir o birde Ömer Lütfü TOPAL' m yeğeni diye birisini getirdi kim", " He Kuvayı Milliyeye geliyormuş", "Bunların bir tapu işleri falan varmış diye", "Getirdi abi dedi işte Alpaslanm haberi olmasın dedi bizim buluşacağımızdan, biz buluşalım ben Ali' yi çağırdım Ali ile görüştüm yanıdaki o getireceği Özel Harekatçıyla o şeyi Ömer Lütfü TOPAL' m oğlunu istemedim yeğenini, görüşmedim", Oğuz Alpaslan: "Anladım abi", X Şahıs:"Anlat bakim dedim abi dedi işte Alpaslan bize geldide bir varlık gösteremiyor dedi pek bir şey yapamıyor dedi. Hüseyin, abi Hüseyin de kendini dine vermiş", "İşte olmuş şöyle böyle ben Ali'ye dedimki Ali git evraklı gel doneli gel birde dedim Alpaslan arasın beni dedim, Alpaslan ararsa dedim senin arkadaşlarına dostlarına yardımcı olurum dedim.", Oğuz Alpaslan: "Eyvallah abi sağol", X Şahıs:"Ali KUTLU' nun söylediği yani sensiz toplanalım abi ben onu görüşmemi kabul etmemi sen bilmiyosun", "Amam sana söylüyorum çünkü sana önem veriyorum tamam", Oğuz Alpaslan: "Anladım abi burdamısm sen", X Şahıs:" Ben İstanbul'dayım gece Ankaraya geçmezsem yarın geçecem, geçmezsem yarın buradayım", "Alpaslan ben seni bir iki şeydede ikaz edecem", "O Güney Doğudan Özel Harekattan atılan


tip, hala senle ilişkisi varmı", Oğuz Alpaslan: "Yok, onlarla", X Şahıs:"Ama Ali KUTLU ile benim görüştüğümü falan sen bilmiyorsun, ben sana bunu söylüyorum", "Yarın görüşelim ben sana anlatacam herşeyi hakim olursun" dediği, Tape:948, 07.11.2007 tarihinde Ali KUTLU ile (Görüşme Recep Gökhan SİPAHİOĞLU adına kayıtlı telefondan yapılmıştır) Emre isimli kişi arasındaki görüşmede özetle ; Ali: " Ne diyecektim burda durumlar çok iyi, iyiye gidiyo işte bişey söyleyecektim sana", " Hani Tanker bize Çerkez diyodu ya, telefonla sana özellikle, isim verme isim kullanma tamamını onunla görüşecem görüşüyoruzda gene şu şeyi yapıyoruz burda baya bize destek olacaktı" devamında başka konuya geçerek "Biz aynı zamanda ısıtma soğutma işine girdik kalorifer işine bi Abiyle Yüksek İnşaat Makina Mühendisi, ben aynı zamanda orta olacam hissedar olacam ne diyosun gideyimmi bu adamların ...", Emre'nin bir önceki sözünü anlamadığından Emre:"Kim o biraz ipucu ver", Ali: " Ya Efsane varya Efsane diyolar hatırlasana", Emre:"Ya şimdi Ali ne garip adamsın sen şimdi bu lafı deyince yani telefonu kim dinliyorsa artık kim olduğunu anlamayacak mı" , Ali: "...bunu daha sonra konuşuruz uzunlamasma ben gir ben girmeyecemde arkadaşlar girecek, benim bağlı olduğum ekibimdeki arkadaşlar" "Bu numaradan ara bundan sonra bu numaradan bana ulaşabilirsin" , " Öbürlerini diğerlerini hepsi geçersizdir bundan sonra"

e)-Diğer şüpheliler ile örgütsel irtibatlarıDüzenle

Şüpheli Ali KUTLU'nun VKGB Demeğinin kuruluşunda yer aldığı ve bir süre burada faaliyet gösterdiği, aynı hareket içerisinde yer alıp daha sonra ayrılarak Kuvayı Milliye Demeğini kuran Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün çağrısı ile Kuvayı Milliye Demeğinin Mersin Şubesinin kurulmasında aktif rol aldığı, Mehmet Fikri KARADAĞ'm 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Demeğinin düzenlediği toplantıda yeni üye olacak kişilere özetle ; " bu uğurda ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almaları gerektiğini, bunu göze almayanların şimdiden ayrılması gerektiğini" ikaz ettikten sonra Kuran,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak tabir ettikleri yemini ettirdiği törenin organizesinde yer aldığının kendi beyanı içeriğine göre sabit olduğu, Yine Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün çağrısı ile Mersin ilinden Demeğin İstanbul'daki merkezine geldiği ve demek binasında kalarak faaliyetlerine burada devam ettiği, Demeğin illegal yapılanmasmdaki hemen herkes ile bağlantılı olduğunun ifade içerikleri,telefon görüşmeleri ve soruşturma evrakı genelinden anlaşıldığı, Bu kapsamda daha çok Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in hiyerarşisinde Murat ÇAĞLAR,Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT ile birlikte örgüte gelir temin etme adına tahsilat işleri yaptığı, yine Oğuz Alpaslan ABDUÜLKADİR'in görevlendirmesi ile diğer bir örgüt üyesi Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında bu kişinin illegal işlerini takip ettiği değerlendirilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanlarıDüzenle

Hüseyin GÖRÜM, Ali KUTLU'yu tanıdığını, demek üyesi olduğunu, muhasebe işi ile uğraştığını bildiğini, herhangi bir irtibatının olmadığını beyan etmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ, Mersin'e gittiğinde kendisini karşılayan şahıslardan birisi olduğunu, Ali KUTLU'nun İstanbul'a geldiği zaman Hüseyin GÖRÜM'ün bilgisi dahilinde demekte yatıp kalktığını beyan etmiştir.

Oğuz Alparslan ALBÜLKADİR, 18.10.2007 tarihinde Hüseyin KÜÇÜK ile görüşmesindeki "Bizim özel harekattan bi arkadaşımız geldi. Ayrıldı ordan yani. Şu anda davaları falan var." "Çalışması lazım, iş beğenmemezlik proplemi yok. anlıyor musun", "Ona yardımcı ol sen. bizim arkadaşımız, bizden yani." şeklindeki beyanlarının sorulması üzerine ;



Dernekte çaycı olarak bulunan Ali KUTLU'nun kendisini Murat isimli emekli özel harekat polisi olan şahısla tanıştırdığını, Ali KUTLU'nun emekli polis için evsiz ve barksız olduğunu, dernek olarak bu şahsa yardımcı olmalarını istediğini, bunun üzerine Hüseyin KÜÇUK'ten emekli polise iş bulması konusunda yardımcı olmasını rica ettiğini, görüşmenin bundan ibaret olduğunu beyan etmiştir. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, 2007 yıl Mayıs ayında Kahraman ŞAHİN'in kendisini aradığını ve Kadıköy bölgesinden bağımsız milletvekili adayları olduğunu, seçime Kadıköy bölgesinden katıldıklanm, Genel Başkanlannm kendisi ile tanışmak istediğini söyleyerek derneğe davet ettiğini, bunun üzerine demeğe gittiğim, derneğe gittiğinde Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN ve Ali KUTLU'nun olduğunu, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in kendisini Mehmet Fikri KARADAĞ'm odasına götürdüklerim , evinde yapılan aramada ele geçen, içeriğinde "Türkiye artık bizim kontrolümüzde" ile başlayan, kuvayı milliye asla unutmaz, asla affetemez ile biten, Ergenekon SS'leri (schutzstaffel) kurmaya başladı, sırada kamplar var yazılan ve Hüseyin BEYAZIT İsmail PAKER ve Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün fotğraflanmn bulunduğu CD lerin oğlu Turhan SİPAHİOĞLU'na Kuvayı Milliye derneğindeki çaycı olan Ali KUTLU tarafından verilmiş olabileceğini, Ali KUTLU'nun konuşma ve tavırlannı beğenmediği için oğlunun bu kişiyle samimiyetini engellemek istediğini, Ali KUTLU'nun dernekte herkesin gözü önünde gözü önünde Genel Kurmay ve bayrağa karşı saygısızlık yaptığını, bu nedenle kendisini orada dövdüğünü, "16 bayrağımız var, şu an onyedincisi var, sen de büronda asıyorsun, 18 incisini yapsak ne olur" dediğini, bu sözünü onaltı yıkılan devlet gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti de yıkılsa yerine yenisi kurulsa yeni bayrağımız olsa ne olur şeklinde anlayarak kendisine dayak attığını, Ali KUTLU'nun seçimlerden sonra sürekli olarak dernekte olmaya başladığmı,kendisine derinlik ve gizem kazandırmaya çalışan bir kişiliğe sahip olduğunu, Ali KUTLU ve Seda isimli arkadaşı kendisinin ticari ilişkilerini bildikleri için iş bağlayabileceklerini, mimarlar, fabrikatörler, işadamlan ile tanıştıracaklannı söylediklerini, üç-dört gün kendisinin Hasanpaşa'daki bürosuna geldiklerini,fakat herhangi bir şey yapmadıklannı, daha sonra Kuvayı Milliye'deki kavga olayı olunca yanından aynldıklannı, kendisinin de bu tedirginlikle büro ve evini taşıdığını, Ali KUTLU'nun kendisi hakkındaki ".. Ali KUTLU,Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT'a iş yaptığı inşaat şantiyelerini denetlemek ve şirketi tanıtarak yeni müşteriler bulmak görevi verdi, çalıştıklan süre içerisinde ailesinin kaldığı evde kaldıklan, kendisinin Murat ZELYURT'a silah vererek tehdit amaçlı bir yere gönderdiği" şeklindeki beyanlarının doğru olmadığını, kendilerine böyle bir görev vermediğini, kendisinin evinde sadece iki gün kaldıklarını beyan etmiştir. Gizli Tanık 17 , ifadesinde aynısı ile ; "Ali KUTLU, Mersin ilinden derneğe gelmişti. Kendisinin VKGB oluşumunun başlangıcında yer aldığını anlatıyordu. Bu kişinin Mersinde VKGB tarafından organize edilen bayrak mitinginde yer aldığını, bu miting öncesi 2 adet Türk bayrağının VKGB tarafından halkın galeyana getirilmesi için özellikle yaktırıldığını, bundan dolayı da 10.000 kişinin tepki amaçlı Türk bayrağı açtığını bizzat kendisinden duydum." şeklinde beyanda bulunmuştur.

g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesiDüzenle

Şüpheli Ali KUTLU'nun Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esasların belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinde , örgüte


eleman kazandırma, örgüt adına gelir temin etme ve sivil toplum hareketi görüntüsündeki eylemlerde yer alma faaliyetleri ile görevlendirildiği, gerektiğinde provakatif terör eylemlerinde istihdam edilmesinin düşünüldüğü iddia edilmektedir. Şüpheli özetle, 2003 yılında Taner ÜNAL'm çıkarttığı Türkeli isimli Derginin Mersin Temsilciliğini yaptığını, 2005 yılında Taner ÜNAL'm başkanlığını yaptığı Vatansever Kuvvetler Güçbirliği Hareketi Demeğine (VKGB) üye olduğunu ve Taner ÜNAL tarafından demeğin denetleme kuruluna asil üye olarak atandığım, bu işi herhangi bir ücret almadan yaptığını, zaten o dönemde Türkeli dergisinin de Mersin dağıtımını yaptığını, 2006 yılının ilk aylarında VKGB üyeliğinden ayrıldığını, bu demekte çalıştığı sırada tanıdığı Mehmet Fikri KARADAG'm teklifi üzerine İstanbul'da kumlan Kuvayı Milliye Demeğine Mersin Kumcusu olarak girdiğini ve merkeze üye olduğunu, bir süre sonra 2007 yılının Temmuz ayında İstanbul'a gelerek demek genel merkezinde Denetleme Kurulu Başkanı olarak çalışmaya başladığını, bu iş karşılığında herhangi bir para almadığını, Demek faaliyetlerinden Mersin ilinde 2006 yılı içerisine Ramazan ayında gerçekleşen Silahlı yemin törenine katıldığını, Ergenekon Terör Örgütüne üye olmadığını savunmuştur. Yukarıda geniş olarak özetlenen telefon görüşmeleri içeriğinden, şüphelinin Kuvayı Milliye Demeğinin Ergenekon Terör Örgütünün Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki yapılanması olduğunu bildiği, bu yapılanmanın hiyerarşisi içerisinde yer aldığı , özellikle Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR,Kahraman ŞAHİN ve Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'na bağlı olarak örgüte gelir temin etme adına yardım toplama, yasadışı tahsilat yapma faaliyetlerinde görevlendirildiği, şüphelinin de kendisine verilen görevi benimseyerek bu konuda faaliyette bulunduğu, soruşturma evrakı geneli ve şüphelinin kendi konuşmaları içeriğinden demekteki illegal yapılanmayı devletin bazı kuramlarının desteklediği , bu durumu kullanarak yapacağı illegal işler ile örgüte ve kendisine maddi çıkar elde edebileceğini düşündüğü, bu amaçla terör örgütüne maddi gelir temin etme adına cebir,şiddet ve tehdit yöntemlerini de kullanarak tahsilat yapma gibi eylem veya eylem hazırlıkları içerisinde yer aldığı,telefon görüşmelerinde muhataplarını uyararak örgütün faaliyetlerindeki gizlilik prensibine uyduğu anlaşılmaktadır. 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde yönetiminde bulunan 34 AD 4374 plakalı araç içerisinde yakalanan Murat ÇAĞLAR'ın üzerinden ve kullandığı araçtan 1 adet ruhsatsız silah ye Kuvayı Milliye Demeğinin illgal yapılanmasına ilişkin çok sayıda doküman ele geçmiş, Murat ÇAĞLAR ruhsatsız silahın kendisine ait olmakla birlikte dokümanların ise kendisine ait olmadığını,aracm Kuvayı Milliye Demeğine ait olduğunu ve kendisinden başka Ali (Ali KUTLU), Kahraman (Kahraman ŞAHİN) ve Ahmet isimli kişilerin de kullandığını beyan etmiştir. Murat ÇAĞLAR'm kollukta kendisi ile yapılan mülakatta "kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandırılması gerektiğini, ayrıca Kuvvayi Milliye Demeğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmaları gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklarım, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığı" şeklinde beyanda bulunduğu belirtilmiş, daha sonra alman C.savcılığı ifadesinde de benzer şekilde beyanda bulunarak kolluk mülakatmdaki beyanlarını doğrulamıştır. Bu konu ile ilgili aşağıda yazılı telefon görüşmelerindeki; 19.07.2007 tarihinde Ali KTULU ile Candan isimli kişi arasındaki görüşmede söylediği "Ali KUTLU Murat ÇAĞLAR'ın arkadaşı ben" 27.07.2007 tarihinde X Şahıs (Şerafettin GÖZÜKELEŞ)- (Görüşme Kahraman ŞAHIN'in telefonundan yapılmıştır. ) ile görüşmesinde, ülkedeki genel gidişatın kötü olduğundan bahsedildikten sonra "Şu an kötü, berbat. İşte bakacaz, bi hamle yapacaz yakında, herşeyi haberlerden okursun zaten, haberleri dinlersin birşey oldu mu" , X Şahıs:"Ne Hamlesi Yapacaksınız" , Ali: "Telefonda Olmaz Tamam"

Sözlerinden de, şüphelinin arkadaşı olduğunu beyan ettiği Murat ÇAĞLAR ile birlikte yardım adı altında örgüte gelir temin etmek için faaliyette bulunduğunu, ülke genelinde ses getirecek bir eylem hazırlığı içerisinde bulunduğunu göstermekte olduğu değerlendirilmiştir. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli ihsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamları ile numaralandırılan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalarının kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalarından itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olayların tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptırılarak özet olarak Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde yazılmıştır. Bu tartışmanın bir bölümüne şüpheli Ali KUTLU'nun da dahil olduğu ve aralarında aşağıda yazılı konuşmaların geçtiği tespit edilmiştir. Ali: "...Buraya geldik genel merkeze, baktık maddi problemleri vardı, bayağı ciddi had noktasındaydı, kış ayında burada bir soba, kapıları olmayan odada ne yapalım ne edelim, kendi aralanmızda toplantı yaptık, Mersin'de beraber çıktığımız abiler, arkadaşlanmızla Kahraman abiye, olsun Hüseyin abiye olsun, paşamızla o zamanlar sık sık görüşemiyorduk genel başkanımızla durum üzerine ne yapılabilir diye işte dedi tanıdık şey falan var mı Mersin'li hayırsever işadamlan olur, bağış yapabilecek falan filan, ben düşündüm düşündüm sözümüzün geçtiği nazımızın geçtiği daha önce yola beraber çıkıp bize bu hak davada yardım eden insanlar oldu, onlan buraya çağımız dedim falan, Hüseyin başkanımız da dedi ben kollan tülleri yığanm..., ...Mehmet Fikri: "Kimmiş O" , Ali: "A.R. K.diye bir şahısı çağırdık buraya, ben paşama sonra gittikten sonra benim arkamdan esrarkeş diye bahsetmiş burada, ben hayatımda", Mehmet Fikri: "Ali buradaysa benim ne işim var", Ali: "...halbuki ben aldım havalimanından getirdik paşamızı da kalender ordu evinde yemek verdim", Mehmet Fikri: "Manyak mısın sen", Ali: "Hüseyin başkanımız da vardı", Mehmet Fikri: "....bu gün bu kadar, yann bu kadar vereceğiz, Hüseyin GÖRÜM hep öyle, bu gün 50 bin lira, yann 100 bin lira vereceğiz, çok hep öğle", Ali: "...görüşme oldu, telefonla sayın genel başkanımız Mehmet Fikri KARADAĞ o zaman işte esrarkeş Aykut varsa demiş ne işin var demiş, yani böyle şeyler yaptım, ondan sonra Kemal amca aramış, Mersin teşkilatı il başkanı Ali KUTLU'yu oradan kov, Hüseyin başkanımızın yanmdaydık, Kahraman abi de vardı, siz de Hüseyin başkanımıza Ali KUTLU'yu kov gibisinden, Ali KUTLU hain gibisinden şeyler", Mehmet Fikri: "Ne haini gönderin", Ali: "Böyle şeyler, öğle demişsin, gönderin demişsin, şimdi sayın paşam, orda ben Mersin teşkilatında Vatan Sever Kuvvetlerde", Mehmet Fikri: "O da, dedi ki niye buna şey yapıyorsun, garip burada dursun, yav dedim Kuvayı Milliye", Şeklindeki sözler ile ifade içeriklerinden, şüpheli Ali KUTLU'nun VKGB Derneğinin kuruluşunda yer aldığı ve bir süre burada faaliyet gösterdiği, aynı hareket içerisinde yer alıp daha sonra ayrılarak Kuvayı Milliye Derneğini kuran Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'ün çağrısı ile Kuvayı Milliye Derneğinin Mersin Şubesinin kurulmasında aktif rol aldığı, Mehmet Fikri KARADAĞ'm 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Derneğinin düzenlediği toplantıda yeni üye olacak kişilere özetle ; " bu uğurda ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almaları gerektiğini, bunu göze almayanların şimdiden ayrılması gerektiğini" ikaz ettikten sonra Kuran,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak tabir ettikleri yemini ettirdiği törenin organizesinde yer aldığını, örgüte gelir temin etme amaçlı yardım toplama faaliyetlerine de katıldığı, kendi beyanı içeriğine göre sabit olduğu da anlaşılmaktadır.


Gizli Tanık 17'nin, " Ali KUTLU'nun bizzat kendisinin VKGB oluşumunun başlangıcında yer aldığını, Mersinde VKGB tarafından organize edilen bayrak mitinginde yer aldığını, bu miting öncesi 2 adet Türk bayrağının VKGB tarafından halkın galeyana getirilmesi için özellikle yaktınldığmı, bundan dolayı da 10.000 kişinin tepki amaçlı Türk bayrağı açtığını söylediği " şeklindeki beyanı da , şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün aynı amaç doğrultusunda faaliyet gösteren bir başka sivil toplum kuruluşu olan VKGB içerisindeki faaliyetlerini göstermesi açısından önemli görülmüştür. Yukarıda özetlenen telefon görüşmeleri içerisindeki; 27.10.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile Ali (Ali KUTLU-görüşme Recep Gökhan SİPAHİOĞLU adına kayıtlı telefonla yapılmıştır) arasında yapılan görüşmede özetle; Oğuz Alpaslan: "... yok SedaTar gelmiyor o zaman bu akşam" , Ali: "Bilmiyorum belki de gelmiyordur şimdi Gökhan beye de çıktı şeyi bekliyor makina gelecek de onu takacaz Turan" , " Şeyi söyleyecem Selim'le görüştün mü Selim'le Selim'le anlarsın sen" , Oğuz Alpaslan: " He yok daha görüşmedim" , Ali: "...Öyle kaldı değil mi" , " Sonra yüz yüze görüşünce sana bir şey daha söyleyecem yüz yüze görüşünce" Sözleri içerisinde geçen Selim isimli kişinin,yukanda da geniş olarak anlatılan dernek içindeki yapılanmanın Orhan PAMUK ve bir kısım kişilere karşı gerçekleştirmeyi planladığı eylemde tetikçi rolü üstlenmesi düşünülen Selim AKKURT olabileceği,nitekim şüphelinin de içerisinde bulunduğu Kuvayı Milliye grubu içerisinde Selim isminde bir başka kişinin bulunmadığı, görüşmenin yapılanmanın gizlilik prensibi ve özellikle planlanan bu eylemin özelliği gereği açıklıktan yoksun yapılarak yüz yüze konuşmaları gerektiğinin belirtildiği, 13.11.2007 günlü fiziki takip tutanağında bu görüşmeyi yapanlardan Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in Mehmet Fikri KARADAĞ ile birlikte Kadıköy'den vapurla geçerek Mahmut KUZ ile buluştukları,bir süre birlikte vakit geçirdikten sonra ayrıldıkları, bundan sonra M. Fikir KARADAĞ'm yaya olarak gidip ankesörlü telefonlar ile Selim AKKURT'u aradığı,ancak ulaşamadığı,sonrasmda ise Beşiktaş - Kadıköy iskelesine gelerek Kadıköy feribotuna bindiğinin belirtildiği, görünürde Selim AKKURT ile bir bağlantısı bulunmayan Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'e şüpheli Ali KUTLU'nun bu kişi ile görüşüp görüşmediğini sormasının ve bu görüşmenin söz konusu eylemin planlandığı tarihler ile uyuşmasının şüphelinin de bu eylem planı içerisinde yer aldığı yönünde şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir. Yukarıda özetlenen telefon görüşmelerindeki; 01.11.2007 tarihinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ile Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki görüşmede Oğuz Alpaslan: "..Gittiler geldiler bi akşamleyin bi PAŞA mı vardı onun yanma gittiler geldiler hani bi adamlar vardı ya ...abi neyse konuşmamız lazım konuşuruz seninle yani" "Müsait değilim anladın mı, Abi yüzyüze görüşmemiz lazım telefonda olmaz." Şeklindeki açıklıktan yoksun sözleri ile Ali KUTLU,Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT'un Paşa olduğunu söylediği bir kişi ile görüştüklerini söylediği, 07.11.2007 tarihinde Ali KUTLU ile (Görüşme Recep Gökhan SİPAHİOĞLU adına kayıtlı telefondan yapılmıştır) Emre isimli kişi arasındaki görüşmede Ali: " Hani Tanker bize Çerkez diyodu ya, telefonla sana özellikle, isim verme isim kullanma tamam mı onunla görüşecem, görüşüyoruz da gene şu şeyi yapıyoruz burda baya bize destek olacaktı..." , Emre: "Kim o biraz ipucu ver", Ali: " Ya Efsane varya Efsane diyolar hatırlasana" , Emre: "Ya şimdi Ali ne garip adamsın sen şimdi bu lafı deyince yani telefonu kim dinliyorsa artık kim olduğunu anlamayacak mı" Şeklindeki açıklıktan yoksun sözleri ile de Ali KUTLU'nun ısrarla ismini telefonda söylemek istemediği, kendisine "Efsane" denilen kişi ile görüştüklerini, söylediği, Dikkate alındığında, şüpheli ve birlikte hareket ettikleri anlaşılan Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT'un, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in "Paşa", kendisinin ise "Efsane" dediği bir kişi ile örgütsel gizlilik içerisinde görüştüklerine dair şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Ali KUTLU'nun, Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneği yapılanması hiyerarşisi içerisinde Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in talimatı ile Seda YİVLİ ve Murat ZELYURT ile birlikte diğer bir örgüt üyesi Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun yanında bu kişinin illegal işlerini takip etmekle görevlendirildiği, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun evinde kaldığı, hatta bir süre Recep Gökhan SİPAHİOĞLU adına kayıtlı 0 505 304 39 24 nolu GSM hattını kullandığı anlaşılmaktadır. Bu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde; Danıştay saldırısı sanığı Alparslan ASLAN' m kullandığı 0 532 671 34 39 nolu GSM hattı ile 1 kez görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir. Alparslan ASLAN'ın yakalandığında üzerinden VKGB ait kart çıkmış olması, şüpheli Ali KUTLU'nun da daha önce VKGB içerisinde faaliyette bulunmuş olması dikkate alındığında, Alpaslan ASLAN ile telefon görüşmesi yapmasının içerisinde bulunduğu ilişkileri göstermesi açısından önemli görülerek Mahkemenin dikkatine sunulmuştur.

Tüm bu açıklamalar ile şüpheli Ali KUTLU'nun Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe uyandıran deliller elde edilmiş olduğu anlaşıldığından,

Şüpheli Ali KUTLU'nun eylemine uyan TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir.