Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 66-ŞÜPHELİ HÜSEYİN GÖRÜM

66-ŞÜPHELİ HÜSEYİN GÖRÜM

a)-Emniyet İfadesinde;Düzenle

Daha önce taksicilik ve serbest ticaret yaptığını, son iki yıldır ise ailesinin yardımı ile geçimini sağladığını, gelir getirecek sabit bir işinin olmadığını, 1981 yılında Hüsamettin isimli arkadaşı ile bir büroda 7,65 mm silahıyla oynarken silahın patladığını ve arkadaşının öldüğünü, bu olaydan dolayı 2 yıl cezaevinde yattığını, ayrıca 1988 veya 1989 yıllarında Kars' lı olarak bildiği bir müşterisini Gebze'ye götürdüğünü, bu arkadaşının kız kaçırmış olması ve arkadaşına yardım etmesinden dolayı 1 ay cezaevinde kaldığını, 2006 yılı içersinde Danıştay'da meydana gelen ve Alparslan ASLAN' m yapmış olduğu saldın olayından dolayı 3 gün gözaltında kaldığını ve savcılıktan serbest kaldığını, çevresinin kendisine Kuvvacı İmam Hüseyin diye hitap ettiklerini, ayrıca dedesinin isminin Kerim BAYRAKTAROGLU olduğunu, babasının küçük yaşta yetim kalmasından sonra babasının kendisine bakan aileye ait GÖRÜM soyadını aldığını, bunu öğrenen Mehmet Fikri KARADAĞ'm bazen kendisine Kerim BAYRAKTAROGLU olarak hitap ettiğini, Soruşturma kapsamındaki kişilerden Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün emekli binbaşı olduğunu, Muzaffer TEKİN'in arkadaşı olduğunu, kendisini Muzaffer TEKİN vasıtasıyla Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneğinin Şile'de yapılan toplantısında tanıdığını, bu toplantıda Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM, Kuddusi OKKIR, Mehmet Fikri KARADAĞ isimli şahısların da olduğunu, bu şahısların bu demeğe üye olup olmadıkları, bu demekte ne gibi faaliyetleri olduğunu bilmediğini, bu toplantıdan sonra iki sefer daha Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK isimli şahısla görüştüğünü, daha önce M.Zekeriya ÖZTÜRK'ün Maltepe ilçesinde bulunan Kuvayı Milliye Demeğine ziyaret amaçlı olarak Muzaffer TEKİN ve Kuddusi OKKIR ile birlikte geldiklerini, daha sonra M.Zekeriya ÖZTÜRK ile bir kez daha Fenerbahçe Güverte Kafe'de Muzaffer TEKİN ile birlikte sohbet ettiklerini, sohbet konusunun da ülkenin geleceği ile ilgili olduğunu, Sevgi ERENEROL'u medyadan tamdığım,2005 yılı içerisinde gazetecilerin düzenlediği Yılın Kuvayı Milliyeti ödülü töreninde beraber ödül aldıklarını,başka bir irtibatının olmadığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'I yaklaşık 3 yıl önce Muzaffer TEKİN ile birlikte Fenerbahçe Berlü Kafe isimli yerde İbrahim CİNGİ isimli cezaevi arkadaşı olan şahsın vasıtasıyla tanıdığını, daha sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile 1919 Kuvayı Milliye Demeğini kurduklarını, kendisinin emekli Kurmay Albay olduğunu, 4 ay kadar önce demekten ayrıldığını, ancak resmi olarak demekten ayrılmadığını, aralannda herhangi bir sorunun olmadığını, Kemal KERİNÇSİZ'i avukat olması nedeniyle tanıdığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüştüğü bir şahıs olduğunu, demeğe gelip gitmediğini, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü bildiğini, Erol ÖLMEZ'i Kuvvai Milliye demeğine gelip gitmesinden dolayı tanıdığını, demeğe üye olduğunu ancak bir iş yapmadığını, şu anda nerede olduğunu ve ne iş yaptığını bilmediğini, Erkut ERSOY'un bilgisayar işi ile uğraştığını bildiğini, demeğin üyesi olmadığını, internette bazı terör örgütü sitelerini hacklediğini bildiğini, bu yüzden Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, bir sefer demekte görüştüklerini, ancak bunun haricinde kendilerine herhangi bir yardımının olmadığını, internette Özel Büro adı altında Hack grubunun olduğunu bildiğini, Ali KUTLU'yu tanıdığını, demeğin üyesi olduğunu, muhasebe işi ile uğraştığını, irtibatının olmadığını, İhsan GÖKTAŞ'ı tanıdığını, şahsın Almanya ülkesinde kaldığını bildiğini, bunun haricinde bazı tarikatlar ile ilgili olduğunu bildiğini, Oktay YILDIRIM'ı Muzaffer TEKİN'in yanında tanıdığını, şahsın askeri personel olduğunu, Muzaffer TEKİN ile aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, Diğer şahıslardan bir kısmını basından veya demekten tanıdığını, bir kısmını ise hiç tanımadığını, Taner ÜNAL ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) ile irtibatı sorulduğunda; Taner ÜNAL'ın VKGB başkanı olduğunu, bir ara kendisinin de Vatanseverler Kuvvetler Birliği içerisinde bulunduğunu, bu vesile ile Taner ÜNAL ile tanıştığını, daha sonra şahısların fikirleri hoşuna gitmediğinden dolayı yanlarından ayrıldığını, bu demeğin onursal başkanının Hasan KUNDAKÇI Paşa olduğunu, Ergenekon ve Lobi yapılanması sorulduğunda; Ergenekon oluşumu hakkında bilgisinin olmadığını, 2005 yılının Ocak ayında Kadıköy'de İkizoğlu İş Hanının 3. katında bulunan Muzaffer TEKİN' e ait büroya çay içmeye uğradığını, büroda Kuddusi OKKIR, Rafet Albay, Nedim Albay, Hüseyin BEYAZIT ,kendisini Jitemci olarak tanıtan Mustafa ALPAY ve 6-7 tane asker kökenli şahsın olduğunu, orada Kuddüsi Okkır'ın "Ayrık Otu" isimli bir oluşumdan söz ettiğini, dosyasını çıkarıp birini Muzaffer TEKİN' e verdiğini

gördüğünü, aynı dosyadan "Vatansever Kuvvetler Güç Birliği" isimli derneğe verildiğini duyduğunu, Hüseyin BEYAZIT isimli şahsın Muzaffer TEKİN ile irtibatlı olduğunu, bu şahsın Harp Akademilerinde hocalık yaptığını, Muzaffer TEKİN'in akıl hocası olduğunu, şahsın Amerikadan gelen bir şahıs olduğunu, Kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinde teşkilat başkanı olarak görev yaptığını, 2000 yılında ağabeyi Yusuf GÖRÜM vasıtası ile tanıdığı Nihat GÜRKAN'm kendisine Ankara'da "Ulusal Güç Birliği Yeniden Kuvvai Milliye" adında bir oluşum olduğunu, bu oluşumda görev almasını teklif ettiğini, bu teklifi kabul ettiğini, 10 gün sonra Nihat GÜRKAN ile birlikte Ankara-Kızılay'daki yeni oluşumun bürosuna gittiklerini, bu büroda bulunan genel sekreter Tayyib YELEN, genel sekreter yardımcısı Anıl ÇEÇEN, başkan diye hitap edilen Arif İskender KÖRNDER,Hüsnü MERDANOGLU, Mete İzzet ÖZCANOĞLU ile tanıştığını, yeni oluşum ile ilgili konuştuktan sonra İstanbul'a geri döndüğünü, 2 ay sonra Arif İSKENDER'in kendisini aradığını ve Ankara ATO'da panel olduğunu bu panele katılmasını söylediğini, daha sonra verilen tarihte Ankara Ticaret Odası toplantı salonuna gittiğini, toplantı salonunda genel sekreter Tayyib YELEN, genel sekreter yardımcısı Anıl ÇEÇEN, başkan diye hitap edilen Arif İskender KÖRNDER,Hüsnü MERDANOGLU, Mete İzzet ÖZCANOĞLU, Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI, Suat İLHAN, Cumhur EVCİL, Ali ÖZOĞLU, Savaş ÖZDAĞ isimli şahısların olduğunu, toplantıyı ATO başkanı Sinan AYGÜN'ün düzenlediğini, toplantının konusunun Türkiye'nin emperyalist saldırılara maruz kaldığı, Duyun-u umumiyenin bugünkü versiyonları ve Sevr'in bugünkü hali içerikli konuşmalar olduğunu, bu oluşumun görevinin vatanı savunmak, emperyalist güçlere karşı mücadele vermek olduğunu, bu toplantılara 3 defa gittiğini, her zaman aynı şahısların katıldığını gördüğünü, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN ile eski ceza evi arkadaşı olan İbrahim CİNGİ vasıtası ile tanıştığını, İbrahim CİNGİ'nm şahıslarla kendisini Kuvvacı lakabı ile tanıştırdığını, tanıştıktan sonra 2 saat kadar konuştuklarını, Kuvvai Milliyeyi anlattığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN'in kendisinin anlattıklarından memnun kaldığını, tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ile birlikte 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye Derneğini kurduklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm genel başkan, kendisinin de teşkilat başkanı olduğunu, hala faaliyetlerine devam ettiklerini, üyelerden alman aylık 1 YTL gelirleri olduğunu, Mersindeki Kuvvai Milliye Derneği'nin kendi şubeleri olduğunu, yemin töreni sırasında orada olduğunu, yemin töreninde Mehmet Fikri KARADAĞ, polis müdürü olarak bildiği Kemal CANAY ve 500 kadar ismini bilmediği üyenin olduğunu, masanın üzerinde bulunan silahlardan bir tanesinin Mehmet Fikri KARADAĞ' a, diğer silahın ise Kemal CANAY'a ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinin hiçbir yere bağlı olmadığını, derneğin deprem ve afetlerde yardımcı olmak için AKUT benzeri üyeleri içerisinde oluşturdukları Arama Kurtarma isimli bir birimi olduğunu, bu birimde olan şahıslara Kuvayı Milliye Derneğinin kimliklerinden verdiklerini, bu kimliklerin üzerinde Özel Kuvvetler Birliği yazılı olduğunu, ayrıca vatandaşlardan gelen bilgileri değerlendirdikleri bir birimlerinin olmadığını, sadece gelen bilgileri Askeriye ve Polise bildirdiklerini, Kuvayı Milliye Derneğinin herhangi bir yasa dışı faaliyetine tanık olmadığım, herhangi bir kimseden yardım almadığını, hatta Kuvayı Milliye Derneğinin yeni yapılan yerini Milli Emlaktan 3 yıllığına aylık 1200 YTL'ye kendisinin kiraladığını, kira bedellerini kendisinin karşıladığını, bu yerin tadilatına yaklaşık 70.000-80.000 YTL para harcadığını, kimseden herhangi bir ad altına para toplamadığmı, aracını, ailesinden aldığı paraları ve tüm birikimini harcadığını, bir yıldır gelir olmadığı için de kira veremediğim, ',

Kuvayı Milliye Derneğine aralarında karargah dediklerini, eskiden Kuvayı Milliye üyelerinin toplanma yerlerine karargah dedikleri için aynı terimi kullandıklarını, hiçbir zaman askeri rütbe kullanmadığını, askeri rütbe kullanan şahısların dernekten yardım sağlamaya, menfaat temin etmeye çalışan şahıslar olabileceğini, bu şahısların dernekten gelir elde edebilmek için derneği kullanmaya çalışan şahıslar olduğunu, Murat ÇAĞLAR'ı tanıyıp tanımadığı sorulduğunda;Murat ÇAGLAR'ı Mersin ilinde yaptıkları yemin töreninde Kemal CANAY vasıtasıyla tanıdığını, otelcilik yaptığını bildiğini, yemin töreninden sonra iki kez İstanbul'da görüştüğünü, bu şahsın dernekle bir ilgisinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm 07.01.2007 günü Pendik ilçesinde yakalandığı sırada kullanımda bulunan 34 AD 4374 plaka sayılı otoda çok sayıda örgütsel içerikli doküman ve CD'ler bulunduğu, Murat ÇAĞLAR'm el konulan belgelerin kendisine ait olmadığı, söz konusu otonun Kuvayı Milliye Derneği'nin kullanımında olan bir oto olduğunu söylediği hatırlatılarak, oto ve belgelerle ilgili ifadesi sorulduğunda; 34 AD 4374 plakalı otonun Kuvayı Milliye derneğine ait olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm beyanlarının doğru olmadığını, otonun içerisinden elde edilen istihbarat notlarının kime ait olduğunu bilmediğim, bu istihbarat notlan ile derneğin ilgisinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belge sorulduğunda; belgenin içeriği hakkında Mehmet Fikri KARADAĞ'm daha çok bilgi sahibi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm asker emeklisi olmasından dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ'm kafasındaki projeler olduğunu, ancak herhangi bir uyguluma alanı oluşmadığını, Özel Kuvvetler Komisyonun deprem ve afet anında Kuvayı Milliye Derneğinin oluşturacağı arama kurtarmaya yardımcı olacak şahıslardan oluştuğunu, dernekte bir kısım üyelere bu şekilde görevler verilerek kendilerine görev bölümünde Özel Kuvvetler yazılı Kuvayı Milliye Derneğinin kimliklerden verildiğini, diğer komisyonları faaliyete geçirmenin mümkün olmadığını, Ali ÖZOĞLU isimli şahıs sorulduğunda; Ali ÖZOĞLU'nun Kuvayı Milliye Derneğinde başkan yardımcılığı yaptığım, 3 yıldır tanıdığını, gazeteci yazar olduğunu, 2005 yılında derneğin kuruluş aşamasında görev aldığını, Ali ÖZOĞLU'nun 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo dergisine vermiş olduğu röportajdaki Kuvayı Milliye Derneğinin 2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladıkları, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları yönündeki beyanları sorulduğunda, Tempo dergisindeki röportajı okuduğunu, ancak Kuvayı Milliye Derneğinin böyle bir çalışmasının olmadığını, bu şekilde röportaj vermesinin sebebini bilmediğini, istihbarat ve motorize ekip kurma gibi bir çalışmalannm olmadığını, daha sonra Ali ÖZOĞLU'nun Mehmet Fikri KARADAĞ ile anlaşamadığı için dernekten aynldığmı, Mehmet Fikri KARADAĞ'm ellerinde "13500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlan sorulduğunda; Mehmet Fikri KARADAĞ'm, elinde 13.500 hainin yazılı bulunduğu bir liste olduğu şeklinde elinde liste olduğu beyanlanm duyduğunu, ancak bu listede kimlerin olduğunu, kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün 25.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesi yüzüne karşı okunduktan sonra; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ÜN ifadesinde geçen kendisinin etrafında bulunan şahıslara vermek istediği askeri eğitimin ne amaçla verilmek istendiği, bu şekilde asker yetiştirmekteki maksadının ne olduğu sorulduğunda, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ile aralannda husumet olmadığını, asker yetiştirmek için Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ten bir talebinin olmadığını, M.Zekeriya ÖZTÜRK'ün kendisi ile birlikte Danıştay saldırısında yargılandığı için üzerine bu şekilde iftira attığını, şahısların

Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN'm kendisinin avukatı olduğunu söyledikleri için Danıştay saldırısı olayında kendisinin de gözaltına alındığını, Alpaslan ARSLAN'm dernek ile ilgisinin ne olduğu, gerçekleştirdiği Danıştay saldırısı hakkında bildikleri sorulduğunda; Alparslan ARSLAN'ı 2000 yılından beri tanıdığını, 2004 yılı içerisinde Tarhan Tarım Hayvancılık Şirketi ile ilgili olarak kendisi ile görüşme yaptığını ve Alparslan'a imzalı bir belge verdiğini, Erkut ERSOY'un yöneticiliğini yaptığı "özel büro" isimli birim hakkında bilgisi sorulduğunda;Erkut ERSOY'un internet üzerinde ÖZEL BÜRO adında bir gurubu olduğunu, bu gurup çalışmalannda terör amaçlı örgütlerin sitelerini çökerttiklerini, Kuvayı Milliye'ye yararlı olacağını düşündüğünden İstanbul'a davet ettiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığını, yaptıkları görüşmede Erkut ERSOY'un, internet ortamında aldığı bilgileri Genel Kurmay Başkanlığına ve Milli İstihbarata verdiğini söylediğini, daha sonra görüşmesinin olmadığını, 13.10.2007 tarihinde Volkan isimli kişi ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmesi okunarak, Volkan'm "Bekir İĞDIRLI ile aran nasıl senin" "Ya genç çocuklar var ya. Kerim başkanın yakmmdalarmış bunlar" "Onlarda da kart var abi" "Aynı bizim karttan" "Hatta şeyin Veli KÜÇÜK kanalı yani" "Bizim başkandan bahsediyor", Kahraman'm "Hüseyin abiden mi", Volkan'm "He, ondan sonra işte onun iyi biri olduğunu falan ondan falan bahsediyor. Ben hiç konuşmadım zaten konuşma bitene kadar hiç açık etmedim. Baktım kart gösterdi, bende küt diye arabanın içersinde kendi kartımı gösterince şey oldu yani o onda şey yaptı böyle açıldı" sözleri sorulduğunda; görüşmenin içeriğinden bilgisinin olmadığını, ancak Kuvayı Milliye Derneği üyelerine dağıttıkları üzerinde Özel Kuvvetler yazılı bir kimlik kartlarının olduğunu, bunun haricinde görüşmede geçen Veli KÜÇÜK kanalı ile neyin kastedildiğini bilmediğini, Bekir IĞDIRLI'yı da tanımadığını, Zihin Kontrolü ile ilgili bilgisi sorulduğunda; Kuvayı Milliye Derneğine üye olan İhsan GÖKTAŞ'tan zihin kontrolü yapılabildiğini duyduğunu, İhsan GÖKTAŞ'm kendisine Amerika da faaliyet gösteren SCİONTOLOGY tarikatı içerisinde 9 yıl kaldığını, bu örgütün bir makine vasıtası ile bilinç altına istenilen şeyleri yüklediğini, hafızasına bilgi yüklenen şahsın da robot gibi kendisinden istenilen şeyleri yaptığını söylediğini, ancak bu zihin kontrol seanslarına hiç katılmadığını, sadece duyduğunu, İhsan GÖKTAŞ'm bu tarikatın içerisine İsak HİMMELSTAİN olarak girdiğini, kendisini Yahudi olarak tanıttığını, Abdullah ARAPOĞLU'nu tanıyıp tanımadığı sorulduğunda, ifadenin başında tanımadığını beyan ettiğini, ancak yeni hatırladığını, Abdullah ARAPOĞULARI'nm Güneşli semtinde fırıncılık yaptığını, Kuvayı Milliye Derneğine gelip gittiğini, ayrıca gazetecilik yaptığını bildiğini, Dernekte elde edilen belgelerden olan bir ajandanın içerisinde Abdullah ARAPOĞULLARI isimli şahsın ilk müdahale 0545 283 89 98 numaralı telefonunun, kan grubunun yazdığı ve üye olduğu bilgilerinin kayıtlı olduğu sorulduğunda; belgede bu şahsın özel kuvvetlerde deprem ve afet anında ilk müdahalede bulunacak şahıslar olarak yazdığını, 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOĞULLARI arasındaki telefon görüşmesi okunarak , görüşmedeki Abdullah'ın ".. ben şeyi görüştüm o İsrail'li adamı, benim bir adamım var, o şu an Trabzon'da oradan Bafra' ya geçecek yann, buraya geliyor sırf bu iş için, ekip hazır yani, istediğiniz an kaldınnz onu", "Hüseyin abiyle konuşucan mı bu akşam bugün" , "Bbir an önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraylaysa parayla konuşalım, dişe dişse silahla silahla konuşuruz" sözleri sorulduğunda; kaldınlacak olan şahıs ile ilgili bir bilgisinin olmadığını, şahıslann kimi, hangi amaçla kaldıracağını bilmediğini, kesmenin kendisine böyle bir olaydan bahsetmediğini, 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmesindeki ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum, şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor” , “Bizim derneğin önde gelmiş olanlarından","Arabasıyla geliyormuş, onu alın

görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün. Bende çıktım geliyorum" , "Muhammet diye bir çocuk, uzman çavuşmuş" sözleri sorulduğunda ,Bursa ilinde uzman çavuş olan Muhammet YUCE'nin Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmek için İstanbul'a geldiğini, dernekte Muhammet YÜCE ile görüştüğünü, Muhammet'in Kuvayı Milliye'yi benimsediğini, Bursa ilinde dernek adına faaliyet göstermek istediğini anlattığını, daha sonra Muhammet'i Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştürdüğünü, bu görüşmede vatanın gidişatı ile ilgili sohbet yapıldığını, daha sonra Muhammet'i görmediğini, Fehmi KORU, Orhan PAMUK, Ahmet TÜRK, Sebahat TUNCEL ve Osman BAYDEMIR'e silahlı saldırı hazırlığı konusu sorulduğunda ; Bu eylemlerden bilgisinin olmadığını, bu olayla ilgili kimseyle görüşmediğini, kimseye de herhangi bir şekilde eylem yapması için telkinde bulunmadığını, Kuvayı Milliye Derneğinin gelirlerinin ne olduğu, bu gelirlerin ne şekilde elde edildiği, şu anda bulundukları binayı nasıl aldıkları sorulduğunda; Kuvayı Milliye'nin gelirinin üyelerinden aldığı aylık İYTL aidat parası olduğunu, bunun haricinde herhangi bir gelirlerinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğine makbuzlu veya makbuzsuz herhangi bir ad altında para toplanmadığını, binayı Milli Emlaktan kendisinin kiraladığını, tadilatını yaptırdığını, Dernekte çalışan şahısların maaş alıp almadıkları, bu paraların nasıl karşılandığı sorulduğunda;Dernekte çalışan şahısların herhangi bir ücret almadıklarını, gönüllü çalıştıklarını, 05.01.2008 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Remzi ÖZKAN arasındaki telefon görüşmesinde ; Mehmet Fikri'nin "İşte nereden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraları hepsini", "Nereden aldığını bilmiyorum, tabi hepsi anlaşılan haramdı, gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi " sözleri , Derneğe kazandırdığı herhangi bir gayri meşru ve haram paranın olmadığını, derneğe yaptığı harcamaların hepsini kendi imkanları ile yaptığını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden bu şekilde konuştuğunu bilmediğini, 21.07.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki telefon görüşmesindeki ; Yusuf un "... bu Bodrum Yalıkavak var ya" "Bu Yalıkavakta bana bir otel veriyorlar, Hüseyin de bu adamı tanıyor, A.T. diye" , " Bu üç tane otelin bir tanesini veriyor, ben de dedim ki, ben dernekle konuşurum babaylan tamam mı" , "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim", Mehmet Fikri'nin "Aman istemem, dernek adına falan bırak, sen onları bulaştırma", "Bulaştırma derneği falan o işlere" "Bi bok olduğu yok, adamda o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" sözleri sorulduğunda; görüşmeden bilgisinin olmadığını, görüşmede geçen A.T.'i tanımadığını, ancak ismini ve müteahhitlik yaptığını duyduğunu, şahsın neden otel vermek istediğini bilmediğini, 18.08.2007 tarihinde Muhammet YUCE'nin Selim AKKURT'a gönderdiği "Ben Albayla yine görüstüm,iş tamam,hemen ekibi kur diyor, derneğe yardım adı altında paralan toplasmlar diyor , bütün zenginlenn ve esnafın listesini verecek bize, o başımızda biz koşturacaz" şeklindeki mesaj sorulduğunda; bu olaylardan haberinin olmadığını, Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu şekilde illegal olarak para toplama olaylannı organize etmiş olabileceğini, kendisinin kimseden derneğe yardım adı altında para toplanmasını istemediğini, Mehmet Fikri KARADAĞ'm bazen derneğe gelen şahıslara ekibini kur şeklinde söylemlerinin olduğunu duyduğunu, 03.12.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Raif GÖRÜM arasında yapılan görüşmedeki ; Mehmet Fikri'nin "...kapalı odada boyuna esrar çeke çeke çocuk mahvoldu", "Ben de artık oraya girmek istemiyorum şeytan yuvası diye Raif , "Her duvannda esrar kokusu, hep sabahlara kadar içiyorlarmış, kusuyorlarmış söyledi çocuklar", "...Kahraman, bütün otlan o götürüyormuş ona, sana da mı getiriyor, sen de mi içiyorsun" sözleri sorulduğunda; şeker hastalığına iyi geldiği için 2-3 ayda bir esrar içtiğini, esrarı sürekli olarak

kullanmadığını, esrarı taksici olan eski arkadaşlarının getirdiğini, ancak isimlerim hatırlamadığını, Evinde yapılan aramada bulunan (1) adet HP marka cnf70431fc seri numaralı laptop, (1) adet nokia 6610 marka 351527/00/227365/1 imei numaralı cep telefonu, (1) adet üzerinde 030314048910 ibareleri bulunan turkcell hazır kart, (17) adet 1' dan 17' e kadar numaralandırılan CD, (8) adet küçük kamera video kasetinin kime ait olduğu ve içerikleri sorulduğunda; Laptop bilgisayar, Cep telefonu, sim kartların kendisine ait olmadığını, Ayşe Ceylan GENÇYOL'a ait olduğunu, CD' 1er ve küçük video kasetlerin Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu, içeriklerinden bilgisi olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan çok sayıdaki Kuvayı Milliye Hareketi ve Derneğinin yapılanması ve amacının anlatıldığı görüntülerinin bulunduğu CD, ajanda, belge ve dokümanların derneğe ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan CD'lerden; 4-6-13- rakamları ile numaralandırılan CD'ler içeresindeki ; VKGB başkanı Taner ÜNAL, genel sekreteri Sıla Deniz POYRAZ , kadın kollan başkanı Türkan GÖRÜM ve kendisinin konferans salonunda 100-150 kişilik grup ile birlikte sohbet tarzında vatansever kuvvetler güç birliği hareketi'nin yapılanmasının, amacının , kurumlar ve teşkilatlar içerisine nasıl nüfuz edilmesi gerektiğinin anlatıldığı, toplantıya dinleyici olarak katılanların içerisinde Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Kanal Türk Televizyonu program yapımcısı Merdan YANARDAĞ isimli şahsın da bulunduğu video görüntüsü sorulduğunda; CD' lerde görüntüleri bulunan şahıslan nasıl tanıdığını açıkladığını, CD Terdeki görüntünün, daha önce içerisinde yer aldığı Vatansever Kuvvetler Güç Birliği derneğinin tanıtım görüntüleri olduğunu, 5 nolu CD içerisindeki "190505 fabrika" ve "210505 onur konferans" isimli klasörlerdeki fotoğraflar içerisinde Muzaffer TEKİN, Hüseyin GÖRÜM, Yusuf GÖRÜM, Rafet ARSLAN, Kuddusi OKKIR,Amerika A.Ünv. öğretim üyesi O. Ş. isimli şahıslann birlikte çekilmiş fotoğraflannm bulunduğunun tespit edildiği hatırlatılarak, bu kişiler ile ilişkisi sorulduğunda; ismi geçen şahıslarla birlikte 2005 yılında Süleymaniye camisinin içerisindeki Türk Dünyası isimli yerde Kızıldereliler ile Türklerin aynı ırktan geldiği ile ilgili bir toplantı yapıldığını, Dil Filolojisi üzerine uzman olan O.Ş.isimli şahsın bu toplantıda konuştuğunu, 28 nolu CD içerisindeki ; 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Derneğinin toplantısında Mehmet Fikri KARADAĞ'm ölmek ve öldürmek ikazından sonra yemin ettirdiği tören görüntüleri bulunduğunun tespit edildiği hatırlatılıp sorulduğunda, Mersin ilinde yapılan toplantı ile ilgili görüntüler olduğunu, ismi geçen şahıslardan sadece Yaşar ASLANKÖYLÜ' yü tanıdığını, diğerlerini tanımadığını, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan (27) adet Vodafone firmasına ait cep telefonu hatlannm kime ait olduğu ve neden bu kadar çok hat bulundurulduğu sorulduğunda; Vodafone şirketinin sim kart alana telefon hediye ettiğini, Kahraman ŞAHİN ve isimlerini hatırlamadığı dernek üyelerinin bu hatlan aldıklannı, ancak bu hatlan hiç kullanmadıklannı, bu yüzden sim kartlann burada bulunduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan "Yönetim Kurulu" yazısı ile başlayıp "Tüm Birimler Birbirine Emir Komuta Zincir İle Bağlıdır" yazısı ile biten şema kendisine gösterilerek sorulduğunda; Derneğe ait şema olduğunu, belgenin kime ait olduğunu ve kimin bu şemayı çizdiğini bilmediğini, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan Alparslan ARSLAN'a ait (2) adet kartvizit sorulduğunda; Alparslan ARSLAN'ı ne şekilde tanıdığını yukanda beyan ettiğini, bu şahsın kartının kendisinde bulunduğunu, yine aramada bulunan Kuddusi OKKIR'a ait kartvizitin bu kişiyi tanıdığı için kendisinde bulunduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan;- (1} adet;35434201-223595-6 imei nolu sony ericson K350İ cep telefonu, (1) adet Samsung marka 0273J1DR856794 seri

numaraları Hard Disk, (1) adet Segate Marka 7EJ1FÇJSG seri numaralı Hard Disk, (1) adet Segate Marka 5JZCQ1GA seri numaralı Hard Diskler sorulduğunda; cep telefonunun kendisine ait olduğunu, bilgisayarlara ait harddisklerin demeğe ait olduğunu, içerisinde demekle ilgili görüntülerin olduğunu, Demekte yapılan aramada bulunan (2) adet Memorey marka video kaset, (2) adet ogatech marka video kaset, (1) adet üzerinde Yeniçağ Gazetesi 18.01.2006 görüşme yazılı küçük video kaseti, (6) adet l'den 6'ya kadar numaralandırılmış disket sorulduğunda; Video kaset ve disketlerde demek ve yemin töreni ile ilgili görüntülerin olduğunu, Kuvayı Milliye Demeğinde yapılan aramada bulunan; (1) adet Suat Salih KERKÜKLÜ adına tanzim edilmiş boş çek koçanı, (37) adet Kuvayı Milliye kimlik kartı, (1) adet Murat BALIKÇI adına tanzimli T01 888181 seri nolu nüfus cüzdanı, (1) adet İbrahim IŞIKLI adına tanzimli L09 455416 seri nolu nüfus cüzdanı, (11) adet değişik şahıslara ait kimlik fotokopisi sorulduğunda; Suat Salih KERKÜKLÜ'nün 2003-2004 döneminde kendisinin şirketinin müdürlüğünü yaptığını, bu yüzden şirkete ait eski bir koçan olduğunu, kimlik kartlarının demeğe ait olduğunu, kimlik bulan şahıslann bazen demeğe kimlik bıraktıklanm, Murat BALIKÇI ve İbrahim IŞIKLI isimli şahıslann kimliklerinin de bu şekilde bırakılmış olabileceğini, kimlik Fotokopilerinin ise üyelere ait olabileceğini, Kuvayı Milliye Demeğinde yapılan aramada bulunan; (2) adet üzerinde "Kuvayı Milliye Görev Aracı" yazan araç kartı, Sadık GÜLİZAR adına tanzim edilmiş basın kartı, (304) adet fotoğraf sorulduğunda; Kuvayı Milliye Demeğine ait olan Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan araç olduğunu, bunun haricinde demeğin başka aracının olmadığını, 34 BF 8118 ve 34 TZ 5991 numaralı araç tanıtma kartlannm kime ait olduğunu bilmediğini, Sadık GÜLİZAR isimli şahsın Mersin ilinde gazeteci olduğunu, ancak kimliğin demekte bulunmasının nedenini bilmediğini, şahsın üye olmak için bırakmış olabileceğini, demekte bulunan fotoğraflann ise kendisine ait olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada bulunan diğer dokümanlar ve belgeler kendisine tek tek okunarak sorulduğunda; Elde edilen ajanda, belge ve dökümanlann demeğe ait olduğunu, bu belgelerden kendisine de ait olanının bulunduğunu, bu belgelerde herhangi bir suç unsurunun olmadığını, demekle ilgili notlann ve telefon numaralannın olduğunu, Suçlamalan kabul etmediğini, örgüt ile herhangi bir alakasının olmadığını, demekte olan usulsüzlüklerden bilgisinin olmadığını, herhangi bir şekilde demeğin ismini kullanarak kimseden tahsilat yapmadığını, eylemle ilgili olduğu tespit edildiği iddia edilen Muhammet YÜCE ile Mehmet Fikri KARADAĞ' m isteği üzerine bir sefer görüştüğünü, ancak eylem konulanndan bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.

b)- Savcılık ifadesinde;Düzenle

Kolluk ifadesini tekrarladığını, 11.11.2005 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile 1919 Kuvayı Milliye Demeğini kurduklannı, kendisinin demeğin teşkilat başkanı olduğunu, demeğin amacının Atatürk'ün görüşlerine paralel olarak Türkiye Cumhuriyetinde yaşayan insanlan kaynaştırmak, birlik ve bütünlüğü tesis etmek olduğunu, Kuvayı Milliye hareketinin terörle bir ilgisi olmadığını, kendisinin kesinlikle Ahmet TÜRK, Sebahat TUNCEL, Orhan PAMUK ve Fehmi KORU'ya yönelik olarak bir saldın hazırlığından haberdar olmadığını, bu iddialann da aslının bulunmadığını, hiç kimsenin demek tarafından yasalara aykın şekilde fişlenmeye tabi tutulmadığını, böyle bir şey duymadığını ve bilmediğini, Ümraniye'de yakalanan el bomlan ile demeğin hiçbir ilgisinin olmadığını, Demek gelirinin üye aidatlanndan kaynaklandığını, aylık 1 YTL, senelik 12 YTL aidat alındığını, kendisinin uzun yıllar taksicilik yaptığını, taksici arkadaşlannm erzak ve gıda yardımı yaptıklannı, demek olarak başka bir gelir kaynakları olmadığını, hatta bu nedenle bir kısım menfaatçi insanlann kendilerine düşman olduklarını, bir kısım kişilerin askeri ihalelerde derneğin aracı olmasını istediklerini, bunların hepsini kovduklarını beyan etmiştir.


c)-Aramada elde edilen deliller;Düzenle

Evinde yapılan aramada; - (1) adet HP marka CNF70431FC seri numaralı Laptop, - (1) adet Nokia 6610 marka 351527/00/227365/1 İMEİ numaralı cep telefonu, - (1) adet üzerinde 030314048910 ibareleri bulunan Turkcell sim kart, - (17) adet 1' dan 17' e kadar numaralandırılan CD, - (8) adet küçük Kamera Video Kaseti, Kadıköy, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada; -(1) adet "Yön.Kur." ile başlayan "tüm birimler birbirine emir komuta zinciri ile bağlıdır" ile biten el yazması şema, -(47) sayfa "Ulusal Güç Birliği Hareketinin Gerekçeli Ekonomi Politikası" başlıklı kitapçık, -(1) adet "Ajan Ekipmanları" başlıklı siyah kartvizit, -(1) adet 1 ile numaralandırılmış içeriği belli olmayan CD, -(1) adet Samsung marka 0273J1DR856794 seri numaralan Hard Disk, -(6) adet 1 'den 6'ya kadar numaralandmlmış disket, -(1) adet kahverenkli markasız fihrist, -(1) adet lacivert renkli netbank yazan ajanda, -(2) sayfa l'den 4'e kadar numaralandmlmış "Kuvai Milliye Gençleri" ile başlayan "Ediz Kentkuran" ile biten el yazması doküman, -(4) sayfa l'den 8' e kadar numaralandmlmış doküman, -(2) sayfa 1 'den 4'e kadar numaralandmlmış doküman, -l'den 5'e kadar numaralandmlmış "yetki belgesi kayıt formu" ibaresi ile başlayan "20.06.2007" yazısı ile biten doküman, -l'den 8'e kadar numaralandmlmış "Kuvayı Milliye Derneği" ibaresi ile başlayıp "Serhat SAVAŞ" ismiyle biten doküman, -Kavun içi renkli üzerinde "Kuvayı Milliye" yapıştırması bulunan ajanda, -1 'den 1 l'e kadar numaralandmlmış faks çıktıları, -(1) adet üzerinde "Gn.Kurul Bildirim Formatı" Genel Kurul Bilgi Notu yazılı CD, -(5) adet 1 'den 5'e kadar numaralandırılmış CD, -(1) adet kahverenkli telefon fihristi, -(1) adet lacivert telefon fihristi, -(1) adet kırmızı renkli üzerinde fihrist 24 yazılı ajanda, -5466479879,5466478936,5466478933,5466478966,5466478929,5466478321, 466478964, 5466478956,5466478940, 5466478960, 5466478961, 5466478922, 5466478696, 5466478288, 5466478291, 5466478921, 5466478939, 5466478920, 5466478299, 5466478968,5466478947, 5466478932, 5466478963, 5466479886, 5466478297, 5466478967, 5466478918 numaralara ait Vodofone sim kartları, -(38) adet l'den 38'e kadar numaralandmlmış CD, -(2) adet l'den 2'ye kadar numaralandmlmış CD, -(90) adet kırmızı klasör içerisinde "Kuvayı Milliye Yetki Belgesi" -(1) adet kahverenkli Ece marka ajanda, -(1) adet kahverenkli 1973 yazılı ajanda, -(1) adet T.C Ziraat Bankasına ait siyah renkli ajanda, -(1) adet sobek yazan kahverenkli ajanda, -(1) adet kırmızı renkli Kuvayı Milliye Derneğine ait üye kayıt defteri, -(1) adet kahve renkli ticari fihrist yazılı ajanda, ,* ' „,, -, ^ -l'den 6'ya kadar numaralandmlmış "telepost" ibaresi ile başlayıp"Osmangazi Bursa" ibaresi ile biten doküman,


-l'den 4'e kadar numaralandırılmış "hepimiz insanız" ibaresi ile başlayan "iman et" ile biten doküman, -l'den 2'ye kadar numaralandınlmış "25.05.2005" ile başlayıp "düşündüm efendim" ile biten doküman, -l'den 13'e kadar numaralandırılmış "Sayın Genel Kurmanı Başkanlığı" ibaresi ile başlayıp "Sultanahmet-İstanbul" ibaresi ile biten doküman, -l'den 7'ye kadar numaralandınlmış "Net Eğitim Danışmanlığı" ile başlayıp "Hadarpaşa Portakal Camii" ibaresi ile biten doküman, -l'den 39'a kadar numaralandınlmış "Vakıflar ve dernekler" ile başlayan "Nursal Kutu (Sevinç Hanım)" ile biten doküman, -1 sayfa "Duyurumuzun dağıtı" başlıklı doküman, -Kırmızı klasör içerisinde takılı (265) adet Kuvayı Milliye derneği üye başvuru formu -(1) adet "Ender Kıran" ibaresi ile başlayıp "hayırlı cumalar" ile biten uzun faks çıktısı -(2) adet Av. Alparslan ARSLAN adına kartvizit, -(1) adet Kuddisi OKKIR adına kartvizit, -(1) adet Suat Salih KERKÜKLÜ adına tanzim edilmiş boş çek koçanı, -(1) adet ulusal güç birliği hareketi, yeniden Kuvayı milliye hareketinin yapılanması isimli kitapçık, -(1) sayfa "belgedir" başlığı ile başlayıp "Hüseyin Gürüm" ifadesi ile biten doküman, -(2) adet 1 'den 2'ye kadar numaralandınlmış CD, -(1) adet SEGATE MARKA 7EJ1FQSG seri numaralı Hard Disk, -(1) adet SEGATE MARKA 5JZCQ1GA seri numaralı Hard Disk, -(1) adet siyah renkli telefon fihristi, -(1) adet siyah renkli plastik telefon fihristi, -(1) adet üzerinde "hürkimsa" yazılı fihrist, -(2) adet Memorey marka video kaset, -(304) adet fotoğraf, -(52) adet l'den 52'ye kadar numaralandınlmış CD, -(1) adet üzerinde Keny yazılı fihrist, -(2) adet ogatech marka video kaset, -(1) adet Akar Copy Center yazır kırmızı renkli ajanda, -(1) adet lacivert renkli fihrist, -(3) adet numaralandınlmış üye kayıt defteri, -(1) adet üzerinde Yeniçağ Gazetesi 18.01.2006 görüşme yazılı küçük video kaseti, -(1) adet siyah renkli fihrist, -(11) adet değişik şahıslara ait kimlik fotokopisi, -(37) adet Kuvayı Milliye kimlik kartı, -(1) adet Murat BALIKÇI adına tanzimli T01 888181 seri nolu nüfus cüzdanı, -(1) adet İbrahim IŞIKLI adına tanzimli L09 455416 seri nolu nüfus cüzdanı, -(8) adet klasör içerisinde Kuvayı Milliye Derneği üyelik formu, -l'den 40'a kadar numaralandınlmış Muhittin BAHADIR ile başlayan "Devamını Dilerim" ile biten doküman, -l'den 104'e kadar numaralandınlmış "Yeter Artık" ile başlayan "Kurma İzin Belgesi" ile biten doküman, -(2) adet üzerinde "Kuvayı Milliye Görev Aracı" yazan araç kartı -1 'den 222'ye kadar numaralandınlmış doküman, -Sadık GÜLİZAR adına tanzim edilmiş basın kartı, -l'den 11'e kadar numaralandınlmış doküman, _ ' >T -v -(4) adet 1 'den 4'e kadar numaralandınlmış CD, / -(13) adet 1 'den 13 'e kadar numaralandınlmış CD,


Ust aramasında; -(1) adet 35434201-223595-6 imei nolu sony ericson K350İ cep telefonu,elde edilmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında Tarkan COŞKUN isimli bir kişinin telefon numarasının kayıtlı olduğu , UYAP ortamında sorgulandığında C.başsavcılığımızın 2007/1742 sayılı soruşturması ile hakkında işlem yapıldığı tespit edilmiştir. Soruşturma konusu ise özetle ; "İP numarası ve kullanıcısının tespit edilemediği bildirilen bir bilgisayardan Haber Özel isimli TV programı muhabiri Gökhan Taşkm'a ait "haberozel@showtv.co.tr" e-mail adresine,bu kişi tarafından da İstanbul İl J.K.Lığı KOM Şb.Md.J.Bnb.Asım Sürer'e ait "asimsurer@mynet.com" e-mail adresine 24.05.2006 tarihinde iletilen e-posta yazısında aynısı ile "Haber Özel,Gökhan Bey'e Özel,Gökhan Bey,Vereceğim bilgileri ancak sizin değerlendirip bir sonuca ulaştıracağınızı düşündüğüm için sizi seçtim.Aşağıda sıralayacağım bilgileri belki de hayatım pahasına da olsa paylaşmak zorundayım.Çünkü ülkemiz çok karanlık bir dönemecin tam başında ve her taraftan bu olaylar tetikleniyor.Alparslan Arslan yani Danıştay'ın tetikçisi ve kilit adamı susma hakkını aşağıda belirteceğim ve araştmnca ulaşabileceğiniz şahıs ikinci eylemi rahatlıkla gerçekleştirsin diye kullanıyor.ikinci eylem Anayasa Mahkemesi Başkanına bir hafta içinde evinin önünde glok marka silahla 1975 Kars doğumlu kamuoyunda Türk İntikam Tugayları olarak bilmen örgütün de tetikçisi olan Tarkan Coşkun tarafından yapılacaktır.Arslan ve Tarkan tüm eylemlerin başından beri birlikte hareket ediyordu.Arslan yakalanınca Tarkan eylemini gerçekleştirmek için şu an Marmaris'te saklanıyor ve Arslan da susma hakkını eylemden sonra bozacaktır. İşi ve bu eylemleri finanse eden kişi direk Tarkan adlı şahısla irtibattadır. Gazete saldırılarında ve silahların temininde Tarkan bizzat bulunmuştur.Kendisi en son şu telefon numarasını kullanmaktaydı.0 538 2254711 .Verdiğim bu bilgilerin ve benim kim olduğumun önemi yok.Araştırma cesaretini gösterirseniz tüm gerçeklere ulaşırsmız.Bol şanslar." ihbarı yapıldığı, İhbarda adı geçen Tarkan COŞKUN'un 23.09.2006 tarihinde İstanbul Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne üzerindeki Caner TOK ve İsmail ÇILGIN adına düzenlenmiş sahte cüzdanları ile giderek,kendisinin arandığını ve teslim olmak istediğini beyan ettiği, aranmadığının anlaşılması üzerine de,kendisinin TİT mensubu olduğunu,sivil topluma karşı bazı eylemler gerçekleştirmesinin istenildiğini,bu yüzden kaçtığmı,hayatmın tehlikede olduğunu,bu nedenle teslim olduğunu beyan ettiği, İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlüğü'ne bilgi sahibi sıfatı ile verdiği 24.09.2006 tarihli ifadesinde özetle; 2005 yılında eşinden aynldığmı,internette TİT'e ait bir form sitesi gördüğünü,svmtr@hotmail.com e-posta adresini irtibat adresi olarak verip siteye üye olduğunu,bir süre sonra Mert21@hotmail.com e-posta adresinden e-mail aldığmı,kendisini Mert Yiğit olarak tanıtan bu kişi ile bir süre internette Messenger yolu ile görüştükten sonra İstanbul'da buluşup tanıştıklarmı,bu kişinin TİT'in devletin illegal işlerini yapan yasal olmayan bir grup olduğunu söylediğini,kendisini 4-5 TİT üyesi ile İstanbul'da tanıştırdığmı,bir yıl süresince harçlık olarak aralıklarla toplam 7-8 milyar para verdiğini,kendisine üzerinde fotoğrafı olan aralannda polis ve asker kimliklerinin de olduğu 30-40 adet kadar kimlik verdiğini,peşimizde birkaç kişi var,korunmak için bu silahı al diyerek bir silah verdiğini,bir süre sonra bu silahı kendisine iade ettiğini,aktif eylemlere katılma teklifini kabul ederek Mert'in verdiği paketleri istenilen yerlere bıraktığını,içerisinde bomba olduğunu tahmin ettiği ve kendisinden aşıklar şenliğinde kurulan standm altına koyması istenilen paketi ise yerine bırakmadığmı,bu nedenle tehdit edildiğini,kendisine Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir'e suikast yapmasının teklif edildiğini,daha sonra ise bu eylemden vazgeçildiği söylenilerek genel eylem yapılmasına karar verildiğinin söylendiğini,bu tür eylemlere karşı olduğunu söylemesi üzerine tehdit edildiğini,bu nedenle can güvenliği olmadığı için Pendik Polis Merkezine giderek teslim olduğunu beyan etmiş,TİT

mensubu olduğunu beyan ettiği Mert ve İdris isimli kişilerin eşgalini tarif ederek robot resimlerini çizdirmiştir.Tarkan Coşkun İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şube Müdürlünde şüpheli sıfatı ile alman 26.09.2006 tarihli ifadesinde ise özetle;TİT örgütü üyesi olmadığını, TİT hakkındaki bütün bilgisinin internetteki sitesini incelemesinden kaynakladığını, Pendik İlçe Emniyet Müdürlüğüne yaptığı başvurusunun amacının kendisini mağdur duruma düşürerek eski eşinin dikkatini çekmek olduğunu,üzerinden çıkan Caner Tok adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını bankadan kredi çekmek amacı ile daha önceden birlikte çalıştığı Caner Tok isimli kişinin kimlik fotokopisini habersiz alarak Pendik Fevzi Çakmak Mahallesi Muhtarlığından ikamet ilmühaberi alıp üzerine kendi fotoğrafını yerleştirerek Pendik Nüfus İdaresinden aldığmıjsmail Çılgın adına düzenlenmiş nüfus cüzdanını ise yolda bularak üzerine kendi fotoğrafını yerleştirdiğini,hakkmdaki e-mail ihbarında geçen 0 538 2254711 numaralı cep telefonu hattının kendi kullanımında olduğunu,TİT adına yayın yapan internet sitelerine açık kimlik bilgilerini ve telefon numarasını verdiğinden dolayı bu sitelerden kendisinin kimlik ve telefon bilgilerini öğrenen birisinin bu e-maili atmış olabileceğini,Alparslan Arslan'ı tammadığmı,bilgi sahibi sıfatı ile verdiği ifadedeki beyanları psikolojik problemlerinden dolayı ve eşinin ilgisini çekmek için tamamını uydurarak söylediğini,23.09.2006 günü,çalıştığı işyeri sahibi olan Seyithan Kurtcebe'ye 0544 322 32 37 nolu telefon hattından bu kişiye ait 0536 264 07 95 nolu telefona çektiği " Serkan abi Ali'yi tutuklamışlar, iş yerinden haber verdiler, beni de sormuşlar, durum ne tam olarak bilmiyorum, bir avukat ağabeyimiz var onun yanma gidiyorum, olur ki polis gelip sorarsa benim ayrıldığımı söylersin, durum netleşsin ben haber verecem sana" ve " Abi sen adam bul,ben yarın gelip eşyalarımı alacam, kusura bakma, zor durumda bırakmak istemezdim " şeklindeki sms mesajlarını Seyithan Kurtcebe'nin kendisini aramaması için gönderdiğini beyan etmiştir. Sonuçta,ihbann Danıştay saldırısı olayı ile ilgili bulunması nedeni ile soruşturma evrakı bu yönden ayrılarak Ankara C.başsavcılığma (CMK 250.Md.İle Yetkili), sahtecilik yönünden ise Pendik C.başsavcılığma gönderilmiştir.Konu ile ilgili yazılara verilen cevaplardan Ankara C.başsavcılığınca Tarkan COŞKUN hakkında Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Karar verildiği, Pendik C.başsavcılığmca ise sahtecilik suçundan dava açıldığı ve yargılaması sonucu mahkum edildiği, bir süre tutuklu olarak yattıktan sonra tahliye olduğu anlaşılmıştır. Yapılan araştırmada şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında yazılı telefon numarasının Tarkan COŞKUN'un eski eşinin çalıştığı işyerine ait olduğu, bu kişinin halen burada çalıştığı,alman ifadesinde de Tarkan COŞKUN'un müşterek çocuklarını görmek için buraya geldiğini beyan ettiği anlaşılmış, Tarkan COŞKUN bu bağlantının aydınlatılabilmesi amacı ile ifadesinin tespiti için aranmış ise de bulunamamıştır. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay Saldırısı olayından dolayı gözaltına alındığı, bu olayın sanığı Alparslan ARSLAN'm şüpheli hakkında " Hüseyin GÖRÜM'ü tanıdığını , ülkücü bir davadan dolayı cezaevine girdiğini bildiğini, Nihat GÜRKAN'ı Hüseyin GÖRÜM ile olan arkadaşlığı sırasında tanıdığını, Danıştay olayı sonrası Ankara Emniyet Müdürlüğünde yapılan üst aramasında elde edilen Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi isimli derneğin kartı hakkında Ankara Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinde de; "Benim Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği bir üyeliğim yoktur. Sadece gidip geliyordum. Bu kartı da arkadaşım Hüseyin GÖRÜM 'den almış olabilirim." şeklinde beyanda bulunduğu dikkate alındığında, yukarıda özetlenen e-mail ihban ile başlayan soruşturmada ismi geçen Tarkan COŞKUN'un telefon numarasının Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında kayıtlı olması dikkat çeken bir husus olarak görülmüş, bu husus aydmlatılamamış olsa da şüphelinin içerisinde bulunduğu faaliyetleri ve bağlantıları gösterir bir olay şeklinde görülerek Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. A*"" f ' , - Hüseyin GÖRÜM'e ait, SAMSUNG marka, seri numarası 0273J1DR856794 olan dizüstü bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede;


- "FAHRETTİN ÇELENK.doc" ve "İBRAHİM DEVECİ.doc" isimli bir MSvvord dosyalan incelendiğinde, Kuvayı Milliye derneğine üye olmak amacıyla başvuran şahısların detaylı kimlik, ikamet, iletişim ve iş kayıtlarının alındığı görülmüştür. - "KUVAYI MİLLİYETAHKİKAT KOM..doc" isimli dosya incelendiğinde 10 sayfadan oluştuğu, Tuncay YÜRÜK tarafından hazırlandığı, konu ile ilgili Kuvayı Milliye Derneğine çalışmalarının sürdüğü ve kabul edilmesi halinde çalışmaların daha da hızlandırılacağı ifade edildiği, Kuvayı Milliye Kemalizm Tahkikat Komisyonu Türkiye Cumhuriyeti'nin Tarih başlangıcında rol oynamış olan Kuvayı Milliye (milis çeteleri) ulaklarının günümüze geldiği, oluşumun misyonu, tarihi, yönetim kurulu, denetim kurulu, çalışma şartnamesi, uzmanlık alanları belirtilmiştir. "Biz Kuvayı Milliye Derneği olarak kurmuş olduğumuz Kuvayı Milliye Kemalizm Tahkikat Komisyonu'nun Onursal Başkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün ilke ve inkilaplanmn bu dönemde ülke sorunlanna ne kadar gerekli olduğunu vurgulayarak toplumumuza ve dünya mazlum toplumlanna anlatmaya çalışacağız.Bu çalışmalanmız Kendini bilen genç,dinamik,erdemli ve onur sahibi insanlarla sizlere dünyada kullanılan bütün iletişim araçlan kullanılarak ulaştırma amacını gütmekteyiz." gibi ifadelerin bulunduğu ve bahse konu tahkikat komisyonunun kurtuluş savaşından bu yana var olduğu, bu günkü temsilcisinin Mehmet Fikri KARADAĞ olduğu ve bir takım kurullar oluşturulan bir belge olduğu görülmüştür. -"BİLDİRİ.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde belgenin Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluş bildirisi olduğu anlaşılmıştır. Bildiride 'vatanın bütünlüğü ve milletin bölünmezliğinin tehlikede' olduğu, 'Devleti yöneten seçilmiş kişilerin Türk milletinin güvenini yitirmekte' olduklan, 'Hıyaneti Vataniye Kanunu'nun, zamanı geldiğinde, yürürlüğe konulması için çalışılacaktır' gibi ibareler yer almaktadır. - "kuvayı mlliye nedir.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde belgedeki logo başlıktan dokümanın Kuvayı Milliye derneğince hazırlandığı, belge içeriğinde 'kuvayı miliye'nin ne olduğu tarihi bilgilerle anlatılmaya çalışıldıktan sonra son bölümde yer alan; 'Günümüzde de, aziz vatan topraklan can düşmanlanmıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz, sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi, her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyet'in bütün maddi ve manevi kazammlan, çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü, gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük ATA'mızm Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey, mevcut ve gerçekleşmek üzeredir. O halde; Ey Türk'ün asil evlatlan!..Kuvayı Milliye zamanı değil mi?..'cümleleri ile Kurtuluş Savaşımızın başlangıcındaki Kuvvayı Milliye Cemiyetinin oluşumuna zemin hazırlayan şartlann bugünde gerçekleştiği belirtilerek Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşuna anlam yüklenmeye çalışıldığı değerlendirilmektedir. - "ılgılıi.doc" isimli bir MSvvord belgesi incelendiğinde Ali ÖZOGLU isimli şahsın istifa dilekçesi ile birlikte belge içeriğinde Ali ÖZOGLU'nun Yönetim Kurul üyesi ve Basm'dan sorumlu olduğu, Ali ÖZOGLU'nun Özel Büro hakkında Tempo Dergisine vermiş olduğu beyanatın ardından ikaz üzerine 18 Temmuz 2006 tarihinde Dernek ile ilgili görevinden istifa etmiş olduğunu belirten bir yazı olduğu, görülmüştür. - Hüseyin GÖRÜM'e ait, 28 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; - "3 001.jpg","3 002.jpg", "3 003.jpg", "3 004.jpg", "3 005.jpg", "3 006.jpg", "3 007.jpg", "3 008.jpg", "3 009.jpg", "3 010.jpg", "3 011.jpg", "3 012.jpg", "3 013.jpg", "3 014.jpg", "3 015.jpg", "3 016.jpg", "3 017.jpg", "3 018.jpg", "3 019.jpg", "3 020.jpg" ve "dfgf.jpg" isimli resim dosyalan incelendiğinde; 3 002.jpg, 3 003.jpg, 3 006.jpg, 3 017.jpg, 3 019.jpg, dfgf.jpg isimli resimlerin "080505 ŞİLE GEZİSİ" adıyla, 3 014.jpg isimli resmin "10505 ORTODOKS KİLİSESİ" adıyla, 3 020.jpg, 3 013.jpg, 3 010.jpg, 3 009.jpg isimli resimlerim "190505 FABRİKA" adıyla kayıtlı bulunduğu , 3 018.jpg.isimli resmin "210505 ONUR KONFERANS" adıyla , Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR' isimli şahıstan ele geçirilen

ve incelemeye konu olan 55 numaralı CD içerisinde de kayıtlı oldukları görülmüştür. Bu bağlamda soruşturma kapsamında göz altına alman Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ, Oktay YILDIRIM, Zekeriya ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM isimli şahıslarında aralarında bulunduğu bir grubun dosya isminden hareketle 08.05.2005 tarihinde İstanbul ili Şile ilçesine birlikte geziye gittikleri anlaşılmıştır. Muzaffer TEKİN ve Hüseyin GÖRÜM'ünde aralarında bulunduğu bir grubun 21.05.2005 tarihinde Türk Dünyası Araştırmaları Vakfı'nca Süleymaniye Kültür Merkezinde düzenlenen bir konferensa katıldıkları anlaşılmıştır. - "KARANLIKTAKİ İLİŞKİLER.doc" isimli MSword dosyası incelendiğinde operasyon kapsamında yakalanan Hüseyin GÖRÜM isimli şahısla ilgili soruların yer aldığı ve dosyada bulunmayan bir resme atıfta bulunularak Mısır'daki El Ezher Üniverisitesi ve Amerika'nın üst düzey yetkilileri ile bir araya geldiği ifade edilmiştir. - Hüseyin GÖRÜM'e ait, 37 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; -"310820060918060984.jpg" isimli bir resim incelendiğinde Ankara'da Hüseyin GÖRÜM tarafından yapılan basın açıklamasına ait fotoğraf olduğu görülmüştür . - Hüseyin GÖRÜM'e ait, 9 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; - "Kuvayı milliye-l.htm" isimli bir MSword dosyası incelendiğinde Hüsnü MERDANOGLU isimli şahıs tarafından dernek adresi, kurucu, yönetim, denetim üyelerinin isimleri boş bir şekilde husnumerdan@hotmail.com adlı email adresinden ataandas@hotmail.com adlı e mail adresine e posta edildiği görülmüştür. Mevcut ve bir sonraki "Kuvayı milliye.htm" isimli dosyalardan hareketle, dernek tüzüğünün Hüsnü MERDANOGLU isimli şahıs tarafından hazırlandığı, tüzükte boş bırakılan yerlerin doldurularak tekrar Hüsnü MERDANOGLU'na gönderilmek sureti ile dernek tüzüğünün oluşturulduğu değerlendirilmektedir. Hüseyin GÖRÜM'e ait, 27 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "AVSEQ01.DAT" isimli bir video incelendiğinde aralarında Hüseyin GÖRÜM'ün de bulunduğu bir grubun 30.08.2006 tarihinde Ankara ilinde yapmış oldukları gösteri yürüyüşünün kayıtlarının bulunduğu görülmüştür.Söz konusu gösteride grubun önü güvenlik kuvvetlerince kesilmiş ve Hüseyin GÖRÜM isimli şahıs tarafından kalabalığa hitaben bir bildiri okunmuştur. Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde el konulan PRINCO BUDGET marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; - "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde "Kuvayı Milliye Asla Unutmaz, Asla Affetmez" şeklinde bir ifade ile başladığı, Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM aralarında bulunduğu bir grubun Anıtkabir ziyareti ile birlikte Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM isimli şahısların konuşmalarının bulunduğu görülmüştür. Hüseyin GÖRÜM isimli şahsın konuşmasında Hıyaneti Vataniye Kanununun zamanı geldiğinde çıkarılacağı, bu ülkeyi soyan 13500 şerefsizin isim listesinin ellerinde olduğu ifade edilmiştir.Söz konusu videonun Kahraman ŞAHİN isimli şahıstan ele geçirilen 2 numaralı CD içerisinde bulunan "AVSEQ01.DAT" isimli video dosyası ile aynı veya benzer içerikli olduğu görülmüştür. - Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde yapılan aramada el konulan PLM START marka, 4 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; - "KUVAYI MİLLİYE.doc" isimli bir MSword dosyası incelendiğinde, yukarıda yazılı SAMSUNG marka, seri numarası 0273J1DR856794 olan dizüstü bilgisayar hard diskinde bulunan "KUVAYI MİLLİYETAHKİKAT KOM..doc"isimli belge ile aynı olduğu,

- Hüseyin GÖRÜM'e ait, Kuvayı Milliye Derneği/KADİKÖY adresinde yapılan aramada el konulan PRINCO marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede - "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde Mersin ilinde yayın yapan yerel bir kanalda yayınlanan Forum isimli programun görüntülerinin olduğu, program sunucusu tarafından konuklarının Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Teşkilat Başkanı Hüseyin Kerim BAYRAKTAROĞLU(GÖRÜM) isimli şahıslar olduğu ifade edilmiştir. "Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacmın anlatıldığı" aynca "hükümetin devleti 500 Milyar Dolar borca soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısmda Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı belirtilmiştir. Hüseyin GÖRÜM'e ait ait, 4 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede; "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası tespit edilmiştir. "AVSEQ01.DAT" isimli video dosyası incelendiğinde Star isimli özel televizyonda objektif programının sunucusu Kadir ÇELİK isimli şahıs ile operasyon kapsamında yakalanan Hüseyin GÖRÜM isimli şahısla Kuvayı Milliye Derneği merkezinde yapmış oldukları röportaj görüntüleri olduğu görülmüştür. d)-Telefon görüşmeleri; Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün kayıt altına alman telefon görüşmeleri oldukça sınırlıdır. Cep telefonu hattı bulunmasına karşın zorunlu olmadıkça kullanmadığı anlaşılmaktadır. 02.08.2008 tarihinde Erkut ERSOY ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmedeki ; Erkut'un " .. .Komutanım Hüseyin GÖRÜM beyin telefonu var mıydı acaba sizde" Mehmet Fikri'nin "Yok", "Onum şimdi burada telefonu yok bende o telefon kullanmıyor zaten" sözleri de bu hususu teyit etmektedir. Ancak diğer şüpheliler arasında yapılan telefon görüşmelerinde şüphelinin ismi geçmekte olup, bunlardan şüphelinin Kuvayı Milliye Derneği yapılanmanmasındaki konum ve faaliyetlerini gösterir bir kısmı aşağıda özetlenmiştir. Tape:616, 24.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin "Kadıköye git, o Albay varya, Albay'la bir görüş konuş ne diyor bakalım yani, personel alıyorlar yani şeye MİT'e" dediği, Yusuf un "Ben onu şu anda konuşamam onların toplantıları var" dediği, Naci'nin "Bazı şeyler vardır, onun var mı ilişkisi var mı adamı acaba, o da var" dediği, Yusuf un "Ya vardır onun, sen onu Hüseyin' le konuşacaksın" dediği, Naci'nin "Çünkü bizim Osman müracaat etti aldılar yani de adamlar var yaptırmışlar onlara bir iki silah da" dediği, Yusuf un "Tamam giderken atlet kilot ta götür" dediği, Naci'nin "Tamam sorun değil şey yaparız ayarlarız onları önemli değil olursa zaten kıyak yaparız boş değiliz yani tamam tamam ben akşam oğlanı da alır giderim o zaman olmazsa" dediği, Tape:5, 26.02.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile H.D. arasındaki görüşmede özetle ; H.'nın "Sayın İ.Z. Paşamla, Emekli Subaylar Derneği sizleri de aralarında görmek istiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam olur .." dediği, H.'nm "Sekreterinize falan bahsetmeyin bu konulardan" "Gizli kalsın yani" "...Hüseyin kardeşimle, Kahraman Bey kardeşim her zaman takdire şayan insan., yalnız sekreterinize her konuda bilgi vermeyin" dediği, Tape:619, 27.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin " Lan dedim, Hendek'e gitti lan, gel dedim bizim buraya takıl da seninle Kuvayı Milliye Derneği açalım buraya şube" dediği, Yusuf un " Nereye bana ne söylüyorsun onu Hüseyin'e söyle" dediği, Naci'nin " Şeklini bilmiyorum yani, şekil olması lazım abi, bak bak burada rant var ya, ben onun için dedim" dediği, Yusuf un "Var tabi orda" dediği, Naci'nin "Bu piyasada var, öbür orda yok" dediği, Yusuf un " Var evet" dediği, Naci'nin " Bu piyasada var yani, o piyasada yok Kadıköy'den önce de burada var anladın" dediği, Yusuf un " Naci ben İstanbul a geldiğimde konuşalım" dediği, Tape:662, 16.03.2007 tarihinde Murat ÇAĞLAR ile Muşika VATANKULU arasındaki görüşmede özetle ; Murat'ın "Tutuklandım ben” , "Silahla yakalandım" "Şu an Bakırköy'de karakoldayız" dediği, Muşika'nın "Kim var yanında" dediği, Murat'ın "Ahmet

var" dediği, Muşika'nm "Yapacağımız bir şey var mı" dediği, Murat'ın "Hiç bir şey yok, Hüseyin abiye bildirdik, avukatımıza o halledecek" dediği, Tape:628, 20.03.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Zeki isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Yusuf un " He Zeki aldım ben şimdi Hüseyin'e senin numaranı vericem, ben şimdi zaten genel merkezin ordayım" dediği, Zeki'nin "Şey söylicem Kurtköy'de tanıdık var mı,Jandarma'da falan" dediği, Yusufun " Jandarmada var tabi" dediği, Zeki'nin "..Tamam sen bir şey yap da orda bir tane o., ç... var onu şey yapcaz tamam" dediği, Yusufun "Hayrola senin ne işin var ya orda" dediği, Zeki'nin " Yav konuşuruz şimdi orda bir tane lavuk var da onu çekicez, anladın" dediği, Yusufun "Tamam Hüseyin'le konuşurum" dediği, Tape:321, 28.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR arasındaki görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "... E.Bey gelecekti Fenerbahçe .. .başkanı haber var mı ondan", "Hüseyin abine sor Kahramana sor" dediği, Tape:322, 30.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; M.Fikri'nin "Gelen giden var mı" diye sorduğu, Hüseyin'in "Sabahleyin iki tane avukat geldi buraya" "Müze yapıyoruz şimdi, bizim ıvır zıvırlar var ya böyle tarihi şeyler" "Orta kata koyuyoruz, eğer öyle bir şey yani kapatma şekline gelirse, Atatürk'ün müzesini kapatıyorlar şekline bütün her şeyi yığarız diyor, kimse birşey yapamaz diyorlar" dediği, M.Fikri'nin "Aynen yapsınlar, şimdiden başlasınlar, onun için gereken ne varsa hemen gelip yarın imzalayayım, yazsınlar müze haline dönüştürdük burayı falan diye" dediği, Tape:323, 30.04.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle ; M.Fikri'nin "Kuvayı Milliye Atatürk Müzesi diye oraya bi kağıda birşey yazdırın. O bizim eski çerçevelerden bir tanesine koyun cama asm kenara" "Oraya bir hikaye yazdırın, dersiniz, Atatürk misak-ı milli kararlarını bu binada almıştır diye,o şeyin altına da yazın asm dışarıya" "O dediğin oyunu oynayalım o zaman" dediği, Tape:667, 14.06.2007 tarihinde Muşika VATANKULU ile X şahıs arasındaki görüşmede özetle ; X Şahsın "Sen Oktay YILDIRIM'ı tanıyor musun", "Kuvayı Milliye İstanbul Şube Başkanı" "Evine baskın yapılmış, 28 tane el bombası, bir sürü şey","Damştay savcılığına suikast yaptı ya, avukatın biri, o zaman Muzaffer TEKİN vardı, gözaltına alman bir yüzbaşı, onun da arkadaşı, bu şerefsizler bu ülkede, Kuvayı Milliye gibi hassas şeyleri kullanarak, o ad altında, her türlü adiliği, şerefsizliği yapıyorlar." dediği, Muşika'nm "Sen, bu Yeni Kuvayı Milliye'den bahsediyorsun" dediği, X Şahsın "Yalnız Kuvayı Milliye diyor. İstanbul Ümraniye'de, bir eve yapılan baskında, sandık içinde saklanan taarruz tipi 28 el bombası bulundu. Bombaların sahibi olduğu iddiasıyla Kuvayı Milliye derneği İstanbul Şube Başkanı diyor. Yeniden meniden yok yani, sonuçta Hüseyin'de bunlardan biri, sana söyleyim. Benim dediklerime geleceksiniz, sizde kendinizi, ona buna kullandırarak bir şeyler yapıldığı zaman, aklınız başınıza gelecek, haberiniz olsun" dediği, Tape:31, 01.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Pelin ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Pelin'in "Sizin dernek bölünüyormuş" "Hüseyin GÖRÜM sizin yerinize geçmek istiyormuş" "Hakkınızda arkanızdan bir şeyler çeviriyormuş" dediği, Fikri'nin "Öyle bir şeyin olması mümkün değil yavrum, öyle şey olur mu, onların hepsi benim evlatlarım" dediği, Tape:168,10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum, şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor", "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından", "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, ben de çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Tape:570,15.07.2007 tarihinde Yusuf KARLIOĞLU ile Erol ÖLMEZ arasındaki görüşmede özetle ; Erol'un "...bizimle Tayyip'ten başka kimse uğraşmıyor zaten" "Tayyip

ERDOĞAN" dediği, Yusuf un "Bu dakkadan sonra abi her tür basın şimdi ona saldırıyor" dediği, Erol'un "Saldıncak tabi, .... önde gideni kardeşim .... değil ki" , "Vatana ihanet eden bi şahıstır o" dediği, Yusuf un "bu bizim için bulunmaz bir fırsattır", "Tayyip karşıtı basım arkana alıcaksm anladın mı, iki tane eylem, iki tane gösteri yapıcaksm basma..." dediği, Erol'un "Ya biz yapıcaktık abi, yürek yok, yürek yürek, o ara bir tanesi çıkmış biz ben İmam Hüseyin'e dedim ki kardeşim bak dedim abi dedim ,bak sen dedim bastın ama dedim, yanlış yoldasın dedim, tamam mı bak dedim, abi sen dedim bize yol vermiyosun dedim, yani yol ver dedim ya" "Kapa dedim çeneni sadece dedim, senden var ya kardeşlerin olarak bize bir gün ver dedik yani, bir gün , adam korktu yaa yol vermiyor yani yol vermiyor" "Ayın diyo 22'sini bekleyin" "O öyle dedikçe aklıma şey geldi hatırlıyormusun bir ara bi hatırlarsan birşeyler yaşamıştık bi ara" dediği, Yusuf un "Evet, boşver abi bana bir gün Hüseyin abi dese ki Yusuf gel sana ihtiyacım var, giderim ama başka türlü çağırırsa gidemem, ama adam gibi olacaksa giderim" , "O oturacak, o oturacak olayı bize bırakıcak", " Yaası öyle ben sizden sonra hiç birşey yapmadım, koşmadım hiçbir şeye , çünkü koştuğum zaman beni indirirlerdi biliyorum", "Dinlediklerine de eminim anlatabiliyor muyum, zıpladığım zaman fırsat kolluyorlar, ben ordan ayrıldım ama benden bilgileri yok mu sanki" dediği, Tape:45, 21.07.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM/Süleyman isimli şahıslar ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmede özetle ; Yusuf un "Baba birşey diyecem" "Ben bu Bodrum Yalıkavak var ya" "Bu Yalıkavakta bana bir otel veriyorlar Hüseyin de bu adamı tanıyor A.T.diye" "Sen bu A.T.'i daha evvelden duymuşsundur" "Senin döneminde yani senin tam şey zamanlarında bu silahlı kuvvetler" dediği, Mehmet Fikri 'nin "Tanımıyorum tanımıyorum" dediği, Yusuf un "Bu seksenbeş yılında silahlı kuvvetler yapı koparatifi diye bir kooperatif kurduydu Kadıköyünde" "Silahlı kuvvetler adına Hüseyin de çok iyi tanıyor ondan sonra neyse bu adam zamam içerisinde epey şey oldu çok yıl geçti şimdi bu Bodrum Yalıkavakta otel almış üç tane bunu Hüseyin iyi tanıyor bu üç tane otelin bir tanesini veriyor bende dedim ki ben dernekle konuşurum babaylan tamam mı" "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bi bok olduğu yok adam da o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" dediği, Yusuf un "Ya bize devreder baba demi" dediği ve telefonu yanında bulunan Süleyman'a verdiği Mehmet Fikri'nin Süleyman'a "Zaten bundan sonraki seçimlerde buralarda değil küçük yerden Çanakkaleden garanti verildi, Çanakkale'den oraya gidecem","He ekibin nasıl hazır mı, yeniden teşkilatlanma yapacam" dediği, Süleyman'ın "Hüseyin güden ayrıldınız mı" dediği, Mehket Fikri'nin "Yok ayrılmadık" dediği, Süleyman'ın "Ama biliyorsunuz onun bulunduğu teşkilat içerisinde bizim olma şansımız yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onların işi başka bizim işimiz başka" dediği, Tape:51, 26.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Muhammet YÜCE arasındaki görüşmede özetle ;Muhammet'in "...Star Gazetesine şey yazmışlar, Sizin Şeyin Resimleri Neydi O, Yüzbaşı Tekin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yıldırım Oktay" dediği, Muhammed'in "He o bide Kundakçı paşa" "Hepinizin resimleri orda, sizin hakkınızda şey yazmış, milleti galeyana getiren" "Hepinizin resimlerini koymuş., bizim dernek başkam yardımcınız Ali Başkan.." "Hüseyin başkanımızın resmi, onu da koymuş" dediği, Tape:441, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Ayhan isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ;Ayhan' m Erol' a hitaben" Ya Kanal D'yi açsana bi, var mı yakında televizyon" "İmam Hüseyin nikah kıyıyor, sende var mıydm nikahta" dediği, Erol' un "...., lan ne nikahı kıyıyo lan" dediği, Ayhan' m "Kuvayı Milliyenin yemin törenini yapıyor" dediği, Erol' un "Yemin et" dediği, Ayhan' m "Vallahi billahi, Kahraman'da orda Kahraman yemin ettiriyor" dediği, Erol' un "M... bunlar sıyırmış kafayı lan iyice" dediği, Ayhan' ın "Vallahi, Türk Bayrağı, Kuranı Kerim ve Kılıç, İmam Hüseyin'in Kırbacı, Kahraman orada" dediği,


Tape:442, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Osman isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Erol'un "Ahmet abi de aramış demiş böyle böyle, bizim vatandaş bir gün şeye gitmiş Kuvayı Milliyeye gitmiş" "Orda şey var ya İmam Hüseyin" "Gitmiş ona şikayet etmiş beni, kendi kendime kızdım, madem sen Osman Turan'a Osman abiye söylüyosun, Osman abi kalkıyo bana söylüyo, tamam diyoruz bütün evrağmı emanetini veriyoruz diyoruz" dediği, Osman' m "Niye bu kadar terbiyesizlik yapmış" "Tantana etmesin yani, kadın bizi şikayet bilmem ne yap demiş ona, dedim beklesin dedim, yumuşattırdım onları" dediği, Tape:379, 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki görüşmede özetle; Recep Gökhan'ın "Hüseyin abi geldiği zaman ben gelicem kendisiyle başka bir şey konuşacam abi", "Eğer benim onun gözünde bir yerim varsa" , " O konuşmaya başlamadan önce de ona her şeyi göstermek istiyordum, öyle bir şey konuşacaktım abi" dediği, Kahraman'ın " Gelir ya,niye gelmesin,olmadı alır gelirim ben yani,canm sıkkın mı abi nedir" dediği, R.Gökhan'm "Canım sıkkın değil de", "üstümde çok büyük bir görev var abi" dediği, Kahraman'ın " Sen benim ağabeyimsin tamam,onun dışında var ya ben başka bir şey kabul etmiyonum, fark etmez yani biliyor musun sen benim ağabeyimsin yani ölene kadar artık" dediği, Tape:448, 13.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Erol' un "..koşturuyoruz aynen devam" dediği, Kahraman' m "Fatih'te misin" "Nerdesin Çarşamba'da mısın" diye sorduğu, Erol' un "İkitellide" "işlerim var koşturuyorum" "İmam Hüseyin ne yapıyo İmam hazretleri" diye sorduğu, Kahraman' m "İmam Hazretleri ne yapsın s... seni yakalarsa", "Nebil abiye takmışsın oğlum" , "Erol dedi benden para aldı vermedi dedi, yok Kuvayı Milliyeyim ayağı bilmem ne hesabı anladın mı" "Hatta İmam Hüseyin kızdı dedi kimliğini de alın onun dedi" , "Sen gel çözeriz bu işi tamam, sende a.. k...gelecem dedin geçen hafta ne geldin ne gittin" dediği, Erol' un "Ben sana geleceğim gün bi baktım Ahmet arıyo, bana diyor ki, Erol Nebil diyor, Kuvayı Milliyelere gitmiş, seni şikayet etmiş, beni İmam Hüseyin aradı bizi burada tehdit etti, bağırdı çağırdı bilmem ne yaptı, küfür etmiş bir şeyler demiş" dediği, Kahraman' m "Sana kızsada bişey demez yani, öyle sen gelip açıklayacan kardeşim sen kaçıyon ya anladın mı adam ona kızıyo yani" dediği, Tape:69,07.09.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Şarköy'e gidiyordum yazlığı satacam inşallah oraya" dediği, Hüseyin'in "Biz de yarın Ankara'dayız komutanım, Anıtkabir'deyiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hadi güzel, bir kokla bakayım şöyle manzarayı ..." dediği, Hüseyin'in "Bir şey olursa oradan ararım komutanım" dediği, Tape:451, 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ üe Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;EroP un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçecem", "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani" "Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi, o taraf Çarşamba'ya" dediği, Kahraman' m "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevini tam yerine getir de" dediği, Erol' un "Yok ben tutarım ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "Molla oldum ben de" dediği, Kahraman' m "İmam Hüseyin de bıraktı" dediği, Tape:452, 18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ; Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahısların orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'ın "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği,

Tape:598, 19.09.2007 tarihinde Yusuf isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Hüseyin'in "Dur, şeyden Samsun'dan gelme 2 kilo var" , "Samsun'dan geldi de ne kadar fiyatı daha doğrusu ne eder" dediği, Yusuf un "Kalitesine göre değişiyor" "Bir buçuktan yukarıya yani" dediği, Hüseyin'in "Bir kilosu" "Tamam oldu o zaman ben seni şey yapıcam bir konuşayım sana dönüş yapıcam tamam mı" dediği, Yusuf un "... normal millet bir buçuktan yukarıya alıyo güzelse" dediği, Hüseyin'in "Tamam oldu ben sana dönüş yapıcam" "He telefonda açık konuşamıyorum yaa" dediği, Yusuf un "Kıvırcık kıvırcık" "Salata dimi" "Yeşil çay" dediği, Hüseyin'in "Tamam ben seni anyacam" dediği, Tape:455, 23.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle; Görüşmenin başında Erol' un bazı dizilerde oynamak için rol teklifi aldığını, Oğlum İçin dizisinde imam rolünü oynayacağından ve cenaze namazı kıldıracağından bahsettiği, devam eden görüşmede Erol' un "Karargahta kim var şimdi" diye sorduğu, Kahraman' m "İmam Hüseyin var, Ali var, Seda var" "Birkaç tane işte yeni gelenler vardı" "İrtibat yok yani kimseyle" dediği, Erol' un "Kimse de yok, nereye doğru gidiyor abi bu Kuvayı Milliye şimdi" "Başka yerler de açılışlar var mı., yani bir güçlenme var mı veya ne bileyim" diye sorduğu, Kahraman' m "Var var oluyor bir şeyler" dediği, Tape:357, 13.10.2007 tarihinde Volkan isimli şahıs ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;Volkan'm "Bekir İĞDIRLI ile aran nasıl senin" "Genç çocuklar var ya. Kerim Başkanın yakmmdalarmış bunlar" "Onlarda da kart var abi" "Aynı bizim karttan" "Hatta şeyin Veli KÜÇÜK kanalı yani" "Bizim Başkandan bahsediyor" dediği, Kahraman'm "Hüseyin abiden mi" diye sorduğu, Volkan'm "He,ondan sonra işte onun iyi biri olduğunu falan ondan falan bahsediyor. Ben hiç konuşmadım zaten konuşma bitene kadar hiç açık etmedim. Baktım kart gösterdi, bende küt diye arabanın içersinde kendi kartımı gösterince şey oldu yani, o onda şey yaptı böyle açıldı" dediği, Tape:629, 23.10.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM üe Yasin (Rasim GÖRÜM) arasındaki görüşmede özetle ; Merve kapı'da bulunan fabrikanın yanmasıyla ilgili konuştukları, Hüseyin'in oradan bir süre önce ayrıldığını ancak kirasını halen aldığını söyleyerek Yusuf un "Nizam AYTEMİZ" "Nizam bir geceleyin 8-10 kişiyle geliyo fabrikaya, oraya yazıhaneye" "Bekçiyi güzel bir dövüyorlar, kafasını gözünü kırıyorlar" "Hüseyin'lerin bekçisi" "Ondan sonra diyorlar ki bir daha buraya gelirseniz ayaklarınızı kıranz" "Hüseyin de 7-8 kişiyi alıyor gidiyor oraya, KahramanTan var ya hani" "Nizam AYTEMİZ"in 10 tane adamı var, hepsi silahlı, ondan sonra diyorlar ki, onlar da Nizam AYTEMİZ bak diyor, al bu adamlanm git tamam mı, Hepsini de diyor burda kurşuna dizdiririm diyor" dediği, Tape:678 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOGULLARI arasındaki görüşmede özetle ; Bir süre sohbet ettikten sonra, Abdullah'ın "..koşturuyoruz yetiştiremiyoruz" "...görüştüm o İsrail'i adamı" "..bir adamım var, şuan Trabzon'da, Oradan Bafra'ya geçecek, yann buraya geliyor sırf o iş için" "Ekip hazır yani, istediğin zaman kaldınnz onu" "Hüseyin abiyle konuşacan mı bu akşam..." dediği, Kahraman'm "Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, Abdullah'ın "...biran önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraysa para ile konuşalım, dişe dişse silahla konuşuruz" dediği, Tape:371, 29.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Kahraman'm " Vallahi genel başkan şimdi yetkisini Hüseyin abime devretti genel başkanı", " Devretti ama dedi ki, ben aynlmış değilim dedi, yine geleceğim gideceğim dedi, öyle bir durum işte Abdullah abi" Abdullah'ın "Senin başkanın durumu ne" dediği, Kahraman'm "Valla ne yapsın o hala orda bir şekilde çarpışıyor yani" dediği, . - Tape:949, 03.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile Mehmet Fikri KARADAĞ arasındaki görüşmede özetle ; Raif in "Efendim,şimdi yani bu adam televizyona çıkıp


duruyor,dinli minleri bilmem neleri falan hani senin daha bi bağlantın var mı onlan" dediği, Mehmet Fikri'nin " Yok ya, hiç yok benim hiç haberim yok o işlerle" dediği, Raif in " Bittimi yani olaylar orda" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bana göre bitti ya,ben seçimlerden sonra ben orda ne yapayım,seçimlerden sonra bu millet için üzülmeye değmez dedim" dediği, Raif in "Baksanıza paşam,biz yeniden bişeyler şey yapacaz,sizi de çağırıp bi görüşmek istiyoruz az, yani Hüseyin GÖRÜM'le değil yani, biz kendi aramızdaki şeylerimizlen devam etmek istiyoruz hani","...paşam sizi çağırabiliriz ama gelirsiniz değil mi yani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yav gelirim tabi, niye gelmeyim, ben her yere giderim" "Hadi ne zaman" dediği, Raif in " Hı hı ben ben şey büro işleri,biraz da maddimizi düzeltiyoruz, hepimiz toplaşcaz ondan sonra böyle bundan sonra bu yolda devam edeceğiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kapalı odada boyuna kapalı odada daima esrarı çeke çeke çocuk mahvoldu","Ben esrar içiyorum ben esrar içiyorum şeker arpa diyor tavsiye ederim diyor adam ya, oğlum hem günah yasak suç diyorum, olsun ben 25 senedir içiyom diyor", "Kapalı odada o şekilde şey dengesi bozuldu bence", "Kapandı çıkmıyor biliyorsun nerdeyse bir sene oldu" , "Hayal kura kura okuduğu her şey kendisine, kargayla konuşuyorum , serçeyle konuşuyorum , sinekle konuşuyorum falan diyormuş ya", "Her duvarında esrar kokusu, her gün sabaha kadar içiyorlarmış kusuyorlarmış söyledi çocuklar, kendisi itiraf etmese bana yüz bin kere yemin ediyordu bana esrar eroinle işim olmaz diye, ondan sonra şeyde itiraf etti, şeyde on onbeş kişinin içinde şeker hastalarına iyi geliyor diyor, ben diyor içerim diyor herkesede tavsiye ediyorum, şeker hastalarının hepsine tavsiye ediyorum diyor hı hı herife bak yani" dediği Tape:971, 14.12.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır ettikten sonra Hüseyin'in "...çakmak için de teşekkür ederim." dediği, Yusuf un "Yok abicim bir şey değil ya. Sen kendine iyi bak yeter." "Orhan gönderdi değil mi Hüseyin " diye sorduğu, Hüseyin'in "He gönderdi,Fahri göndermiş " dediği, Yusuf un "Ben biraz Fahri'ye fırçaladım, o gecesi.","... Utanmıyor musun sen dedim. Ya tamam Yusuf falan dedi. Ben sormadım ne kadar şey " dediği, Hüseyin'in "500 lira göndermiş " Dediği, Yusuf un "İyi tamam işte ya, işini görürsün abi. Yav Hüseyin şeyi soracam sana. Bu hani Fethullah GÜLEN'in CD'leri vardı ya sende." dediği, Hüseyin'in "Bende yok onun CD'leri ","Onlar bir ara vardı. Paşadaydı. Yok şimdi onlar artık. Onlarla ilgilenmiyorum ben anladın mı, Onların hepsi bir oyundu. Yani bizi hep tezgaha getirmek istediler g.." dediği, Tape:968, 05.01.2008 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Remzi ÖZKAN arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Bir süre Mehmet Fikri KARADAĞ'm dernekten ayrılması hakkında görüştükten sonra Mehmet Fikri'nin "Bazı şeyler peşindeyim, onlan elde edersem Remzi'cim ihya olucaz yeniden gene tamam mı" dediği, Remzi'nin "Her zaman herzaman yanındayım başkanım." dediği, Mehmet Fikri'nin "İşte nerden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraların hepsini" , "Nerden aldığını bilmiyorum, tabi hepsi anlaşılan haramdı, gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi" dediği,

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;Düzenle

Hüseyin GÖRÜM'ün soruşturma kapsamındaki diğer kişiler ile telefon irtibatlarını gösterir kolluk tespitleri aşağıda yazılmış olup, şüphelinin örgütsel irtibattan bir sonraki hukuki durumunun değerlendirilmesi başlığı altında açıklanacağından burada tekrar edilmeyecektir. Hüseyin GÖRÜM'ün kullanımındaki 505 6588812 ve 537 8551942 numaralı telefon numaralannm ; Erkut ERSOY ve Yusuf GÖRÜM'ün kullanımlarındaki telefonlarda kayıtlı olduğu belirtilmiştir.

Hüseyin GÖRÜM'ün kullanmakta olduğu 0505 6588812 nolu GSM hattının 01.01.2000 den günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlanmn yapılan analizinde; -Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün kullandığı 5323412902 nolu Telefon hattı ile 2 -Oktay YILDIRIM'm kullandığı 5425315368 nolu Telefon hattı ile 8 -Yusuf GÖRÜM'ün kullandığı 5362716692 nolu Telefon hattı ile 146 -Erkut ERSOY'un kullandığı 5435331769 nolu Telefon hattı ile 4 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 5322919293 nolu Telefon hattı ile 57 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 5373755310 nolu Telefon hattı ile 170 -İbrahim CİNGİ'nin kullandığı 5357184841 nolu Telefon hattı ile 8 -Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullandığı 5358881514 nolu Telefon hattı ile 380 -Kuddusi OKKIR'm kullandığı 5337624601 nolu Telefon hattı ile 71 -Raif GÖRÜM'ün kullandığı 5358258383 nolu Telefon hattı ile 169 Kez görüştüğünün tespit edildiği belirtilmiştir. f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları; Gizli Tanık 17, ifadesinde aynısı ile ; "Hüseyin GÖRÜM demeğin teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısıydı. Kendisinin eski sabıkalı olduğunu biliyorum. Demek binasının 3. katında özel bir odası vardı. Çevresine sabıkalı kişileri toplamıştı. Bunlara da anlattığım gibi çeşitli askeri rütbeler veriyordu. Bu kişilerle demekte esrar partileri verdiğini bizzat gördüm. Kahraman ŞAHİN'in demeğin gençlik kollarından sorumlu olduğunu, binbaşı lakabı kullandığını, Hüseyin GÖRÜM tarafından esrar içmeye alıştınldığım, demekte aktif olarak görev yaptığını, hatta demeğin borçlarından dolayı kendisine haciz geldiğini biliyorum. Muhammet YÜCE' yi demeğe geldiği zaman tanıdım. Kendisini uzman çavuş olarak tanıttı. Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşeceğini söyleyerek odasına gitti. Bu kişinin daha sonra da demeğe birkaç sefer geldiğini gördüm. Hüseyin GÖRÜM ile de görüştü. Bu kişinin Mehmet Fikri KARADAĞ ile araba ile bir yerden demeğe geldiğini de gördüm. Raif GÖRÜM ve Yusuf GÖRÜM' ü Hüseyin GÖRÜM' ün yakınları olarak biliyorum. Raif GÖRÜM' ün esrar içmek için demeğe geldiğini Hüseyin GÖRÜM ile birlikte esrar içtiklerini gördüm. Demek adına bulundukları faaliyetlerden bilgi sahibi değilim. Erol ÖLMEZ, demek binasında yatıp kalkıyordu. Hüseyin GÖRÜM kendisine binbaşı rütbesi vermişti. Bir arada Fatihteki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiğini biliyorum. Hatta Erol ÖLMEZ bunun için sakal bırakmıştı. Murat ÇAĞLAR, Ali KUTLU ile birlikte demeğe gelmişti. Demekte yatıp kalkıyordu. Mersedes marka bir aracı vardı. Çek senet tahsilatı işi yaptığını biliyorum. Bir seferinde, Hüseyin GÖRÜM' ün kendisine bağırarak adamları arabanın bagajında niye buraya getirdin dediğini duydum. Daha sonra alacaklı olan bir kısım kişilerin tahsilata yardımcı olması için Hüseyin GÖRÜM' e müracat ettiklerini, Hüseyin GÖRÜM' ün de bu işinMuratÇAĞLAR' a havale ettiğini,MuratÇAĞLAR'm da borçlu olan kişileri bulup arabanın bagajına kapatıp demeğe getirdiğini öğrendim.Murat ÇAĞLAR'm Pendik ve Bakırköy de ruhsatsız silahla yakalandığını, bundan başka Antalya' da bir yerde 80 adet mermi ve ruhsatsız silahla yakalandığını biliyorum. Kuvayı Milliye Demeğinin Kadıköy'deki binası resmi bir kurum gibi düzenlenmişti. Kırmızı halılar serilmişti. Güzel bir dekorasyonu vardı. Buraya gelenler buranın resmi bir kurum olduğu hissine kapılıyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ demekte kendine göre çeşitli birimler oluşturmuştu. Bunlardan hatırladıklarım özel kuvvetler komutanlığı, istihbarat birimi, Türkiye Büyük Millet Meclisini izleme ve denetleme komisyonu, ARGE, Anneler birliği, din komisyonu, Ahilik gibi birimlerdi. Hatta bunlardan bazılarına görev verilen kişilerce tabela yaptırılarak odaların kapılarına asılmıştı. Mehmet Fikri KARADAĞ özellikle özel kuvvetler komutanlığı tabelasını görünce kızdı. Bunu görseler bizi asarlar dedi. Tabelayı kaldırtarak yerine arama kurtarma birimi yazılmasını söyledi. Buna uygun şekilde tabela hazırlandı. Kişilere bu şekilde kimlikler verildi, Özel kuvvetler komutam olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum. Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkaları ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığım söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum. Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendisine göre bir yapı oluşturmuştu. Dernek gibi sivil toplum kuruluşunda herkesin birbirine komutanım, yüzbaşım, binbaşım gibi askeri rütbelerle hitap etmesini yadırgamıştım. Ancak Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte içtima bile alıyordu. Kendilerine göre bir literatür oluşturmuşlardı. Dernekte kalanlar askeri üniformaya benzer elbise ile fotoğraf çektiriyorlardı. Bunu da Mehmet Fikri KARADAĞ istemişti. Bunlar benim gelecekteki komutanlarım diyerek kendi odasındaki panoya asmak için bunu istediğini söylemişti. Dernekte o sıralar bulunan Niyazi KIYAK' m Mehmet Fikri KARADAĞ' m yönlendirmesiyle Ayşe Ceylan GEÇYOL isimli yine dernek üyesi bir bayanla evlendirildiğini, nikahlannm kendilerine göre Kuvva nikahı olarak adlandmlan bir törenle Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM tarafından bordo bere ile kıyıldığını, daha sonraki tarihlerde Niyazi KIYAK' m başka bir işte çalışmaya başladığını, eşinin de eve gelmesi için Kuvayı milliye derneğinden vaktinde eve gelmesini istediğini, bu konuda yaptıkları tartışma sonrası Hüseyin GÖRÜM' ün Niyazi KIYAK' a biz seni derneğe hizmet et, adam kazandır diye çağırdık. Sen buradan ayırmaya çalışıyorsun dediğini bu tartışmalar sonucu Niyazi KIYAK' m Ayşe Ceylan GEÇYOL ile fiilen ayrıldıklarını biliyorum. Dernek içersinde zaman zaman mahkeme dedikleri bir toplantı yaptıklarına da şahit oldum. Bunlardan birisinde Niyazi KIYAK isimli kişiyi basında da çıkan Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' m birlikte aynı karede oldukları fotoğrafların dernekten alınıp basma verilmesi ile suçlandığı, Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu kişiyi ajanlık ile suçlayıp başka bir şey anlatmaması konusunda bizzat öldürmekle tehdit ettiği, daha sonra Hüseyin GÖRÜM' ün buna ilişkin diğer resimleri yakıp imha ettiği konuşuluyordu. Bu mahkeme denilen toplantıda Niyazi KIYAK suçlu bulunarak dernekten kovuldu. Yine Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir tartışma daha yaşanmıştı. Bu tartışmada o an dernekte bulunan kişiler de vardı. Daha doğrusu Hüseyin GÖRÜM mahkeme kuracağız diyerek bu kişileri çağırmıştı. Bu tartışmada Kahraman ŞAHİN tarafından kameraya çekilmişti. Bu tartışmada Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAG'ın kendisini sattığını, derneği kapatmak için dilekçe verdiğini tespit ettiğini, kendisinin derneğe çok emeği geçtiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başka oluşumların peşinde olduğunu, halbuki kendisi ile bu işlere girmeden önce Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğu şeklinde anlaşma yaptıklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m gizli gizli başkalarıyla görüştüğünü, derneğe gelen herkesi hainlik ile

suçladığını, olaylarda hep kendisini ön plana çıkardığını, kendisinin ise kasıtlı olarak geri planda durduğunu, demeğe kimi getirdiyse ekip kurmalarını, para bulmalarını, kırıp dökmelerini söylediğini, bunlardan biri gerçekleşse kendisine yıkılacağını, Danıştay ve Hrant Dink olaylarından sonra herkesin demekten kaçtığını, kendisinin göz altına alındığı Danıştay olayında yalnız bırakıldığını ve orada bulunanlara kimin suçlu olduğunu teker teker sorduğunu, bu sırada da elinde kılıç bulunduğunu, orada bulunanların Hüseyin GÖRÜM' ün suçsuz olduğunu söylediklerini, Hüseyin GÖRÜM'ün burada duvardaki Atatürk resmini alıp Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna koyarak sen buraya layık değilsin dediğini biliyomm. Demeğe sürekli olarak gelen giden kişiler oluyordu. Bunlar genellikle Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN' e gelirlerdi. Mehmet Fikri KARADAĞ' a genelde görevli ve emekli olan asker kişiler gelirlerdi. Görevli olarak gelenler olduğunu demek girişinde gösterdikleri kimliklerden biliyorum. Çünkü demek girişinde güvenlik kontrolü vardı. Bu kişiler başkaları ile muhatap olmadan doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çıkardı" şeklinde beyanda bulunmuştur. Mehmet Fikri KARADAĞ ; Hüseyin GÖRÜM ile 2005 yılı içerisinde Muzaffer TEKİN'in daveti üzerine gittiği Kadıköy Fenerbahçe'de bulunan Tesadüf kafede tanıştığını, Muzaffer TEKİN'in yanma gittiğinde Kelebek İbrahim ve Hüseyin GÖRÜM'ün de olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisini İmam Hüseyin lakabı ile Kuvayı Milliyeti ve bu davaya kendisini adamış bir vatansever olarak tanıttığını, haftada bir defa veya onbeş günde bir Muzaffer TEKİN'in bürosuna sohbet etmeye gittiğini, yine böyle bir günde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm VKGB broşürlerini getirdiklerini gördüğünü, bu görüşmede kendisine broşürleri ve dergiyi gösterdiklerini, VKGB hakkında bilgi verdiklerini, bu esnada yanında Muzaffer TEKİN'in de olduğunu, İstanbul'da bir konferansta VKGB Başkanı Taner ÜNAL ile tanıştırıldığını, aynı gün içerisinde Taner ÜNAL'm kendisini Ankara'daki yapılacak genel kurala davet ettiğini, Ankara'daki kurula gittiğinde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm da orda olduğunu gördüğünü,Kuvayı Milliye Demeğini 11 Kasım 2005 tarihinde kurduklarını, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadro ve düşünceyi oluşturduklarını, Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN sabıkalı olduklarından dolayı kumcular kurulunda yer almayı uygun bulmadıklarını, 7 Eylül 2007 tarihinde Kuvayı Milliye Demeği genel başkanlığından ayrıldıktan sonra olağan kumlun toplanmasına kadar Hüseyin GÖRÜM'ün vekil olarak seçildiğini, bütün evrak, doküman ve demirbaşı tutanakla Hüseyin GÖRÜM'e teslim ettiğini, demek binasıyla ilgili olarak yapılan bütün masrafların Hüseyin GÖRÜM tarafından karşılandığını, Hüseyin'in bu parayı nerden aldığını bilmediğini, kendisine elinde senetlerinin ve bonolarının olduğunu ve onlarla karşıladığını söylediğini, Murat ÇAĞLAR'ı demek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, kendisinin şahıstan hiç haberinin olmadığını, demek binasında yapılan aramadan sonra olaylardan haberi olduğunu beyan etmiştir. Erol ÖLMEZ ; Hüseyin GÖRÜM'ü Kuvvai Milliye Demeğinde çalıştığı dönemden tanıdığını, demeğin teşkilat başkanı olduğunu, demeğin en üst katında yatıp kalktığını, 2006 yılmm Ekim ayı içerisinde Kadıköy semtinde bir arkadaşının yanında kaldığını, kendisinin Kadıköy'de minibüs ile Kuvvai Milliye demeğinin önünden geçerken demekteki bayraklann dikkatini çektiğini, minibüsten inerek demek önündeki yaşlı bir adama bayraklı binayı sorduğunu, yaşlı adamın Kuvvai Milliye demeğine ait bir bina olduğunu bu yere herkesin girebileceğini söylediğini, bunun üzerine merak ederek binaya girdiğini, burada başkan diye hitap edilen Hüseyin GÖRÜM ile tanıştığını, Hüseyin GÖRÜM ile konuşarak iş aradığını söylediğini, Hüseyin GÖRÜM'ün de kendisine demekte çalışacak elemana ihtiyacı olduğunu söyleyince aynı gün işe başladığını ve demekte kalmaya başladığını, yapılacak iş karşılığında Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine aylık para teklif etmediğini, sadece kalacak yeri olmadığı için bu yerde aylık almadan kalmaya razı olduğunu, demekte çay, yemek ve temizlik işleri

yapmaya başladığını, Kuvayı Milliye derneğinin herhangi bir gelirinin olmadığını, ancak Hüseyin GÖRÜM'ün "paramız olursa fakirlere yardım edelim" diye konuştuğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün bazen konuşmalarında motorize ekip kurarak insanlara yardım etmeyi, ayrıca AKUT benzeri depremde yardımcı olabilecek, insanların yaranna olacak örgütlenmelerden bahsettiğini, ancak bunlan hayata geçirecek herhangi bir maddi gücünü görmediğini, bu yüzden Hüseyin'in söylediklerine fazla inanmadığını, Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine Başbakan Recep Tayip ERDOĞAN'm Kuvayı Milliye derneği ile uğraştığını, vatana ihanet ettiğini söylediğini beyan etmiştir. Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR ; Kendisini askeri istihbaratta çalıştığı şeklinde tanıtan Mustafa ALPAY'IN Hüseyin GÖRÜM' ün MİT adına çalıştığım, Kuvayı Milliye derneğinin amacının dışına çıktığını ve kapatılması gerektiğini söyleyerek kendisinden bu konu ile ilgili dernek ile ilgili yasadışı işler ile ilgili belge ve bilgiler istediğini, kendisinin de işe yarayacağını düşündüğü çeşitli karvizitler, kira kontratı, dernek tüzüğü, çeşitli CD 1er dahil olmak üzere Mustafa ALPAY'a verdiğini, bunlann içerisinde suç unsuru olup olmadığını bilmediğini, onun karannı Mustafa ALPAY'm verdiğini, aynca dernek binası içerisinde esrar kullanan Hüseyin GÖRÜM, Kahraman ŞAHİN, Niyazi KIYAK, Engin ve İslam isimli kişilerin de yazılı olduğu bir isim listesini bulunduğunu da duyduğunu beyan etmiştir. Ayşe Ceylan GENÇYOL ; 2007 yılı Eylül ayında dernek yönetiminde değişiklik olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm dernek genel başkanlığından istifa ettiğini, yerine Hüseyin GÖRÜM'ün vekâleten bakmaya başladığını, kendisinin de dernekte genel sekreter yardımcısı olarak görev aldığım, 2007 yılı Ekim ayı sonlannda İhsan GÖKTAŞ'la tanıştığını, Hüseyin GÖRÜM'ün, İhsan GÖKTAŞ'a istihbarat görevi verdiğini, bu istihbarat görevinin derneğe gelen üyelerinin kim olduklannı araştırma işi olduğu, İhsan GÖKTAŞ'm Hüseyin GÖRÜM'e bu istihbarat ile ilgili bilgi verdiğini görmediğini beyan etmiştir. Muzaffer TEKİN ; 2004 veya 2005 yıllannda Mehmet Fikri KARADAĞ ile birlikte gittiği Tesadüf Kafede İbrahim CİNGİ'nin Hüseyin GÖRÜM'ü kendilerine Kuvayı Milliye Hareketinin Marmara Bölge Sorumlusu olarak tanıştırdığını, daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün kendisini telefon ile arayarak Ankara Merkezli VKGBH adı altında bir oluşumdan bahsettiğini,bir süre sonra İbrahim ÖZCAN'ı bürosuna getirip kendisi ile tanıştırarak içerisinde yer aldıklan Kuvayı Milliye Hareketinin VKGBH'ne katıldığını anlattığını, yanında bulunan Türkeli dergisini göstererek katılışlannı belgelediklerini, Hüseyin GÖRÜM'ün İstanbul Vali Erol ÇAKIR Konukevinde bir toplantı yapacaklannı belirttiğini ve daha sonra bu toplantının burada yapıldığmı,kendisinin de bu toplantıya katıldığını, Hüseyin GÖRÜM'ün İsmail PAKER (EKSİK)'i kendileri ile tanıştırdığını, Hüseyin GÖRÜM ve arkadaşlanna karşı kendisini doldurduğu için Hüseyin BEYAZIT'ı tehdit ettiklerini ve VKGBH ihanet ettin kalemin kınldı bir haftalık ömrün kaldı dediklerini, Kuddusi OKKIR ile Hüseyin GÖRÜM aracılığı ile tanıştığını, işyerinde yapılan aramada ele geçen "Devletin Yeniden yapılanması için öneriler (Master Plan ön Çalışması) isimli belgeyi kendisine soruşturma aşamasında ölen Kuddusi OKKIR'm verdiğini beyan etmiştir. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU; Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendisinden derneğin kapanan Internet sitesi yerine yeni bir internet sitesi hazırlamasını isteyerek bu amaçla yönetim kurulu karan hazırlanması talimatı verdiğini, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHIN'in bu karan hazırladıklannı,ancak orada hazır bulunmayan üyelerin yerine de kendilerinin imza attıklannı,kendisinin bunu garipsediğini, daha sonra derneğe gittiğinde bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, kendisine bunun önemli olmadığını, kararlan Mehmet Fikri KARADAĞ' m verdiğini, onun dediğinin olacağını söyleyerek sertçe çıkıştığını, derneğe bu gidişinde yanında oğlu Emir SİPAHİOĞLU'nun da bulunduğunu, Emir'in tesadüfen derneğin alt katında esrar içen kişiler görerek kendisine söylediğini, bunun üzerine gidip baktığında gerçekten esrar içtiğini tahmin ettiği Kahraman ŞAHİN ve Niyazi KIYAK


ile isimlerini bilmediği iki kişi daha gördüğünü,bulunduklan oda da çuval içerisinde esrar olduğunu tahmin ettiği bir madde gördüğünü, bunu Hüseyin GÖRÜM' e sorduğunu, onun da kendisine esrar içmenin yanlış olmadığını, Kur'anda bunun aksine bir hüküm olmadığını, hatta Peygamberin dahi ot içtiğini söylediğini, kendisinin söylenenleri yadırgadığını ve katılmadığını söyleyerek kızgınlıkla dernekten aynldığmı,daha sonra bu konuyu dernek başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ' a telefonla söylediğini, onun da kendisine buluşmak ve konuşmak için randevu verdiğini, buluştuklannda dernekte esrar içildiğini başkalanndan da duyduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün bu işleri yaptığını anlattığım, ancak herhangi bir çözüm önerisi getirmediğini, tüm yaşananlardan sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM'ün ün aynı görüşe sahip olduğunu, ancak dernek üyesi olan diğer kişilere karşı iyi polis, kötü polis rolünü oynadıklan kanaati edindiğini, gördüğü çeşitli olumsuzluklardan dolayı dernekten ayrıldığını, bundan sonra dernek merkezine vedalaşmak için gittiğini, orada bulunanlarla vedalaştığını, bu sırada Hüseyin GÖRÜM'ün de orada olduğunu, kendisine tehdit mahiyetinde oğlu Emir' i kastederek "Emir Sultan' a iyi bak göz kulak ol" dediğini, kendisine tehditlerinden korkmadığını söylediğini, daha sonra da Kadıköy' de arabasının içerisinde bulunduğu sırada tanımadığı birisinin arabaya yaklaşıp belindeki silahı ve kamayı göstererek "koçum sen Hüseyin GÖRÜM' e çok zıpladın" dediğini ve ayrıldığını, bundan etkilenerek tansiyonu çıktığım, hastaneye gittiğini, bu olaylardan etkilenerek evini ve bürosunu taşımaya karar verdiğini, çünkü buralann bilindiğini, ev aradığı sırada da da yine tanımadığı birisinin doğrudan gelerek kendisine kafayla vurduğunu, hiçbir şey söylemeden ayrıldığını, kendisinin bu iki olay konusunda herhangi bir yere müracaat etmediğini,daha sonra Şefik isimli kişinin işyerini kiraladığını, birkaç gün sonra buranın da kurşunlandığını öğrendiğini,mal sahibi ile birlikte gidip Koşuyolu Polis Karakoluna şikayetçi olduklannı, Karakolun işyerinde gerekli incelemeyi yaptığını ve boş kovan bulunduğunu beyan etmiştir. İhsan GÖKTAŞ ; Kendisinin derneğin üyesi olduğunu, yurt dışına gidip gelmesi ve yurt dışı irtibatlan nedeni ile Hüseyin GÖRÜM'ün kendisine uluslar arası bilgi toplama görevi verdiğini, dernekte bulunduğu sürede Hüseyin GÖRÜM'ün Kuran' dan ayetler okuyup, esrann helal olduğundan bahsettiğini,dernek yöneticilerinin zaman zaman toplantı yaptıklannı, kendisini gizli görüşmelere almadıklannı, elektrik, su parası ödemeyerek kaçak kullandıklannı beyan etmiştir. Raif GÖRÜM; Hüseyin GÖRÜM'ün kendisinin amcası olduğunu, kendisine istihbarat araştırma görev kartı verdiğini , kendisine verilen kartta görev olarak istihbarat yazdığını, ancak bunu kullanmadığını, dernekte zaman zaman esrar içtiklerini beyan etmiştir. Alpaslan ARS LAN ; Hüseyin GÖRÜM'ü tanıdığını , ülkücü bir davadan dolayı cezaevine girdiğini bildiğini, Nihat GÜRKAN'ı Hüseyin GÖRÜM ile olan arkadaşlığı sırasında tanıdığını, Danıştay olayı sonrası Ankara Emniyet Müdürlüğünde yapılan üst aramasında elde edilen Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi isimli derneğin kartı hakkında Ankara Emniyet Müdürlüğünde vermiş olduğu ifadesinde de; "Benim Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi Derneği bir üyeliğim yoktur. Sadece gidip geliyordum. Bu kartı da arkadaşım Hüseyin GÖRÜM 'den almış olabilirim." şeklinde beyanda bulunmuştur. Yusuf GÖRÜM ; Hüseyin GÖRÜM'ün kendisinin kardeşi olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün teşkilat başkanı olması nedeni ile derneğe gittiğini, derneğin kuruluş çalışmalan kardeşi Hüseyin GÖRÜM'ün Maltepe semtinde bulunan yazıhanesinde yapıldığından burada Muzaffer TEKİN ve Hüseyin BEYAZIT'ı tanıdığını, kendisinin işletmekte olduğu Maltepe'deki deterjan imalathanesinin üst katındaki boş büroyu kullanmak istediklerini kardeşi aracılığı ile rica ettiklerini, bu imalathanede bulunan yazıhaneyi yaklaşık 1 ay dernek işlerinde kullandıklannı, sonra derneğin şimdiki yerine taşındığını,basına da yansıyan yemin görüntülerinde Fikri KARADAĞ ve kardeşi Hüseyin GÖRÜM' ,ü tanıdığını,kendisinin, derneğin 30 Ağustos 2006 tarihinde Ankara'da düzenlediği Atatürk'ü ziyaret etkinliği ve Kızılay meydanına yürüyüş mitingine kardeşi Hüseyin GÖRÜM'ün ricası üzerine katıldığını beyan etmiştir. İsmail EKSİK; Hüseyin GÖRÜM ile 2003 yılında iş nedeni ile tanıştıklarını, kendisinin de inşaat işini yaptığını söyleyerek telefon numarasını aldığını, 2004 yılında arayarak elinde inşaat malzemeleri olduğunu, çevresinin geniş olduğunu, Irak'ta iş yapacak müteahhit bulabileceğini söylediğini,daha sonra kendisini fabrikaya ziyarete gittiğini,kendisinin soruşturma kapsamındaki kişileri ve Kuvayı _ Milliye çevresi ile tanışmasının Hüseyin GÖRÜM vasıtasıyla olduğunu,Hüseyin GÖRÜM ile ile kısa süreli ticari ilişkisinin de bulunduğunu beyan ederek , Hüseyin GÖRÜM'e ait işyerinde çekilen fotoğrafta bulunan kişilerden tanıdıklarını teşhis etmiştir. Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK ; VKGBH'nin 2004 yılında Maltepe'de yaptıkları toplantısı sırasında Hüseyin GÖRÜM'ün yanında buluna 4-5 kişilik 20-25 yaş grubundan olan kişilere kendisini kastederek "Komutan da sizin eğitiminizi verecek, Düzce'de yerimiz var" dediğini ancak kendisinin buna tepki gösterdiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün "Asker yetiştireceğiz,silahımız her şeyimiz var" dediğini , emin olmamakla birlikte VKGB'nin Maltepe'deki bir toplantısında Alparslan ARSLAN'ı gördüğünü beyan etmiştir. Taner ÜNAL ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; Hüseyin GÖRÜM' ün genel başkanlığını Fikri KARADAĞ' m yaptığı Kuvayı Milliye Demeğinin genel başkan yardımcısı olduğunu, bu demeğin gizli veya açık amaçlan hakkında bilgisinin bulunmadığmı,ancak sağlıklı düşünceleri olmadığından demekten gönderdiği için kurduğu bu yeni demeğin de amaçlarının iyi olduğunu düşünmediğini, Hüseyin GÖRÜM'ü demeğe Mustafa ALPAY ve Nihat GÜRKAN' m getirdiğini, bu şahıs ile ilgili daha önce uyuşturucu işi yaptığı doğrultusunda dedikodular duyduğu için demeğe almadığını, Hüseyin GÖRÜM ve akrabalarına İstanbul'dan Ankara'ya kadar olan hattın Nihat GÜRKAN tarafından verildiğini, Hüseyin GÖRÜM' ün uyuşturucu, mafya ve pis işler yapan bir adam olduğunu, Nihat GÜRKAN' m kendisine Hüseyin GÖRÜM ve ekibinin Kuvayı Milliye adında büyük bir hareket olduklarını, kendilerine katılmak istediklerini, bu katılım için de bir tören yapılmasının iyi olacağını bu nedenle Hasan KUNDAKÇI Paşayı getirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI Paşa ve Hüseyin GÖRÜM' ü bir tören havasında demeklerine getirdiğini, daha sonra Hüseyin GÖRÜM ve Nihat GÜRKAN' m daveti üzerine 13 Mart 2005 tarihinde İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmen evinde düzenlenen "Türkiye' nin Karşı Karşıya Kaldığı Sorunlar" başlıklı konferansı verdiğini, konferans sonrası tebrik etmeye gelen kişiler arasında bulunan Muzaffer TEKİN'i Hüseyin GÖRÜM' ün kendisi ile tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN ile samimiyetinin olmadığını, ancak birisi yukarıda bahsettiği konferansta diğeri de İstanbul' da Ordu evinde olmak üzere iki defa karşılaştığını, bir takım karanlık ilişkileri olduğu yönünde bilgi aldığı için de demek teşkilatlarına sokulmaması yönünde talimat verdiğini, Fikri KARADAĞ' m emekli Albay olduğunu, demeğin yönetim kurulunda olduğunu, ancak daha sonra ayrıldığını, ihtilal yapmayı düşünenlerin Fikri KARADAĞ ve Alaattin PARMAKSIZ olduğunu, bu fikri açıklayan kişinin ise Fikri KARADAĞ olduğunu, hatta Alaattin PARMAKSIZ' ı göstererek "işte benim Genel Kurmay Başkanım bu" dediğini, bu arada bütün görüşmelerde Muzaffer TEKİN' den talimat alır gibi konuştuklarını, kendisiyle telefonla irtibat halinde olduklarını, Fikri KARADAĞ'm söylediği, paşaların kellesini çuvala dolduracağız kelimelerinin tamamen doğru olduğunu, kendisine bunları söylediklerini, neye istinaden bu kelimeleri kullandığını bilmediği beyan etmiştir Yasin ALPARSLAN ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; VKGBH Demeğinin yaklaşık 300 üyenin katılımıyla yapılan genel kurulu sonrasında, Alaattin PARMAKSIZ, Hüseyin GÖRÜM, Fikri KARADAĞ, TanerrÜMAL ve kendisinin demeğin Ankara ilindeki genel merkezinde bir araya geldiklerini, belirttiği İsimlerin demeğin yönetim kumlu üyeliğine de seçildiklerini, Taner ÜNAL' ın Fikri KARADAĞ' a "Yönetim olarak ne

yapmak istiyorsunuz" sorusu üzerine Fikri KARADAĞ'm "Biz Kelleleri Çuvala Dolduracağız" dediğini, Taner ÜNAL' m bu sözler üzerine "Kimin Kellelerini "diye sorduğunu, Fikri KARADAĞ' m da "Genel Kurmaydaki Paşaların" cevabını verdiğini, bunun üzerine Taner ÜNAL' m "bunun yeri burası değil, burası bir dernek " diyerek adı geçenleri dernekten kovduğunu, kendisini iş adamı olarak tanıtan Hüseyin GÖRÜM' ün de olay esnasında orada olduğunu, ayrıca bu görüşme sırasında Hüseyin GÖRÜM' ün Muzaffer TEKİN olarak tahmin ettiği şahıs ile telefonla görüştüğüne tanık olduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün telefondaki şahsa Muzaffer Albayım diye hitap ettiğini, Taner ÜNAL ile yaptıkları görüşmelerin bilgisini aynen verdiğini, Muzaffer TEKİN' i medyadan tanıdığını, ayrıca 2006 yılında Taner ÜNAL ile birlikte İstanbul ilinde Vali Erol ÇAKIR öğretmen evinde dernek faaliyetleri ile ilgili gittikleri konferans sonrasında yemek yemek için uğradıkları polis evinde karşılaştıklarını, orada kendilerine dernek ve konferans ile ilgili olarak ayak üstü teşekkürlerini bildirdiğini, o esnada bu şahsı tanımadığını, daha sonradan Muzaffer TEKİN olduğunu anladığını beyan etmiştir. g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi; Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" kararı ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve kuruluş masraflarını karşılanmasında etkin rol oynadığı, Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği , bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçlan doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; Kendisinin daha önce Taner ÜNAL'm başkanı olduğu VKGB içerisinde bulunduğunu, daha sonra buradaki kişilerin fikirleri hoşuna gitmediğinden dolayı yanlanndan ayrıldığını, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Muzaffer TEKİN ile cezaevi arkadaşı İbrahim CİNGİ vasıtası ile tanıştığmı,tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ile birlikte 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye derneğini kurduklannı, kendisinin derneğin teşkilat başkanı olduğunu,derneğin hiçbir yere bağlı olmadığını, derneğin Deprem ve afetlerde yardımcı olmak için AKUT benzeri üyeleri içerisinde oluşturduklan arama kurtarma isimli bir birimlerinin olduğunu, bu birimde olan şahıslara Kuvayı Milliye derneğinin kimliklerinden verdiklerini, bu kimliklerin üzerinde Özel Kuvvetler Birliği yazılı olduğunu,Kuvayı Milliye Derneğine aralannda karargah dediklerini, eskiden Kuvayı milliye üyelerinin toplanma yerlerine karargah dedikleri için aynı terimi kullandıklanm, hiçbir zaman askeri rütbe kullanmadığmı,Kuvayı Milliye Derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarlann incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belgenin içeriği hakkında Mehmet Fikri KARADAĞ'm daha çok bilgi sahibi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm asker emeklisi olmasından dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konulann hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ'ın kafasındaki projeler olduğunu, ancak herhangi bir uyguluma alanı oluşmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun Tempo Dergisindeki röportajında söylediği "Kuvai Milliye derneği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladıkları, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları" sözlerindeki gibi Kuvayı Milliye Derneğinin bir çalışması olmadığını, istihbarat ve motorize ekip kurma gibi bir çalışmalarının olmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'dan 13.500 hain olduğu, elinde liste bulunduğu beyanlarını duyduğunu, ancak bu listede kimlerin olduğunu,kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini, Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün ifadesinde belirttiği gibi kendisinden asker yetiştirmek için bir talebinin olmadığını, Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün kendisi ile birlikte Danıştay saldırısında yargılandığı için üzerine bu şekilde iftira attığını, şahısların Danıştay saldırısını gerçekleştiren Alparslan ARSLAN'm avukatı olduğunu söyledikleri için kendisinin Danıştay Saldırısı olayında gözaltına alındığını, Alparslan ARSLAN'ı 2000 yılından beri tanıdığını, 2004 yılı içerisinde Tarhan Tarım Hayvancılık Şirketi ile ilgili olarak kendisi ile görüşme yaptığını ve Alpaslan'a imzalı bir belge verdiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ bu şekilde illegal olarak para toplama olaylarını organize etmiş olabileceğini, kimseden derneğe yardım adı altında para toplamasını istemediğini, Mehmet Fikri KARADAG'm bazen derneğe gelen şahıslara ekibini kur şeklinde söylemlerinin olduğunu, Ergenekon Terör Örgütü ile ilgisi bulunmadığını savunmuştur. Şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün sivil toplum kuruluşları alanındaki yapılanmalarından birisi olan Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşunda aktif olarak faaliyet gösterdiğinin Yusuf GÖRÜM'ün " Derneğin kuruluş çalışmalarının Hüseyin GÖRÜM'ün Maltepe semtinde bulunan yazıhanesinde yapıldığı , kendisinin işletmekte olduğu Maltepe'deki deterjan imalathanesinin üst katındaki boş büroyu ise Hüseyin GÖRÜM'ün ricası ile geçici olarak derneğe tahsis ettiği" şeklindeki beyanı, derneğin genel başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve yukarıda anlatılan kendi beyanları ile sabit olduğu anlaşılmaktadır. Mehmet Zekeriya ÖZTURK'ün , Danıştay Saldırısı sanığı Alparslan ARSLAN'ı emin olmamakla birlikte VKGB nin Maltepe'deki bu yerinde gördüğü şeklindeki beyanının, Alparslan ARSLAN'm yakalandığında üzerinden çıkan VKGB kartvizitini arkadaşı olarak tabir ettiği Hüseyin GÖRÜM'den almış olabileceği şeklindeki beyanı dikkate alındığında doğru olarak kabul edilebileceği değerlendirilmiştir. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamları ile numaralandırılan CDTer içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAG'm görüntülü konuşmalarının kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAG'm tanışmalarından itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olayların tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptırılarak özet olarak yukarıda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde yazılmıştır. Bu konuşmanın ; şüpheli Mehmet Fikri KARADAG'm kendi beyanı içeriğine göre 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel seçimler sonrasında Kuvayı Milliye Derneği ile bağlantısını zayıflattığı, 07 Eylül 2007 tarihinde de resmi olarak ayrılıdığı tarihten sonra yapıldığı , Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy ilçesindeki genel merkez binasında geçtiği, huzurda Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den başka 12 kişinin daha olduğu anlaşılmaktadır.Tartışmalannm ise ; Mehmet Fikri KARADAG'm Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda görünürdeki Kuvayı Milliye Derneğinin legal yapılanmasının tüm imkanlarını kullanmasına karşın söz konusu, genel seçimlerde beklediği neticeyi sağlayamaması, bunun dışında Mersin ilindeki ölme öldürülme ve öldürme ikazı ile yaptırdığı yemin töreni, Derneğin Teşkilat Başkanı Hüseyin GÖRÜM'ün başında bordo bere

ile kıydığı Kuvva Nikahı ve sağma ve soluna alıp temsili olarak İsa ile Musa Peygamber olarak tanıttığı kişiler ile birlikte yaptığı basın açıklaması görüntülerinin basında yer alıp vatandaşlardan tepki alması, yukarıda silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalandığı anlatılan Murat ÇAĞLAR'dan sonra Dernek yapılanması hakkında soruşturma başlatılması olaylarından sonra işlevsiz kaldığını düşündüğü Derneğin legal yapılanmasını tasfiye etme düşüncesinden ve Hüseyin GÖRÜM'ün buna karşı çıkmasından kaynaklandığı görüntülü konuşmanın tümünün incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukarıda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi neredeyse askeri bir itaatle bağlı örgüt üyelerinin kendisine bu tartışmada olduğu gibi karşı çıktıkları görülmemiştir. Bu nedenle de olayların gelişiminin kavranması açısından önem verilen bu konuşmada Hüseyin GÖRÜM'ün Mehmet Fikri KARADAĞ'a ; Muzaffer TEKİN tarafından tanıştırıldıklarını, VKGB'nin kuruluşu aşamasında kendisinin Maltepe semtindeki meşhur barakasına gelip gittiğini, Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğuna dair bir anlaşma yaptıklarını, buna karşılık kendisinin eroin kaçakçısı olarak gösterilip VKGB oluşumundan uzaklaştırıldığını, kutsal bir dava olarak gördüp Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluşunda kendisinin büyük emeği olduğunu, ancak Mehmet Fikri KARADAG'ın derneğe gelen kişilere grup kurun, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, kıralım, keselim,para bulalım dediğini, bütün eylemlerde arka planda durup kendisini öne çıkardığını , Ankara'da kurulan Kuvva-i Milliye Derneğinin arkasında da Muzaffer TEKİN'in olduğunu, başkanı olan Bekir ÖZTÜRK'ün kendisi gibi kukla olduğunu, telkinlerine uyan birisinin suç işlemesi halinde kendisine yükleneceğini, nitekim Danıştay saldmsı ve Hrant DİNK'in öldürülmesi olaylarından sonra ortadan kaybolduğunu, bütün bu olaylardan sonra işin iç yüzünü anladığını söylediği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki konuşmalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri KARADAG'ın derneğe gelmeyişi, Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay saldırısında adının geçmesi üzerine Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer dernek üyelerinin kendisiyle irtibatlanm kesmesi, Mehmet Fikri KARADAG'ın danışacağım yerler var diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi , burada da Veli KÜCÜK'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi , Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜCÜK'ün örgütsel irtibat halinde bulundukları yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durumdur. Danıştay eylemi sonrası Veli KÜÇÜK- Muzaffer TEKİN örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin GÖRÜM ile irtibatın koparılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Yukarıda geniş olarak özetlenen telefon görüşmelerinden de, şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması hiyerarşisi içerisinde bulunduğu ve doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ'a bağlı olarak faaliyet gösterdiği, bizzat veya örgüt hiyerarşisi içerisinde kendisine bağlı olan örgüt üyeleri Kahraman ŞAHİN,Erol ÖLMEZ,Yusuf GÖRÜM,Raif GÖRÜM,Ali KUTLU,Abdullah ARAPOĞULLARI, Erdal İRTEN,Murat ÇAĞLAR ve İhsan GÖKTAŞ aracılığı ile örgüte eleman kazandırma, örgüte gelir temin etme adına tahsilat, istihbarat toplama faaliyetleri yürüttüğü anlaşılmaktadır. Örneğin; 27.02.2007 tarihinde Yusuf GÖRÜM ile Naci isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ; Naci'nin " Lan dedim, Hendek'e gitti lan, gel dedim bizim buraya takıl da seninle Kuvayı Milliye Derneği açalım buraya şube" dediği,Yusufun " Nereye bana ne söylüyorsun onu Hüseyin'e söyle" dediği, Naci'nin " Şeklim bilmiyorum yani, şekil olması lazım abi, bak bak burada rant var ya, ben onun için dedim" dediği, Yusuf un "Var tabi orda" dediği, Naci'nin "Bu piyasada var, öbür orda yok" dediği, Yusuf un " Var evet" dediği, Naci'nin " Bu piyasada var yani, o piyasada yok Kadıköy'den önce de burada var anladın" dediği, Yusuf un " Naci ben İstanbul a geldiğimde konuşalım" dediği, Şeklindeki görüşmenin, görüşme yapan kişilerin rant bulunduğunu değerlendirdikleri yere Kuvayı Milliye Derneği açarak bu dernek yapılanmasındaki faaliyetler ile ranttan pay

alma düşüncelerini gösterdiği gibi, buna karar verecek olanın Hüseyin GÖRÜM olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır. 10.07.2007 tarihinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor" , "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Şeklindeki görüşmenin Mehmet Fikri KARADAĞ'm şüpheliye , ilgili bölümde geniş olarak anlatılan örgütün provakatif terör eylemleri planında önemli rol üstlenen Muhammet YÜCE ile görüştürecek kadar güvendiğini gösterdiği anlaşılmaktadır. 16.03.2007 tarihinde Murat ÇAĞLAR ile Muşika VATANKULU arasındaki görüşmede özetle ; Murat'ın "Tutuklandım ben" , "Silahla yakalandım" "Şu an Bakırköy'de karakoldayız" dediği, Muşika'nm "Kim var yanında" dediği, Murat'ın "Ahmet var" dediği, Muşika'nm "Yapacağımız bir şey var mı" dediği, Murat'ın "Hiç bir şey yok, Hüseyin abiye bildirdik, avukatımıza o halledecek" dediği, Bu görüşmede geçen Murat isimli kişi 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'dır. Bu kişinin kullanımında bulunan ve Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu söylediği araçta ilgili bölümlerde geniş olarak anlatılan bir kısım örgütsel dokümanlar, birtakım kişiler hakkında istihbari bilgilerin yazılı bulunduğu notlar bulunmuştur. Yukarıda yazılı görüşmenin de , daha önce de 07.01.2007 tarihinde üzerinde ruhsatsız silah ve kullandığı araçta örgütsel dokümanlar ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'ın, bu sefer 16.03.2007 tarihinde yine ruhsatsız silah ile yakalandığında ilk önce Hüseyin GÖRÜM'e haber verdiğini ve yardımını istediğini, şüphelinin de bu talebi olumlu karşılayarak avukat temin etme yoluna gittim gösterdiği , Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu konudaki "Murat ÇAGLAR'ı dernek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, şahıstan haberinin olmadığını, hatta kendince teşkilat başkan yardımcısı diye kartvizit bastırdığını" şeklindeki beyanı ve telefon görüşmesi içeriği karşısında şüphelinin " Murat ÇAGLAR'ı Mersin ilinde yaptıkları yemin töreninde Emniyet Müdürü olan Kemal CANAY vasıtasıyla tanıdığını, otelcilik yaptığını bildiğini, yemin töreninden sonra iki kez İstanbul'da görüştüğünü, bu şahsın dernekle bir ilgisinin olmadığını" şeklindeki beyanının savunma amaçlı olduğu anlaşılmıştır. Murat ÇAĞLAR'ın 07.01.2007 tarihinde yakalandığında kendisi ile yapılan mülakatta söylediği ; " Kuvvayi Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, ayrıca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmaları gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklanm, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını " beyanları karşısında bu kişinin Hüseyin GÖRÜM'e bağlı olarak mafya tarzı tahsilat faaliyeti yürüttüğünü anlaşılmıştır. Murat ÇAĞLAR'ın yakalanması, üzerinde ve aracında suç unsuru eşyaların ele geçirilmesi üzerine Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMISYONLAR.doc" isimli altında Mehmet Fikri KARADAĞ,Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN yazan belge içeresinde derneğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı görülmüştür. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edilmiştir. Bu konu ile ilgili aşağıda yazılı telefon görüşmeleri bulunmaktadır. <~~ \ „ ' ,' " JU— *-———

18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;Görüşmenin başında Kahraman' m karargahta olduğundan bahsettiği, Erol' un kimlerin orda olduğunu sorduğu, Kahraman' m Seda, Ali, Niyazi isimli şahıslatın orda olduğunu söylediği, görüşmenin devamında Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi" diye sorduğu, Kahraman' m "İyiler efendim iyiler" dediği, Erol' un "Paşamız nasıl" diye sorduğu, Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim" dediği, Kahraman' m "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" dediği, 02.08.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Osman isimli şahıs arasındaki görüşmede özetle ;Erol'un "Ahmet abi de aramış demiş böyle böyle, bizim vatandaş bir gün şeye gitmiş Kuvayı Milliyeye gitmiş" "Orda şey var ya İmam Hüseyin" "Gitmiş ona şikayet etmiş beni, kendi kendime kızdım, madem sen Osman Turan'a Osman abiye söylüyosun, Osman abi kalkıyo bana söylüyo, tamam diyoruz bütün evrağmı emanetini veriyoruz diyoruz" dediği, Osman' m "Niye bu kadar terbiyesizlik yapmış" "Tantana etmesin yani, kadın bizi şikayet bilmem ne yap demiş ona, dedim beklesin dedim, yumuşattırdım onları" dediği, tespit edilmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM ,Murat ÇAĞLAR'm aracında ele geçen bu dokümanların içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAG'm bilgisi olduğunu, Mehmet Fikri KARADRAG'ın asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ' m kafasındaki projeleri olduğunu, Özel Kuvvetler olarak oluşturdukları bir birimlerinin olmadığını, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiğini, savunmuş ise de, Kahraman ŞAHİN'den elde edilen 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ; Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan ayrıca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarları bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önündeki fotoğrafları, şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün açılış,tören ve benzeri birçok dernek faaliyetinde TSK'ne bağlı Özel Kuvvetler Komutanlığının kullandığı bordo bere giymesi ve yukarıdaki telefon görüşmeleri ile benzer içerikli diğer telefon görüşmeleri dikkate alındığında, ele geçen dokümanda Kuvayı Milliye Derneğinde kurulması öngörülen "Özel Kuvvetler" in sadece düşünce aşamasında kalmayıp uygulamaya da konulduğu, Hüseyin GÖRÜM'ün de bu birimin sorumlusu yapıldığı, kendisine bağlı örgüt üyeleri aracılığı ile örgüte gelir temin etme adına tahsilat işleri yaptığı, hatta bu konudaki şikayetlerin kendisine iletildiği anlaşılmaktadır. 17.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede özetle ;EroP un "Taksime geçiyorum, ordan da Çarşamba'ya geçecem", "İftardan sonra akşam 8, sabah 8 nöbete devam yani" "Biz de mollaların arasına takıldık girdik işte ne yapalım, soktunuz bizi, o taraf Çarşamba'ya" dediği, Kahraman' m "Ya hayırlısı olsun be kardeşim ya, görevim tam yerine getir de" dediği, Erol' un "Yok ben tutarım ben hoca adamım biliyorsun sakal bıraktım haberin yok galiba" "Molla oldum ben de" dediği, Kahraman' m "İmam Hüseyin de bıraktı" dediği, Şeklindeki görüşmeden Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'in hiyerarşisinde bulunan örgüt üyesi Erol ÖLMEZ'in bu şüpheliler tarafından istihbarat toplamak için görevlendirildiği anlaşılmaktadır. 28.10.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile Abdullah ARAPOĞULLARI arasındaki görüşmede özetle ; Bir süre sohbet ettikten sonra, Abdullah'ın "..koşturuyoruz yetiştiremiyoruz" "...görüştüm o İsrail'i adamı" "..bir adamım var, şuan Trabzon'da, Oradan Bafra'ya geçecek, yarın buraya geliyor sırf o iş için" "Ekip hazır yani, istediğin zaman kaldırırız onu" "Hüseyin abiyle konuşacan mı bu akşam..." dediği, Kahraman'm "Gideceğim bu akşam bakalım" dediği, Abdullah'ın ".. .biran önce bitirelim bu işi, zamana bırakmayalım" "Paraysa para ile konuşalım, dişe dişse silahla konuşuruz"'dediği,

Şeklindeki görüşmeden, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHIN'in hiyerarşisinde bulunan örgüt üyesi Abdullah ARAPOĞLU'nun bir işadamının örgüte gelir temin etme amacı ile kaçırılması konusunda Hüseyin GÖRÜM'den onay beklediği anlaşılmaktadır. Gizli Tanık 17'nin bu konudaki ; " Hüseyin GÖRÜM çevresine sabıkalı kişileri toplamıştı. Bunlara da anlattığım gibi çeşitli askeri rütbeler veriyordu. Bu kişilerle dernekte esrar partileri verdiğini bizzat gördüm. Erol ÖLMEZ, dernek binasında yatıp kalkıyordu. Hüseyin GÖRÜM kendisine binbaşı rütbesi vermişti. Bir arada Fatihteki Çarşamba semtine tarikatlar hakkında istihbarat toplamak için görevlendirildiğini biliyorum. Hatta Erol ÖLMEZ bunun için sakal bırakmıştı. Murat ÇAGLAR'm çek senet tahsilatı işi yaptığını biliyorum. Bir seferinde Hüseyin GÖRÜM' ün kendisine bağırarak adamları arabanın bagajında niye buraya getirdin dediğini duydum. Daha sonra alacaklı olan bir kısım kişilerin tahsilata yardımcı olması için Hüseyin GÖRÜM' e müracat ettiklerini, Hüseyin GÖRÜM' ün de bu işinMuratÇAĞLAR' a havale ettiğini,MuratÇAĞLAR'm da borçlu olan kişileri bulup arabanın bagajına kapatıp derneğe getirdiğini öğrendim. Dernekte çeşitli birimler oluşturmuştu. Özel kuvvetler komutanı olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum." şeklindeki beyanı yukarıdan itibaren anlatılan bütün değerlendirmeleri doğrular niteliktedir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün ajandasında , Danıştay saldırısında hüküm giyen Osman YILDIRIM'm tanık olarak alman ifadesinin konu ile ilgili bölümünde Veli KÜÇÜK ile örgütsel bağlantı içerisinde bulunduğunu, Veli KÜÇÜK'ün azmettirmesi ile Necip HABLEMİTOĞLU'nu öldürdüğünü beyan ettiği Osman GÜRBÜZ'ün telefonunun kayıtlı bulunması aralarında örgütsel bir bağlantı bulunduğu yönünde şüphe oluşturan bir delil olarak Mahkemenin dikkatine sunulmuştur. Ankara C.başsavcılığının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) ile ilgili yürüttüğü soruşturmada usulünce alınmış Mahkeme kararlan uyannca yapılan iletişimin dinlenilmesinde tespit edilen telefon görüşmelerinde bu soruşturmamızı aydınlatabilecek konuşmalar da bulunmaktadır. Ankara C.başsavcılığmdan temin edilen buna ilişkin soruşturma evraklan C.başsavcılığımızın soruşturmasında CMK 138/2 maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen deliller niteliğindedir. C.başsavcılığımızın soruşturma konusunun da CMK 135/6 maddesinde sayılan suçlan kapsadığı dikkate alındığında söz konusu telefon konuşmalannm delil olarak kullanılabileceği değerlendirildiğinden, sözü edilen telefon görüşmelerinden ve yine Ankara C.başsavcılığının soruşturması kapsamında alman şüpheli ifadelerinden bir kısmının konumuza ilişkin bölümleri yukanda Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait bölümde yazılmıştır. Burada aynca tekrar edilmeyecek olan bu telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden, telefon görüşmelerinin ilgilisi olan kişilerin ; Mehmet Fikri KARADAĞ ve onunla birlikte hareket eden Hüseyin GÖRÜM'ün, Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu olan VKGB'ye Muzaffer TEKİN'in yönlendirmesindeki ihtilal örgütüne hizmet etmesini amaçlayarak katıldıklanm beyan ettikleri anlaşılmaktadır. Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan PRINCO marka, 5 Nolu CD üzerinde yapılan incelemede "AVSEQ01.DAT" isimli bir video dosyası incelendiğinde Mersin ilinde yayın yapan yerel bir kanalda yayınlanan Forum isimli programın görüntülerinin olduğu, program sunucusu tarafından konuklannm Kuvayı Milliye Derneği Genel Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Teşkilat Başkanı Hüseyin Kerim BAYRAKTAROĞLU(Hüseyin GÖRÜM) isimli şahıslar olduğu ifade edilmiştir. Görüntülerde "Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacının anlatıldığı" aynca Hüseyin GÖRÜM'ün "Hükümetin devleti 500 'Milyar Dolar borca

soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısında Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı belirtilmiştir. Diğer şüphelilerden Kahraman ŞAHİN'den , Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışarıda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkınız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Hüseyin GÖRÜM adına da gönderilen bu mektupların da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasmdaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye derneğinin vatanın kurtarılması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektuplan kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır. Tüm bu açıklamalar ile ; şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün Ergenekon Terör Örgütünün üyesi olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile kurulan Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve kuruluş masraflannı karşılanmasında etkin rol oynadığı, Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesine yardımcı olması için teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcısı olarak görevlendirildiği, bu görevi kapsamında da örgüte eleman kazandırdığı, örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, örgütün amaç ve ilkelerine aykm davrandığını düşündüğü yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik ettiği yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede şüphe oluşturan delillerin bulunduğu anlaşıldığından, Şüpheli Hüseyin GÖRÜM'ün eylemine uyan; TCK'nun 314/2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 314/3 ve 220/4. maddesi yollaması ile TCK'nun 319/1,2 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddeleri uyarınca cezalandırılması talep edilmiştir. Ayrıca, şüphelinin TCK 191 maddesine uyan uyuşturucu madde kullanmak suçunu işlediği yönünde ilişkin deliller bulunduğu anlaşılmış ise de, bu suç hakkındaki evrak ayrılmıştır.