Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 65-ŞÜPHELİ MEHMET FİKRİ KARADAĞ

65-ŞÜPHELİ MEHMET FİKRİ KARADAĞ


a)-Emniyet ifadesinde;Düzenle

1973 yılından itibaren 3. Hudut Taburu Demirköy Kırklareli'nde, 1976 yılından itibaren Erzurum 29. Piyade Tümen Komutanlığı'nda, 1981 yılından itibaren Gemlik Bursa Askeri Veteriner Okulunda, 1985 yılından itibaren İstanbul Kara Harp Akademisinde, 1988 yılından itibaren Edirne Keşan Silahlı Kuvvetler Akademisinde, 1991 yılından itibaren Elazığ 8. Kolordu Komutanlığında , 1996 yılından itibaren Komutan yardımcısı görevi ile İstanbul Hasdal 6. Piyade Tugay Komutanlığında, 1998 yılından itibaren Öğretim üyesi olarak İstanbul Silahlı Kuvvetler Akademisinde,2000 yılından itibaren Ayazağa İstanbul 3. Kolordu Kurmay Başkanlığında, 2001 yılından itibaren de Silahlı Kuvvetler Akademisi Öğretim Başkanlığında görev yaptığını, Kurmay Albay rütbesinde iken 30 Ağustos 2003 tarihinde kadrosuzluk nedeni ile Türk Silahlı Kuvvetlerinden emekliye ayrıldığını, emekli olduktan İstanbul iline yerleştiğini, emekli olduktan sonra resmi veya sivil herhangi bir iş yapmadığmı,geçimimi emekli maaşıyla sağladığını, başkaca herhangi bir geliri olmadığını,

Yaklaşık iki yıldır 535 888 115 14 numaralı telefon hattını kullandığını, 539 ile başlayan başka bir telefon da kullandığını ancak tam numarasını hatırlamadığını, kendisinin herhengi bir lakabı yada takma ismi olmadığını,

Soruşturma kapsamındaki kişilerden; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ü, Muzaffer TEKİN'in Kadıköy'deki bürosuna Muzaffer TEKİN'in yanına gidip gelirken gördüğünü, kendisine subay olduğunu söylediğini, bunun dışında özel olarak görüşmediklerini, Sevgi ERENEROL'u, Türk Ortodoks Kilisesinin basın sözcüsü olarak önce medyadan tanıdığını, Selçuk ERENEROL'un cenazesinde kendisini görerek tanıştığmı,birkaç defa da paskalya ve kardeşi olarak bildiği Paşa ERENEROL'un patriklik görevine başlama törenine katıldığını,birkaç defa konferanslarda karşılaştığını ve selamlaştığmı, başkaca herhangi bir ilişkisi olmadığını, Güler KÖMÜRCÜ'nün,bir gazetede köşe yazan olduğunu bildiğini ancak tanışmadığım, Sami HOŞTAN ye Erol ÖLMEZ'i tanımadığım, Hüseyin Gazi OĞUZ ile bir yıl önce bir yerde karşılaştıklannı ve tanıştıklanm,daha sonra Kuvayı Milliye Derneği Pendik temsilciliğini açmak üzere dernek yönetim kurulu karan ile kendisine temsilcilik açma yetki belgesi verdiklerini,lokantacı olduğunu bildiğini,birkaç defa Pendik Kuvayı Milliye temsilciliğinde görüştüklerini,Kadıköy'deki dernek binasına da birkaç defa gelmiş olabileceğini,ancak tam olarak hatırlamadığını, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'i, 22 Temmuz seçimleri sonrasında Kadıköy'deki dernek binasında birkaç defa gördüğünü ve konuştuğunu, ancak herhangi bir samimiyeti olmadığım,kendisine emlakçı olduğunu söylediğini, dernekten ayrıldıktan sonra dernekte yaşanan olaylan anlatmak üzere birkaç defa yanma geldiğini,kendisinin dernek başkanlığına vekalet görevini yönetim kurulu kararıyla Hüseyin GÖRÜM'e devrettiği toplantıda Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in de genel sekreterlikle görevlendirildiğini, Raif GÖRÜM ile, yeğeni olduğunu söyleyen Hüseyin GÖRÜM tarafından tanıştınldığım, bir gece kendisinin evinde Hüseyin GÖRÜMTe kaldıklanm,dernekte bir görevi olup olmadığını bilmediğini,ancak derneğin kuruluş bildirgesini verirken kendisi ile birlikte Dernekler Müdürlüğüne geldiğini, Hüseyin GÖRÜM'ün daha sonra şahsı dernekten kovduğunu duyduğunu,ancak sebebini bilmediğini,dernekten aynldıktan sonra kendisini telefonla birkaç kez aradığını,

Hüseyin GÖRÜM'ü, hatırladığı kadan ile 2005 yılı içerisinde Muzaffer TEKİN'in daveti üzerine gittiği Kadıköy Fenerbahçe'de bulunan Tesadüf Kafede tanıdığını,Muzaffer'in yanına gittiğinde Muzaffer'in yanında Kelebek İbrahim ve "Hüseyin GÖRÜM'ün de


bulunduğunu, arkadaş çevresinin kendisine çocukluğundan beri İmam Hüseyin olarak hitap ettiğini söylediğini ve kendisini öyle tanıttığını, ayrıca kendisini Kuvayı Milliyeci ve bu davaya kendisini adamış bir vatansever olarak anlattığını, vatansever insanları sevdiği için takdir ettiğini ve lanse ettiği şekilde kabul ettiğini, kendisi ile görüşmek için telefon açtığını ancak buluşup görüşemediklerini,daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün Vatansever Kuvvetler Güç Birliği'nin kurucusu Taner ÜNALTa görüştüğunü,hatta Taner ÜNAL'm yayınladığı Türkeli dergisinde İstanbul Kuvayı Milliye de bize katıldı diye haber yayınladığını,bu yazıda Hüseyin GÖRÜM'ün İstanbul Kuvayı Milliye sorumlusu diye lanse edilmiş olduğunu öğrendiğini, kendisinin hartada veya onbeş günde bir Muzaffer TEKİN'in bürosuna giderek sohbet ettiğini, yine böyle bir günde Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm VKGB broşürlerini getirdiklerini gördüğünü ve bu görüşmede broşürleri ve dergiyi göstererek VKGB hakkında bilgi verdiklerini,bu esnada yanında Muzaffer'in de bulunduğunu,o günlerde VKGB başkanı olarak bilinen Taner ÜNAL'm İstanbul'a geldiğinde konferansına davet edildiğini, kendisinin de bu konferansa gittiğini, orada Taner ÜNAL ile tanıştıklarını^ gün içerisinde kendisini Ankara'daki yapılacak genel kurula davet ettiğini, kendisinin de davet ettiği tarihte giderek genel kurula katıldığını,genel kurula Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN'm da geldiğini, ancak nasıl geldiklerini bilmediğini,orada Taner ÜNAL'm genel başkan seçildiğini, kendisinin de teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olarak isminin yazıldığını, 7-10 gün sonra tekrar bir toplantı için Ankara'ya gittiğinde genel kurula katılan bazı şahısların kendisine Taner ÜNAL'm aynı evi birkaç kişiye sattığını söyleyerek noter belgelerini gösterdiklerini, Taner ÜNAL'm daha önceki görüşmelerinde kendisine teröristler tarafından vurulduğunu bunun için ayaklannm kısaldığını söylemiş olduğunu,ancak şahsın dolandırdığı insanlar tarafından vurulduğunu öğrendiğini,öğrendiği bilgiler üzerine VKGB ile ilişkisini kestiğini ve bir daha toplantılarına katılmadığını,Taner ÜNAL'm ikinci toplantıya Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte bazı şahısları çağırmadığmı,şahıslarm da bu nedenle Taner ÜNAL'a kızdıklarını öğrendiğinijstanbul'a döndükten sonra birkaç ay kadar hiç kimseyle görüşmek istemediğini,ancak şahısların bir ara at yarışları dalında Kuvayı Milliye kupası adı ile turnuva düzenlediklerini duyduğunu ve şahısları yaptıkları etkinlik için tebrik ettiğini, Ayvalık'tan İstanbul'a geldikten sonra şahıslarla görüşmeye başladığmı,yaşanan bu olaylardan sonra İbrahim ÖZCAN ve Hüseyin GÖRÜM Te birlikte Kuvayı Milliye Derneğini kurmaya karar verdiklerini ve gerekli çalışmalara başladıklarını, Kemal KERİNÇSİZ'i basından tanıdığını ve Türk Ortodoks Patrikhanesinde katıldığı programlarda da birkaç defa gördüğünü,

Yusuf GÖRÜM'ü Hüseyin GÖRÜM'ün abisi olarak tanıdığını,derneğe gelip gittiğini, Kahraman ŞAHİN'i Hüseyin GÖRÜM'ün çocukluğundan beri yanında yetiştirdiğini, Kuvayı Milliyeti olduğunu söylediği şekli ile tanıdığını,bu kişinin daha sonra yönetim kurulu kararıyla dernek saymanlığına getirildiğini, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun derneğe üye olmak için geldiğini, ilk görüşmelerinde kendisinin nano teknolojiyle uğraştığını söylediğini ve bazı projelerini anlattığını, kendisine Kuvayı Milliye Derneğinin Ar-Ge Şube Müdürlüğü görevini verdiklerini, Erkut ERSOY'un kendisine bilgisayar uzmanı olarak tanıtıldığını, bu kişinin kendisine özel büro adında bir arkadaş grubunun olduğundan ve İstanbul'daki toplantıya geldiğinden bahsettiğini, kendisini de bu toplantıya davet ettiğini, ancak kabul etmediğini, daha sonra kendisini hal hatır sormak ve özel günlerde kutlama amacıyla aradığını, Tempo dergisinde çıkan haberin arkasında bu şahsın olduğunu hatta bu fikrin Erkut ERSOY'a ait olduğunu öğrendiğini, Yaşar ARSLANKÖYLÜ'nün Kuvayı Milliye Adana Şube Başkanı olduğunu, bu kişi ile kendisini Mersin temsilcisi Kemal CANAY'ın tanıştırdığını,

Tanju OKAN'a 22 temmuz seçimleri öncesinde Kemal CAN AY yerine Mersin Şube sorumlusu olarak yönetim kurulu kararıyla yetki verdiklerini,kendisi ile bir defa Mersin'de görüştüğünü, Muhammet YÜCE'nin basında çıkan haberler üzerine kendisini telefonla arayarak uzman çavuş olarak tanıttığım,kendisini ayda bir veya 15 günde bir aradığını, İstanbul'da bir cenazeye geldiğinde kendisiyle görüştüklerini, bir defa da derneğe geldiğini hatırladığını, Ali KUTLU'nun Mersin'e gittiğinde kendisini karşılayan şahıslardan birisi olduğunu,bu kişinin İstanbul'a geldiği zaman Hüseyin GÖRÜM'ün bilgisi dahilinde dernekte yatıp kalktığını sonradan öğrendiğini,

İhsan GÖKTAŞ'm kendisinin dernekten ayrılmasından sonra dernekteki faaliyetleri anlatmak için yanma gelen bir şahıs olduğunu, kendisi ile telefonla ve yüzyüze görüştüklerini, Veli KÜÇÜK ile 1992 veya 1993 yılında Ağrı İl Jandarma Alay Komutanlığına atandığı zaman tanıştıklarmı,Alay komutanı olarak buraya geldiğini,hatırladığı kadarıyla kendisinin o zamanki rütbesinin yarbay olduğunu,yaklaşık 1 veya 2 yıl birlikte terörle mücadele kapsamında görev yaptıklanm,Eşref BİTLİS şehit olduğunda beraber olduklarmı,kendisinin Eşref BİTLİS'in arkasından ağladığını gördüğünü,tahminen bir yıldan fazla birlikte görev yaptıklarını, Komutanlıkları ayrıldığı için daha sonra Veli KÜÇÜK'le hiç görüşmediğini, herhangi özel bir amaçla da görüşmediğini, ancak görev veya özel günlerde kutlama amacıyla görüşmüş de olabileceklerini, her ikisinin de emekli olduktan sonra Türk Dünyası Araştırma Vakfmdaki konferanslarda merhabalaştıklarmı, bu konferanslarda 5-10 defa karşılaşmış ve selamlaşmış olabileceklerini, bu tarihten bir ay kadar önce aynı vakıfta karşılaştıklarını ve selamlaştıklarmı,ancak özel bir görüşmelerinin olmadığını,hatta kendisine Kuvayı Milliye çalışmaları ile ilgili dahi herhangi bir beyanda bulunmadığını, Veli KÜÇÜK'ün terörle mücadeledeki görevlerinde çok başarılı birisi olduğunu, Muzaffer TEKİN'i askeri öğrenciliğinden beri tanıdığını, Muzaffer TEKİN'in Türk Silahlı Kuvvetlerinde çalıştığı sürece ortak hiçbir görevlerinin olmadığını, daha sonra 12 Eylül öncesi (1980 öncesi) mide kanseri olduğunu öğrendiğini ve ailesini telefonla arayarak geçmiş olsun dileklerinde bulunduğunu, 1996 yılma kadar bir defa karşılaştıklarını ve orada sohbet ettiklerini, Muzaffer'in 1985 yılında TSK dan Askeri Şura kararıyla ayrıldığını, 1996 yılma kadar şahısla bir daha temasının olmadığmı,olduysa da hatırlamadığını, kendisinin Hasdal Kışla Komutanlığına geldiği zaman hayırlı olsuna geldiğini ve orada yüzyüze görüştüklerini, kendisinin de iadei ziyaret yapmak amacıyla bürosuna gittiğini ve görüştüklerini, İstanbul'da kaldığı sürece arkadaşlık çerçevesinde görüşmelerinin olduğunu, 2005 yılı içerisinde VKGB'den ayrıldıktan sonra bürosundaki bir görüşmede kendisine "VKGB'nin İstanbul Başkam olarak seni uygun gördük" dediğini,kendisine ben hiç kimsenin lafıyla bir yere gelmem ve her şeyi kendim yaparım dediğini ve şahısla bir daha hiç görüşmediğini, bundan sonra Fenerbahçe Orduevinde bir defa karşılaştıklarını ve kerhen selamlaştıklarmı ancak herhangi bir görüşmelerinin olmadığmı,yaklaşık 2-3 yıldır hiçbir temas veya görüşmelerinin olmadığını, Taner ÜNAL ve Vatansever Kuvvetler Güç Birliği (VKGB) ile irtibatını yukarıda anlattığını, yaşanılan olaylardan sonra Taner'in kendisini bir defa aradığını, kendisine bir daha görüşmek istemediğini söylemesi üzerine bir daha temaslarının olmadığını, Semih Tufan GÜLALTAY'm ismini kendisi Elazığ'da görevli iken İHD başkanı Akın BIRDAL'm tetikçilerini azmettiren kişi olarak duyduğunu, hapisten çıkana kadar herhangi bir görüşmesinin olmadığmı,Semih Tufan GÜLALTAY hapisteyken Semih Tufan'm kardeşi Emre GÜLALTAY'ı Muzaffer TEKİN'in bürosunda tanıdığını, Emre'yi Muzaffer'in yanında 3-4 defa görmüş olabileceğini, Emre'nin kendisine abisinin hapishanede yazdığı kitaplardan 5-6 tane verdiğini,vermiş olduğu kitapları okuduğunu ve.çok hoşuna gittiğini,Emre'yle görüşmelerinde ağabeyinin durumunu da sorduğunu,çünkü. Semih Tufan'ın yazmış olduğu kitapların çok hoşuna gitttiğini,Semih Tufan cezaevinden çıktıktan sonra Muzaffer'le veya


ayrı ayrı en az 10 defa görüştüğünü, Ulusal Birlik Partisinin kurulması aşamasında görüş alışverişlerinin olduğunu,hatta partinin ismini birlikte koyduklannı,partinin genel başkanı olarak kendisini lanse ettiğini,çok defa şahısla devlet sorunları hakkında görüştüklerini, resmi olarak da birkaç defa yanma gittiğini, şahısla Muzaffer TEKİN'in bürosunda da görüştüğünü,çünkü o zamanlar herhangi bir olumsuz durumunun olmadığını, Ulusal Birlik Partisinin Kurulması aşamasında birlikte Ankara'ya giderek bazı şahıslarla görüştüklerini, görüştükleri şahısların hiçbirisini hatırlamadığım,ancak şahısların kendisine eski ülkücüler olarak lanse edildiğini hatırladığını, ilerleyen dönemde Semih Tufan'm ticari ve gayri menkul faaliyetlerinin devlet tarafından engellendiği söylediğini,bu söylemlerde bulunurken bu olayların kendisinden kaynaklandığını ima etmeye çalıştığım,bunun üzerine kendisine kızdığını ve "bu güne kadar senle görüştüğüme yazık" diyerek yanından ayrıldığını ve bir daha görüşmediğini, Bir süre önce Almanya'da silahlı saldırı sonucu öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olduğu iddia edilen Ertuğrul YILMAZ'ı tanıyıp tanımadığı, tanıyor ise kimin vasıtasıyla ne şekilde tanıdığı sorulması üzerine ; Ertuğrul YILMAZ'ı kendisine Avrupa'da PKK'yla mücadele eden, çatışan, kahraman bir vatan evladı olarak Muzaffer TEKİN'in tanıttığım, tahminen 2000 yılında Muzaffer TEKİN ile Ertuğrul YILMAZ'm kendisini Kolordu bahçesinde ziyaret ettiklerini, oturup sohbet ettiklerini,yine burada Ertuğrul YILMAZ'm kendisine Avrupa'da PKK'ya yönelik çalışmalarından bahsettiğini,hatta kendisini Avrupa'da PKKTılarm uyuşturucu ticaretini engelleyen kişi olarak tanıttığını, başka bir zamanda eşli olarak Muzaffer TEKİNTe birlikte Ertuğrul YILMAZ'm oğlunun sünnet yemeğine gittiğini,daha sonra Ertuğrul YILMAZ yurtdışına çıktığını öğrendiğini, kendisi Harp Akademilerinde görevli iken Almanya gezisine gitmeden önce Ertuğrul YILMAZ'ı cep telefonundan arayarak Berlin'de görüşmek istediğini söylediğini,ancak kendisinin Almanya dışında olduğunu söylediğini, şahısla başkaca herhangi bir görüşmelerinin olmadığını, daha sonra Muzaffer TEKİN'in telefonla kendisine Ertuğrul YILMAZ'm Almanya'da öldürüldüğünü söylediğini, vatansever bir Türk evladının şehit edildiğini düşündüğünden üzüldüğünü, kendisini PKK'yla savaşan bir vatan evladı olarak bildiği ve şehit olduğunu düşündüğü için resmi elbiseyle Kadıköy Söğütlüçeşme'de cenaze törenine katıldığını, cenaze törenine gittiğinde Muzaffer TEKİN'in de orada olduğunu, Düzce tarafındaki bir yerde Ertuğrul YILMAZ'm köyüne Muzaffer TEKİN ve Ertuğrul YILMAZ'm akrabalarıyla birlikte mevlüt merasimine gittiklerini, oradayken mevlüt merasimine Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER'in de katıldığını gördüğünü, burada Atilla PEKERTe tanıştığmı,Ertuğrul YILMAZ'ı kimin vurduğunu bilmediğini,

Sedat PEKER ile kendisini Muzaffer TEKİN'in tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN'in kendisine Sedat PEKER'i Türkçü, vatansever birisi ve İstanbul'da başta PKKTılar olmak üzere bütün uyuşturucu satanların ellerini kıran şahıs olarak tanıttığını,daha sonraki tarihlerde Muzaffer TEKİN'in kendisine Sedat'ın hapishaneden çıktığım, Tekirdağ'da hastanede olduğunu ve ziyarete gideceklerini kendisinin de gelmek isteyip istemediğini sorduğunu, kendisinin de bu kahraman Türk evladının ziyaretine gidebileceğini söylediğini ve birlikte ziyarete gittiklerini, oraya Dalyan Mehmet lakaplı Mehmet UYSAL'm arabasıyla Muzaffer TEKİN'le birlikte gittiklerini, hastanede 10 dakika kadar Sedat PEKER'i ziyaret ettiklerini,ilk tanışmalarının da orada olduğunu, Sedat PEKER'in kendisini ve Muzaffer TEKİN'i Beylerbeyi sahilinde yalıdan bozma bir yere davet ettiğini, bulundukları yerde fazla müşteri olmadığı için orayı kapattığını değerlendirdiğini,orada birkaç saat sohbet ettiklerini, görüşmelerinin vatan millet kurtarma ekseninde geçtiğini, kendisinin de Muzaffer TEKİN'in anlattığı şekilde uyuşturucu satıcılarıyla mücadele ettiği anlattığını, daha sonra Muzaffer'in Sedat'ın kendilerini yemeğe çağırdığını söylediğini, kendilerinin Muzaffer'in bürosunda beklediklerini, adını Boğaç olduğunu öğrendiği kişinin kendilerini alarak Beykoz'da bulunan büyük bir bahçe içerisindeki eve götürdüğünü, Sedat'ın ayrıca kendisine Öztürkler isimli


internet sitesini kurduğunu söylediğini ve içeriği hakkında konuştuklarını, bu ziyaretin Sedat PEKER'le son görüşmesi olduğunu ve bir daha da yüzünü görmediğini, daha sonra Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER'le birkaç defa kandil ve bayramlarda kutlama amaçlı görüşmelerinin olduğunu, Kuvayı Milliye Derneğini 11 Kasım 2005 tarihinde İl Dernekler Müdürlüğüne müracaat edip alındı belgesinin alınmasıyla kurmuş olduklarını, kendisinin VKGB'den ayrıldıktan sonra uzun bir süre herhangi bir girişimde bulunmadığmı,yukarıda da beyan ettiği üzere Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadro ve düşünceyi oluşturduklarını, tam bağımsız ve bağlantısız Kuvayı Milliye adında bir dernek kurmayı planladıklarını ve kendisinin, Binvar KURBANOĞLU, Türkan GÖRÜM, Sezin ALPER, Nevzat ÇETİN, Savaşan TOSUN ve Mehmet BEŞLİOĞLU isimli şahıslarla kurucular kurulunu oluşturup derneği kurduklarmı,Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN sabıkalı olduklarından dolayı kurucular kurulunda yer almayı uygun bulmadıklarını, hatırladığı kadanyla kendisi aynlmadan önce üye kayıt defterindeki üye sayısının 280 civannda olduğunu,şu an net üye sayısının kaç olduğunu bilmediğini, üyelerin görev ve sorumluluklarının dernek tüzüğünde yazdığını, Kuvayı Milliye Derneği'nin amacının, İstiklal Savaşını zaferle neticelendiren ve Cumhuriyeti kuran kahraman ecdadımızın hatırasını canlı tutmak, Atatürk'ümüzün ve şehitlerimizin mirasına sahip çıkmak,milletimizi dış ve iç tehlikelere karşı uyarma görevi yapmak olduğunu, başlangıçta dernekte kimsenin kalmadığmı,daha sonra Hüseyin GÖRÜM'ün ev kirasını ödeyemediği için evden çıkmak zorunda kaldığını ve dernek binasında kalmaya başladığım,halen dernek binasında kalmaya devam etmekte olduğunu,Kahraman ŞAHİN'in arada sırada kaldığını bildiğini, kendisi 7 Eylül 2007 tarihinde Kuvayı Milliye Derneği genel başkanlığından ayrıldıktan sonra olağan genel kurulun toplanmasına kadar Hüseyin GÖRÜM'ün vekil olarak seçildiğini,kendisinin bütün evrak, doküman ve demirbaşı tutanakla Hüseyin GÖRÜM'e teslim ettiğini ve bir daha derneğe uğramadığmı,bu nedenle o tarihten bu yana faaliyetler ve yaşanan olaylar hakkında duyduklanndan başka bildikleri olmadığmı,aynı tarihten geçerli olmak üzere noterden onaylı istifasını da dernek genel merkezine gönderdiğini, bildiği kadanyla derneğin halen faaliyet göstermekte olduğunu ancak net bir bilginin de kendisine ulaşmadığını, Dernek binasını İstanbul Defterdarlığı Milli Emlak Müdürlüğünün açtığı ihaleyi kazanarak şartlı olarak yıllık 20.000 YTL karşılığında kiraladıklarını,birinci taksit olarak 5.000 YTL civannda bir para yatırdıklanm, dernek binasıyla ilgili olarak yapılan bütün masraflann Hüseyin GÖRÜM tarafından karşılandığını,Hüseyin GÖRÜM'ün bu parayı nereden aldığını bilmediğini,ancak kendisine elinde senetlerinin ve bonolarının olduğunu ve onlarla karşıladığını söylediğini, müteakip kiralan ödeyemedikleri için Defterdarlık tarafından tahliye karan çıktığını ve Kaymakamlık tarafından derneğe tebliğ edildiğini,ancak söz konusu bina Vakıflar Genel Müdürlüğü bünyesine geçtiğinden bu işlemin durdurulduğunu, şu anki durumunu bilmediğini,binanm elektrik, su ve telefonlannm borçlanndan dolayı kapatıldığını bildiğini, derneğin genel merkezinin Kadıköy'de olduğunu,dernek genel merkezine bağlı olarak Pendik, Adana, Mersin, Antalya ve Kars'ta şube ve temsilcilikler açıldığmı,ancak kendisi görevi bıraktıktan sonra Pendik haricindeki diğer tüm şube ve temsilciliklerin kendi kendine kapatıldığını bildiğini, derneğin üyelerinden alman aylık 1 YTL den başka herhangi bir gelir kaynağı olmadığmı,ara sıra bazı üyelerin bağış maksadıyla çok cüzi miktarlarda en fazla 50 YTL olmak üzere bağış yaptıklannı,bunlann kayıtlarda mevcut olduğunu, Hüseyin GÖRÜM'ün dernekte teşkilattan sorumlu genel başkan yardımcılığı yaptığını, kendisi ayrıldıktan sonra ise başkan vekilliğine vekalet ettiğini,Muhammet YÜCE'nin dernekte hiçbir resmi görevi olmadığını,üye olup olmadığını bilmediğini, Kahraman ŞAHİN'in başlangıçta dernek üyesi olduğunu, daha sonra ise dernek saymanlığı


yaptığmı,Erkut ERSOY'un dernekle ilişkisini bilmediğini,Selim AKKURT'u ise tanımadığını, kendisine sorulan şahıslarla herhangi gayri yasal iş yapmadığını, Kendisine ait 2 adet ruhsatlı silahı bulunduğunu,bir de ruhsatlı av tüfeğinin olduğunu, Kamuoyuna da yansıyan görüntülerde görüldüğü üzere, kendisinin dernek üyelerine silah, Bayrak ve Kur'an üzerine yaptırdığı ve içeriğinde "ölmek var, öldürmek var, öldürülmek var" gibi beyanlarının bulunduğu yemin metnini kimin hazırladığı sorulduğunda ; söz konusu metnin kendisi tarafından hazırlandığını, ancak yemin metninde "ölmek, öldürmek ve öldürülmek" gibi hiçbir beyan olmadığını, hatta o manaya gelebilecek hiçbir beyanın da bulunmadığını, ayrıca dernekle ilgili hiç kimseye ölmek veya öldürmek konusunda herhangi bir telkinde, teşvik ve imanm yapılmadığını, yemin töreninde masa üzerinde duran silahların derneğin Mersin temsilcisi Kemal CANAY ve kendisine ait ruhsatlı silahlar olduğunu, derneğe üye olan kişilere bu yeminin yaptırılmadığını, sadece bir defa Mersin'deki törende bu yeminin yaptırıldığını, Kuvayı Milliye Derneğini tam bağımsız ve bağlantısız tek numune dernek olması için kurduğunu, bu nedenle hiçbir kurum ve kuruluştan destek alınmadığını, bu zamana kadar derneğin diğer dernek veya oluşumlar ile birlikte etkinliklere katılmadığını, Kuvayı Milliye Derneği Kurulmadan önce veya kurulduktan sonra herhangi bir kişi, kurum veya kuruluştan herhangi bir konuda ortak hareket etme veya ortak iş yapma konusunda teklif alıp almadığı sorulduğunda; bu yönde bir teklif almadığım,ancak basında çıkan haberlerden sonra Amerika İstanbul Başkonsolosu olan bir şahsın yanma geldiğini, bu şahsa Amerikanın Irak ve Afganistan gibi ülkelerde yaptıkları zulümleri anlatarak gönderdiğini, bu görüşmeye Kahraman ŞAHİN'in de şahit olduğunu, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ÜN 25.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesi okunduktan sonra; Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK'ün ifadesinde Hüseyin GORUM'ün etrafındaki şahıslara vereceklerini söylediği eğitimin ne olduğu, Düzce'de bulunduğu söylenen yerin neresi olduğu sorulduğunda; bahsi geçen yerle ilgili hiçbir bilgisinin bulunmadığını, böyle bir yer olması halinde Hüseyin GÖRÜM ün kendisine söyleyeceğini, Hüseyin GÖRÜM'ün "Asker yetiştireceğiz, silahımız her şeyimiz de var" sözlerinden neyi kast ettiğini bilmediğini,kendisinin bu konu hakkında bilgisinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR isimli şahsı tanıyıp tanımadığı sorulduğunda; Murat ÇAĞLAR'ı dernek binasına Hüseyin GÖRÜM'ün getirdiğini, şahıstan haberinin olmadığını, hatta kendince teşkilat başkan yardımcısı diye kartvizit bastırdığını, dernek binasında yapılan aramadan sonra bu olaylardan haberinin olduğunu, Murat ÇAĞLAR'm bir daha demek binasına gelmemesi için Hüseyin GÖRÜM'ü ve şahsı uyardığını, birkaç defa demek civarında gördüğünü, daha sonra görmediğini, Murat ÇAĞLAR'm Pendik ve Bakırköy ilçelerinde (2) adet ruhsatsız tabanca ile yakalanması olayları ile ilgili olarak bilgisi sorulduğunda; şahsın Pendik'te yakalanması sonrası demekte arama yapıldığı için haberinin olduğunu, Bakırköy'de yakalanmasından haberinin olmadığını, Murat ÇAĞLAR'm 07.01.2007 günü Pendik ilçesinde yakalandığı sırada kullanımda bulunan 34 AD 4374 plaka sayılı otoda çok sayıda belge ve CD bulunarak el konulmuştur. El konulan belgelerde "çiftçi = tetik çeken, kelle alan" "alış veriş = operasyon", "takım elbiselerin astarları düğmeleri kolay sökülmeyecek cinsten olmalı kavgada sökülenler ileride yakalandığında mahkemede delil olarak kullanılabilir, büyük ve sağlam pamuk mendil çok önemlidir, her işe yarar yaranın üzerine bastınrsan kan kaybını önler" şeklinde el yazısıyla yazılmış suç örgütlerinin kullanabileceği düşünülen bilgilerin bulunduğunun tespit edildiği, Murat ÇAĞLAR'm beyanında, el konulan belgelerin kendisine ait olmadığı, söz konusu otonun Kuvayı Milliye Derneği'nin kullanımında olan bir oto olduğunu beyan ettiği anlatılması üzerine ; demeklerinin kullandığı bir oto olmadığını,bahsedilen belgeleri kendisinin yazmadığını, kim tarafından yazıldığını da bilmediğini,


Murat ÇAĞLAR'm kullanımında bulunan otodan el konulan belgelerin bazılarında, ise çeşitli şahıslar hakkında istihbari mahiyette bilgilerin (ev, işyeri adresleri, medeni durumu, siyasi düşüncesi, dini, ırkı... vb.) bulunduğu tespit edildiğinin anlatılması üzerine ; kendisinin herhangi bir kişinin takip edilmesi veya hakkında bilgi toplanması için hiçbir kimseye talimat vermediğini, belgelerden haberinin olmadığını, Kuvayı milliye derneği'nde yapılan arama el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMİSYONLAR.doc" isimli belge içersinde derneğin kuruluş seması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı, bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edildiği hatırlatılarak, Söz konusu komisyonun ne amaçla oluşturulduğu sorulduğunda ; Beyan edilen belgeden ve Özel Kuvvetler Komisyonundan haberinin olmadığını, hiçbir kimseye bu şekilde talimat vermediğini, Kahraman ŞAHİN'in bu türlü konulara meraklı olduğunu, belgeyi Kahraman'm yazmış olabileceğini, ancak bu konuda hiçbir talimat vermediğini, belgeden haberi olmadığını, hatta bir ara şahısların bastırmış olduğu özel kuvvetler kartlarını tesadüfen gördüğünü ve alarak imha ettiğini, Özel Kuvvetler adını derneğin kullanmamasını söylediğini, Ali ÖZOĞLU'nun 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo Dergisinde vermiş olduğu röportajdaki beyanlan hatırlatılarak, Kuvayı Milliye Demeği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladığı, bu ekiplerin istanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacakları" yönündeki beyanlan sorulduğunda; konu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun beyanlannın, Erkut ERSOY ile birlikte kendi düşüncelerini yansıttığını, Kuvayı Milliye Derneği olarak bu konuda hiçbir çalışmalannın olmadığını, Çeşitli yayın kuruluşlannda ve aramalarda el konulan bazı CD'ler içerisinde yer alan, "ellerinde 13.500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlan hatırlatılarak, bahse konu listenin nerede veya kimde olduğu sorulduğunda; kesinlikle bu şekilde bir listenin olmadığını, beyanlann aslı olmayıp laf olsun diye söylenmiş sözler olduğunu, Yukanda anlatılan Murat ÇAGLAR,kendisi ile yapılan mülakatta; Kuvayı Milliye Derneği'nde kaldığı süre içerisinde kendilerine, "vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiği, ayrıca Kuvayı Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiği, bu nedenle sık sık yardım toplandığı, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğu, vatan hainlerinin olduğu" nun anlatıldığını, bu çerçevede kendisinin de çok defa yardım toplama faaliyetlerine katıldığını beyan etmiştir. Beyanlar sorulduğunda; kesinlikle bu yönde bir talimat vermediğini ve bu şekilde bir açıklama yapmadığını, şahıslann kendi aralannda bu şekilde görüşmüş olabileceklerini, ancak kendisinin bilgisi ve ilgisi olmadığını, Aramalarda elde edilen bazı CD'ler içerisinde ve medyada çıkan haberlerde "11 kasım 1938'den bugüne vatana ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluştan hesap sorulacak" şeklindeki beyanlan hatırlatılarak sorulduğunda; bu tür beyanlannda geçen hesap sormak sözündeki amacının, tam bağımsız şerefli Türk hakim ve savcılan tarafından gerekli işlemlerin yapılması olduğunu, bunun dışında hiçbir amaçlannm olmadığını, Erkut ERSOY'un yöneticiliğini yaptığı "Özel Büro" isimli birim ile ilgisi sorulduğunda; Erkut ERSOYTa yukanda anlattığı bilgiler dışında herhangi bir ilgisinin olmadığını, Kuvayı Milliye Derneğine üye kazandırmak adı altında örgüte adam temin etmeye çalışıp çalışmadığı, bu konuda örgüt üyelerine herhangi bir talimat verip vermediği


sorulduğunda; Kuvayı Milliye Derneğine üye toplamak gibi bir amacının olmadığını, üyelerinin tamamının derneğe gelerek üye olan kişiler olduğunu, 02.07.2007 günü Yusuf isimli kişi ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Yusuf isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Adı geçen Yusuf u dernekte bir ara kalan ancak daha sonra Hüseyin GÖRÜM tarafından kovulan bir şahıs olarak bildiğini, Yusuf un "bu yer altı durumu, şeyden sonra mı düşünüyorsun, seçimden sonra mı, ekip hazırla dedin ya" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; şahsın görüşmede ekip diye bahsettiği konunun ne olduğunu bilmediğini, Yusufun beyanlan sonrasında kendisinin neden "Onu 23 Temmuz'dan sonra konuşuruz. Şu anda söz konusu değil. Ortalık duman olacak. Herhalde birileri bir şeyler yapar, hepsini bize mi bırakacak" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Bu şekilde beyanlarda bulunarak neyi kastettiğini hatırlamadığını, 21.04.2007 günü Kahraman ŞAHİN'le yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Görüşmede adı geçen "Devlet TOPÇU" isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Devlet TOPÇU'nun, hemşerisi olan bir arkadaşı olduğunu, kızının askeri hastanede işe girmesi için yardım talep ettiğini, görüşmede geçen militan kelimesinin yanlış söylendiğini, Devlet TOPÇU'nun sade bir vatandaş olduğunu, Görüşmede Devlet TOPÇU isimli şahıs için "bizim militanlardan birisi yani. iyi bir çocuk yani. Terk edilecek bir çocuk değil ama." diyerek neyi kastettiği sorulduğunda; Devlet TOPÇU'nun kesinlikle militan olma gibi bir özelliği olmadığını, bu beyanlan yanlışlıkla kullandığını, Yapılan çalışmalar sonucu tespit edilen telefon görüşmelerinde örgüt üyelerinin sürekli olarak elaman temin etme ve ekip hazırlamaya çalıştıklannm anlaşıldığı,eğer kendisinin herhangi bir talimatı yoksa neden sürekli kendisine bilgi verdikleri sorulduğunda; Kendisinin kimseye talimat vermediğini, böyle bir ekiplerinin de olmadığını, 08.10.2007 günü Muhammet YÜCE ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Görüşmede Muhammet'in "bayramdan sonra size 20 tane genç gönderiyorum. 20 tane sağlam ekip" diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; Görüşmeyi hatırladığını, Muhammet YÜCE'nin hiçbir konuşmasını ciddiye almadığını, Muhammet'in kendisine göre kişilik tatmini peşinde koşan birisi olduğunu, Muhammet'in görüşmede bahsettiği şahıslann yanma gelip gelmedikleri, geldiler ise nereden ve ne amaçla gönderildikleri sorulduğunda; Yanma kimsenin gelmediğini, İletişim tespitlerinde örgüt üyelerinin kendisinden talimat almadan herhangi bir işlem yapmadıklan anlaşıldığı, kendisi örgüt lideri veya yöneticisi değilse şahıslann neden her konuda kendisinden talimat aldıklan sorulduğunda; Telefon görüşmelerinde adlan geçen bu şahıslarla ortak herhangi bir çalışmasının olmadığını, şahıslann hiçbirisine talimat vermediğini, 07.08.2007 günü Gökhan SİPAHİOĞLU ile yapmış olduğu telefon görüşmesi sorulması üzerine ; görüşmede bahsi geçen konunun dernek yönetim kurulunca yapılması planlanan bir toplantı olduğunu, başka bir anlam ve amaç taşımadığını, Görüşmede Gökhan'ın "Mustafa'ya da dedim. Babayı ara... görüş, ne yapacağımızı, ne edeceğimizi, kendisi bize talimat verecek dedim. Babacım biz gerçek çekirdek ve 500 kişi şu anda hazır bekliyor." diyerek bahsettiği kişilerin kimler olduğu ve kendisinden ne yönde bir talimat bekledikleri sorulduğunda; O günkü dernek toplantısında Hüseyin GÖRÜM'le aralannda bir tartışma olduğunu, kendisini desteklemek amacıyla geleceklerini beyan ettiklerini, ancak Gökhan SİPAHİOĞLU nun tek kişi olduğunu ve 500 kişilik bir grubu getirmesinin imkansız olduğunu, Yapılan teknik takip çalışmalannda birçok defa Emniyet Teşkilatı ve Türk Silahlı Kuvvetlerinin görevlerini yapamadıklanndan bahsettiği hatırlatılarak, amacının ne olduğu, bu


şekilde davranarak çevresindeki insanları devletin güvenlik güçlerine karşı kışkırtmaya mı çalıştığı sorulduğunda; Kesinlikle böyle bir şeyin olmadığını, 18.06.2007 ve 18.09.2007 günü Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki telefon görüşmelerinden örgüt üyelerinin bazı şahıslan kaçırmaya, alıkoymaya çalıştıkları, gerekli çalışmaları yapmak içinde "karargah" denilen dernek binasını kullandıklarının anlaşıldığı sorulması üzerine ; Her iki telefon görüşmesinden de haberinin olmadığını ve olayları tasvip etmediğini, 29.08.2007 günü Muhammet YÜCE ile X şahsın yaptığı telefon görüşmesinde, Muhammet YÜCE'nin "Bu şey var ya Ömer var ya, Ömer'i de kaçıracağuk, onun planını da yaptık, Bizim Fikri Albay planı yaptı" dediği anlaşılmaktadır. Görüşmede geçen "Ömer" isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Muhammet YÜCE'nin hiçbir fikrini dikkate almadığını, Muhammet YÜCE'nin bu sözleri kendisine itibar kazandırmak için söylediğini, Ömer isimli şahsı tanımadığını, 27.10.2007 ve 28.10.2007 günü yapmış olduğu telefon görüşmeleri okunduktan sonra; Görüşme yaptığı M.B.'m Kastamonu'dan hemşerisi olduğunu, bu kişiye ait arızalı olan ruhsatlı bir silahı kendisinin talebi üzerine Düzce'de silah tamiri yapan bir dükkanda tamir ettirdiğini, bu silah kendisine teslim edilirken aralarında herhangi bir belge düzenlemediklerini, silahı tamir için götürdüğü Süleyman ESEN'e kendisini yönlendiren kişinin daha önceden emrinde çalışan ve dostu olan bir subay olduğunu,o gün kendisinin de Düzce'de olduğu için orada buluştuklarını, tamir sonrası kendisine ait tabancanın birkaç mermisini verdiğini ve deneme atışı yapıldığını, Yapılan teknik takip çalışmalarına yakalanmamak için telefon görüşmelerine dikkat ettiği, bu yönde örgüt üyelerini de sık sık uyardığı, bazı telefon numaralarının dinlendiğini bildiği için bu numaralarla yapmış olduğu telefon görüşmelerine özellikle dikkat ettiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi sorulduğunda; Yaşanan olaylar ve çıkan haberlerden sonra telefonunun dinlenebileceğini düşündüğünden, bu şekilde görüşmeler yapmış olabileceğini, 02.09.2007 günü Ferahi SES ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Ferahi SES isimli şahsın kim olduğu sorulduğunda; Ferahi SES'in dernekte genel sekreterlik yapan bir bayan olduğunu, görüşmede geçen telefonların dinlendiğini nerden öğrendiği sorulduğunda ise ; telefonların dinlendiğini bilmediğini, sadece tahmin yürüttüğünü, görüşmede "özel hattan arayacam seni sonra" derken neyi kastettiği sorulduğunda; görüşmeyi sonlandırmak için bu şekilde bir beyanda bulunmuş olabileceğini, görüşmeyi hatırlamadığını, 09.08.2007 günü Niyazi KIYAK ile yapmış olduğu telefon görüşmesi yüzüne karşı okunduktan sonra; görüşmede "Niyazi sivil hattan arıyorum oğul. sivil hattı açık tut." diyerek bahsettiği konunun ne olduğu sorulduğunda; kontörü olmadığı için ankesörlü telefondan arama yapmış olabileceğini, görüşme ve içeriğini hatırlamadığını, 28.04.2007 günü Neslihan isimli şahısla yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; Basit bir çanta kaybolması veya hırsızlığı olayında, çantasını alan kişiler hakkında "... polis'te olabilir senin dediğin gibi, polis, istihbaratçı, gazeteci, o.... çocuğu bir sürü ne varsa" şeklinde beyanlarda bulunarak güvenlik kuvvetlerine neden iftira attığı sorulduğunda; çantasını bir arkadaşının otosunda unuttuğunu, otonun camının kırılarak, oto içinde bulunan diğer eşyalarla birlikte çantasının da çalındığını, o anlık sinirle bu şekilde beyanlarda bulunduğunu, ancak herhangi bir art niyetinin olmadığım,görüşmede çantada isim listesinden başka birşey olmadığından bahsettiği hatırlatılarak, söz konusu isim listesinin ne amaçla oluşturulduğu ve kimlerin isimlerinin bulunduğu sorulduğunda; çanta içinde ajandasının olduğunu, adres defteri olduğunu,

27.04.2007 günü Ferahi SES ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; yaşanan olaylar sonrasında tespit edilen delilleri polisin koyrnuş olabileceği yönünde beyanlarda bulunarak, neden güvenlik güçlerine iftira attığı sorulduğunda; Böyle bir görüşmeyi hatırlamadığını,


Telefon görüşmelerinde, 22 Temmuz 2007 genel seçimleri sonrası "Türk Milletine" hakaretler ettiği ve aşağılayıcı ithamlarda bulunduğunun tespit edildiği, kendisini basma veya diğer şahıslara karşı vatansever biri olarak göstermesine rağmen telefon görüşmelerinde neden bu şekilde hakaretlerde bulunduğu sorulduğunda; 22 Temmuz seçimlerinden sonra sinirlendiği için bu şekilde sözler söylediğini, hiç birisini hatırlamadığını, 26.07.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede "Eşşek Türk diye boşuna dememişler Mamocum. İşte bunun için Eşşek Türk'ün manası bu." diyerek yine gelen seçimler sonrasındaki çıkan sonuçlarla ilgili yorum yaparken Türk milletine neden bu şekilde hakaretler ettiği sorulduğunda; Sinirle söylenmiş sözler olduğunu, Fehmi KORU,Orhan PAMUK,Ahmet TÜRK,Osman BAYDEMİR ve Sebahat TUNCEL'in öldürülmesi konusunda kimseye talimat vedmediğini, hiç kimseyi bir suç için tahrik edip yönlendirmediğini, bu eylemlere ilişkin telefon görüşmleri yapan Muhammet YÜCE'nin hiçbir fikrini dikkate almadığını, Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT isimli şahıslarla en son nerede, ne zaman ve ne şekilde görüştüğü sorulduğunda; Muhammet YÜCE ile bir akrabasının cenazesine geldiğinde bir defa yüz yüze görüştüğünü, yanında bir veya iki akrabası olduğunu, bir defa da dernek genel merkezine geldiğini, muhabbet ettiklerini, Selim AKKURT'u kesinlikle tanımadığını, Çamlıca'da görüşmek için yanında getirdiği akrabalarından birisi olabileceğini, 12-13.11.2007 tarihlerinde Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT ile buluşup buluşmadığı veya şahıslara ulaşmaya çalışıp çalışmadığı sorulduğunda; Belirtilen tarihlerde Muhammet YÜCE'nin bir akrabasının olduğundan bahsettiğini, kendisinin de "gelsin bi görüşelim" diye telefon numarasını istediğini, bunun üzerine Muhammet'in bir telefon numarası verdiğini, bu numarayı aramış olabileceğini ancak görüştüğünü hatırlamadığını, Muhammet'ten telefon numarasını aldıktan bir süre sonra Muhammet'in "cinayetten aranan akrabasının yakalandığını" anlattığını, ancak yakalanan şahsın, Muhammet'in kendisine numarasını vermiş olduğu şahısla aynı kişi olup olmadığını bilmediğini, 12.11.2007 günü Muhammet YÜCE ve Selim AKKURT arasındaki telefon görüşmesi okunduktan sonra; Muhammet YÜCE'den Selim AKKURT'un telefonunu neden istediği sorulduğunda; Muhammet YÜCE'nin kendisine söylemiş olduğu akrabasının Selim AKKURT olup olmadığını bilmediğini, Muhammet'in, akrabasını bir fabrikanın sorumlusu gibi tanıttığını, kendisinin görüşme talep ettiği kişinin bu kişi olduğunu, Muhammet'in akrabasının ismini bilmediğini, Görüşmede kendisinin söylediği işin ne olduğu sorulduğunda; Muhammet YÜCE'ye böyle bir konudan bahsettiğini hatırlamadığını, 12.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede "Oğlum ben seni arayacam dedim. Başka telefodan. Bu telefondan aradın bütün planı bozdun." diyerek bahsettiği planın ne olduğu sorulduğunda;Plandan kastettiği herhangi bir şeyin olmadığını, Muhammet'in telefon numarasını verdiği akrabasıyla herhangi bir görüşme yapmadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmeleri okunduktan sonra; Herhangi bir gayriresmi işi yoksa görüşmelerde neden bu kadar dikkatli olduğu, görüşmelerde Selim AKKURT'un telefon numarasını dahi verdirmediği, özellikle ankesörlü telefondan aradığı ve yüz yüze görüşmek istediğini söylediği sorulduğunda; Herhangi bir kötü niyetle söylenmiş bir şey olmadığını, herhangi bir art niyet ve plan gerçekleştirme niyetinin olmadığını, 13.11.2007 Selim AKKURT'un telefonunun iki ayrı (0 212 224 14 43 - 0 212 296 14 61) ankesörlü telefondan arandığı, daha sonra Muhammet YÜÇE’nin aradığı ancak Selim AKKURT'a ulaşılamaması üzerine, aynı gün Muhammet YÜCE ile yaptığı telefon görüşmesi okunduktan sonra; Selim AKKURT isimli şahsı neden ankesörlü telefonlardan aradığı ve


Muhammet YÜCE'yi arayarak, Selim AKKURT'a ulaşamadığını belirterek telefon numarasını teyit ettirdiği sorulduğunda; Aradığı kişinin adının Selim AKKURT olduğunu bilmediğini, şahsı Muhammet'in akrabası olarak bildiğini, tam hatırlamamakla birlikte akrabasınm cinayet suçundan arandığını veya cinayet işlediğini söylemiş olabileceğini, o esnada orada yaşanan olayları hatırlamadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki telefon görüşmesi okunduktan sonra; görüşmede şahısların bir eylem için hazırlandıkları, kendisinin Selim AKKURTTa görüşme talebinin örgüt üyeleri tarafından bir eylemin gerçekleştirileceği düşüncesini oluşturduğu ve bu yönde hazırlık yaptıklarının değerlendirildiği hatırlatılarak, konuyla ilgili ifadesi sorulduğunda; Selim AKKURT veya Halil isimli hiçbir şahısla görüşmediğini, kesinlikle böyle bir toplantının söz konusu olmadığını, bahsedildiği gibi herhangi bir pazarlık sözkonusu olmadığını, şahısların başka bir konudan bahsettiklerini değerlendirdiğini, bu görüşmenin kendisinin dışında gerçekleştiğini, bilgisinin olmadığını, 13.11.2007 günü Muhammet YÜCE ile yapmış olduğu telefon görüşmesi okunduktan sonra; ulaşmaya çalıştığı Selim AKKURT'u neden cep telefonundan veya ev telefonundan aramayıp, çok uzun mesafeler yürüyerek ankesörlü telefonlardan aradığı ve bu şekilde ulaşmaya çalıştığı, şahısla kanunlara aykırı bir konu görüşmeyecekse neden bu şekilde hareket ettiği sorulduğunda; Kanuna aykırı herhangi bir şey görüşme isteği ve arzusunun olmadığını, bahsedilen kişinin Selim AKKURT olduğunu kesinlikle bilmediğini, bu kişinin Muhammet YÜCE'nin sadık ve güvenilir bir akrabası olduğunu bildiğini, İfade alma aşamasının neredeyse tamamında Muhammet YÜCE isimli şahsın düşüncelerini dikkate almadığını beyan ettiği halde , şahsın akrabası olduğunu ve cinayet işlemiş olabileceği belirtilen bir şahısla neden görüşmek istediği sorulduğunda; Yaşanan olayları Muhammet YÜCE'nin hayali olarak Kuvayı Milliye derneğini yeniden canlandırmak olarak düşündüğünü, şahısla bu konuda herhangi bir görüşme yapmadığını, Yapılan iletişim tespitlerinden ve fiziki takiplerinden kendisinin (2) ayrı cinayet suçundan firari olarak aranmakta olan Selim AKKURT isimli şahsa bir görev vermek için ulaşmaya çalıştığı, şahısla özellikle cep telefonundan görüşmemeye özen göstererek ısrarla ankesörlü telefondan aradığı , yapılan çalışmalar ve tespitlerin geneli de göz önüne alındığında, kendisinin kimliği tespit edilemeyen bir şahsa karşı eylem yaptırmak üzere örgütün (2) ayrı cinayet suçundan aranan üyesi Selim AKKURT ile görüşmeye çalıştığının ve bu şahsa bir eylem görevi vereceğinin değerlendirildiği sorulduğunda ; O adamın 2 insanı öldüren cani birisi olduğunu bilmediğini, aklının ucundan geçmeyen bir olayın, telefon görüşmeleri yolundan kurgulandığını, iddia edilen konularda kesinlikle art niyetinin olmadığını, İkametinde ve üst aramasında çıkan malzemelerin kendisine ait olduğunu, Üzerinde herhangi bir ibare bulunmayan siyah renkli 1992 yılma ait ajandada çeşitli şahısların vesikalık fotoğraflannm ve haklarında bilgilerin bulunduğu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerindeki çeşitli yerler ve kişilerle ilgili istihbari mahiyette bilgilerin bulunduğu görüldüğünün sorulması üzerine ; bunların kendisinin Elazığ 8.Kolordu İstihbarat Komutanı iken tutmuş olduğu notlar olduğunu, beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde;Düzenle

Kolluk ifadesini tekrarladığını, Yüksek Askeri Şura karan ile ordudan ayrılmış bulunan Muzaffer TEKİN ile devre arkadaşı olduklarını, 2004 yılında İstanbul'da görüştüklerinde kendisine "Vatansever Kuvvetler Birliği İstanbul Teşkilatı için seni uygun gördük şeklinde sözler söylediğini, kendisine ben kimsenin demesi ile iş yapmam, kendi işimi kendim yaparım şeklinde cevap verdiğini, son görüşmelerinin de bu olduğunu, daha sonra 11.11.2005 tarihinde Kuvayı Milliye Derneğini kurduğunu ve genel başkanlığını yaptığını,


22.07.2007 seçimlerinden sonra dernekten istifa ederek ayrıldığını, bu derneğin herhangi bir terör örgütü ile bağlantısı olmadığını, Mersin ilindeki Silah, Kur'an ve Bayrak üzerine yapılan yeminin Türk Kurtuluş Savaşı öncesindeki zor şartlarda yapılmış mücadeleyi anımsatan bir tören olduğunu, ancak basın tarafından çarpıtılarak kamuoyuna duyurulduğu için bir daha tekrarlanmadığını, bu yemin töreninden sonra Muhammet YÜCE isimli psikopat olduğunu değerlendirdiği kişinin telefonla arayarak Bursa'da yanında 50-60 kişi bulunduğunu, emrettiği takdirde herşeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak kendisini geçiştirdiğini, 22 Temmuz seçimlerinden sonra yine telefonla arayarak Ahmet TÜRK ve Osman BAYDEMİR'in işinin bitirilmesi gerektiğini söylediğini, her defasında kendisini geçiştirdiğini, Kuvayı Milliye Derneğinin bu tür olaylarla ilgisi olamayacağını, Ümraniye'de ele geçen el bombaları ile de ilgileri olmadığını, Ergenekon isimli yapılanmayı basından duyduğunu, böyle bir yapılanma olup olmadığını, var ise mahiyetini bilmediğini, askerlik mesleğini ifa ettiği sürede merhametli oluşundan dolayı astları ve üstlerinin kendisine "Baba Fikri" şeklinde hitap ettiğini, kendisinin insan öldürmeyle, cinayetle hiçbir işi olamayacağını, kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinin kapısına da yazdırdığı " Kuvayı Milliyede Allahm razı olmayacağı hiçbir şey yapılmaz" düstûruna sahip olduğunu, bu görüş ve düşünceden hareketle terör ve şiddetle hiçbir ilgisi olmadığını, kendisine yüklenen suçların iftiradan ibaret olduğunu beyan etmiştir.

c)-Aramalar da elde edilen deliller;Düzenle

Şüphelinin evinde yapılan aramada ; - Telefon fihristleri, üzerinde notların yazılı bulunduğu ajandalar ve çeşitli dokümanlar bulunmuş olup, soruşturma evrakına eklenilmiştir. Ayrıca; - Toshiba marka laptop bilgisayar, - Çeşitli CDTer, - Nokia marka 6080 model 353243/01/598237/3 IMEİ nolu telefon ve telefona takılı 0702050424913 seri numaralı sim kart, - Nokia marka 2652 model 35709600/189457/2 IMEİ nolu telefon ve telefona takılı vaziyette 07052601545771 seri nolu sim kart, elde edilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ'a ait, TOSHIBA marka, seri numarası Z3L17076 olan dizüstü bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede; "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2].doc" isimli bir MSword dosyası tespit edilmiştir. "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2].doc" isimli MSword belgesi incelendiğinde üstünde 09.04.2006 Ali ÖZOĞLU yazılan metinde; • "Hainlerin yaptığı en küçük ihanet bile Kuvayı Milliye tarafından ortaya dökülecek ve gereği neyse o mutlaka yapılacaktır!" • O gün, 'Başbakanım, bakanım, başkanım, müdürüm ya da amirim böyle emretti yaptım..' gibi bir mazeret asla geçerli olmayacaktır. • En milli kurumlarımızda bu türden kadrolaşmalar hızla yapılmaktadır. Bütün bu çalışmaları Kuvayı Milliye hassasiyetle izliyor ve not ediyor!, şeklinde yazıların bulunduğu tespit edilmiştir. Hard diskte bulunan "Giden Kutusu.dbx" dosya incelendiğinde hulkicevizoglu@cevizkabugu.com.tr isimli E-posta adresine "BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE DUYURU" konulu bir E-posta gönderildiği anlaşılmaktadır. "BÜYÜK TÜRK MİLLETİNE DUYURU.htm" isimli dosyanın "11.11.2005 M.FİKRİ KARADAĞ" şeklinde imzaya açıldığı, Kuvayı Milliye Derneği'nin kuruluşu hakkında bildirim olduğu anlaşılmıştır. Metin incelendiğinde "Vatanın bütünlüğü ve milletin bölünmezliğinin tehlikede" olduğu, "Devleti


yöneten seçilmiş kişilerin dalalet ve hatta hıyanet içerisinde" oldukları, "Hıyaneti Vataniye Kanunun yürürlüğe konulduğu" ve herkesin hesap vereceğinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamları ile numaralandırılan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalarının kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, İhsan GÖKTAŞ CD'leri Kuvayı Milliye Derneğini savcılığa şikayet etmek için dernekten aldığını, içeriğindeki görüntüleri kendisinin çekmediğini beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalarından itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olayların tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptırılarak soruşturma evrakına eklenilmiştir. Tabi bir ortamda geçen bu konuşmaların tamamının bütünlük içerisinde okunması gelişen olayların kavranması için gerekli görülmüş ise de, çok uzun olan bu konuşmaların yer darlığı nedeni ile özetlenen bazı kısımları aşağıya alınmıştır. 3 Nolu CD İçerisinde 43 Dakika 33 Saniyelik Görüntünün bazı bölümlerinde özetle ; Hüseyin'imSavcılığa gidip teslim olacam, savcılığa da kendim teslim olacam, Ben suçluyum, anlatacam hepsini, bütün suçlarımı da anlatacam, benim bilmediğim suçları da , belki sen beni yann, Mehmet Fikri'nin : Dinlemek istemiyorum öyle şeyleri, öf saçmalama yav, Hüseyin'in:...Biz beraber bu yola çıkmadan önce,Fenerbahçe Berlüde Muzzafer TEKİNTe ikinizi tamdım, Berlü Tesadüf Berlü 'de tanıdım sizi, onun akabinde aradan bayağı bir zaman geçtikten sonra Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi kuruluyor diye Muzzafer TEKİN'in odasına gittiğimde sen de ordaydm, sende dedin ki, Mehmet Fikri'nin : Her gün gidiyordum evet, Hüseyin'in:Velhasıl,Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi kurulduğunda orada Nihat GÜRKAN teşkilat başkanı olmak istedi, ama ben Nihat GÜRKAN'm ne kadar yanlış, bu memleket için ne kadar zararlı olduğunu bildiğim için orda da söyledim, ben de dedim Vatanseverlerin Teşkilat Başkanı Mehmet Mehmet Fikri'nin olacak, Mehmet Fikri KARADAĞ olmazsa ben bu harekette yokum dedim, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinden 15 -20 gün geçmeden Muzaffer TEKİN'in bürosundayım, Taner ÜNAL'ı anyorum telefonlarıma çıkmıyor, telefona sen çıktın, çünkü senin Vatanseverlerin içerisinde olduğunu biliyorum, büroda olduğunu biliyorum, sen telefona çıktığında biraz ileri geri konuştuk, belki o tarihte senin kalbini kırdıysam özür diyorum, agresifliğime bağışla, Mehmet Fikri'nin :Yav Vatanseverler toplantısı var diye Taner telefon etti, ben de o zaman ayrıldım dedim ve çıktım, geldim, Hüseyin'in:Telefon açtığımda Muzzafer TEKİN'in bürosundaydım, Mehmet Fikri'nin : Her ne ise, seni ne ilgilendirir, Vatansever Kuvvetler olayı bitti çoktan, Hüseyin'in::Tamam bitti, ama o Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketinin içerisinde, bir ay sonra beni Türkiye Cumhuriyetinin en büyük eroincisi yaptınız, Mehmet Fikri'nin : Kim, Hüseyin'in:Sen yaptm,sen yaptın, Onlar yaptılar oyun kurdular, Oyun kuruldu,yapıldı, Muzaffer TEKİN'in bürosunda seni aradığımda telefona çıktığında o dedim,Taner şerefsizini bana telefona ver,sen dedin ki yok, ileri geri sana ben sana da konuştum, sen bana telefonla dedin ki, tek kelime söyledin dedin ki,sen kendini dünyanın merkezi mi zannediyorsun, bende dedim ki estağfurullah merkez filan değilim, Hüseyin'imTesadüf beni aradın, buraya geldin, Maltepe'deki konteynıra geldin,meşhur konteynır var ya, herkesin geldiği yer var ya, sen de geldin, hatta 3-4 defa geldiniz, sağ olun geldiğiniz için teşekkür ediyorum, Mehmet Fikri'nin : Mekan olarak orayı biliyorum doğru, Hüseyin'in:Ne dedik, ben bir davaya baş koyduğumda Allah'ım özür diliyorum ben dedim, eğer bir davaya başlarsak başlıyoruz ,size söyledim siz de dediniz evet kabul ediyorum, onun arkasından Vali Erol Çakır öğretmen evinde bir konferans düzenledik mi sevgili paşam, düzenledik demi, Hüseyin'in : Onun ertesi


düzenledik mi sevgili başkan, demi, o konferans bittikten sonra bu Kuvayı Milliyenin tüzüğünü kimden aldık sevgili paşam, Müslüm ERDEMOĞLU, Mehmet Fikri'nin :Müslüm ERDEMOĞLU gönderdi, Hüseyin'inden söylüyorum, bir asker, çok değerli bir asker olarak tamdım ve benim için de bu Türkiye'de tanıdığım en değerli askerlerden bir tanesisiniz, bunu da her zaman her yer de söylüyorum, ama bu güne kadar sizle kimi tanıştırdıysam hep o insanla iki gün sonra arkasında onu gidin, gurup kurun, vuralım, kıralım, keselim ve bana dediniz ki artık toprağın dibine girelim, ben toprağın dibinde değilim, sizle tanıştığımda ben dava adamıydım, davam için insan arıyordum, ne anyordum, bu memleketin , Mehmet Fikri'nin :Ne toprağın dibi oğlum, Hüseyin'imYerin altına girelim, Mehmet Fikri'nin :Ne yerin altı, Hüseyin'in:Ben hayatımda gayri meşru yapmadım,beni size kim anons ettiyse, Hüseyin'imGayri meşru olarak, ülkücü ve mafya olarak gördünüz beni ama, orda yanıldınız, Mehmet Fikri'nin :Ulan sana bir gün öyle bir şey söyledim mi ben, Hüseyin'imBenim yüzüme söylemedin, arkamdan herkese söylediniz, Mehmet Fikri'nin :Hiç kimseye bir şey söylemedim, saçmalıyorsun, Hüseyin'ür.Sende sattın beni, eğer ki bu Kuvayı Milliye bir iki tane, onu bunu yaptırsaydın, yine suçlu ben olacaktım, Danıştay davasına gittiğimde hepiniz beni sattımz,hepiniz buradan gittiniz, ne dediniz Hüseyin gitti müebbet ceza alacak, Hırant Dink davası oldu buraya gelmedin, Düzce Hendek Adapazarı'nda bilmem ne olmuş sa Hüseyin yaptı, yapan da kim biliyor musun , Allah'ta şahidimdir, bütün millet şahidimdir, hep de yapan asker çıktı, kime sığındıysam, Şimdi gelelim Kuvayı Milliye'ye, İki tane Kuvayı Milliye' ye gelelim. Bir tanesi Kuvvayi Milliye Ankara'da kuruldu. Bunu kurduran, Bunu kurduran, siz geldiniz bana dediniz ki, Ankara'da Kuvvai Milliye kuruldu. Bu kuruldu. Yine bu kuranların hepsi sizin tanıdıklarınız değil miydi. Mehmet Fikri'nin :Hiç birini tanımıyorum. Ben kimi tanıyorum. Nerde görüyorsun ki tanmm.Beraber gittik Kanal D'de o gün orda gördüm onu, ne Aziz ERGEN denen ... tanırım ,o da oralarda şey yapmış. Söyleyiver. Gazetelerde verdiği beyanatlarla Hüseyin'in: Arkasındaki Muzzaffer TEKİN'i , Mehmet Fikri'nin :Ben Aziz ERGEN'i ömrümde görmüş değilim.Muhatap olmamışımdır, Bekir ÖZTÜRK denen adamı da sadece 32. gün programında gördüm evlat, onları nerde gördüm sen gördün mü, Hüseyin'imDemek oradaki Kuvvai Milliyeler sevgili paşam, orada ki Kuvvai Milliyeler Kemal TEKİN'i tanımıyor musunuz. Arkasından kim çıktı Muzaffer TEKİN çıktı. Oradaki Kuvvayi Miliyleler, Mehmet Fikri'nin :Hiç bir haberimiz de yok, var mı yok mu bilmiyoruz ki, sadece tahminin, Hüseyin'in:Bulunan bombalar, bu bulunan bombalar yarın birgün bir yerde patladığı zaman yine İmam Hüseyin yaptı diyeceklerdi, Mehmet Fikri'nin : Ne münasebet, Hüseyin'in:Nasıl o zaman bu kadar asker, Mehmet Fikri'nin : Senin elinde var mı oğlum bomba, Hüseyin'in:Burası Kuvayı Milliye, burası Atatürk'ün binası, Kuvayı Milliye var. Karşılığında Kuvvayi Milliye kuruyorlar. Ve bunların yüzde 90'nı da hepsi asker. Doğrumudur sevgili paşam, Mehmet Fikri'nin :Ne bileyim, Bekir ÖZTÜRK asker mi, Hüseyin'in: Bekir ÖZTÜRK'de bir tane sağlıkçı benim gibi, Benim gibi, safsabanm teki, sallamanın teki, koyanlar kukla diye aynısını bu ülkede Allah şahidimdir arkadaşlar. Allah şahidimdir arkadaşlar o kadar çok oyun oynadılar ki ama bir tek Allah'ımız müsaade etmedi. Çünkü diyor ki onlar diyor. Onlar buradan dışarıya çıktıklarında tuzak kurarlar ama diyor bilmezler ki diyor en büyük tuzağı biz kurarız. Çünkü bu dava hak davasıdır. Beni tanıdığında Kuvayı Milliye hareketiydim. O davamda o hareket, çok daha rahattım. Ne zaman ki buraya girdim. 14 aydır bu binadan dışarıya çıkmıyorum. Çoluğumun çocuğumun yüzünü görmüyorum. Mehmet Fikri'nin :Sana kim çıkma dedi. Hüseyin'imHa çık dedin niye çıktım. Mehmet Fikri'nin : Çıkıp da ne yaptın. Hüseyin'in: Çık dedin niye çık dedin. Mehmet Fikri'nin : Şöyle bir çık dolaş, Hüseyin'in: Parayı bul çünkü, ne dediniz , Mehmet Fikri'nin :Ne parası, Hüseyin'in: Parayı bul, Mehmet Fikri'nin : Para bulacağım diyordun her gün. Hüseyin'in: ... Bir gün genel başkanın para, para, para demesinden bunaldım. Bir iş yaptım onu da buradan açıklıyorum. Baktık bu Kuvayı Milliyeye kim


faydalı olabilir. Dedim ki bu memlekette kim vardır. KOÇ var, bize yakışan da KOÇ'tur. Onun yerine gittim. Ama oraya gittiğimde onlara da şunu söyledim. Burası bir sırça köşk, sırça köşkün bir de dışarısı var. Ben sizden para almaya para istemeye de gelmedim. Sizden istediğim ATATÜRK'ün binasını ziyaret edin. Orada ATATÜRK'ün orijinal cam filmleri ATATÜRK'ün bazı orijinal evrakları var. Gelin görün. Bazı kırtasiye ihtiyaçlarımızı da siz karşılayın çünkü bu memleket bu ülkenin insanları sizi bu duruma getirmiş. Şu anda da Kadıköy'de ATATÜRK'ün bir binası var dedim. Bir tek gitmiş olduğum KOÇ ailesidir onun haricinde de hiç kimseye gitmedim. Hiç kimseye gidip bir makbuz kesmedim. Bu Kuvayı Milliyeye para verin diye.. 2 Nolu CD İçerisindeki 31 Dakika 59 Saniyelik Görüntüde ; Hüseyin'in:Alemlerin rabbi olan Yüce Allah'ım, bırak suçu sen milleti diyorsun ya, gurup kur, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, herkese diyorsun , Mehmet Fikri'nin:Yavrum ne vuru..., Hüseyin'in: Demediğin adam kalmadı be, Mehmet Fikri'nimBöyle bir şeyle alakamız yok, Hüseyin'in: Kime diyorsun, çağırıyorsun karşına,tab bi tanesi adam vursa Hüseyin'in'e kitleyeceksin değil mi, Hüseyin'in: Ben hiç hayatımda yalan söylemedim, söylemem, senin için bir kere yalan söyledim bir de Allah'ımı şahit tuttum, Aynı gün Allah'ım bana tokat attı, ertesi gün, senin için söyledim, ama sen benim hiçbir konuda ne yanımda ne arkamda durdun, Danıştay davasına gittim telefonunu bile iptal ettin, Hır ant Dink davası olmuş burası polisler dolmuş iki gün buraya gelmedin, ne oluyorsa, Mehmet Fikri'nin:Ne geleyim, polisleri çağırdım, Mehmet Fikri'nin:Polisleri gönderen ben değil miyim, Hüseyin'in: Hiç unutmuyorum onu, dedin ki, ben gidiyorum, danışacağım yerler var, beni iyi eğitiyor,demek ki senin bağını ve bağlantını ama, gazetecilerin geleceği gün, aynı gün Beşiktaş'a gittin, gidiyorum dedin Beşiktaş'a ne var bilmiyorum Beşiktaş'ta, gidecem görüşecem beni de aradın, Mehmet Fikri'nin: Eğitenim kimmiş, Hüseyin'in :Ben görüşmeden geliyorum, orda da taktikler verdiler, o taktikleri sana kim verdi, ^Mehmet Fikri'nimNe diyorsun Beşiktaş'ta bir tanıdığım var, mühendis yav, Hüseyin'ihrTaktik aldım geldim demedin mi bana, Hüseyin'in : Hep beni ön plana koydun, arkadaır3u Ağustos Ankara'ya gittik, Kızday meydanına yürüdük, yürüdüğümüzde baktım, Mehmet Mehmet Fikri'nin gelmedi bir de telefonlarla devletin başına eşkıya etti bizi, Ankara'dan İstanbul'a gelene kadar yönetimdeki bütün insanları çağırmış, ertesin gün işte diskalife edecekmiş bizi, ama Ankara'dan gelince ertesin gün hemen değişti, hep beni sattı, Allah'ım ben nasıl sabrettim bu adama,Mehmet Fikri'nin :Polisle mi dövüş edeceksin oğlum, polislen mi kavga edeceksin, meclise yürürüm bilmem nereye yürürüm, esrar krizi gelmiş adamlar gibi buralarda polise hücum, devlete hücum olmaz diyorum, gelin amaca ulaştı, gösteri amaca ulaştı gidelim diyorum, Hüseyin'in :Çok tehlikeli adamsın, Hüseyin'in : Hendek'te senle anlaşma yaptık,Mehmet Fikri'nin : Krize giriyorsun oğlum, vaktin mi geldi, niye böyle yapıyorsun, Hüseyin'in :İşte sen böyle bir adamsın, benim ayıbım ot içmek, senin ayıbını burama gömüyorum, Ahde vefa olmayan adamla hiçbir iş olmaz, kırmadığın, kırmadığın insan bırakmadın, bu bir sivil hareket, bura askerin hareketi değil, askerlik yapacaksan git askeriyede yap, Buradan açıklıyorum belki konuşmadığımdan bu konuşmalarımdan insanları çoğu belki bana kızmıştır, benim mafya olarak gördüler, gayri meşrucu olarak gördüler, Bu davada hak davasıdır, buradan bütün insanlara, bütün ehli kitaba sesleniyorum, bu dava bütün insanların davasmdır, Kuvayı Milliye bir barış hareketidir. Bizim ordumuz var, askerimiz var, biz burada adam vurmak için burada değiliz, adam öldürmek için burada değiliz, Mehmet Fikri'nin :Deli misin lan, Hüseyin'in :Çünkü Türkiye Cumhuriyetini yıkmak için burada değiliz, Türkiye Cumhuriyetini ilelebet payidar kalması için buradayız, Türkiye Cumhuriyetinin delinmiş kurumlarını tamir etmek için buradayız, Allah şahidimizdir. Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK her zaman ve her zaman bizim bir askerimiz olarak burada yerini koruyacaktır.... , Bütün üyelerime söylüyorum Allah için konuşuyorum, eğer suçluysam anlaşmamda, Hendek anlaşmamızda eğer suçlu ben

olursam benim kanım sana helal, Senin kanın bana helal dedin. Mehmet Fikri'nimSen suçlusun, Hüseyin'in : Eğer burada, bir şuradır, karan verin, eğer ki ben suçluysam Allah şahidimdir, bunu kalbime saplıyacam (elinde bıçak var), ama eğer bu suçluysa, benim için pis kan dedin ya, seni Allah'a havale ediyorum, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU:Saym Hüseyin başkanım, sayın Fikret KARADAĞ başkanım Allah rızası için Allah aşkı için elinize ayağınıza kapanıyorum babacım, Recep Gökhan SİPAHİOĞLU : Bu aile parçalanma sın, kol kırılsın yen içinde kalsın, Allah aşkına başkanım, Allah aşkına , Hüseyin'in :Gelin buraya 1-2-3-4-5-6-7-8-9-10-11-12 tane insan huzurunda karan verin, suçluysam Allah için bunu ben kendi kalbime ( elinde bıçak var) sokucam, burada karan Allah için verin, soruyorum size hepinize Allah için söyleyin, Mehmet Fikri'nin :Neden suçlusun oğlum, ne suçu yav,tövbe yarabbi, Hüseyin'in : Söyle,X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs: Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs :Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsun, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suç yok başkanım, Hüseyin'in :Söyle, X şahıs:Suçsuzsunuz, Mehmet Fikri'nin :Yav, kim kimi, X şahıs: Ortada bir suç yok ki, Mehmet Fikri'nin:Seni suçlayan kim yav, yav, ... şeklindeki konuşmalann geçtiği tespit edilmiştir.

d)-Telefon görüşmeleri;Düzenle

01.07.2004 tarihinde Hüseyin NALBANTOĞLU ile görüşmesinde özetle;Hüseyin'in "Ben Hüseyin NALBANTOĞLU, Atilla Beyin yanından ben" "Komutanım saygılar ellerinizden öpüyorum." diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin "Bir arayıp sorayım dedim. Ne oldu bu çocuklara, hiç ses soluk çıkmıyor dedim, iyiler mi dedim." dediği, Hüseyin'in "İyiler Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Reis nasıl iyi mi" diye sorduğu, Hüseyin'in "İyi Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Hepsine selam söyle." dediği, Tape:7 , 01.01.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin evde olduğunu söyleyerek bir süre sohbet ettikleri, Muhammet'in "Komutanım ben de çalışıyordum, bir arayayım dedim, şu gazetelere bir göz atıyorum, bunlar iyice kudurdu" "Nasıl yapsanız, bunlara bir ses yapmamız lazım", ".... Kenan EVREN'i görmüyor musunuz PKK ya destek amaçlı konuşmalar yapıyor" ,... ".. onlara bir düşünce yapacaz komutanım, ben bir şeyler planlıyorum, DTP yi bombalayacam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok, sakm yapma, haberim olmadan bir şey yapma, sakm", "Onlara prim verirsin, bizim istediğimiz zaman yapacaz, onlar istediği zaman değil" dediği, Muhammet'in "Ahmet TÜRK var ya DTP başkanı,..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Soyu sopu ermeni, hepsi ermeni, bu millete diş bileyip duruyor, boyna zorluyorlar başlanna gelecek var" dediği, Tape:l, 24.02.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Muhammedim, yiğidim", ".. .Sağol yavrum., bomba gibiyiz Allah'a şükür ..." dediği, Muhammet'in "Derneği de aradım, dernekte de kimse yok zannedersem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dernekte de şimdi telefonlar kapandı" "Yakında paramız olacak inşallah hepsini açacaz" dediği, Muhammet'in "Ya ona bi çözüm buluruz ya, bağlarız bazı yerleri, toplarız aylık aidatımızı", " olmasa biz gideriz komutanım olur mu öyle şey, ben zaten bu aydan sonra gelcem Allah izin verirse gerekeni yapacaz yani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Eninde sonunda biz başaracaz" , "Biz bu memleketin gerçek sahiplerine tapuyu vermeden ölmeyecez, Allah bize o görevi verdi" dediği, Muhammet'in "Ceviz kabuğuna çıkacaktınız ya onu ne yaptınız görüştünüz mü" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ha yok, onlarla görüşmedim" dediği, Muhammet'in "Pazartesi benim iki tane yeğen gelecek komutanım oradalar", "Canavar gibi çocuklar, sizin yanınıza gönderdim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aslanlanm benim, aslanlanm benim" dediği, Muhammet'in "... gibi yönlendirin, hiç arkanız geri çekmesin, çok sağlam delikanlılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gelsin aslan parçaları gelsin benim yavrularım gelsinler" dediği, /-■' ■- ;•' ; / ^ v,

Tape:2, 26.02.2007 tarihinde Yaşar AĞSU ile görüşmesinde özetle ; Yaşar'm "Evet bi isteğiniz bi emriniz olduğu zaman biz de burda sizinle beraberiz bunu bilmenizi istedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "karargaha bi ziyarete gelsene, madem o kadar iyisin" "Kuvayı Milliye karagahı, mabedi bir gör, Atatürk'ün karargahı burası" dediği, Tape:3, 26.02.2007 tarihinde Resul/Mehmet/Abdullah isimli kişiler ile görüşmesinde özetle ; Resul'ün "Albayım merhabalar", "Ben sizin bir sempatizanmızım.." ".. .derneğin üyesi de olacaz" dediği, telefonu Mehmet'in aldığı, Mehmet Fikri'nin "bu Doğu PERİNÇEK'in avukatları tazminat için beni arayacaklar demiştin Mehmet abi, aramadılar onu geçen gün sana söylemeyi unutmuşum ben" , "o konuda yardımını istiyorum" dediği..., telefonu Abdullah isimli şahsın alarak bir süre televizyonda çıkan programlardan bahsettikleri, Ahmet'in "İzledim Korkut Abiyle de kulağını çınlattık geçen gün aradım onu" dediği, Mehmet Fikri'nin "hiç aramıyo ... herifler ..." "Ben vazifedeyken onların hepsini arıyodum, Vatansever Kahramanların hepsini hiç çekinmeden anyodum" "Ü. Albay .. buraya kadar geldi destek verdi" dediği, Tape:4,26.02.2007 tarihinde Hülya DEMİRCİ ile görüşmesinde özetle ; Hülya'mn "Sayın İ.Z. Paşamla Emekli Subaylar Derneği sizleri de aralarında görmek istiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam olur .." dediği, Hülya'mn "Sekreterinize falan bahsetmeyin bu konulardan", "Gizli kalsın yani" , "...Hüseyin kardeşimle, Kahraman Bey kardeşim her zaman takdire şayan insan., yalnız sekreterinize her konuda bilgi vermeyin" dediği, Tape:6 , 28.02.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Hacı abi merhaba" dediği, X Şahsın "Komutanım nasılsın, seni çok seviyorum be" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sağol sağol yiğitlerin yiğidi sevgili abinı vefakar abim" dediği, X Şahsın "Allah razı olsun, şuanda bir gardaşım var, Vatan Cumhur.. Derneği başkanı genel başkanı 24 il 24 ilde şube kurdu, şu anda N.D. büyüğümüzün elini öpmeye gidiyoruz" dediği, Mehmet Fikri'nin " Çok güzel çok selam söyleyin" dediği, Tape:8, 02.03.2007 tarihinde Ömer ALPARSLAN ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin HADEP kongresinin bile kendilerini tek rakip olarak gördüğünden bahsettiği, Ömer'in "Kuvayı Milliye bu kadar ölmedi" dediği, Gazi Üniversitesindeki bir konferanstan ve üst düzey askeri yetkililerin de katılacağından bahsettikleri, Mehmet Fikri'nin "davetiye olursa beraber gidelim" dediği, Ömer'in "Süleyman DEMİREL sabah oturumunu açıyor", "Öğleden sonra işte bu askeri şeyler konular, Suat İLHAN oturum başkanı", "Albay Yavuz ÖZGÜLDÜR var" "Emekli Korgeneral Hasan MURATLI var" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kürt..o, vatansever gözüküyor da..." dediği, Ömer'in "Emekli Tümgeneral Rıza KÜÇÜKOĞLU" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kuvvayi Milliye genel başkanı olarak beni davet ederlerse gelirim,öbürü türlü gelmem zaten" dediği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde, 50 milyon dolarlık bir arsanın satışıyla ilgili konuşmalar yaptıkları, Tape:386, 05.03.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle ; Erküt'un "Merhaba komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aslanım ne haber ne yapıyorsun", "Ne yapıyor arkadaşlarınla ne yapıyorsun iyi misin" diye sorduğu, Erküt'un "Valla çalışmalarımız devam ediyor komutanım işte, internet üzerinden" dediği, Mehmet Fikri'nin "Şimdi bu bizim binanın, birinci taksidini ödemiştik, iki ve üçüncüyü ödeyemedik, on bir milyar lira kadar bir borcumuz, on bir bin lira", "O internet şeyinden bir yardım çağrısı yap bakayım, gelen katılan var mı, veya öyle bir şey yapabilir misin" diye sorduğu, Erküt'un "Yalnız komutanım şöyle bir sıkıntı olabilir, biz daha önce heckır grubumuz için böyle bir çalışma yapmıştık, fakat yasal bağış olarak yasal izin olmadığı için, bağış kanununa muhalefetten işlem yapıldı" , "Yasal olarak izin alınması lazım ki komutanım, ona göre bağış şeyi yapılabilsin destek yapılabilsin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kuvayı Milliyeye üye olmak şart değil, üye aidat için üye olmak lazım" dediği, r ".,,",- Tape:15, 06.03.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle ; Bir süre hal hatır sorduklan, Mehmet Fikri'nin "Bomba gibiyiz evlat" dediği, Erkut'un "Komutanım her zaman yanınızdayız, biliyorsunuz" , "Her zaman elimizden geldiği kadar, derneğimize, davamıza, her zaman biliyorsunuz, ne olursa yardımcı olacağız komutanım" diyerek bir emri olup olmadığını sorduğu,

Tape:18, 12.03.2007 tarihinde Y.I. ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Merhaba nasılsın evlat" dediği, Y.I.'m "Sağolun komutanım Albay Y.I." , "..ben topçu okuluna geldim akademiden sonra" , "Televizyonda gördük, tabi gurur duyduk...", "Ben ve kolordum emrinde diyemiyorum komutanım, kolordum yok ama arkadaşlarımın hepsi emrinizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlara selam söyle, sakın ola ki ihmal etmesinler" dediği, Y.I'ın "Burdakilerin hepsi emrinizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Seyirci kalmasın hiç kimse Y." dediği, Tape: 19,12.03.2007 tarihinde Atalay COŞKUN ile görüşmesinde özetle ; Atalay'm bir kaza sonucu yaralanmasından dolayı hastanede yattığından bahsettiği ve "Televizyondaki şey olayını falan, sizin dün de evelsi gün de il başkanı falan gelmişti CHP'den", "Halk arasında büyük bir yaygınlaşma var, çok güçlü bir şey var, bütün politik temelde hemen hemen" "o politik anlamdada biz onu ekleyeceğiz, ..kanımızın son damlasına kadar" "Ölümü alan göze düşmanı getirir dize, o şekilde mücadele edeceğiz" dediği, Tape:20,13.03.2007 tarihinde Remzi ÖZKAN ile görüşmesinde özetle ; Bir süre selamlaştıktan sonra, Mehmet Fikri'nin "Sağol bomba gibiyiz, Allah'a şükür, uğraşıyoruz burada ki şeylerle, vatan haini eriyle" "Karargahtayım"dediği, Remzi'nin www.Alanyaajans.com şeklinde bir internet adresi verdiği, daha sonra "dün bi Kürt vatandaşın birisi bi açıklama yapmış" "Alanya'da öğretmen şarkı söylettirmiş öğrencilere, onla ilgili bir açıklamam var izleyebilirsin paşam" dediği ve Milli Eğitim'in yaptığının suç olduğundan bahsettiği, Mehmet Fikri'nin "Ya milli eğitimin başı ne ya, anam kurt, babam arap diyosun, sen nesin, ben diyorum ki,.... başka ne olabilir., peki oldu yavrum" dediği, Tape:23, 20.03.2007 tarihinde Atalay COŞKUN ile görüşmesinde özetle; Atalay'm bir şahsın cenazesinden bahsettiği ve telefonla ulaşamadığım anlattığı ve "bugün mutlaka ulaşınm o dava mava açtılar herhalde bugün, şey hakkında, televizyonda ben okudum da o içişleri bakanı ...." dediği, Mehmet Fikri'nin "Atalay, suç olmadığı için dava açamazlar, suç unsuru yok" dediği, Atalay'm "açsa da ..biraz halk hareketi ivme kazansın, bir iki tanesi geberdi mi, ondan sonra güç olduğu zaman bir şey olmaz, bu iş kitleselleştimi ondan sonra defolup giderler" dediği,.. Mehmet Fikri'nin "..onların kurduğu oyuna gelmiycez biz kuracaz oyunu" dediği, Tape:24, 24.03.2007 tarihinde Ahmet isimli şahıs ile görüşmesinde özetle ; Ahmet isimli şahsın bir şahsı tanıştırmak istediğini söyleyerek "öğleden sonra falan nerde buluşalım paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "karargahta da olur karargahta istemiyor musun" dediği, Ahmet'in "..onu şu anda telefonda şey yapamam" , "Daha farklı bir durum çünkü", "...bir buçuk ikiden sonra bu arkadaşımızla mutlaka tanışmanızı istiyorum" dediği ve Acıbadem' de buluşmaya karar verdikleri, Tape:25, 26.03.2007 tarihinde Recep BULAL ile görüşmesinde özetle ; Recep BULAL'm Yedek Subay olacak Hasan... isimli şahsın haricinde A.A isimli şahsm askerlikle ilgili tayin konusunda da yardım istediği ve "Çocuk ıspartada, nisan başında" "Dağıtım olucak, bu taraflara falan istiyo" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam bakarım ben sen merak etme" dediği, ilerleyen konuşmalarda Mehmet Fikri'nin bir işletme defterinden bahsederek, bir notere tasdik ettirilmesi konusunu görüştükleri, Mehmet Fikri'nin Derneğin ekonomik sıkıntılarından bahsedip sponsor bulamadıklarını söyleyerek "... o senin Bilgin de 100 milyarlık ilan vermiş, bize beş kuruş faydası yok" dediği, Recep'in "hakikaten bi dönmedi bize" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sedat PEKER p “ diyerek Sedat PEKER'le de muhtemelen maddi yardım konusunu görüştüklerini anlatmaya çalıştığını, Tape:26 , 04.04.2007 tarihinde Hasan BARUTÇU ile görüşmesinde özetle ; Hasan BARUTÇU'nun kendisini Recep BULAL'ın yeğeni olarak tanıttığı, Mehmet Fikri'nin "Sen bekle Hasan'ım iyi olucak inşallah" dediği, Hasan'm "Pazar günü girdim paşam sınava, elimden geleni yaptım" , "yedek subay olarak işaretledim" dediği, Mehmet Fikri'nin "iyi o büyük ihtimalle olacak ben söyledim" "Hiç merak etme sen, iş iyi olucak" dediği, Tape:82, 21.04.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; ahraman'm "Baba, bu Devlet TOPÇU" "Altıyolda seni bekliyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Nerden çıktı o yaa şimdi" "Şeydeki bir çocuk ya. Bizim hemşerilerden birisi." dediği, Kahraman'm Mehmet Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ve Savaşan TOSUN isimli şahısların aradığından bahsettiği ve "bizde başlayacağız birazdan, geldi elemanlar" dediği, M. Fikri'nin "Devlet bana birşey demedi. Canım bi randevumuz yok da." "Görüşürüm yani. O bizim şey iyi bir çocuk yani."dediği, Kahraman'm "Ben o zaman ona diycem böyle böyle babam bir toplantıya gitmiş diycem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bizim militanlardan birisi yani. İyi bir çocuk yani." "Terkedilecek bir çocuk değil ama. Şimdi ne yapayım ben ona ordaysa." dediği, Kahraman'm "Tamam. Gelirse buraya davet ederim. Bir çay içirir, gönderirim ben." dediği, Tape:84, 24.04.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; X'in "Alo Kuvayı Milliye buyuran" "Baba seni balıkçı Orhan aradı" diyerek bilgi verdiği, Mehmet Fikri'nin "..ne yapıyor çocuklar orda" dediği, X'in "Çocuklar şu an da Kahraman ile Ali dışarda, bir işleri varmış" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne yapıyorsunuz alt katta bir şeyler yapıyorlardı" dediği, X'in "Ordan bir şey çıkmadı baba" dediği, Tape:85, 25.04.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin bir süre çantasının çalındığını, evraklanmn gittiğini anlattığı ve "namuslu vatandaşa memleket zehir oldu" "O .... de bakanımız, başbakanımız ... oralarda işte" "Ya o .... orda duruyorlar, millet dolaşamıyor sokakta" dediği, X'in "Biz bu işe niçin girdik peki babacım, yani bunu sen benden daha iyi biliyorsun, biz bu işe zaten bunları düzeltmek amacıyla girdik" dediği, Tape:86, 25.04.2007 tarihinde Ali isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ali'nin "...Aman aman iyi ol nasıl gidiyor geçen Mersin'e gitmiştin duyduğuma göre" dediği, Mehmet Fikri'nin "Mümin KELEŞ diye bir tane şeylen tanıştım", "Daha doğrusu o beni buldu Mümin KELEŞ seni de tanıyor" dediği, Ali'nin "He şu Sivaslı olan mı" dediği, Mehmet Fikri'nin " Sivaslıyım diyor işte Özel Harekatçıyım falan diyor, ben hatırlayamadım tam olarak ta" dediği, Ali'nin "Yav kardeşim o yazıyor yazıyor,bırak inanma o ... ya o herkese yazar öyle ya", "Normal bir oğlan değil o yani, o kanaate vardım yani" dediği, Mehmet Fikri'nin " Osman bizim Osman GÜRBÜZ'e filan da bir sürü şey yazıyor, 50 tane suç yapmadığı kalmamış" dediği, Ali'nin "Osman'ın nesini görmüş görsün ya, Osman'ın yaptıkları meydanda zaten", "Yani Osman'a demiyoruz ki şey sütten çıkmış bilmem ne kaşık demiyoruz ki biz, yatmış çıkmış cezasını çekmiş, aslan gibi de geziyor yani , ne yani kime ne yapmış vatanı milleti müdafaa ediyor yani, yani şimdi birisini öldürdü birisini vurdu birisini öldürdü ceza evinde hangimiz yatmadık ki, başka ya ben de yattım çıktım yani ne olacak mühim olan vatanımızı sevmek" dediği, Mehmet Fikri'nin "O kadar canım, o kadar" dediği, Tape:89, 26.04.2007 tarihinde Osman GÜRBÜZ üe görüşmesinde özetle; Osman'ın "Başkanım rahatsız ediyorum, bu Teziç'e suikast yapandan mı çıkmış kartımız" dediği, Mehmet Fikri'nin "He yok ya, bizim kartımız değil o, Kuvayı Milliye kartı çıktı diye yazmış o ", "Kuvayı Milliye Teziç'e suikast yapmış düşünebiliyor musun çamuru" dediği, Osman'ın "..tabi oyun yapıyor şerefsizler" dediği, Tape:90, 26.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Takvim gazetesinde kendileriyle ilgili haber çıktığı, berat karan verildiğini bildirdiği, Mehmet Fikri'nin "Tabi canım kovuşturmaya yer olmadığına karar verecek , başka ne yapacak" dediği, Kemal'in "Verirse burdan ben de müracaatta bulunup aleti mi alayım efendim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi tabi tamam anladım bakımdediği, ( Mersin ilinde düzenlenen törende Kuvayı Milliye Derneğine üye olacak kişilere Mehmet Fikri KARADAĞ'm "ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almalarını" ihtar ettikten sonra Kur'an,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak bilinen yemini tekrarlattığı,bu törene ilişkin görüntülerin basında yer almasından sonra başlatılan soruşturma kapsamında polis tarafından törende masa üzerinde duran Kuvayı Milliye Mersin İl Başkanı Kemal CANAY'm ruhsatlı silahına el konulduğu , görüşmenin bu konuya ilişkin olduğu anlaşılmıştır.) Tape:92, 27.04.2007 tarihinde Ferahi SES ile görüşmesinde özetle; Ferahi'nin "Posta gazetesinde bir şey yazıyor, sizi yazıyor, bir de orda görevli bir bayanın kartı çıktı diye" "Benim kartım mı diye sordum" dediği, Mehmet Fikri'nin birilerine kart verip vermediğini sorduğu, Ferahi'nin de vermediğini söylediği ve "Kimin o zaman benim değilse, öğreneyim diye aradım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Senin kartın niye olsun canım, ben görmedim ki, bizi ne ilgilendirecek" "Polis koymuş olur, bilmem ne olur, senin kartın niye olsun" "Sen öyle önüne gelene kart mı dağıttın" dediği, Tape:93, 27.04.2007 tarihinde Ahmet SAYAR ile görüşmesinde özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı" dediği , Ahmet'in "O zaman Anayasa Mahkemesi de yann bu işi aynen bağlar" dediği,Mehmet Fikri'nin " Köpek gibi bağlıycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başarıya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmaların da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik" dediği, Ahmet'in "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur" dediği, Tape:94, 27.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Genel Kurmay'm açıklamasını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "..bizim ateş orayı sarmış, belli oldu" dediği, Kemal'in "Muhtıra gibi şey vardı, açıklama yaptı", Mehmet Fikri'nin "Ne kadar güzel, aşağıdan gelen baskı da bu" , "Benim yiğitlerimin baskısı da bu" dediği, Tape:95, 28.04.2007 tarihinde Nilgün isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Nilgün'ün "Bir görev veriyor musunuz bana gelim mi İstanbul'a" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gelmene lüzum yok, şimdi yann biz gidiyoruz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Oradaki toplantıya" dediği, Nilgün'ün "Gerçekten emrinizdeyim yani, ne yapabilirsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "...devam et orda teşkilatlanmaya" dediği, Nilgün'ün "Muhtıra ile ilgili ne yapıyoruz" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey, şimdilik" , "Aynen devam edin" dediği, Nilgün'ün "Talimatınız olursa bekliyorum başkanım" "Hepimiz hazırız burada" "Bizde çok kalabalığız"dediği, Mehmet Fikri'nin "Yaparız, yapacaz evel Allah"dediği, Tape:96, 28.04.2007 tarihinde Neslihan isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin çalman çantası ve eşyalarından bahsettikleri, Neslihan'ın hırsızlardan haber olup olmadığını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Yok arayıp duruyorlar, bakalım bir iki tane falakaya alacaklar bugün yann" , "Bilmiyorum Polis te olabilir, senin dediğin gibi", "Polis, İstihbaratçı, Gazeteci, bir sürü ne varsa" dediği, Neslihan'ın da "tabi, senin çanta da ne var diye..." diyerek çantanın içindekileri elde etmek, bilgilere ulaşmak için, çantanın polis, istihbaratçı veya gazeteciler tarafından çalınmış olabileceğini anlatmaya çalıştığı, Mehmet Fikri'nin "isim listesinden başka bir bok yok" dediği, Tape:98, 29.04.2007 tarihinde İsa TARIM ile görüşmesinde özetle; İsa'nın "Tarsus'tan İsa Tanm" "Söylediğiniz Kırmızı Beyaz devrim gerçekleşti galiba, Allah'ın izniyle" dediği, Mehmet Fikri'nin "Olacak, olacak" dediği daha sonra bu konu üzere Hulki CEVIZOĞLU'nun televizyon programından bahsettikleri,

Tape:99, 30.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Mersin ilinde yapılan yemin töreniyle ilgili gazetelerde çıkan haberlerden bahsettikleri, askerlik problemi olan bir şahsın işinin ayarlanması konusunda görüşme yaptıklan, Kemal'in "Ankara' da Milli Savunma Bakanlığından bitecek bir konu var" , "Bir askerlikle ilgili" , "Uçak biletini göndersek, akşam Ankara'da buluşabilir miyiz", "Bu arkadaşımız da bize baya iyi bir kaynak aktaracak bize", "Kuvayı Milliyeye yardımda bulunacaklar" dediği, Mehmet Fikri'nin "şimdi ben şeye gidince sana bir telefon numarası verecem, özel telefon, oraya açarsın, açsın, bana o olayı anlatsın, ben hemen Ankara ile temasa geçip halledeyim bugün" dediği, Tape:322, 30.04.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Gelen giden var mı" diye sorduğu, Hüseyin'in "Sabahleyin iki tane avukat geldi buraya" "Müze yapıyoruz şimdi, Bizim ıvır zıvırlar var ya,böyle tarihi şeyler" "Orta kata koyuyoruz. Eğer öyle bir şey yani kapatma şekline gelirse, Atatürk'ün müzesini kapatıyorlar şeklide bütün her şeyi yığarız diyo,kimse bir şey yapamaz diyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aynen yapsmlar,şimdiden başlasınlar.Onun için gereken ne varsa hemen gelip yarın imzalayayım,yazsınlar,müze haline dönüştürdük burayı falan diye" dediği, Tape:323,30.04.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Kuvayı Milliye Atatürk Müzesi diye oraya bi kağıda birşey yazdırın. O bizim eski çerçevelerden bir tanesine koyun cama asm kenara" "Oraya bir hikaye yazdırın şeye, dersiniz, Atatürk Misak-ı Milli Kararlarını bu binada almıştır diye,o şeyin altına da yazm,asm dışarıya" "O dediğin oyunu oynayalım o zaman" dediği, Tape:102, 30.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in "Aradın mı Genel Başkanım aradın mı" dediği, Mehmet Fikri'nin "Şimdi Askerlik şubesine gidecem bakacam çaresine bakacam nedir çaresi" , "Ankara'da onun şeyi neydi" dediği, Kemal'in "Bu Türkiye Dispiratörü Bankasının", "... bizim ilerde çok işimize yarayacak bu adam" , "Biz 9'da gidiyoruz akşam bize uçak biletlerini gönderiyor gidiyoruz akşam" dediği, Tape:106, 30.04.2007 tarihinde T., isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin T.'a görevinin ne olduğunu sorduğu, T'nin " Almanya-Türkiye temsilcisiyim, artı bir de Türkiye Federasyonunun As Başkanıyım" dediği, Mehmet Fikri'nin " Bankasıyla ilgili de görevin var mı" diye sorduğu, Tayyar'm " Bankasıyla benim ortağımın görevi, ben onun temsilcisiyim firmanın temsilcisiyim" dediği, Tape:107, 30.04.2007 tarihinde X şahıs/Y Şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin bir askeri üssü arayarak X şahıs sonrası Y şahısla görüştüğü ve "Sevgili paşam nasılsın" diye hal hatır sorduğu, Y Şahsın ".. dün Çağlayan'da miydin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dün Çağlayan'a ekibi gönderdim, kendim seyrettim", "Çağlayan'da kuvvetli bizim ekip" diyerek yapılan mitinglerden bahsettikleri, ilerleyen konuşmada, Kuvayı Milliyecilerden olarak tanıttığı T... askerlik problemi konusunda yardım talep ettiği tespit edilmiştir. Tape:109 30.04.2007 tarihinde T., ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin M.. Komutanlığında Tuğ General N.Ö.ile konuştuğunu, askerlik problemi konusunda bu şahsın yanma gidip derdini anlatması gerektiğini, oraya gidince Kuvayı Milliyeci olduğunu anlatmasını söyleyerek "..ordan küçük bir paket yap, benim adıma götür, kendi adına sakın götürme" dediği, Tape:110, 30.04.2007 tarihinde T. ile görüşmesinde özetle;T'nin "M.Komutanı N. Paşayla görüşçem, yetiyor dimi" dediği, M. Fikri'nin "Evet oraya görüşmeye geldim dersin direk kendisiyle görüşücem bekliyor beni de" "Onlar hemen sorarlar kim o derse, Emir subayına dersin. Ben böyle Kurmay Albay Fikri KARADAĞ Kuvayı Milliyeden dersin." "Tabi N.oranm .. komutanı oranın komutanı o" dediği,

Tape:115, 30.04.2007 tarihinde T. ile görüşmesinde özetle; T'nin "...Bu rapor işini yarma, çünkü bizi oraya yönlendireceğini bilmiyordum.", "Şimdi o yüzden yarın sabah. Konuşamıyoruz yani telefonda kusura bakmayın." dediği, M. Fikri'nin "Oğlum konuşacak birşey yok. Ben gereğini söyledim. Siz hiç birşey yapmanız gerekmiyor. ...Sen kendin tek başına git. Nizamiyeden gir işini bitir dön." dediği, Tape:324, 01.05.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Turgay diye bir arkadaşı gönderiyorum yanma" "Ümraniye'de bir E 200 Mercedes çalınmış" "Maltepe grubu çalmış, oralarda işte Tuzla Şifasuyu'na göndermiş" "50-55 Euroluk bir araba doksan milyarlık", "Arabayı bulursak, ordan bizim de hakkımızı verecek, satacaz galeride doksan milyara 90-95", "Tamam, onu Turgayla siz anlaşırsınız onu" dediği, Kahraman'm "Tamam Gönder Babacım" dediği, Tape:325, 01.05.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Bir önceki görüşmede bahsi geçen araçla ilgili olarak konuştukları ve Mehmet Fikri'nin "Ama oralarda dolaşıyormuş o araba, onu jandarmaya mı bulduracaz, biz bulursak 30 lirasını alırız, en az 20 sini alırız" , "Bi geçin bakayım bi araştırın nedir" dediği, Tape:117, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in Alaattin .. isimli bir şahıstan bahsederek, bu şahsın Şırnağa askerliğinin çıktığını, onun için rahatsız olduklarını, şahsı bu taraflara alıp alamayacağını sorarak yardım istediği, Mehmet Fikri'nin da yaparız dediği, Tape:118, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in " nasıl durumlar baksana toz duman DSP ile CHP birleşiyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin " Toz duman, tabi sağda onlar birleşecek, solda, öbürleri de sağda birleşecek" dediği, Recep'in "Sağda öbürü sağda, bizimkiler solda birleşecek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey olmaz, aynen öyle olacak, birinci parti CHP dedim bana kimse inanmadı" dediği, Recep'in " Evet birinci parti CHP olacak, ben sana söyleyim" dediği, Mehmet Fikri'nin "..Bütün köpekler sürünüp gidecek siktir olup gidecek" dediği, Recep'in "250 milletvekili çıkartırız değil mi paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Daha fazla, daha fazla" dediği, Recep'in "Daha bile fazla, hayırlısıyla başkanım, ne diyorsun milletvekili olayım mı, gireyim mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hemen tabi, hemen yokla, hemen yokla ben seni her zaman desteklerim", "Her şeyinden desteklerim ben seni", "Bütün bu varoşların hepsine de yollarım adamlarımı,hiç merak etme" dediği,Recep'in "Varoşların hepsine yollarım diyorsun Maltepe'den Ümraniye'sine kadar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hepsine, hepsine" dediği, Recep'in "İşte ilk on, onikiye falan girebilsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "... gönderirse buradan size oy vermiyor Kuvayı Milliye der olur biter" dediği, Tape:120, 03.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle;Bir süre Tekirdağ'a açılacak dernekten ve şahıslardan bahsettikleri, ilerleyen bölümlerde, seçimlere katılacak bağımsız adayın kim olacağını, bağımsız adayın Kemal veya Silifkeli Doktorun olması gerektiğinden bahsettikleri, konuşmanın devamında, siyasi olaylardan bahsederek Abdullah GÜL'e ... diyerek hakaret ettikleri, konuşmanın son bölümlerinde, Kemal'in çıkartacakları gazetenin manşetinin konusunu sorduğu ve "Açılıştaki konuşmanızı koyalım mı efendim" , "Başlık şöyle atıyorum, Türkiye'de 200 bin ajan var" dediği, Mehmet Fikri'nin "200 bin ajan misyoner kılığında, 200 bin ajan de, aynen öyle" , "Misyoner kılığında" , "Sivil toplum kuruluşu misyoner, ondan sonra yardım kuruluşları adı altında 200 bin ajan dolaşıyor" "...hesap sormaya geliyoruz, o kadar" "Kuvayı Milliye hesap sormaya geliyor, o kadar" dediği, Tape:122, 04.05.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; Vakıfın "...T.Paşamın yanma vardım, selamlarınızı arz ettim." "Güvenlik ve temizlik şirketi var. Hasanpaşa'da Paşam." "T.Paşamın Fenerbahçe stadyumunu, Fenerbahçe'nin bütün tesislerini almışlar. Güvenliğini, temizliğini." , "...Ben sizin birimden de bahsettim de."


dediği, M. Fikri'nin de "Tamam biliyorlar beni canım. Ben onlara gittim, onlar bana geldi. Ben onlara gittim şirketlerine."dediği, Tape.:125, 07.05.2007 tarihinde Yakup isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yakup'un Kayseride bazı kurt gurupların olduğunu, bunların halka ve bazı iş adamlarına baskı yaptığım, bazı şahısların bunlardan faizle para aldığını, şahıslarında bu kişileri tehdit ettiğini anlatarak, bu şahıslara ne yapmaları gerektiğini sorduğu ve "E.A.diye bir Kürt burada, .. milletin kanım emiyor, ..bizim bu esnaflara nasıl yardımcı olabiliriz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne demek ya, öyle şey olur mu, onlar siktir olup gitçek ...", "Onları bana sormayın oğlum .. nasıl yaparsanız yapın, .. teslim olmayın da köpeğe" dediği, Yakup'un "Yok komutan, köpeği nasıl zehirleyip elindekini nasıl alacağız onu düşünüyoruz" dediği, Yakup'un dikkatli olmaları gerektiğinden bahsettiği, Mehmet Fikri'nin "Planlı yapacağız planlı", "Balıklama atladın mı işler kanşır" dediği, Yakup'un "Anladım komutanım, o zaman biz şu oluşumumuzu yaptık mı.", "O zaman özel konuşuruz bu mevzuları zaten" dediği, Tape:126, 08.05.2007 tarihinde Metin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Metin'in şehit haberlerinin gelmesi ile morallerinin bozulduğunu söyleyerek "Söyleyin bir şeyler yapalım komutanım ya, vallahi ya çok gücüme gidiyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Allah bize öyle bir maddi imkân verir vermez, zaten Kalpakların siparişi" , "Kalpakla beraber tabi, öbürlerinin de siparişini vereceğiz" , "Bunlardan hepsinden hesabını soracağız, Meclisin önünde soracağız, hepsini açık mahkemelerde" dediği, Tape:134, 11.05.2007 tarihinde Derman isimli şahıs ve M.A.ile görüşmesinde özetle; Derman ile M. Fikri'nin bir süre bir toplantıda Mehmet Fikri KARADAĞ'm yazısının okunması konusundan görüştükten sonra Derman'm "...Bizim asker de geldi. Benim bir onursal üye var burda." , "Sizin de sesinizi duymak istiyor, istersen bi izniniz varsa konuşmak istiyor sizinle." dedikten sonra telefonu M.A'ya verdiği, M.A.'nm kendisini tanıttıktan ve babasının savaşa girdiğinden bahsettikten sonra "Benim oğlumu Şırnak Taşkonak'a vermişler." , "He Taşkonak. ... Yardımlarınızı bekliyorum. Bende sizin bir üyenizim." dediği ve oğlunun ismini söyledikten sonra Derman isimli şahsa telefonu verdiği, Derman'm ismi geçen şahsın askerlik yaptığı yerin bilgilerini M. Fikri'ye verdiği, M. Fikri'nin de Tugay Komutanıyla görüşeceğini söylediği, görüşmenin sonlanna doğru Derman'm "Paşam birde sizin adresinizi alabilir miyim", "Bi paketiniz var. Size bir hediye gönderiyorum da." dediği, M. Fikri'nin de adresini verdiği, Tape: 139,14.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kendilerinden bağımsız bir milletvekili seçilmesinin iyi olacağından bahsettikleri, İzmir ilinde yapılan mitingin iyi olmadığını, olayı siyasi partilerin üstlendiğini, şova dönüştürdüklerini anlatarak Mehmet Fikri'nin "Kürsüye falan şey yaptık müdahale ettik" diyerek kavgayı önlediklerini anlattığı , Kemal'in "CHP ile DSP nin şeyine dönüştü yani" diyerek rahatsızlığını bildirdiği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bir doktordan bahsederek, doktorun kendilerinden bağımsız aday olabileceğini konuştuklan, Mehmet Fikri'nin da Kemal'e "önce kendini düşün" diyerek bağımsız milletvekili adayı olmasını istediği, Tape: 151, 14.05.2007 tarihinde Ferhat isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ferhat'ın hava alanında olduğu, Bodruma tatile gittiğini söyleyerek Mehmet Fikri KARADAG'ı da Bodruma tatile çağırdığı, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, Ferhat'ın "Bizim Muzaffer'in yine isimleri çıkmaya başladı, gazete, televizyonlarda" "O ne ya, Kuvayı Milliyenin ismini çıkanyo orda, niye öyle o" dediği, Mehmet Fikri'nin "onlann bizimle alakası yok, onlar ayn şey kurmuş bizden habersiz" dediği, Ferhat'ın "Serseri midir nedir o astsubay" dediği, Mehmet Fikri'nin "O zaten öyle, manyak ya" dediği, Ferhat'ın "Muzaffer'i aradım biraz önce, dedim ne yapıyon, nedir bu rezillik diyecektim" dediği, Mehmet Fikri'nin "... uzaktan yakından, zaten savcıya da bilgi verdim bu konuda" , "Savcı zaten bizim hemşeri çıktı tesadüf bu ya" dediği, ~' '"'"" ;

Tape:142-143, 24.05.2007 tarihinde X Şahıs ile görüşmesinde özetle; (1. SMS) "Sen ki Teşkilatı Mahsusanm Yiğit Komutanı. Sen Ki Yiğit Asil Komutan. Yüce Türk Devletim ve Asil Türk Milletim Senden Başbuğklukta Hizmeti Sana İnanmış Bir ... (2. SMS) ...İnşaallah Ben Daim Hazirim. Rabbim Senin Sırtını Yere Getirmez. Bileğin Bükülmez. Yüce Türk Devletimin Hainlerine Çelik Balyoz Eylesin. Rabbim Türk'ü Korusun" yazdığı, Tape:339, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile B. isimli kişi arasındaki görüşmede özetle ; B.'ün "Bizim Erenköy'de birkaç camide AKP'liler toplanıp, AKP'nin reklamını yapıyorlarmış. Ordu'yu devamlı yalanlıyorlarmış, saçma sapan konuşmalar yapıyorlarmış", "AKP lehine konuşmalar yapıyorlarmış, birde bu en son işte bu şehit olayları var ya hani AKP'yi şey yaptılar, kovdular movdular, çıldırmışlar, ordunun yanında olan dinsizdir Allah'sızdır diye cami'de şey veriyorlarmış" dediği, Kahraman'm "Tamam, Ben Şimdi Şey Yapacam 1 .İnci Ordu'yu Ararım Şimdi" dediği, Tape:340, 13.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm "Şimdi bize bir ihbar geldi Kuvayı Milliyeye" , "Bu Sahrayı Cedit Camiinde Ordu aleyhine AKP'liler bütün mahallelerde, camilerde vaazlar veriyorlarmış, Ordu Allah'sız kitapsız gibisine" dediği, Mehmet Fikri'nin "biliyom şimdi Ordu Kurmay Başkan'ma söylüyorum hemen" dediği, Kahraman'm "Orda bir de tarikat varmış herhalde baba" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi tarikatçı onlar zaten hepsi ajan, İngiliz ajanı" "Tamam Istihbaratçılanm gönderirler hemen. Ben şimdi arayayım onları" "Aptal herifler otursunlar orda" dediği, Tape:153, 16.06.2007 tarihinde Mümin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mümin'in "Komutanım ne yapıyorsun, gazetelerdeydin yine" dediği, Mehmet Fikri'nin "öyle, bizim alakamız yok onlarla" dediği, Mümin'in "o oğlan galiba... oğlan gariban zaten komutanım, o çocuğu hava indirmeden tanıyorum"dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar doğruysa, bombalar mombalar bilmiyoruz tabi, iftira da olabilir" dediği, Mümin'in "Yok AKP var ya bu AKP, herşeyi yapıyor biliyon mu" , "Ya komutanım Oktay'ın cebinde harçlığı yok, o çocuk Çapa'ya hastaneye geliyodu" dediği, Mehmet Fikri'nin ".. iftiradır onların hepsi ya" dediği ve konuşmanın devamında Kadıköy bölgesinden bağımsız millet vekili adayı olduğunu söylediği, Tape:154,17.06.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; Bir süre M. Fikri'nin milletvekilliği adaylığı hakkında görüştükleri, M. Vakıfın bazı kişilere M. Fikr'nin bağımsız aday olduğunu söylediğinden bahsettikten sonra M. Vakıfın "Babalar gününüz kutlu olsun paşam." dediği ve H.B.ve K.B.isimli şahıslarla görüştüğünden bahsettikten sonra "Paşam H. beyin yanma gidecem, selamlarınızı da söyleyecem. Çok kişi müracaat etmiş. Şubat ayında bu teşkilata. Çoğunun olumsuz yazısı gelmiş. Benimki gelmedi. Bir ay önce gelmişti hatta" dediği, Tape:265, 24.06.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Bir süre sohbet ettikten sonra Muhammed'in "geçen ay iki defa geldim İstanbul'a" , " onunla beraber geldik, 4 kişi getirdim oraya" dediği, Fikri'nin "..bütün ekip olarak İzmir'e gitmiştik" dediği, Muhammed'in "Bu son olaylar nedir komutanım geçmiş olsun", "soruşturma falan açıldı ya, .. sizle ilgili" dediği, Fikri'nin "E siktir et onlan zaten vardı" dediği, Tape: 158,24.06.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle;Yapılan bir kamp toplantısından bahsettikleri, Kahraman'm " nasıl değerlendiriyon baba" , "Bugünkü gündemi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Gayet güzeldi", "Gençliği de konuşturduk, gençliği konuşturmayı unutmayalım bundan sonra" , " çok önemli, hatta bide güzel, iyi bir kadın bulsak, oda konuşsa, her seferinde bi kadın bi genç" diyerek gençlere konuşma yapması için kadın konuşmacı ayarlamaya çalıştıkları,konuşmanın ilerleyen bölümlerinde siyasi konulardan bahsettikleri, Mehmet Fikri,'nin "….Gürcistanda, Amerikada, İngilterede, Ermenistanda, Suriyede, Arabistan'da gidin Türkler'e dininiz elden gidiyo deyin,


başbakanda olursunuz cumhurbaşkanı da olursunuz diyor, yani bizim millet ohh batan geminin mallan deyip propagandayı yapıyor, bakan oluyor, başbakan oluyor, herşey oluyorlar, Cumhurbaşkanı bile oluyorlar, Turgut Özal gibi mesela" , "Neden, işte bu bizim yapacağımız işten sonra olamayacaklar" dediği, konuşmanın son bölümlerinde Muzaffer TEKİN'in Bursa'da bi evde daha bazı malzemelerin çıktığından bahsettikleri, Tape:27, 29.06.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle;Erkut'un "Komutanım merhaba, Erkut Ersoy ben Özel Büro" , "Biz arkadaşlarımıza sizin çalışmalarınızdan bahsettik" , "Bu konuda dağıtım komitelerimiz de postayla ilgili yerlere bildirme yapıyor" dediği, Tape:28, 30.06.2007 tarihinde Yasemin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yasemin'in bir bayrak olayıyla ilgili, Sedat isimli şahısla problem yaşadığından bahsederek, "tehditler alıyorum" , "Paşam ne yapacağız bunları, çok üzerime çullandılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "PKK lımı o şerefsizler" dediği, Yasemin'in "Valla PKK'lımı irticacı mı ben bilmiyorum, yani bir tarafa dayanıyor mutlaka" "Darp var, Gasp var, tahrik var, uzun zamandır da tehdit alıyorum, anneni kaldırımın önüne atarız, ipini çekeceğiz, ben kimim ki benim ipimi çekiyorlar" dediği ve adresini verdikten sonra "Sayın paşam ne olur bir el koyun olaya, müdahale edin, gerçekten beni burda sahipsiz gördüler" dediği, Mehmet Fikri'nin "İlgileneceğim yavrum" dediği, Tape:29, 30.06.2007 tarihinde Yasemin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Yasemin, seni Süleyman diye benim evlatlardan birisi arayacak, gereği yapılacak, sakin olarak bekle tamam mı" dediği, Yasemin'in "Sayın paşam Allah razı olsun, sağ olun, yemin ediyorum canım pahasına emrinizdeyim ben" dediği, Tape:30, 30.06.2007 tarihinde Ö. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Ö'm "... Bölge Komutanlığından arıyorum, komutanım Fikri Karadağ Albayım", "...komutanımız konutuna geçiyor şu anda ben sizi irtibatlıyacam hatta bekleyebilir misiniz komutanım" dediği, Tape:31, 01.07.2007 tarihinde Pelin ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Pelin'in "Sizin dernek bölünüyormuş" , "Hüseyin GÖRÜM sizin yerinize geçmek istiyormuş" "Hakkınızda arkanızdan bir şeyler çeviriyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Öyle bir şeyin olması mümkün değil yavrum, öyle şey olur mu, onlann hepsi benim evlatlanm" dediği ve derneğin yayılma politikası, faaliyetleri ve yapacaklan işlerle ilgili konuştuktan sonra, Mehmet Fikri'nin "..tabi anyor hepsi anyor, aramayan hiç bir kesim yok, onlan devlet biliyor, benim telefonları mı dinledikleri için çok iyi biliyorlar" dediği, Tape:32, 02.07.2007 tarihinde Derman ALPASLAN ile görüşmesinde özetle;Bir süre basında çıkan haberlerle ilgili görüştükten sonra, Derman'm "Bu muhtarlar dernek başkanı benim komşudur, yanda bizim yazıhanenin yanında" , " akşamlan gittikten sonra polis falan geliyor kapının önüne diyor, acaba bunlar neye geliyorlar dedim, Emniyet Müdürünün yanma bir çıkayım, acaba ne diye gelip gidiyorlar..", "...acaba bu ortak olaylardan dolayı mı... gelip bakıyorlar" dediği, Tape:33, 02.07.2007 tarihinde Yusuf isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Yusuf un "bende şimdi Ümraniye tarafmdayım, bu Yeraltı Durumu, şeyden sonra mı düşünüyorsun, seçimden sonra mı" "... ekip hazırla dedin ya", "ben çok ciddiyim baba" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onu boşver, unut onu" , "23 Temmuzdan sonra konuşuruz" , "Şu anda söz konusu değil" "memleket tam kaosa gidecek zaten, öyle gözüküyor" "Ortalık duman olacak, Herhalde Birileri Bir Şey Yapar, Hepsini Bize Mi Bırakacak" , "Ellerinde Orduları olan, Polisleri olan kuvvetleri olanlar yapsm ya" dediği, Tape:165, 03.07.2007 tarihinde Mahmut KUZ ile görüşmesinde özetle;Mahmut'un "Ben sana şunu rica etsem, ben kapıya kadar gelsem, a kişiyle görüşmek istiyorum desem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Olur git" , "M.Ç. Tuğgeneral İ.Daire Başkanı" , "öbürüde F.D." "..Tümgeneral H.Başkanı" dediği, Mahmut'un "Tamam komutanım, çünkü ben, bi yerlerle bi


görüşme yaptım, neden böyle kesiliyor, şey yapılmıyor diye görüşmek istemiyorlar" dediği, Mehmet Fikri'nin ".... hepsinin, ... , yarın ayaklanma kapanıcaklar ama onlara ben göstericem" dediği, Tape:166, 03.07.2007 tarihinde Mahmut KUZ ile görüşmesinde özetle;Mahmut'un "Komutanım, girdim şu anda genel komutanlıktan çıkıyorum, görüştüremediler, toplantıdalar, yoğun programlan var, yarın da dolu dediler, durum onu gösteriyorki görüşmek istemiyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam lan siktir et,... bizde başka türlü yaparız bırak" dediği, Mahmut'un ".. İstanbul'da buna vuruş yapma ihtimalimiz var mı" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Tamam, İstanbul'da o işi öyle birşeyi yaparız artık" "Buradaki istihbaratçılar da yapar" dediği, Mahmut'un "Var mıdır orda, yani güvenebileceğimiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Öyle yaparız, buraya gel görüşelim" dediği, Tape: 168,10.07.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet diye bir çocuk geliyor" , "Bizim derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" "Muhammet diye bir çocuk uzman çavuşmuş" dediği, Tape:37, 12.07.2007 tarihinde A. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;A.'nm "Sınavlara giremedim,bir kaza yaşadık telefonda anlatılmaz da" "Bizden rahatsız olan çevreler biraz üstümüze geldi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hesabını Gördün Mü İbnelerin" dediği, A.'nm "biraz hırpaladılar o kadar" "Şimdilik yok, hastaneden çıktım taburcu oldum, bir aydır işte yatıyorum" , "Siz bu taraflara gelecek misiniz" , "Gelseydiniz kısa sürede çok iyi olurdu bizim için, Bu Şeyleri Aldık Ya Silahları" , "..onların numaralarını aldık şimdi, bizimkilerin çoğu, bazılannm durumu iyi değil, Şimdi alanlardan bazılan İstanbul'a falan çalışmaya gidiyorlar ya" "Burdan da İstanbul'la haberleşiyorlar, bunlar silahlı falan, Devlette Çalışıyorlar, Orda Onlara Bir Zarar Gelmesinden Korkuyorum Ben" dediği, Mehmet Fikri'nin "O zaman git A.paşaya anlat durumu" dediği, A.'nm ".. siz gelseydiniz birlikte A. Paşa ile konuşsaydık" dediği, Tape:38, 13.07.2007 tarihinde İ.Ç. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Bizim o şeylerle hiç bir alakamız yok, ya o pezevengler ne bok yiyorsa", "Çoktan terk ettim onlan ben biliyorsun", "3 seneden fazladır yani ne konuşuyoruz ne bir şey" dediği, İ.nin "...Sen hissettin hissettin onlann problemli olduğunu zaten hemen terk ettin biliyorum" dediği, Mehmet Fikri'nin "He boyuna boyuna boyuna 2003 yılında bir şeye gitmiştik bu Karacaahmet'i anma pilav tarihinde ", "Orda çekilmiş bir resimi kullanıp duruyorlar" dediği, İ.'nin "O maksatla bir soruşturma moruşturma görmüyorsun değil mi, yok öyle bir şey" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bizimle ilgili hiç bir şey yok, bize soru bile soran yok, ya biliyom ben bunlann böyle olacağını, biliyorduk biz zaten kardeş", "Danıştay davasından sonra bugünlerin böyle olacağını biliyorduk" , "O zaman bize müsaade...", " Biz bunlan göreceksiniz ne yapacaz diye" dediği, İ.'nin "Vay canına tamam kardeşim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Göreceksiniz biz bunlan ne yapacaz dediler o zaman bize" , "Baştan aşağı pislik, bütün esrarcı eroincileri bana PKK ile mücadeleden kahramanlar diye tanıtmış şerefsiz herifler", "Biz onlan adam zannettik, Türkçü zannettik meğer ohoo herifler yemediği bok kalmamış", " Yemedikleri bok yok ya yemedikleri bok yok", "Biliyorlar şimdi, onlan bağlantılan kurulunca bütün Türkiye de şaşınr", "Yani esrar, eroin, uyuşturucu bilmem ne hepsi ortaya çıkınca onlar boku yiyecekler bombadan daha kötü olacaklar" dediği, Tape:39, 13.07.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Erkut ben komutanım Özel Büro" diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin "Tamam Erkut, şeylen Özel Büro terimini kullanmıyoruz biliyorsun" "Özel Büro Falan Yok, Bir Tek Kuvayı Milliye Var Tamam Mı Evlat" dediği, Erkut’un Doğru doğru komutanım ? haklısın" dediği,

Tape:169, 14.07.2007 tarihinde H. isimli şahıs ile görüşmesinde özetle;Bir süre sohbet ettikten sonra, Mehmet Fikri'nin "..senin kanal gene bizi reklam yapıyor,", ".. ötekilerle bizi karıştmyor, eşkiyalarla gene" , ".. gladyo,mladyo filan diyo, Kuvayı Milliye tam bağımsız, tam bağlantısız, bizim üstümüzde.. Allah'la Atatürk'ten başka kimse yok", "Kanal 24'te işte veriyo" dediği, H.'m "Haa şeyin programı Fehmi KORU'nun programı" , ".. O Fehmi KORU kendi yapıyo programı ya bizimle ilgisi yok" dediği, Mehmet Fikri 'nin "Fehmi KORU senin kanalında yapıyo ama" dediği, H.'m "..program yapıyo adam ona biz kanşamıyoz ki içeriğine" dediği, Mehmet Fikri'nin seçim öncesinde programa çıkmak için ricada bulunduğundan bahsettiği, H.'m "Yapacaz onu yapacaz albayım" diyerek ancak seçim sonrası olabileceği, seçim öncesi manipülasyon olacağını söylediği, Tape:401, 15.07.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle;Erkut'un "Komutanım biz Taksim Select otelde toplantıdayız, toplantımız başladı da" dediği,Mehmet Fikri'nin "Bizde şimdi ... Paşabahçe Beykoz'da seçim propagandası yapıyoruz, bu gün çocuklar izin almış buradan" , "Paşabahçe'deyiz şu anda Erkut arkadaşlara çok selam söyle ya" dediği, Erkut'un " Aleyküm selam komutanım iletirim, bu arada sizinle tanışmak isteyen birisi var komutanım, bizim Özel Büroda,Düzce'de İstihbarat görevlimiz" "ben yarın bi yanınıza uğramak istiyorum derneğe" dediği, Mehmet Fikri'nin de gelmelerini söylediği, Tape:42, 16.07.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ha Mamo, ya nerdesin evlatçım yav" , "Ben dedim acaba Mamocuk ne oldu dedim, gitti galiba dedim, varmıştır dedim" dediği, Muhammet'in "Hee valla sağolun komutanım arayamadım da vallah mitinge de gelemedim" "He he gelecem Allah izin ederse varmı bir emriniz buradan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Koçum benim beklerim" dediği, Tape:44, 20.07.2007 tarihinde Refik isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Kısa bir süre hal hatır sorduktan sonra A.nm hastalığı konusunda görüştükleri, Refik'in "Valla Allah'a çok şükür ayakta şu an da sayın paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "... A.'nm, Bolu'dan müracaat eden çocuk, şey yaptım dün ben telefon ettim ama B.'dan" "O müracaat eden, kendisi dilekçeyi bize bildirsin, onu geri alsın diyor" dediği, Refik'in "Orda kimlik istedi, kimlikleri verdik, zaten Tugay komutanımızla görüştük" , "4 dakikalık Tugay komutanımızın yanında kaldık, konuştuk, herhangi öyle bir durum yaşanmadı, gazeteye gittik işte kimlikleri unutmuşuz notlan" , "O da bizi aranıyor, nere gittiniz, nereye kaçtınız, komutanım dedik, zaten buralardaydık, Tugay komutanının yanma gittik herhangi bir sorun yaşanmadı dedim" dediği, Tape:45, 21.07.2007 tarihinde Y.GÖRÜM/Süleyman isimli şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Bağımsız altıncı sıradan adayım biliyorsun değil mi" dediği, Yusuf un "Biliyorum tabi ki, bizim oylar senin baba ya, ne demek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ona göre oralarda kulis yaptın mı" dediği ve Yusuf un arkadaşlarının hepsine söylediğini belirttikten sonra "Ülkemiz gerçekten tehlikede gerçekten, ben yani artık buna tamamen inandım" , "İnandım baba, adama dün akşam Turan ÇÖMEZİ dinledim" dediği, Mehmet Fikri'nin "He oda binde birini anlatmadı, ya onu milyon daha milyona ekle onu milyona" , "Bende programı dinledim ,istifa et dedim, sen de hemen istifa et dedim , 2002 de geldi bana, bak sağlık bakanı olacam müsteşarım olur musun diye, ben de dedim ki, Tayyip'in sen arkadaşı olduysan onun bakanı olduysan ben şenlen yokum dedim ona", "Demiş sana işte stratejiyi taktiği bilmem uluslararası güvenliği ....benim ateremden ...bir hocam var komutanım geldi aynen böyle bir gün beraber olduk kabul etmedim", "Ama istifa etseydi çok daha iyi olurdu, onlarlan bir arada durmuyacaktı" dediği, Yusuf un "Baba birşey diyecem" "Ben bu Bodrum yalıkavak var ya" ,"Bu yalıkavakta bana bir otel veriyorlar, Hüseyin de bu adamı tanıyor, A.T diye" "Sen bu A.T. daha evvelden duymuşsundur", "Senin döneminde yani senin tam şey zamanlarında bu silahlı kuvvetler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tanımıyorum tanımıyorum" dediği, Yusuf un "Bu seksenbeş yılında silahlı kuvvetler yapı

koparatifi diye bir kooperatif kurduydu Kadıköy'de" , "Silahlı Kuvvetler adına Hüseyin de çok iyi tanıyor, ondan sonra neyse bu adam zamam içerisinde epey şey oldu, çok yıl geçti, şimdi bu Bodrum Yalıkavakta otel almış üç tane, bunu Hüseyin iyi tanıyor, bu üç tane otelin bir tanesini veriyor, ben de dedim ki, ben dernekte konuşurum babaylan tamam mı" , "Derneğin adına dedim verirsen dedim bunu çalıştırmak üzere alırız dedim" dediği, Mehmet Fikri'nin "Aman istemem dernek adına falan ,bırak sen onları bulaştırma", "Bulaştırma derneği falan o işlere" , "Bi bok olduğu yok, adamda o gelsin öyle bir niyeti varsa benlen konuşsun söyle" dediği, Yusuf un "Ya bize devreder baba demi" dediği ve telefonu yanında bulunan Süleyman'a verdiği ,Mehmet Fikri'nin Süleyman'a "Zaten bundan sonraki seçimlerde buralarda değil, küçük yerden Çanakkale'den garanti verildi, Çanakkale'den oraya gideceın" , "He ekibin nasıl hazır mı , yeniden teşkilatlanma yapacam" dediği, Süleyman'ın "Hüseyin güden ayrıldınız mı" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok ayrılmadık" dediği, Süleyman'ın "Ama biliyorsunuz, onun bulunduğu teşkilat içerisinde bizim olma şansımız yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onların işi başka, bizim işimiz başka" , "Onları görderirim başka yere artık , daha o şey yeniden genel kurulu topluyacam hepsini atacam şeyden" dediği, Tape:51,26.07.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri KARADAĞ'm milletvekili adayı olup TBMM'ye girememesi ile ilgili olarak görüştükleri, Mehmet Fikri'nin "Eşşek Türk Diye Boşuna Dememişler Mamocum, İşte Bunun İçin Eşşek Türk'ün Manası Bu" dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Muhammed'in "...Star gazetesinde şey yazmışlar, sizin şeyin resimleri neydi o, Yüzbaşı TEKİN" dediği, Fikri'nin "Yıldırım Oktay" dediği, Muhammed'in "He o bir de Kundakçı Paşa" , "Hepinizin resimleri orda, sizin hakkınız da şey yazmış, milleti galeyana getiren" , "Hepinizin resimlerini koymuş., bizim dernek başkan yardımcınız Ali Başkan.." , "Hüseyin başkanımızın resmi, onu da koymuş" dediği, Mehmet Fikri'nin "Mehmet ALTAN bu Ahmet'in kardeşi Çetin ALTAN'm oğlu" "O .... suratlı bir herif var ya ... sakallı" dediği, Muhammed'in "Yanlış Yapıyorsa ...Harcayalım Onu" , ".. Gideriz Komutanım, PKK'ymış MKK'ymış, Bu Saatten Sonra Millete O Gerekiyor" "Yani İlla Terörist Mi Olalım Ki Bir Yerimiz Olsun Bir Yerde" dediği, Tape:3461, 29.07.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Recep Gökhan'ın "Babacım iyi akşamlar nasılsınız" dediği, Mehmet Fikri'nin "Eyvallah evlatcığım napıyorsun" dediği, Recep Gökhan'ın "... bizde bi arkadaşlarla yine bu haftaya erteledik, bir toplantı yapalım dedik, işte sekiz arkadaş geldi", "...hafta içinde bi görüşebilir miyiz", "...bize bi yol belirleseniz babacım" , "Kadıköy' deydim işte Ertuğrul bey burada yanımda, Alparslan burda", "Abdullah bey burada, tamam onların da selamı var babacım" , "Yani beraber bir fikrimiz var, onu size açmamız lazım babacım" dediği, Mehmet Fikri'nin "gelince görüşürüz kimseyle bişey konuşma" dediği, 02.08.2007 tarihinde Erkut ERSOY ile görüşmesinde özetle; Erkut'un "Eee Komutanım Hüseyin GÖRÜM beyin telefonu var mıydı acaba sizde" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yok", "Onum şimdi burada telefonu yok bende, o telefon kullanmıyor zaten" dediği, Erkut'un "Öyle mi, oldu Komutanım onu soracaktım" dediği, Tape:54, 07.08.2007 tarihinde Recep Gökhan SİPAHİOĞLU ile görüşmesinde özetle;Recep Gökhan'ın "..Mustafa'ya da dedim, babayı ara., görüş, ne yapacağımıza ne edeceğimizi, kendisi bize talimat verecek dedim", "babacım biz gerçek çekirdek ve 500 kişi şu anda hazır bekliyor" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam Gökkuşum, görüşecez, Perşembe saat 12'de orda buluşuyoruz" , "Karargahta" , "..bütün arkadaşlarla beraber orda buluşuyoruz, onlara haber ver" dediği, Tape:173, 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm bir süre sitem ettiği ve bazı olaylardan dolayı rahatsız olduğunu anlatması üzerine, Mehmet Fikri'nin olayın ne olduğunu sorduğu, Kahraman'ın “Ne bileyim, Hüseyin


abiyle falan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiçbir şey olmadı" dediği, Kahraman'm "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin emrindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ben evlatlarımı hiçbir zaman kimseye ne yem ettiririm nede yem ederim tamam mı.." dediği, Tape:56, 09.08.2007 tarihinde Niyazi KIYAK ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Niyazi, sivil hattan arıyorum oğul" , "Sivil hattı açık tut" dediği, Tape:62, 25.08.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Muhammet nerdesin yavrum" , "He şeye Acıbadem'e gelebilir misin " dediği, Muhammet'in "Tamam komutanım oraya ordasınız dimi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Türk Telekomu geçince iki üç durak ilerde iş bankası var orda buluşalım" dediği, Tape:65, 29.08.2007 tarihinde Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hüseyin'in "Vallahi haberleri izliyorum evde üzülüyorum dedim bi komutanımı arayayım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Boşver oğulcum ya boşver, bu millet neler" , "He bu millet Nedim OKLAR'ı gördü, bu millet ya ne olacak" dediği, Hüseyin'in "Komutanım çalışması ne beş torba kömürü, yazdan kış kömürü dağıttılar" , "Aziz NESİN bunlara az söylemiş bu halka ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ya yüzde 60 ne yüzde altmışı yüzde 97 ya" , "Aziz NESİN cennette, cennette, onlar ne derse desin" dediği, Tape:67, 02.09.2007 tarihinde Ferahi SES ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "....Öyle dicem tabi canım öyle dicem, telefonlar dinleniyor ..." dediği, Ferahi'nin "Senin Sakıncan Olduğun İçin Asla Yapmıcam O İşi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Özel Hattan Arayacam Seni Sonra" dediği, Tape:3406, 02.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ya ne olacak bu milleten ne olacak Yaşar bütün şeyim sıyrıldı, sıktım sıyrıldı derler ya" dediği, Yaşar'm "Evet ben de aynı fikirdeyim ama bırakmayacağız" dediği, Mehmet Fikri'nin "S..Anasını " dediği, Yaşar'm "Millet uyanacak ama iş işten geçecek" "Milletin iradesi önemli" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç kimse yok, hiç kimse yok, biz de boşa kürek çekiyoruz, ömrümüz boşa bitecek, bir şey bir bokta yok" , "hep aklımdan geçiyor, diyorum çocuklara bırakayım gençlere bırakayım, onlar çalışsınlar artık benden fayda yok", "Vallahi bunlarla uğraşacak halim yok, bu şerefsiz milletle ne uğraşacam ya hırsızlığı kabul etmiş haramı helal kılmış, topunun soysuz değilsen, eşkıya değilsen bence itibarin yok, müslümanın itibarı suç olduğu, vatanseverliğin suç olduğu bir yerde yaşıyoruz ne olacak" , "Esas elinde güç olanlar da para olanlar da hikaye, bakalım başka bir yol deniyeceğim" , "Düşman o zaman silahı ile gelmiş, şimdi parası, okulu ile , misyonerliği ile geldi, daha tehlikeli, hiç haberi yok, herif gidiyor lan yiyor vücut gidiyor bittik ha ha ha vay biz niye uyanmadık diyecekler, ne uyanmayacaksın pezevenek uyansaydm" dediği, Yaşar'm "Keşke tekrar silahı ile gelse çok kolay olur ama" dediği, Mehmet Fikri'nin "Vallahi ben razıyım ya, silahı ile gelse, ırza namusa tecavüz etse PKK gibi, bu öküz millet o zaman ayılır belki değil mi Yaşar." dediği, Yaşar'm "Evet evet çok haklısınız" dediği Tape:68, 03.09.2007 tarihinde E.T. ile görüşmesinde özetle; E.'nin "Komutanım ben E.T." dediği, Mehmet Fikri'nin "Ha sevgili paşam" dediği, E.'nin "Komutanım ne yapıyorsunuz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yiğidim benim, geçen aradım dediler ki şeyde" dediği, E.'nin "Komutanım , öyle biraz devir teslim, ıvır zıvır, biraz yoğundu, dedim bir arayayım komutanımı, evet komutanım iyiyiz sizler nasılsınız" dediği, Mehmet Fikri'nin "İyi yani memnun oldum çok güzel bir görev" , "Sonradan Genel Kurmay başkanlığına çıkıyor biliyorsun" dediği, E.'nin "Komutanım, beklerim komutanım siz nerdesiniz komutanım şimdi" dediği, Mehmet Fikri'nin " Ben şimdi Kadıköy'deyim karargah ... kuvvayi milliye genel merkezine", "İyiyiz ama, bizim gurubumuz tertemiz, bizde hiçbir şey yok", "Ötekilerin


hepsi eşkıya çıktı" dediği, E.'nin "Komutanım sağolun, emirlerinizi beklerim, hürmetlerimi sunarım, komutanım sağolun, komutanım sağolun komutanım sağolun komutanım" dediği, Tape:69, 07.09.2007 tarihinde Hüseyin GÖRÜM ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Şarköy'e gidiyordum, yazlığı satacam inşallah oraya" dediği, Hüseyin'in "Biz de yarın Ankara'dayız komutanım Anıtkabir'deyiz" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hadi güzel bir kokla bakayım şöyle manzarayı ..." dediği, Hüseyin'in "Birşey olursa ordan ararım komutanımı" dediği, Tape:70, 09.09.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin ".. vekâlet verdim çocuklara, onlar ben dönene kadar vekâlet edecekler", "Çocuklar iyimi, İstanbuPdakiler" dediği, Muhammet'in "İyi komutanım, senden haber bekliyoruz" dediği, Tape:3411, 12.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; Yaşar'm "Oğuz ALPASLAN Genel Sekreterim diye aradı beni" dediği, Mehmet Fikri'nin "Oğuz ALPASLAN Genel Sekreter yaptı yeni yönetim kurulunda evet doğru", "Daha Yönetim Kuruluna şey yaptım dedim, ben böyle böyle kafam bozuldu, gidiyorum ben geri dönene kadar işte yeni yönetim kurulu vekalet etsin, hatta şeye kadar aralık ayma yapılacak eee genel kurula kadar diye, öyle kafam bozuldu, bu seçimlerden sonra hiçbir kalmadı hevesim" , "Bizde adaylığımızı koyduk bir bok çıkmadı, Kuvayı Milleyin'in kaç bin üyesi var Genel Başkanına 46 oy çıkıyor olacak iş mi bu ha ha", "Mersin gurubu ile karar verirsiniz. Mersin gurubu ile karar verirsiniz siz", "Yaşar Mersin gurubu ile görüşün, gerekirse kapatırsınız ben size bırakıyorum" , "Yaşar kadrolarınızı muhafaza edersiniz , bekleyin" , dediği, Yaşar'm "Üstün olma gayreti içinde bulundular, gittiler Meclise kadar yürüyeceğiz, siz de demiştiniz o zaman ucuz kahramanlık peşinde koşmayın arkadaşlar diye söylemiştiniz, ben bunu gayet mantıklı buldum ,yani zafere ulaşmadıktan sonra..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Boylarının ölçüsünü alsınlar, yarın öbür gün kafese de girerler merak etme, ne bok yediklerini bilmez onlar", "Mersin gurubu ile konuşun Tanju'yla ve Kemal ağabeyinle ona göre kararınızı verin" , "Sen ölene kadar Kuvayı Milliyecisin" "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şeyde" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliye bırakmayacağız" dediği Tape:71, 14.09.2007 tarihinde Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR ile görüşmesinde özetle; Oğuz Alparslan'ın "Bizde onlara dava açtık,., ben bide yalan söyledim komutanım" ".. ..biraz yalan yaptım, dedim, her ne kadar binamız yıprandıysa bile orayı mahsus patlattılar, binamızı su bastı, Atatürk'le ilgili ilk belgeler var, bir daha eşi benzeri yok dedim" , "... Atatürk'ün belgelerini, Ankara' ya gönderdik, Arkeoloji müzelerine, onarmaya çalışıyorlar, yakında onların raporları gelecek, biz tekrar bir dava daha açacaz dedim" , "Abdullah'ı da alıp götürecem" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bütün Her Şeyi Silsinler" "Bedava Su Bağlasın..." dediği, Oğuz Alparslan'ın "Tamam, para pulu siliyorsunuz, suyumuzu açarsanız, yönetim kurulunu ikna ederim, onlar da davadan vazgeçerler diyecem" dediği, Mehmet Fikri'nin "O Savcıyla da benim konuşmam lazım, sizi muhattap almaz" "2'deki randevudan sonra onlara deyin ki, Hemen Bağlayın, Saatte Koymayın, Doğrudan Bağlayın Bize Deyin" dediği, Tape:174, 16.09.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in dernekle ilgili sorunlardan bahsettiği, Mehmet Fikri'nin yeni yönetim oluşturulduğunu, bir süre sonra durum hakkında bilgi vereceğini söylediği, ilerleyen görüşmede Kemal'in "Tuncay ÖZKAN bişey başlatmış.." "Biz kaç kişiyiz diye, şimdi bir milyon kişi Ankara'ya topluyo" "... gidelim mi efendim" dediği, Mehmet Fikri'nin "toplasın bakalım" "Gideriz, gidilir artık başka bir şey olarak gidilir boşver",, " Onlar., boş laflar Anayasa değişiyo, artık bu iş bitti" dediği, Kemal'in,"Gidiyo memleket, teslim mi olacaz başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin " Şe..siz Ö.ç. Korumak Ve Kollamakla Yasal

Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan teslim oluyosa bize mi düşecek" "Tankı, Topu, Uçağı, Gemisi Bende Değil Onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar" dediği, Kemal'in "...belki daha beklediği vardır genel başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar Bekleseydi, Bizlen Temas Kurarlardı Ne Yapayım" , "Ancak ölüler fikir değiştirmez" , "... kimisi bizim farklılıklar zenginliğimiz diyo, işte öyle kandırıyorlar bizi" dediği, Tape:72, 17.09.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Muhammet'in "Dönüşte Bir Konuşalım Komutanım, Şu İşleri Halledelim, Ankara'dakiler İyice Coştular'V'Şu DTP'liler, Bi Planımız Var Da, Onu Bi Görüşelim, Onu Bi Yapalım" "Sebahat TUNCEL'le Şu Osman BAYDEMİR","Neyse döndüğünüzde bi görüşelim bu konuyu komutanım" dediği, Tape:205, 03.10.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; M.Vakıf m "...Amca görüştürdüğün büyüğümle nereye giderse, emrindeyim ben dedim." , "Seve seve yolun açık olsun yeğenim dedi. Paşam nereye giderseniz Hakkari, Muğla, Antalya nereye olursa olsun.", "Çok yakın, çok yakında da geliyormuş efendim. O hayırlı iş çünkü bana o ikili oynayandan uzak dur diyen vardı ya efendim.", "Çok yakında sayın paşamız da geliyor dedi, o hayırlı iş dedi." diyerek ismini açıklamamaya özen gösterdiği bir şahısla yaptığı görüşmeyi Mehmet Fikri'ye aktardığı, Tape:75, 08.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Doğudan gelen şehitlerle ilgili konuştuktan sonra, Muhammet'in " Ne yapıcaz komutanım,bunun sonu ne olucak" dediği, Mehmet Fikri'nin " çocukları, 4 yıldızı takıp dolaşıyorlar, onlar yapsınlar ne yaparsa" dediği, Muhammet'in ".. yapmamız gereken şeyleri yapalım komutanım, ... jandarmanın, emniyetin birşey yapacağı yok" dediği, Mehmet Fikri'nin "onlar yapar., kendine dert etme" dediği, Muhammet'in "..bu böyle olmuyo, biz rahat duramıyoz artık, bazı şeyleri yapıcaz komutanım, ..bayramdan sonra size 20 tane genç gönderiyom", "..20 tane sağlam ekip" dediği, Tape:76, 09.10.2007 tarihinde Mustafa isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Hayırlı akşamlar komutanım başın sağolsun","Komutanım yok mu yapacağımız,yapabileceğimiz herhangi birşey yok mu,bizim elimizden gelen,gideceğimiz geleceğimiz,vuracağımız,asıp keseceğimiz bir şeyimiz yok mu bizim","Elimiz kolumuz böyle bağlı oturucaz yani komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Bilmiyorum oğulcuğum, fazla şey yapamıyorum, bu seçimlerden sonra artık bu millet için hiçbir şey yapılamayacağını kabul ettim, benim sıtkım temelli sıyrıldı oğulcum, şimdi boşuna üzülüyormuşuz biz boşu boşuna, hiç değmezmiş hiç değmezmiş, hiçbir şeye değmez bu millete, memleketi kim satıyorsa onlara oy veriyor, topunun canı cehenneme topunun canı cehenneme" dediği, Tape:178,10.10.2007 tarihinde İmam Hüseyin YARDIÇ ile görüşmesinde özetle; Bir süre seçim sonrası siyasi yapıyla ilgili değerlendirmeler yaptıkları, İmam Hüseyin'in ".. bu memleketi Yugoslavya gibi bölüp parçalamaya uğraşıyorlar, iş ona geldiği zaman., biz vatanı koruruz" dediği, Amerika'nın Irak ta yapmak istediği planlardan, oyunlardan bahsettikleri, bir süre mahalle aralannda bulunan mescit ve kiliselerle ilgili konuştuktan sonra Mehmet Fikri'nin "Hepsi Amerika'ya çalışıyor köpeklerin, işte hepsi, yani o dediğin medrese denen yerler de Amerikan ajanlanyla dolu", "En büyük misyoner devletin başında" "Bu bu ş... a... millet ondan sonra gidip bunalara yine yüzde elli veriyor" dediği, Tape:318-319-80-81, 18.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin gönderdiği mesajda " Bir papaz öldü hristiyan oldular,bir Hrant öldü ermeni oldular, 2 günde 15 şehit verdik,kim Türk oldu. Komutanım,bize emri verin gerekeni yapalım,Muhammet YÜCE" yazdığı, Tape:183, 21.10.2007 tarihinde Ali isimli şahısla ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır sorduktan sonra Ali'nin Hakkari Dağlıca'da "şehit olan askerleri kastederek

"...Üzüntümüz var işte. Bu şeylere kafamız, moralimiz bozuldu.","Bizim yapacağımız bir şeyler var mı", "Artık yani burda çocuklar da soruyor. Yani bunaldı millet, bildiğin gibi değil." demesi üzerine, Mehmet Fikri'nin "... ne yapacağız bu milletine. Vatan hainlerine bilmem neylere bütün iktidarı veriyor alkışlıyor. A bu milletin ben., vatan hayinlerine her şeyi teslim ediyorlar, çocukları ibneleri akılları başlarına gelmiyor..." dediği, 21.10.2007 tarihinde Nihat YILMAZ ile görüşmesinde özetle; Nihat'ın Şırnak'a Kuvayı Milliye Derneği olarak otobüslerle gitmeyi teklif ettiği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ki bizim planımıza göre onlara kalsa şimdi gidip meclisi kuşatıp bunları hepsini .... mahkeme edip ordaki o şerefsiz hainlerin de hepsini orda sallandırıp madem siz öyle hainsiniz teskereye karşısınız" dediği, Nihat YILMAZ'm "Olacak zaten" dediği, Tape:46-47-48-49-50, 21.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin gönderdiği mesajda; "Komutanım , öncelikle bizim ve yüce Türk Milletinin başı sağolsun. Yine şehit, yine kanlı terör, bu işe dur demenin zamanı geldi, Ankara'daki DTP binasına göz dağı amaçlı bomba atıldı, ama gereken ders alınmadı. Komutanım, arkamızda durun, bu sefer Osman BAYD ve Ahmet KÜRTÜ kaldıralım, bize maddi manevi desteyi verdirin, bu hafta hallettireyim" yazdığı, Tape:184, 21.10.2007 tarihinde M. Vakıf DÖĞÜŞÇÜ ile görüşmesinde özetle; M.Vakıf m "Paşam, ben ihtilal istiyorum ben, yemin ediyorum. Askeriye el koysun." dediği, M. Fikri'nin "O zaman hiç bir askeri idare istemez. Yani hiç bir asker, onu yapacak kapasitede adam yok ki. Yaptın mı Türkiye'yi Dünya Devleti yapacaksın..." , dediği, Tape:185, 27.10.2007 tarihinde M.B. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin M.'in "Tamam nerde buluşalım Albayım." dedikten sonra buluşacakları yeri görüştükleri, M.'in "Yalnız bu tabancayı alacak adama bir yazıyla vermek lazım Albayım.", "Ya bi suç işlerler falan üzerimize kalmasın sonra." dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç birşey kalmaz. Hiç kimse suç işlemez. Ben başında duracam abi öyle şey olur mu" diyerek tabancanın tamiriyle ilgili görüştükleri, Tape:187, 27.10.2007 tarihinde Süleyman ESEN ile görüşmesinde özetle;Mehmet Fikri'nin "Bugün gelsem bir şey olur mu", "Bir gün de parçası orda bulunup yapılıp gelinebilir mi" , "O Smith diyorum. Şey Belçika Browning" , "Küçük bir tane pim gibi bir şey" dediği, Tape:190, 27.10.2007 tarihinde M.B. ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Neyse peki şey tamam hallettim getirdiydim de" , "Yazı hariç, yazı üç gün beklesin filan dediler. Olmaz dedim, aldım geldim yazı kısmı hariç", "Ötekiler tamam, deneme şeyini de yaptık. 3 tane'de attık." dediği, Tape:191 28.10.2007 tarihinde M.B.'a gönderdiği mesajda ; " Emaneti getirdim, sizden haber bekliyorum, aşağıdayım." yazdığı, Tape:204, 02.11.2007 tarihinde Şeref isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Şerefin "...Merak ettim herhalde dedim, bu biraz telaşlı olduğunu hissediyorum. Çünkü önemli bir durumumuz vardı. Onunla ilgilenmediğine göre dedim. Daha çok önemli telaşı vardır merak ettik. Aslında o lazımdı farkında mısınız bugünlerde bilhassa." dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi çok önemli çok çok.", "Diyorlar Hiçbirisine Ulaşılamıyor Dönen Yok Filan Filan", "He hiç kimse kimseye dönmüyo." dediği, Şerefin "...acayip bişey. Gitme randevu alma filan. Sonra hani gitmeye gidilir de, randevu olsa hiç olmazsa" dediği, Tape:800, 12.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Muhammet", "Oğulcum, Şey hattından arıyorum. Öbürü hat dinlendiği için.", "Öbür hattan arıyorum.", "Şimdi şeyim beja- Ordan aradığım için, öbür numaradan hiç arama.", "Yarın bir yerde buluşalım.” “Beaf seni arayacağım." dediği, - - s


12.11.2007 tarihinde Turan isimli kişi ile görüşmesinde özetle;Bir süre siyasi gündemle ilgili konuştukları, seçimlerin değerlendirmesini yaparak, halka küfür ettikleri, Turan'm "Komutanım bundan sonra sivil harekete dair bir şey yapacak mıyız sizce", "Biz ne yapabiliriz, bizim elimizden ne gelir, ben artık kudurdum, çıldırdım komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dedim ya, üzülmeye değmez, o oğulları şehit olan şerefsiz köpekler de bunlara oy verdi, ben mi verdim " dediği, Tape:794, 12.11.2007 tarihinde ; Muhammet YÜCE'nin 537 878 66 42 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını ödemeli olarak aradığı, Mehmet Fikri'nin ödemeli aramayı kabul ettiği, Tape:795, 12.11.2007 tarihinde ; Muhammet YÜCE'nin 542 588 35 26 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Tape:796, 12.11.2007 tarihinde ; Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Tape:797, 12.11.2007 tarihinde ; Mehmet Fikri'nin kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Muhammet YÜCE'nin telefonunun meşgul düştüğü, Tape:798, 12.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ( 0 536 310 28 79 numaralı telefonundan) ile görüşmesinde özetle; Muhammet'in "İyi akşamlar. Muhammet. Nasılsınız Komutanım" diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri'nin ise "Oğlum ben seni arıyacam dedim başka telefondan. Bu telefondan aradın, bütün planı bozdun." dediği, Muhammet'in "Yok komutanım teşbih var, size yaptırmıştım. Onu nasıl adrese vereyim dedim." dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam da, sağol. Yarın görüşünce alırız ya dert değil" dediği, Muhammet'in "...Yok cenazem var dönecem ben geri de. O yüzden komutanım." , "...Yani yarın kalamayacam o yüzden." dediği, Mehmet Fikri'nin "...Bugün mü görüşelim diyorsun" diye sorduğu, Muhammet'in de "He he bu akşam veya nasıl yapalım" dediği, Mehmet Fikri'nin Muhammet'in vereceğini söylediği tespih ile ilgili "O bizim delikanlılara bırak. Hem onlarla da görüşecektim ben zaten", "Ben seni ararım evlat. Onların şeyini alırız, o telefondan tamam", "Telefonlarını alırız çocukların..." dediği, Tape:801 13.11.2007 tarihinde 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "O şeyin delikanlının telefonunu kaçtı, o bana vermişti ama ben onu bir yerde kaybetmişim" dediği, Muhammet'in "Onu şey mesajla mı göndereyim" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Yok, o telefonu hiç kullanmıyorsun" "O 24 saat dinlemede" dediği, Muhammet'in "Hangisi komutanım sizinki mi" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "O senin ikisi de, ceplerin ikisi de" dediği, Muhammet'in "Anladım, başka bir numara verin bana" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ee.. O numarayı şimdi veremiyorum" , "Verirsem ikisi de şu anda elimdekiler öyle", "Olursa ben sana oradan zaten mesaj çekerim, bir tane alırsam yeni hat" dediği, ... "Ben seni 10 dakika sonra ariyayım. O çocukla görüşmem lazım", "...Bir kaç dakika sonra arıyacam. O telefonu bana bildir. Onu yazdır bana" dediği, Tape:802, 13.11.2007 tarihinde 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ;Mehmet Fikri'nin "Muhammet, benim oğulcum" , "Söyle canım telefonu" dediği ve 545 251 66 25 ( Verilen telefon numarasının Selim AKKURT'un kullanımındaki telefon hattı olduğu tespit edilmiş, Selim AKKURT da hattın kendisinin kullanımında olduğunu teyit etmiştir ) numaralı telefonu aldıktan sonra "İyi bunu ben araymca bulacam direkt " dediği, Muhammet'in "Doğrudur komutanım şu an telefon açık", "Tamam komutanım, eee beni neyse, onu arar ben ondan şey yaparım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam yüz yüze görüşmek lazım. Telefonda olmaz." dediği, Muhammet'in "Görüşürüz o zaman en kısa zamanda, tamam "komutanım" dediği,



Mehmet Fikri'nin "Telefon olursa, ben senden öğrenince onun telefonunu ararsın" , "Herhangi bir sivil telefon, ben sana bildiririm" dediği, Tape:803,13.11.2007 tarihinde 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Mehmet Fikri'nin "Mamo, o telefon cevap vermiyor oğlum" , "545 evet 0545 251 66 25 cevap vermiyor şimdi kapalı diyor" dediği, Muhammet'in "Ben ona ulaşayım hemen komutanım, bakayım ben bir diğer numaralarını deneyeyim" dediği, Tape:813, 13.11.2007 tarihinde 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefon hattından Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Muhammet'in "Alo komutanım","Şu an numara açık","Bekliyor sizi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Peki peki. Artık şey,eve geldim. Ben napayım şimdi, artık sonra ","Sonra, sonra ararım ","Tamam,şimdi görüşme şansım yok" dediği, Tape:827, 22.11.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Aralarında merhabalaştıktan sonra Mehmet Fikri'nin "Sen nasılsın" dediği, Muhammet'in "Allaha şükür komutanım,bizim moral bozuk işte " , "Bizim elamanı aldılar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kim o" diye sorduğu, Muhammet'in "Bizim elaman vardı ya, İstanbul'daki. Onu aldılar ilçeden" dediği, Mehmet Fikri'nin " Hee öylemi " demesi üzerine Muhammet'in "Vallaha da billaha, nasıl oldu biz de anlamadık ha" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne bileyim ben, hiç bir şey, nerden bileyim ben ya, ben hiç aramadım" dediği, Muhammet'in "He görüşmediniz mi siz hiç" diye sorduğu, Mehmet Fikri'nin "Hayır, ben ne arayayım, sen bu telefondan verdikten sonra ne arayayım, sen telefondan veriyorsun. Telefon, bu telefondan şey verilir mi... senin yüzünden olmuştur. Ben seni akıllı adam zannediyorum ya. Neyse tamam. 24 saat dinleniyor bu telefon" dediği, Muhammet'in "Neyse, ben bir geldiğimde görüşürüz komutanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Neyse, peki hadi Ankara'da buluşuruz" dediği, Tape:949, 03.12.2007 tarihinde Raif GÖRÜM ile görüşmesinde özetle ; Raif in "Baksanıza paşam, biz yeniden bir şeyler, şey yapacaz, sizi de çağırıp bi görüşmek istiyoruz az, yani Hüseyin GÖRÜM'le değil yani, biz kendi aramızdaki şeylerimizlen devam etmek istiyoruz hani" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yav gelirim tabi niye gelmeyim , ben her yere giderim" dediği, Raif in "Ben, ben şey büro işleri biraz da maddimizi düzeltiyoruz, hepimiz toplaşcaz, ondan sonra böyle bundan sonra bu yolda devam edeceğiz", "Paşam ya, bu adama naaptılar ya, abi bu B.O. falan büyü müyü yapmıştır paşam, yani B.O.'m da babasını biliyorsun neyin kimin başkanı biliyorsun dimi paşam ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kimin başkanı", "Mason, rotaryen, lions " dediği, Raif in "Hı hı mason, masonların şeyiymiş başlanymış" dediği, Mehmet Fikri'nin "Büyük ihtimalle" dediği, Raif in "Bu bu adamı delirten bu B.O. oldu abi, yani bu öyle konuşmuyordu" dediği, Mehmet Fikri'nin "Kapalı odada, boyuna kapalı odada daima esrarı çeke çeke çocuk mahvoldu", ... Mehmet Fikri'nin "Kahraman, bütün otlan o getiriyormuş ona, sanada mı getiriyor sende mi içiyorsun" dediği, Tape:950, 07.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ; İhsan'm "Göz göze göre görüşsek çok iyi olur be dayı" , "Siz yann İstanbul'un neresindesiniz, ben semt olarak bilmiyorum..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Yann Şişli'ye geçeceğim. Şişli'de, o tarafta bir yerde buluşabilir miyiz" dediği, İhsan'm "Tamam Şişli. Bu Şişli Adliyesi falan var o taraf değil mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Nedir konu İhsan'cım" diye sorduğu, İhsan'm "Dayı gerçi onu göz göze konuşmam lazım, ama niyetim iyidir dayı. Benden zarar gelmez..." dediği, Mehmet Fikri'nin "Peki İhsancım. Yann on gibi şeye geleceğim ben, Şişli'ye." dediği, Tape:961, 09.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ;Mehmet Fikri'inin "Kadıköy'de nerede, yani Karargahta mısın", "Ben Fenerbahçe Orduevindeyim şimdi" dediği ve şahsa yanma gelmesi için hangi minibüslere binmesi gerektiğini tarif ettiği,



Tape:951, 16.12.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle ; Muhammet'in "Bursa'dayım komutanım, Bursa'ya döndüm. İşte şu an arkadaşlarla beraberiz de elemanlarla..." dediği, Mehmet Fikri'nin "... selam söyle arkadaşlara" dediği, Muhammet'in "Sağolun komutanım, onların da selamları var", "Bir özel görüşelim komutanım", "Emirlerinize her zaman hazırız, bunu biliyorsunuz..." dediği, Tape:955, 24.12.2007 tarihinde Nihat ALTILAR ile görüşmesinde özetle ;Nihat'm "Sayın başkanım, babacığım, ben Nihat Altılar", "...Ben Bursa'dayım. Ben Kahraman beyle görüştüm. Benim bir çalışmam var şimdi. Bizim Kuvayı Milliye Derneği adına. Türkiye genelinde ve yurt dışında ne kadar denizci kardeşlerimiz varsa "/'Bunların hak hukuk adaletini ve mağdur kaldıklarına dair bir CD yaptım ben burada ","0 filmi size izleticem ve aynı zamanda olayın içeriğini anlayacaksınız. Çünkü bizler 1980 ve 1990 dan beri her şekilde hak hukuk... bizim Türkiye'de olmadığını ve Ankara'da milletvekili olan Cengiz KAPTANOĞLU'na yönelik bir CD hazırladım "/'Armatörler bizim denizcileri her zaman için mağdur bırakmıştır. Buna yönelik bir çalışma başlatıcam ","...Bu denizcileri kendi bünyemize almak açısından ve bunları üye edip onların fonlarmdan derneğimizin kalkınma adına. Aynı zamanda bir çalışma başlatıyorum saym başkanım " dediği, Mehmet Fikri'nin "Tamam Nihat'çığım tamam." dediği, Nihat'ın "Geldiğimde dernekte görüşürüz" dediği, Fikri'nin "Ha tamam" dediği, Tape:956, 25.12.2007 tarihinde İhsan GÖKTAŞ ile görüşmesinde özetle ; İhsan'm "...Çmaraltı diye bir samimi dostumun restorandmdayım. Acaba oraya gelme imkânın var mı senin şimdi'V'Bir konuşmamız lazım göz göze. Telefonda biliyorsun rahat konuşamıyorum ", "Hiç uğraşmıyorsun ha. Çünkü şu an senin gelen yazı elimde aldım yazıyı" , "...Dayı şu an sana bir Hüseyin'den doğru falan bir şey yok dimi. Tehdit falan yok, baskı falan yok." dediği, Mehmet Fikri'nin "Kime ne yaparsa yapsın. Bana öyle bir şey yapma şansı yok. Hiç kimse yapamaz..." dediği, İhsan'm "Valla işte bu işi temizlemeye çalışıyorum zaten. Az kaldı temizlenecek te, bazı yerlerin haberleri var. Bu ona Hazreti İsa'yı, Musa'yı gösteri cem ben, çok az kaldı..." dediği, Tape:968, 05.01.2008 tarihinde Remzi ÖZKAN ile görüşmesinde özetle ;Bir süre Mehmet Fikri'nin dernekten ayrılması hakkında görüştükten sonra Mehmet Fikri'nin "Bazı şeyler peşindeyim, onları elde edersem Remzi'cim ihya olucaz yeniden gene, tamam mı" dediği, Remzi'nin "Her zaman, herzaman yanındayım başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "İşte nereden geldiği belli olmayan bilmem ne ... genel merkezini yapmıştık, Allah bizi cezalandırdı, Hüseyin harcamıştı o paraların hepsini", "Nerden aldığını bilmiyorum tabi, hepsi anlaşılan haramdı gayri meşruydu Allah ... nasip etmedi." dediği, Tape:969, 08.01.2008 tarihinde Ali SULMAZ ile görüşmesinde özetle ;Ali'nin "Babacığım senden bir ricam olcak yav ","Bu Van'daki bu Van'daki yetkililerle beni bir tanıştırma olanağın var mı bir, yani sürekli sorun yaşayıp duruyorum bu konularda ya" , "... özellikle bir tane şey var bizim ilçede bir tane binbaşı var sürekli sorun yaratıp duruyor sağolsun" , "Valla bir kere gözüne battık adamın, gözünden çıkmıyoruz adamın, M. S. diye bir tane binbaşımız var Van'ın .... ilçesinde" dediği, Mehmet Fikri'nin "İsminde meymenet yok lan", Ali'nin "Bi iyilik yapamaz mısın baba bize bu konuda" dediği, Mehmet Fikri'nin "Yaparız yaparız" dediği, Ali'nin "Valla bizi buradakilerle ya Kolordudakilerle veyahut Alaydakilerle tanıştırsaydm makbule geçerdi Allah için." dediği, Mehmet Fikri'nin "Evet evet neyse, Ali şimdi onların ben kimler onların bana isimlerini bildirirsen Alay Komutanının Alay Komutanıyla bir görüşürüm" dediği, tespit edilmiştir. e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları; Mehmet Fikri KARADAĞ'm soruşturma kapsamındaki diğer kişiler ile telefon irtibatlarım gösterir kolluk tespitleri aşağıda yazılmış olup, şüphelinin örgütsel irtibatları bir

sonraki hukuki durumunun değerlendirilmesi başlığı altında açıklanacağından burada tekrar edilmeyecektir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımındaki 535 8881514 numaralı telefon numarasının ; Kahraman ŞAHİN (baba ismi ile), Muhammet YÜCE, Oktay YILDIRIM, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR (komutan ismi ile), Raif GÖRÜM (paşa ismi ile) ve İhsan GÖKTAŞ'm kullammlarmdaki telefonlarda, ayrıca Hüseyin GÖRÜM'e ait klasörde kayıtlı olduğu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımındaki 539 6550456 numaralı telefon numarasının da , Hüseyin Gazi OĞUZ, Kahraman ŞAHİN , Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR, ve Tanju OKAN'nm kullanımlanndaki telefonlarda kayıtlı olduğu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm telefonlarında ve elde edilen telefon fihristlerinde; Erkut ERSOY, Hüseyin Gazi OĞUZ, İhsan GÖKTAŞ, Muzaffer TEKİN (Zafer ismi ile), Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR, Raif GÖRÜM, Tanju OKAN ve Yusuf GÖRÜM'ün kullanımlanndaki telefon numaralarının kayıtlı bulunduğu, belirtilmiştir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanmakta olduğu 05358881514 nolu GSM hattının 01.01.2000 tarihinden itibaren yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde; -Muzaffer TEKİN' in kullandığı 02165666152 nolu Sabit Telefon hattı ile 4 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 02164140705 nolu Sabit Telefon hattı ile 28 -Muzaffer TEKİN'in kullandığı 05322919293 nolu GSM hattı ile 284 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05373755310 nolu GSM hattı ile 154 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05466478283 nolu GSM hattı ile 18 -Hüseyin GÖRÜM'ün kullandığı 005056588812 nolu GSM hattı ile 545 -Yusuf GÖRÜM'ün kullandığı 05362716692 nolu GSM hattı ile 82 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'un kullandığı 5053043924 nolu GSM hattı ile 24 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'un kullandığı 05558571924 nolu GSM hattı ile 2 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'in kullandığı 05554952648 nolu GSM hattı ile 2 -Oğuz Alparslan ABDULKADİR'in kullandığı 5378786138 nolu GSM hattı ile 73 -Oğuz Alparslan ABDULKADİR'in kullandığı 05332756462 nolu GSM hattı ile 2 -Tanju OKAN'm kullandığı 05322383077 nolu GSM hattı ile 4 -Erkut ERSOY'un kullandığı 05435331769 nolu GSM hattı ile 154 -Muhammet YÜCE'in kullandığı 05378786642 nolu GSM hattı ile 19 -Hüseyin Gazi OĞUZ'un kullandığı 05322650260 nolu GSM hattı ile 4 -Raif GÖRÜM'ün kullandığı 05358258383 nolu GSM hattı ile 31 -İhsan GÖKTAŞ'in kullandığı 05398725788 nolu GSM hattı ile 15 -Atilla PEKER'in kullandığı 05338156148 nolu GSM hattı ile 13 -Oktay YILDIRIM'in kullandığı 05425315368 nolu GSM hattı ile 4 Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanmakta olduğu 05396550456 nolu GSM hattının 01.01.2000 tarihinden günümüze kadar yapmış olduğu arama-aranma, mesaj gönderme-mesaj alma kayıtlarının kolluk tarafından yapılan analizinde de; -Oğuz Alparslan ABDÜLKADİR' in kullandığı 05378786138 nolu GSM hattı ile 9 -Tanju OKAN'in kullandığı 05322383077 nolu GSM hattı ile 18 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05554952647 nolu GSM hattı ile 4 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05558571924 nolu GSM hattı ile 9 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05554954648 nolu GSM hattı ile 2 -Recep Gökhan SİPHAHİOĞLU'nun kullandığı 05053043924 nolu GSM hattı ile 6 -İhsan GÖKTAŞ'm kullandığı 05398725788 nolu GSM hattı ile 10 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05373755310 nolu GSM hattı ile 85 -Kahraman ŞAHİN'in kullandığı 05466478283 nolu GSM hattule 66 -Hüseyin Gazi OĞUZ'un kullandığı 05322650260 nolu GSM hattı ile, 16

-Yaşar ASLANKÖYLÜ'nün kullandığı 05365483885 nolu GSM hattı ile 40 kez görüştüğünün tespit edildiği, belirtilmiştir.

f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları;Düzenle

Bir kısım şüpheli ve tanıkların Mehmet Fikri KARADAĞ hakkındaki beyanları aşağıda özetlenmiştir. Gizli Tanık -17 , ifadesinin bazı kısımlarında aynısı ile ; " Mehmet Fikri KARADAĞ'I Kuvayı Milliye Derneğinin genel başkanı olarak biliyorum. Kendisi emekli Kurmay Albaydır. Derneğin Kadıköy de ki 3 katlı binasının en üst katında genel başkan ofisinde çalışırdı. Dernek üyeleri ve ilgililer kendisine paşam, komutan veya baba olarak hitap ederlerdi. Kendisi dernekte neredeyse askeri yapıya benzer bir hiyerarşi kurmuştu. Bazen dernekte bulunanları içtimaya çekerdi. Dernekte görev alan bazı kişileri kendisini emri ve Hüseyin GÖRÜM' ün talimatı ile yüzbaşı, binbaşı, özel kuvvetler görevlisi, istihbaratçı, AR-GE sorumlusu gibi sıfatlar verilir ve buna uygun kimlikler düzenlenirdi. Muhammet YÜCE' yi derneğe geldiği zaman tanıdım. Kendisini uzman çavuş olarak tanıttı. Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşeceğini söyleyerek odasına gitti. Bu kişinin daha sonra da derneğe birkaç sefer geldiğini gördüm. Hüseyin GÖRÜM ile de görüştü. Bu kişinin Mehmet Fikri KARADAĞ ile araba ile bir yerden derneğe geldiğini de gördüm. Recep Gökhan SİPAHİOĞLU, derneğin ARGE biriminden sorumluydu. Kendisine bu görevi Mehmet Fikri KARADAĞ vermişti. Nano teknoloji ile uğraştığını söylüyordu. Koç üniversitesindeki laboratuan yapmasından kaynaklanan alacağı için ilgili kişiler ile telefonda kavga ettiğini, alacağını tahsil için Kuvayı Milliye Derneğini kullandığını, Kahraman ŞAHIN ile bu için gidip görüşmeler yaptığını biliyorum. Tanju OKAN ve Yaşar ASLANKÖYLÜ'nün isimlerini duydum. Kendilerini görmedim. Mersindeki yemin törenine katılmadım. Mersin ve Adana civarında Kuvayı Milliyenin alt yapısı olduğunu, derneğin aynı isimdeki dergisinin burada basıldığını biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ'm buraya özel ilgi gösterdiğini, birkaç defa gittiğini biliyorum Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki binası resmi bir kurum gibi düzenlenmişti. Kırmızı halılar serilmişti. Güzel bir dekorasyonu vardı. Buraya gelenler buranın resmi bir kurum olduğu hissine kapılıyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendine göre çeşitli birimler oluşturmuştu. Bunlardan Hatırladıklarım Özel Kuvvetler Komutanlığı, İstihbarat Birimi, Türkiye Büyük Millet Meclisini İzleme Ve Denetleme Komisyonu, Arge, Anneler Birliği, Din Komisyonu, Ahilik gibi birimlerdi. Hatta bunlardan bazılarına görev verilen kişilerce tabela yaptmlarak odalann kapılanna asılmıştı. Mehmet Fikri KARADAĞ özellikle özel kuvvetler komutanlığı tabelasını görünce kızdı. Bunu görseler bizi asarlar dedi. Tabelayı kaldırtarak yerine arama kurtarma birimi yazılmasını söyledi. Buna uygun şekilde tabela hazırlandı. Kişilere bu şekilde kimlikler verildi, Özel Kuvvetler Komutanı olarak görevlendirilen kişi Hüseyin GÖRÜM' dü. Zaten kendisini gelen kişilere askeriyenin özel kuvvetlerinde görevli olarak tanıtıyordu. Sürekli olarak başında özel kuvvetlerin kullandığı bordo bere ile gezerdi. Ben bir döneme kadar gerçekten kendisini askeriyede görevli olarak zannediyordum. Derneğin 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerden önce faaliyetleri olmuştur. Bunlardan bazdan İstanbul Çağlayan, Çanakkale , İzmir , Samsun ve Ankara' da yapılan mitinglere dernek olarak katılmaktı.


Çanakkale'de yapılan Cumhuriyet mitingine dernek tarafından temin edilen minibüslerle gidildi. Bildiğim kadanyla bu araçlar minibüsçüler odası veya kooperatifi yetkilisi olan Ahmet isimli kişi tarafından ücretsiz olarak temin edildi. Hatta yakıtını dahi

kendisinin koyduğunu biliyorum. Ben bu kişinin bu yardımı o sıralarda açılan 1.Ordunun yakıt temini ihalesini Kuvayı Milliye derneğim aracı kılarak almak istemesi nedeni ile yaptığım değerlendirdim. Çünkü o sıralar dernekte ihaleden para geleceği konuşuluyordu. Tam da bu sıralarda daha önce kendisini tanımadığım orda bulunanlar söyleyince ismini öğrendiğim Tuncer KILINÇ Paşa derneğe geldi ve Mehmet Fikri KARADAĞ ile kendi odasında görüştü.Ne konuştuklarını bilmiyorum. Ancak dernekte bulunan kişilerce bahsettiğim ihalenin alınmasına ve derneğe bu yolla maddi yardımda bulunmasına yardım edeceği konuşuluyordu. Bunun dışında askeri kurumların ihalelerini almak istediğini söyleyen birçok kişi de Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmek ve yardımını istemek için derneğe geliyordu. Mehmet Fikri KARADAĞ da bu kişileri gere çevirmiyor ve görüşüyordu. Çanakkale'deki mitingde Tuncay ÖZKAN kürsüye çıkarak solcuların birleşmesi konusunda bir konuşma yaptı. Kuvayı Milliye' den gidenler olarak mitingin siyasi bir gösteriye dönüşmesine tepki gösterdik. Bu nedenle mitinge katılan Atatürkçü Düşünce Derneği Ve Biz Kaç Kişiyiz Hareketi isimli tanıtma yeleği giymiş kişiler ile bizler arasında yumruklaşmaya varan bir tartışma oldu. Bu nedenle Kuvayı milliye grubu olarak bizler mitingden aynlıp slogan atarak Çanakkale'nin içinden geçip minibüslere gittik. Burada miting alanmdayken beyaz renkli Kartal marka bir aracın içersinde birinci ordu çekim aracı yazılı bir kamera olduğunu ve çekim yapıldığını gördüm. Bu mitinge Mehmet Fikri KARADAĞ katılmamıştı. Nedenini tam olarak bilemiyorum. Dönüşte Mehmet Fikri KARADAĞ' m Kuvayı Milliye katılanları olarak burada yapılan tartışmadan dolayı herkesi fırçaladığını tartışılan dernek ve oluşumların Kuvayı Milliye ile yandaş olduklarını söylediğini biliyorum. Çanakkale mitinginden 2 veya 3 gün sonra gece saat 23.00 sıralarında Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki binasına Veli KÜÇÜK geldi. Kendisini Mehmet Fikri KARADAĞ kapıda karşılamıştı. Veli KÜÇÜK'ün Jip' e benzer bir araçla geldiğini, yanında koruması veya şoförü olan 2 veya 3 kişi olduğunu, doğrudan 3. katta bulunan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına gittiğini gördüm. Hatta doğrudan gidip Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna oturdu. O sıralar dernekte bulunan Niyazi KIYAK' m da onlara çay kahve servisi yaptığını gördüm. Ben Veli KÜÇÜK' ü daha önceden görmemiştim. Ancak isim olarak tanıyordum ve gazetelerde fotoğraflarını görmüştüm. Bu nedenle kendisini görünce hemen tanıdım. Mehmet Fikri KARADAĞ genelde 19.00 veya 20.00 saatlerinde dernekten çıkardı. Ancak o gün geç vakte kadar kaldı. Neden kaldığını söylememişti. Veli KÜÇÜK gelince sebebini anlamış oldum. Veli KÜÇÜK derneğe geldiğinde baklava getirmişti. Bunu da hatırlıyorum. Getirdiği tatlıyı orada bulunanlar yediler. O saatte dernekte kalan yaklaşık 10 kişi Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çağrıldı. Veli KÜÇÜK burada Çanakkale mitinginde Kuvayı Milliye olarak gösterilen tepkinin yanlışlığından, mitingi düzenleyen dernek ve kurumların yandaş olduklarından, birlik ve beraberlik içersinde bulunulması gerektiğinden bahsetti. Sonrasında kendi güvenlik şirketine 150 tane genç alıp işe başlatacağını, bunların sağlam kişiler olması gerektiğini, bu kişilerin Kuvayı Milliye Derneği aracılığı ile bulunmasını, özgeçmişlerinin, ailelerinin, araştırılmasını istedi. Daha sonra da ayrıldı. Ertesi günü eleman temini için bir duvar ilanı hazırlanarak derneğin iç kısmına asıldığını gördüm. Derneğe gelip gidenler bu ilana bakıp müracaat ediyorlardı. Bu işle Kahremen ŞAHIN ilgileniyordu. İlk işlemleri ve görüşmeyi yaptıktan sonra görüştüğü kişileri mülakat yapması için Mehmet Fikri KARADAĞ' a gönderiyordu. Bu olaydan yaklaşık 10 gün sonra Kahraman ŞAHİN ile Niyazi KrYAK' m Veli KÜÇÜK' ün Ümraniye ilçesinde Güvenlik şirketi aracılığıyla korumasını yaptırdığı bir binaya gittiklerini, burada Veli KÜÇÜK' ün adamlarını hem kaldıklarını,mülkiyeti Anayasa Mahkemesi eski başkanı Tülay TUĞCU'ya ait olduğu söylenen eski bir hipermarket olduğu söylenen bu boş binada barındıklarını, yaklaşık 15 kişi olduğunu, bunun dışında sürekli gelip gidenler bulunduğunu, bu kişilerin de hepsinin sabıkalı tipler olduğunu, Veli KÜÇÜK' ünde

buraya gelerek kendileri ile görüştüğünü dernekte anlattıklarına şahit olmuştum. Zaten bu ziyaretten sonra da Ümraniye' deki bu yerden derneğe sürekli genç kişiler gelmeye başladı. Dernek içerisinde Veli KÜÇÜK' ün Cumhuriyet muhafızları adında bir birim oluşturduğu, işe almak istediği 150 kişiyi bu amaçla istediği, güvenlik şirketi görüntüsü altında bu kişileri eğiteceği, bu kişilerin öncülüğünde diğer sivil toplum kuruluşlarının da katılımı ile Ankara'da meclis önünde büyük bir kalabalığın toplanacağı, toplanan insanların birden bire ceplerindeki kalpakları, bordo ve siyah bereleri takarak meclise yürüyecekleri, kalabalığın önünde bu oluşumda yer alan Ahmet Hurşit TOLON ve bir kısım emekli paşalann yer alacağı, meclisi koruyan askeri birliğin bu kişileri görünce direnemeyecekleri anlatılıyordu. Hatta bu fikrin hayata geçirilmesi için İstanbul Yeşildirek'teki tekstilcilere 10.000 adet kalpak, bere sipariş verildiği, ancak maliyetin yüksek olmasından dolayı bundan vazgeçildiği,bunlan Veli KÜÇÜK' ün Azerbaycan'dan temin edip getirteceği konuşuluyordu. Bunlar benim uydurduğum şeyler değildir. Bizzat Mehmet Fikri KARADAĞ' m da ağzından duydum. Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkaları ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığını söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki evinden Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum. Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu. Tarihini tam olarak hatırlamıyorum. Ancak cumhuriyet mitinglerinden önce olduğunu düşündüğüm bir tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye Kemal KERİNÇSİZ'e teşekkür mahiyetinde bakırdan yapılmış, üzerinde adalet sembolü terazi bulunan, yuvarlık şekilli bir levhayı gönderdiğini, Niyazi KIYAK' m da bu levhayı Kemal KERİNÇSİZ' in Avukatlık bürosuna götürüp bizzat kendisine verdiğini biliyorum. Çünkü bu konu dernekte konuşulmuştu. Aralarındaki ilişkinin mahiyetini ve M Mehmet Fikri KARADAG'm bu hediyeyi ne amaçla gönderdiğini ise bilmiyorum. Ancak bu kişilerin en başından itibaren birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum. Bu kapsamda Çağlayandaki Cumhuriyet mitingine bende katıldım. Burada Kuvayı Milliye grubunun yanma bizzat Doğu PERİNÇEK geldi. Bizlere hitaben biz de Kuvayı Milliyetiyiz. Hepimiz birlik ve beraberlik içersinde olmalıyız, dedi. Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte kendisine göre bir yapı oluşturmuştu. Dernek gibi sivil toplum kuruluşunda herkesin birbirine komutanım, yüzbaşım, binbaşım gibi askeri rütbelerle hitap etmesini yadırgamıştım. Ancak Mehmet Fikri KARADAĞ dernekte içtima bile alıyordu. Kendilerine göre bir literatür oluşturmuşlardı. Dernekte kalanlar askeri üniformaya benzer elbise ile fotoğraf çektiriyorlardı. Bunu da Mehmet Fikri KARADAĞ istemişti. Bunlar benim gelecekteki komutanlarım diyerek kendi odasındaki panoya asmak için bunu istediğini söylemişti. Dernekte o sıralar bulunan Niyazi KIYAK' m MEHMET Mehmet Fikri KARADAĞ' in yönlendirmesiyle Ayşe Ceylan GEÇYOL isimli yine dernek üyesi bir bayanla evlendirildiğini, nikahlarının kendilerine göre Kuvva nikahı olarak adlandırılan bir törenle Kuvayı Milliye Derneğinde Hüseyin GÖRÜM tarafından bordo bere ile kıyıldığını, daha sonraki tarihlerde Niyazi KIYAK' in başka bitişte çalışmaya başladığını, eşinin de eve gelmesi için Kuvayı Milliye derneğinden vaktinde, eve gelmesini istediğini, bu konuda yaptıkları tartışma sonrası Hüseyin GÖRÜM' ünn Niyazi KIYAK'a biz seni derneğe

hizmet et, adam kazandır diye çağırdık. Sen buradan ayırmaya çalışıyorsun dediğini bu tartışmalar sonucu Niyazi KIYAK' m Ayşe Ceylan GEÇYOL ile fiilen ayrıldıklarını biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ' m demekte bir basın izleme ve arşiv bürosu kurduğunu, günlük gazetelerin düzenli olarak alınıp özellikle köşe yazarlarının yazılarının kesilerek kendisine götürüldüğünü biliyorum. Daha sonra bunlar arşivlenirdi. Hatta Mehmet Fikri KARADAĞ' m yazılarını beğenmediği bazı gazete köşe yazarlarını fiilen demekteki bazı kişilere takip ettirdiği dahi söyleniyordu. Ne amaçla takip ettirdiğini ise bilmiyorum. Demek içersinde zaman zaman " Mahkeme " dedikleri bir toplantı yaptıklarına da şahit oldum. Bunlardan birisinde Niyazi KIYAK isimli kişiyi basında da çıkan Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ, Muzaffer TEKİN ve Oktay YILDIRIM' m birlikte aynı karede oldukları fotoğrafların demekten alınıp basına verilmesi ile suçlandığı, Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu kişiyi ajanlık ile suçlayıp başka bir şey anlatmaması konusunda bizzat öldürmekle tehdit ettiği, daha sonra Hüseyin GÖRÜM' ün buna ilişkin diğer resimleri yakıp imha ettiği konuşuluyordu. Bu mahkeme denilen toplantıda Niyazi KIYAK suçlu bulunarak demekten kovuldu. Yine Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir tartışma daha yaşanmıştı. Bu tartışmada o an demekte bulunan kişiler de vardı. Daha doğrusu Hüseyin GÖRÜM mahkeme kuracağız diyerek bu kişileri çağırmıştı. Bu tartışma da Kahraman ŞAHİN tarafından kameraya çekilmişti. Bu tartışmada Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendisini sattığını, demeği kapatmak için dilekçe verdiğini tespit ettiğini, kendisinin demeğe çok emeği geçtiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başka oluşumların peşinde olduğunu, halbuki kendisi ile bu işlere girmeden önce Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğu şeklinde anlaşma yaptıklarını, Mehmet Fikri KARADAĞ' m gizli gizli başkalarıyla görüştüğünü, demeğe gelen herkesi hainlik ile suçladığını, olaylarda hep kendisini ön plana çıkardığını, kendisinin ise kasıtlı olarak geri planda durduğunu, demeğe kimi getirdiyse ekip kurmalarını, para bulmalarını, kırıp dökmelerini söylediğini, bunlardan biri gerçekleşse kendisine yıkılacağını, Danıştay ve Hrant Dink olaylanndan sonra herkesin demekten kaçtığını, kendisinin göz altına alındığı Danıştay olayında yalnız bırakıldığını söylediğini ve orada bulunanlara kimin suçlu olduğunu teker teker sorduğunu, bu sırada da elinde kılıç bulunduğunu, orada bulunanların Hüseyin GÖRÜM' ün suçsuz olduğunu söylediklerini , Hüseyin GÖRÜM'ün burada duvardaki Atatürk resmini alıp Mehmet Fikri KARADAĞ' m koltuğuna koyarak sen buraya layık değilsin dediğini biliyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelen kişilere ekip kurmaları talimatı verdiğini bizzat duydum. Bu kişilerin sürekli olarak kendi kontrolü altında tutup hazır güç olarak her şekilde kullanmayı düşündüğünü şimdi anlıyorum. Mehmet Fikri KARADAĞ bir seferinde o sıralar demekte bulunan Niyazi KIYAK' a zarf verip Sami HOŞTAN' a gönderdiğini, Sami HOŞTAN' m da Niyazi KIYAK ile Mehmet Fikri KARADAĞ' a para gönderdiğini duydum. Çünkü bunlar demekte konuşuluyordu. Demeğe sürekli olarak gelen giden kişiler oluyordu. Bunlar genellikle Mehmet Fikri KARADAĞ, Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN'e gelirlerdi. Mehmet Fikri KARADAĞ' a genelde görevli ve emekli olan asker kişiler gelirlerdi. Görevli olarak gelenler olduğunu demek girişinde gösterdikleri kimliklerden biliyorum. Çünkü demek girişinde güvenlik kontrolü vardı. Bu kişiler başkaları ile muhatap olmadan doğrudan Mehmet Fikri KARADAĞ' m odasına çıkardı. Mehmet Fikri KARADAĞ' m Çanakkale ilinden gelen ve jandarma görevlisi olduğunu söyleyen bir kişiye bütün demekte dinleme cihazı arattırdığını biliyorum. Bu kişi elindeki sinyal algılayıcısı olduğunu söylediği cihazla bütün binayı, aradı. Ancak dinleme


cihazı bulunamadı. Mehmet Fikri KARADAĞ bütün dernektekileri telefon görüşmelerinde dikkatli konuşmaları için uyarıyordu. Mehmet Fikri KARADAG'm hükümetin ihanet içersinde olduğu, başka ihanet edenlerin de bulunduğu, elinde 13.500 kişilik bir ihanet edenlerin listesi olduğu, zamanı gelince hepsinin hesap vereceği, halkın ayaklandınlmasınm gerektiği şeklindeki konuşmalarına bizzat şahit oldum. Hatta ordunun gerekli müdahaleyi yapmadığından yakınıp bizzat genel kurmay başkanına küfür ettiğini de duydum " şeklinde beyanda bulunmuştur. Alparslan ARSLAN, Ayhan PARLAK aracılığı ile tanıdığı Muzaffer TEKİN'in ofisine 4-5 defa gittiğini, bu ofiste birkaç sefer de Mehmet FikriKARADAĞ'ı gördüğünü beyan etmiştir. Osman YILDIRIM, Bombaların kendisine teslim edildiği ve bir öncesinde yapılan Cumhuriyet Gazetesine bomba atılması teklifinde bulunulduğu toplantıya Veli KÜÇÜK, Muzaffer TEKİN, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Mehmet Fikri KARADAĞ, Kuddusi OKUR ve Oktay YILDIRIM'm katıldığım beyan etmiştir. Şüpheli Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAG'm Harp Okulundan sınıf arkadaşı olduğunu,2004 yılı başlarında bu kişinin başkanlığında İstanbul Kadıköy'de Kuvayı Milliye Hareketinin oluşturulduğunu, bu grubun basında da yer aldığı gibi Mersin'de silah üzerine yemin ettiklerini, kendisinin bunlarla herhangi bir bağı olmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'm yetersiz insanlarla bu oluşumu kurduğu için içerisinde yer almadığını, kendisinin 2004 yılından sonra Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüşmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Sevgi ERENEROL,Mehmet Fikri KARADAĞ'I basın açıklamaları yapılan toplantılardan tanıdığını, Muzaffer TEKİN ve Mehmet Fikri KARADAG'm bir bayramda kilisede yapılan ayine katıldıklarını beyan etmiştir. Şüpheli Coşkun ÇALIK , Muhammet YÜCE ile konuşmalarında kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm 2 trilyon vereceğini, Orhan PAMUK'un Türk düşmanı bir yazar olduğunu anlattığını, kendisinin de paraya ihtiyacı olduğundan dolayı bu teklifi kabul ettiğini, bu dönem içersinde Muhammet YÜCE ile irtibatlı olarak Orhan PAMUK'un öldürülmesi yönünde çalışmalar yaptıklarını, Orhan PAMUK'u kurban bayramının üçüncü günü İstanbul'da gerçekleşecek bir konferansa geldiği zaman öldürmeyi planladıklanm, bu eylemde kendisi ile birlikte, Muhammet YÜCE, yine hemşerileri olan Selim AKKURT, Selim'in Halasının oğlu "Fuçi" lakaplı Ayhan ÇELİK isimli şahısların da yer alacağını, Selim AKKURT'un tetiği çekeceğini, Muhammet YÜCE'nin şoförlük yapacağını, kendisi ve Ayhan ÇELİK'in ise gözetleme yapacaklarını kararlaştırdıklarını, Muhammet YÜCE'nin kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm adam başı 2 trilyon vereceğini, eylemi gerçekleştirdikten sonra da 5 trilyon, bir villa ve bir benzinlik vereceğini anlattığını, kendisinin Fikri Albay'm bu kadar parayı nereden bulacağını sorduğunu, Muhammet YÜCE'nin de Albayın bir derneğinin olduğunu, o dernekten paranın geleceğini anlattığını, Mehmet Fikri KARADAG'm bu konuyla ilgili olarak Muhammet YÜCE ile irtibat kurduğunu, diğer şahıslarla görüşmediğini, Orhan PAMUK'a silahlı eylem planı yaptıktan sonra şahsın yurt dışından dönmesini beklediklerini, Muhammet YÜCE ile yaptığı konuşmalarda, DTP milletvekili Ahmet TÜRK'e suikast yapılacağını anlattığını, ancak daha sonra bu eylemi gerçekleştirmeleri halinde PKK terör örgütünün ailelerine bela olacağını Fikri Albay'a söylediğim, bunun üzerine Fikri Albay'm da Orhan PAMUK'u öldürün o zaman dediğini beyan etmiştir. Şüpheli Erkut ERSOY, 2006 yılında İnternette kurduğu Özel Büroyla ilgili olarak Kuvayı Milliye Derneğinden birinin aradığını, tanışmak amacıyla Kadıköy ilçesinde bulunan dernek binasına gittiğini, orada Dernek Başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştığını, ilerleyen dönem içersinde de telefonla görüşmeler yaptığını, Mehmet Fikri KARADAG'm derneğin bazı sıkıntılarından bahsederek internet üzerinden mail gurubu üyelerinden bağış

toplayıp toplayamayacağım sorduğunu, bağış toplanabilmesi için Valilikten izin alınması gerektiğini söyleyerek bu isteğini kabul etmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ ile 3 yıl kadar önce Muzaffer TEKİN ve İbrahim CİNGİ aracılığı ile tanıştığını, tanıştıktan 6 ay sonra Mehmet Fikri KARADAĞ, Yusuf Ziya TANRIVERDİ, Mehmet BESTEOĞLU ve kendisinin 11.11.2005 günü resmi olarak Kuvayı Milliye Derneğini kurduklarını, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneğinin Şile'de yapılan toplantısında Muzaffer TEKİN, Oktay YILDIRIM, Kuddusi OKKIR, Mehmet Fikri KARADAG'm da olduğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm Kemal KERİNÇSİZ ile de görüştüğünü ancak aralarındaki ilişkiyi bilmediğini, Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "komisyonlar.doc" isimli belgenin içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAG'm bilgisi olduğunu, Mehmet Fikri KARADAĞ asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlarını belirlediğini, belirtilen konuların hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ' m kafasındaki projeler olduğunu, Özel Kuvvetler olarak oluşturdukları bir birimlerinin olmadığını, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiğini, basında da yer alan ve aramalarda el konulan bazı CD'lerin içerisindeki Mehmet Fikri KARADAG'm ellerinde "13500 hainin listesi" olduğu yönündeki beyanlannı kendisinin de Mehmet Fikri KARADAĞ'dan duyduğunu, ancak listede kimlerin olduğunu , kimin ne amaçla hazırladığını bilmediğini , yine basında da yer alan ve aramalarda el konulan bazı CD'lerin içerisindeki "11 kasım 1938'den bugüne vatana ihanet eden her şahıs, kurum ve kuruluştan hesap soracakları" yönündeki beyanları Mehmet Fikri KARADAĞ'dan duyduğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm illegal olarak para toplama olaylarını organize etmiş olabileceğini, ancak bu konuda bilgisi olmadığını, derneğe gelen şahıslara bazen ekibini kur şeklinde söylemleri olduğunu, ancak bunun ayrıntılarım bilmediğini,beyan etmiştir. Şüpheli Muhammet YÜCE, Mersin ilinde yapılan Kuvayı Milliye yemin töreninin basında yer akmasından dolayı Mehmet Fikri KARADAĞ'I tanıdığını ve sempati duyduğunu, daha sonra derneğin telefon numarasını bularak görüşme yaptığını, kendisini derneğe çağırdığını, görüşmeden bir hafta kadar sonra İstanbul'a gelerek dernek binasında Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü,kendisine makbuz verip Bursa'dan yardım toplamasını istediğini, ancak kendisinin bunu kabul etmediğini, 01.01.2007 tarihli görüşmesindeki; ".. onlara bir düşünce yapacaz komutanım, ben bir şeyler planlıyorum, DTP yi bombalayacam" sözlerini DTP yi sevmediği , bu nedenle İstanbul'daki veya herhangi bir binasını bombalamayı düşündüğü için söylediğini, Mehmet Fikri'nin "Yok, sakın yapma, haberim olmadan bir şey yapma, sakın", "Onlara prim verirsin, bizim istediğimiz zaman yapacaz, onlar istediği zaman değil" diyerek kendisine bu eylemi istediğimiz zaman yapacağız dediğini ancak ne zaman yapacaklarını söylemediğini, kendisinin daha sonra bu eylemden vazgeçtiğini, Mehmet Fikri KARADAG'm kendisinden dört dörtlük delikanlı bir adam getirmesini istediğini, kendisinin de karşılıklı telefon numaralarını vererek Selim AKKURT ile Mehmet Fikri KARADAĞ'I tanıştırdığını, Mehmet Fikri KARADAG'm İstanbul'da bir otel ismi söyleyerek Selim AKKURT'u buluşmaya çağırdığını, daha sonra ise Selim AKKURT'a ulaşamadığını söylediğini, bu nedenle "sen ulaşabiliyorsan akşam yediye kadar orda olsun" dediğini, kendisinin Selim AKKURT ile Orhan PAMUK'u öldürmeyi düşündüklerini, ancak sonradan vazgeçtiklerini, Mehmet Fikri KARADAG'm kendilerinden böyle bir talepte bulunmadığını, Mehmet Fikri KARADAG'm kendisinden adam getirmesini istediğini, kendisinin de bu konuda Ali GÜRBÜZ ile konuştuğunu, Mehmet Fikri KARADAG'm neden bu talepte bulunduğunu bilmediğini beyan etmiştir. Şüpheli Doğu PERİNÇEK,Mehmet Fikri KARADAĞ'ın ismini basından duyduğunu, yazılarında adını da vererek bu tür örgütlerin "başı bozuk" örgütler olduğunu ve

halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini, bu tür başı bozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurguladığım beyan etmiştir. Şüpheli Veli KÜÇÜK, kendisi Ağrı İl Jandarma Komutanı iken, Mehmet Fikri KARADAĞ'm da Elazığ Kara Kuvvetleri Kolordu Komutanlığında görevli olduğunu, Ağrı ve Tendürek dağlan eteklerindeki operasyonlarda birlikte görev yaptıklarını, emekli olduktan sonra da İstanbul'da Türk Dünyası Araştırmaları vakfmdaki toplantılarda iki kez karşılaştıklarını beyan etmiştir. Şüpheli Kahraman ŞAHİN, Kendisinin Kuvayı Milliye Derneğinin muhasebesi ile ilgilendiğini, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kira olan dernek binasını milli emlağm ellerinden almaması için dernek binası içine ve dışına Atatürk'ün bu binayı 1923 yılında İstanbul işgal altındayken karargah olarak kullandığını yazdırdığını beyan etmiştir. Haklarındaki soruşturma evrakı ayrılan şüpheliler İbrahim ÖZCAN, Durmuş Ali ÖZOĞLU ve Hatice BAHTİYAR benzer ifadelerinde ; Mehmet Fikri KARADAĞ'm "Paşaların kellelerini çuvala dolduracakları" şeklindeki beyanlarına, hatta Genelkurmay Başkanına hakaret ettiğine şahit olduklarını söylemişlerdir. Taner ÜNAL ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; Hüseyin GÖRÜM' ün genel başkanlığını Fikri KARADAĞ' m yaptığı Kuvayı Milliye Derneğinin genel başkan yardımcısı olduğunu, bu derneğin gizli veya açık amaçları hakkında bilgisinin bulunmadığını,ancak sağlıklı düşünceleri olmadığından demekten gönderdiği için kurduğu bu yeni derneğin de amaçlarının iyi olduğunu düşünmediğini, Hüseyin GÖRÜM'ü demeğe Mustafa ALPAY ve Nihat GÜRKAN' m getirdiğini, bu şahıs ile ilgili daha önce uyuşturucu işi yaptığı doğrultusunda dedikodular duyduğu için demeğe almadığını, Hüseyin GÖRÜM ve akrabalarına İstanbul'dan Ankara'ya kadar olan hattın Nihat GÜRKAN tarafından verildiğini, Hüseyin GÖRÜM' ün uyuşturucu, mafya ve pis işler yapan bir adam olduğunu, Nihat GÜRKAN' m kendisine Hüseyin GÖRÜM ve ekibinin Kuvayı Milliye adında büyük bir hareket olduklarını, kendilerine katılmak istediklerini, bu katılım için de bir tören yapılmasının iyi olacağını bu nedenle Hasan KUNDAKÇI Paşayı getirmek istediğini söylediğini, bunun üzerine Nihat GÜRKAN, Hasan KUNDAKÇI Paşa ve Hüseyin GÖRÜM' ü bir tören havasında demeklerine getirdiğini, daha sonra Hüseyin GÖRÜM ve Nihat GÜRKAN' m daveti üzerine 13 Mart 2005 tarihinde İstanbul'da Vali Erol Çakır Öğretmen evinde düzenlenen "Türkiye' nin Karşı Karşıya Kaldığı Sorunlar" başlıklı konferansı verdiğini, konferans sonrası tebrik etmeye gelen kişiler arasında bulunan Muzaffer TEKİN'i Hüseyin GÖRÜM' ün kendisi ile tanıştırdığını, Muzaffer TEKİN ile samimiyetinin olmadığını, ancak birisi yukarıda bahsettiği konferansta diğeri de İstanbul' da Ordu evinde olmak üzere iki defa karşılaştığını, bir takım karanlık ilişkileri olduğu yönünde bilgi aldığı için de demek teşkilatlarına sokulmaması yönünde talimat verdiğini, Fikri KARADAĞ' m emekli Albay olduğunu, demeğin yönetim kurulunda olduğunu, ancak daha sonra ayrıldığmı, ihtilal yapmayı düşünenlerin Fikri KARADAĞ ve Alaattin PARMAKSIZ olduğunu, bu fikri açıklayan kişinin ise Fikri KARADAĞ olduğunu, hatta Alaattin PARMAKSIZ' ı göstererek "işte benim Genel Kurmay Başkanım bu" dediğini, bu arada bütün görüşmelerde Muzaffer TEKİN' den talimat alır gibi konuştuklarını, kendisiyle telefonla irtibat halinde olduklarını, Fikri KARADAĞ'm söylediği, paşaların kellesini çuvala dolduracağız kelimelerinin tamamen doğru olduğunu, kendisine bunları söylediklerini, neye istinaden bu kelimeleri kullandığını bilmediği beyan etmiştir Yasin ALPARSLAN ifadesinin konu ile ilgili bölümlerinde özetle; VKGBH Demeğinin yaklaşık 300 üyenin katılımıyla yapılan genel kurulu sonrasında, Alaattin PARMAKSIZ, Hüseyin GÖRÜM, Fikri KARADAĞ, Taner ÜNAL ve kendisinin demeğin Ankara ilindeki genel merkezinde bir araya geldiklerini, belirttiği isimlerin demeğin yönetim

kurulu üyeliğine de seçildiklerini, Taner ÜNAL' m Fikri KARADAĞ' a "Yönetim olarak ne yapmak istiyorsunuz" sorusu üzerine Fikri KARADAĞ'm "Biz Kelleleri Çuvala Dolduracağız" dediğini, Taner ÜNAL' m bu sözler üzerine "Kimin Kellelerini "diye sorduğunu, Fikri KARADAĞ' m da "Genel Kurmaydaki Paşaların" cevabını verdiğini, bunun üzerine Taner ÜNAL' m "bunun yeri burası değil, burası bir dernek " diyerek adı geçenleri dernekten kovduğunu, kendisini iş adamı olarak tanıtan Hüseyin GÖRÜM' ün de olay esnasında orada olduğunu, ayrıca bu görüşme sırasında Hüseyin GÖRÜM' ün Muzaffer TEKİN olarak tahmin ettiği şahıs ile telefonla görüştüğüne tanık olduğunu, Hüseyin GÖRÜM' ün telefondaki şahsa Muzaffer Albayım diye hitap ettiğini, Taner ÜNAL ile yaptıkları görüşmelerin bilgisini aynen verdiğini, Muzaffer TEKİN' i medyadan tanıdığını, ayrıca 2006 yılında Taner ÜNAL ile birlikte İstanbul ilinde Vali Erol ÇAKIR öğretmen evinde dernek faaliyetleri ile ilgili gittikleri konferans sonrasında yemek yemek için uğradıkları polis evinde karşılaştıklarını, orada kendilerine dernek ve konferans ile ilgili olarak ayak üstü teşekkürlerini bildirdiğini, o esnada bu şahsı tanımadığını, daha sonradan Muzaffer TEKİN olduğunu anladığını beyan etmiştir. g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi; Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın, Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyannca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşlan alanındaki faaliyet şekil ve esaslannı belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllannda kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı ile Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesini sağlaması ile görevlendirildiği ,bu görevi kapsamında da Kuvayı Milliye Derneğini kurduğu, Genel Başkanlığını yaptığı, "Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman Profili" alt başlığında yazılı " .... gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. özellikle sistemle banşık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir...." hedefine uygun olarak örgüte eleman kazandırdığı, "Hedef alt başlığında yazılı " ....mafia gruplan tümüyle yeniden gözden geçirilmeli, deneyimli mevcut gruplann karşısında yeni ve güçlü bir grup oluşturularak, denetim, ve kontrol altına almmalan sağlanmalıdır" ve "Finans" alt başlığında yazılı " Lobi'nin faaliyetlerinin finansı başlangıç noktasında Ergenekon tarafından karşılanmalıdır. Ancak, organizasyon ilk ticari şirketini kurup faaliyete geçirmesinin ardından finansal desteğe son verilmeli ve örgütün kendisine finans kaynaklan oluşturması sağlanmalıdır" hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlann profillerinden de yararlanıp mafya tarzı faaliyetlerde bulunarak örgüte gelir temin ettiği, yine "Amaç" alt başlığında yazılı "..bu çalışma ile hayata geçirilmesi plânlanarak önerilen "Lobi" göstereceği faaliyetler ile yukanda işaret edilen alanlarda çok daha kolay ve sağlıklı istihbarat toplayabilecek ve değerlendirme ile analizini gerçekleştirecektir. Kontra senaryolar üretebilecek, etkinlikler tasarlayarak uygulamaya koyacak....... işlev ve misyonunu tamamlamış çeşitli işçi sendikalannm, sivil toplum örgütlerinin etkilenmeleri sağlanarak, mevcut sendikalann tepkisel ve kitlesel eylemleri, endirekt metodlarla yönlendirilmesi sağlanacak " hedefine uygun olarak örgüte kazandırdığı elemanlar aracılığı ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat topladığı, legal faaliyetleri çerçevesinde sivil demokratik tepki görüntüsü ve kamuoyu oluşturmak amacı ile yönetim aleyhine olan sivil toplum hareketlerini organize ettiği veya içerisinde yer aldığı, illegal faaliyetleri kapsamında ise yukanda


sayılanlardan ayrı olarak örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek için askerleri emir komuta zinciri dışında hareket etmeye teşvik ettiği, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile de ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulunduğu iddia edilmektedir. Şüpheli özetle ; Kendisinin daha önce VKGB Hareketinin teşkilattan sorumlu başkan yardımcısı olduğunu, daha sonra bu hareketin başkanı Taner ÜNAL'in kendisine söylediğinin aksine teröristler tarafından değil dolandırdığı insanlar tarafından vurulduğunu öğrendiğini,bu nedenle VKGB ile ilişkisini kestiğini,Kendisinin Hüseyin GÖRÜM ve İbrahim ÖZCAN ile birlikte çekirdek kadroyu oluşturarak 11 Kasım 2005 tarihinde Kuvayı Milliye 1919 Derneğini kurduğunu, Mersin ilindeki Silah, Kur'an ve Bayrak üzerine yapılan yeminin Türk Kurtuluş Savaşı öncesindeki zor şartlarda yapılmış mücadeleyi anımsatan bir tören olduğunu, bu yemin töreninden sonra Muhammet YÜCE isimli psikopat olduğunu değerlendirdiği kişinin telefonla arayarak Bursa'da yanında 50-60 kişi bulunduğunu, emrettiği takdirde herşeyi yapmaya hazır olduğunu söylediğini, ancak kendisini geçiştirdiğini, 22 Temmuz seçimlerinden sonra yine telefonla arayarak Ahmet TÜRK ve Osman BAYDEMİR'in işinin bitirilmesi gerektiğini söylediğini, her defasında kendisini geçiştirdiğini, Ergenekon isimli yapılanmayı basından duyduğunu, böyle bir yapılanma olup olmadığını, var ise mahiyetini bilmediğini savunmuştur. Esasen, Kuvayı Milliye Derneğinin Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan "Lobi Yapılanmasının" karan ve bu yapılanmanın Sivil Toplum Kuruluşları alanındaki faaliyet şekil ve esaslarını belirlemek için hazırladığı "Dinamik" adı verilen örgüt dokümanında gösterilen "Kuvayı Milliye Cephesi gibi Milli Mücadele yıllarında kurulan örgütlerin günümüzde yeniden kurulması ve faaliyete geçirilmesi uygun görülmüştür" hedefinin uygulamaya konulması amacı kurdurulduğu, derneğe konulacak ismin dahi "Dinamik" isimli örgüt belgesinde belirlendiği,yukarıda genel açıklamalar bölümünde anlatılmıştır. Buna karşın Kuvayı Milliye Derneğinde faaliyet yürüten birçok şüpheliden elde edilip önemi nedeni ile aşağıda özetlenen, logosu yanında "Kuvayı Milliye Genel Merkezi" başlık ve "Kuvayı Milliye Nedir" alt başlıklı 5 sayfalık bilgisayar çıktısı metinde ; Türk Ordusunun tarihi gelişiminden, 1.Dünya Savaşından sonra dağıtılmasından, vatan topraklarının düşman tarafından işgal edilmesinden, devletin halkını ve ülkesini koruyamadığı gerçeğinin farkına varan halkın savunma içgüdüsü ile Kuvayı Milliye birliklerini kurduğundan, askerlerin bir bölümünün de milis güçlerinin oluşumuna destek verdiklerinden , elde kalmış bir kaç parça silahın milislere aktarıldığından, genç subaylar'in da milis güçlerinin öncü ve lider kadrolarını oluşturduğundan, bu ortamda Kuvayı Milliyenin doğrudan doğruya Harbiye Nezareti (Savunma Bakanlığı) ve Erkanı Harbiyei Umumiye (Genelkurmay)'ye bağlı olmadığı için kontrol ve disiplinini sağlamanın yeterince mümkün olmadığmdan,Kuvayı Milliyenin kendi içerisinde bir bütün oluşturmadığından, milis güçlerinin kumandanlarımndan bir kısmının asker kökenli olmalarına karşın o an ordu kadrosu içerisinde yer almayan veya istifa eden genç subaylar ile emekli olan subaylar, bir kısmının eşrafbir kısmının efeler,bir başka grubun da eşkiya reislerinden oluştuğundan, dolayısıyla bu gruplarda genel bir karargah,kumanda bütünlüğü,silah birliği,ortak hareket olmadığından, bu nedenle zaman zaman yanlışlıklara, keyfi uygulamalara yönelebildiklerinden, Meclis açıldıktan sonra Ankara Hükümeti ile bağlantılarını sürdürdüklerinden, Büyük Millet Meclisi düzenli ordularının yetersiz kalıp ayaklanmalara tek başına cevap veremediği durumlarda Kuvayı Milliyenin devreye


girdiğinden, Kuvayı Milliye'nin görevini yerine getirerek işgal ordusunun yayılmasını önledikten sonra kesin sonucun alınması için düzenli ordu birliklerin yanında yer aldığından, Hıyaneti Vataniye Kanununun çıkarılması ve İstiklal Mahkemeleri'nin kuruluşu ile hainlerin hak ettiği cezalara çarptırıldığından, milli ordu kurumlaşman ardından da ebedi Başkomutanı Mustafa Kemal Paşa'nm yönetiminde zaferin kazanıldığından , en son aşamada da ordu-millet bütünleşmesi ile milli devrimlerin gerçekleştirildiğinden bahsedilerek, aynısı ile "...günümüzde de aziz vatan toprakları can düşmanlarımıza pazarlanmakta, kahraman ordumuz sanki başka bir milletin ordusuymuş gibi her fırsatta yıpratılmakta, yer altı ve yerüstü milli servetlerimiz yabancılara peşkeş çekilmekte, Cumhuriyet'in bütün maddi ve manevi kazanımları çılgınca yok edilmeye çalışılmakta, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü gözlerimizin önünde parçalanmaya devam etmekte, velhasıl tarih tekerrür etmektedir.Büyük Atamızın Gençliğe Hitabesi'ndeki her şey mevcut ve gerçekleşmek üzeredir.O halde; Ey Türk'ün asil evlatları!..Kuvayı Milliye zamanı değil mi.." şeklindeki yazılar bulunduğu tespit edilmiştir. Gerçekte, örgüt amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul edilen yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçlayan ve gerçekleştiren Ergenekon Terör Örgütü, Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile ; bu ve buna benzer birçok dokümanda demokratik sistemin tüm kurumlarıyla yaşandığı ülkeyi kurtuluş savaşı yıllarında işgal edilerek istilaya uğramış Anadolu topraklan gibi gösterip, bu savaşın kazanılmasındaki önemli rolüne hemen kimsenin itiraz etmeyeceği Kuvayı Milliyenin tarihe malolup her zaman saygı ile anılan hatırasından yararlanıp vatandaşları yanıltarak "hain" ve "düşman" olarak gösterdikleri kişiler aleyhine Kuvayı Milliye Dernekleri ile örgütleyip silahlı mücadeleyi de içerir şekilde faaliyet göstermeye çağırarak örgüt propagandası yaptığı değerlendirilmiştir. Şüphelinin 14.10.2006 tarihinde Mersin Kuvayı Milliye Derneğinin düzenlediği toplantıda yeni üye olacak kişilere özetle ; " bu uğurda ölmeyi,öldürülmeyi ve öldürmeyi de göze almaları gerektiğini, bunu göze almayanların şimdiden ayrılması gerektiğini" ikaz ettikten sonra Kuran,Bayrak ve Silah üzerine Kuvayı Milliye Yemini olarak tabir ettikleri yemini ettirdiği görsel basında yer almış, yapılan aramalarda da bu tören görüntülerine ilişkin CD'ler birçok şüpheliden elde edilmiştir. Şüpheli yemin metninin kendisi tarafından hazırlandığını, ancak yemin metninde "ölmek, öldürmek ve öldürülmek" gibi hiçbir beyan olmadığını, hatta o manaya gelebilecek hiçbir beyanın da bulunmadığını, ayrıca dernekle ilgili hiç kimseye ölmek veya öldürmek konusunda telkin, teşvik ve ima yapılmadığını, yeminde töreninde kullanılan silahların derneğin Mersin temsilcisi Kemal CANAY ve kendisine ait ruhsatlı silahlar olduğunu, derneğe üye olan kişilere bu yeminin yaptırılmadığını, sadece bir defa Mersin'deki yapılan törende bu yeminin yaptırıldığını savunmuştur. Şüpheli,her ne kadar kendisinin hazırladığı yemin metninde "ölmek,öldürülmek ve öldürmek" gibi kelimelerin geçmediğini savunmuş ise de, incelenen görüntülerden bu sözlerin yeminden hemen önce yaptığı konuşmada söylendiği tespit edilmiştir. Bu sözlerin bir tarih konferansı yada toplantısında değil, Kuvayı Miliye Derneğine üye olacak kişilere yaptırılan yemin öncesinde söylendiği , Ergenekon Terör Örgütünün de amaç ve ilkelerine aykırı davrandıkları kabul ettikleri yönetimi, askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırmayı , bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin için ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etmeyi amaçladığı dikkate alındığında, Kuvayı Milliye


Derneğine üye olacak kişilerin "ölmek,öldürülmek ve öldürmeyi de göze almaları" gerektiğinin ikazı için söylendiği anlaşılmaktadır. Esasen bu yemini eden veya etmeyen dernek yapılanmasmdaki kişiler ile şüphelinin yaptığı; 07.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile görüşmesinde özetle; Kahraman'm "Sen bizim babamız değil misin baba ya" "Sen bizi öldürsen, dövsen dahi biz sana kötülük düşünebilir miyiz baba, her şeyimiz sensin bizim" , "..senin evladın var, biliyor musun, her türlü her şekilde, her şeyle çarpışacak bi askerin var", "Baba, senin emrindeyiz tamam mı, öl dediğin an, o sahtekarlar gibi değil" 09.10.2007 tarihinde Mustafa isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Mustafa'nın "Komutanım yok mu yapacağımız,yapabileceğimiz herhangi birşey yok mu,bizim elimizden gelen,gideceğimiz geleceğimiz,vuracağımız,asıp keseceğimiz bir şeyimiz yok mu bizim","Elimiz kolumuz böyle bağlı oturucaz yani komutanım" 26.07.2007 tarihinde Muhammed YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Mehmet ALT AN bu Ahmet'in kardeşi Çetin ALTAN'm oğlu" "O .... suratlı bir herif var ya ... sakallı" , Muhammet'in "Yanlış Yapıyorsa .. .Harcayalım Onu" Şeklindeki sözler ve buna benzer daha birçok telefon görüşmesinden de şüphelinin, sorgulamadan insan öldürmek dahil her şeyi yapacak derecede kendisine bağlı kişileri etrafına topladığı anlaşılmaktadır. Çeşitli yayın kuruluşlarında Kuvayı Milliye Derneği Mersin Temsilcisi Kemal CANAY'm bir basın açıklamasında "ellerinde 13.500 hainin listesi" olduğu yönünde beyanları yer almış , aynı görüntülerin aramalarda çıkan CDTer içerisinde de yer aldığı tespit edilmiştir. Şüpheli kesinlikle bu şekilde bir listenin olmadığını, beyanların aslı olmayıp laf olsun diye söylenmiş sözler olduğunu savunmuştur.Yukarıdan itibaren yapılan açıklamar ile sözü edilen şekildeki bir listeyi Ergenekon Terör Örgütünün kendilerince hain ve düşman olarak gördüğü kişileri Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat faaliyetleri ile oluşturmuş olabileceği de akıldan uzak değildir. Nitekim, Mehmet Fikri KARADAĞ'm ikametinde yapılan aramada elde edilen Toshiba_Laptop bilgisayarında Doc isimli klasör içerisinde: Ali ÖZOGLU tarafından 09.04.2006 tarihinde hazırlandığı yazılı "TÜRKİYEARTIKBİZİMKONTROLÜMÜZDE[2]" isimli (4) Dört sayfalık word belgesinde ; "...Ülkeye ihanet edenlerin icraatları her geçen gün ortaya dökülmeye başladı. Hainlerin yaptığı en küçük ihanet bile Kuvayı Milliye tarafından ortaya dökülecek ve gereği neyse o mutlaka yapılacaktır! .Vatan topraklarını satanlardan, makam koltuklarını satanlara kadar her kim olursa olsunlar, bundan nasibini alacaktır.., O gün başbakanım, bakanım, başkanım, müdürüm ya da amirim böyle emretti yaptım., gibi bir mazeret asla geçerli olmayacaktır. Çünkü, vatana ihanet etmek, sadece stratejik sırlan yabancılara vermekle sınırlı değildir.., Bir grubun üyesi veya yandaşı olan en olmadık insanları, en olmadık görevlere atamak ta masum bir torpil değil vatana ihanettir.. Böylesi bir atamayı onaylamak, emir verildi yaptım., gibi bir mazerete asla sığdınlamaz!. En milli kurumlarımızda bu türden kadrolaşmalar hızla yapılmaktadır. Bütün bu çalışmaları Kuvayı Milliye hassasiyetle izliyor ve not ediyor!..,Her şey ortaya dökülüyor...Hiçbir şey gizli kalmaz..Ve yolun sonuna yaklaşıldı!..Bu cennet vatana ihanet edenler ve ihanetin en küçük halini bile o küçük beyinlerinden geçirenler şunu çok iyi bilmeli ki, Kuvayı Milliye asla unutmaz.. Asla affetmez!..." yazılı olduğu gibi Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmanın istihbarat faaliyetleri ile not ettiği kişilerden 13.500 kişilik bir liste çıkması da mümkündür. Kuvayı Milliye Derneğinin Teşkilatlanmadan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün "Mehmet Fikri KARADAĞ'ın elinde 13.500 hainin yazılı bulunduğu bir liste olduğu beyanlarını kendisinden duyduğu, ancak bu listede kimlerin olduğunu ve kimin ne amaçla hazırladığını bilmediği " şeklindeki beyanları da bu değerlendirmeyi teyit etmektedir.Gizli Tanık-17 ve şüpheli Murat ÇAĞLAR da bu beyanları doğrulamışlardır. Ergenekon Terör Örgütü ve örgütün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının istihbarat toplama faaliyetleri ile Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanması ile bağlantılı olarak çalışan,Ergenekon Terör Örgütüne bağlı Lobi yapılanmasının istahbarat toplama biriminin yöneticisi Erkut ERSOY'un faaliyetleri ilgili bölümlerde geniş olarak izah edildiğinden burada tekrar edilmeyecektir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm gerek Erkut ERSOY ile bağlantılı olarak, gerekse Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasında kendisinin alt hiyerarşisinde bulunan diğer şahıslar ile Ergenekon Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda istihbarat toplama faaliyetinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Şüphelinin,Kuvayı Milliye Derneğini Ergenekon Terör Örgütünün amaçları doğrultusunda, dernek mevzuatı dışında ve uygulamada da görülmeyen bir şekilde hiyerarşik bir yapı oluşturarak yönettiği, kendi faaliyet ve yönlendirmeleri ile bu yapılanmaya eleman kazandırdığı, örgütün amaçlan doğrultusunda motive ettiği,örgüte gelir temin etme,istihbarat toplama gibi illegal ve toplantı, miting, seçim çalışması gibi legal faaliyetlerini organize ettiği, faaliyetlerinde gizliliğe olabildiğince dikkat ettiği yukanda özetlenen telefon görüşmelerinden açıkça anlaşılmakta olup, burada tekrar edilmeyecektir. Ergenekon Terör Örgütü ve ona bağlı olan Lobi yapılanması gizli bir örgüttür. Bu özelliği örgütün ana dokümanlan olan Ergenekon Analiz Yeni Yapılanma Yönetim Ve Geliştirme Projesi isimli belgede gizlilik ön koşul olarak gösterilerek illegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı olabildiğince az olmalıdır, Lobi isimli belgede ise, Lobi gizli örgütsel çalışma olarak tarif edilerek Lobinin tüm çalışma ve faaliyetlerinde gizlilik prensiplerine sadık kalınmalıdır şeklinde ifade edilmiştir. Buradan hareketle üyelerinin önemli bir kısmının örgüt yapılanmasını dahi kapsamlı olarak bilmediği ve bilmesinin de gerekmediği anlaşılmaktadır. Esasen gizli olan bu örgütün açık kaynaklar aracılığı ile propagandasının yapıldığını iddia etmek ilk başta çelişki olarak görülse bile yukanda izah edildiği gibi Lobinin yapılanması ve tüm faaliyetlerinin mevcut hukuk plâtformuna uygun olması, faaliyetlerin legal görünümlü dernek, vakıf ve benzeri sivil toplum kuruluşlan ile perdelenerek yürütülmesi öngörülmüştür. Bu amaçla örgüt tarafından kurdurulan Kuvayı Milliye Derneği legal bir yapılanmadır. Bu nedenle legal bir derneğe üye temin etme görüntüsü ile eleman kazandmlması veya başka bir amaçla propaganda yapılması örgütün gizlilik prensibini ihlal etmemektedir. 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile yakalanan Murat ÇAĞLAR'm, Kuvayı Milliye Derneğine ait olduğunu söylediği araçta bir kısım dokümanlar bulunmuştur. (1) rakamı ile numaralandmlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; İstihbarat jargonu başlığının olduğu ve altında "çiftçi=tetik çeken kelle alan, çöpçü=silahşörlere lojistik destek sağlayan, tavşan=operasyondaki hedef, namazdan sonra=cuma öğleden sonra, alış veriş=operasyon, yemlemek=dolar vermek, kış uykusuna yatmak=emir gelinceye kadar hiçbir şey yapmamak, perdeleme=koruma altına alma, çizgi=ülke sınırı, şirket=cıa merkezine denir Türk istihbaratçılar da Mit'e şirket diyor" şeklinde notlann yazılmış olduğu, (2) rakamı ile numaralandmlan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Pantolonun ağ kısmı derin ve bol olacak, ayakkabı kaymamalı ses çıkarmamalı koşmaya müsait olmalı, ceket kabalanndan aşağıda uzun olur dışanya hafif bombe verilir tabanca tamamen kaybolur, takım elbiselerin astarlan düğmeleri kolay sökülmeyecek cinsten olmalı kavgada sökülenler ileride yakalandığında mahkemede delil olarak kullanılabilir, büyük ve sağlam pamuk mendil çok önemlidir, her işe yarar yaranın üzerine bastınrsan kan kaybını önler, iç çamaşın slip olmaz bokser gibi şort olmalı ki aleti yani tabancayı rahat koyabilesin külotunun lastikleri elinin kalınlığında olmalıki alet düşmesin, kemerler Amerikandan özel gelir son delikten sonra kemer içinde bir boğayı rahatlıkla kesebileceğin çok keskin 'bıçak görevi yapan bir metal

vardır bu kemerler çok pahalıdır piyasada satılmaz" şeklinde notların yazılmış olduğu, (4) rakamı ile numaralandırılan, el yazısı ile yazılmış not kağıdında; "Kimlik gizli kalmalıdır, anne-baba kardeş senin kimliğini bilmemelidir, kimlik taşınmaz, şirket telefonundan ulaşılır, numara gizlidir, yazı tipleri çok yönlüdür, sağ ve sol el kullanılmalıdır" şeklinde notların yazılmış olduğu görülmüştür. Ayrıca diğer belgelerin içeriğinde ise değişik kişilere ait istihbari mahiyette bilgiler olduğu tespit edilmiştir. Bunlar üzerine başlatılan soruşturma kapsamında Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada el konulan bilgisayarların incelemesinde tespit edilen "KOMİSYONLAR, doc" isimli, altında Mehmet Fikri KARADAG,Hüseyin GÖRÜM ve Kahraman ŞAHİN yazan belge içeresinde derneğin kuruluş şeması olarak bazı bölümlerin oluşturulduğu, belgenin altında Mehmet Fikri KARADAĞ yazdığı tespit edilmiştir. Bu bölümlerden, Özel Kuvvetler Komisyonu başlığının altında "Bu komisyon savaş anında, seferberlik anında ve şanlı ordumuz tarafından ihtiyaç duyulduğu anlarda görev yapacak olan Kuvayı Milliye Kuvvetlerini oluşturmak ve hazırlamakla görevlidir... ayrıca Kuvayı Milliyenin güvenliğinden sorumlu olup alt kurullar oluşturacak, güvenlik şirketi ve benzeri ticari işlere girecek." ibaresi yazdığı tespit edilmiştir. Şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinde neredeyse askeri yapıya benzer bir hiyerarşi oluşturduğu, her konuda kendisine danışıldığı, diğer şüphelilerden Recep Gökhan SİPAHİOĞLU'nun ifadesinde de belirttiği şekilde kararlan kendisinin verdiği, yönetim kurulu karan ve karar alma prosedürünün ise göstermelik olduğu, bu konunun şüphelinin ve Kuvayı Milliye Demeğindeki yapılanma ile bağlantılı diğer kişilerin burada tekrarlanamayacak kadar çok olan telefon görüşmelerinden de açıkça anlaşıldığı, buna göre şüphelinin yukanda yazılı dokümanlardan haberinin olmadığını beyan etmesinin savunma amaçlı bulunduğu, aksine bu dokümanlan bir suç örgütü hüviyetinde yapılandırdığı dernek üyelerine bizzat kendisinin verdiği veya kendisinin anlattıklanndan tutulan notlar olduğu değerlendirilmiştir. Yine Kuvayı Milliye Derneğinde yapılan aramada ele geçen " Yönetim Kurulu" ile başlayıp "Tüm Birimler Birbirine Emir Komuta Zincir İle Bağlıdır" diye biten şema da derneğin illegal yapılanmasında nasıl bir hiyerarşi kurulduğunu göstermektedir. Nitekim Derneğin teşkilatlanmadan sorumlu genel başkan yardımcısı Hüseyin GÖRÜM'ün ; "..Bu belgelerin içeriği hakkında genel başkan olan Mehmet Fikri KARADAĞ'm bilgisi olduğu, Mehmet Fikri KARADRAĞ'm asker emeklisi olduğundan dolayı bu şekilde derneğin faaliyetlerini ve görev alanlannı belirlediği, belirtilen konulann hepsinin Mehmet Fikri KARADAĞ m kafasındaki projeleri olduğu, Özel Kuvvetler olarak oluşturduklan bir birimlerinin olmadığı, ancak bazı şahıslara bu şekilde kimlikler verildiği.." şeklindeki kaçamaklı beyanı , Gizli Tanık-17 nin de benzer beyanlan bu değerlendirmeyi doğrular niteliktedir. Kuvayı Milliye Derneğinin Basın ve Halkla İlişkiler sorumlusu Ali ÖZOĞLU ile yapılmış röportaj 25 Mayıs 2006 tarihinde Tempo Dergisinde yer almıştır. Bu röportajda Ali ÖZOĞLU Kuvayı Milliye Derneği'nin "2000 motorize ekipten oluşan, telsizli istihbarat ekipleri hazırladığı, bu ekiplerin İstanbul içinde ve iki yakada başta kurt mafyası olmak üzere her türlü organize suç şebekesine ve mafyaya karşı mücadele etmekle görevli olacaklan" yönünde beyanlarda bulunmuştur. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ bu konu hakkında hiçbir bilgisinin olmadığını, Ali ÖZOĞLU'nun beymlannm, Erkut ERSOY ile birlikte kendi düşüncelerini yansıttığını, Kuvayı Milliye Derneği olarak bu konuda hiçbir çalışmalannm olmadığını,Ali ÖZOĞLU'nun basında çıkan haberlerden sonra dernekten istifa edip aynldığmı savunmuştur. ... Emekli yüzbaşı olan Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, 25.05.2006 günü Ankara Emniyet Müdürlüğünde alman ifadesinde ; Kuvayı Milliye Derneği Teşkilat Başkanı olan Hüseyin GORUM'ün kendisinden etrafındaki şahıslara askeri eğitim vermesini istediğini söylemiştir.

Yukanda açıklandığı şekilde genel başkanlığını yaptığı dernekte neredeyse askeri bir hiyerarşi oluşturan, her konuda kendisine danışılan ve onayı istenen şüphelinin bu gelişmelerden haberi olmadığını söylemesinin savunma amaçlı olduğu değerlendirilmiştir. Aşağıda özetlenen; 18.09.2007 tarihinde Erol ÖLMEZ ile Kahraman ŞAHİN arasındaki görüşmede ; Erol' un " sayın Özel Kuvvetler Komutanım nasıllar iyiler mi", "Paşamız nasıl" , Kahraman'm "Paşa da gayet iyiler efendim", "Tamam efendim, teşekkür ediyorum hayırlı görevler" Şeklindeki ve bu içerikteki birçok telefon konuşmaları, Kahraman ŞAHİN'den elde edilen 13 numaralı CD üzerinde yapılan incelemede tespit edilen ; Kahraman ŞAHİN ve diğer bir çok şahsın askeri üniformayı anımsatan ayrıca bere, apolet, fular ve benzeri aksesuarları bulunan elbiseler giyerek Türk Bayrağı ve Kuvayı Milliye Flamaları önündeki fotoğrafları, Dikkate alındığında, ele geçen dokümanda Kuvayı Milliye Derneğinde kurulması öngörülen "Özel Kuvvetler" in sadece düşünce aşamasında kalmayıp uygulamaya da konulduğunu göstermektedir. Şüphelinin Erol ÖLMEZ'i tanımadığı şeklindeki savunmasının, Erol ÖLMEZ'in ifade ve telefon görüşmeleri içeriğinden savunmaya yönelik olduğu, Erol ÖLMEZ'in kendisine ait bölümde anlatılan istihbarat ve örgüte gelir temin etme amaçlı faaliyetleri ile ilgisinin kurulamaması amaçlı bulunduğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm oğlu Serdar KARADAĞ'm aynı suçtan tutuklu bulunan ve sürekli olarak gönderdiği dilekçeler ile yeniden ifade vermek istediğini söyleyen Erol ÖLMEZ'e cezaevinde para yatırması da bu değerlendirmeyi doğrulamaktadır. Vatanın elden gittiği, bir an evvel halkın ayaklandırılmasmm gerektiği şeklindeki örgüt propagandasının sadece yukanda yazılı ve ona benzer dokümanların basılıp yaymlanması,dağıtılması ile sınırlı kalmayıp Kuvayı Milliye Derneği yöneticileri tarafından bizzat kişilere de yapıldığını, 07.01.2007 tarihinde Pendik ilçesinde oto içersinde 1 adet ruhsatsız tabanca ile birlikte suç örgütü mensuplanna ait olduğu değerlendirilen belgeler ile ele geçirilen Murat ÇAĞLAR kendisi ile yapılan mülakatta ; " Kuvvayi Milliye Derneğinde kaldığı süre içerisinde kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandmlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Derneğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığını, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığını " söyleyerek teyit etmiştir. Daha sonra tekrar yakalanan Murat ÇAĞLAR ifadesinde bu mülatattaki beyanlannı doğrulamış, Gizli Tanık-17 de aynı şekilde beyanda bulunmuştur. Soruşturma kapsamında olup daha sonraki bir tarihte yakalanan şüpheli İhsan GÖKTAŞ'tan elde edilerek 2 , 3 rakamlan ile numaralandmlan CD'ler içerisinde Kuvayı Milliye Derneği binasında 12 kişinin katılımı ile yapılan bir toplantıda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüntülü konuşmalannm kayıtlı bulunduğu tespit edilmiş, Gizli Tanık-17 bu görüntülerin Kahraman ŞAHİN tarafından kayda alındığını beyan etmiştir. Söz konusu CD lerdeki görüntülü konuşmalarda Hüseyin GÖRÜM ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm tanışmalanndan itibaren Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Hareketi ve Kuvayı Milliye Derneğinin kuruluş aşaması, süreç içerisinde gelişen olaylann tabii bir şekilde konuşulduğu değerlendirildiğinden çözümü yaptınlarak özet olarak yukanda yazılmıştır. Bu konuşmanın ; şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'm kendi beyanı içeriğine göre 22 Temmuz 2007 tarihindeki genel seçimler sonrasında Kuvayı Milliye Derneği ile bağlantısını zayıflattığı, 07 Eylül 2007 tarihinde de resmi olarak ayrıldığı tarihten sonra yapıldığı , Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy ilçesindeki genel merkez binasında geçtiği, huzurda

Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hüseyin GÖRÜM'den başka 12 kişinin daha olduğu anlaşılmaktadır.Tartışmalarmm ise ; Mehmet Fikri KARADAĞ'm Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda görünürdeki Kuvayı Milliye Demeğinin legal yapılanmasının tüm imkanlarını kullanmasına karşın söz konusu genel seçimlerde beklediği neticeyi sağlayamaması, bunun dışında Mersin ilindeki ölme,öldürülme ve öldürme ikazı ile yaptırdığı yemin töreni, Demeğin Teşkilat Başkanı Hüseyin GÖRÜM'ün başında bordo bere ile kıydığı Kuvva Nikahı ve sağma ve soluna alıp temsili olarak İsa ile Musa Peygamber olarak tanıttığı kişiler ile birlikte yaptığı basın açıklaması görüntülerinin basında yer alıp vatandaşlardan tepki alması, yukarıda silah ve örgütsel dokümanlar ile yakalandığı anlatılan Murat ÇAĞLAR'dan sonra Demek yapılanması hakkında soruşturma başlatılması olaylarından sonra işlevsiz kaldığını düşündüğü Demeğin legal yapılanmasını tasfiye etme düşüncesinden ve Hüseyin GÖRÜM'ün buna karşı çıkmasından kaynaklandığı görüntülü konuşmanın tümünün incelenmesinden anlaşılmaktadır. Yukarıda özetlenen telefon görüşmelerinden de anlaşılacağı gibi neredeyse askeri bir itaatle bağlı örgüt üyelerinin kendisine bu tartışmada olduğu gibi karşı çıktıkları görülmemiştir. Bu nedenle de olayların gelişiminin kavranması açısından önem verilen bu konuşmada Hüseyin GÖRÜM'ün Mehmet Fikri KARADAG'a ; Muzaffer TEKİN tarafından tanıştırıldıklarını, VKGB'nin kumlusu aşamasında kendisinin Maltepe semtindeki meşhur barakasına gelip gittiğini, Hendek ilçesinde anlaşmayı bozanın kanının diğerine helal olduğuna dair bir anlaşma yaptıklarını, buna karşılık kendisinin eroin kaçakçısı olarak gösterilip VKGB oluşumundan uzaklaştırıldığını, kutsal bir dava olarak gördüğü Kuvayı Milliye Demeğinin kumlusunda kendisinin büyük emeği olduğunu, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelen kişilere grup kuran, yer altına inin, şunu vur, bunu vur, kıralım, keselim,para bulalım dediğini, bütün eylemlerde arka planda durup kendisini öne çıkardığını, Ankara'da kurulan Kuvva-i Milliye Demeğinin arkasında da Muzaffer TEKİN'in olduğunu, başkanı olan Bekir ÖZTÜRK'ün kendisi gibi kukla olduğunu, telkinlerine uyan birisinin suç işlemesi halinde kendisine yükleneceğini, nitekim Danıştay saldırısı ve Hrant DİNK'in öldürülmesi olaylarından sonra ortadan kaybolduğunu, bütün bu olaylardan sonra işin iç yüzünü anladığını söylediği anlaşılmaktadır. Yukarıdaki konuşmalardan da anlaşılacağı gibi ülkemizde meydana gelen sansasyonel eylemlerden sonra Mehmet Fikri KARADAĞ'm demeğe gelmeyişi, Hüseyin GÖRÜM'ün Danıştay saldırısında adının geçmesi üzerine Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer demek üyelerinin kendisiyle irtibatlarını kesmesi, Mehmet Fikri KARADAĞ'm danışacağım yerler var diyerek Beşiktaş'taki bir yere gitmesi , burada da Veli KÜCÜK'ün bürosunun bulunduğunun bilinmesi , Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜCÜK'ün örgütsel irtibat halinde bulundukları yönünde değerlendirilmesi gereken diğer bir durumdur. Danıştay eylemi sonrası Veli KÜÇÜK- Muzaffer TEKİN örneğinde olduğu gibi, deşifre olan örgüt üyesi Hüseyin GÖRÜM ile irtibatın koparılmaya çalışıldığı anlaşılmaktadır. Murat ÇAĞLAR'm "kendilerine, vatanın elden gittiğini, bir an evvel halkın ayaklandınlması gerektiğini, aynca Kuvvayi Milliye Demeğinin mevcut orduya alternatif yeni bir ordu kurma yetkisinin olduğunu, bunun için maddi güç kazanmalan gerektiğini, bu nedenle sık sık yardım toplandığım, mevcut ordunun içinde bölünmeler olduğunu, vatan hainlerinin olduğunu anlattıklannı, bu çerçevede kendisinin de çok defa bu yardım toplama faaliyetlerine katıldığı" şeklinde demek yöneticilerince yönlendirildikleri hususu Kuvayı Milliye Demeği ile bağlantılı olan şüphelilerin ilgili bölümlerde genişçe özetlenen,ancak bu bölüme yazılamayacak kadar çok olan telefon görüşmeleri içeriğinden de açıkça anlaşılmakadır. Mehmet Fikri KARADAĞ ve diğer şüphelilerin "vatanın elden gittiği, memleket topraklannın düşmana satıldığı" şeklindeki görüş ve düşünceleri .suç isnadına konu edilmemiştir. İfade hürriyeti çerçevesinde herkesin bu türlü düşüncelerini açıklama, bu

eylemleri gerçekleştirdikleri iddia edilen yönetime karşı demokratik yollardan tepki gösterme,en nihayetinde yine demokratik siyasi yollardan yönetimde bulunan kişilerin tekrar seçilmemesi, kendi düşüncelerinde olan kişilerin veya bizzat kendilerinin yönetime gelmesi için çalışma hak ve hürriyetleri vardır.Burada suç isnadına konu edilen eylem, meşru yoldan yönetime gelmiş kişiler aleyhine, yukarıdaki dokümanda da yazılı olduğu şekilde halkın silahlı ayaklanması için tahrik edilmesidir. Diğer birçok şüpheliden de ele geçen bir CD içerisindeki görüntüde ; Mersin ilinde bulunan bir yerel televizyona Kuvayı Milliye Derneği Başkanı Hüseyin GÖRÜM, Kuvayı Milliye Derneği yöneticilerinden Fikri KARADAĞ konuk olarak katılarak Kuvayı milliye Derneği ve Hareketinin yapılanmasının ve amacının anlatıldığı, ayrıca hükümetin devleti 500 Milyar Dolar borca soktuğunu ve devleti iyi yönetemediğini bunun karşısında Genelkurmayın ve askerin bir şeyler yapmasını ve görev almasını anlattığı, tespit edilmiştir. Aşağıda özetlenen; 27.04.2007 tarihinde Ahmet SAYAR ile görüşmesinde özetle; Ahmet'in televizyonlarda Genel Kurmay'm Muhtıra açıkladığının söylendiğini anlattığı, Mehmet Fikri'nin "Oh ne güzel, demek ki Kuvayı Milliye hedefine ulaştı" dediği , Ahmet'in "O zaman Anayasa Mahkemesi de yarın bu işi aynen bağlar" dediği,Mehmet Fikri'nin " Köpek gibi bağlıycaklar" , "Ne mutlu Türküm diyemeyen ... ne işi var Atatürk'ün köşkünde" , "O zaman generallerin kafasını keserdi bu genç subaylar" , "Hadi bakalım başarıya ulaştık, bu bizimdir" , "O yemin var ya o yemin", "Bizim Mersin'deki konuşmalann da hepsi gitti, bunlar da bi bok yapamaz falan dedik" dediği, Ahmet'in "Hainlerin, azınlıkların bu ülkeye hükmettiği ne zaman görülmüş, nereye kadar hükmedebilirler" dediği, Mehmet Fikri'nin "Anayasa Mahkemesi iptal edecek ve erken seçime gidilecek başka çare yok" , "Bu olmazsa .... kan akar o zaman bu memlekette, çok tehlikeli olur" , "Oraya, o ...., Atatürk düşmanı, Türk düşmanı, devlet düşmanı, müslüman olmayanlar çıkmayacak" dediği, 27.04.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in Genel Kurmay'm açıklamasını sorduğu, Mehmet Fikri'nin "..bizim ateş orayı sarmış, belli oldu" dediği, Kemal'in "Muhtıra gibi şey vardı, açıklama yaptı" "Ne Mutlu Türküm diyemiyen herkes düşmammızdır dedi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Ne kadar güzel, aşağıdan gelen baskı da bu" , "Benim yiğitlerimin baskısı da bu" dediği, Ve benzer içerikli birçok telefon görüşmesindeki sözlerinin , görüşme tarihlerinde gerçekleşen bu olayı Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda ve kendisine göre muhtıra şeklinde yorumlayarak , örgütün amaç ve ilkelerine aykm davrandıklannı düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırabilmek yönündeki çabalannı gösterdiği değerlendirilmiştir. Diğer şüphelilerden Kahraman ŞAHİN'den , Bayrampaşa Kapalı Cezaevinden Deniz YILDIRIM isimli cinayet hükümlüsünün gönderdiği mektuplar ele geçmiştir. Deniz YILDIRIM'm cezaevinden Kuvayı Milliye Derneğinin Kadıköy'deki adresini yazarak Kahraman ŞAHİN ve Hüseyin GÖRÜM'e gönderdiği mektup içeriklerinde "Gönlümden geçen tek hareket Darbeyle içimizdeki dış güçlere hizmet eden şerefsizleri infaz etmek" , "Paşama,Hüseyin Abi'ye,Soran herkese selam olsun,Yolumuz açık olsun", "Tam aktif zamanımızda başımıza bu iş geldi, lanet olsun", "İçerde de olsak dışanda da olsak fark etmez, her türlü yaşam şartına alışkmız„ben savaşımı burada veriyorum", "Ben silahımı ülkenin bölünmez bütünlüğünü bölmeye çalışana çalışanlara çekmeye and içtim, bizler bu ülkenin direnişçileriyiz" , "Toplu giydirme zamanı yaklaşıyor ! , farkındayım, beni unutmayın buralarda.Bizler bu millet için topraklar için vanz,zırhımızı giymeden sokağa çıkmak yok" , sözlerinin yazılı bulunduğu anlaşılmıştır. Bu mektupların da , şüphelinin örgütün Kuvayı Milliye yapılanmasındaki bütün üyeleri ile birlikte diğer kişilere, vatanın elden gittiği , Kuvayı Milliye derneğinin vatanın kurtanlması davasını yürüttüğü, bu kapsamda askeri bir darbenin zemininin hazırlanarak hain

olan kişilerin infaz edilmesi gerektiği şeklindeki örgüt propagandası yaptığını gösterdiği, esasen Ergenekon Terör Örgütünün yönetici konumunda bulunan üyelerinden, bu mektupları kaleme alan cezaevinde cinayet suçundan tutuklu olarak yatan bir ilgilisine kadar bir askeri müdahale söyleminin bulunduğu soruşturma evrakı genelinden de anlaşılmaktadır. Ankara C.başsavcılığının Vatansever Kuvvetler Güç Birliği Derneği (VKGB) ile ilgili yürüttüğü soruşturmada usulünce alınmış Mahkeme kararlan uyarınca yapılan iletişimin dinlenilmesinde tespit edilen telefon görüşmelerinde bu soruşturmamızı aydınlatabilecek konuşmalar da bulunmaktadır. Ankara C.başsavcılığmdan temin edilen buna ilişkin soruşturma evrakları C.başsavcılığımızm soruşturmasında CMK 138/2 maddesi kapsamında tesadüfen elde edilen deliller niteliğindedir. C.başsavcılığımızm soruşturma konusunun da CMK 135/6 maddesinde sayılan suçları kapsadığı dikkate alındığında söz konusu telefon konuşmalarının delil olarak kullanılabileceği değerlendirildiğinden, sözü edilen telefon görüşmelerinin konumuza ilişkin bölümleri aşağıya alınmıştır. 28.05.2006 günü saat: 23:04:34' de Taner ÜNAL ile Ahmet CİNALİ arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Taner' in "....bir gün oturmuşlar bunlar, ee şey kurmuşlar cunta kurmuşlar , ee şeyi Genelkurmay Başkanı yapmışlar, A.P.' ı, şeyi Fikri KARADAĞ da Başbakan olmuş, şey de ee Muzaffer ee neydi bu TEKİN miydi neydi bu, onu da Cumhurbaşkanı yapıyorlarmış, .... ihtilal yapıyorlarmış, bunlar işte Ahmet bunlar devletin nüfuzunu ordunun nüfuzunu kullanarak ortada böyle yıllardır gemiyi yürütmüşler, bunların nüfuzu bize geçmedi sadece ..."dediği, 04.06.2006 günü saat: 22:58:41' de Ahmet CİNALİ ile Taner ÜNAL arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Taner' in "....kimseye açıp ta diyemiyorum ki, biz diyor Genel Kurmayda ne kadar paşa varsa kellesini torbaya dolduracağız diyor Fikri KARADAĞ, biz bir ihtilal örgütüyüz diyor, bu dernek te diyor ihtilal örgütüne hizmet edecek..." dediği, 04.07.2006 günü saat: 18:31:30' da Taner ÜNAL ile Nihat isimli kişi arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Taner' in "Şimdi iyi dinle,o A. P.'la bunun yanındaki Fikri KARADAĞ, bunları şey sözde bu görevlendirmiş,hatta bir iki kere bu Fikri KARADAĞ filan bunla telefonda konuştu,hatta R.P. da vardı,ben dedim ki sizin dedim şeyle alakanız ne eee neydi bu adamın ismi Muzaffer TEKİN'le, dedi biz ihtilal yapacağız, yani bunun üzerine gönderdim bunlan, dedim ne ihtilali yapıyorsunuz siz dedim, Genel Kurmay Başkanını değiştireceğiz dedi, kelleleri torbaya koyacağız dedi, dinleyenlerde dinlesin a...avr... s..., Taner ÜNAL'ı niye suçluyorlar dedim,kardeşim burası kelle toplama yeri değil ki dedim, yani kellenizi nerde toplayacaksanız toplayın dedim ya ne yapıyorsunuz siz dedim,ya eee biz bunun için geldik buraya dedi şey Fikri KARADAĞ" , "... Allah canımı alsın bana dediği şey bu oldu şey dedi ne dedi o Genel Kurmay Başkanının bilmem nerenin hepsinin kellelerini çuvala katacağız dedi, bir ihtilal yapacağız dedi..." , " Genel Kurmay Başkanı da A.P. olacak dedi, onun için siktir ettim ben bunları. Haa şimdi de kalkmışlar beni yargılıyorlar a..m av...nı s..., bunlara bilmem Anadolu bilmem ne derneği kurduruluyor, ötekine bilmem ne derneği kurduruluyor , si.. .1ar Türkiye'nin anasını, A.P. öyle bir dernek kurmuş, şimdi iki de bir efendim şeyin neydi o Atatürk'ün Bursa Nutkunu yapacakmış, ya burası terörist ülkesi mi, Atatürk'ün Bursa Nutku, yani savcıları keseceklermiş, ötekilerini çuvala dolduracaklarmış...." dediği, 06.10.2006 günü saat: 20:59:15' de Taner ÜNAL ile Ahmet İzzet DAĞISTANLI arasındaki telefon görüşmesinde özetle ; Danıştay olayı ile ilgili bir süre görüştükten sonra, Taner' in "Hedefte kimse bunun şeyi var, Fikri KARADAĞ var, tam Danıştay saldırısının en şey günlerinde dedi ki, efendim biz motorize ekip kuruyoruz, bir milyon kişi, yav kardeşim sen kelle avcısı mısın,aynı Fikri KARADAĞ yani aramızda kalsın aynı Fikri KARADAĞ Alaaddin PARMAKSIZ'ın yanında

bizim yönetimdeydi, bunlan daha önce ben kovaladım bunlan, elli kişilik bir yönetim kurulu vardı işte, bunlar seçildiler geldiler. Kardeşim dedim, yani hoş geldiniz iyi yaptınız memnun oldum, iki tane dedim mümtaz şey paşa subay size nasıl yardımcı olabilirim, ne yapmak istiyorsunuz, hedefleriniz neler dediMehmet Fikri KARADAĞ dedi ki, biz dedi paşalann kellelerini çuvala dolduracağız dedi, anlamadım dedim, evet dedi biz ihtilal yapacağız, ihtilali de dedi Muzaffer TEKİN yapacak dedi, ben dedi şey dedi, Muzaffer ımmmm A.P.Genel Kurmay Başkanı olacak dedi, ben de başbakan olacağım dedi. Dedim beyler siz yanlış yere gelmiş e bunlar ben bunlar bunun için mi buraya geldiniz, evet dedi Türkiye'nin en büyük sivil toplum kuruluşu buradan güç alarak dedi bunu yapacağız, dedim beyler yanlış yere gelmişsiniz siz dedim burada bunu size ben yaptırmam dedim, İran'a savaş yapmak kaydıyla yani aramızda kalsın bunlan hiç kimseye söyleme, İran'a savaş açmak kaydıyla Başbakanlık teklif edildi, ulusalcı diyorlar, Türkiye'de bir şey gelecek, sende zorluyorsun, yıkılmadın, önünü açalım ama diyorlar, tek şartımız var İran'a savaş açarsın, açacaksın, bunlar paranoya gibi gelir yani, ilk şeyde şey olmaz da, e şimdi Türkiye'de demek ki yapılmak istenen bir takım şeyler var, operasyonlar var, kusura bakmayın kardeşim biz adamı tersledik mersledik, doğruydu yanlıştı ben bunlan gündeme getirmem ama bilmen bakımından söylüyorum" dediği, Bu telefon görüşmelerinin ilgilisi olan kişilerin Mehmet Fikri KARADAĞ'm VKGB Hareketine katılışının amacını aynca yoruma yer vermeyecek şekilde anlatmakta olduklan görülmektedir. Mehmet Fikri KARADAĞ'dan sonraki tarihte yakalanan ve haklanndaki evrak aynlan İbrahim ÖZCAN,Durmuş Ali ÖZOĞLU ve Hatice BAHTİYAR ifadelerinde Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu söylemlerine şahit olduklannı beyan etmişlerdir. Şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda 22 Temmuz 2007 tarihinde yapılan genel seçimlerde yönetim aleyhine legal faaliyette bulunduğu, hatta kendisinin bağımsız olarak milletvekili adayı olduğu bilinmektedir. 30.04.2007 tarihinde X şahıs/Y Şahıslar ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin bir askeri üssü arayarak X şahıs sonrası Y şahısla görüştüğü ve "Sevgili paşam nasılsın" diye hal hatır sorduğu, Y Şahsın ".. dün Çağlayan'da miydin" dediği, Mehmet Fikri'nin "Dün Çağlayan'a ekibi gönderdim, kendim seyrettim", "Çağlayan'da kuvvetli bizim ekip" diyerek yapılan mitinglerden bahsettikleri, 02.05.2007 tarihinde Recep isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Recep'in " nasıl durumlar baksana toz duman DSP ile CHP birleşiyormuş" dediği, Mehmet Fikri'nin " Toz duman tabi sağda onlar birleşecek, solda, öbürleri de sağda birleşecek" dediği, Recep'in "Sağda öbürü sağda, bizimkiler solda birleşecek" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hiç bir şey olmaz, aynen öyle olacak, birinci parti CHP dedim bana kimse inanmadı" dediği, Recep'in " Evet birinci parti CHP olacak, ben sana söyleyim" dediği, Mehmet Fikri'nin "..Bütün köpekler sürünüp gidecek siktir olup gidecek" dediği, Recep'in "250 milletvekili çıkartmz değil mi paşam" dediği, Mehmet Fikri'nin "Daha fazla, daha fazla" dediği, Recep'in "Daha bile fazla, hayırlısıyla başkanım, ne diyorsun milletvekili olayım mı, gireyim mi" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hemen tabi, hemen yokla, hemen yokla ben seni her zaman desteklerim", "Her şeyinden desteklerim ben seni", "Bütün bu varoşlann hepsine de yollanm adamlanmı,hiç merak etme" dediği,Recep'in "Varoşlann hepsine yollanm diyorsun Maltepe'den Ümraniye'sine kadar" dediği, Mehmet Fikri'nin "Hepsine, hepsine" dediği, Recep'in "İşte ilk on, onikiye falan girebilsem" dediği, Mehmet Fikri'nin "... gönderirse buradan size oy vermiyor Kuvayı Milliye der olur biter" dediği, 14.05.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kendilerinden bağımsız bir milletvekili seçilmesinin iyi olacağından bahsettikleri, İzmir ilinde yapılan mitingin iyi olmadığını, olayı siyasi partilerin üstlendiğini, şova dönüştürdüklerini anlatarak Mehmet Fikri'nin "Kürsüye falan şey yaptık müdahale ettik" diyerek kavgayı önlediklerini

anlattığı , Kemal'in "CHP ile DSP nin şeyine dönüştü yani" diyerek rahatsızlığını bildirdiği, konuşmanın ilerleyen bölümlerinde bir doktordan bahsederek, doktorun kendilerinden bağımsız aday olabileceğini konuştukları, Mehmet Fikri'nin da Kemal'e "önce kendini düşün" diyerek bağımsız milletvekili adayı olmasını istediği, 16.07.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile görüşmesinde özetle; Mehmet Fikri'nin "Ha Mamo, ya nerdesin evlatçım yav" , "Ben dedim acaba Mamocuk ne oldu dedim, gitti galiba dedim, varmıştır dedim" dediği, Muhammet'in "Hee valla sağolun komutanım arayamadım da vallah mitinge de gelemedim" "He he gelecem Allah izin ederse varan bir emriniz buradan" dediği, Mehmet Fikri'nin "Koçum benim beklerim" dediği, Yukarıda yazılı CD çözümü içerisindeki Hüseyin GÖRÜM ile konuşmalarında ; Hüseyin'in ".... Mehmet Fikri KARADAĞ en çok neye karşı, bu günkü yönetime karşı, Allah'ım dedim sana yalvanyorum, Allah'ım tam ters çevir dedim biliyor musun" , Mehmet Fikri'nin "Sen dua ettin de oldu", Hüseyin'in "Bu gün onlar yüzde 46 aldı, siz 46 oy aldınız..." Şeklindeki görüşmeleri ve yukarıda özetlenen benzer mahiyetteki birçok telefon görüşmesinin bu hususu teyit ettiği anlaşılmaktadır. Şüphelinin bu genel seçimler öncesindeki legal faaliyetlerinden Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda beklediği sonucun çıkmadığı da anlaşılmaktadır. Bu konudaki; 12.09.2007 tarihinde Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde özetle; "Bizde adaylığımızı koyduk bir bok çıkmadı, Kuvayı Milleyin'in kaç bin üyesi var Genel Başkanına kırk altı oy çıkıyor olacak iş mi bu ha..." 29.08.2007 tarihinde Hüseyin isimli şahıs ile görüşmesinde özetle; Hüseyin'in "Vallahi haberleri izliyorum evde üzülüyorum dedim bi komutanımı arayayım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Boşver oğulcum ya boşver, bu millet neler" , "He bu millet Nedim OKLAR'ı gördü, bu millet ya ne olacak" dediği, Hüseyin'in "Komutanım çalışması ne beş torba kömürü, yazdan kış kömürü dağıttılar", "Aziz NESİN bunlara az söylemiş bu halka ya" dediği, Mehmet Fikri'nin "Tabi ya yüzde 60 ne yüzde altmışı yüzde 97 ya" , "Aziz NESİN cennette, cennette , onlar ne derse desin" dediği, 10.10.2007 tarihinde İmam Hüseyin YARDIÇ ile görüşmesinde özetle; Bir süre seçim sonrası siyasi yapıyla ilgili değerlendirmeler yaptıklan, İmam Hüseyin'in ".. bu memleketi Yugoslavya gibi bölüp parçalamaya uğraşıyorlar, iş ona geldiği zaman., biz vatanı koruruz" dediği, Amerika'nın Irak ta yapmak istediği planlardan, oyunlardan bahsettikleri, bir süre mahalle aralannda bulunan mescit ve kiliselerle ilgili konuştuktan sonra Mehmet Fikri'nin "Hepsi Amerika'ya çalışıyor köpeklerin, işte hepsi, yani o dediğin medrese denen yerler de Amerikan ajanlanyla dolu", "En büyük misyoner devletin başında" "Bu bu ş... a... millet ondan sonra gidip bunalara yine yüzde elli veriyor" dediği, 21.10.2007 tarihinde Ali isimli şahısla ile görüşmesinde özetle; Bir süre hal hatır sorduktan sonra Ali'nin Hakkari Dağlıca'da şehit olan askerleri kastederek "...Üzüntümüz var işte. Bu şeylere kafamız, moralimiz bozuldu.","Bizim yapacağımız bir şeyler var mı", "Artık yani burda çocuklar da soruyor. Yani bunaldı millet, bildiğin gibi değil." demesi üzerine, Mehmet Fikri'nin "... ne yapacağız bu milletine. Vatan hainlerine bilmem neylere bütün iktidan veriyor alkışlıyor. A bu milletin ben., vatan hayinlerine her şeyi teslim ediyorlar, çocuklan ibneleri akıllan başlanna gelmiyor..." dediği, Şeklindeki ve benzer mahiyette bulunan birçok telefon görüşmesinde seçim sonuçlannm istediği gibi olmamasından kaynaklanan sözlerinin her fırsatta millet sevgisinden bahseden şüphelinin millete en ağır hakaretleri edecek dereceye vardırarak bireysel bir tepki smırlanm aştığı, kendi ifadesindeki "Kuvayı Milliye Derneğinin Tam Bağımsız ve Bağlantısız" olduğu şeklindeki savunmasının aksine, seçimlerden önce Ergenekon Terör


Örgütünün amaçlan doğrultusunda yapmış olduğu yoğun mesainin karşılılığmı alamamanın ifadesi olduğu değerlendirilmiştir. Şüphelinin bu aşamadan sonra Kuvayı Milliye Derneğinin Adana ili temsilcisi Yaşar ARSLANKÖYLÜ ile yaptığı 12.09.2007 tarihli görüşmede "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şeyde" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliye bırakmayacağız" Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmada istihbarat ve tetikçi kanadında görevli Kahraman ŞAHİN'in Ali SULMAZ isimli kişi ile yaptığı 08.11.2007 tarihli görüşmede "Şimdi bi takım insanları genel kurmay geri çağırdı anladın mı" "Ha anladın mı fazla telefonda konuşamıyorum ben", Ali'nin "Anladım abi baba yi da çağırdılar mı", Kahraman'm "Yani öyle bi durum var" "Tamam fazla konuşamıyom yani" Sözleri ve benzer mahiyetteki birçok telefon görüşmesinin, şüphelinin bu görüşme tarihlerinde Dernek Genel Başkanlığından ayrılmış olması, emekli bir asker olmasına karşılık "Şimdi özel özel bir görev almak istiyorum da şey de" "...ayrıca şey altından örgüte devam edeceğiz Kuvayı Milliyeyi bırakmayacağız" diyerek yeni ve özel bir görev almak istediğini belirtmesi dikkate alındığında ; kendisinin Ergenekon Terör Örgütünün hiyerarşik yapılanması içerisinde yer aldığını, 22.07.2007 tarihindeki genel seçimlere kadar örgütün amaç ve ilkeleri doğrultusunda belli bir strateji ile yönettiği Kuvayı Milliye Derneğinden seçimlerde istenilen sonucun almamasından dolayı Ergenekon Terör Örgütü yapılanmasında başka bir görev üstlenmek için görünürde ayrıldığını, ancak yeni görevinde de her zaman ihtiyaç duyacağı için Kuvayı Milliye Derneği yapılanmasmdaki örgüt üyelerinin dağılmamasını istediğini gösterdiği değerlendirilmiştir. Şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinin Mersin eski temsilcisi olup, perde arkasından Mersin ve Adana temsilciliklerini de yönlendirdiği anlaşılan Kemal CANAY ile yaptığı, 16.09.2007 tarihinde Kemal CANAY ile görüşmesinde özetle; Kemal'in "Gidiyo memleket, teslim mi olacaz başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin " Ş.O... Korumak Ve Kollamakla Yasal Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan teslim oluyosa bize mi düşecek" "Tankı, Topu, Uçağı, Gemisi Bende Değil Onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar" dediği, Kemal'in "...belki daha beklediği vardır genel başkanım" dediği, Mehmet Fikri'nin "Onlar Bekleseydi, Bizlen Temas Kurarlardı Ne Yapayım" dediği, Sözlerinin de, Ergenekon Terör Örgütünün genel seçimlerden istenilen sonucun almamasından dolayı örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi ancak askeri bir müdahalenin yapılmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırarak sağlayabileceği, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile görüşme tarihinde şüphelinin Kuvayı Milliye Derneğinden ayrılmış olduğu, bu durumda kendisinden bir sivil toplum hareketini yönlendirmesinin de zorlaştığı dikkate alınarak, ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme görevini beklediği değerlendirilmiştir. Yönetim aleyhine yapılan sivil toplum gösterilerine katılanların geneli için bu tür bir değerlendirme yapmak yersiz olsa da, örgüt yöneticisi sıfatı ile şüphelinin bu gösterilerin organizesinde ve katılım sağlanmasında görev aldığı telefon görüşmelerinden anlaşılmaktadır. Sözü edilen mitinglerde ve diğer sivil toplum hareketi görüntüsündeki bazı eylemlerde katılımcılardan birkaçının fotoğrafları soruşturma evrakına ekli "Ordu Göreve" yazılı döviz taşıdıkları basın ve yayın kuruluşlarında yer almıştır. Bu kişilerin şüpheli ile bağlantısı delillendirilememiş ise de, şüphelinin örgüt yöneticisi olması deneni ile TCK 314/3,220/5 maddeleri uyarınca suç teşkil eden bu eylemlerden de sorumlu tutulması gerektiği değerlendirilmiştir. - " y, -

Şüpheliler arasındaki aşağıda özetleri yazılı telefon görüşmeleri trafiği şüpheli Mehmet Fikri KARADAG'm genel seçimler sonrasındaki faaliyetlerini göstermesi açısından önemlidir. 15.09.2007 tarihinde saat:21.52 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "İyi o Albayla da görüştüm ben az önce yine" "...komutan diyorum, olursa olsun diyorum., biz her türlü varız, indirilecek adam varsa indirelim, her türlü arkanızdayım dedim", "Bu Yeni Şafak gazetesinde Fehmi KORU mu ne var ya bir tane gazeteci" "O kafaya takmış, tamam dedim, o bizden dedim, sen sadece yeri ayarla dedim,., sen bizi başkasına yönlendir dedim" , "Yani yapacağımız varsa yapalım bize destek olsun dedim", "O gazeteciyle dedim Sabahat TUNCEL'i biz indirelim dedim, senin için indirelim ama, dedim sende bize yap dedim", Selim'in "Gazeteci kolay ya gazeteci erkek değil mi", Muhammet'in "Erkek, Fehmi KORU var ya a... k... ", "Komutan onu biz indiririz dedim, Sabahat TUNCEL'i de indirelim dedim, zaten Sabahat TUNCEL'i indireceğiz dedim, ikisini de indirelim dedim, siz gerisine karışmayın dedim, siz sadece bize yolu gösterin dedim" Selim'in "Baydemir'le O Olabilir", Muhammet'in "Sabahat TUNCELİ dedim, o da tamam diyor, tamam da a... k.... önce bir mekan lazım bize, para lazım dedim..." 21.09.2007 tarihinde saat:13.13 sıralarında Selim AKKURT ile Ayhan ÇELİK arasındaki ; Ayhan'ın "He yeter a... k..., peki oyuncakların falan nasıl iyi mi", Selim'in "Oyuncaklarım hazır işte maddiyata bakıyor" 29.09.2007 tarihinde saat :23.58 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "İyi, ben şimdi bizim Fikri Albayla görüştüm de beni aradı..." , "...Biri varmış İstanbul'da, o da maddi destek sağlayacak, diyor gidin ona diyor, nasıl edek" , "Hı başımızı ağrıtır ama ...","... 'de ceza savcısı varmış, ... ceza savcısı, bir de hakim varmış, baş hakim midir nedir, diyor onlarla da görüştürecem sizi, onlar da arkanızda ama,onlarm bize ne faydası olacak ki a... k... ", "Bir işe benzesin, bir de içerde bakacak bir para olsun a... k..." , "Devlet zaten bizi s... de", "Ancak o büyüklerden koruyanlardan olursa olur,korur,yoksa dışardan öyle devlet mevlet bizi de s... a... k..., adam diyecek devletin askeri var, polisi var, size mi kalmış a... k..." , "He iyice bizi vatan haini ederler de", Selim'in "He Ağca gibi oluruz ha", Muhammet'in "Başka bir şey dediğin, Orhan PAMUK'u diyek a... k...", Selim'in isim söylememesi konusunda uyanda bulunduğu, daha sonra DİNK cinayeti ile ilgili gazetede çıkan haberlerden bahsederek Selim'in "Ogün'ün hesabında trilyon varmış", Muhammet'in "Ya a... k..., bunlar DİNK'i hallettiler hiçbir s... olmadı, ne akrabaları ne çevreleri, hepsi kahraman oldu çıktı a... k..., biz ona diyek ki gelin biz ORHAN'ı dökek", 30.09.2007 tarihinde Muhammet YÜCE'nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajında ; "Halaoğlu, gazeteci Orhan PAMUK'u halledecez,ben,sen,Halil,Fuci, var mısın, toplam 2 trilyon alacaz,var mısın kurban bayramından sonra hazır ol" 02.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE' nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajlarında ; "Allah izin ederse Orhan PAMUK'un kurban bayramından sonra İstanbul'da konferansı varmış, gece 2 gibi toplantı çıkışı halledecez, ilk başta 2 trilyon alacaz, işi bitirdikten sonra da 5 trilyon,bir tane villa,bir tane benzin istasyonu alacaz,bunlar İstanbul'da, ama sonuçta kesin yakalanacaz, bunu bü,Hrant DİNK'i vuranlar gibi tüm Türkiye bizim peşimizde olacak,haberin olsun " "Bu hafta görüşecez,Ben, Sen, Halil, Fuci, hazırlıklı ol" , "Öyle de yok,böyle de, en azından hayatımızı kurtannz,babalar gibi yatarız çıkanz,zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış,en büyük biz olacaz,paranm da her şeyin de en iyisini yapacaz, halaoğlu bu saatten sonra bize bu gider" 09.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki ; Muhammet'in "He iyi bayramdan sonra hazırlan ha", "Kesin ha tamam" , Coşkun'un "Kurban bayramını sabırsızlıkla bekliyorum yani" , Muhammet'in "Kesm bak daha buradan bunun dönüşü yok,işi hallettiklesin kararlaştırdık " 10.2007 tarihinde saat:00.06 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Selim'in "Tamam, şey yap ne oldu komutandan bişey çıkmıyor mu", "deki Osman yada şey ...", Muhammet'in "Tamam bakacağız" 21.10.2007 tarihinde saat: 15.25 sıralarında Selim AKKURT ile Zafer POLAT arasındaki ; Selim'in "....Abuşlan görüştük, Abus gitti. Ertesi gün a... k... o şeyler patladı mevzuatlar. Ondan sonra numaramı değiştim hemen.", "Onun telefon da kesin mimlidir yani. .. .ama isim vermedik birşey etmedik öyle bir konuştuk işte...", Zafer'in "E ne edek a... k...., bizde gidek, sen o zaman git, o DTP'nin başkanını öldür. Bende gidim ha o Diyarbakır belediye başkanını. Kardaş bizde gidip yatak ne edek." , 22.10.2007 tarihinde saat:18:20 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in ".. .Albayından birşey çıkacağı yok, o... a... koyayım, iki gündür ara ara a... k..., ..bu sefer de diyor, devletin askeri var, polisi var boş verin, a... k.. k.... ya" , "Bizim rızkımız kesiliyor her taraftan" 22.10.2007 tarihinde saat: 19:09 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in " O Veli KÜÇÜK'ün telefonunu bulamaz mısın", Selim'in "Bulurum", Muhammet'in ".. ..bir de Veli KÜÇÜK'ü bulayım bana", "Bu Albaydan bi s... çıkmayacak a... k... onun ben", Selim'in "... onu boşver ya, bize güvenemez halaoğlu o, o yüzden biliyor musun" , Muhammet'in "...bana Veli KÜÇÜK lazım, onu bir bulayım" , Selim'in "Veli KÜÇÜK bizimkinin arkadaşı ya" , "Geldi ben görmüşüm" 30.10.2007 tarihinde saat:17:15 sıralarında Muhammet YUCE'nin Selim AKKURT'a gönderdiği mesajda; ".. .sen Veli KÜÇÜK'ün numarasını sen sade bana bul a... k..., o tanıdık Albaydan bir s... çıkmayacak, sen o Veli KÜÇÜK'ün numarasını bana bul yolla" 12.11.2007 tarihinde saat: 19.28 sıralarında Muhammet YÜCE ile görüşmesinde ; Mehmet Fikri'nin "Muhammet" , "Oğulcum, şey hattından arıyorum. Öbür hat dinlendiği için." , "Öbür hattan arıyorum." , "Şimdi şeyim ben. Oradan aradığım için, öbür numaradan hiç arama" , "Yarın bir yerde buluşalım.", "Ben seni arayacağım." 12.11.2007 tarihinde saat: 19.49 sıralarında ; Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 537 878 66 42 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattını ödemeli olarak aradığı, Mehmet Fikri KARADAG'm ödemeli aramayı kabul ettiği 12.11.2007 tarihinde saat: 20.12 sıralarında ; Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattı ile Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 5358881514 numaralı telefon hattını çaldırdığı 12.11.2007 tarihinde saat : 20.12 sıralarında ; Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı 12.11.2007 tarihinde saat : 20.13 sıralarında ; Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımındaki 535 888 15 14 numaralı telefon hattı ile Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 542 588 35 26 numaralı telefon hattını çaldırdığı, Muhammet YUCE'nin telefonunun meşgul düştüğü 12.11.2007 tarihinde saat : 22.56 sıralarında Mehmet Fikri KARADAG'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonu ile , Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 0 536 310 28 79 numaralı telefon arasında yapılan görüşmede özetle ; Mehmet Fikri'nin "Oğlum ben seni anyacam dedim, başka telefondan. Bu telefondan aradın, bütün planı bozdun." , "Ben seni ararım evlat. Onlann şeyini alırız, o telefondan tamam.", "Telefonlarını alırız çocukların..." 13.11.2007 tarihinde saat: 14.06 sıralarında Muhammet YUCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARADAĞ'ın kullanımında bulanan 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefonla aramalıyla yapılan görüşmede özetle ;



Mehmet Fikri'nin "O şeyin delikanlının telefonunu kaçtı, o bana vermişti ama ben onu biyerde kaybetmişim.", Muhammet'in "Onu şey mesajlamı göndereyim?" Mehmet Fikri'nin "Yok, o telefonu hiç kullanmıyorsun." "O 24 saat dinlemede.", Muhammet'in "Hangisi komutanım sizinki mi" , Mehmet Fikri'nin " O senin ikisi de. Ceplerin ikisi de.", Muhammet'in "Anladım başka bir numara verin bana." Mehmet Fikri'nin "Eee o numarayı şimdi veremiyorum", "Verirsem ikisi de şu anda elimdekiler öyle" , "Olursa ben sana ordan zaten mesaj çekerim. Bir tane alırsam yeni hat" , Muhammet'in "Şimdi ne var komutanım, Var mı bişey" , "He şeyi, dün gazeteyi okudum, gazetede şey var" , "Tespihli mespihli ne oldu onlar" Mehmet Fikri'nin "Onlar yalancı peygamber olmuş işte. Seçimden sonra benim zaten hiç uğradığım yok ya terk ettim", Muhammet'in "Bıraktınız mı siz orayı" , Mehmet Fikri'nin "Terk ettim bırakmış gibi bişey artık. Yani napayım artık", Muhammet'in "Nasıl yapalım orayı şimdi" Mehmet Fikri'nin "Konuşmamız lazım işte, onun için hemen en kısa zamanda" dediği, Muhammet'in "Tamam komutanım onu hallederiz. Tamam var mı bi emriniz komutanım." Mehmet Fikri'nin "Ben seni 10 dakika sonra ariyayım. O çocukla görüşmem lazım." "...Bir kaç dakika sonra arıyacam. O telefonu bana bildir. Onu yazdır bana" 13.11.2007 günü saat: 14.10 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in "Şey et ha, iyi ben görüştüm a, şimdi o senin numaranı istedi, şimdi yine aradı, veriyorum ha bu numarayı diyor bi onla görüşecem", Selim'in, "Şey mi" dediği, Muhammet'in "Ha Fikri Karadağ" , Selim'in "He, tamam da, isim soy isim söyleme" , Muhammet'in "He yo. Diyor onla bi görüşeyim bi iş var diyor tamam mı" 13.11.2007 tarihinde saat: 14.10 sıralarında Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulanan 0 216 449 14 35 numaralı sabit telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Mehmet Fikri'nin "Muhammet benim oğulcum" , "Söyle canım telefonu" dediği ve (545 251 66 25-Verilen telefon numarası Selim AKKURT'un telefon numarasıdır) numaralı telefonu aldıktan sonra "İyi bunu ben arayınca bulacam direkt", Muhammet'in "Doğrudur komutanım şu an telefon açık" , "Tamam komutanım. Eee beni neyse onu arar ben ondan şey yaparım" Mehmet Fikri'nin "Tamam yüz yüze görüşmek lazım. Telefonda olmaz." Muhammet'in "Görüşürüz o zaman en kısa zamanda tamam komutanım" Mehmet Fikri'nin "Telefon olursa ben senden öğrenince onun telefonunu ararsın" , "Herhangi bir sivil telefon ben sana bildiririm" 13.11.2007 tarihinde saat: 14.12 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki ; Muhammet'in "Numaranı verdim ha, bu numarayı arayacak. Bak bakayım hele ne diyor a... k..." , Selim'in "Tamam, sen bişey konuşmadın mı" , Muhammet'in "Yok telefonla konuşamadım da. Dedi bana o lazım dedi, onla görüşmem lazım dedi, herhalde bir iş mi vardır nedir bilmiyorum ki. Tamam dedi, o bana lazım dedi, numarasını ver dedi, onla görüşecem dedi, yüzyüze görüşülmesi lazım dedi nasıl edek dedi" , Selim'in "Tamam giderim ben ya" , Muhammet'in "Ama yine de dikkat et. Bu ayrılmış ordan ha. Bırakmış orayı ha." 13.11.2007 tarihinde saat: 14.28 sıralarında Selim AKKURT ile Muhammed YÜCE arasındaki ; Muhammet'in Selim'e Mehmet Fikri ile görüşüp görüşmediğini sorduğu, Selim'in "Yok o şeyden arar beni, ankesörlüden arar, o yüzden", Muhammet'in "Bi iş var dedi de, konuşamadım bende" , devamında da Mehmet Fikri KARADAĞ'm Selim ile görüşmek istediğinden bahsettikten sonra "Diğer o şerefsizler sahte peygamber olmuş çıkmışlar diyor, deki orayı ele alak, deki tekrar get deki orayı deki alak deki a... k...., Deki sen gerekeni yapak, deki sen şeyi yap , deki sen hallet bizi , deki biz orayı alınk deki geri, hele bak ne diyor, ya da başka bir iştir heraldeki tamam." 13.11.2007 günlü fiziki takip tutanağında ; Saat:16.05 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ ile Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in Kadıköy Beşiktaş İDO iskelesi önünde buluştukları, yaklaşık 10 dakika sonra Beşiktaş feriborana bindikleri, saat:17.15 sıralarında

Halasgargazi Caddesi Unsal Çarşısı No:300/73-84 sayılı adreste bulunan Şişli 35. Noterin ofisi olarak kullandığı yazıhaneye girdikleri ve burada Mahmut KUZ ile buluştukları, saat: 18.40 sıralarında üç şahsın da noterden çıktıkları, yaklaşık 5 dakika sonra Mahmut KUZ'un diğer şahıslardan aynldığı, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR' in Mecidiyeköy istikametine yöneldikleri, Oğuz Alpaslan ABDÜLKADİR'in burada İETT otobüsüne binerek Mehmet Fikri KARADAĞ'dan ayrıldığı, M.Fikir KARADAĞ'm ise yaya olarak Şişli Osmanbey metro girişine yürüdüğü ve saat: 18.57 sıralarında 0212 224 14 13 numaralı ankesörlü telefon ile bir yeri aradığı, daha sonra yine saat:19.07 sıralarında yaya olarak Şişli Harbiye Vali Konağı kavşağına gelip 0212 296 14 61 numaralı ankesörlü telefondan bir yeri aradığı,sonrasmda Harbiye ordu evine girdiği ve burada yaklaşık 30 dakika kaldıktan sonra Beşiktaş Kadıköy iskelesine gelerek Kadıköy feribotuna bindiği, belirtilmiştir. 13.11.2007 tarihinde saat: 19.25 sıralarında Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulunan 0 537 878 66 42 numaralı telefonu, Mehmet Fikri KARADAĞ'ın kullanımında bulanan 0 212 233 14 39 numaralı sabit telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Mehmet Fikri'nin "Mamo o telefon cevap vermiyor oğlum" , "545 evet 05452516625 cevap vermiyor şimdi kapalı diyor" , Muhammet'in "Ben ona ulaşayım hemen komutanım, bakıyım ben bi diğer numaralarını deneyeyim" 13.11.2007 tarihinde saat: 19.43 sıralarında Muhammet YÜCE ile Coşkun ÇALIK arasındaki ; Muhammet'in "Tamam şuan Halil ( Selim Akkurt ) görüşmeyi yapıyor. Görüşüyorlar. Toplantıdalar şu an, eğer dediğim iş olursa bu akşam olacak tamam. Ya yarın ya da öbür gün gideceğiz, hazırlan." , Coşkun'un "Tamam ben hazırım ya" , Muhammet'in "Vallah diyorum, şu an görüşüyorlar para konusunda. Yarın öbür gün gidebiliriz a... k... var var, yok yok.", Coşkun'nun "Bekliyorum bekliyorum . Ben hazırım her türlü ya.", 13.11.2007 tarihinde saat: 21.27 sıralarında Muhammet YÜCE ile Selim AKKURT arasındaki; Muhammet'in "He şey et aradı mı seni Albay", Selim'in "Yok işte kapandı ondan sonra telefonum da aramadı", Muhammet'in Mehmet Fikri'nin kendisine ulaşmaya çalışıtığmı belirttikten sonra "Şu an şeydeymiş, Harbiye oteli nerde. Orada bekliyormuş seni" 13.11.2007 tarihinde saat: 21.31 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonla, Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulanan 0 542 588 35 26 numaralı telefonu aramasıyla yapılan görüşmede; Muhammet'in "Alo komutanım." "Şu an numara açık" "Bekliyor sizi" Mehmet Fikri'nin "Peki peki. Artık şey eve geldim. Ben napıyım şimdi, artık sonra" , "Sonra sonra ararım", "Tamam şimdi görüşme şansım yok." 16.11.2007 tarihinde saat: 21.49 sıralarında Selim AKKURT'un Muhammet YÜCE'ye gönderdiği mesajda ; " Halaoglu, şu an Balıkesir'deyim ne yaptın, Albay'la görüştün mü, kontorüm yok, Mesud'un numarasını msj at" 22.11.2007 tarihinde saat: 16.19 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ'm kullanımında bulunan 0 535 888 15 14 numaralı telefonu, Muhammet YÜCE'nin kullanımında bulanan 0 537 275 90 74 numaralı telefonla aramasıyla yapılan görüşmede; Aralarında merhabalaştıktan sonra Mehmet Fikri'nin "Sen nasılsın" Muhammet'in "Allaha şükür komutanım, bizim moral bozuk işte", "Bizim elamanı aldılar", Mehmet Fikri'nin "Kim o" Muhammet'in "Bizim elaman vardı ya İstanbul'daki. Onu aldılar ilçeden." Mehmet Fikri'nin " Hee. Öylemi" Muhammet'in "Vallaha da billaha, nasıl oldu bizde anlamadık ha." Mehmet Fikri'nin "Ne bileyim ben, hiçbir şey, nerden bileyim ben ya, ben hiç aramadım" ,Muhammet'in "He görüşmediniz siz hiç" Mehmet Fikri'nin "Hayır, ben ne arayayım, sen bu telefondan verdikten sonra ne arayayım, sen telefondan veriyorsun. Telefon bu telefondan şey verilir mi. Senin yüzünden olmuştur. Şen seni akıllı adam zannediyorum ya. Neyse tamam. 24 saat dinleniyor bu telefon", Muhammet'in "Neyse ben

bir geldiğimde görüşürüz komutanım" , Mehmet Fikri'nin "Neyse peki hadi Ankara'da buluşuruz" Şeklinde konuşmaların geçtiği tespit edilmiştir. Mehmet Fikri KARADAG'm ankesörlü telefondan Selim AKKURT'un kullanımında bulunan 0545 251 66 25 numaralı cep telefonunu aradığı, ancak ulaşamadığı tespit edilmiş, Selim AKKURT belirtilen cep telefonunun kendisine ait olduğunu, ancak bu tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden kendisine ulaşmak istediğini bilmediğini söylemiş, Mehmet Fikri KARADAĞ ise Muhammet YÜCE'nin kendisine bir akrabası olduğundan bahsettiğini, kendisinin de telefon numarasını istediğini,vermiş olduğu numarayı aramış olabileceğini, ancak görüştüğünü hatırlamadığını beyan etmiştir. Şüphelinin , 10.07.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile yaptığı görüşmede ; Mehmet Fikri'nin "Oğulcum şimdi Bursa'dan Muhammet (Muhammet YÜCE) diye bir çocuk geliyor","Bizim Derneğin önde gelmiş olduklarından" , "Arabasıyla geliyormuş, onu alın görüşün, Hüseyin abinle de görüşsün, bende çıktım geliyorum" , "Muhammet diye bir çocuk, uzman çavuşmuş" şeklindeki sözleri ve telefon görüşmeleri genelinden de , Mehmet Fikri KARADAG'm , psikopat ve megalomanyak olduğunu düşündüğü Muhammet YÜCE'nin kendisi ile yaptığı hiçbir konuşmayı dikkate almadığı, Muhammet YÜCE'nin konuşmalardan kendine görev çıkarttığı, bazen de frenlemek için kendisi ile yanlış anlama gelebilecek tarzda konuştuğu şeklindeki beyanlarının da,savunma ve suçtan kurtulmaya yönelik olduğu anlaşılmaktadır. Coşkun ÇALIK, Muhammet YÜCE'nin daha önce Ahmet TÜRK'Ü öldürme teklifinde bulunduğunu,ancak PKK'nm ailelerine zarar verebileceğini düşündüklerinden vazgeçtiklerini, daha sonra da Mehmet Fikri KARADAG'm Muhammet'e Orhan PAMUK' u öldürmeyi teklif ettiğini, Osman BAYDEMİR konusunda da aynı şeylerin geliştiğini, Orhan PAMUK'a suikast eylemini planladıklarmı,eylemde tetiği Halil (Kod) Selim AKKURT' un çekeceğini, kendisi ile Ayhan ÇELİK' in gözetleyici olacağını, Muhammet YÜCE' nin de şoför olacağını, Muhammet YÜCE ile aralarındaki mesajlarda Fuci olarak geçen kişinin Fuci (Kod) Ayhan ÇELİK olduğunu ve bu kişiyi Selim AKKURT' un akrabası olarak bildiğini beyan etmiştir. Selim AKKURT, 13.11.2007 günü saat 18.57 ve 19.08 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ m 0212 224 14 43 numaralı ankesörlü telefondan kendisinin kullanımında bulunan 0545 251 66 25 numaralı cep telefonuna ısrarla ulaşmak istediği ancak ulaşamadığının tespit edildiği, tüm bu eylem planlarının konuşulduğu bir dönemde Mehmet Fikri KARADAĞ' m kendisine ısrarla ulaşmak isteme sebebinin sorulması üzerine; Belirtilen cep telefonunun kendisine ait olduğunu, ancak bu tarihte Mehmet Fikri KARADAĞ' m neden kendisine ulaşmak istediğini bilmediğini, bu hususun Fikri Karadağ' a sorulmasını istediğini, Mehmet Fikri KARADAĞ ile hiç görüşmediğini, kendisinin böyle bir eylem planının içerisinde olmadığını beyan etmiştir. Muhammet YÜCE,Selim AKKURT ile Mehmet Fikri KARADAĞ'I kendisinin tanıştırdığını, birbirlerine telefon numaralarını verdiğini,Fikri Albay'm kendisinden dört dörtlük delikanlı bir adam istediğini,kendisinin de Selim'in telefonunu verdiğini,Fikri Albayın İstanbul'da bir otel söyleyerek buluşmak için çağırdığım, sonrasında Selim'e ulaşamadığını söylediğini,daha sonra da "sen ulaşabiliyorsan akşam yediye kadar orda olsun" dediğini, ne amaçla çağırdığını neden böyle bir adam istediğini de bilmediğini, S elim AKKURT'u İstanbul'da olduğu için tavsiye ettiğini, Selim'in Erzurum Oltu'daki ağabeylerinin karıştığı bir silahlı çatışma olduğunu, bu olayda iki kişi öldüğünü, 3-4 kişinin de yaralandığmı,ölü ve yaralıların hepsinin Selim AKKURT'un ailesinden olduğunu, bu olaydan bir yıl sonra karşı taraftan bir kişinin öldürüldüğünüzü olay nedeni ile Selim'in dört yakınının tutuklandığını, Selim'in bu olaydan dolayı aranıp aranmadığını bilmediğini, Orhan PAMUK ile herhangi bir husumeti olmadığını, Orhan PAMUK'u kaldırma konusunda Selim AKKURT ile aralarında konuştuklarını, ancak herhangi bir şey yapmadıklarını, "gerçekleştirmeyi düşündüğü

eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanının bu değerlendirmeyi doğruladığı telefon görüşmelerinde geçen Halil isimli kişinin Selim AKKURT olduğunu beyan etmiştir. Bütün bu telefon görüşmeleri ve ifade içeriklerinden Ergenekon Terör Örgütünün Kuvayı Milliye Derneğindeki yapılanmasının Orhan PAMUK,Fehmi KORU,Ahmet TÜRK, Osman BAYDEMİR veya Sebahat TUNCEL'in öldürülmesi konusunda plan yaptığının sabit olduğu ve gerçekleşmesi halinde terör eylemi niteliğinde bulunacağının yukarıda genel açıklamalar bölümünde geniş olarak açıklandığı, Coşkun ÇALIK'm bu eylem planının var olduğunu söyleyerek eyleme katılacak olan Halil lakaplı kişinin Selim AKKURT olduğunu beyan ettiği, Muhammet YUCE'nin ise Halil lakaplı kişinin Selim AKKURT olduğunu, bu eylemleri aralarında konuştuklarmı,kimseden talimat almadıklarını ve kendiliklerinden vazgeçtiklerini beyan ettiği, Mehmet Fikri KARADAĞ ve eylem planında adı geçen diğer şüphelilerin Orhan PAMUK ve adı geçen diğer kişiler ile şahsi bir husumetlerinin bulunmadığı,tüm delillerin değerlendirilmesinden anlaşılacağı gibi bu eylemin provakatif bir terör eylemi olacağını bildikleri, Kuvayı Milliye Demeği ve dernek tüzüğünde gösterilen görünür yasal amacı ile ilgili olmadıkları kendilerine ait bölümde yazılı bulunan telefon görüşmelerinden açıkça anlaşılan , esasen maddi çıkar karşılığında aralarında herhangi bir husumet bulunmayan kişileri de öldürmeyi göze alabilecek yapıdaki Muhammet YÜCE,Selim AKKURT, Coşkun ÇALIK ve Ayhan ÇELİK isimli şüphelilerin maddi menfaat ve eylemden sonra korunup kollanma vaadi ile teklifi kabul ettikleri, esasen Muhammet YUCE'nin Coşkun ÇALIK ile yaptığı 02.11.2007 günlü telefon görüşmesinde söylediği "İyi belki çıkar da kurtarak amına koycam. Savaş çıkar da o kuyumcuları soyak o adamları", "Valla banka mankalara girek belki millet savaş telaşına düşer amma koyını, yaralı ölü, bizde gidek bankaları soyarık anıma koyım." "Benim derdim o. Yoksa ne sikerim ben Türkiye'yi amma koyim he " sözlerinden anlaşılacağı gibi yapmayı planladıkları eylemleri gerçekleştirmeleri halinde ülkenin nasıl bir hale geleceğini öngördükleri, yakalanmayı başından itibaren göze aldıkları, yakalanmamaları halinde ise bu eylemlerden dolayı ülkede çıkacak bir karışıklıktan kendi menfaatleri doğrultusunda ayrıca yararlanma düşünceleri bulunduğu anlaşılmaktadır. Muhammet YUCE'nin Mehmet Fikri KARADAĞ'm yukarıda sözü edilen provakatif terör eylemleri için kendisinden eleman temin etmesini istemesi üzerine iki ayrı cinayet suçundan yakalama emri ile aranan Selim AKKURT'u Mehmet Fikri KARADAĞ ile tanıştırdığı, bu aşamadan sonra telefonlarının dinlendiği yönündeki kuvvetli şüphesi nedeni ile Mehmet Fikri KARADAĞ'm Muhammet YÜCE ile yaptığı konuşmalarda eylemlere onay vermediği anlamı çıkarılacak sözler söylediği, Muhammet YUCE'nin ilk başta bu durumu anlamadığı ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm eylem yaptırmaktan vazgeçtiğini düşünüp Veli KÜÇÜK ile bağlantı kurmaya çalıştığı, ancak gerçekte Mehmet Fikri KARADAĞ'm eylemlerden vazgeçmediği, olabildiğince dikkatli şekilde tekrar Selim AKKURT ile bağlantı kurduğu, en son da iki ayrı ankesörlü telefondan Selim AKKURT'un kullanımındaki cep telefonunu aradığı ancak ulaşamadığının belirlendiği, bu aşamadan sonra planlanan eylemler için yapılan görüşme ve faaliyetlerin arttığı, hedefteki kişiler için göze alınamayacak derecede tehlikeli boyuta vardığı düşüncesi ile zaten yakalama emri ile aranan Selim AKKURT'un yakalandığı anlaşılmıştır. Bu açıklamalar ile, Mehmet Fikri KARADAĞ'm yukarıda yazılı Kemal CAN AY ile görüşmesinde Kemal'in söylediği "Gidiyo memleket, teslimmi olacaz başkanım" , kendisinin söylediği ".. Şerefsiz O... Ç...., Korumak Ve Kollamakla Yasal Olarak Görevli Olan, emrinde milyon tane asker olan o... ç... teslim oluyosa bize mi düşecek", "tankı, topu , uçağı gemisi bende değil onlarda, onlar ne gerekiyorsa yaparlar", Kemal'in ".. .belki daha beklediği vardır genel başkanım" ve kendisinin söylediği "Onlar bekleseydi bizle temas kurarlardı ne yapayım" sözleri ile beklediği bağlantının kendisi ile kurulduğunun ve Yaşar


ARSLANKÖYLÜ ile görüşmesinde almak istediğini söylediği "Özel görevi" bağlı bulunduğu Ergenekon Terör Örgütünden aldığı değerlendirilmiştir. "Lobi" adı verilen örgüt belgesinde "Eleman Profili" alt başlığında yazılı " .... gereğinde her tür eleman profilinden yararlanılmasından kaçınılmamalıdır. Özellikle sistemle barışık olmayan, aradığını bulamamış yapıdaki kişilikler seçilmelidir...." hedefine uygun olarak daha önce örgüte kazandırdığı,profıli yukarıda kısaca açıklanan Muhammet YÜCE'den söz konusu provakatif terör eylemleri için adam temin etmesini istediği, Muhammet YUCE'nin temin ettiği iki ayrı kasten öldürme suçundan aranan, ayrıca işleyeceği bir cinayet için prakitle daha fazla ceza yatmayacak Selim AKKURT'un bu eylemler için en uygun kişi olduğunu değerlendirerek bağlantı kurmaya çalıştığı, şüphelilerin görüşmelerinde haklarında suikast planlan yapılanların etnik,siyasi,yazar ve gazeteci kişilik ve kimlikleri ile uluslar arası düzeyde dahi tanınan ve dile getirdikleri bazı söylemleri nedeni ile de yandaşları olduğu kadar halkın bir kısmının tepkisini de çeken kişiler olduğu,maddi menfaat karşılığı bu eylemlerin havale edileceği yukarıda yazılı kişilerden ayrı,neredeyse gönüllü olarak bu eylemleri gerçekleştirebilecek pek çok kişinin bulunduğu, kamuoyundaki bu algılama nedeni ile olası bir suikastin Ergenekon Terör Örgütünce takdim edileceği görünürdeki sebeplerinin kamuoyunca doğru olarak algılanmasına yol açacağı gibi,eylemlerin asıl amacına uygun şekilde halkın bir kısmının tepkisini sağlayacak, hatta Muhammet YUCE'nin ifadesinde "gerçekleştirmeyi düşündüğü eylemden sonra Türkiye'nin ikiye bölüneceği ve iç savaş çıkacağını düşünerek vazgeçtiği" şeklindeki kaçamaklı beyanına uygun bir tehlike oluşturacak nitelikte oldukları değerlendirilmiştir. Coşkun ÇALIK'm "...Orhan PAMUK'u tanımadığını,televizyonda dahi görmediğini, ancak Muhammet YÜCE' nin kendisine Orhan PAMUK'u öldürmeleri halinde Fikri Albay'm 2 trilyon vereceğini söylediğini, Muhammet YUCE'nin kendisine Orhan PAMUK'u Türk düşmanı bir yazar olarak anlattığmı,paraya ihtiyacı olduğu için bu teklifi önce kabul ettiğini, bu eylemi gerçekleştirmeleri halinde Muhammet YUCE'nin dediğine göre Fikri Albay'm adam başı 2 trilyon vereceğini, kendisi Muhammet YÜCE'ye Albay'da bu kadar para ne geziyor diye sorduğunda Albayın bir derneğinin olduğunu, o dernekten paranın geleceğini söylediğini..." şeklindeki ifadesinde de belirttiği şekilde bu eylemler için vaat edilen miktardaki paranın Mehmet Fikri KARADAĞ'da bulunmasının, bulunsa bile yukanda açıklanmaya çalışıldığı şekli ile bu eylemleri nerede ise gönüllü olarak yapabilecek kişiler varken maddi menfaat karşılığı azmettirdiği diğer şüphelilere vermesinin mantıksız olacağı, bu hali ile de suikast için Mehmet Fikri KARADAĞ tarafından vaat edilen paranm da Ergenekon Terör Örgütünün Lobi Yapılanması tarafından karşılanacağı değerlendirilmiştir. Şüphelinin,Ergenekon Terör Örgütünün diğer birimlerinde önemli görevler alan Veli KÜÇÜK,Muzaffer TEKİN,Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sedat PEKER,Semih Tufan GÜLALTAY,Sami HOŞTAN,Sevgi ERENEROL ve Kemal KERİNÇSİZ ile bağlantılı olduğu,yukanda özetlenen Gizli Tanık-17 ve diğer beyanlar ile kendi beyanlan içeriğinden de anlaşılmaktadır. Gizli Tanık-17'nin " Zaman içersinde Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında bir sürtüşmenin olduğuna şahit oldum. Hüseyin GÖRÜM, Mehmet Fikri KARADAĞ' m başkalan ile ilişkide olduğunu, toplantılar yaptığını, kendisini ise bunlara çağırmadığını söylüyordu. Hatta burada dernekte yönetim kurulu var, neden onlara gidip danışıyorsun dediğini biliyorum. Hüseyin GÖRÜM' ün Mehmet Fikri KARADAĞ' m bu ilişkilerinin ortaya çıkartmak için o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye kendisini takip ettirdiğini, bu kişinin de Mehmet Fikri KARADAĞ' ı Acıbadem semtindeki evinden Karaköy semtindeki Türk Ortodoks Patrikhanesine ait küçük bir kiliseye kadar takip ettiğini, kiliseye girdiğini görüp geri dönerek durumu Hüseyin GÖRÜM'e anlattığını, Hüseyin GÖRÜM' ün de bunun üzerine ben zaten bunun Hıristiyan olduğunu biliyordum.

Asıl dönmemiş dönme kendisidir dediğini biliyorum. Bu olaydan sonrada Mehmet Fikri KARADAĞ ile Hüseyin GÖRÜM arasında sert tartışmalar oldu" şeklindeki beyanı da, Mehmet Fikri KARADAĞ ile Sevgi ERENEROL arasında örgütsel gizlilik içerisinde bağlantı bulunduğunu göstermektedir. Mehmet Fikri KARADAĞ'm Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu, Türk Dünyası Vakfında buluştukları tespit edilmiştir. Yapılan fiziki takipte ; 10.11.2007 günü ( Yukarıda yazılı suikast planı görüşmelerinden önce ) Kuvayı Milliye Derneği eski başkanı Mehmet Fikri KARADAĞ ve Veli KÜÇÜK'ün Eminönü ilçesi Hoca Gıyasettin Mahallesi Şifahane Sk. No:6 sayılı adreste bulunan Türk Dünyası Vakfında buluşacakları bilgisinin edinilmesi üzerine, aynı gün saat: 15.20 sıralarında belirtilen adres önünde, trafiğe kapalı sokak üzerinde park edilmiş halde, 34 A 0009 beyaz zemin üzerine kırmızı resmi plakalı Honda marka gri renkli araç, 34 SB 598 plaka sayılı Kia Sorento marka siyah cip, 34 GV 021 plaka sayılı Volvo marka araç, 34 AH 4523 plaka sayılı Hyundai Getz marka mavi renkli araç, 34 DC 8823 plaka sayılı Toyota Corolla marka araçların bulunduğu görüldükten sonra bahse konu vakıf içerisine girildiğinde, avlu içerisinde küçük gruplar halinde bazı şahısların beklediği ve sohbet ettiklerinin görüldüğü, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Veli KÜÇÜK'ün ise görülemediği, saat: 16.30 sıralarında Veli KÜÇÜK'ün şoförü ve koruması ile birlikte vakıf binasından ayrılarak 34 SB 598 plaka sayılı araç ile gittiği, yaklaşık 20 dakika sonra da Mehmet Fikri KARADAĞ'm da aynı vakıf binasından yaya olarak ayrıldığının tespit edildiği, belirtilmiştir. Gizli Tanık-17'nin Çanakkale'de yapılan Cumhuriyet mitinginden sonra Veli KÜÇÜK'ün Kuvayı Milliye Derneğine gelerek Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğü, Cumhuriyet Mitinginin siyasi bir gösteriye dönüştürülmesine tepki babında Kuvayı Milliye grubu olarak mitingden ayrılmmasmı eleştirip Çanakkale mitinginde Kuvayı Milliye olarak gösterilen tepkinin yanlışlığından, mitingi düzenleyen dernek ve kurumların yandaş olduklanndan, birlik ve beraberlik içersinde bulunulması gerektiğinden bahsettiği, sonrasında kendi güvenlik şirketine 150 tane genç alıp işe başlatacağını, bunların sağlam kişiler olması gerektiğini, bu kişilerin Kuvayı Milliye Derneği aracılığı ile bulunmasını, özgeçmişlerinin, ailelerinin, araştırılmasını istediği şeklindeki beyanından Mehmet Fikri KARADAĞ ile Veli KÜÇÜK'ün örgütsel gizlilik içerisinde bağlantılı bulunduğunu gösterdiği değerlendirilmiştir. Şüphelinin Almanya'da silahlı saldın sonucu öldürülen ve uyuşturucu kaçakçısı olarak bilinen Ertuğrul YILMAZ'm İstanbul Kadıköy'de yapılan cenazesine Muzaffer TEKİN ile birlikte resmi üniforması ile katıldığı, aynca bu törende Veli KÜÇÜK ile irtibatlı olduğu tespit edilen ve çıkar amaçlı suç örgütü kurmak suçundan hüküm giyen Sedat PEKER'in kardeşi ve birçok adamının da hazır bulunduğu,bu törene ait görüntülerin incelenmesinde Sedat PEKER'in kardeşi Atilla PEKER, Sedat PEKER'in adamlanndan olduğu iddia edilen Mecnun ODYAKMAZ, Boğaç Kaan MURATHAN, Mete Can KURT, Olgun PEKER ye Sedat PEKER'in avukatlanndan Turgay ÖZDAĞAN'm, bunlann yanı sıra Muzaffer TEKİN ile irtibatlı olduğu bilinen hatta Danıştay saldmsmda gözaltına alınıp iddianame düzenlenen, dava sonucu ise hakkında beraat karan verilen Ayhan PARLAK'ın da görüntüleri bulunduğu belirtilmiştir. 01.07.2004 tarihinde Hüseyin NALBANTOĞLU ile görüşmesinde özetle;Hüseyin'in "Ben Hüseyin NALBANTOĞLU, Atilla Beyin yanından ben" "Komutanım saygılar ellerinizden öpüyorum." diyerek kendisini tanıttığı, Mehmet Fikri 'nin "Bir arayıp sorayım dedim. Ne oldu bu çocuklara, hiç ses soluk çıkmıyor dedim. İyiler mi dedim." dediği, Hüseyin'in "İyiler Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Reis nasıl iyi mi" diye sorduğu, Hüseyin'in "İyi Allah'a şükür." dediği, Fikri'nin "Hepsine selam söyle." dediği, 26.03.2007 tarihinde Recep BULAL ile görüşmesinde özetle ; Derneğin ekonomik sıkmtılanndan bahsedip sponsor bulamadıklannı söyleyerek "... o senin Bilgin de 100 milyarlık ilan vermiş, bize beş kuruş faydası yok" dediği, Recep'in "hakikaten bi dönmedi

bize" dediği, Mehmet Fikri'nin "Sedat PEKER p " diyerek Sedat PEKER'le de muhtemelen maddi yardım konusunu görüştüklerini anlatmaya çalıştığı, 03.08.2007 tarihinde Kahraman ŞAHİN ile X Şahıs arasındaki telefon görüşmesinde özetle; X ŞAHSIN "haftaya Cumartesi günü şeyleriniz bol olsun formlarınız", "başvuru formlarınız bol olsun, haftaya Cumartesi","link açtık Öztürklerle, Öztürkler sitesiyle" "tanışmak isteyen arkadaşlar haftaya Cumartesiye Kuvayı Milliye derneğinde buluşmak üzere diye",".. .en azından 20 kişi bak en az getirmeleri lazım" Şeklindeki telefon görüşmelerinin Sedat PEKER ile bağlantısını, kendisinden muhtemelen derneğe maddi yardımda bulunmasını ve Sedat PEKER ile bağlantılı olduğu bilinen öztürkler isimli internet sitesi ile Kuvayı Milliye derneğinin internet sitesi arasında link kurularak Sedat PEKER'in çevresinden de eleman temini çalışmalarının bulunduğunu göstermektedir. Şüpheli ifadesinde de Muzaffer TEKİN aracılığı ile Sedat PEKER ile tanıştığını, birkaç kez görüştüklerini, kendisini hastanede ziyaret ettiklerini beyan etmiştir. 02.10.2007 tarihinde Muhammet YÜCE' nin Coşkun ÇALIK'a gönderdiği telefon mesajlarında ; "Allah izin ederse Orhan PAMUK'un kurban bayramından sonra İstanbul'da konferansı varmış, gece 2 gibi toplantı çıkışı halledecez, ilk başta 2 trilyon alacaz, işi bitirdikten sonra da 5 trilyon,bir tane villa,bir tane benzin istasyonu alacaz,bunlar İstanbul'da, ama sonuçta kesin yakalanacaz, bunu bil,Hrant DİNK'i vuranlar gibi tüm Türkiye bizim peşimizde olacak,haberin olsun " "Bu hafta görüşecez,Ben, Sen, Halil, Fuci, hazırlıklı ol" , "Öyle de yok,böyle de, en azından hayatımızı kurtanrız,babalar gibi yatarız çıkanz,zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış,en büyük biz olacaz,paranm da her şeyin de en iyisini yapacaz, halaoğlu bu saatten sonra bize bu gider" Sedat PEKER'in yukarıda anlatılan suikast planlarına ilişkin telefon görüşmelerinden bir tanesinde , bir önceki paragrafta yazılı şekilde ismi geçmektedir. Bu görüşme kendisi dışında gelişmiş ise de, bu eylem planlarını organize eden Mehmet Fikri KARADAĞ ile bağlantısının bulunması telefon görüşmesinde söylenilen "zaten Sedat PEKER yakalanınca bizi kendi koğuşuna aldıracakmış" sözlerinin kendisi ile yapılan bir görüşme sonrası söylendiği kanaati vermektedir. Şüpheli, Semih Tufan GÜLALTAY'ı da Muzaffer TEKİN aracılığı ile tanıdığını, bu kişi cezaevinden çıktıktan sonra birçok kez görüştüklerini, Ulusal Birlik Partisi kurulması aşamasında görüş alışverişlerinin olduğunu,hatta partinin ismini birlikte koyduklannı,partinin genel başkanı olarak kendisini lanse ettiğini,çok defa şahısla devlet sorunlan hakkında görüştüklerini, resmi olarak da birkaç defa yanma gittiğini ,Ulusal Birlik Partisinin kurulması çerçevesinde Ankara'ya gittiklerini,burada bazı şahıslarla görüştüklerini,beyan etmiştir. Diğer şüphelilerden Doğu PERİNÇEK,Mehmet Fikri KARADAĞ'ı Kuvayı Milliye adlı örgütün liderleri arasında basında ismini duyduğunu, yazılarında bu örgütün adını da vererek bu tür örgütlerin "başı bozuk" örgütler olduğunu ve halkın bunlara güvenmemesi gerektiğini, bu tür başı bozuk örgütlerle Türkiye'nin hiçbir meselesinin çözülemeyeceğini vurguladığını söylemiş ise de; 26.02.2007 tarihinde saat: 14.09 sıralarında Mehmet Fikri KARADAĞ ile Resul/Mehmet/Abdullah isimli kişiler arasında yapılan görüşmede geçen ; Resul'ün "Albayım merhabalar" "Ben sizin bir sempatizanmızım.." "...derneğin üyesi de olacaz", telefonu Mehmet'in aldığı Mehmet Fikri KARADAĞ'm "bu Doğu Perinçek'in avukatları tazminat için beni arayacaklar demiştin Mehmet abi, aramadılar onu geçen gün sana söylemeyi unutmuşum ben" "o konuda yardımını istiyorum" 2108 ,/- ' * " '* ' 2108 ,/- .'• - V-—-: \ Sözlerinden, kendisi hakkında çıkan bir haberden dolayı Doğu PERİNÇEK'in avukatlarının hukuki yardımda bulunmayı vaat ettiğinin anlaşıldığı, kendisi hakkındaki fikirleri yukarıda yazılı Doğu PERİNÇEK'in beyanları karşısında, Avukatlarının bu yardımını kabul etmemesini gerektirirken aksi davranışta bulunması aralarında bağlantı olduğuna dair şüphe oluşturduğu değerlendirilmiştir.

Şüpheli, Kemal KERİNÇSİZ' i basından tanıdığını ve Türk Patrikhanesinde katıldığı programlarda da birkaç defa gördüğünü beyan etmiş ise de, Hüseyin GÖRÜM'ün "Kemal KERİNÇSİZ'in Mehmet Fikri KARADAĞ'm görüştüğü bir şahıs olduğunu, derneğe gelip gitmediğini, ancak Mehmet Fikri KARADAĞ ile görüştüğünü bildiğini" şeklindeki beyanı ve Gizli Tanık-17'nin "...Mehmet Fikri FİKRİ KARADAĞ' in o sıralar dernekte yatıp kalkan Niyazi KIYAK isimli kişiye Kemal KERİNÇSİZ'e teşekkür mahiyetinde bakırdan yapılmış, üzerinde adalet sembolü terazi bulunan, yuvarlık şekilli bir levhayı gönderdiğini, Niyazi KIYAK' m da bu levhayı Kemal KERİNÇSİZ' in Avukatlık bürosuna götürüp bizzat kendisine verdiğini biliyorum. Çünkü bu konu dernekte konuşulmuştu. Aralarındaki ilişkinin mahiyetini ve Mehmet Fikri KARADAĞ'm bu hediyeyi ne amaçla gönderdiğini ise bilmiyorum. Ancak bu kişilerin en başından itibaren birlikte hareket ettiklerini düşünüyorum." şeklindeki beyanı içeriğine göre bu iki şüpheli arasında bağlantı bulunduğu yönünde şüphe oluştuğu değerlendirilmiştir. Şüpheli Sami HOŞTAN'ı tanımadığını beyan etmiş ise de ; Gizli Tamk-17'nin "Mehmet Fikri KARADAĞ bir seferinde o sıralar dernekte bulunan Niyazi KIYAK' a zarf verip Sami HOŞTAN' a gönderdiğini, Sami HOŞTAN' m da Niyazi KIYAK ile Mehmet Fikri KARADAĞ' a para gönderdiğini duydum. Çünkü bunlar dernekte konuşuluyordu." şeklindeki beyanı, Şüphelinin, Danıştay saldırısında hüküm giyen Osman YILDIRIM tanık olarak alman ifadesinin konu ile ilgili bölümünde Veli KÜÇÜK ile örgütsel bağlantı içerisinde bulunduğunu, Veli KÜÇÜK'ün azmettirmesi ile Necip HABLEMİTOĞLU'nu öldürdüğünü beyan ettiği Osman GÜRBÜZ ile de bağlantılı olduğu yukarıda yazılı telefon görüşmelerinden anlaşılmaktadır. Bu açıklamalar ve burada yer verilemeyen diğer telefon görüşmeleri ve delillerden şüphelinin adı geçen kişiler ile bağlantısının savunması gibi olmadığını, örgütsel bir bağ içerisinde tanıştıkları veya tanıştırıldıklarını gösterdiği değerlendirilmiştir. Tüm bu açıklamalar ile ; şüphelinin Ergenekon Terör Örgütünün yöneticilerinden olduğu , Ergenekon Terör Örgütünün kendisine bağlı "Sivil Unsurların" kurulması ve örgütlenmesi amacı ile hazırladığı "Lobi" adı verilen gizli-örgütsel çalışması uyarınca kurulan Ergenekon Terör Örgütüne bağlı "Lobi Yapılanmasının" kararı ile Kuvayı Milliye Derneğinin kurulması ve Ergenekon Terör Örgütünün amaçlan doğrultusunda yönetilmesini sağlaması ile görevlendirildiği, bu görevi kapsamında da Kuvayı Milliye Derneğini kurduğu, Genel Başkanlığını yaptığı, bizzat veya azmettirmesi ile örgüt amaçları doğrultusunda istihbarat toplayıp kişilerin siyasî, felsefi veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine ve benzeri özelliklerine ilişkin bilgileri hukuka aykırı olarak kişisel veri olarak kaydettiği, örgütün amaç ve ilkelerine aykırı davrandıklarını düşündükleri yönetimi askeri bir müdahalenin sağlanmasını temin edip hukuk dışı yoldan yönetimden uzaklaştırma, yine bu amaçla kamuoyunda askeri bir müdahalenin haklılığı temin amacı ile de ülkede karışıklık veya silahlı bir halk ayaklanmasına neden olabilecek derecede tepki çekip, yönetim zafiyeti oluşturacak provakatif terör eylemleri organize etme teşebbüsünde bulunduğu, aramada ele geçen dokümanlardan üç kişi hakkında istihbari mahiyette notlar tutup kişisel veri olarak kaydettiği, ayrıca iki ayrı kasten öldürme eylemi nedeni ile yakalama emri ile arandığını ve saklandığı yeri bildiği,kendisi ile görüştüğü Selim AKKURT'u yetkili makamlara bildirmediği yönünde hakkında kamu davası açılmasını haklı kılacak derecede deliller elde edildiği anlaşılmıştır. TCK'nun 312. ve 313. maddelerin düzenleniş şeklinde, suçların silahlı bir örgütle işlenmesinden değil cebir ve şiddet kullanılarak işlenmesinden bahsedilmektedir. Buna göre söz konusu suçlann silahlı bir örgüt olmadan da işlenebileceğinin kabulü gerekir. Ayrıca TCK'nun 313. maddesindeki suçun işlenmesi için bir örgüte ihtiyaç duyulmayacağı da açıktır.

Toplum üzerinde etkili olan bir kişinin de bu suçu işleyebilmesi mümkündür.Bu nedenle şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'a yüklenen TCK'nun 312 ve 313. maddelerine uyan suçların yanı sıra TCK'nun 314/1 maddesine uyan örgüt yöneticiliği suçundan da ceza tayin edilebileceği, Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ'ın eylemlerine uyan TCK'nun 314/1, 312/1, 313/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5, TCK'nun 312/2. maddesi yollamasıyla TCK 135/2-1,43/2 - 216/1 ve 284/1 maddeleri uyarınca cezalandırılması, Ayrıca, Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ, ERGENEKON terör örgütünün yöneticisi konumunda olup, 5237 Sayılı TCK'nun 314/3. maddesi "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" ve TCK'nun 220/5. maddesi de "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü gereği, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 maddesi yollaması ile TCK'nun 220/5. maddesi gereğince ERGENEKON terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumlu tutulmasının yasal zorunluluk olması nedeniyle; 1-Cumhuriyet Gazetesine 3 kez bomba atılması nedeniyle, ruhsatsız patlayıcı madde bulundurmak ve taşımak, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanma, mala zarar vermek suçlarından TCK'nun 174/1-2 (hukuki kesinti oluşturan iddianame öncesi tüm ruhsatsız patlayıcı bulundurma eylemleri Yargıtay kararlarında tek suç sayıldığından alt sınırdan uzaklaşılması suretiyle bir kez uygulanması), 170/1-c (3 kez), 151/1(3 kez), 2-Danıştay saldırısında Türk Milleti adına yargılama görevini yürütmekte iken görevinin başında katledilen yargı şehidi Mustafa Yücel ÖZBİLGİN'in tasarlayarak öldürülmesi, mağdurlar Mustafa BİRDEN, Ayla GÖNENÇ, Ayfer ÖZDEMİR ve Ahmet ÇOBANOGLU'nun tasarlayarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi nedeniyle TCK'nun 82/a-g, 82/a-g, 35/2. maddesi (4 kez), 3- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Muzaffer TEKİN, İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Kemal KERİNÇSİZ, Mete YALAZANGİL, Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK, Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçundan dolayı TCK'nun 327/1. maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 4- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Mete YALAZANGİL, Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarma ilişkin belge veya vesikaları geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanmak suçu nedeniyle: TCK'nun 326/1. maddesi gereğince, (6) ALTI KEZ, 5- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Gazi GÜDER, Ayşe Asuman ÖZDEMİR, Halil Behiç GÜRCİHAN, İsmail YILDIZ, Kemal ŞAHİN, Mehmet Murat YÜCEL, Feridun Refik NUHOĞLU, Ergün POYRAZ, Fikret EMEK, Doğu PERİNÇEK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Habip Ümit SAYIN, Hikmet ÇİÇEK, Kemal KERİNÇSİZ, Nusret SENEM, Erkut ERSOY ve Murat ÇAGLAR'in işlemiş oldukları, Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetmek suçu nedeniyle; TCK'nun 135/2-1,43/2. maddesi gereğince (18) ONSEKİZ KEZ, 6- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Oktay YILDIRIM, Mehmet DEMİRTAŞ ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları, silahlı terör

örgütüne ait silahları depolamak suçu nedeniyle; TCK'nun 315 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ, 7- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Ayşe Asuman ÖZDEMİR ve Halil Behiç GÜRCİHAN'in işlemiş oldukları, Adil Yargılamayı Etkileme suçu nedeniyle; TCK'nun 288. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ, 8- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Fikret EMEK, Hayrettin ERTEKİN, Hikmet ÇİÇEK, Halil Behiç GÜRCİHAN, Hayati ÖZCAN, Ergün POYRAZ, Nusret SENEM ve Doğu PERİNÇEK'in işlemiş oldukları; Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 334/1 maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 9- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: İsmail YILDIZ, Bekir ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM ve Fuat ERMİŞ'in işlemiş oldukları; Askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe teşvik etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 319/1, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (4) DÖRT KEZ,

10- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Hayrettin ERTEKİN ve Muhammet YÜCE'nin işlemiş oldukları; Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu nedeniyle, TCK'nun 284/1 maddesi gereğince (2) İKİ KEZ,

11- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheli Muzaffer ŞENOCAK'm işlemiş olduğu; Ruhsatsız patlayıcı bulundurmak suçu nedeniyle, TCK'nun 174/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/2. maddeleri,

12- Şüpheli Ergün POYRAZ'ın işlemiş olduğu; Yasaklanan bilgileri açıklamak suçu nedeniyle TCK'nun 336. maddesi,

13- Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu; Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek veya aşağılamak suçu nedeniyle TCK'nun 216/1. maddesi gereğince (1) BİR KEZ,

14- Şüpheli Hayrettin ERTEKİN ve Aydın YÜKSEK'in işlemiş olduğu 2863 Sayılı yasalara muhalefet etmek suçu nedeniyle, 2863 Sayılı Kanunun 73. maddesi (2) İKİ KEZ,

15-Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu 2813 Sayılı Kanuna muhalif olarak ruhsatsız telsiz kullanmak suçu nedeniyle 2813 Sayılı Kanunun 32/a maddeleri gereğince ayrı ayrı CEZALANDIRILMASI talep edilmiştir.