Ergenekon iddianamesi/BÖLÜM V ŞÜPHELİLERİN BİREYSEL DURUMLARI İKİNCİ GRUPTAKİ KİŞİLERİN BİREYSEL DURUMLARI 55- ŞÜPHELİ İLHAN SELÇUK

55- ŞÜPHELİ İLHAN SELÇUK


a)-Emniyet ifadesinde;Düzenle

"1925 yılında Aydın'da doğduğunu, çeşitli okullarda okuduğunu, babası asker olduğu için çeşitli illeri dolaştıklarını, Adana Erkek Lisesini bitirdiğini, İstanbul Hukuk Fakültesinden mezun olduğunu, üç sene serbest avukatlık yaptığını, sonra basın mesleğine intisab ettiğini, önceleri "Dolmuş" isimli bir mizah dergisinde basın hayatına girdiğini, sonra Yeni İstanbul, Tanin ve Vatan gazetelerinde çalıştığını, 1962 yılında Cumhuriyet Gazetesinde yazar olarak geçtiğini ve halen bu gazetede görev yapmakta olduğunu, 2001 yılı Kasım ayından bu yana gazetenin imtiyaz sahibi ve başyazarı olduğunu, Askerlik görevini 1958 yılında Demirci Astsubay Okulu ve Burdur Topçu Eğitim Alayında yaptığını, geçimini belirttiği gibi gazeteden aldığı 6.000 YTL ile sağlamakta olduğunu, başkaca bir geçim kaynağının olmadığını,

12 Mart 1973'te İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı tarafından eski TCK 141'de ifade bulan komünizm propagandası ve komünist örgüte üye olma suçlamasıyla gözaltına alındığını ve 8 (sekiz) ay tutuklu kaldıktan sonra beraat ettiğini, bundan başka herhangi bir göz altısının bulunmadığını,

Cep telefonu kullanmadığını, herhangi bir lakabının, takma adı veya kullandığı ikinci bir isminin olmadığını,

"Yüzbaşı Selahattin'in Romanı" , "Japon Gülü", "Düşünüyorum Öyleyse Vurun" gibi pek çok kitabının olduğunu, Kitaplarının birçoğunun Cumhuriyet Gazetesinde yazdığı köşe yazılarının derlemesi olduğunu, Türkiye Gazeteciler Cemiyetine üye ve Cumhuriyet Vakfı'mn da başkanı olduğunu, ERGENEKON dosyası kapsamında haklarında yasal işlem yapılan şahıslar sorulduğunda; Sorulan şahısların hiçbirini tanımadığını ve isimlerini ilk defa duyduğunu ancak duymuş olabilirse de hatırlamadığım, Emin GÜRSES'in adını bildiğim, Doğu PERİNÇEK'in ilk kez 1968 yıllarında öğrenci hareketlerinde ismini duyduğunu, daha sonraki dönemde de bu şahsın basın ve siyasal yaşamda yer aldığı için ismini duyduğunu, siyasi parti lideri olduğu için ziyaretine ara sıra geldiğini, bunun haricinde herhangi bir ilişkilerinin olmadığını, kendisiyle herhangibir tüzel kişilik içinde yer

almadıklarını, ancak Doğu PERİNÇEK'in girişimini yaptığı Talat Paşa Komitesine davet edilmesine rağmen kabul etmediğini, Ferid İLSEVER'i 1990'lı yıllardan sonra Aydınlık Dergisi ve İşçi Partisindeki faaliyetlerinden tanıdığını, ara sıra görüştüklerini, Kemal ALEMDAROGLU'nu İstanbul Üniversitesi Rektörü olduğu dönemden beri tanıdığını, rektör olarak gazeteye geldiğini, gazete temsilcileri olarak İstanbul Üniversitesine gittiklerinde görüştüklerini, rektörlüğü döneminden sonra da mesafeli de olsa dostluklarının devam ettiğini, Veli KÜÇÜK'ü basından bilmekte olduğunu, JİTEM başkanı olarak hatırladığını, kendisiyle hiç görüşmüşlüklerinin olmadığını, herhangi bir ilişki ve husumetlerinin olmadığını, Muzaffer TEKİN, Mehmet Fikri KARADAĞ ve Taner ÜNAL'ı tanımadığını, Kuvayı Milliye Derneği, Vatansever Kuvvetler Güç Birliği veya Ulusal Birlik hareketiyle herhangi bir irtibatının olmadığını, Yakalanan şahıslardan el konulan "ERGENEKON", "Lobi", "Arenadaki Sanat", "Usiad", "Jitemci ve Mit'ci gazeteciler", "Televizyon Analiz", "Dergi", "Ulusal medya 2001", "Mit Medya ve Ajan Gazeteciler" başlıklı belgelerden bilgisinin olmadığını, "ERGENEKON" isimli belge ve belge içeriğinde bahsedilen oluşum hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, "LOBİ" isimli belge ve belge içerinde bahsedilen oluşum hakkında herhangi bir bilgisinin olmadığını, Cumhuriyet Gazetesinin asli sahibinin Cumhuriyet Vakfı olup Cumhuriyet Vakfının iştiraki olan birden çok şirket olduğunu, Gazeteye finansman temin etmek amacıyla Vakfın bünyesinde Yeni gün Holding A.Ş. isimli şirketin bu şirketlerden birisi olduğunu, bu şirketin hissedarlarının; Turgay CİNER'den, Mehmet Emin KARAMEHMET'e, Aydın DOĞAN'dan İnan KIRAÇ'a kadar yaklaşık 185 kişi olduğunu, Ancak bu şirketin söz ve yetki sahibinin imtiyazlı ortağı olan Cumhuriyet Vakfı olduğunu, Cumhuriyet Gazetesinin Genel Yayın Müdürünün İbrahim YILDIZ olduğunu, Cumhuriyet Gazetesinde çalışmış olduğu süre içersinde gazetenin satılması veya herhangi bir medya kuruluşuyla birleştirilmesi konusunda yıllardan beri pek çok dedikodu üretildiğini ancak resmi bir teklif gelmediğini, böyle bir teklif gelse de bir vakıf gazetesi oldukları için gazetenin satılmasının olanaksız olduğunu, Tuncay GÜNEY isimli şahsı tanımadığını, "LOBİ" faaliyetleri çerçevesinde çeşitli birimlerin oluşturulması gerektiğinden bahsedildiği, bu birimlerden "İLETİŞİM VE PROPAGANDA" biriminin amaçlara uygun olarak medya kuruluşlarını bilgilendirmek, yönlendirmek ve bu yolla kontrol altında tutmak görevinin olduğu, ayrıca faaliyetlerde amaçlara uygun kamuoyu oluşturulması ve kamuoyunun desteğinin sağlanması çalışmalarını yürüteceği belirtildiği ve Cumhuriyet gazetesinde görevli olduğu süre içerisinde bu yönde herhangi bir kişi veya kurumdan teklif gelip gelmediği sorulduğunda; Böyle bir teklifin gelmediğini ve kimsenin de böyle bir şeye cesaret edemeyeceğini, Yakalanan şahıslardan el konulan "Ulusal Medya 2001" başlıklı dokümanda "Cumhuriyet Gazetesi, oluşturulması zorunlu "Ulusal Medya"nın yazılı yayın kanadını oluşturmaya uygun bir isimdir. Görsel yayın kanadını ise; Perinçek grubunun henüz emekleme dönemindeki "Ulusal Tv" oluşturabilir. Ancak bu televizyonun bünyesinde de ameliyat zorunluluğu vardır. Eğer gerekli ameliyat yapılmaz ise; ne Cumhuriyet ve ne de Ulusal Tv, Türk halkının Kemalist ideoloji çerçevesinde birleştirilmesini gerçekleştiremez. Çünkü, halkın gözünde her iki yayın grubu da "objektif" ve “bağımsız" yayın organı olarak değerlendirilmemektedir " şeklindeki ifadelerle ilgili sorulduğunda;

Bu belgeyi hazırlayan şahısların senaryo ürettiklerini, Cumhuriyet Gazetesinin zaten ulusal ve Atatürk'ün kurduğu bir gazete olduğunu ve böyle bir gereksinim olmadığını, Yine aynı belge içerisinde "İlhan Selçuk, donanımlı geniş bir kültürel birikimine sahip, son derece mütevazı görünümlü bir portre olmakla birlikte, bencilliğe sarmalanmış büyük bir ihtiras olarak karşımıza çıkar. Cumhuriyet Gazetesinin bugünlere ulaşmasında büyük ve değerli katkıları olduğu gibi, bugün içinde bulunduğu koşullarında sorumlusu olarak öne çıkan bir isimdir. ...Selçuk'un ellerinde can çekişme noktasında, bitkisel yaşama giren Cumhuriyet Gazetesine Selçuk'un, can verebileceği görüşünün öne sürülmesi akıl dışıdır. " Şeklindeki ibareler ile ilgili olarak sorulduğunda; Bu belgeyi yazan şahısların kimler olduğunu bilmediğini, kendi kendilerine senaryo üretmiş olduklarını, fazla bir şey söyleme ihtiyacı da hissetmediğini, Cumhuriyet Gazetesinin yayın politikasının Cumhuriyet Vakfı'nm senedinde yazılı olduğunu, Cumhuriyet Gazetesini Atatürk'ün kurduğunu ve Cumhuriyet Gazetesinin Yunus NADİ'den beri Laik Atatürk Cumhuriyetini savunmak ve yüceltmek, demokratik düzeni savunmak için gerekli yayını yaptığını, aynı zamanda Türkiye Cumhuriyetinin Bağımsızlığını korumak için de kendisini görevli saydığını, Yine aynı dokümanın devamında "İLHAN SELÇUK'SUZ CUMHURİYET OLMAZ (MI?)-CUMHURİYET İLHAN SELÇUK'SUZ VAR OLAMAZ (MI?)" başlığı altında; "Cumhuriyet gazetesi, 1940 'lı yıllardan gelen bir geçmişe sahiptir. Savaş dönemi politikası üzerinde varlık bulan bir gazetedir. Bu özelliğinden ötürü de Türkiye'nin iç kargaşaya sürüklendiği dönemlerde öne çıkan bir gazete olmasıyla dikkat çeker. Cumhuriyet gazetesinin geniş halk kitlelerini kucakladığı her dönem, Türkiye'nin kaos ortamına sürüklendiği dönemleri içerir. Cumhuriyet gazetesi kadroları, uzlaşmacı ve ılımlı olmak yerine daima çıplak bir yalınlık içinde çarpıcı haberlerden yola çıkarak sert muhalefet üslubu sergilemişlerdir. " şeklindeki beyanlar sorulduğunda; Bunun bir suçlama olduğunu ve buna yanıt vermeyi yersiz bulduğunu, Gürbüz ÇAPAN'ı uzun yıllar önce belediye başkanı olarak tanıdığını, Belediye Başkanlığı döneminde bir dostluk ilişkilerinin olduğunu ve hatta bahsettiği Yenigün Holding A.Ş'nin hissedarlarından olduğunu, Şevket SABANCI'nm işadamı olarak dostu olduğunu, Mete AKYOL'u gazeteci olarak uzun yıllardır tanıdığını ve dostluk ilişkilerinin olduğunu, Uzun yıllardır gazetecilik yaptığmı,ayrıca bugün bulunduğu konum ve işleviyle pek çok kişiyi tanıdığını, pek çok kişiyle tanışmış görüşmüş olabileceğini, dostluk yelpazesinin çok geniş olduğunu, 2001 yılında yakalanan Tuncay GÜNEY ifadesinde: "Veli KÜÇÜK'ün Cumhuriyet Gazetesini ERGENEKON bünyesinde kullanabilmek amacıyla satın almayı çalıştığını, bu çerçevede Ulusal Sanayiciler iş Adamları Derneği (USİAD) ile çırağın sarayında kapalı kapılar ardında bir toplantı yaptığını, bu toplantıda Veli paşanın LOBİ yapılanmasını anlattığını ve bir gazete ile bir televizyona ihtiyaç olduğunu söylediğini, bu noktada da Cumhuriyet gazetesini almayı düşündüklerini söylediğini, daha sonraki günlerde konuyla ilgili ENKA tesislerinde Veli KÜÇÜK, Gürbüz ÇAPAN, Ferid İLSEVER, Kemal ÖZDEN ve Ümit ÜLGEN ile bir toplantı yapıldığını" beyan ettiği Konuyla ilgili Veli KÜÇÜK ifadesinde; ENKA tesislerinde yapılan toplantıyı doğruladığı ve kendisinin de bu toplantıya katıldığını söylediği hatırlatılıp sorulduğunda; Cumhuriyet Gazetesinin satılamayacağını beyan ettiğini, zaten toplantıya katıldığı beyan edilen şahısların da Cumhuriyet Gazetesini satmaya yetkili olmadığını, bunlardan sadece Gürbüz ÇAPAN'm Yenigün Holding'de bir miktar hissesi olduğunu, O'nun hissesini satmaya çalışmış olabileceğini, ancak bunun Cumhuriyet Gazetesinin satılması anlamına gelmeyeceğini, belirttiği gibi o holdingin sadece Cumhuriyet Gazetesine finansman desteği sağlamak amacıyla kurulduğunu, Cumhuriyet Gazetesinin yayın politikasında bir etkisinin


olmadığını, Cumhuriyet Gazetesini yayınlayanın başka bir şirket olduğunu ve Gürbüz ÇAPAN'm bu şirketle de herhangi bir irtibatının olmadığını, "Bugüne kadar düzenlenen operasyonlarda, örgütün yönetici kadrosundan elde edilen "ULUSAL MEDYA 2001" başlıklı doküman içersinde, bir bölümde, "İlhan SELÇUK kimdir" başlığının olduğu ve altında sizinle ilgili bilgilerin bulunduğu, devamında "GURBUZ ÇAPAN- İLHAN SELÇUK-DOĞUPERINÇEK VE CUMHURİYET GAZETESİ başlığı altında " PERİNÇEK, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAP AN'ı bir araya getirerek, /inansal sorunlarında üstesinden gelinebileceğini düşünmüştür. Ancak PERİNÇEK'in hesabı tutmamış, kendisinden çok daha deneyimli olan ilhan SELÇUK, Perinçek'i devre dışı bırakarak Gürbüz ÇAPAN ile anlaşmayı bırakmıştır. Bu anlaşmaya göre ÇAPAN hisselerin %40'ını satın almıştır. Daha sonra %60 hisseyi de satın alan ÇAPAN, Cumhuriyet Gazetesinin sahibi olmuştur" şeklinde yazdığı ve aynı belgenin içeriğinde, Cumhuriyet Gazetesinde gerçekleştirilecek kadro hareketinin ardından, yayın politikasının yeniden belirlenmesi gerektiğinin yazıldığı, ayrıca Gazeteci patronlar hakkında yazılar olduğu hatırlatılarak Yazıda iddia edildiği gibi Gürbüz ÇAPAN ile aranızda bir ilişki oldu mu? Yazı içersindeki iddialar doğrumudur? " Şeklinde sorulduğunda; Gürbüz ÇAPAN'la ilişkisini belirttiğini ve Gürbüz ÇAPAN'm sadece Yenigün Holding'in 185 hissedarının arasında olduğunu ve bunun dışında bahsedilen belgedeki iddiaların tümünün uydurma olduğunu,

27.02.2008 günü saat 10.04'te Server..? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Telefon görüşmesindeki şahsın Anayasa Hukukçusu Prof. Server TANİLLİ olduğunu, Starzburg'da yaşadığını, aynı zamanda Cumhuriyet'in köşe yazan olduğunu, Starzburg'tan her gelişte Cumhuriyet Gazetesine uğrayıp ve ülke sorunları tartışıldığını, görüşmede iki dost olarak ülke sorunları hakkında bilgi alışverişinde bulunduklarını ve başkaca bir amacının olmadığını, 03.03.2008 günü saat: 10.56 da Alev..? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşme yaptığı kişinin Cumhuriyet Vakfı Başkan Yardımcısı Alev COŞKUN olduğunu, Cumhuriyet Vakfı olarak bir televizyon kurmak istediklerini, hatta ondan önce de çeşitli kanallarda Cumhuriyet adına Cumhuriyet markalı yayın yapmak istediklerini, bunun için değişik temaslarda bulunduklan bir dönemde yapılan görüşme olduğunu, bu temaslardan bir tanesinin Ulusal Kanal'm sahibi Doğu PERİNÇEK, diğeri ise Kanal B'nin sahibi Mehmet HABERAL ile olduğunu, Ankara temsilcileri M.B.'m Mehmet HABERAL ile arasının iyi olmadığı için aracı olabilecek birisini düşündüklerini ve Kemal ALEMDAROĞLU'nun hem Doğu PERİNÇEK, hem de Mehmet HABERAL ile iyi ilişkiler içinde olduğunu bildikleri için adlanna bu girişimde bulunmasını istediklerini, Kemal ALEMDAROĞLU'nun girişimlerinden bir sonuç çıkmadığını, 05.03.2008 günü saat: 16.50 da E.K. ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Bu görüşmeden önce gazetede bulunan Hikmet ÇETİNKAYA isimli yazar arkadaşlan hakkında görüştüklerini, bu konunun gazetenin iç işi olduğunu, daha sonra gazetenin Ankara'nın Çankaya ilçesinde Ankara Temsilciliği için yeni kiraladıklan binanın restorasyonu ve eski binadan taşınma masraflan için sponsorlar üzerine yaptıklan görüşme olduğunu, Şuan bulunduklan binanın sahibinin Aydın DOĞAN olduğunu, Aydın DOĞAN taşmmalan karşılığında, taşınmadan kaynaklanan giderler konusunda yardımcı olacağını, yine yeni taşmacaklan binanın Çankaya Belediyesi smırlannda olduğundan Çankaya Belediyesinin restorasyonda desteği olacağım, 14.03.2008 günü saat:13.17 de M.B.' la yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda;

Görüşmeyi yaptığı kişinin gazetenin Ankara temsilcisi M.B. olduğunu ve kendisiyle hükümetin yeni çıkarmayı planladığı Sosyal Güvenlik Yasa tasarısıyla ilgili görüştüklerini, Mustafa'nın halk kıpırdanıyor ve eylem yapmaya başladı derken, bu yasaya tepki olarak sendikaların eylem yapmasından bahsetmekte olduğunu, görüşmede geçen Hüseyin isimli şahsın gazetede idare müdürü olan Hüseyin GÜRER olabileceğini, çünkü Ankara'daki büroyla O'nun ilgilendiğini, bu konuda yaptıkları bir görüşme olabileceğini, 17.03.2008 günü saat:10.38'de Ezgi..? ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmedeki Ezgi isimli şahsın gazetedeki sekreteri Ezgi TOK' olduğunu ve gün boyu yapacağı görüşmelerini hatırlattığını, Adnan AKFIRAT'tan el edilen (8) sekiz sayfalık bir belge içeriği incelendiğinde 8. sayfasında "örgüt şeması" başlığı altında, bir listenin olduğu, bu listelerin "ASKER, MİT, POLİS, SİVİL, EMEKLİ SUBAY" başlıkları altında yazılan isimlerden oluştuğu... SİVİL başlığı altında, ilhan SELÇUK, ...yazdığı hatırlatılarak sorulduğunda; Adnan AKFIRAT'ı tanımadığını ve yazıda bahsi geçen Çevik BİR liderliğindeki bir darbe girişimi hakkında bilgisinin olmadığını, belgedeki örgüt şemasında kendisini sivil kanadın bir sorumlusuymuş gibi gösterdiklerini ve bunun tamamen saçmalık olduğunu, Çevir BİR'le muvazzaf askerken görüşmediğini, ancak emekli olduktan sonra kendisiyle tanışıklıklarının olduğunu, bazen görüştüklerini, ancak bahsettiği gibi bu darbe iddiası konusunda normal bir vatandaş gibi kamuoyundaki iddialar dışında bir şey bilmediğini, bu belgenin tamamen saçmalık olduğunu, belgede bahsi geçen Doğu PERINÇEK'in kendisini Çevik BİR konusunda uyarmasının da başka bir saçmalık olduğunu, bu saçma iddialar hakkında daha fazla bir şeyler söylemek istemediğini, 04.02.2008 günü saat: 10.59 da Perihan.... isimli bayanla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Perihan isimli şahsın bir aile dostu olduğunu ve Doktor Gürbüz BARLAS'm baldızı ve Mehmet BARLAS'm akrabası olduğunu, görüşme içersinde "çatışmanın yükselmesi, büyümesi lazım" derken; Ülkemizin ılımlı bir İslam Cumhuriyetine dönüştürülmesi için ABD tarafından organize edilen beynelminel bir proje olduğunu, bu projeye karşı halkın direniş göstermesini olumlu bulduğunu, burada çatışma derken kast ettiği iki fikir arasındaki çatışma olduğunu, buradaki çatışma sözcüğü ile hukuksal anlamda sivil toplum örgütleri ile örgütlenerek muhalefet etmeyi kast ettiğini, yoksa kast ettiğinin hukuk dışı bir çatışma olmadığını, hukuk dışı bir çatışmanın hiçbir zaman amaca hizmet edemeyeceğini, bugün Türkiye'de Atatürk Cumhuriyeti'nin yok olacağına yönelik ciddi bir korku ve kuşku olduğunu, bazen dostlarının kendisini arayarak bu korku ve kuşkularını dile getirdiklerini, bu görüşmenin de bu bağlamda yapılmış bir görüşme olduğunu, 07.02.2008 günü saat: 12.51 de I.Y. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı İbrahim YILDIZ'ın Gazetenin Genel Yayın Müdürü olduğunu, Rahmi KOÇ'un dostu olduğunu, sırası geldiğinde buluşup konuştuklarını, bu görüşmelerinin çok sık olmadığını, ama bu görüşmelerin önemli olduğunu, Türkiye'de o konumda bulunan bir insanın görüşlerini bir gazeteci için öğrenmenin kendi açısından önemli olduğunu, görüşmede de Rahmi KOÇ'un yanma gideceğinden bahsettiğini, kendisiyle dünyanın ve Türkiye'nin ahvali hakkında görüştüklerini, gazeteci olması nedeniyle Turgay CİNER, Mehmet Emin KARAMEHMET, Şevket SABANCI, Aydın DOĞAN gibi şahıslarla da ara sıra görüştüğünü, Görüşme içersinde, "YALNIZ 2 TANE ŞEY VAR EĞER KAPATMA DAVASI AÇILIRSA" "BİR DE ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZ GELİRSE TÜRKİYE BİRAZ KARIŞIRSA BELKİ Bİ UMUTLAR DOĞABİLİR" "ÇÜNKÜ NORMAL YOLLARDAN BUNLARI MÜMKÜN DEĞİL YANİ” demekteki kastının; belirttiği gibi

Atatürk Cumhuriyeti tehlike altında olduğunu ve iki tane kırmızı çizgimizin bulunduğunu, birisinin bölünmezlik, birisinin laiklik olduğunu, bunları çiğnetmemeyi Atatürkçülerin görev bildiğini, Görüşmedeki ekonomik kriz beklentisini de izah etmek istediğini, Türkiye'de her ne kadar ekonomi iyi idare ediliyor gibi görünse de esasında yüksek faiz borçlanma ve dışa bağımlılığını devam etmekte olduğunu, yine ülkenin limanlan, yollan, köprüleri, bankalan yani her şeyin satılmakta olduğunu, yani sata sata yediğimizi, halkımızın bu ekonominin iyiye gitti yönünde gittiği hayalinden uyanması için bir ekonomik bunalıma ihtiyacı olduğuna inandığını, Türkiye biraz daha kanşırsa derken; Türkiye'nin zaten hali hazırda çok kanşık bir durumda olduğunu, ama halkın yeterli tepkiyi verdiğini düşünmediğini, Türkiye biraz daha kanşırsa derken halkın hükümete yeterli tepkiyi vermesini kast ettiğini, yani burada da yine hukuk dışı bir kanşıklıktan bahsetmediğini, hukuk dışı kanşıklığm hiçbir zaman olumlu sonuç vermeyeceğini, 08.02.2008 günü sat:20.20 de Mehmet... isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmenin ilk kısımlarında ruhen problemleri olan halazadesi M.B. isimli şahısla Cumhuriyet'i geleceğe nasıl devir edeceği konusunu görüştüğünü, M.B.'nin yalnız bir insan olduğunu, onun bu yalnızlığım gidermek için Cumhuriyet'ten ve dünyadan haber verdiğini, umutsuzluğunu ve moral kırgınlığını gidermek için de gerçek dışı bazı şeyler söylemiş olabileceğini, amacın ona gelecek konusunda umut vermek olduğunu, zaten konuşmanın tümünden de anlaşılanın bu olduğunu, Cumhuriyet gazetesinin gelişmesi ve gerektiğinde diğer medya sektörlerine girebilmesi ve rekabet ortamına uyum sağlayabilmesi için Cumhuriyet Vakfı'nm açılmasını, künyesinin zenginleşmesini düşündüğünü, bu kapsamda ülkemizin Laik Atatürkçü iş adamlanndan destek aradıklannı, İlhan KIRAÇ'm Vakıf danışma kurulu başkanı olduğunu, aynca Koç grubundan Hakan GÖREN isimli şahsında Vakıf Yönetim Kurulu üyeliğine seçildiğini, vakıf yönetim kurulunu ismen de daha da zenginleştirmeye çalıştıklannı, bu görüşmelerin genel anlamda bununla ilgili olduğunu, Görüşmede Mehmet'in "Hayır yani bu herifleri berheva etmek lazım, Türkiye olduktan sonra neye yarar yani ama artık iç savaştan başka bi şeyde temizlemiyicek bu işi öyle görünüyor yani. " dediği, kendisinin "İÇ SAVAŞ OLMAZDA YANİ BİR NOKTA DA EĞER ORTALIK KARIŞIRSA, HEM EKONOMİK HEM SİYASİ OLARAK BELKİ ASKER GELİRSE BİR ŞEY OLABİLİR. " dediği, Mehmet'in "ASKER GELEBİLİR Mİ? ARTIK İLHAN." dediği, İlhan'ın "E MECBUR OLACAK" dediği, Mehmet'in "HAYIR YANİ GELSE BECEREBİLİR Mİ BU ADAMLAR ÇOK ŞEY YAV." dediği yönündeki beyanlarıyla ilgili sorulduğunda; Bu görüşmelerin hasta olan halazadesini dünyaya katmak için söylenmiş beyanlar olduğunu, kendi görüşlerinin belli olduğunu, her gün gazetesindeki köşesinde ifade ettiğini, Başyazılannda dile getirdiğini, Yayın Kurulundaki arkadaşlanna söylediğini, Yayın Kurulunda alman kararlarla gazete siyasetinin belirlendiğini, telefon konuşmalarındaki ileri geri söylemlerin o anki hissiyatı olduğunu, gerçek görüşlerinin yazılan olduğunu, Görüşmede "ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR. " Şeklindeki beyanı sorulduğunda; Zaten Yargıtay Başsavcısının iddianameyi hazırlamasıyla ülkenin kanştığmı, Gazete manşetlerine de bu olayın yansıdığını, Anayasa Mahkemesi ne karar verirse versin ortalığın daha da kanşacağım, çünkü iktidann Anayasa Mahkemesini tanıma niyetinde olmadığını, bunun bir durum tespiti olduğunu, 08.02.2008 günü saat:12.49 İbrahim ... isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi içerisinde, "YARGI KAPATMA KARARINA DOĞRU GİDİYOR, HABERİNİ DE VERDİLER. " Şeklinde ki beyanı sorulduğunda;

Gazetenin Ankara'da istihbarat kaynaklarının olduğunu, bu kaynakların tahminlerde de bulunduklarını, kendi aralarında bu bilgileri değerlendirdiklerini, zaten Yargıtay Başsavcısının da dava açmadan önce AKP'yi uyardığını, davanın açılacağını bilmek için bu bilgilerin yeterli olduğunu, Görüşmenin devamında "ATATÜRK DEVRİMLERİ ASLINDA TOPLUMDA YERLEŞMİŞ TE, BUPEZEVENKLER TÜRBAN ÜZERİNDEN YÜRÜYORLAR. YANİve SANIYORUM ÇOK ZOR, ÇOK ZOR. DÜN İŞTE ORADA, TOPLANTIDA KONUŞULAN VE YİNE SÖYLEDİĞİ, RAHMİ BEY'İN SÖYLEDİĞİ, ACABA, YANİ, SINIR AŞILDI MI? GERİYE DÖNÜŞ, ARTIK OLANAKSIZ MI DİYE? " Şeklindeki beyanı sorulduğunda; Görüşmede geçen toplantının tarihten birkaç ay önce Rahmi KOÇ'un Nakkaştepe'deki holding binasında verdiği ve dostlarını çağırdığı sohbet toplantısı olduğunu, toplantıya Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun TERZİOĞLU, Koç Üniversitesi rektörü, Ömer KOÇ ve ismini şu an hatırlayamadığı bir ilahiyat profesörü ve birkaç kişinin daha katıldığını, bu görüşme esnasında Rahmi KOÇ'un "bu halka İslam dinini nasıl doğru anlatabiliriz1 diye bir konu ortaya attığını, bu konu bağlamında arkadaşlarının fikirlerini söylediklerini, Rahmi KOÇ'un "sınır aşıldı mı" demesinin kendisine özgü deyim olmadığını, Türkiye'de birçok çevre ve kişinin bu sınırın aşıldığını ve Atatürk Cumhuriyetinde işin bittiğini, geriye dönülemeyeceğini düşünmekte olduğunu, 10.02.2008 günü saat: 16.14 de İbrahim İsimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup, kendisinin "Vallaha Anayasa Mahkemesi eğer radikal bir karar alırda siyasal iktidar partisini kapatırsa ." "Türban bir yana Türkiye başka bir sürece girer. KAPATMASI DA GEREKİR BANA SORARSAN." "YANİ BAŞKA BİR ÇIKIŞ YOLU GÖRMÜYORUM. Ne olacak o zaman hemen başka bir parti kuracaklar iktidardakiler ama gayr-i meşru duruma düşmüş olacaklar." dediği hatırlatılarak sorulduğunda; Bu görüşmelerin gazetenin yönetimi için genel yayın müdürüyle yaptığı görüşmeler olduğunu, o dönemde Yargıtay Başsavcısının AKP'yi kapatma davasını açacağını ve Anayasa Mahkemesinin de AKP'yi kapatabileceğini tahmin ettiğini fakat bu fikir gelişen olaylara göre değişebileceğini, sorulan telefon konuşmasında bunun dışındaki görüşmelerin tamamen işiyle alakalı İ.Y.beyle yaptığı görüşmeler olduğunu, 10.02.2008 günü saat: 10.41 de XBayan ve sonrasında Gürbüz.... ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı kişinin doktor Gürbüz BARLAS olduğunu, telefon görüşmesinin başlangıcında ismi tespit edilemeyen x bayanın ise Gürbüz BARLAS'm eşi Ferhan BARLAS' olduğunu, bu şahsın bahsettiği toplantının ayrıntılarım sormadığını, bu toplantının nerede yapıldığını bilmediğini, Gürbüz Bey'in yapılmış bir sempozyuma katılmış olabileceğini, Bir gazeteci yazar olarak ülkenin gün geçtikçe daha istikrarsız bir ortama doğru gittiğini düşündüğünü ve bir yazar olarak istikrarsızlığın karışıklık getireceğini söylediğini, bu fikrinde yalnız olmadığını, çok geniş bir halk kitlesinin de böyle düşündüğünü, kuşku ve korkunun büyüdüğünü, ne olacak? sorusunun hep gündemde olduğunu, böyle bir istikrarsızlık ortamında hakem olarak Türk Silahlı Kuvvetlerinin devreye girip istikrarsız ortamı yatıştırabilmesini değerlendirmesinin normal olduğunu, kaldı ki bu konuda ülkenin istikrarsızlaşmaması için iktidarı uyaran çok sık yazılar yazdığını, 14.02.2008 günü saat: 12.59 da ibrahim.... isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Cumhuriyet Televizyonu kurmak istediklerini, bu kanal için de Tuncay ÖZKAN'm sahibi bulunduğu Euro türk isimli kanalın frekansı üzerinden yapmayı düşündüklerini, fakat olmadığını, televizyon konusundaki teşebbüslerinden vazgeçmiş olmadıklarını, bu çabalarının durmadığını, adı geçen televizyonlarda program saati almayı düşündüklerini, Kemal ALEMDAROĞLU'nun Kanal B televizyonunun sahibi Mehmet HABERAL'a yakın olduğu için yardım etmeyi vaat ettiğini ve eğer bu televizyonlarda program saati alabilselerdi bunun bir bağımsız televizyon kadar etkili olacağını ve Cumhuriyet Televizyonu gibi olacağını, Büyükelçilerle Ankara Temsilcilerinin sık sık buluşup konuşmalarının doğal olduğunu, M.B.'m da gazetenin Ankara Temsilcisi olduğunu, bu kapsamda toplantıya katıldığını ve görüşmenin içeriği konusunda pek bir bilgisinin olmadığını, Elçin POYRAZLAR'm Washington temsilcileri olduğunu, Di ek CHENEY'e yakın çevrelerle haber temin etmek amacıyla temaslarda bulunmakta olduğunu, yalnız Dick CHENEY değil Washington'da gereken şekilde gazeteciliğini yapmakta olduğunu, Elçin POYRAZLAR'm Dick CHENEY ile bizzat hiç görüşmediğini ancak yakın kaynaklarla görüşmüş olabileceğini, Erdoğan'a rakip bir aday konusunda Dick CHENEY ile görüşmesinin mümkün olmadığını, Dick CHENEY'in Türkiye için önemli bir kişi olduğunu ve Ankara'ya gelip gittiğini ve bu günkü iktidara rakip bir iktidar için Cumhuriyet'in Washington temsilcisiyle temasının düşünülemeyeceğini, 14.02.2008 günü saat:11.40 sıralarında Bülent....isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı şahsın Bülent TANLA olduğunu, Türkiye'de dinci sermaye dinci medya laik sermaye ve laik medyayı ele geçirmeye çalıştığını, bu Türkiye'yi ılımlı islam devleti haline sokmanın bir yöntemi olduğunu, bu kapsamda Aydın DOGAN'm da "ipinin çekildiğini" düşündüğünü, Bülent Bey'e konu ile ilgili fikirlerini ifade ettiğini, Görüşmede "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu Rektörler beni bir yere götürdüler falan filan Borsa Lokantasına" ve "ORADA BİR BASKI KURDULAR ÜSTÜMDE" derken; Bahsi geçen yemekte Kemal ALEMDAROĞLU, Tonguç GÖRKER ve eski rektör Bülent BERKARDA'nm da olduğunu, kendisinden Türkiye'de pek çok kesimin sol muhalefeti kendisinin birleştirebileceği yönünde bir beklenti içersinde olduklarını, O akşam yemeğinde de ismini saydığı arkadaşlarının bu konuda telkinlerde bulunduklanm, bunun muhalefetin kapsamında, Halk Partisi ve Demokratik Sol Partinin de olduğunu, bunların uzlaşmasını ancak kendisinin yapabileceğini düşündükleri için baskı yaptıklarını, 15.02.2008 günü saat: 12.26 sıralarında ibrahim ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; M.B.'ın Ankara temsilcisi olduğu için Ankara'da olan biten her şeyden haberdar olmak istediğini, bu kapsamda Amerika büyükelçisi ile görüşmesinin normal olduğunu, Cumhuriyet Gazetesi olarak Amerika politikaları hakkında sert muhalefet yaptıkları için bir dönem Amerikan Büyükelçiliği ile aralarının pek sıcak olmadığını, bu temasın bir dönüşümün habercisi olduğunu, 15.02.20078 günü saat:11.50 sıralarında Alev...? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı şahsın Cumhuriyet Vakfı Başkan yardımcısı Alev COŞKUN olduğunu, Rauf DENKTAŞ'm başkanlığında olan Talat Paşa Komitesi'nin bir toplantı tertip ettiğini ve bu toplantıya Cumhuriyet Gazetesi olarak davet edildiklerini, gidemeyeceğini söylediğini, ancak başkan yardımcısı Alev COŞKUN'a gitmesini tavsiye ettiğini, 16.02.2008 günü saat:10.44 de Mehmet isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; İfadesinde belirttiği gibi M.B.'nin yalnız ve ruhen sıkıntıda olan halazadesi olduğunu, Kendisi ile böyle uzun görüşmeler yaparak kendisini rahatlatmayı, yalnızlığını ve ümitsizliğini yok etmeyi amaçlamakta olduğunu, Konuşmaların bu bağlamda değerlendirilmesi gerektiği, 22.02.2008 günü M. Ç. ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı Murtaza ÇELİKER'in bir işadamı olduğunu ve Bülent ECEVİT'in yakın dostu olduğunu, kendisini yemeğe davet eden Aysel Hanım'm da Hukuk Fakültesi dekanı ve Murtaza beyin eşi olduğunu; yemeğe katılacak olan Osman BERKMEN'in Mehmet KARAMEHMET'in çok güvendiği bir işadamı ve dostu olduğunu,

Mehmet Emin KARAMEHMET'in holdingteki ortağı olduğunu ve aynı zamanda Medya Grubu Başkanı olduğunu, Sanayi Odası Başkanını da toplantıda ilk kez gördüğü Tanıl KÜÇÜK olduğunu, ismini saydığı şahısların memleketin durumundan kaygı duyduklarını ve bu konu üzerinde akşam yemeğinde sohbet ettiklerini, 19.02.2008 günü saat:12.36 da M.B. ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Görüşmeyi Ankara Temsilcileri M.B. ile yaptığını, İfadesinde daha önce belirttiği bir Cumhuriyet Televizyonu kurulması ve 4 ayrı televizyonda program yapılması konularmı görüştüklerini, ayrıca günlük siyasi gelişmeler üzerine yorumlar yaptıklarını, Görüşmede M.B. 'in "ÇANKAYA BELEDİYESİ ARTIK ONLAR İLE İLİŞKİMİZ BİZİM böyle HANİ İKİ RESMİ KURUM GİBİ artık DEĞİL YANİ FALAN yani o tür şeyler var ilhan Abi ama benim çok büyük bir şikayetim yok doğrusunu isterseniz yani bu tür gıcık diyebileceğim gereksiz şeyler abi yani mesala DİYELİM Kİ BELEDİYEDEN BÖYLE BİR GELİR GELİYOR BÖYLE BİR KALEM YOK ZATEN GAZETE DE YANİ BÖYLE BİR GELİR KALEMİ YOK SIFIRDAN GELİYOR GAZETEYE AMA BU NASIL GELECEK BUNUN MUHASEBESİNİ ŞÖYLE YAPALIM SİZ ELDEN PARA ALMAYIN BİZİM HESABIMIZA GEÇSİN ŞİMDİ BEN BAŞKAN A BAŞKAN BİZE BUNU YAPIYORSUN AMA BUNU RESMİ KAYDA GEÇİR BİLMEM NE şimdi. " derken ne kastettiği sorulduğunda; Çankaya Belediyesi ve İzmir Belediyesinin gazetenin Ankara ve Ege eklerinin sponsorları olduğunu, Çankaya Belediyesinin reklam vermekte olduğunu, Bu reklamın maliyeti olarak çok büyük bir para gelmemekte olduğunu, İstanbul bürolarının ve Ankara-İzmir bürolarının arasında sürekli sıkıntı olduğunu, Merkez muhasebenin, Ankara ve İzmir'i harcamalar konusunda serbest bırakmak isteyeceğini, Ankara ve İzmir'de bulunan tüm personele ödemelerin banka kanalı ile yapıldığını, burada M.B.'m Ankara'daki muhabir çocuklara günlük avans işlemlerinde kullanılmak için Merkezin onayına gerek olmadan kimi sponsorluk gelirlerini tahsil etmek istemekte olduğunu, Merkez muhasebesinden yana olan şikayetlerini kendisine ilettiğini, bu kapsamda yapılan görüşme olduğunu, 20.02.2008 günü saat:12.12 de İ.Y. ile yaptığı telefon görüşmesi okunup sorulduğunda; Bu görüşmeyi İ.Y.ile yaptığını, genel yayın müdürü olduğu için her gün iş gereği görüşme yaptıklarını, Elçin POYRAZLAR isimli Washington temsilcilerinin Dick Cheney'in 3 danışmanı ile habercilik bağlamında görüştüğünü ve bu görüşme ile ilgili İ.Y.'m kendisine bilgi verdiğini, Dick Cheney'in danışmanlarının Elçin POYRAZLAR'a neden Ak Parti'ye karşı kim çıkabilir? diye sorduklarını bilmediğini, fakat Amerika'nın Türkiye'de tüm gelişmeleri takip eden ve Türkiye'nin yazgısına egemen olmak isteyen, bölgeyi de bu kapsamda elinin altında bulundurmak isteyen büyük bir devlet olduğunu ve bu sondajları tüm çevreler ve gazeteler ile yapmakta olduklarını, 23 Ocak 2008 tarihli köşe yazsınzda "İktidar Partisi Zanlı" başlıklı bir yazı yazdığı, yazının içeriğinde "Savcı kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasi partiye dava açmasın görür gününü." Şeklinde bir yazı yazdığı,. 05.02.2008 günü yaptığı telefon görüşmelerinde de Ak Partiye kapatma davası açılmasının ülkede ekonomik kriz çıkmasının ve biraz da karışıklık çıkmasının umut olacağını söylediği, bu görüşmelerden yaklaşık bir hafta sonra yani 13.02.2008 günü Doğu PERİNÇEK ile Merdan ARSLAN arasında yapılan telefon konuşmasında Merdan ARSLAN'ların Sivil Toplum Kuruluşları temsilcileri olarak 5-6 kişilik bir heyet şeklinde yüksek yargıdan bir kısım şahıslarla görüştüklerini, son derece kararlı olduklarını, kendilerinden toplum desteği oluşturmalarını istediklerini söyledikleri, bütün bu veriler birlikte değerlendirildiğinde söz konusu dava açılmadan uzun bir süre önce kendisinin bilgisi olduğu hatta yazmış olduğu yazıda tehdit eder şekilde "Cumhuriyet başsavcısıgerekli davayı açmazsa GÖRÜR GÜNÜNÜ" dediği hatırlatılarak, söz konusu yargı makamları ile görüşülmesi konusunda bir

yönlendirmesi olup olmadığı ve bu konular ile ilgili Doğu PERINÇEKya da başka şahıslarla bir görüşme yapıp yapmadığı sorulduğunda; Merdan ARSLAN ile Doğu PERİNÇEK'in kendi aralannda yapmış olduğu telefon görüşmesinde bahsedilen 5-6 kişilik Sivil Toplum Kuruluşu Temsilcisi arasında olmadığını, bu şahısların bu Adli Makamları ziyaret etmesinden de bilgi ve ilgisinin olmadığını, Yargıtay Başsavcısı hakkında "görür gününü" derken, görevini yapmayan bir savcının yasalarca belirtilen sınırlarda gereken yaptırımı alacağını kast etmekte olduğunu, Fıkra dilinde yazıyı okutmak için bazı deyimler deyişler kullandıklarını, "Görür gününü" deyiminin de bu kapsamda kullanıldığını, Gözaltına alınmadan önceki son yazısının bu sorunun cevabı olduğunu, ekonomik ve kriz ve kargaşa ortamını umut etme ile ilgili sorulan da ifadesinde daha önce cevapladığını, Yürütülmekte olan soruşturma kapsamında, örgüt üyesi Güler KOMURCU'nün telefonları dinlenmiş olup, Güler KÖMÜRCÜ'nün 27.12.2007 tarihinde Hikmet isimli bir şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; İbrahim BENLİ'ye yemek davetine gittiğini, bu yemekte Doğu PERINÇEK, Kemal ALEMDAROĞLU, Yaşar HACISALİHOĞLU, Ercan Hoca ve isimlerini saymadığı çok sayıda kişinin bulunduğunu anlattığı okunarak bu toplantıya katılıp katılmadığı, böyle bir toplantıdan haberinin olup olmadığı sorulduğunda; Güler KÖMÜRCÜ'yü gıyaben tanıdığını, yazılarını okuduğunu, İbrahim BENLİ'yi tanımadığını ve bu yemek toplantısından herhangi bir bilgi ve ilgisinin olmadığını, "05-10-11 Mayıs 2006 tarihlerinde, Cumhuriyet Gazetesinin Şişli'deki Merkez binasına atılan el bombaları ile ilgili bir bilgisi ve değerlendirmesi olup olmadığı sorulduğunda; Bu olayla ilgili bilgilerinin Danıştay dava dosyasında mevcut olan bilgiler olduğunu, Beşiktaş'taki ikametinde yapılan aramada, el yazısıyla yazılmış notlar bulunan ve bu notun içeriğinde alt alta, "M.PAMUKOĞLU, Erol MÜTERCİMLER, Erdal Avukat, Mustafa HAS yazdığı, devamında "M.PAMUKOĞLU bir ekip kurdum. Sana yardımcı olacak. Büyük kulüpte PAMUKOĞLU, M.HAS ve .... Var. Erol MÜTERCİMLER sonradan Gölcük te buluşacağım. Erdalla birlikte .... Erol MÜTERCİMLER de geliyor. Oral ÇELİK te birlikte, İzmit Gölcük te toplandınız. M.PAMUKOĞLU o toplantıda yok. Erol MÜTERCİMLER, Erdal'a kalk gidelim, Erol MÜTERCİMLER le arada beşyüzbin dolar verirsen bu işi yaparız" yazan doküman sorulduğunda; Not kağıdmdaki yazıların kendisine ait olduğunu, not kağıdında yazan M.PAMUKOĞLU'nun yeminli mali müşavirleri Mustafa PAMUKOĞLU olduğunu, Erol MÜTERCİMLER'in yazar olduğunu ve eskiden beri tanıdığını ancak samimi olmadığını, Oral ÇELİK'i medyadan Abdi İpekçi'nin faillerinden olarak bildiğini, bu şahısla bir ilişkilerinin olamayacağını, notlarda geçen Büyük Klübün Cadde Bostan'da bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin gittiği bir lokal olduğunu, "bir ekip kurdum sana yardımcı olacak" derken ne kastettiğini hatırlamadığını, almış olduğu eski notlar olduğunu, şu an hatırlayamadığını, Gölcük'teki buluşma konusu ile bilgisinin olmadığını, şu an hatırlamadığını, notlarda geçen 500 bin dolar konusunu hatırlamadığını, eski tarihli almış olduğu notlar olduğunu," beyan etmiştir.

b)-Savcılık ifadesinde özetle;Düzenle

"Emniyette ifade verdiğini, ERGENEKON örgütünden medyada çıkan isimlerden hiçbirini tanımadığını ancak Doğu PERINÇEK ve Kemal ALEMDAROĞLU'nu tanıdığını, Doğu PERİNÇEK'i 1968 yılında öğrenci eylemlerinden tanıdığını ayrıca parti genel başkanı olması sebebiyle de zaman zaman diğer parti başkanları gibi gazeteyi ziyarete geldiğini, oradan tanışıp konuşmuşluklarını olduğunu, Cumhuriyet Gazetesi ile alakalı olarak kendsine okunan Ulusal Medya-2001 başlıklı belge ile alakalı olarak sorulduğunda; Cumhuriyet Gazetesinin vakfın malı olup sahibinin (mütevelli heyetinin) gazete çalışanları olduğunu ancak gazeteye ait YENİGÜN HOLDİNG A.Ş. isimli bir şirkette bağlı olarak çalışmakta olduğunu ancak bu şirketin birçok hissedarının bulunduğunu, bu şirkette Cumhuriyet Vakfının imtiyazlı ortak olduğunu, şirketin ana sözleşmesinde bunun yazılı olduğunu, kendisinin dışımda veya gazetenin bu şirketle olan ilişkilerini zaman zaman bazı şahısların eline hisselerinin geçmesi için farklı konuşmalar yapılmış olabileceğini, halende birçok gazetenin aynı meyanda hisselerinin alınıp satılması ile ilgili farklı görüşmelerin her zaman yapıldığını, Doğu PERİNÇEK ile aralarında herhangi bir emir ve talimat verme şeklinde bir konumun olmadığını, böyle bir şeyin olamayacağını, yanma kim gelirse gelsin bunlan kovma ve dışlama gibi bir konumda olmayacağını, Kemal ALEMDAROĞLU'nu Rektörlüğünden tanıdığını, İstanbul Üniversitesinde olduğu dönemden tanıştıklarını, Daha önce ifadesine başvurulan şüpheli VELİ KÜÇÜK'ün beyanında geçen Cumhuriyet Gazetesinin USİAD Başkanı KEMAL ÖZDEN tarafından satın alınması ile ilgili TUNCAY GUNEY'in ifadesinde geçen beyanlarıyla ilgili olarak sorulduğunda; Kemal ÖZDEN'i hatırlamadığım Veli KÜÇÜK'ü JİTEM'in Başkanı olarak gazeteden duyduğunu, kendisi ile görüşmüşlüğünün olmadığını, Tuncay GÜNEY'i tanımadığım, belirttiği gibi Cumhuriyet Gazetesinin vakfa ait olduğunu ve özel şahıslara satılmasının mümkün olmadığını, kendileri haricinde böyle bir toplantı yapılmış ise de haberinin olmadığını, Gürbüz ÇAPAN'm hissesinin hiçbir zaman belirtildiği gibi %40-%60 olmadığını, şuanda %10 hissesi olan Yenigün Holding A.Ş'de birçok şahsın hissesinin bulunduğunu, bunların içinde Aydın DOĞAN, Turgay CİNER, Mehmet Emin KARAMEHMET gibi birçok şahsın olduğunu, Gürbüz ÇAPAN'm vakfın yönetim kurulunda olmadığını, "Ulusal Medya 2001" başlıklı belge içerisinde geçen "Uğur MUMCU örneğinde olduğu gibi kendisini Kuvva-i Milliyeci olarak görüp tanımlamaktadır" şeklindeki ibare ile alakalı olarak sorulduğunda; Kuvva-i Milliye Türkiye'yi işgal eden yabancı ve emperyalist güçlere somut adlarıyla İngilizlere, Fransızlara, Yunanlılara ve ortaklarına karşı memleketi Atatürk'ün deyişiyle halas eylemek için direniş anlamına geldiğini, bu örgütlerin halkın bağrından çıkmış ve halkın bu eğilimini Mustafa Kemal ATATÜRK'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıktıktan sonra örgütlediğini, Kuvva-i Milliyenin milli kurtuluşçuluk ve Atatürkçülük olduğunu, bunların hepsini bir arada düşünmek ve bu sentezi savunmak gerektiğini, Türkiye'nin yabancı bir devletin mandası olması ya da işgali altına düşmesinin düşünülemeyecek bir felaket olacağını ve Kuvva-i Milliyeyi milliyetçilikle, Atatürkçülükle, çağdaşlıkla, laiklikle bir arada düşünmek gerektiğini, neden laiklikle bir arada düşünmek gerekir hususunda; çünkü Türkiye işgal altında iken ümmetçiler, halifeciler, dinciler Türkiye'nin işgalini desteklediklerini, eğer ümmetçilikten, dincilikten, kurtulup ta milliyetçilik fikrine bir toplum erişemezse ne laikliği gerçekleştireceğini ne de demokrasiyi gerçekleştireceğini, bu nedenle Kuvva-i Milliyeci olduğunu fakat Kuvva-i Milliyenin bütün boyutları ile idrak edilmesi gerektiğini düşündüğünü, Anayasal düzeni benimsediğini, Anayasanın temel ilkelerine sadık kalındığı takdirde de hiçbir yöneticinin ihanet içinde olacağını zannetmediğini, Cumhuriyet Gazetesinin kuruluşunun belgede iddia edildiği şekilde Alman Nazi İstihbarat servisi tarafından kurulmadığını, bizzat Atatürk'ün talimatı ile 1924 yılında Cumhuriyet'in ilan edildiğini duyuran Yunus NADİ tarafından İstanbul'da kurulduğunu, o dönemde Almanların zaten 1. Dünya Savaşında yenilmiş, Türkiye'de böyle bir şey yapacak durumda olmadıklarını,

Belgede belirtildiği gibi Ulusal Kanal ile Cumhuriyet gazetesinin birlikteliği ve ortaklığı herhangi bir şekilde gündeme gelmediğini, pazarlık konusu dahi yapılmadığını, Kanal 6 televizyonu ile de böyle bir irtibat ve teklif olmadığını, Bugün Türkiye'de Büyük Orta Doğu projesinden ve Amerika'da yayınlanan bir haritadan bahsettiğini, bugün Türkiye büyük bir tehdit altında olduğunu, bu realiteyi elle tutulacak kadar hissetmek gerektiğini, ikinci olay gene Türkiye'de bugün askerle sivil iktidar ve laikle anti-laik arasında bir bölünme olduğunu, yani bunlar realite olduğunu, tehdit altında olduğunu, Türkiye'de aynı zamanda bir Amerika'nın desteklediği ılımlı İslam devleti olma tehditi olduğunu, bunun da bir tehdit olduğunu, bu kadar rahat olamadığını, Kuvva-i Milliyeci olduğunu ve zaman zaman telefonda öfkelenip şunu bunu söylese de asıl fikriyatının yazılarında olduğunu, yoksa bütün yazılarında herhangi bir askeri harekatın olmayacağını olmaması gerektiğini söylediğini, bütün yazılarında ama bu istikrarsızlık ve bu sürüklenişin bizi nereye götüreceği orada bir tereddütünün olduğunu şimdi neden askeri harekatı istemeyeceğini onu da söyleyemeyeceğini, Türkiye'de daha önceki harekatların Amerikan desteği ile yapıldığını, 12 Eylül'de Amerikalıların "Bizim Oğlanlar Bu İşi Kıvırdılar" dediklerini, bir noktada eğer şu anda dünyanın bütün bölümüne hakim ve Türkiye'de çok büyük etkisi olan Kuzey Irak'ı da işgal eden Amerika'nın durumuna bakmazsak Türkiye'de sağlıklı bir analiz yapamayacağımızı yoksa Türkiye'de herhangi bir askeri harekatı istemediğini, Türkiye'de şuanda bir istikrarın olmadığını, istikrarsızlığa ve kargaşaya doğru sürüklendiğini, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) Amerika'nın Türkiye'yi bölmek için resmen bölmek için uygulamaya koyduğu projedir, böyle bir projenin varlığı karşısında Türkiye'de karışıklık ve ekonomik istikrarsızlık çıkarılması, bu projeye hizmet eden bir davranış olmaz mı? şeklinde sorulduğunda; Anlattığı şekilde memleketin halini güllük-gülistanlık görmediğini ancak her ne kadar telefon görüşmelerimde velev ki ancak askerin memleketi kurtarabileceğini söylemiş ise de bunun kendisine ait bir suç olabileceğini soruşturma konusu örgüt ile bir bağlantısının olduğunu göstermeyeceğini, mesela Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının kapatma kararı ve 71 kişi hakkında siyasetten men kararının hukuki bir müdahale olduğunu ve kanunları uygulama yolunda görevini yaptığını, kanaatinin bu olduğunu, gazetenin genel yayın yönetmeni ile yaptığı günlük görüşmelerin sadece kendisini bağladığını, bu görüşmelerinden herhangi bir örgütle bağlantılı olduğunu düşünmenin aşırı bir yorum olacağını, ERGENEKON Terör Örgütü ile alakalı sorulduğunda; Böyle bir örgütün olduğunun ortaya çıktığını, bu örgütle herhangi bir irtibatının olmadığı gibi bu örgütün bazı üyeleriyle de aralarında husumetler ve davalar olduğunu, Cumhuriyet Gazetesine atılan bombalar ile ilgili Danıştay dosyasında da bazı bombalarla alakalı taleplerde bulunduğunu, bunların içinde Muzaffer TEKİN ve Alparslan ARSLAN'm görev yaptığı yerlere ilişkin irtibatların araştırılmasının gazete avukatları tarafından istendiğini, mahkemenin bu hususları araştırmadığını, Telefon görüşmelerinde geçen "Y... Ba....nı sizin yemeklere katılmış" şeklindeki ibarenin doğru olmadığını, Ankara Şubelerindeki arkadaşların zaman zaman yemekli toplantılar tertip ettiklerini, bu toplantılara emekli yargı mensupları, emekli askerler, emekli üst düzey bürokratların katıldığını, bu görüşmelerde her seferinde bir kişi uzmanlık alanında konuşmalar yaptığını, zaman zaman bu kişiye sorular sorulduğunu, bu kişinin de soruları ve gündemdeki olayları anlattığını, son konuşmalarında İlahiyatçı Doçent Şahin FİLİZ'in katıldığını ve türban tartışmaları hakkında bazı görüşlerini açıkladığını, bu konuda daha sonra gazetede yazı dizisi olarak çıktığını, "Aytaç Yalman Gelsin" şeklindeki görüşmesi ile alakalı alarak sorulduğunda;

Tamamen gazetenin iç ilişkileri ile alakalı zaman zaman yazdıkları ve gazetede yazılan yazılarla alakalı fikir alışverişi için yapılmış görüşmeler olduğunu ayrıca Yargıtay'dan görevli katıldıysa hatırlamadığını, hepsini hatırlamasının mümkün olmadığını, Ergün POYRAZ'ı tanımadığını, İSMAİL YILDIZ'ı tanıdığını, telefon konuşmalarında zaman zaman maksadım aşan öfkeyle bazı kelimeler kullanmış ise de bunun kendisinin üslubu olduğunu, gazeteciliğin verdiği fikri görüş açıklamaları olduğunu, Adnan AKFIRAT'tan ele geçirilen 8 sayfalık belge içerisinde "ÇEVİK BIR-EROL OZKASNAK ekibinin AMERİKANCI DARBE GİRİŞİMİ YAPACAKLARI ve bu darbenin sivil toplum darbesi olacağı yönetime el konulunca değişik makamlara gelecek kişilerin isimlerinin yazıldığı listenin bulunduğu belge okunup sorulduğunda; Kesinlikle böyle bir oluşumla ilgisinin alakasının olmadığını, Adnan AKFIRAT'ı tanımadığını, darbe girişiminden de haberinin olmadığım, Doğu PERİNÇEK'in kendisini herhangi bir şekilde uyarmadığmı, USİAD ile bir irtibatının olmadığını, Yurtdışı seyahati olarak, 1964 yılında Amerika'ya, 1966'da SSCB'ye ve daha sonra Fransa'ya gezi amaçlı gidip geldiğini, Askeri darbelere karşı yaklaşımının herkesçe bilindiğini, bunlara karşı olduğunuvelev ki bir askeri darbe olursa buna kendisini ve başyazarı ve imtiyaz sahibi olduğu gazete adına karşı çıkacağının bilinmesinin gerektiğini, şuanda Türkiye'de bir darbe şartlarmm olduğunu da düşünmediğini, Dosyada mevcut 16/03/2008 tarihli saat 17:09 telefon görüşme tutanağı okunup tutanak içeriğinde "SAVCININ ÇOK SELAM SÖYLEDİĞİ, bu iş çatışmaya gidebilir, bir korkusunu dile getirmiş, orada ben görevi yaptım, falan demiş, yazabilirsiniz de yazmayabilirsiniz de ortada bırakmış, ben diyorum ki yarın bir gün daha bekleyelim, belki yarın da telefonda konuşup şimdi bu savcının lehine mi aleyhine mi karar veremedik, çünkü adamı zor durumda bırakan bir şey yapmayalım, işte bak Cumhuriyet'e konuştu..." şeklindeki görüşme yaptığı İBRAHİM isimli şahıs ile yaptığı görüşme okunup sorulduğunda; Bu görüşmeyi gazetenin genel yayın yönetmeni İbrahim YILDIZ ile yaptıklarını, bu görüşmede Mehmet FARAÇ'm gazetenin muhabiri olduğunu, Başsavcı ile görüşüp görüşmediğini bilmediğini, ancak görüşmenin olduğu gün "iddianame" başlıklı bir yazı kaleme aldığını, kesinlikle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı ile görüşmediğini ancak birkaç gün sonra başka gazete yazarlarının yazmış olduğu (FEHMİ KORU) yazısına cevap olarak kendi yazdığı bir yazı içerisinde "başsavcı görevini yaptı" şeklinde yazı içinde bir bölüm olduğunu, Talat TURAN'ı tanıdığını, ordudan atıldığını, gazeteleri bir alakasının olmadığını, 29/02/2008 tarihli görüşme okunup görüşme içerisinde "bir müdahale olmazsa Türkiye elden gitti" şeklinde neyi kastettiği sorulduğunda; Daha önceki verdiği ifadeler gibi olduğunu, 19/03/2008 tarihli görüşme okunup sorulduğunda; Güncel görüşmeler olduğunu Yargıtay C.Başsavcısmm iddianamesi ile ERGENEKON soruşturmasının irtibatlandınlmasmm kendilerine de tuhaf geldiğini, o konuda espirili konuştuklarını, konuştuğu şahsın gazetenin yayın kurulu başkan yardımcısı olduğunu," beyan etmiştir.

c)-Aramalarda elde edilen deliller;Düzenle

Beşiktaş ilçesi Kültür mahallesi Barış Sokak Gazete Muhabirleri sitesi B6 Blok No:2/2 sayılı adresinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen ; İstanbul Emniyet Müdürlüğünce; l'den 111'e kadar numaralandırılmış bilgisayar ve faks çıktısı dokümanların incelenmesinde;

(35. sayfasında) El yazması "Sayın İlhan Selçuk'un dikkatine !" ile başlayan ANKARA'DA BÜYÜK BULUŞMA "Cumhuriyetçi" isimler ilk defa bir araya geliyor Devlet E. Bakanı Kamuran İnan imzasıyla Ankara'da 14 Ocak 2008 Pazartesi günü sınırlı katılımlı bir toplantı düzenlendi. Toplantıya Cumhuriyet değerlerini, Atatürk milliyetçiliğini, üniter yapıyı savunan, tanınmış gazeteci, yazar, siyaset ve devlet adamı ile akademisyen, diplomat ve iş adamlarının çağrılmış olduğu belirtildi, şeklinde başlayan ve birçok siyasetçi, bilim adamı, gazeteci, sendikacı, büyükelçi, emekli generaller ve hukukçuların isimlerinin yeraldığı davet niteliğinde yazı olduğu, soruşturma kapsamında bulunan, şüpheliler İlhan SELÇUK, Doğu PERİNÇEK ve Güler KÖMÜRCÜ'nün de davetliler arasında isimlerinin bulunduğu görülmüştür.

(106-108 sayfalarda) 17 Mart 2008 tarihli, Sayın İlhan Selçuk Ağabey hitabı ile başlayan, "Konu: Cumhuriyet Gazetesi için yazı" şeklinde olan İP Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK imzalı "Yargıtay Başsavcısının kapatma davası açması üzerine bir yazı hazırladım. Parti yasaklan konusunda Türkiye'de kitabı olan tek hukukçuyum. Anayasa Mahkemesi kararlannda ve Yargıtay Başsavcılığı İddianamelerinde kitabımdan çok uzun alıntılara yer verilmiştir. Lütfen okumanızı ve Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmasını dilerim. Saygılanmla" ön girişinden sonra "Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül iktidarı yasadışıdır" ile başlayan yazı olduğu görülmüştür. İstanbul Emniyet Müdürlüğünce l'den 220'ye kadar numaralandırılmış bilgisayar ve faks çıktısı doküman, Gizli ve Zata Mahsustur 30 Sayılı Genel Durum Raporunun Hususi Eki ibareli Cenup-Şark Anadolu Hakkında Bazı Notlar başlığı altında Anadolu'nun Coğrafi Durumu, Halk ve Yaşayışı v.b. konular içeren Saygılanmla Arz ederim Van: 15/9/947 Maliye Müfettişi Burhan Ulutan ibaresi ile biten doküman, (52-53 şeklinde numaralandmlmış) Üzerinde 30 AUG 2006 13:10 Cumhuriyet Ankara 0 312 4195027 şeklinde faks alındı bilgisi yazan Başbakanlık Müsteşan Ömer DİNÇER Hakkında bilgi Notu başlıklı, Ömer Dinçer'in beyanlan ve değerlendirmesini içerir 2 sayfa doküman, (150-158 şeklinde numaralandmlmış) Doğu PERİNÇEK tarafından hazırlanmış "Kuşatma Nerden ve Nasıl Yarılır" başlıklı 16 Kasım 2003 tarihli Milli Hükümetin kurulmasının anlatıldığı, "...Kuşatma iç cepheden ve Tayyip Erdoğan hükümetinin düşürülmesi ile yanlır... Tayyip Erdoğan hükümeti nasıl bertaraf edilebilir ve Milli Hükümet nasıl kurulabilir? Tayyip ERDOĞAN iktidan, Millet-Ordu işbirliği ile bertaraf edilebilir. Millet-Ordu işbirliği, hiçbir zaman saray darbesi anlamını taşımamaktadır. Millet-Ordu işbirliğinin unsurlan milli Kuvvetler olarak adlandınlacaktır. Milli Kuvvetler şöyle sıralanabilir: — Halk Hareketi — Milli Güçbirliği — Meclisteki milli Kuvvetler —Ulusal Medya (Ulusal Kanal vb) —Türk Ordusu Milli Kuvvetlerin esas belirleyici unsuru, halk hareketleridir. Bugün Halk Hareketini oluşturan kuvvetler şunlardır. —İşçi hareketi —Kamu emekçileri hareketi —Üniversite ve gençlik hareketi —Köylü Hareketi Mİlli sanayici ve tüccarlar mücadelesi Milli Güçbirliği, hem halk hareketini siyaset düzleminden desteklemek ve hem de yerel seçimlerde AKP'nin durumunu pekiştirmesine imkan vermemek için, milletin ihtiyacıdır. Milli Güçbirliği, aynı zamanda AKP yönetimine muhalefet eden bütün partilerin ihtiyacıdır. AKP iktidarını yıkmak için, ABD güdümlü medyanın toplum içindeki etkisinin kmlması ve bu amaçla ulusal bir medyanın kurulması şarttır. Türkiye'ye karşı yürütülen psikolojik harekat yeterli bir direnmeyle karşılaşmadan ilerlemekte ve yeni mevziler kazanmaktadır. Türkiye halkının bilinci karatılmakta, maneviyatı sarsılmakta ve halk güçlerinin oluşması önlenmektedir. Bu durumda ulusal Kanal başta olmak üzere Ulusal Medya araçları geliştirilmeli ve etkin kılınmalıdır...." Şeklinde ibareler içerir doküman, Üzerinde el yazması olarak "İlhan Abi, Sabih Kanadoğlu'nun kitabına sunuş yazması için bu kitabı gönderiyorum M.B. (Kanadoğlu, Ankara"da ki yemekte sizden rica etmişti)" şeklinde el yazı bulunan içindekiler 5 nolu sayfa ile başlayan ve 189 nolu sayfa ile son bulan hukuki konular içeren kitabın fotokopisi, (1) Adet "M. Pamukoğlu " ibaresi ile başlayan, "Rapor..." ile son bulan el yazması doküman El yazması üzerinde: M. Pamukoğlu, Erol Mütercimler, Erdal Avukat, Mustafa Ha... M Pamukoğlu Bir ekip kurdum sana yardımcı olacak Büyük Klüp'te Pamukoğlu M.Hüs....güray var Mütercimler Sonradan Gölcük'te buluşacağız Erdal'la birlikte Erol Mütercimler de geliyor Oral Çelik'le birlikte İzmit Gölcük'te toplanırız M.Pamukoğlu o toplantıda yok Erol Mütercimler Erdal'a Erol mütercimler Arabada 500 bin dolar verirsen bu işi yaparız Erol'un dağıtıldığı rapor" şeklinde yazı bulunan doküman, olduğu tespit edilmiştir. Şişli ilçesi Prof. Nurettin Mazhar Ökten sokak No:2 sayılı adreste kurulu bulunan Cumhuriyet Gazetesi İstanbul Merkez binasındaki ofisinde elde edilen; (1) adet S/N:WCAM9A536894 seri nolu WESTERN dijital marka harddisk 'in incelenmesi sonucu, herhangi bir suç unsuruna rastlanmamış olup iade edilmiştir.

d)-Telefon görüşmeleri;Düzenle

Tape:3885, 04.02.2008 günü saat: 10.59 sıralarında İlhan SELÇUK ile P. K.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Pe.. nasılsın?" "Vallaha bu çatışma büyüyerek sürecek" "Sürecek bence Çatışma olması iyi bir şey, herkes efendim susup otursaydı." "O zaman büsbütün fena olurduk." "Şimdi yani bu çatışmanın yükselmesi büyümesi lazım," "...hesaplaşmayada gitmesi gerekiyor anlaşılan." "Ama çoğu kişide bu var, İstanbul dada var, yani eylem Ankara da ama İstanbul dada büyük hareket var" dediği, P.KUTLAR' m "İlhancığım çokta güzel yazıyorsun hepsini güzel güzel anlatıyorsun ama" "Anlayana" dediği, İ.SELÇUK' un "Dün şeydeydik, Memolardaydık, efendim işte Yaşar KEMAL, Çetin ALTAN, Ali SİRMEN," dediği, P.KUTLAR' in "Bunlar hep eski arkadaşlar yav." Dediği, İ.SELÇUK' un "Çok güzel bir hava oldu herkes birbiri ile sarılıp öpüşüp koldaştı," dediği, P.KUTLAR' m "Hı iyi yapmışsın, siyaset konuşuldu mu?" dediği, İ.SELÇUK' un "...Çetin gır gır birazda Çetin in morali bozukmuş gelmesi iyi olmuş," dediği, P.KUTLAR' in "Altan Öymen'de var." Dediği, İ.SELÇUK' un "Altan Öymen yoktu, işte şey gelmez mi, Mehmet Çetin'in oğlu Mehmet Altan gelmez mi?" dediği, P.KUTLAR' m "Eyvah eyvah" "Ne bakımdan? yazık ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim şey oldu süngüsü düştü" dediği, P.KUTLAR'm "Çok düştü çok düştü, yazılarında da her şey düştü canım yazılarında da hiç şey yok" "Oktay Ekşi bile bayağı güzel karşı çıkıyor bunlara" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet Hürriyet' te yazıpta bunlara vurunca herkesin hoşuna gidiyor ama öbürlerinin avukatları da var tabi iki taraflı idare ediyor," dediği, P.KUTLAR' m "Kanadoğlu bir Kanadoğluna bayılıyorum," "Şu Rektörlerin çıkışı da çok güzel oldu İlhancığım," dediği,

Tape:3886, 07.02.2008 günü saat: 12.51 sıralarında İlhan SELÇUK ile Fatoş/İ.Y.n yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "İşte şimdi bugün 4'te şeye gidecem" dediği, İ.Y.' m "Nakkaştepe'ye gideceksiniz" dediği, İ.SELÇUK' un "Koç'a gidecem," dediği, İ.Y.' m "Orda tartışmaları falanda verecez, şimdi aslında bugün yeni Yar... Başkanı Saat 4'te konuşacak" dediği, İ.SELÇUK' un "Adamın adam iyi" dediği, İ.Y.' m "İyi bir iki seferde sizin toplantılara katılmış" "Ankara'daki toplantılara katılmış" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" dediği, İ.Y.' m "...şimdi bunlar dikkat ederseniz abi bir yandan türban diyorlar, bir yandan da Meclise bu Yar., la ilgili bir yasayı getirmeye çalışıyorlar, onun içinde yapılacak konuşma önemlidir bugünkü konuşma" dediği, İ.SELÇUK' un "Büyük bir şey başladı İbrahim yani" dediği, İ.BENLİ' nin "Evet yani yargıyla siyaset, siyaset demeyim de yargı ile AKP arasında bir kavga önümüzdeki günlerde söz konusu, dikkat ederseniz Asker artık burda sesini çıkarmıyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" dediği, İ.Y.' m "Bence akıllı davranıyor, sesini çıkarmasın şimdi. Böyle bir şey var" dediği, İ.SELÇUK'un "Siyaset yargıya saldırıyor" "Aslında başlık bile olabilir" "Şey olabilir AKP" "Bilmem ne yani zaten artık bu olay türban sorunu olmaktan çıktı" "Çıktı bu başka bir olay yaşıyoruz" "...bu dün sana şeyi yolladım, Ali NESİN'in yazısını bu çocuk kafayı yemiş" dediği, I.Y.'ın "Abi okudum hiç bir geri adım atma şeyi yok ki, aynen devam ediyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet kafayı yemiş, efendimmm bugün babasının şeyini veriyor" "...babası diyor ki bütün din eğitimini kaldırın yani diyor okuduktan sonra kızlar elbet örtünür diyor" "Ya bu kafayı yemiş bu Ali NESİN" dediği, İ.Y.' in "...biz şimdi Aziz NESİN'in kitapları demiştiniz ya abi" "Ordan laiklikle ilgili bölümleri alıp yayınlayacaz ama Ali NESİN'i de direk hedef alan bir şey de yapmak istemiyoruz abi, değmez boşver" dediği, İ.SELÇUK' un "Bizim efendim ee PAMUKOĞLU'nu ona şey tanıştırdık da PAMUKOĞLU onun vakfına yardım ediyor falan" dediği, İ.Y.' m "Hı yardım ediyor" "Enayilik yaptı" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, öyle bir şey yapmayalım" dediği, İ.Y.' m "Evet o vakfa destek çıkanlar arıyorlarmış diyorlarmış ki biz desteğimizi çekiyoruz" "Ya oraya destek çıkanlar belli işte belli insanlar ediyor abi, niye bu işlere girersin, niye karışırsın ya" dediği, İ.SELÇUK' un "...matematikçi falan ama aklı ermiyor bu işlere, ya da şunu yaptı iktidarla işi var vakıfta" dediği, İ.Y.' m "Oda olabilir" "...bana gönderdiğiniz açıklamada ama onları da yalanlıyor, yani böyle söylüyorlar benim hiç bir işim yok vakıfla falan hükümetle diyo" dediği, İ.SELÇUK' un "Yo yo biliyorum ben PAMUKOĞLU'da biliyor olayı","PAMUKOĞLU'da biliyor" dediği, İ.Y.' m "Bugün YÖK Genel Kurulu toplanıyor, bugüne kadar toplamadılar, işte Başkan atadılar, yeni üyeler atadılar ve Genel Kurul toplanıyor bugün" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, YÖK elden gidiyor" dediği, İ.Y.' m "Evet" dediği, İ.SELÇUK' un "Gidiyor, yani her şey elden gidiyor, tuhaf bir durum var, bakalım ne olacak, şimdi YALNIZ 2 TANE ŞEY VAR EĞER KAPATMA DAVASI AÇILIRSA" "BİRDE ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZ GELİRSE TÜRKİYE BİRAZ KARIŞIRSA BELKİ Bİ UMUTLAR DOĞABİLİR, YANİ" dediği, İ.Y.' m "Yoksa bu devam eder" dediği, İ.SELÇUK' un "ÇÜNKÜ NORMAL YOLLARDAN BUNLARI MÜMKÜN DEĞİL YANİ" "Çok açık görünüyor, bi kere adam kararlı geri adım falan atmıyor" "Mesela Emre bir öneri getirdi şeyde ee" "Bu BARLAS'la olan şeyde, oda şu diyor ki, garanti versin diyor bilmem ne falan, bugün bazı şeylerde yazmışlar onu, eee yani kardeşim ee güven duygusu da vermiyor, yürü yürüyü yürüyüşüne açık bırakıyor bütün kapıları" "Tuhaf bir hali var, Mehmet BARLAS'ta da bir küçük değişim var..." " Yalpalanıyor gibi, nerden kulağına kar suyu kaçtıysa" "İki tarafa da açık kapı bırakıyor" dediği, İ.Y.' m "Açık kapı bırakılıyor, bugün Can DÜNDAR'da Büyükelçinin mektubunu yayınlamış, ilginç işte kızları 3 senede kapattılar diyor ya, İran meselesi" dediği, İ.SELÇUK'un "Efendim ee yani olay bugün Mehmet Ali BİRAND'da ilginç bir yazı yazmış" "Yani ona da bir gözat, efendim der ki AKP güven vermiyor der" dediği, İ.Y.' m "...Fethiye Rotary Kulüpten geldiler sabah bana, onu size anlatayım da abi" "...Yunus NADİ Kültür ve Sanat Günleri düzenlemek istiyoruz...liseli çocuklar katılsınlar, şiir, öykü ve röportaj ve orada bir Yunus NADİ heykeli yapmaz istiyoruz..." "Bunu ben Alev abiye vereyim abi, ilgilensinler adamlar Fethiye'den kalkıp buraya gelmişler" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, bak M. Ali BİRAND "MHP'nin gerçek kimliği şimdi anlaşıldı, Ulusalcı kesimin bir bölümü AK Partiyi durduracağı varsayımıyla son seçimlerde MHP'ye oy vermişti, MHP ehveni şer demişlerdi, şimdi Laik Demokratik Türkiye'nin geleceği açısından MHP'nin daha tehlikeli olduğunu anlıyorlar" yani şey var adamda" dediği, İ.Y.' m "Mustafa şeyi aramış Aydın DOĞAN'ı size söylemiş, yurt dışında demişler, bilginize" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet evet, dün İnan KIRAÇ'la Mustafa'yı konuşturdum, ee" dediği, Tape:1827, 08.02.2008 günü saat:20.20 sıralarında İlhan SELÇUK ile Mehmet' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

MEHMET' in ".. .İlhan olucak gibi değil artık teslim oldum bittim yapıcak bi şey yok. Geçen günde başımdan bi olay geçti bi eksiğimiz oydu oda oldu" "Yav Turhan bir şey söyledi bana, devretmek istiyor şeyleri falan biraz kenara çekilip kendi yalnız yazı yazacak filan gibilerden öyle bir fikrin mi var" dediği, İ.SELÇUK'un "Şimdi Mehmet tabi hayatta iken ve elim ayağım tutarken bu sorumlulukları başkalarma devretmem gerekiyor..." dediği, MEHMET'in "Peki var mı öyle bi kimseler. İlhan" dediği, İ.SELÇUK'un "İşte bu vakıf meselesinde vakfı açmak lazım açtık ta onu. Efendim bir takım adamlar oraya şeyler yaptım getirdim .. .Gazete de Vakıf Yönetim Kurulunda bir icra kurulu oluşturdum 3 kişilik. Oraya BALBAY, bizim avukat Akın AT ALAY ve İ.Y.ı oturttuk. İşte gazetede mümkün olduğu kadar böyle bir örgütlenme yapmak istiyorum" dediği, MEHMET' in "Giricekler tabi birbirlerine. Tabi yaptığın seni çok akıllıca birilerine devretmek ve kontrol etmek onları çok akıllıca bi şey ama var mı öyle adamlar, yapabilecekler mi" dediği, İ.SELÇUK' un "….Yani herkes bu gazete yaşasın diyor ve elinden geleni yapmaya çalışıyor. Mesela bu İnan KIRAÇ var. Koç un şeyi falan" "O nu getirdik Vakıf danışma kurulu başkanı yaptık. Oda yanına iki tane yardımcı aldı, biri Osman BERKMEN,biri Erdoğan TOPRAK..." "Efenim Vakfm yönetim kuruluna Hakan diye bir çocuk aldık. KOÇ şeyinin reklam bilmem nesi falan filan" "İşte Ersin AKGÜÇ Gazeteye işte şeyler yürütücekler" dediği, MEHMET' in "Balbay filan diyosun" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim işte bu KOÇ müthiş ilgi gösteriyor, KOÇ grubu. Onlarda şimdi anladılar anyayı konyayı" dediği, MEHMET'in "Geç kaldılar ama" dediği, İ.SELÇUK' un "CUMHURİYET in ne demek olduğunu. Fakat bu iktidar sermayeyi Dincileştirmek, İslamlaştırmak için alıp yürüyor yani" dediği, MEHMET' in "Hayır yani bu herifleri berheva etmek lazım, Türkiye olduktan sonra neye yarar yani. Ama artık iç savaştan başka bi şeyde temizlemiyicek bu işi öyle görünüyor yani" dediği, İ.SELÇUK' un "İÇ SAVAŞ OLMAZ DA YANİ BİR NOKTA DA EĞER ORTALIK KARIŞIRSA, HEM EKONOMİK HEM SİYASİ OLARAK BELKİ ASKER GELİRSE BİR ŞEY OLABİLİR" dediği, MEHMET' in "ASKER GELEBİLİR Mİ? ARTIK İLHAN" dediği, İ.SELÇUK' un "E MECBUR OLACAK" dediği, MEHMET' in "HAYIR YANİ GELSE BECEREBİLİR Mİ BU ADAMLAR ÇOK ŞEY YAV" dediği, İ.SELÇUK' un "İŞTE ORTALIK BİRBİRİNE GİRDİ Mİ ÇOK ŞEY GİBİ GÖRÜNEN ADAMLAR" dediği, MEHMET' in "Sinerler mi diyorsun" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" "Yani bir noktada her şey çok zor. Çünkü Türkiye yi şey yaptılar. Yani bir noktada DİNCİ EGEMENLİK, TARİKATLAR VE CEMAATLER" "MEDYA Yi DA ELE GEÇİRDİLER. APTAL AYDIN DOĞAN' la APTAL TURGAY CİNER ve APTAL MEHMET KARAMEHMET birbirleri ile uğraşırken adamlar aldılar ele şimdi. İşte Sabah grubu da bir adama geçti oda Tayyip Erdoğan m adamı falan" "Amerika yaptı Mehmet, Amerika yaptı" dediği, MEHMET' in "Valla İlhan Amerika yaptı..." dediği, İ.SELÇUK' un "E işte sonu kötü oldu işin ATATÜRK CUMHURİYETİ elden gidiyor" dediği, MEHMET'İN "MAALESEF MAALESEF İLHAN... Şimdi ben tabi bi şey bilmiyorum senin kadar sen tabi işin içindesin eskiden beri tutturdukları bir şey var yok Anayasa mahkemesi yok bilmem ne kanunu yav bunlarla olur mu bu iş İlhan. Yani Anayasa mahkemesi ne yapabilir herifler kanun yapma yetkisini her şeyi değiştirebilirler yani, ne yapılabilir artık. VAR MI BİR ÜMİT?" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR" "Anayasa mahkemesinin yetkisi var. Ondan sonrada yav şimdi bu moda kanalında deminden beri şeye bakıyorum, efendim Brezilya karnavalı. Yav ne kadar kadınlar şişmanlamış ya. Allah Allah. Ama müthiş bir olay yav" dediği,

Tape:1835, 08.02.2008 günü saat:12.49 sıralarında İlhan SELÇUK ile İ. Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.' m "...bu miting ile ilgili, her taraftan şey yağıyor, yani katılımı her halde büyük olacak. Bugün Ankara büroya da gitmişler, Mustafa'ya gitmişler, işte Cumhuriyet bu işi destekleyince. Farklı oluyor, kitlesel oluyor, kimse farklı görüş iletmiyor gibi şeylerde var. Ona bakıyoruz. Bu YARGI ile bunlar uğraşacaklar nasıl olsa. Şimdi bugün Meclis'te tekrar YARGITAY YASASINIDA görüşüyorlar abi..."dediği, İ.SELÇUK' un "Mesala bugün Ertuğrul Özkök ün yazısı baya bir muhalefet yazısı" ".. .bir yerde bir hesaplaşma olacak heralde...yargı kapatma kararına doğru gidiyor, haberini de verdiler...çünkü göğsünde KAPATILMIŞTIR levhası dururken, AKP bi şey yapamaz. Bir şey yapabilir, isim değiştirir" dediği, İ.Y.' m "Bir çatışma ortamı çıksın istiyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "... İki tane rapor hazırlarsın, birisi herkese verilmez..." "Bir nokta da, İbrahim tabi bunun çeşitli nedenleri vardır ama bu aramızda sır" "Yani ben dedim ki, bir; Herkese verilmeyecek, yani ilan edilmeyecek olan bilgileri ayrı bir rapor yaparsın" "Eskiden de öyle yapıyorduk ya..." "Biz Şahin FİLİZ'in yani şeyini, yazı dizisini yayınladık. Fakat, orada Cumhuriyetçi Yazarlara da verip veriştiriyor. Ben şimdi onun bu yazısını,

alacağım köşeme, belki öfkesinde haklı ama, yani Cumhuriyet Gazetesini ayırmalıydı" dediği, İ.YLIDIZ' m "Geçen, Yalçın Küçük de, KanalTürk'te, Şahin FİLİZ'in kitabından bahsetti. Cumhuriyet'te de dizi yazısı yayınlanıyor falan dediler" dediği, İ.SELÇUK' un "...Bizim düşündüğümüz şeyi, efendim yapamadık ama iyi oluyor. Onu, ben düşündüğümüz şeyi dünkü toplantıda anlattım" "...Yani şunu yapacağız dedim, onu yazı olarakta yazacağım. Atatürk devrimi hangi ayetleri kaldırdı, Mahsus bugünkü yazıyı onun için yazdım" "Ya da hangi erkek. Şimdi yani bu Atatürk devrimleri aslında toplumda yerleşmiş te, bu pezevenkler türban üzerinden yürüyorlar. Yanive, sanıyorum çok zor,çok zor. Dün işte orada, toplantıda konuşulan,ve, yine,söylediği, RAHMİ Bey'in söylediği, acaba, yani, sınır aşıldı mı? Geriye dönüş, rtık olanaksız mı diye" "Peki, İbrahim, bugün beni şeye bırakır mısın" dediği, İ.Y.' m "Tamam, estağfurullah abi. Turgay aramış, o da şöyle bir niyeti var, bir gün diyor ki; İlhan abi gelsin bi burayı görsün diyor. Dedim haftaya gelir..." dediği, İ.SELÇUK' un "Tabi, Turgay da tadını aldı medyanın" dediği, İ.Y.' m "Tabi tabi. Yani Turgay, Karamehmet, Aydın Doğan eğer birlikte olabilselerdi" dediği, İ.SELÇUK' un "Turgay'ın orada rolü büyük" "Aydın Doğan'ın da büyük" "Aydın Doğan abilik etmesi lazımdı" dediği, İ.Y.'ın "İkisi de çok sıradan şeylerden" dediği, İ.SELÇUK' un "Turgay'ı bende bir gün çağırayım da gelsin, bende giderim yani, öbür Ahmet ÇALIK'a da gideriz. Biz ilişkilerimizi Cumhuriyet adına sürdürüyoruz" "Şimdi dünkü şeyde, İbrahim konuşamadık, olay şöyle oldu, ben daha çok dinledim herkes konuştu monuştu. İçlerinden doğru dürüst konuşan yoktu. Hele o Sabancı Üniversitenin Rektör'ü TOSUN" "...Alevilere de hoş görü gösterilmeli gibi laflar atarak ama ne söylediği belli değil falan. Şimdi ben dedim ki, bu işin kökeni dışarıda, eğer palavra değilse bu BOP, MOP, ılımlı islam devleti şeyi orada Türkiye'nin nasıl kuşatıldığmı birinci bölümde anlattım. Efendim ikinci bölümde, yani kuşatıldığmı ve bu İslamcılığın kaynağının dışarıda olduğunu, Amerika da olduğunu falan, zaten Fethullah'ta orada ya" "İkinci bölümde, bu operasyon nasıl iktidara geçti, AKP, onu anlattım, Ama bunlar o kadar çarpıcı ki, yani herkes, bir de şeye şaştım yav, bilmiyorlar ya İbrahim" "Sonra, Ömer Koç var ya" "O, aşağı kadar, arabaya kadar geldi, yemek, yemek istiyor, o da her halde zannediyorum çok yararlı olur" dediği, İ.Y.' m "Şey, Ali yok muydu abi" "Ali ile Mustafa yok, sadece Ömer vardı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ömer KOÇ vardı. Efendi bir çocuk, aklı başında, söylediği şeylere baktım gayet aklı başında şeyler söyledi. Yani aynı fikirleri paylaşıyoruz. Ama bilmiyorum, O Rahmi'nin oğlu değil mi" dediği, Tape:1830, 10.02.2008 günü saat: 16.14 sıralarında İlhan SELÇUK ile İ. Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "...işte başyazıyı yazdık" "Biraz düşündüm Amerikayı fazla mı devreye soktum diye başyazı da ama artık bugün Hürriyet' i gördün heralde","Yani bizi de solladı keratalar" dediği, İ.Y.'ın "Abi bu işler böyle" "...böyle bir şey var yani büyük bir tepki var, yani bir kaosa gideceği bir korku var, ikinci Cumhuriyetçilerin bazıları da mesela bakıyorsun değişiyorlar falan" "O anlamda Anayasa Mahkemesi herhalde bütün bunları dikkate alacaktır diye düşünüyorum abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Anayasa, hı. Vallaha Anayasa Mahkemesi eğer radikal bir karar alır da siyasal iktidar partisini kapatırsa" "Türban bir yana Türkiye başka bir sürece girer.kapatması da gerekir bana sorarsan","yani başka bir çıkış yolu görmüyorum, ne olacak o zaman hemen başka bir parti kuracaklar iktidardakiler ama gayr-i meşru duruma düşmüş olacaklar" "Tuhaf bir olay yaşıyoruz bakalım şeyden satışlar nasıl gidiyor İbrahim" dediği, İ.Y.'ın "...yüksektir bu hafta hep yüksek gelmişti ya pazarda yüksek gelir" "Mitingler falan etkiliyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Miting iyidi miting iyidi" dediği, İ.Y.' ın Abi hiç yok böyle şeyler önemli olsun yani. sadece gazete köşelerinde yazılarla haberler olmuyor bu işler meydanlara çıkılması lazım" dediği, İ.SELÇUK' un "Çok iyi çok iyi" dediği İ. Y’ın "Dikkat ederseniz sadece Ankara değil bizden başka verende yok biz koyduk işte büyük fotoğraflarla il il vermişiz İzmir'de, Kütahya'da falan her yerde var ufakta olsa her yerde bir şey var" dediği, İ.SELÇUK' un "...şimdi yarma şeyin ne" dediği, İ.Y.' m "Abi şimdi köşke çıkıyor tartışmaları vereceğiz MHP 17. madde meselesi var Anayasa Mahkemesi ile ilgili süreç ne olacak gibi bir sürü laf var. Türbandan gideceğiz" dediği, İ.SELÇUK' un "Vallaha bu türban bütün millet bunun üstüne şey, aslmda türban meselesi değil artık o ama" dediği, İ.Y.' m "Her yerde toplantılar yapıyorlar birde iyi bir şey bu Türk halkı sessiz kalmıyor" "...şimdi ikinci Cumhuriyetçilere dikkat ediyorum onlarda bu kaygılarını dile getiriyor, Ahmet İlser var mesala Radikalde yazan" "Bugün bir yerde röportajını okudum baktım değişmiş" dediği, İ.SELÇUK' un "...değişiyorlar değişiyorlar" dediği, İ.Y.' m "Abi şey çok ilginçti Ali Kırca'nm programında şey soruyor bu Hatemi'ye soruyor kadın varya Avukat Hatemi bilmem ne, diyor ki madem siz savunuyorsunuz niye türban takmıyorsunuz kadının yanıtı şu yani; din bunu gerektirmiyor ki bunu takayım diyor" "Acaba şu Nevzat Yalçıntaş ı biz de mi kullansak bu çok ilginç geldi bana" dediği, İ.SELÇUK' un "Onu kullanalım" dediği, İ.Y.' m "Değil mi abi? şimdi diyor ki iki şeyi önemli bir türban dışarıdan Türkiye ye sokuldu ikincisi Amerikalılar o günde işin içinde idiler bugün de işin içindeler" dediği, İ.SELÇUK' un "Onu kullanalım benim yazımın işte özüde bu" "Şimdi bu dil köşesinde adam ile anlaşabilirsek çok güzel şeyler olabilir baktım çok bilgili bir adam getireceğim yarın dergiyi ama mesala Yakamozu bir dergi Avrupa da en güzel sözcük ilan etmiş Yakamoz şimdi bizim gazetelerde çıktı bu Yakamoz meğerse Türkiye deki Rumların uydurduğu bir kelime imiş ve onun şeyini yapıyor Melih CEVDET i övüyor Nadir NADİ yi övüyor falan böyle bir adam yarın onu bir hatırlatta senle yarın konuşalım" dediği, Tape:1828, 10.02.2008 günü saat:10.41 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/G.'ün yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; X .BAYAN' m İ.SELÇUK' a hitaben "Canım teşekkür etmeye aradık çıktıy ya bugün" "Kanal B evet ama yani Cumhuriyet'e yakışır bu iyi bir şey, İlhan iyi bir kanal" "Bak İ. G. konuşacak..." diyerek telefonu İ.G.' e verdiği, İ.G.' ün "Türban kanunun hayırlı olsun ha ha" dediği, İ.SELÇUK' un "Çok kötü çok kötü ama bence, bu adamlar işte kararlı ve yürüyecekler, dışardan da destekleniyorlar Amerika bu işi yapıyor yani ya herro ya merro olacak bakalım ne olacak" dediği, İ.G.' ün "Valla dün bir toplantıya çağırdılar beni, güzel bir grup İsmail Hakkı KARADAYI filan da vardı, 3 tane general filan" "Yani onların da görüşü çok şey yani karamsar" "Yani adamlar tamamen bu adamlar adım adım şeriat devletine gidiyor diyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Gidiyorlar" dediği, İ.G.' ün "Fakat bayıldım o KARADAYI filan çok iyi hazırlanmışlar yani bayağı kapalı bir sempozyum gibi bir şeydi, Bir kaç Profesör filan vardı. Adamlar memleketin halini görüyorlar ama bakalım Kurtuluşu nedir onun için bir şey söyleyemiyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "şeye gidecek söylemezler tabi, bu eğer büyük bir çatışmaya giderse, efendim benim düşüncem şu zannediyorum, anayasa mahkemesi akp'nin kapatılmasına karar verecek" "Bunun üzerine AKP de efendim ee isim değiştirecek hile-i seriye yapacak işler büsbütün karışacak. Yani ve bir nokta da BİR HAKEME İHTİYAÇ DUYULACAK' dediği, İ:G.' ün "ODA ASKER OLACAK' "KARADAYI diyor ki devamlı Askeri hırpalamak için hareket halindeler diyor" "Yanında bir şey gösterdi, TEMPO dergisinde bir şey çıkmış KARADAYI bu ERGENEKONcularm başında filan diye" "...Bir yandan kendilerini garantiye almak istiyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, o Tempo Fethullahın biliyorsun" dediği, İ.G.' ün "...İnşaallah bizi çok güzel günler bekliyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Bakalım bakalım hiç .zannetmiyorum bu Amerikan planına girdi Türkiye" "Evet, gösterdi ya Yalçın KÜÇÜK o Atlantik'teki haritayı gösterdi" "Yani tamamen resmen adamlar çizmişler Türkiye’nin haritasını" dediği,

Tape:1834, 14.02.2008 günü saat:11.40 sıralannda İlhan SELÇUK ile B. T'nm yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Günaydın Bülent" "...şöyle oldu yazı BÜLENT daha detaylı ve yapısallığa daha fazla ilişkin bir yazı yazacak idim..." dediği, B.TANLA' nın "... bunun bu şekilde ortaya koymak iyi başlangıç olmuş" "Tartışma safhasında ortaya çıkacak bu çok daha tepeden bir bakış olmuş" dediği, İ.SELÇUK' un "... birileri diyorlar ki bu Aydın DOĞAN alacağını aldıktan sonra anlaşacak, kimileri de öyle diyorlar ki; Yok bu öyle bir olay ki AYDIN DOĞAN'IN İPİ ÇEKİLMİŞTİR, onu hissettiği için efendim bunu yapıyor falan gibi" dediği, B.TANLA' nın "Tabi, siz çok önemli bir şey vurgulamışsınız bugün yani sermaye el değiştiriyor" "Burda, bence bu çok daha geniş kapsamlı olmuş ve çok daha ses getirebilecek nitelikte diye algıladım ben" "...bu büyük cesarettir yani..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu Rektörler beni bir yere götürdüler..." "eee ORADA BİR BASKI KURDULAR ÜSTÜMDE onu anlatacağım sana" dediği,

Tape:1832, 14.02.2008 günü saat: 12.59 sıralannda İlhan SELÇUK ile İ. Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "BİZİ İŞTE Bİ ŞEYİN BAŞINA GEÇİRMEK İSTİYORLAR ÖZELLİKLE KEMAL ALEMDAROĞLU ÇOK ISRAR ETTİ FALAN FİLAN. Tabi olacak iş değil ama herkeste bir şeyler istiyor bekliyor falan Dünya senin anlayacağın siyaset miyaset falan şey olduk, neyse Oktay erken gitti. Biz işte orda duman olduk yok medyadır yok bilmem nedir şimdi yani baktığın zaman işte şeyi birleştirdim üzerine şey yapıp. 4 tane televizyon var bu hikayenin içinde, işte biri o ankara daki türk metalin tv si var" "avrasya evet" "b kanal var. burda da doğu perinçek kanalı ile bizim tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir şu bu falan filan bi şeyler, yani zor bir iş dedik ki ya biz zaten gazeteden çok zor" dediği, İ.Y.' in "Kanalları nasıl birleştiriceksiniz" dediği, İ.SELÇUK' un "yani ortak bildiriler yaymak, bir bütün bu kanal sahipleri arasında bir, efenim birisi metal in başmda birisi işte işçi partisinin başında tuncay Özkan işte halk partisine girdi girecek bir hareketin başında, e öbürü de rektör ankarada. o da doğru dürüst bir adam işte sen birleştirirsin bunları gibi olmayacak şeyler öneriyorlar bana" "yav bide şey var bilemiyosun ki yani doğu yarın öbür gün ne yapar bilebiliyor musun" dediği, İ.Y.' m "Evet Doğu ya güvenilmez ama" dediği, İ.SELÇUK' un "öbürleri daha iyi filan, zaten kendileri geliyorlar şu bu. şeyi pek fazla tanımıyorum ama onuda şey tanıyor kemal, eski rektör falan öbür rektör falan tanıyorlar, neyse böyle bir yani senin anlıyıcağın böyle bir gece geçirdik, (gülüyor). Sen ne yaptın" "İyi onun dışmda BU BAŞBAKAN DUMAN HA" dediği, İ.Y.' m "Başbakan duman abi. Bugün Ertuğrul ÖZKÖK tekrar yanıt yazmış. Sabahtaki çocukta yazıyor. Çıplak kadm fotoğrafları meselesi var ya abi" dediği, İ.SELÇUK' un "...bilemiyoruz ki herşey çok karışık, ama türkiye bir noktaya sürükleniyor gibi" dediği, İ.Y.' m "Evet. Fehmi Koru bugün yazmış Yeni Şafak' ta. Oda şeyi Aydın DOĞAN grubunu eleştiriyor. Ertuğrul ÖZKÖK ün yazıları aynen Cumhuriyet te Hikmet ÇETİNKAYA nın yazıları gibi..." "Aydın DOĞAN kendini kurtarır ama ötekiler kurtaramaz. Ertuğrul ve arkadaşları Cumhuriyet e gitsin demiş" dediği, İ.SELÇUK' un "evet çok güzel, ne yapalım bu polemiklerden bi şey yapalım mı? işin içine Cumhuriyet'te girdi şimdi" dediği, İ.Y.' m "Doğru olabilir abi. Fakat Akşam grubu Aydın DOĞAN'a bayrak açtı. Tayyip in yanında yer aldılar. Tercüman Gazetesi inanılmaz. İşte Simavi döneminde böyle değildi. Doğan grubuna geçtikten sonra Hürriyet' in yayın politikası böyle oldu. Manşetler acayip. Vakit Gazetesi yine öyle" "Abi yarın bi şey anlaşırlar bunlar tam 90 derecede dönerler" "Aydın Doğan mda günahı az değil abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Delimisin ya" "Delimisin ya bütün bu ikinci Cumhuriyetçi denen takım nerde palazlandı Aydın Doğan" dediği, İ.Y.' ın "Onun için çok zor bi 30 yıl eğer SOL iktidar


olsaydı herhalde şimdi bambaşka bi şey olurdu ağabeycim" dediği, İ.SELÇUK' un "yani 70 bin okul var 90 bin cami var. getirdinıi bülent o rakam" dediği, İ.Y.' m "Gelmedi abi bugün yazısmı koydum içinde biliyorsunuz getiricek onu çalışıyor getirieek" "...acaba bu ABD ve Avrupa Tayyip ten vaz mı geçiyor" dediği, İ.SELÇUK' un "En güzel soru bu tabi yani bütün mesele bizim Liboşlarm bunlardan vazgeçmesi için Avrupa dan esinti gelmesi lazım. Öbürleri içinde, sermaye için de Anıerikadan gelmesi lazım" dediği, İ.Y.' m ...Şimdi Amerika Büyükelçisi dar bir yemek veriyormuş ankara daki temsilcilere, BALBAY ŞİMDİ BÜYÜKELÇİNİN MASASINDA ŞARAP İÇİYOR ABİ, BAKALIM ORADAN NE ÇIKACAK DAR BİR TOPLANTI" dediği, İ.SELÇUK' un "BU BALBAY GEMİ AZI YA ALDI BUNA BİR ŞEY DÜŞÜNMEK LAZIM. YOK EFENDİM KONAKLAR ALIYOR OTOMOBİLLER ALIYOR, ŞARAP İÇİYOR.." dediği, İ.Y.' m "Şeyinde kira sözleşmesi yapıldı bugün Ankara daki bina tamamdır" dediği, İ.SELÇUK' un "O çok iyi oldu yav" dediği, İ.Y.' m "Bugün aynı anda aynı zamanda zamanlaması ilginç, bizim Amerika muhabiri Elçin Poyrazlar da Amerika başkan yardımcısı Cehenny in bürosuna davet edildi abi. Şimdi kız gitmeden önce konuştuk falan aşağı yukarı Türkiye üzerine sorular soracaklar. Belli oldu işte ordaki islam ne oluyor, türban meselesi nedir gibi sorular var" "Biz ona bazı şeyler gönderdik. Birde şöyle soruyorlarmış abi daha önce bir gazeteci daha gitmiş. ERDOĞAN İN KARŞISINA KİM RAKİP OLABİLİR. Gibi soru tahmin ediyoruz dur bakalım şimdi toplantı akşamüzeri" dediği, İ.SELÇUK' un "Demek ki bi seçenek yaratmaya çalışıyorlar bu demin senin söylediklerini de doğrulayan şey bu" "... Bu Cheneye kini yazabilecekmiyiz" dediği, İ.Y.' m "Abi çıksın bakalım toplantıdan yazılıcakmı yoksa özel bir şey mi onu Elçin ile akşam konuşacağız. BALBAY da bu büyükelçiden edinimler aktarsın, bakalım ne oluyor" dediği, İ.SELÇUK' un "O zaman onları bekleyelim çok önemli çünkü bence çok önemli..."dediği, m Tape:1837, 15.02.2008 günü saat:12.36 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.' in "...BALBAY ile akşam konuştunuz mu abi BÜYÜKELÇİ HİKAYESİNİ" dediği, İ.SELÇUK' un "Konuştum. Amerika'dan ne haber" "Şimdi anlaşılıyor ki bir şeyler oluyor" "Dünde Erol MANİSALI geldi, biraz konuştuk monuştuk, falan filan ama. Çıkmıyor ne olduğu ortaya. Bir geçiş döneminin şeyleri var, arayışları var gördüğüm kadarıyla" "Yani beklemek lazım. Bu BAŞBAKANIN AŞIRI SİNİRLİLİĞİNİN nedenleri falan belli değil" "Yani, Coşkun ÖZDEMİR' e bakarsan hasta" ".. .onun ötesinde, yani bir noktada, bugün da sabahleyin, bakayım, bir karar aldılar. Şimdi aklımda yok ama bir böyle frene basma kararı, şeyde, Milli Eğitim de falan" dediği, İ.Y.' m "Şeyle ilgili abi, YÖK TOPLANTISI, bu katsayı karan çıkaracaklardı ya İmam Hatipliler ile ilgili, onu ertelediler" dediği, İ.SELÇUK' un "...Yani bir tedirginlik ve duraksama görmeye başladım" "Bugün Fehmi KORU'NUNDA yazısı, MHP'YE diyor ki; Protokolü zorlamayın diyor" dediği, İ.Y.' m "DÜN AKŞAM GENEL KURMAY BAŞKANI C.BAŞKANINA ÇIKMIŞ. DEMİŞLER Kİ BİZİM MUHATABIMIZ SENSİN" "SONRA DA GENELKURMAY DA KUVVET KOMUTANLARI TOPLANTI YAPMIŞLAR. BALBAY KONUŞMUŞ, bunları haber yapmayın demişler. BUNLARI YAZMAYIN DEMİŞLER" dediği, İ.SELÇUK'_ un "...ama biraz duraklasalarda falan filan, bunların hedefi belli.Yani" dediği, İ.Y.' m "...Amerika'da, anladığım kadarıyla..." "...belliki bunlardan desteğini çekecekler, KORKUYORLAR, yani BU ILIMLI İSLAMIN SONUNDA, RADİKAL İSLAM GELİRSE NE YAPACAĞIZ..." dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi İbrahim, bu bizdeki İran dizisi harika oldu" dediği, İ.Y.'ın "Onun için korkuyorlar abi dediği, LSELÇUK' un "...AMERİKA, YANİ BİR OLAY OLURSA, ORDU MORDU ULUSALÇILAR FİLAN TÜRKİYE İLE AMERİKA İLİŞKİLERİ BOZULUR DİYE KORKAR” “yani Amerika'nın galiba kulağına kar suyu kaçtı" dediği, İ.Y.'m "Balbayı akşam aramışlar demişler ki sizinle yine ayrıca görüşeceğiz demişler, Bire bir" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi biz bugün çok iyi yapmışız, Manşetimiz çok iyi" dediği, İ.Y.'m "E ŞİMDİ BİRİNE MÜEBBET VERDİN" "Gerisi kaldı" dediği, İ.SELÇUK' un "...MEHMET AĞAR DA İYİ DE, ŞU ŞEYİ KOYDUK MU YAV, MURAT KARAYALÇIN" "Şey diyecektim, hı bu Oray EĞİN diye bir çocuk var" dediği, İ.Y.'m "Evet kafalar karışık. Bugün şeye koydum, Cumhuriyet Yazarları falan, içeri aldık, haber yaptık. AKP için çalışan kalemler. İlhan Selçuk'a, Türklüğe hakaret suçlaması, Ertuğrul ÖZKÖK'e hamam böceği benzetmesi diye" dediği, İ.SELÇUK' un "...farkında değil aptal yani bir noktada, şimdi bir SAVCI BUNU İHBAR SAYIP DAVA AÇSA. NE DURUMA DÜŞECEK FARKINDA DEĞİL ...İŞLER TÜRKİYE DE KARIŞIK İŞİN İÇİNDEN NASIL ÇIKILACAK KİMSEDE BİLMİYOR yani" "Bu Gül Atmaca yi sen tanıyor musun" "...Şimdi, MESELA O REKTÖRLERİN ŞEYİNE GİTTİK, DUMAN OLDUK YAV. Bir noktada" dediği, İ.Y.'m "Şeyin selamı var abi, Atilla ATEŞ VE Fikret BOZTEPE'NİN SELAMI VAR.ESKİ HAVA KUVVETLERİ KOMUTANI VE KARA KUVVETLERİ KOMUTANI" dediği, İ.SELÇUK' un "...bu KOMUTANLAR BİRAZ İLGİ BEKLİYORLAR galiba. Aytaç YALMAN da ancak beni çağırırsanız gelirim demişti" dediği, İ.Y.'m "Ben de öyle söyledim, ATEŞ PAŞAYA dedim ki İLHAN ABİ SİZİ BEKLİYOR, sizinle konuşacak çok şeyiniz var dedim" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞU BÜLENT ARINÇ VAR YA AĞLADI" "Şimdi o normal bir olay değil o. Bunlar şey, yani o konuşuyor, o ağlıyor, matrak yazı olur ama içeriğinde de durmak lazım..." "BUNLAR DENGESİZ VE DİNCİ KERATALAR, Bunlardan hayır gelmez" dediği,

Tape:3893, 15.02.2008 günü saat:11.50 sıralarında İlhan SELÇUK ile Alev'in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

ALEV in "Bende şimdi bir şey yok abi fazla bir şey Oktay beyin selamı var sana çok teşekkür etti falan dün gece oraya gittik o Oktay SÖNMEZ var ya" ".. .TALAT PAŞA o gece söylediler ya TALAT PAŞA KOMİTESİ BİLMEM NE FALAN." "BİZİ DE DAVET ETMİŞLER AMA BEN PEK BU İŞÇİ PARTİSİNİN ŞEYLERİNE FAZLA" dediği, İ.SELÇUK' un "VALLAHA GİT İYİ OLUR YANİ BİR ORTADA" dediği, ALEV in "İlişki kurmak." Dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim Oraya zannediyorum İşçi partisinin dışında da bir takım kişiler" dediği, ALEV in "Çok insan geliyor birde Denktaş m Başkanlığında" dediği, Tape:1833 16.02.2008 günü saat:10.44 sıralarında İlhan SELÇUK ile M...' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Son bir hafta 3-4 kişiyle üst katta benim odada şu anda neler oluyor, çünkü şu anda bi şeyler oluyor bu Başbakan sinirli. Amerika hem bizim Cumhuriyet'in WASHİNGTON'daki muhabirini orda çağırdı, hem burda BALBAY' ı çağırdı hem bilmem ne falan. Bütün bu istihbarat bi şey arıyorlar. Ve ne yapacakları belli değil. Fakat Yav Mehmet geldi Kuzey Irak ı işgal etti PKK'yı himayesine aldı terörü himayesine aldı. Ve terörü kışkırttı Türkiye ye saldırttı Türkiye yi dize getirdi ondan sonra şimdi orayı bombalamaya izin verdi. Terörü himaye eden efendim adam geliyor oradan KJraktan Amerika komşusu oldu Türkiye'nin KJrakta, işgali altında K.Irak, yani bizim G.Doğu nun komşusu Amerika istese bir anda bitirir Terörü, şimdi Şimdi böyle iken biz Afganistan da NATO da Amerika ile birlikte El Kaide ye karşı Türkiye'nin askeri birliği var. Yav akıl alırmı bunu Allahını seversen." Dediği, MEHMET' in "Bütün bunları anlattı adam detayları ile yav." Dediği, İ.SELÇUK' un "...fakat bizim halkımız bir alem tabi, çok felaket çok felaket senin faksın varmı?" "...bugün çıkan yazı Kıbrıs'taki Popodopulos konuşuyor diyor ki...imtiyazlı ortaklık için özel ortaklık için bile bizim onayımız gerekir diyor, şimdi adamın iki dudağının arasındasın yav yani bunları yazıyorsun her' gün toplum kımıldamıyor yav, Neyse ŞİMDİ BİRAZ KIMILDAMAYA BAŞLADI BİRAZ AZICIK ÇOK AZ BİR ŞEY" dediği, MEHMET' in "Ben hiç zannetmiyorum Aydınlar bile işin farkında değil" dediği, İ.SELÇUK' un "Yav Şey ya Doğu PERİNÇEK gitti İsviçre'de dediki Ermeni soykırımı yoktur olmamıştır. Adamı mahkemeye verdiler İsviçrede ceza verdiler. Burda bizim Türkiye'de Boğaziçi Üniversitesinden, Sabancı Üniversitesine kadar ve bütün medyada Ermeni soykırımı vardır diyen bi sürü adam var ortada ya. Yani Türkiye inanılır bir durumda değil insanların akılları başlarından gitmiş." Dediği, MEHMET' in "Zaten şey söylüyor tımarhane Cumhuriyeti, " dediği, İ.SELÇUK' un "BİTİRİCEKLER TÜRKİYE'Yİ EĞER BİR ŞEY OLMAZSA BİR SÜPRİZ OLMAZSA" dediği, MEHMET' in "Bitirmeme kararırını da onlarım alacaklar diyorsun" dediği, İ.SELÇUK' un "Toplumda belli olmaz BİR ASKER KALDI FALAN FİLAN BİRDE ONUN ETRAFINDA YARGIÇLAR." Dediği, MEHMET' in "Asker ne yapabilir be İlhan cim ne yapabilir. Silahı çekicek Allah Allah diye karşıdan gelen kardeşi babası heriflerin ya oda bitti." Dediği, İ.SELÇUK' un "Dediğiniz doğru bi anlamda ÇÜNKÜ İNSAN DEĞİŞTİ İNSANLAR ARTIK AKLIYLA HAREKET ETMİYOR DİN DİYE Bİ ŞEY, DÜŞÜNEBİLİYORMUSUN yav kadının diyorlar örtünmesi özgürlüğüdür böyle bi şey olurmu" dediği, MEHMET' in "Tamamen ters bi şey. Adamda aynen bunu anlattı programda işin enteresan tarafı Menderes le başladı diyor. ... Özal da ters bi şeyle karşılaşıyor anlayamadı dilini yuttu diyor adam diyo filan. Ama öldü arkasından filan" "İlhancığım yazmak konuşmak yetmiyor, bunları sistemli bir şekilde santranç oynar gibi koymak lazım. Bu zamana kadar adam nerdemiş niye beklemiş işte şimdi bunu ortaya çıkarıyor anlamıyorum."dediği, İ.SELÇUK' un "Halka kim götürür, siyasi partilerin görevi ne, Halk partisi," dediği, Tape:1838 19.02.2008 günü saat:12.36 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/BALBAY' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK'un "...Bülent YENER ile galiba itişip kakışıyorlar işte orada bir Bülent vardı onun bir şeyi çıktı problemi onu tasfiye edilmesi gerekiyordu ... Bülent YENER biraz kaknemlik mi ediyor" "...Serdar memnun Bülent'ten ne sen memnunsun nede İbrahim memnun ortada böyle bir olay var, Ersin'i de kışkırtıyor galiba Bülent" dediği, BALBAY'm "....memnunluk memnun değilik duygusunu çok lüks buluyorum eğer orda gerekli ise ve onunla çalışacaksak çakşırız abi..." dediği, İ.SELÇUK' un "...Er..in Akgüç ...bu işleri sen Erol ERKUT, Bülent YENER, Hüseyin GÜLER üçü anlaşamadılar bunun üzerine Erol'u efendim vakfa aldık bilmem ne Ersin i öyle istedi Erol ile kim çalıştı Güray ÇAPAN çalıştı yani baktık ki gazeteye yani Günay ÇAPAN gelmiş 2 milyon dolar getiriyor fakat bizim Hüseyin ile Bülent istemiyorlar adamı. Yani anlıyor musun Cumhuriyet in zorluğunu bunun üzerine onlan pasif tarafa aldık ve oraya Erol u oraya koyduk Günay ÇAPAN, Erol ile çalıştı parasmı koydu efendim dolar 613 bin lira iken efendim getirdi 2 milyon doları sonra dolar efendim 1 milyar 200 bin iken de 1 milyon dolarını aldı oda karlı çıktı. Şimdi de efendim zeytinleri elinde kalmış onlan satayım diye şimdi olay manzara-i umumiye bu. Şimdi burada Balbay bir Serdar'ı bir kere sakinleştirelim ben bu Bülent YENER meselesine falan bi bakayım efendim çünkü sorun çözmek yerine sorun çıkarmak üzerine istiyor galiba" dediği, BALBAY'ın "...ÇANKAYA BELEDİYESİ ARTIK ONLAR İLE İLİŞKİMİZ BİZİM böyle HANİ İKİ RESMİ KURUM GİBİ artık DEĞİL YANİ FALAN... DİYELİM Kİ BELEDİYEDEN BÖYLE BİR GELİR GELİYOR BÖYLE BİR KALEM YOK ZATEN GAZETE DE YANİ BÖYLE BİR GELİR KALEMİ YOK SIFIRDAN GELİYOR GAZETEYE AMA BU NASIL GELECEK BUNUN MUHASEBESİNİ ŞÖYLE YAPALIM SİZ ELDEN PARA ALMAYIN- BİZİM HESABIMIZA GEÇSİN ŞİMDİ BEN BAŞKAN'A BAŞKAN BİZE BUNU YAPIYORSUN AMA BUNU RESMİ KAYDA GEÇİR BİLMEM NE şimdi" dediği, İ. SELÇUK’un Efendim Şimdi artık herkes tehlikenin farkına vardı bunu belirten bir sürnıanşet bir şey yapabilir miyiz diye dün reklamcılar geldiler bir hayli güldük falan işler fena değil bakalım ne çıkacak ...ERSİN İNDE KAYGISI ŞU DİYOR Kİ GAZETENİN BÜTÜN ŞEYLERİNİ TEMİZLEDİK ÇÜNKÜ BİR SÜRÜ İŞ YAPMIŞTIK BİLİYORSUN İŞTE KARIŞMIŞTI İŞLER O ŞİRKET BU ŞİRKET BÜTÜN BU YAN ŞİRKETLER TASFİYE EDİLDİ..." dediği, BALBAY'm "Ama öyle yapmamız lazım abi. yani şeyi odur abi. ŞİMDİ BURDA DA BAYKAL İLE SİZİN İLE KONUŞTUKTAN SONRA" dediği, İ.SELÇUK' un "Tamam Baykal olayı." Dediği, BALBAY' m "ŞİMDİ BAYKAL OLAYI SİZ SÖYLEDİNİZ YA ARALIK BULUŞMASINDA BAYKAL A BİRAZ AÇ DİYELİM DEDİNİZ BİR HEYET OLSUN DEDİNİZ SONRASINDA ENGİN ABİ ÜZERİNE ALDI ONU BİZ KÜÇÜK BİR GRUP TOPLANDIK İŞTE Sabih KANADOĞLU, Alparslan hoca, ben işte YARGIDAN BİR KAÇ KİŞİ FALAN ŞİMDİ RESMEN HER KAFADAN AYRI BİR SES ÇIKTI YOK İŞTE BAYKAL A GİDİLİP BU DENİR Mİ? ŞU DENİLİR Mİ BU DENMEZ FALAN MESALA ALPARSLAN IŞIKLI CHP DE SİYASET YAPMAK İSTİYOR GİDELİM SÖYLEYELİM VE BENDE HEYETTE OLAYIM BENDE BURDA SİYASET YAPACAĞIM DİYEYİM DİYOR O ZAMAN SİZİN SÖYLEDİĞİNİZİN ŞEYİ KAÇIYOR YANİ SİZ GENEL BİR AÇ DİYE ÖNERMİŞTİNİZ YA ARALIK AYINDA" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi Balbay burda geçen gün beni burada Bülent Berkarda eski rektör falan Tonguç Görker bide İstanbul Üniv. eski rektörü KEMAL ALEMDAROĞLU FALAN GELDİ ORADA BANA SÖYLEDİKLERİ ŞEY EFENDİM SEN TOPARLARSIN BU İŞİ BU İŞİN BAŞINA GEÇ BİLMEM NE GİBİLERİNDEN TABİ BU OLMAZ BEN YALNIZ ORDA BİR AKLIMIZA BİR ŞEY GELDİ İŞTE SENİNLEDE KONUŞTUK GALİBA" "Fakat oda olmadı, şimdi orada da yine çeşitli fikirlerde insanlar bir araya geliyorlar işte Kemal Alemdaroğlu dediğin zaman Doğu Perinçek e yakın öbürünü dediğin zaman berikine yakın Tuncay Özkan tabi onun da televizyonu var Doğu Perinçek inde var efendim diyorlarki işte Kanal B oda bir Üniv. Televizyonu" "Şimdi bir nokta da sen konuyu açarsan biz Cumhuriyet Gazetesiyiz efendim bu işlere girmeyiz ama ortada böyle bir realite var VE YANİ İLHAN SELÇUK'U DA BENİ DE BAŞKA ARKADAŞLARI DA BİR BASKI ALTINDA TUTUYORLAR ÇÜNKÜ BURADA HALK PARTİSİNİN KAPALILIĞI DIŞARIDA BİR TAKIM HAREKETLERİN OLUŞMASINA YOL AÇIYOR. BURADA TÜRKİYENİN BU ÜNİV. KESİMİ VE BÜROKRAT KESİMİ DURUMDAN PEK MEMNUN DEĞİL DİYE BİR AÇILIŞ YAPABİLİRSİN AMA BUNU YAPARSAN YAPARKEN HER ZAMAN BEN ANKARA, BEN YAZARIM, BEN KÖŞE YAZARIYIM CUMHURİYET İN VAKFINDAYIM BİZİM BÖYLE BİR PARTİCİLİK SİYASET YAPMAMIZ İMKANI YOKTUR MANTIĞINI HEP GÖZ ÖNÜNDE TUTARAK KONUŞMALISIN" "Onu da biliyor geçen gün şey geldi bana SHP Başkanı Murat Karayalçm geldi oda bir şeyler söylüyor diyor ki müthiş Anadolu da bir yakınma var şuralara gittim diyor bu şeyin sonu geliyor diyor AKP nin diyor, ben o kadar iyimser görmedim, ben o kadar iyimser değil mi" dediği, BALBAY' m "Bende öyle, şöyle görüyorum İlhan abi bende iyi bir seçenek gelmeden bu partinin sonu gelmez" dediği, İ.SELÇUK' un "PROBLEM BUDUR AMA BUNU NASIL SÖYLEYECEKSİN BUNU TUNCAY ÖZKAN MESELA BU PARTİYE EFENDİM OD A BİR LİDERLİK PEŞİNDE GALİBA ANLADIĞIM" dediği, BALBAY' m "Liderlik peşinde abi Nisan a kadar eğer CHP ye genel sekreter yapmazlarsa kendisi parti kuracakmış" dediği, İ. SELÇUK' un "Yani biz şeyin içindeki Cumhuriyet'in içindeki kendi içindeki çözdük Cumhuriyet'in içinde ki bütün sorunları kar ediyoruz, satışımız artıyor 100 bine çıkacağız efendim işte medyadan bahset bana sorarsan biliyordur ama DOĞAN GRUBUNUN CUMHURİYET'E YANAŞTIĞINI SÖYLE VE BİR NOKTADA DİNCİLER TEPELEYECEKLER HERKESİ BAYKALI DA TEPELEYECEKLER O ZAMAN İTTİFAKLARA İHTİYACI VAR, YANİ SEN BİLİRSİN O İŞİ" dediği,

Tape:1831 20.02.2008 günü saat:12.12 sıralarında İlhan SELÇUK ile İ. Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.Y.' m ".. .yer konusunda haber bekliyorum..." "Bekleyelim abi bakalım nereyi söyleyecekler" dediği, İ.SELÇUK' un "...Hikmet'in yazısı hiç şık olmadı ya" "yani bana söyleseydin erteletirdim yani bu çocuk çıldırdı yav" dediği, İ.Y.' m "Yav Hikmet'i biliyorlar abi yazsm birşey olmaz" dediği, İ.SELÇUK' un "... kendisi bana geldi dedi ki Ahmet ÇALIK'la abi konuşsana monuşsana falan filan binbir yani" dediği, İ.Y.' m "...AKP ye KARŞI BİR MUHALEFET TÜRKİYE'DE VAR MI YOK MU? ILIMLI İSLAM MESELESİ EL KAİDE MESELESİ" "...Fethullah GÜLEN ile ilgili görüşmelerimiz var ama ilişkimiz yok demişler doğru yanlış" "... Fethullah çılar ile konuşuyoruz bunlar RADİKAL GÖZÜKMÜYORLAR daha demokrat filan demişler" "...AKP DEN SONRA NE OLABİLİR KİM ÇIKABİLİR KARŞISINA GİBİ SORULAR ŞEKLİNDE GEÇMİŞ" dediği, İ.SELÇUK' un ".. .BEREKET ORDU VAR A YANİ" dediği, Tape:1839, 22.02.2008 günü saat:10.20 sıralarında İlhan SELÇUK ile M.Ç.' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; M.Ç.' in "Şimdi İlhan abi yirmisekizi Perşembe" "Aysel hanım sizi evinde yemeğe çağırıyor, elçiye zeval yoktur","Osman BERKMEN, Mehmet Emin KARAMEHMET, bir de SANAYİ ODASI BAŞKANI GELİCEK" dediği, Tape:1841, 27.02.2008 günü saat:13.10 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.'m ".. .abi bir yandan askerleri izliyoruz bir yandan türbanı izliyoruz falan" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet hareketli" dediği, İ.Y.' m "...bugün Genel Kurmay diyor ki 230 terörist öldürüldü diyor açıklama yaptılar" "24 tane şehit" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla işte yani tabi bunun sonuçları sonra belli olacak ama" "Dün ben şeye baktım bu Can DÜNDAR'la Ahmet HAKAN iki tane toplantı yaptılar ikisine de şöyle göz ucuyla baktım özellikle Ahmet HAKAN'm toplantısında aklı başında adamlar vardı Şükrü ELEKDAĞ gibi falan" dediği, İ.Y.' m "...eski bir askerde vardı sanıyorum bende bir ara takıldım ona" dediği, İ.SELÇUK' un "...iki nokta üzerinde duruyorlar Afganistan ve İran" "Ama hepsinde PKK' yi gözden çıkardı şeyi var" "Yorumu var bir de bu İlker nedir o Hürriyette yazan" "İlker TÜRKMEN o ilginç bir şey söyledi dedi ki bu yani Büyük Ortadoğu Projesi bitti dedi" "Bitti dedi ama ne kadar inanılabilir yarım ağızla söyledi..." dediği, İ.Y.' m"...Türkiye'ye Savunma Bakam geliyor Amerikan Savunma Bakanı daha doğrusu bu akşam geliyor" "Bakalım ordan da bir şey çıkacak..." "...bir noktada Ortadoğu böyle BOP bitince bu Ilımlı İslam Devleti Projesinin Türkiye'de efendim bir istikrarsızlık yarattığını mı gördüler acaba bir de o tarafı var işin" "Onun dışında CHP bugün Anayasa Mahkemesi'ne başvurdu türbanla ilgili" dediği, İ.SELÇUK' un "YAV ORDA BEN BİR ACABA Bİ EL ALTINDAN HABER Mİ ALDILAR BİRAZ ORDA KUŞKULUYUM AMA YA AMA ANAYASA MAHKEMESİ HERHALDE SİZ BAŞVURUN BİZ İCABINA BAKARIZ DEMİŞTİR" dediği, İ.Y.' m "Bilmiyoruz o kadar ayrıntıyı da abi" dediği, İ.SELÇUK' un "ÇÜNKÜ EĞER BİZ YANİ ŞEY OLURSA YENİLGİ OLURSA MAHVOLURUZ HA" dediği, İ.Y.' m "Evet O da var abi mahkemeden dönerse rezalet" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya bu Halk Partisi'ne yaptığını biliyor mu acaba" dediği, İ.Y.' m "Vallahi onu da bilmiyoruz abi ya inşallah ters birşey çıkmaz" İ.SELÇUK' un "ÇÜNKÜ BİLİYORSUN ANCAK ŞEKİLDEN BAKABİLİR DİYORLAR" dediği, İ.Y.' ın "EVET GEREKÇELERİ VAR İŞTE ONU YAYINLAYACAĞIZ ABİ GEREKÇELERİNİ YALAN YAYINLAYACAĞIZ" dediği, İ.SELÇUK' un "Tabi tabi" dediği, İ.Y.' ın "Onun ötesinde şu Ankara'daki yolsuzluk olayı da enteresan" "Büyükşehir'de var ya Hürriyet manşet yapmıştı dün de bizde vardı" "Onu bizde sürdürelim çünkü aynı İSKİ skandali gibi kadın çıktı ortaya ve ordaki adamla ilgili bilgiler vermeye başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "İlginç" "Valla herhalde bu iktidar yıpranıyor benim gördüğüm ha" dediği, İ.Y.' m "Özellikle bu türban meselesinde prestij yitirdiler abi dikkat ederseniz televizyonlarda melevizyonlarda bunları pek savunan yok artık" dediği, İ.Y.' m "Yani dedik ki biz Cumhuriyet'e yer arıyoruz bu konuda bize nasıl destek çıkarsınız çünkü siz arsa üretiyorsunuz ucuza satıyorsunuz falan diye böyle sıcak birşey geçti" "... yani umut bağlanmaz ama nasıl CHP li belediyelerden istiyorsak bunlardan da öyle bir talebimiz oldu falan onlar işte şeyi merak ediyorlar niye Cağaloğlu'ndaki binayı yapmıyorsunuz etmiyorsunuz falan diye işte onu anlattık" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi yanlız bu hikaye İnan KIRAÇ sen son geldiğinde bulunmadın evet İnan KIRAÇ şey olmuş yani efendim iyi salmış" "o onlar yaptılar mı zaten dün listede onunda adı vardı en zenginler arasında" dediği, İ.Y.' m "... Aydın DOĞAN'ın kızlarını gördün mü abi hepsi hepsi listede abi birer milyon dolarlık adam hepsi" "Kendisi iki karıları ve kızları birer milyar" "VALLA HERKES YÜKÜNÜ TUTTU YAV..." dediği, Tape:3901, 29.02.2008 günü saat: 13.07 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.Y.' m "Abi işte televizyonlar ortalığı karıştırıyor ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Çekiliyomuşuz ha?" dediği, İ.Y.' m "Yani haberleri kimse dikkatli okumuyor ki gazeteciler bile dikkatli okumuyor kendi haberlerini bile okumuyorlar çünkü şöyle bir şey Genelkurmay dedi ki biz gerektiğinde orda yorulan asker yani yorulan lafı kullanmadı ama" "Ortalığı karıştırmak bize telefon yağıyor sağdan soldan hakikaten bittik falan filan yok yani bir kısım" "O şey değişti görev değişimi" " taze güç Diyarbakır'dan taze güç ...." dediği, İ.SELÇUK' un "Bir şey söyliyim mi sana en az yıpranan kurum ordu çünkü şey olmadı işe şey siyaset girmiyor" "Bu sivil yargı girmiyor falan o bakımdan kendini koruyabildi ne yapalım böyle sen nasılsın" dediği, İ.Y.' m "...savcılık dün başvurmuştu ya abi Rektörler, Yök başkanı ile ilgili dava falan filan suç duyurusu Savcılık Görevsizlik kararı vermiş o ilginç" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞİMDİ ZANNEDİYORUM BU .... ŞEYİYLE SONUÇLANACAK GALİBA .... BAŞVURDU YA" "O ZANNEDİYORUM ONLAR GEREKLİ TEMASLARI YAPMADAN BAŞVURMAZLAR EĞER ÖYLE BİR ŞEY YAPMIŞLARSA ONLARDAN APTALI YOKTUR YANİ" dediği, İ.Y.' m "MUTLAKA BİR GÖRÜŞME YAPMIŞLARDIR YOKSA" dediği, İ.SELÇUK'un "EVET EVET EVET YOKSA YANİ MADARA OLURUZ" "...OLAYLAR BÖYLE BİZ KARIŞARAK DEVAM EDECEK FALAN" "Dur bir dakika şimdi ben efendim buradan önce şu şeyi konuşayım bu Tanoranm şeyi çalışamaz artık o İbrahim yani Tanora'nın" dediği, İ.Y.' m ".... beni aramış toplantıdayken ben şuna dönecem ne diyelim" dediği, İ.SLEÇUK' un "Şimdi diyeceğiz ki gel açıkla ne olduğunu çünkü bu şekilde çalışman mümkün değil çünkü ne oluyor aynı karikatürü bir başka gazeteye veriyor gazetenin efendim savunduğu fikirlerin aleyhine bir fikriyatı yani bizim gazetemizde değil efendim dinci gazetede savunuyor yani onun ekip olarak artık Oral'da böyle bir şey yapsa bu yalnız şeye özgü değil ki bak şimdi hatırla efendim Toptamış ATEŞ aynı şeyleri yaptı gitti neydi o" "Selim İLERİ Selim İLERİ de öbür gazetelere gitti o şekilde ondan sonra" dediği, İ.Y.' m "Zaman da yazmaya başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ondan sonra son verdik yani bunları da söylersin yani söylemene de gerek yok pek yani çalışamaz artık çabşamaz..." dediği, İ.Y.' m "Bakalım ne diyecek abi sizle konuşmak yani İlhan Selçuk la konuşmak istiyorum derse ne diyeyim" dediği, İ.SELÇUK' un "Gelsin konuşalım ona anlatayım diyeyim ki işin bitti artık senin" dediği, İ.Y.' m "Zaten abi kafasının karışık olduğunu biliyorsun",dediği, İ.SELÇUK' un "...bu olay üzerine dinci gazeteler gidecektir diyecektir hepsini göğüsleyelim" dediği, İ.Y.' ın

".... abi üç gün yazarlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Daha iyi olur daha iyi olur ortalık biraz karışır neyin ne olduğu ortaya çıkar..." "...yav kardeşim bu Bilgi Üniversitesi bu Asaf Savaş'in falan bu bütün o döneklerin çalıştığı üniversitenin öğrencisi uyanmış ya" dediği, İ.Y.' in "Abi orda şey yaptılar Türbana karşı eylemler başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "...GERİDEKİ ÇOCUKLAR GENÇ KİTLE TABİ KAFALARI TAM DEĞİL KARIŞIK MARIŞIK AMA TAMAMIYLA ŞEY ATATÜRK MATATÜRK FALAN FİLAN YANİ HOŞUMA GİTTİ HOŞUMA GİTTİ DEMEK Kİ ÖTEKİ ÜNİVERSİTELER DAHA İYİDİR" dediği, İ.Y.' m "...Üniversite yönetimleri farklı öğrenciler farklı öyle bakmak lazım" dediği, İ.SELÇUK' un "...Cüneyt Çakır Rüşvet verene 24 alana 48 yıl..." "Ciner vay canına ya valla oraya bakmadım dur enerji bakanı .... Rüşvet veren 48 Ciner grubuna yöneticisi Aygün'ün da 24 yıl hapsi iste... valla kardeşim evet" dediği, İ.Y.'m "Vatan diyor ki bu ceza az diyor yeniden diyor ..." dediği, İ.SELÇUK' un "Evet evet bu kan davası bu şeyle Aydın Doğan'la Turgay arasında kan davası bitmeyecek" dediği, İ.Y.'m "Evet Vatanı kullanıyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "...VATANI BUNLAR BİLİYORSUN HEP TETİKÇİ OLARAK KULLANIRLAR ONU" dediği, İ.Y.' m "...şeyi bulaştırmak istiyorlar Turgay'ı bu en son dün gazetede haber vardı abi MTA da şey Rüşvet diye .... falan filan bizim duyumuz şeyi bulaştırmak istiyorar" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi bu can havliyle bu Turgayı yatırımlara falan giriyor ya" dediği, İ.Y.' m "Onun üzerine böyle bir şey" "Aydın Doğan'dan korktular abi" "Bir baş belası" "...şimdi baktığımız zaman birkaç ... bunlar Türbanı ve operasyonu ufalttılar manşette Ankaradaki bir yolsuzluk hikayesi var abi dikkat ediyor musun" "... MUSTAFA BUNLAR YENİ BİR BİNA YAPTILAR ORAYA RUHSAT ALAMIYORLAR BÜYÜKŞEHİR'DEN ONUN İÇİN BUNU KASITLI YAPIYORLAR DEDİ" dediği, İ.SELÇUK'un ".. .İbrahim bu her zaman Aydın DOĞAN kendi Grubunun çıkarlarına adam baksana nerdeyse KOÇ gibi oldu" dediği, İ.Y.' m "Koç'un çocuklarından zengin kızları ... paraya para demiyorlar" dediği, İ.Y.' m "... Turgay'a gelince Turgay bana sorarsan daha masum yani..." "Sadece 100 Milyon dolar makinalara ödedi abi" "... şimdi şöyle bir şeyden de korkuyorum şimdi bu sivil toplum örgütleri hep Aydın DOĞAN aleyhine bağırıyor ya" "CUMHURİYET ORAYA GİDİNCE ACABA ŞEY OLUR MU ? ..." dediği, İ.SELÇUK' un "...YAPTIĞIMIZ İŞ DOĞRU MU YANLIŞ MI BİZ BUNU ALNIMIZIN AKIYLA BÜTÜN DEVRİMCİLERİN KARŞISINA DA ÇIKARIZ KONUŞURUZ... mesela şu efendim Karikatür olayı artık bu kadar rezalete Cumhuriyet evet diyemez yani ben bir hafta önce o grubun servetini 5 kat efendim" "Yazıyor herifler bu tezgahı kuruyorlar bize bu tezgah bu yani o aptal da gidiyor bu işin içine giriyor Tan oral..." "Efendim Vatan gazetesi böyle bu demin söylediğin şey Aydm DOĞAN tabi bir mekanizmalarla oynuyor oynuyor bir hafta" dediği, İ.Y.' m "Bize ilgisi de bizi çok sevdiğinden falan filan değil abi" "Mutlaka bir yerde ihtiyacım olur diye" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet Fetullah Gûlen'le birlikte Cumhuriyet'in aleyhine bu keratalar anasının gözü öyle dostluk mostluk dediğin şey senin benim yuletimde vardır" "İbrahim şeyde televizyonlarda falan filan duyuyorum bütün yolları mollorı limanları mimanları herşeyi satışa çıkarıyorlar yani o konuda Balbayla konuşun da ve görünmüyor Gazetelerde mazetelerde görünmüyor bu kimsenin de işine gelmiyor bütün karayollarını falan satıyorlar ya yani bu korkunç bir sürecin içine girdik" dediği, İ.Y.' m ...başlık da Türkiye yi satıyorlar olabilir fiks sütun yav inanılır gibi değil" "...TÜRKİYE YE Bİ MÜDAHALE FALAN OLMAZSA ELDEN GİTTİ BU TÜRKİYE", "...buraya futbol federasyonu başkanı geldi Haluk Ulusoy görevden alınan" "...Doğu Paşayla da tanıştı..." dediği, İ.SELÇUK' un "...BİR DE ŞEY BU EFENDİM POSTADA BUGÜN MUAZZAM BİR İSİM VAR TOKAT'IN TURHAL, İLÇESİNDE YANİ 60 BİN NÜFUSLU 50 BİN KİŞİ KATILMIŞ ŞEYE POSTA'YA Bİ BAKIVER ŞİMDİ ONU DA


AYRI BİR" "CENAZE ŞİMDİ CENAZELERİ BİR BİR CENAZELER SAYFASI DA YAPABİLİRİZ BAK YANİ BÜTÜN BU FOTOĞRAFLARI YANYANA GETİRİRİZ TÜRKİYE TEK YÜREK OLDU CENAZELERDE DİYE" "...BİR TARAFTAN TEKBİR GETİRİYORLAR BİR TARAFTAN TÜRKİYE LAİK KALACAK DİYE BAĞIRIYORLAR ORDA DA KARIŞIKLIK BAŞLADI" "...kısa kesin demesi Amerikanın boşuna değil Türkiye bir yere doğru gidiyor böyle TÜRKİYE BİR YERE DOĞRU GİDİYOR ONDAN KORKMUŞLARDIR PEZEVENKLER" "Evet efendim sen onun dışında arkadaşlara söylersin" "Şükran'a Hikmet e şuna buna falan" dediği, İ.Y.' m "Savunulacak bir şey yok yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Yok nasıl olur ya sen gazetedeki karikatürünü gazete için mi çizdin Yeni şafak diyor ki bizim için çizdi diyor" "Bize başka birşey çiz biz biz aynı karikatürü bize veriyor ve gazetenin fikriyatının aleyhine konuşuyor..."dediği, Tape:1843, 03.03.2008 günü saat:10.55 sıralarında İlhan SELÇUK ile A. C 'un yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "...DOĞU PERİNÇEK İLE KEMAL ALEMDAROĞLU GELDİLER BANA" dediği, A.C un "Evet onu onu bilmiyorum da işte Kemal telefon etti bana" "...Balbay ile konuştum dedim ki yarın geliyor saat 14:00 de Haberal ile randevusu var ama öncelikle seninle konuşması lazım..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bu Haberal ile Balbay'ın arası iyi değilmiş galiba birileri söyledi" dediği, A.C un "Önemli değil şimdi" dediği, İ.SEÇUK' un "Önemli önemli değil" dediği, A.C un "Balbay koordinasyon sağlayacak.." dediği, İ.SELÇUK' un "ŞİMDİ YOL UÇAK ÜCRETİNİ VERELİM Mİ YOKSA GEREKMEZ Mİ KEMAL ALEMDAROĞLU" "YANİ DURUMU NEDİR ONUN" dediği, A.C un "Onun durumu iyidir ama ben bir çıtlatayım bakayım" dediği, İ.SELÇUK' un "... BU İŞLER SENİN ÜSTÜNE VAZİFE" dediği, A.C un "YANİ BEN ZATEN ALDIM O İŞİ BALBAY'LA DA KONUŞTUM ONLARI KOORDİNE ETTİRİYORUM" dediği, Tape:1844, 10.03.2008 günü saat: 13.08 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.' m "... Genel Kurmay Başkanımız GÜNEŞ'İ dinlediniz" "Kızdı CHP ye çok kızdı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya gereksiz işler yapıyor" dediği, İ.Y.' m "Gereksiz bence de yaptığı iyi değil şimdi yani durup dururken tekrar böyle ortam bu şekle dönecek" dediği, İ.SELÇUK' un "Acaba bir şeyin yani zeminini mi oluşturuyorlar" "Bunlar yoksa bir başka bir şey mi yapacaklar ya" dediği, İ.Y.' m "Abi sanmıyorum ya böyle bir şey yapacaklarını" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi program artık belli oldu yani bu Amerika ile bu iktidarın programı şimdi bu kuzey efendim Irak'taki kurt bölgesi federe devlet" ".. .onu şimdi bağlayacaklar 3 bölgeli federasyon Irak'ta efendim Türkiye'de de efendim biliyorsun federe lafı ağızlarda dolaşıyor vilayetler milayetler zaten falan Türkiye'de de çözüm olarak orda bir Güneydoğu'da bir federe devlet kurulduğu zaman zaten aradaki sınır efendim var ya da yok yani neticede bu iş kendiliğinden gerçekleşmiş olacak" dediği, İ.Y.' m "...Şeyde enteresan bu kadar niye gerildi bu iş anlamadım abi ya şimdi isim vererek BAYKAL' in ismini vererek hakaret diyorsun söylediği sözleri hakaret olarak aldık diyor Genel Kurmay Başkanı ismini vererek söyledi" dediği, İ.SELÇUK'un "iktidar yerine bu sefer ana muhalefeti aldı karşısına neyse" dediği, İ.Y.' m "CHP de açıklama yaptı biz sözlerimizin arkasındayız dedi karşılık öyle iki şey devam edecek bakalım durup dururken" dediği, İ.SELÇUK' un "...Cumhuriyet'te bir neredeyse tasfiye oldu 4 kişi gitti değil mi" "Toktamış efendim Selim İLERİ," dediği, İ.Y.' m "Tan ORAL Erdoğan AYDIN" dediği, İ.SELÇUK' un "...Erdoğan AYDIN da biliyorsun gene bir şeye gitti" dediği, İ.Y.' ın "ROJ TV ye çıktı konuştu" dediği, İ.SELÇUK' un "Kabul edemeyeceğimiz bir iş yaptı oda demek oluyor ki böyle ama gazetemiz Allaha şükür iyi yürüyor falan filan bakalım yani onun dışında" "Genel Kurmay Başkanı meselesini o zaman manşete çıkarmayalım" "Yani çünkü böylece bu işi büyütmek istemediğimizi duyurmuş oluruz" dediği, İ.Y.'m "...CHP ile Genel Kurmay bu tür bir tartışmaya girmesi saçmalık biri sussa ötekide susacak" dediği, İ.SELÇUK' un "Bu şeye ne diyosun peki Özal'm gözaltına alınmasına ?" dediği, İ.Y.' m "Abi telefona takılmış büyük ihtimalle bu aralar eski Anap'lı o CHP belediye başkanı eski ANAP lıydı bir telefona takıldığı söyleniyor telefon hep telefon dinlemesi biliyorsunuz bu operasyonlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "YAV BİZİMKİLERİ DE DİNLİYORLARDIR AMA BEREKET" "...BURAYA BİR YIĞIN İŞTE GENERAL GELİYOR BİLMEM NE GELİYOR FALAN BAKTIĞINIZ ZAMAN DIŞARIDAN DİNLİYORLAR ÇÜNKÜ BELLİ MESAFEDEN DİNLEYEBİLİYORLAR" dediği, İ.SELÇUK' un "DİNLİYORLAR DİNLİYORLAR" "BİZİ ŞEYDE DE DİNLEMİŞLERDİ AMA BİR ŞEY ÇIKMAMIŞTI YANİ 12 MARTTA" "Bir de bu din dersleri meselesi var" dediği, İ.Y.' m "Evet bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor falan" dediği, İ.SELÇUK' un "Yav şeyi tanıyomu?" dediği, İ.Y.' m "Kimi abi?" dediği, İ.SELÇUK' un "Biz iki kez gittik galiba BALBAY tanır şu herifle bir konuşma monuşma yapalım mı?" dediği, İ.Y.' m "Diyanet işleri Başkanı mı diyorsunuz?" "Olabilir abi" dediği, İ.SELÇUK' un "AÇILSIN AÇILSIN YANİ İŞİ BİRAZ KIZIŞTIRALIM" dediği, Tape:1845, 13.03.2008 günü saat: 12.38 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

İ.SELÇUK' un "Şimdi oraya şey geldi Mehmet KARAMEHMET" "...Murteza ÇELİKER i unutuyorlar böyle bu Sanayi Odasından Tanlı KÜÇÜK mü ne" ".. .Mehmet KARAMEHMET'de gene yani aynı ortamdan geliyor herhalde şeyi söylemek istedi tabi çok şey değişiklikler olacak diyor önümüzdeki yıla çok büyük medyada değişiklikler olacak diyor" dediği, İ.Y.' m "Hı Aydın DOĞAN a gitmeyin diyor" dediği, İ.SELÇUK' un "...Sabah grubunda büyük değişiklikler olacak dedi herhalde MÖRDOK'ta girecek falan öyle anlaşılıyor" "...Osman BERKMEN de vardı tabi onlar biliyorsun ayrılmaz" "İşte biraz Turgay'da Aydm DOĞAN dan da bahsettik bu daha sakin daha şeysiz yani tek böyle iki tarafla da anlaşabilir gibi bir durumu var ama bugün akşam gene bindirmiş değil mi?" dediği, İ.Y.' m "...şu Aydm DOĞAN in ipliği pazara çıkacak hükümet bunu bitirecek herkes onu söylüyor abi" dediği, İ.SELÇUK' un "EVET AMA ORDA ŞÖYLE BİR KADER BİRLİĞİ VAR AYDIN DOĞAN I BİTİRİRSE CUMHURİYET İ HAYDİ HAYDİ BİTİRİR" "...ORADA BİR YAZGI BİRLİĞİ OLUŞTU GİBİ" dediği, İ.Y.' m "...Aydm DOĞAN la hesapları başka abi hergün gidiyorlarmış" "...bakanlara milletvekillerine Aydm DOĞAN' m adamları kendi işleriyle ilgili iş takibi istiyorlarmış Erdoğan demiş ki asla onun işlerini takip etmeyeceksiniz demiş kim ederse demiş karşısında beni bulur demiş" dediği, İ.SELÇUK' un "E bu hesaplaşma ama şimdi" dediği, İ.Y.'m "İdeolojikten öte menfaat menfaat ilişkisi var orda abi" "Cepheler belli oldu mu işte bu KARAMEHMET Aydın DOĞAN Turgay CİNER' de birbirine girince onlar daha da rahat bu işleri hallediyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "... burada Turgay'm gözü Aydm DOĞAN'dan başka hiçbir şey görmüyor" "Aydm DOĞAN'ı da öyle bitirecekler dün bu da konuşuldu yani bu açıkladık..." "Karamehmet evet o da öyle o da çünkü yani dün baktım sofraya işte hanımlar var o hanımlar işte Atatürkçü hanımlar" "...birde dünkü gözlemim şu" "ASKERE BAĞLAMIŞ HERKES ŞEYİNİ" dediği, İ.Y.' m "Umut umut asker" "Asker ne yapsın abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Bende onlara Doğan AVCIOĞLU' nun öyküsünü anlattım" dediği, İ.Y.' m "Tamam abi bu şeyimiz var bugün işçiler Tıp Bayramı falan sosyal güvenlik yarın eylemler var ya bugün ordan gideceğiz" dediği, İ.SELÇUK' un. .'BİRAZ SOLCULUK YAPALIM YA ÇOK UZAKLAŞTIK SOLCULUKTAN” “BİRAZ, SOLCULUK YAPALIM HAKKATEN İYİ DÜŞÜNMÜŞSÜNÜZ" dediği, İ.Y.' ın ÖYLE ÖYLE İYİ OLUR YÖK TOPLANTI FALAN FİLAN AMA BUGÜN BİZ İŞÇİLERİ MEMURLARI YUKARDA GÖRECEĞİZ ABİ BİRAZ İŞİ DEĞİŞTİRELİM" dediği, Tape:1846, 15.03.2008 günü saat: 16.54 sıralarında İlhan SELÇUK ile M.B.' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; M.BALBAY' m "Siz dünkü yazının dibindeki gibi olay abi hani ağır sonunda bilesiniz birşey olursa ağlamayın diyordunuz ya dünkü yazıda bugün değil de" dediği, İ.SELÇUK' un "Hu evet denk düştü değil mi" dediği, M.BALBAY' m "Tam aynı güne düştü değil mi abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Herkes te zannedecek ki bütün bu işleri biz biliyoruz" dediği, M.BALBAY' m "Valla biliyordu ucundan gösterdi daha doğrusu dibinden gösterdi diyecekler abi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Bugün de hep edepsizlik ederlerdi baktım hiç ses yok orda" "...işte demin Turan telefon etti diyor ki yani bu partiyi kapatamazlarsa bu harekat başarılı olmazsa geri çekilirse felaket olur" dediği, M.BALBAY' m "Felaket abi yani ondan sonra artık ondan sonra kimse neyi nasıl öngür artık zor abi yani" "...bu şey muhalefet şey olacak abi MHP bu medya AKP medyası kervanına katılmayacak dava sürecidir diyecek" "...CHP katılmayacak ben Baykal la da konuştum bu dava sürecidir diyecekler bir kaç gün duracaklar yani Demireî le bir konuştum abi yani bir şey yazma dedi ben ne dersem ters anlıyorlar bunlar dedi uzun uzun uyarmaya çalıştık dedi ağır bir laf etti bu salaklara hani biraz da şey" "...bu görünüyordu dedi Ateş yakar Su ıslatır bu davada açılır dedi hani bu söyle görünüyordu" ".. .Amerika işte milli iradeye saygı gösterimi Türk milleti 2007 de bunu milli iradesini göstermiştir .Gibi bir şeye girmiş 1er ama öyle olamaz diye bir şey yok ordan böyle açıklama var abi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi Balbay bu efendim ordu yerinde kalırsa efendim bunlar dokunamazlar ona buna ve ordu bekçi gibi kalırda yargı görevini yaparsa gerekli şeyler olur gibime geliyor" dediği, M.BALBAY' m "Evet abi aynen öyle kalacak abi" dediği, İ.SELÇUK' un "...bir hukuk operasyonu gibi olacak zannediyorum herhalde öyle planladılar" dediği, M.BALBAY' m "Öyle abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani asker yerinde duracak ama bunu hızla yapmalılar şimdi ne olacak eğer çok da direnirlerse falan o zaman asker hukuksal olarak haklı duruma geçecek" "Bu zannediyorum daha derinden bir operasyon rARSLANtısal değil zaten konuşmuştuk daha önce" "Ne oluyor kardeşim ben seni kapatıyorum yaa ben milli iradeyim falan filan direnmeye kalktığı zaman elinde güç olmayacak" "Başka şeylere kalkarsa falan ordu orada bir gerideki sağlam güç olarak durursa bunlarm şeyleri kırılır ... otoriteleri" "Ordu ordudur yargı yargıdır verdiği kararda budur kardeşim sen bu karara riayet etmek zorundasın..." "Cumhurbaşkanından Başbakanına kadar Başsavcının dava açtığı kişiler" "Yani zanlı" dediği, M.BALBAY' m "Iıı Şuanda Çankaya köşkünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının laikliğe karşı hareketlerin odağı dediği bir kişi oturuyor abi" "Hu çok tartışmalı gidecek ve iyidir abi be bu tartışmalı olması bunların" dediği, İ.SELÇUK' un "Yalnız Doğan gurubu şey yaptı" dediği, M.BALBAY' m "Nötr" dediği, İ.SELÇUK' un "Değil mi., doğru dürüst radikalin dışında fena değil" dediği, M.BALBAY' m ".... Abi bir de bu ibrahim aradı bu doğan gurubuna geçişle şeyler çok erken abi ama hiç pazarlık şansımız yok mu ? acaba abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "...Mehmet KARAMEHMET le o da diyor ki acele etmeyin o diyor sabahta diyor çok şeyler olacak diyo neyse açmadı ama nesi olduğunu söylemedi ama orda birşeyler bekliyorlar bilmiyorum" dediği, M.BALBAY' m "Şey Karamehmet Doğan gurubuna değil mi abi karşılıklı bir savaş" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet evet evet öyle öyle onun da söyledik ..." dediği, Tape:1847, 16.03.2008 günü saat:16.18 sıralarında İlhan SELÇUK ile Emre KONGAR' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "Laf aramızda zatı aliniz de bir askeri müdahalenin de gerekçesini oluşturmuştur." Dediği, E.K.' ın "Galiba bakalım" dediği, İ.SELÇUK' un

"Yav Çok şey çok muzirsiniz bu telefonların dinlendiğini bilmiyor musunuz." Dediği, E.K.' m "Biliyorum biliyorum bi şey demiyorum ben siz diyorsunuz valla ben hiç birşey demiyorum ben bütün telefonların dinlendiğini biliyorum cepler evler cumhuriyet zaten cumhuriyeti de biz istedik dilekçe verdik dinlensin diye" dediği, İ.SELÇUK' un "...ben ne kadınlarla konuşurken nede dostlarımla konuşurken gümrüksüz konuşuyorum çünkü neyin şaka neyin ciddi olduğunu gerizekalılar bilmezler" "...işte tarihe yazılmıştır efendim mahkeme zabıtlarına yazılmıştır bide" dediği, Tape:1848, 16.03.2008 günü saat:17.09 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bay an/İ. Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "Ben iddianame üzerinden sadece" "Dedi ki bu tarihe ve adliyeye yazıldı dedi" dediği, İ.Y.' m "...Erdoğan da şimdi her yerde konuşuyor ...bunlar geri durmazlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Durmazlar durmazlar ama yorulur yakında" "...bu dönemin bir adli belge yani işte kardeşim siz bunları bunları bunları yaptınız diye fena olmadı tabi" ".. .herhangi bir hareket olduğu zaman bu iddianame bir belgedir adli belgedir" "İş zaten galiba oraya gidecek anladığım kadarıyla" dediği, I.Y.' m "...bizim Mehmet Faraş'm yazısı vardı bu savcıyla ilgili işte biraz atalarını dedeleri falan filan yazmış, savcı Mehmet'i aramış Mehmet Faraş'ı aramış telefonla" "Önce koruması aramış sonra kendisi aramış ve cep telefonunu vermiş sizede çok selam göndermiş" "...bu iş çatışmaya gidebilir ya bi korksun diye çatışmaya gidebilir demiş" "O da ben görevimi yaptım demiş falan şimdi yani yazabilirsin yazmayabilirsin..." "Sen o aranızda konuştularınızı yaz bi metin haline getir çünkü adamı da zor durumda bırakan bir şey yapmayalım bak Cumhuriyete konuştu" "...hemen zaten polis moîis falan böyle korumaya almışlar çatışmaya gidebilir demiş korkum var demiş adam bu işlerden belli ki o da tabi sıkıntıda kolay değil abi böyle bir şey şimdi hedef her yerde hedef gösteriliyo adam" "...asıl Taraf gazetesini gördünüz mü abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya gördüm kepaze" dediği, İ.Y.' in "Ya böyle bi rezillik olur mu ya" "Abi ben acayip bi iş abi bu işi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani bi şey varmış altında gibi ya da çıldırdılar satamıyolar diye" dediği, İ.Y.' m "Abi ne demek ya suçluyoruz herkesi suçlamaya çağırıyoruz şikâyet edenler Taraf gazetesi çalışanları" "İlktir abi Türkiye'de böyle bi şey ben bilmiyorum hatırlamıyorum" "...Vakit gazetesi varya işte ondan beklenebilir" "Ama bunu Taraf gibi gazete yapıyosa bu işin altmda başka bi şey var abi, başka bi şey var ya çok büyük bi para var ya da bunlar tam satılmış abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Ne kadar satıyo şimdi" dediği, İ.Y.' m "Abi bir ara 5-6 bindi sonra 12-13 e çıktı bakalım bu hafta ne yapar ama bunlar da dağıtmaya başladıkları için bunlarm satış falan artık yapabilirler bi bakarsınız bir günde 50 bine çıkmış olabilirler abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla dediğin doğrudur kendini dağıtmış bi gazete" "Suçluyoruz ve herkesi suçlamaya çağırıyoruz" dediği, İ.Y.' m "Böyle bi gazetecilik var mı" dediği, İ.SELÇUK' un "Başsavcıyı yargılayın falan müthiş ya" "...ben bakıyorum Ahmet ALTAN'm yazışma" "O kendinden geçmiş o yani ne yapacaklarını şaşırmışlar" dediği, İ.Y.' m "Sizede orda hafiften bi kılçık var gazetede gördünüz mü" "Evet İşaret Fişeğini İlhan SELÇUK'tan diye haber yapmışlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "... dikkatli bakmadım bu Çetinin iki oğluda iki gazetede ikiside başyazar tam tırlattılar keratalar" "...İşaret Fişeği İlhan Selçuk'tan" dediği, İ.Y.' m "Cuma yazısını almışlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Birader herkes soruyo ya amma tutturduk" dediği, İ.Y.' m "Abi hem o yazı tuttu hem de geçen hafta bizim türban reklâmları vardı hatırlı yomusunuz" "Yine denk geldi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Aslında bizim Orhan ERİNÇ'e söylemelide bi şey yapmalı ona" dediği, İ.Y.' m "Bunu ben kısa böyle bi haberleştirelim mi millet görsün mü ne yapayım manyak mı bunlar ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla reklâmını yapmış olursun" dediği, İ.SELÇUK' un ". ..şimdi bu herifler kafaya koymuşlar Amerika merika Avrupada bunların arkasında bunlar bu işi bitirmeyi düşünüyolar di" "Bu Başsavcının şeyi üzerinde de düşünürler şimdi ulan bu bizim aleyhimize bir dosya var ve burda davalıyız biz şimdi herhangi çatışmada matışmadan sonra ortalık birbirine girerse ve askerde müdahale zorunda kalırsa elinde şey var dosya var şimdi ya olaym bu tarafını da düşünmek lazım" "Ama çok kuvvetliler ya bu keratalar" dediği, İ.Y.' m "Abi işte bugün bakıyorum kaç tane gazeteleri oldu şimdi Bugün, Star di bilmem ne hepsinde kıyamet gibi gazeteleri var abi ellerinde" dediği, Tape:1849, 17.03.2008 günü saat: 11.02 sıralarında İlhan SELÇUK ile Bilgi/Emre KONGAR' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle;

E.K.' m "...şeyi okuduz mu Ahmet Hakan" "Kapatılacak diyor ve bitakım şeyler sıralamış niçin kapatılacağına ilişkin ondan sonra kendiside onları yazınca arkasında diyor ki dikkat edin kapatılacak demem kapatılsın demek anlamına da gelmez filan diyor ama bi okuduğunuz zaman" "Yani camianın içinden gelen bi kişinin bunlara nasıl eleştirel baktığını ve bunların yaptığı bütün hataları gördüğünü" "Anlıyon mu müthiş önemli bi yazı bence" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi efendim bu olay tabi bütün kıyamet mıyamet falan aynı zamanda büyük bir korkuyu ifade ediyor şimdi Hürriyeti açtım Ahmet Hakan a baktım bence kapatılacak evet şimdi Tayyip in o meşhur şansı dönüyor mu" "Altında da o başlık var... Anayasa yi manayasayı değiştirip bu Başsavcıyı tasviye etmek istiyorlar" dediği, E.K.' m "Evet ve maalesef orda MHP nin ve DTP nin de desteği var" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim olabilir o zaman daha iyi olur" "Davayı baştan kaybetmiş olurlar" dediği, E.K.' m "Rezalet olur ya öyle şey" dediği, İ.SELÇUK' un "... şimdi burada girişilen nokta şu kardeşim şimdiye kadar rejimi kurtarmak için kim müdaha etti asker değil mi" "İlk kez anayasa mahkemesi müdahale edicek" dediği, E.K.' m "Evet veya ikinci kez çünkü bide şey Refah ta yaptılar" dediği, İ.SELÇUK' un "He Refah ta da evet oldu dur bakayım Refah ta Anayasa mahkemesi ne yaptı ki ya" dediği, E.K.' m "Kapattı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ama o kapatma şeyde değildi" dediği, E.K.' m "Dava iktidardayken açıldı kapatma düştükten sonra oldu" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet çünkü orda bir Demirel in bir efendim kulisteki bir operasyonuyla" "Yani başbakanlığı Erbakan a vermedi olay bu" dediği, E.K.' m "Ama dava iktidardayken açıldı" dediği, İ.SELÇUK' un "Hı şimdi burada bugün Mümtaz'm yazısı da çok güzel" "Diyor ki yani fena bişey değil işte diyor asker mi gelseydi falan" dediği, E.K.' m "Tabi tabi" "...iradeyi külliye iradeyi cüzziye meselesi..." "Evet Allah bişeyleri belirtiyor ama yani insanında bi iradeyi cüzziyesi var günah işleten şey oda yani günahı çünkü başka türlü açıklayamıyorlar biliyorsun" dediği, İ.SELÇUK' un "Eyvah sizde ayvayı yemişsiniz" dediği, E.K.' m "Evet sizde... efendim siz Şeyhülislamlığa soyunca bizede imamlık kaldı" "... Serdar Turgut usta yazmış Türkiye ye derin devlet lazım ama işte ... ciddi bi derin devlet diyor böyle ... olmaz falan diyor yani" dediği, İ.SELÇUK' un "...ben iki tane konuşmadan çok memnun oldum bunlardan birisi Kara kuvvetleri kumandanının konuşması" "Öbürü Genel kurmay başkanın son konuşması şimdi bunu orada bir gurup bir heyet hazırlamış bu konuşmaları bunları vaziyeti gördükleri anlaşılıyor bir ikincisi herşeye karşm müdahale etmiyor dikkat edin" "Öyle görülüyor belki arada bazı hatalarda olmuyor değil işte o efendim elektronik muhtıra bilmem ne falan ama yani neticede konuşmanlar arasında şu veya bu kişiler olabilir ama arkada galiba bir grup oluştu öyle bir hissiyat var içimde efendim şimdi bu şeyde yani bu parti kapatma davası da zannediyorum epey düşünüldükten sonra çünkü adam daha önce uyardı farkmdaysan"" Bende Ankara ya gittiğim zaman bu işler konuşuldu monuşuldu" "Bizde biraz böyle es geçtik falan ama kulağımıza gelmiş hepimizin gelmişti de ... esas mesele kuvvetler dengesinde bu adamlar yani mülteciler yani bu dinciler Türkiye nin içindeki kuvvet dengesinde ağırlığı kazandılar" "Ve bunlarda dış kuvvetlerce destekleniyorlar.” "Gelip bağlanıyor burada şimdi ordu geride kalıyor ama bu adamlar ne yaparlarsa yapsınlar bunla hakkında bir iddianame tanzim edilmiştir bu ne demektir senin benim yazdığım yazılar başsavcının iddianamesinde artık bir hukuk değeri kazandı" dediği, E.K.' in "Tabi" dediği, İ.SELÇUK' un "Değeride artık gazete polemiği falan değil bak buda bir yazı edebilir" "Yani bir hukuk değeri kazandı ha efendim dava kazanılır mı kazanılmaz mı o ayrı mesele o o ayrı mesele" dediği, E.K.' in "Efendim şimdi ordaki görüp biliyorsunuz o billurlaştı yavaş yavaş onu ilk Kabaoğlu söylemişti Kaboğlu söylemişti İbrahim Kaboğlu" "Eğer kapatılırsa bu süreç sonunda mesele yok ama eğer kapatılmazsa AKP daha güçlenerek giricek seçimlere..." dediği, İ.SELÇUK' un "Doğrudur doğrudur" dediği, E.KOGNAR' m "Mağdur ve ... öyle bir sıkıntı var" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet mağdur ve mazlum olarak evet o o tarafa doğru gidebilir yani bu tabi savaş devam ediyor" "Savaşım devam ediyor çeşitli olasılıklar bunlar" dediği, İ.KONGAR' m "Yani şakası yok" dediği, İ.SELÇUK' un "İşte zati aliniz bu savaşın içindesiniz" dediği, E.KOGAR' m "Yok efendim" dediği, Tape:1850, 19.03.2008 günü saat:12.18 sıralarında İlhan SELÇUK ile Emre KONGAR' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "Ben artık sizlerden kopuyorum" dediği, E.K.' m "Ne o çok mu sosyeteye katıldınız?" dediği, İ.SELÇUK' un "Artık benim yerim başka tarafta" dediği, E.K.' m "Üst üst sosyetede mi?" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet yani ben sizlerle ne yapayım?" "...aman efendim kimler yoktu ki krem dö le krem dö le krem dediğimiz kişilerin arasında Soros çocukları mı yoktu" "Cengiz ÇANDAR 1ar mı yoktu" "Efendim kimler kimler efendim fakat işte vardı bi de kafa dengi olanlar Yıldız KENTER menter filan" dediği, E.K.' in "Çetin ALT AN vardır Çetin ALT AN vardı herhalde" dediği, İ.SELÇUK' un "Çetin ALTAN karısı efendim Ali SİRMEN" "...şeyin de karısı Canan BARLAS yani böyle bir şey içinde biz yani işte biz böyle evlendik bakın çocuklarımız burada torunlarımız burada " dediği, E.K.' m "...en önemli gelişme tabi bu Bahçeli nin tavrı yani birdenbire orada bi şey olduğu anlaşılıyor bence bütün gidişatı Bahçeli nin verdiği destek etkilemişti yani bu Cumhurbaşkanhğı Seçimini hatırlaym ilk ilk Bahçeli nin şeyi desteği orada ortaya çıktı Cumhurbaşkanlığı seçimi türbandı bilmem neydi şuydu buydu derken tam anlamıyla 2/3 çoğunlukla takır takır şeyden her şeyi çıkartıyordu şimdi ilk kez Bahçeli yargıyla oynamayın demeye başladı şimdi bence bu bence bu şey çok çok önemli bir değişme çünkü bi olabilir olabilir olabilir da olmayabilirde ben o adamın ne yaptığını hiç anlamadığım için yani çünkü adam kendi ipini çeken bi adam yav 2002 şeyinde koalisyonunda yani onun için yani bu kulağını mı büktüler bacağını nu kırdılar bilmem kendisine vahiy mi geldi bilmek mümkün değil ama bi şeyi ortaya çıktı şimdi artık mecliste bunların işi eskisi kadar kolay olmayacak o bir;" dediği, İ.SELÇUK' un "Şey vahim yav yani bana dava açtılar ben Anayasa yi değiş...." dediği, E.K.' m "...siz her halde uyarmışsınız bu bakır çağların şeyini koymuşlar girmişler birden girip altıya koymuşlar o çok önemli bir olay çünkü o adam tarafsız bir adam yani böyle Ergun ÖZBUDUN gibi dansöz değil veya Kanadoğlu veya Vural SAVAŞ gibi işte Militan-Laik filan denilen bir adam değil bu ciddi bir Anayasa profesörü bizim hukukçu onun söyledikleri çok etkileyici yani ..." "Bugün Şakir telefon etti ECZACIBAŞI o da çok çok bağırıp çağırıyor telefonda insanın kafasını ütülüyor aptala çeviriyor ... ben bu adamlara diyor önce diyor çok diyor kredi açtım diyor işte filan ama diyor bunlar diyor anamızı belleyecekler diyor hepimizin çanına ot tıkayacaklar" ".. .bu Rıda Sakin ve şeyle filan ve sanıyorum sonunda hukuk mukuk yani bu kapatmaya kadar veya en azından cezalandırmaya veya bazılarını yasaklamaya filan gidebilir garip şeyler olabilir" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim asker yargı efendim memleketin önde gelen bir takım kişileri ne yapacaz ne edecez diye bence zaten düşünülüyordu hep düşünüyorduk herkes ne olacak halimiz yav falan filan şimdi bir askeri müdehale ortamı değil yoksa yapaklardı çoktan” “bu sefer dediler ki yav elde bir şey var ... zannediyorum yargıçlar da üzerinde çalışmışlardır ya o kadar aptal değiller." "Bu sefer yargıç olarak görevini yapıyor şimdi anlaşılıyor ki yani bu AKP iktidarı yargıyı kendine benzetmeden yargı onu benzetecek." Dediği, E.K.' in "...Çünkü işte Vural Savaş söylüyormuş çok geciktiler falan diyormuş. Hayır çünkü ne yargı kalacak ne ordu kalacak, ne üniversite kalacak..." "...Mehmet in şeyinde temas ettiğiniz veya gecesinde konuştuğunuz karşılaştığınız insanlar bunların farkında gibi mi yoksa.." dediği, İ.SELÇUK' un "...hayret ettim, bütün gece oraya işte bir orkestra işte bir şeyler ... şerkıcılar filan., bütün gece dans ettiler" "Hayret ettim bizim Çetin Altan bütün gece dans etti yav" "...BARLAS, Canan BARLAS, Perihan aynı masada ... Çetin ayrı bir masada, Yıldız KENTER, Ali SİRMEN vs. falan orada oturdular" "...bence en önemli olaylarından biri Hürriyet te Ertuğrul ÖZKÖK ün yazısı" dediği, E.K.' m "Müthiş bir yazı" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani burada ERGENEKON olayını" "Bizden önce Hürriyet ele aldı" "Bende memnun oldum" "...şimdi iş geldi geldi ERGENEKON la efendim başsavcının birleştirilmesine geldi" "...Ertuğrul ÖZKÖK ün yazısından atfen yazmak lazım şimdi ... adam dedik ki bu ERGENEKON davası niçin açıldı ...di mi" "Yani müthiş bi olay Yargıtay Başsavcıyla ERGENEKONu birleştirdi" "Bu sebeple de bu tabi Doğu PERİNÇEK in falan şeyi kaygıları yerli yerindeydi bundan dolayı ERGENEKONun daha iddianamesi bile yok herkese beni... istiyorlardı" dediği, E.K.' in "Ve de Derin Devlet bize karşı diye yani işte işte işte ERGENEKON işte Derin Devlet işte bize karşılar" dediği, İ.SELÇUK' un ".. .bu arada biz farkmdaysanız Doğan a geçtik Doğan Grubuna" dediği, E.K.' m "Evet evet nasıl farkında olmam canım her gün izliyoruz işte onu dün biraz" dediği, İ.SELÇUK' un "...öyle bir noktaya geldi ki Türkiye bütün köşe yazıları aynı konuyu yazıyor" dediği, Tape:3879, 27.02.2008 günü saat:10.04'de İlhan SELÇUK ile Server..? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; SERVER'in "Ben bu Pazar günü geliyorum" "Ama öyle bir Türkiye ye geliyorum ki" "Korkunç korkunç yani" dediği, İLHAN'm "Ee bu şeye yani büyük bir çalkantı ve istikrarsızlık var tabi" "Bir anlamda da iyidir çünkü her şeyi kabullenen bir Türkiye olmadığı da ortaya çıkıyor" dediği, SERVER'in "Öyle diyorum ben bunlar yönetecek insanlar değil bunlar sokak adamları" dediği, Tape:3880, 03.03.2008 günü saat:10.56'da İlhan SELÇUK ile Alev..? arasındaki telefon görüşmesinde özetle; İLHAN'm "Biliyorsun Doğu Perinçek bi de Kemal Alemdaroğlu geldiler bana" "...şimdi efendim bu Kemal Alemdaroğlu'yu akşam yemeğe davet ettik biliyorsun" "Şimdi uçak ücretini verelim mi yoksa gerekmez mi Kemal Alemdaroğlu'na" dediği, ALEV'in "Onu durumu iyidir ama ben bir çıtlatayım bakım" "Yani ben zaten aldım o işi Balbay ile de konuştum onları koordine ettiriyorum" dediği, Tape:3881, 05.03.2008 günü saat:16.50'de İlhan SELÇUK ile X Şahıs/E.K.arasmdaki telefon görüşmesinde özetle;

E.K.'m "Sizin Ankara izlenimleri nedir Mustafa neler anlatıyor" dediği, İ.SELÇUK'un "Efendim Balbay diyor ki bir kere şeyi sevdi onlar yani bu Hikmet'e karşı ciddi bir tedbir almak lazım efendim onu efendim alacaz şimdi burada benim beklediğim şeyler oluyor aslında yani Hikmet kendi kendisini tasviye ediyor" dediği, E.K.'m "Efendim onu şeyden almak lazım patronluktan patronluktan onu çünkü gene" "Gene öyle demiş ben demiş yaz Vakıf üyesiyim senin haddine mi düşüyor filan demiş yani" "Yav çok para istemiş ama ya 200 bin lira istemiş yav" dediği, İ.SELÇUK'un "Efendim şimdi o parayı biz Cumhuriyet ödemeyecek anlatabildim mi yani şeyin Aydın Doğan'm verdiği ile şeyin vereceği Çankaya Belediyesinin onun yüzde 90'ını hallediyor" "...ikinci olay bu Ankara daki çocuklarla da konuştum hani bir ara bizim bir şeyler hazırlıyorlardı falan filan da Ortadoğu daki grup" "Bu internetten sesli falan" dediği,

E.K.'m "Efendim bir dakka şimdi araya santral filan giriyor ben hemen sizi arayım kapatın siz" dediği, Tape:3882, 14.03.2008 günü saat:13.17'de İlhan SELÇUK ile M.B. arasındaki telefon görüşmesinde özetle; MUSTAFA'nm "VALLA İYİYİZ HALKIMIZ KIPIRDADI ABİ YAV" "VALLA KIPIRDADI BUGÜN HİÇ DEĞİLSE BİRAZ EYLEMLER FENA DEĞİLDİ YANİ" "İYİYDİ ABİ İYİYDİ PEK ÇOK YERDE KATILDILAR İYİ YANİ BÖYLE BİR EYLEM EN SON 1991 YILINDA DENENMİŞ ABİ" "BAKALIM YANİ MUSTAFA ÖZBEK ARADI DİYORKİ TURKİSH YÖNETİMİNE DE BEN HANİ PERDE GERİSİNDE DE BİRAZ O VAR ZATEN SÜREKLİ DÜRTÜYOR EYLEM YAPALIM ŞEY YAPALIM BU YALANCI SÖZCÜĞÜNÜ YALATACAZ ONA DİYOR BAŞBAKANA" dediği, İ.SELÇUK'un "GÜZEL YAPMIŞ" "GÜZEL LAF YALANCIYI YALATACAZ İYİ" dediği tespit edilmiştir.

e)-Diğer şüphelilerle örgütsel irtibatları;Düzenle

Doğu PERİNÇEK İle; Şüpheli İlhan SELÇUK beyanında; "Doğu PERİNÇEK' in siyasi parti lideri olması nedeniyle ara sıra ziyaretine geldiğini, bunun haricinde herhangi bir ilişkilerinin olmadığını" beyan etmesine rağmen; Ankara ilinde işçi Partisi Binasında yapılan aramada ele geçirilen; "ÖNEMLİ 2 " ibareli CD'nin incelemesinde; 01.02.2008 tarih ve saat: 20.09 da Yazan: h, En son kaydeden: h olan "YARGITAY İLE İLGİLİ NOTLARIM" isimli word belgesi içerisinde; I.Selçuk'un yemeği en son ne zaman oldu. Silahçıoğlu en son ne zaman katıldı. Sahih bey, Yarsav başkanı katılıyor. Şeklinde notların olduğu görülmüştür. Doğu Perinçek'in ikametinde yapılan aramada, Fikret KAZANCI imzalı 27.04.2004 tarihli T.C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılmış, İşçi Partisinin Ak Partiyi kapatma dilekçesine eklenmek üzere gönderilmiş yazı olduğu, yazıda "Dosyanın Takviyesini Teminen: Ergün POYRAZ'in... Patlak Ampul Kitabı ve ".... ayrıca gazeteci yazar (Cumhuriyet Gazetesi) Sn. İlhan SELÇUK'un 17.07.2007 tarihli köşesindeki yazılarını birlikte sunuyorum " şeklinde yazıların olduğu tespit edilmiştir. Yine aynı yerde bulunan 75-78. sayfalarda Sayın İlhan SELÇUK'un dikkatine başlıklı "İsteğiniz Üzerine Cumhuriyet için bir yazı hazırladım. Konuştuğumuz konular sunuyorum Güncelliği nedeniyle biran önce yayınlanmasında yararvar gibi geliyor bana, takdir sizin" şeklinde başladığı ekinde "Cumhuriyet Yıkıcılığının Güncel politikaları" başlıklı 4 Haziran 1997 tarihli yazı olduğu tespit edilmiştir. Şüpheli İlhan SELÇUK'un ikametinde yapılan aramada ele geçirilen; Emniyet Müdürlüğünce; l'den 111'e kadar numaralandırılmış bilgisayar ve faks çıktısı doküman, (106-108 sayfalarda) 17 Mart 2008 tarihli, Sayın İlhan Selçuk Ağabey hitabı ile başlayan, "Konu: Cumhuriyet Gazetesi için yazı" şeklinde olan İP Genel Başkanı Doğu PERİNÇEK imzalı "Yargıtay Başsavcısının kapatma davası açması üzerine bir yazı hazırladım. Parti yasakları konusunda Türkiye'de kitabı olan tek hukukçuyum. Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Yargıtay Başsavcılığı iddianamelerinde kitabımdan çok uzun alıntılara yer verilmiştir. Lütfen okumanızı ve Cumhuriyet Gazetesi 'nde yayınlanmasını dilerim. Saygılarımla" ön girişinden sonra "Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül iktidarı yasadışıdır" başlıklı köşe yazısı olduğu tespit edilmiştir.

Şüpheli İlhan SELÇUK'un ikametinde yapılan aramada; Emniyet Müdürlüğünce; l'den 220'ye kadar numaralandırılmış bilgisayar ve faks çıktısı dokümanda, (150-158 şeklinde numaralandırılmış) Doğu PERINÇEK "Kuşatma Nerden ve Nasıl Yarılır" 16 Kasım 2003 tarihli Milli Hükümetin kurulmasının anlatıldığı, "...Kuşatma iç cepheden ve Tayyip Erdoğan hükümetinin düşürülmesi ile yarılır...Tayyip Erdoğan hükümeti nasıl bertaraf edilebilir ve Milli Hükümet nasıl kurulabilir? Tayyip ERDOĞAN iktidarı, Millet-Ordu işbirliği ile bertaraf edilebilir.Millet-Ordu işbirliği, hiçbir zaman saray darbesi anlamını taşımamaktadır. Millet-Ordu işbirliğinin unsurları milli Kuvvetler olarak adlandırılacaktır. Milli Kuvvetler şöyle sıralanabilir: Halk Hareketi, Milli Güçbirliği, Meclisteki milli Kuvvetler, Ulusal Medya (Ulusal Kanal vb), Türk Ordusu, Milli Kuvvetlerin esas belirleyici unsuru, halk hareketleridir " şeklinde yazı olduğu görülmüş olup şüpheliler İlhan SELÇUK ve Doğu PERINÇEK arasında örgütsel irtibat bulunduğu anlaşılmıştır. Şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ile: Tape:3892' de şüpheli İlhan SELÇUK ile İ.Y' m yaptıklan telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "Bizi işte bi şeyin başına geçirmek istiyorlar özellikle Kemal Alemdaroğlu çok ısrar etti ....işte şeyi birleştirelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde, işte biri o Ankara daki Türk metalin TVsi var" "Avrasya.... " "B kanal var. Burda da Doğu Perinçek kanalı ile bizim Tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir ..." şeklinde görüşme yaptıklan, kanallann ortak yayın yapması, bu şahıslann birleştirilmesi konusunda kendisinden talep olduğunu anlattığı anlaşılmıştır.. Tape:3880/3902'de, 03.03.2008 günü saat:10.56 sıralannda İlhan SELÇUK ile A.C.'un yaptıklan telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "...Doğu PERİNÇEK ile Kemal ALEMDAROĞLU geldiler bana" dediği tespit edilmiştir. Görüşmelerden de anlaşılacağı üzere, Kemal ALEMDAROĞLU'nun, İlhan SELÇUK ile görüşme yaparak, Ulusal Kanal, Avrasya, Kanal B, Kanal Türk gibi televizyonlann ortak yayın yapması, İlhan SELÇUK 'un bu işi organize etmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Şüpheli Mehmet Adnan AKFIRAT ile; Şüpheli M.Adnan AKFIRAT'a ait, QUANTUM marka, seri numarası 168302767583 bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede "İ. Selçuk ve M. Soysal'a soru" isimli metin belgesi içerisinde Adnan AKFIRAT tarafından yazılmış olan "Sayın İlhan SELÇUK, Çevik BİR ekibinin 21 Aralık 1998'de bir darbe girişiminde bulunduğuna ilişkin çok aynntılı bir haber hazırlamaktayız. Bu girişim içinde bulunan kişiler, sizin 26 Kasım 1998 tarihli "Güneşin mağripten doğması yakındır" başlıklı yazınızın 21 Aralık Darbesi'ni haber verdiğini belirttiler. Darbe girişiminin merkezindeki kişiler ile Nuruziya Sokak'taki Mason Locası'ndaki bir buluşmada sizin bulunduğunuz da ileri sürüldü. Bu konuya ilişkin sizin açıklamalanmza da yer vermeyi dileriz. Saygılanmızla" şeklindeki yazının bulunduğu buradan da Şüpheli İlhan SELÇUK ile şüpheli M. Adnan AKFIRAT'in 1998 tarihinde bazı olayları paylaştıkları görülmüştür. Yine Adnan AKFIRAT'tan ele geçirilen 8 sayfalık belge içerisinde "ÇEVİK BİR-EROL ÖZKASNAK ekibinin AMERİKANCI DARBE GİRİŞİMİ YAPACAKLARI ve bu darbenin sivil toplum darbesi olacağı yönetime el konulunca değişik makamlara gelecek kişilerin isimlerinin yazıldığı listenin bulunduğu belgede İlhan SELÇUK'un da isminin yeraldığı görülmüştür. Şüpheli M.Adnan AKFIRAT tarafından şüpheli İlhan SELÇUK'a gönderilen mektubun içeriğinde ERGENEKON Terör örgütünde yönetici konumunda olan İlhan SELÇUK ile örgüt üyesi Adnan AKFIRAT'ın irtibatlı olduğu görülmektedir. Ayrıca İlhan SELÇUK'un geçmişte ve günümüzde olduğu gibi 1998 yılında da darbe girişimlerini teşvik ettiği yönündebilgiler olduğu anlaşılmıştır. Önceki yıllarda samimi




ilişkileri olmasa bile Şüpheliler İlhan SELÇUK ve Adnan AKFIRAT'm 1999 yılında ERGENEKON terör örgütünün re-organizasyonu amacıyla oluşturulan yeni örgütlenmede birlikte yeraldıkları toplanan delillerden anlaşılmıştır. Şüpheli Ferid İLSEVER ile : Hikmet ÇİÇEK isimli şahsa ait, MY marka, seri numarası bulunmayan flash bellek üzerinde yapılan incelemede "|çLHAN SELC|ğ FERI|çT GO;eRU|eSjğ" isimli word dosyasının İlhan SELÇUK ile Ferid İLSEVER arasında gerçekleştirilen görüşme olduğu, görüşmenin içeriğinde: "Bir konuşmamızda İ.S iki çelişmeli cümle kullanıyordu: "Bize TV'yi verin" ve "Beraber yapalım". Daha sonra "beraberliği" şöyle açtı: "Bir taban hareketi olacak. Siz, G, Cumoklar, vb. Herkesin hissesi olacak. Ama, yukarıyla ilişki bakımından benim önderliğimde, C logosuyla. Böyle bir piramit için hisseleri dağıtalım." ibaresinin yer aldığı buradaki İ.S'nin İlhan SELÇUK, G'nin Gürbüz ÇAPAN olduğu, Ferid İLSEVER ve Doğu PERİNÇEK'in Ulusal Kanalı temsil ettiği dolayısıyla ERGENEKON Terör örgütü üyelerinden ele geçirilen Ulusal Medya 2001 ve Cumhuriyet Gazetesi Re/Organizasyon çalışması ile bire bir örtüştüğü, Notların devamında Cumhuriyet Tv'nin kurulması için Doğu PERİNÇEK grubunun elinde olan TV'yi İlhan SELÇUK'un önderliğinde alınarak kurulacağı, fakat bunun gerçekleşmediği, buradaki amacın 70 küsur yıllık Cumhuriyet ve Aydmlık'm TV zemininde bir sentez oluşturularak, Kemalist-Sosyalist ittifakının güçlenmesine ve Cumhuriyet Devrimi'nin ikinci taarruzuna hizmet etmek olduğu, Cumhuriyet gazetesinin MHP'ni desteklemesinden dolayı Doğu PERİNÇEK ve grubunun Cumhuriyet ile ortak yayın konusunda endişe duyduğu, F: MHP, NATO saldırısı, özelleştirme, hatta son polis operasyonu, her önemli konuda C'ten aynlıyoruz. C son aylarda çok değişti. Siz NATO saldmsmı alkışlıyorsunuz, biz karşı çıkıyoruz. Siz MHP'nin değiştiğini varsayarak koalisyonda yer almasını savunuyorsunuz, biz ise NATO'nun emrinde taşeronluk görevleri için ırkçı partinin iktidara getirildiğini söylüyoruz. Orduyu dinleyen polisi bile "yurtsever polisler" diye savunuyorsunuz. Nasıl yayın yapacağız? TV'nin fiyatı konusunda bilgim yok. İlgililer karşılıklı oturur, konuşur. Piyasadaki değeri ne ise, C olduğu için onun biraz altında bir fiyata satarız. İ.S (Sinirli bir tonda): NATO saldırısına nasıl karşı çıkacağız? Ordu Amerika'yla mı savaşsın? Amerika'yla takışıp da, bize silah vermesin, PKK'yla savaşmayalım mı? F: Niye ABD'yle savaş olsun? Yunanistan, hatta Makedonya... İ.S: Onlar başka. C gençlik örgütü değil. Devletin tutumunu da düşünmek zorundayız. F: Birinci Dünya Savaşı'ndaki Enver Paşa tutumunu savunuyorsunuz. Türkiye bu politikayla bölünmüştü. Nerede kaldı M. Kemal'in "Yurtta sulh, cihanda sulh" politikası? İ.S: Niye sizin de görüşlerinizin yanlış olabileceğini düşünmüyorsunuz? Yarın değiştireceğinizi düşünmüyorsunuz? Bunun sigortası her görüşe yer vermek. D, 7-8 yıl önce PKK konusunda bugünkü gibi mi düşünüyordu? F: Evet, böyle düşünüyordu. İ.S: O zaman niye bugün içerde? (Konuşmanın başında "Bak hâlâ Haymana'ya gidemedim. Benim özel selamlarımı ilet" demişti.) Yukarıda ki görüşmeden de anlaşılacağı gibi İlhan SELÇUK ve Doğu PERİNÇEK'in NATO ve MHP konusunda fikir ayrılığına düştüğü, İlhan SELÇUK'un Doğu PERİNÇEK'in 7-8 yıl önce Abdullah ÖCALAN ile ilgili basında da yer alan

fotoğraflarını ve PKK'nm desteklenmesini kast ederek 7-8 yıl önce de böyle mi düşündüğünü sorması üzerine Ferid İLSEVER'in evet dediği anlaşılmıştır. Bu görüşmede; ERGENEKON terör örgütü şüphelilerinden Ümit Oğuztan'dan elde edilen, içeriğinde örgütün medya ile ilgili planlamalarının yer aldığı Aralık 2000 tarihli "ULUSAL MEDYA 2001" isimli dokümanda Doğu Perinçek'in Cumhuriyet Gazetesi ile Ulusal Kanal'ı birleştirilerek bir medya gurubu oluşturup örgütünün amaçlan doğrultusunda kullanmak istediği hususu yer almaktadır. Yukarıdaki belge, bu konu hakkında yapılanma ile ilgili gizlilik esasına göre şifrelenen bir rapor şeklinde aynı soruşturmanm bir başka şüphelisi olan Hikmet Çiçek'e ait depolama aygıtından elde edilmiştir. Konuşmanın bazı bölümlerine baktığımızda; "Bir konuşmamızda I.S iki çelişmeli cümle kullanıyordu: "Bize TV'yi verin" ve "Beraberyapalım". Daha sonra "beraberliği"şöyle açtı: "Bir taban hareketi olacak. Siz, G, Cumoklar, vb. Herkesin hissesi olacak. Ama, yukarıyla ilişki bakımından benim önderliğimde, C logosuyla. Böyle bir piramit için hisseleri dağıtalım." ibaresinin yer aldığı buradaki İ.S'nin İlhan SELÇUK, G'nin Gürbüz ÇAPAN olduğu, Ferid İLSEVER ve Doğu PERİNÇEK'in Ulusal Kanalı temsil ettiği dolayısıyla ERGENEKON Terör örgütü üyelerinden ele geçirilen Ulusal Medya 2001 ve Cumhuriyet Gazetesi Re/Organizasyon çalışması ile birebir örtüştüğü, ERGENEKON Terör örgütünün amaçlan doğrultusunda örgüt yöneticisi İlhan SELÇUK'un harekete geçtiği ve örgüt üyeleri Ferid İLSEVER ve Doğu PERINÇEK'e örgütün kararını ilettiği, "yukarı ile ilişki bakımından" ifadesi ile kendisinin de bağlı olduğu ERGENEKON Terör örgütünün üst kademesinin kast edildiği, Notlann devamında Cumhuriyet Tv'nin kurulması için Doğu PERİNÇEK grubunun elinde olan TV'yi İlhan SELÇUK'un önderliğinde alınarak kurulacağı, fakat bunun gerçekleşmediği, buradaki amacın 70 küsur yıllık Cumhuriyet ve Aydmlık'm TV zemininde bir sentez oluşturularak, Kemalist-Sosyalist ittifakının güçlenmesine ve Cumhuriyet Devrimi'nin ikinci taarruzuna hizmet etmek olduğu, Cumhuriyet gazetesinin MHP'yi desteklemesinden dolayı Doğu PERİNÇEK ve grubunun Cumhuriyet ile ortak yayın konusunda endişe duyduğu, Şüpheliler İlhan SELÇUK ve Doğu PERİNÇEK'in NATO ve MHP konusunda fikir ayrılığına düştüğü, İlhan SELÇUK ve Cumhuriyet gazetesinin Doğu PERİNÇEK ve grubu tarafından NATO ve MHP'yi desteklemekle suçlandığı, İlhan SELÇUK'un muhtemel Doğu PERİNÇEK'in 7-8 yıl önce Abdullah ÖCALAN ile ilgili basında da yer alan fotoğraflarını ve PKK'nm desteklenmesini kast ederek 7-8 yıl önce de böyle mi düşündüğünü sorması üzerine Ferid İLSEVER'in evet dediği, İlhan SELÇUK'un ise o zaman Abdullah ÖCALAN'm niye içeride olduğunu sorduğu tespit edilmiştir. Şüpheli İlhan SELÇUK'un örgütün üst düzey yöneticilerinden Doğu PERİNÇEK ve Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ile ERGENEKON terör örgütü mensuplanndan M.Adnan AKFIRAT ve Ferid İLSEVER ile irtibatlı olduğu, bu haliyle örgüt hiyerarşisi içinde yeraldığı anlaşılmıştır. f)-Diğer şüpheli ve tanık beyanları; Şüpheli Doğu PERİNÇEK İfadesinde; "ilhan SELÇUK'un Türkiye'mizin son yüzyılın değerli aydın ve yazarlarından olduğunu, 45 yıldır tanıdığını, Türkiye 'nin bütün aydınları ve Atatürkçüleri gibi kendisine çok değer verdiğini, ^ s ^

Cumhuriyet Gazetesiyle herhangi bir bağı olup olmadığı sorulduğunda; Cumhuriyet gazetesini kendilerinin değer verdiği sayın ilhan SELÇUK'un yönettiğini, Türkiye'nin aydınlanmasına hizmet eden bir gazete olduğunu, başarılı olmasını istediğini, bunun ötesinde aralarında organik bir bağ olmadığını, Cumhuriyet ile Ulusal Kanal arasında Reklam takas anlaşması olduğunu, aynı anlaşmanın Tercüman ve Yeniçağ gazeteleri ile Ulusal Kanal arasında da olduğunu, yayın organlarının birbirlerine destek amaçlı anlaşma yaptıklarını, 1998 yılında sayın İlhan SELÇUK, o zaman Esenyurt Belediye başkanı olan sayın Gürbüz ÇAPAN, Sayın Ferid İLSEVER ve kendisinin birlikte istanbul'da Armada otelinde yemek yediklerini, yemekte ortak bir televizyon yapmayı görüştüklerini, Ulusal Kanal elindeki frekans ve yayın lisansını koyacak olduğunu, ilhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'da çevrelerinden sermaye bulup ortak bir televizyon kurulacak olduğunu, kendilerinin 10 (on) Milyon dolarlık bir televizyon projesi önerdiklerini, Onların ise çok büyük sermayeli bir televizyon düşündüklerini, sonra bu birlikte girişimin olmadığını, kendilerinin başardıklarını, ancak Cumhuriyet ve Gürbüz ÇAPAN makine ve teçhizatlarını aldıkları halde o girişimi sürdüremediklerini, Düzenlenen operasyonlarda, örgütün yönetici kadrosundan elde edilen "ULUSAL MEDYA 2001" başlıklı belge içersinde, bir bölümde, "İlhan SELÇUK kimdir" başlığının olduğu ve devamında "GÜRBÜZ ÇAPAN- İLHAN SELÇUK-DOĞU PERİNÇEK VE CUMHURİYET GAZETESİ başlığı altında " PERİNÇEK, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'ı bir araya getirerek, fînansal sorunlarında üstesinden gelinebileceğini düşünmüştür. Ancak PERİNÇEK'in hesabı tutmamış, kendisinden çok daha deneyimli olan İlhan SELÇUK, Perinçek'i devre dışı bırakarak Gürbüz ÇAPAN ile anlaşmayı bırakmıştır. Bu anlaşmaya göre ÇAPAN hisselerin %40'mı satın almıştır. Daha sonra %60 hisseyi de satın alan ÇAPAN, Cumhuriyet Gazetesinin sahibi olmuştur" Aynı belgenin içeriğinde, Cumhuriyet Gazetesinde gerçekleştirilecek kadro hareketinin ardından, yaym politikasının yeniden belirlenmesi gerektiğinin yazıldığı, ayrıca Gazeteci patronlar hakkında yazılar olduğu okunmuş Cumhuriyet Gazetesiyle ilgili ne gibi çalışmalar yaptığı, Gürbüz ÇAPAN ve İlhan SELÇUK'u bir araya getirmesinin sebebi sorulduğunda; Yazının istihbarat raporu kokusu taşıdığını, kendilerinin Armado Oteli 'ndeki görüşmelerini izlemiş veya dinlemiş olabileceklerini, ancak burada kullanılan ifadelerde kendileri ile ilhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN arasındaki dostluk ilişkileri ile bağdaşmayan kaba ifadeler olduğunu, bu tür sorularla vatan milleti savunan medya birlikteliklerinin tehdit edilmiş oluyor olduğunu, birleşmesi gereken yurtsever yayın organlarının birbirinden korkar hale getirilmek isteniyor olduğunu, ERGENEKON Operasyonunun hedeflerinden birinin de böylece ortaya çıkmış bulunduğunu, İşçi Partisinde bulunan dokümanlar arasında; "sayın İlhan SELÇUK" diye başlayan 6 Kasım 2002 tarihli bir mektup ele geçirildiği ve bu, mektubun içeriğinde "biz birlikte basma geçeceğiz ve kurulmakta olan Mafya-Tarikat yönetimini KESİNLİKLE BAŞINA YIKACAĞIZ" "Eğer kararlı bir muhalefet çizgisi izlersek, Cumhuriyet gazetesinin satışı 3 ay içerisinde yüz bine yaklaşır ve çok etkili olur" yazdığı bu mektupta başına yıkmayı belirttiği yönetimin ne olduğu ve neden Cumhuriyet gazetesinin satışlarıyla ilgilenmekte olduğu sorulduğunda; Türkiye'de ki mafya tarikat yönetimini kast ettiğini, bu yönetimin yasa dışı, Cumhuriyet yıkıcısı olduğunun Yargıtay Başsavcısı tarafından da saptanmış olduğunu, bu nedenle bu mektuptaki değerlendirmesinin tarihi önemde olduğunu, kendilerinin bu yönetimi Türk Milleti olarak elbette yasal yollardan yıkacaklarını ve yıkmakta olduklarını, kendisinin en az yüz yazısında ve bildirisinde bu ifadelerin aynen yer almış olduğunu, Parti organlarının kararlarında da mevcut olduğunu, bu mektubun aktarıldığı kadarıyla kendisine ait olduğunu,


aynı görüşünü 6 Kasım 2002 günü Cumhurbaşkanı sayın Sezer'e yazdığı mektupta da aynı ifadelerle belirttiğini, örneğini sunacağını, demek ki aynı günde hem sayın Cumhurbaşkanı 'na hem de ilhan SELÇUK'a fikirlerini yazmış olduğunu, Tape 3842, 07.03.2008 günü saat:10.35 de, Bedri....? ile yaptığı görüşmede; Bedri'nin ... şimdi o bir biri geçen güne öbir önceki akşam" " Tümep bir yemekli toplantıya davet etti" dediği, kendisinin de "Kemal Alemdaroğlu seni görmüş orda ..." "Senin yanında kim vardı ?" dediği, Bedri'nin "Bizim partide Karanlık vardı Nusret'le gidecektik söyledim ben Nusret'e hafta sonu bana telefon açmıştı" "Ya şimdi aslında çok benim beklemediğim bir katılımdı herkes vardı orda" "İlhan Selçuk yüksek yargıdan, Üniversitelerden bayağı seçkin bir topluluktu 70 kişi vardı Şener Eruygur bayağı da uzun sürdü yedide başladı on birde bitti dört saat süren toplantı oldu" "Şener E... yani bir araya gelmek gerekir Ulusalcıların birleşmesi gerekir diye özeti bu olan birazda halkı suçlayan bu Cumhuriyet Mitinglerinde toplandı bu kadar kalabalıklar ne oldu bir şey çıkmadı öyle bir konuşma yaptı" dediği, kendisinin "Keşke şeyi esas söyleseydin o gün indirmek ve Milli bir hükümet kurmak mümkündü ona yanaşmadı Şener Eruygurlar Cumhurbaşkanı istifaya davet etseydin ..." şeklindeki konuşması sorulduğunda; Bu konuşmanın doğru olduğunu, aynen bu şekilde cereyan ettiğini, Kendisinin Mayıs 2007 de Cumhurbaşkanına bir mektupla başvurduğunu ve Başbakan koltuğunda oturan Tayip ERDOGAN'ı Büyük Ortadoğu Projesi eşbaşkanı olduğu için istifaya davet etmesi gerektiğini, ilgili Anayasa maddelerini de göstererek arz ettiğini, gerekçe olarak Türkiye 'nin başbakanının bir başka devletin proje görevlisi olamayacağını, bir başka devletin ast-üst ilişkileri içerisinde yer alamayacağını, başka bir devletten emir alır konumda bulunamayacağını belirttiğini, bu mektubu Milli Güvenlik Kurulunun bütün üyelerine, Bakanlara ve basına verdiğini, eğer Cumhurbaşkanı Tayip ERDOĞAN' ı istifaya davet etse idi, Hükümet o günkü koşullarda orada oturamayacak olduğunu, çünkü bozgun halinde olduğunu, Cumhurbaşkanına istifa daveti yapması için kuvvet vermek gerekli olduğunu, bu konuda Sayın Deniz BAYKAL, Sayın Zeki SEZER ve E. Org. Şener ERUYGUR dahil bir çok kitle örgütü yöneticisine de öneride bulunduğunu, sözünü ettiği konunun bu olduğunu, basında çıkmış olduğunu, Cumhurbaşkanlığı genel sekreterinin telefon edip, öneriyi aldığını, parti sekreterliğine bildirmiş olduğunu, AKP' li bakanlara da mektubun aynen gitmiş olduğunu, eğer o mektupta ki tutum uygulansa idi Türkiye bu gün bu iç kargaşayı ve çatışma ortamına belki de sürüklenmeyecek olduğunu, 26.02.2008 günü saat:19.34'de, Ferid İLSEVER ile yaptığı görüşmede özetle; Kendisinin "Şimdi Emin Gürses" "Dün gördün Hürriyet çok güzel haber yapmış" "Ondan sonra çok güzel moral veren falan bi tutum içindeymiş" "Ondan sonra Ümit Sayın da tam rezalet " "Yaltaklanma yavşak zaten provakatör" "Özel olarak sokulmuş bi adam" "Neyse o konularda uyardım" "Onun üzerinden herif hep yalan söylüyordu" "Tespit etmiştik aslında" "Neyse oturduk epey konuştuk bu bütün gazetelerde Yeni Şafak'tan bilmem Yeni Zaman'a kadar Aksiyon'a kadar falan heriflerin planları falan hepsi ortaya düştü" "Bunlarla konuştuk ne yapabiliriz falan yarın saat 16:00 da şeyle konuşacağız İlhan Selçuk la" dediği, FERİT'in "Çok güzel" "Nasıl havası iyi mi yani" dediği,Kendisinin "Alemdaroğlu mu" "Alemdaroğlu çok iyi ya" "Düşün beş saat kaldı ya tam beş saat ordan ayrılmadı orda oturduk" şeklindeki görüşmesi sorulduğunda; Böyle bir görüşme olduğunu, bunun özel iki insan arasında yapılan değerlendirmeler olduğunu, kendisine isnat edilen suç ile ilgili hiçbir yönü olmadığını, bu tür özel görüşmeleri yayınlamanın ancak insanlar arasındaki ilişkileri zedelemek amacı ile olduğunu,


işçi Partisi Genel Merkezindeki arama sırasında ele geçirilen "ELBA HIGH QUALITY CD" yazan M4-C524-B-R2-09:40 seri numaralı CD'nin yapılan incelemesinde; içersinde "Yargı-Nusret Senemden" isimli klasör içersinde "Yargıtay ile ilgili notlarım" isimli Word sayfası incelendiğinde, içeriğinde; "... İ.Seiçuk'un yemeği en son ne zaman oldu. S...İU en son ne zaman katıldı. S..h bey, Y....V başkanı katılıyor..." şeklindeki belgeyi kim yada kimlerin hazırladığı sorulduğunda; Bu notlan ilk defa görüyor olduğunu, hiçbir bilgisinin olmadığını," beyan etmiş olup şüpheli İlhan SELÇUK'un şüpheliler Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ve Doğu PERİNÇEK ile ortak bir fikir ve amaç etrafında eylem birliği içinde çalıştıkları anlaşılmıştır. g)-Hukuki durumunun değerlendirilmesi; Şüpheli İlhan SELÇUK'un Cumhuriyet Gazetesinin Başyazarı olduğu ve Pencere isimli köşesinde günlük yazılar yazdığı, kendisi legal alanda yazmış olduğu günlük makalelerinde genellikle, Türkiye'ye Amerika Birleşik Devletlerinin "ılımlı islamı" getireceğini, dincilerle anlaştığını laikliğin tehlikede bulunduğunu, laiklik olmadan demokrasinin olamıyacağmı, Irak'ı işgal eden Amerika'nın PKK'yı da kontrolü altına aldığı ve Türkiye'ye karşı kullandığını, BOP (Büyük Ortadoğu Projesi) kapsamında Türkiye'de bölücülük ve dinciliğe yol verildiğini buna engel olunmazsa kendi tabiri ile ayvayı yiyeceğimizi sürekli olarak vurgulamıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK, 1962 yılından beri Cumhuriyet Gazetesinde Fıkra yazmakta olup, kendisini solcu bir yazar olarak tanıtmakta, ilerleyen yaşı ve tecrübesi ile şu anda gazetecilik yapan birçok önemli şahsiyetin de ustası (üstadı) olarak görülmektedir. Zaten gazete çalışanları ve okurları tarafından kendisine "İlhan Abi" denilmektedir. Gerek basın camiasında gerekse iş dünyasında sözü sazı dinlenir, ağırlığı olan bir kişilik olarak tanınmaktadır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un söz konusu soruşturma sırasında atılı suç nedeniyle İstanbul Nöbetçi Ağır Ceza Mahkemesinden alman karara istinaden evinde yapılan usulüne uygun arama işlemi ile sonrasmda gözaltına alınması işleminin sabaha karşı olmasını bir kısım basm-yaym organları aşın bir şekilde abartarak haber yaptıklan, atfedilen suçtan ziyade yapılan usuli muamelenin zamanı konusunu gündeme getirerek işin aslını geri planda bırakmaya yönelik yayınlar yapılarak soruşturmayı yürütenleri baskı altına almaya çalıştıkları görülmüştür. Bu cümleden olarak; 22/03/2008 ve 23/03/2008 tarihindeki bir kısım gazetelerin attıklan manşetlere ve haber başlıklanna bakacak olursak: "BU DA İŞKENCE", "HESAPLAŞMA MI?" , "ŞOK GÖZALTILAR TÜRKİYE'Yİ AYAĞA KALDIRDI AYIPTIR... SKANDALDİR!"/'GÖZALTI YÖNTEMİ ASKERİ DARBELERİ ANIMSATIYOR" , "TÜRKİYE'Yİ SARSAN GÖZALTILAR", "GÖZALTI DEPREMİ", "ZİVERBEY KÖŞKÜ'NDEN VATAN CADDESİ'NE" , "BÜYÜK GÖZALTI", "AKP KARŞITLARI GÖZALTINDA", "ERGENEKON ARAPSAÇI", "83 YAŞINDAKİ YAZARA GECE BASKINI NİYE?", "HESAPLAŞMADA KILIÇLAR ÇEKİLDİ", "TÜRKİYE ŞOKTA LAİK VE ULUSALCI ÇİZGİNİN SEMBOL İSİMLERİNDEN İLHAN SELÇUK....ÇETE SUÇLAMASIYLA GÖZALTINA ALINDI", "İLHAN SELÇUK TÜRKİYE'DİR", "SUSTURAMAYACAKLAR", "ZİVERBEY'İ ANIMSATTI", "12 MARTTAN 21 MARTA", "SAAT 04.00 SIRA BİZDE Mİ KORKUSU", "TEPKİ BÜYÜK OLDU", "KISASA KISAS MI", "ŞEREFSİZLİK TALİMATI", "TÜRKİYE'Yİ SARSAN 04.00 BASKINI", "İLHAN ABİ'DEN MESAJ VAR! '12 MARTTAN DAHA BİLENMİŞ DURUMDAYIM", "CUMHURİYETİN ÖNÜNDE

MENDERESİ HATIRLATTILAR", "SANKİ 21 MART DARBESİ", "TÜRKİYE AYAĞA KALKTI" şeklinde olup şüpheli İlhan SELÇUK hakkındaki yukarıda yapmış olduğumuz değerlendirmenin ne kadar doğru olduğu anlaşılmaktadır. Aramalar sırasında şüpheli İlhan SELÇUK'tan ele geçirilen ve Uludağ Üniversitesi öğrencilerine yönelik olarak şüpheli İlhan SELÇUK tarafından 2001 yılı Ekim ayında Rektörlük binasında verilmiş olduğu anlaşılan "Aydınlanma Devrimi ve Küreselleşme" isimli konferansa ilişkin yazının incelenmesinde özetle: "Yaşamak her haliyle yaşamak, yaşamanın bilincine varmaktan geçer. Yaşamanın bilinci de aydınlanmadan geçer. Aydınlanmamış bir insan yaşayamaz. Çünkü yaşadığının bilincine ancak aklıyla varabilir insan... Aydınlanmayı özümsemek zorundalar, yoksa yaşadıklarının farkına varamazlar. Günlük hayatımızın içindedir aydınlanma. Diyelim ki arkadaş seçeceksiniz... Acaba şu anda Afganistan'da işte o çuvalın içine girmiş bir kadınla arkadaşlık etmek mümkün mü? Ya da kara çarşafın içine girmiş, bir diyalog kuramazsınız. Ya da erkek olsun, insan o kara kaplı kitaba göre düşünmeyi yaşamak sanıyorsa yaşamıyor demektir. O öteki dünyaya şartlanmış bu dünyaya değil... Şimdi peki biz eğer bütün yaşama olanaklarım günah mıdır, sevap mıdır, acaba günah mı işliyorum? diye gözden geçirirsek ve sürekli günahların dünyasında yaşamaya devam edersek acaba yeterince yaşayabilir miyiz? Siz gençler bir seçim karşısmdasmız ve bu seçimi yapmanız için düşünmeniz gerekir... Bakın Afganistan'a gittiğiniz zaman bir takım insanlarla tartışmak olanağını yitirirsiniz. Çünkü o kara kaplı kitaba göre düşünüyor, hayatı orada görüyor, hayatına yön veren o kara kaplı kitaptır ama hayatı yaşamak için de insanın düşünebilmesi gerekir, düşünebilmesi için de mantığı bellemesi gerekir. Mantığı bellemesi için de zaman denen şeyi, süreç denen şeyi kabul etmesi gerekir. Zamanı kabul ettiğiniz zaman, evreni kavramaya başlıyorsunuz demektir. Buna da tarih deniyor. Tarih nerden başlar? Acaba Adem ile Havva cennetten kovulup ta dünyaya gelmesiyle mi başladı? Yoksa başka bir şekilde mi başladı... İnsan böyle bir evrimle insan olmuş, vaktiyle bugünkü insan değilmiş, yani Aristo mantığında "insan insandır. Ya insandır ya da değildir" gibi bir mantığa ulaşabiliriz. Ama fosillere baktığımız zaman şunu görüyoruz insanın böyle bir sürüngenlikten çıkıp ta iki ayak üzerine gelinceye kadar geçen tarihsel zaman kim bilir kaç milyon yıl. Bir "an" düşünün bir de birkaç milyon yıl düşünün! Ve arkadaşlar insan, insansı insan dört ayak üzerinde yürürken, tarihin bir döneminde yaşarken içlerinden bir tanesi iki ayağının üzerine dikilmiş...Bir insan sürüsü ovada ve dört ayak üzerinde içlerinden bir tanesi ayağa kalkıyor, onun fosillerini bulmuşlar, ona "pitekampropus erectus" diyorlar. Erectus dikilen, ayakta duran demek... İşte o ayağa kalkan insanı muhakkak parçalamışlardır. Çünkü düzene aykırı davrandı. Ama insan öyle insan oldu. Hep baş kaldırarak... Tarihi başından sonuna saydamlaştırmak gene insan aklının ürünüdür... Şunu düşünelim, diyelim ki biz aydınlanmanın ne demek olduğunu bilmek istiyorsak insanın insanlaşması yolunda en büyük devrimdir diye niteleyebiliriz. Deriz ki ilimin dinden bağımsızlaşmasıdır, insanın da laikliğe kavuşmasıdır. Bu kadar basit... Burada onbinlerce insanın yaşadığı üniversitede eğer hayatı güzelleştirmek istiyorsanız Mustafa Kemal ATATÜRK'ün Türkiye'ye kazandırdığı aydınlanmanın beyinsel gözeneklerinize işlemesi gerekir, bunun başka bir yolu yoktur. Çünkü dünyada kabul edilen budur. Eğer o aydınlanma yasaları T.C.'de geçerli olursa o kadını çarşafa sokup köleleştiren o kocanın ya da erkeğin de buna saygı duyması gerekir, buna saygı duydukça kendi eşine saygı duymuş demektir. Bırakın onu kendi insanlığına saygı duyması demektir. Bunun demokrasisi yok, "Örtüneceğim" diyen kadının demokrasi ile insan haklan ile falan en küçük bir ilişkisi yoktur. İnsan özgür olacaksa, eğer kadın özgür olacaksa saçlarını rüzgarda savurabilmeli. Saçlarını rüzgarda savuramayan bir kadın özgür değildir, o bir hapishanenin içindedir... Siz bu hayatın

içinde sadece kendi geleceğinizi değil çocuklarınızın da geleceğini sağlamak için bu Atatürk düşmanlarıyla Mustafa Kemal'e kan davası güdenlerle bu karanlığın şeytanlanyla bu zavallı aklını kullanamayan kişilerle mücadele etmek zorundasınız. Laiklik için, Cumhuriyet için, Atatürk için, demokrasi ve insan haklan için mücadele etmek zorundasınız... Yoksa birileri gelir sizleri de Ortaçağ yaratıklanna çevirir..." şeklindeki konuşması sonrasında sorulan Amerika emperyalizmin bütün kollannı giderek uzattığı günümüzde Afganistan'la kendi belirlediği birkaç ülkeye savaş ilan ediyor, bunu nasıl yorumluyorsunuz şeklindeki soruya "Emperyalizm diye bir şey var, bakm 20. yüzyılda 2.Dünya Savaşı ortaya çıktı, bunlar neden çıktı? Tabi ilkel insanlar savaşırlar değil mi? Tarihte gördüğümüz o. Ama savaş gelişmişlerin ürünü oluyor. 1.Dünya Savaşı çıktı, 10 milyon insan öldü. Avrupa'da 2.Dünya Savaşı çıktı, 40 milyon insan öldü. Nasıl oluyor bu? Dünyayı paylaşmak istiyorlar. İnsanın hırsı sonsuz. Bunlar aydınlanmış insanlar onu da söyleyeyim. İnsanın aydınlanmayla da her şey bir çözüme ulaşmış değil. Aydınlanmadan sonra da bir de SOSYALİZM var. Konuşmadık bugün. İnsanların ürettiklerini hakça paylaşmaya razı olmaları diye bir erdem, bunun adı sosyalizm, öbürünün adı kapitalizmdi..." şeklinde cevap verdiği başka birisinin günümüz koşullannda değerlendirdiğimizde devrimi tanımlar mısınız ve bizler bu devrimin neresindeyiz şeklindeki soru üzerine "Devrim anlık bir şey değil Fransız Devrimi için 1789 derler, bizim de 1923 devridir... Devrim devam ediyor. Eğer 1923 Devriminden yanaysanız yeriniz bellidir, Mustafa Kemal ATATÜRK'ün yanıdır. Karşı devrimciler karşı devrimcilere karşı devrimi sürdürmek çok zor, çünkü o demokratik içerik içinde sürdürmek çok zor... Şimdi şu anda devrim devam ediyor, siz o devrimin heyecanını duyuyor musunuz ona bakm. Bakın içimizde 68'liler var, onlar devrimin heyecanını duyuyorlar... Ben diyorum ki aydınlanma bilimin dinden, insan aklının da her şeyden özgürleşmesi demektir..." şeklinde cevap verdiği, başka bir soru üzerine "...68'li gençleri ne zaman buldu? Yeryüzünde sosyalizmin yükselişi bütün insanlık yeryüzünde sosyal adalete kavuşacak diye bir heyecan dalga dalga ortalığı sararken Sovyetler'de, Fransa'da, Almanya'da, İngiltere'de... 2.Dünya Savaşı'ndan sonra Asya'da ve Afrika'da böyle bir dalgalanma oluyordu, o sırada Türkiye'deki gençlik te o rüzgarlar içinde rüzgarlandı. Sonra tersine bir şey geldi kapitalizm ve Amerika'nın tam egemenliği...Aydınlanmanın bilincine varmayan insanın mutlu olması mümkün değil..."şeklinde cevap verdiği, başka bir dinleyicinin "Anadolu Cumhuriyet modelini benimsedi mi, yoksa Anadolu'ya benimsetildi mi?" şeklindeki soruya ".. .Arkadaşlar bakm, 1923-2001 şimdi Cumhuriyeti biz benimsedik. Anadolu benimsemiştir arkadaşlar Cumhuriyeti. Anadolu'da Cumhuriyeti yıkmak için çok oyunlar sahneye konuldu. Bunlardan biri irtica biri terör..." şeklinde cevap verdiği başka bir dinleyicinin demokrasi mi Cumhuriyet mi daha öncelikli şeklindeki soruya "İngiltere krallık ama demokrasi, ne yapmışlar ama o krallığın yetkilerini sıyırmışlar, din devletini dışlamışlar, krallık göstermelik, törensel olarak duruyor ama memleketi onlar yönetmiyor. İran'da Cumhuriyet ama demokrasi var mı din devleti Ortaçağ devleti, kavranılan birbirine kanştırmayalım. En büyük demokratik devrim bütün Türk tarihinde İslam dünyasında 1923 Aydınlanma Cumhuriyet Devrimidir. O demokrasidir arkadaşlar. Cumhuriyet ile demokrasi karşı karşıya değildir. Çünkü din devletini yıkmış, kadına özgürlük vermiş yani en büyük demokratik devrimdir. Çok partili rejimden sonra bu olay çıktı ortaya..." şeklinde cevap verdiği, bir dinleyicinin aydınlanmanın din adamlannm kiliseyi geçersizleştirdiğini söylüyorsunuz, aydınlanma din adamlan yerine bilim adamlannı bilimi getirdi, değişen ne oldu? İnsanı sadece bilimsel kanıtlarla açıklamak yeterli mi, psikolojik ve sosyolojik yönü yok mu, postmodernizm hakkında ne düşünüyorsunuz?" şeklindeki sorusuna "Postmodernizm hakkında iyi şeyler düşünmüyorum ama yaşanan bir evredir.. .Aydınlanmanın arkasından gelecek olan şey, bir sosyal adalete hakça düzene dönüşmektir. Ama irticaya tekrar dönüşürseniz o başka bir olay, ikisini birbirine kanştırmamak gerekiyor. Şu anda Türkiye'de en büyük sorun Amerika'nın da desteğiyle, irtica oldu. 68'li gençler, Türkiye'de sosyalizmi kurmak için yola çıktılar. Sosyalizm neydi


arkadaşlar? Emeğin hakkını vermek, alın teri toplumu kurmak, hakça bir düzen oluşturmaktı. ...Ben insanım yurttaşım demenin aydınlığı ve özgürlüğü varken insanlar neden kul olmayı tercih ederler." şeklinde cevap verdiği görülmüştür. Şüpheli İlhan SELÇUK'un bu konferansı ile diğer yazı ve konuşmalan birlikte değerlendirildiğinde; Şüpheli İlhan SELÇUK'un düşünce yapısı olarak "Aydınlanmanın ancak akıl ve bilimle olabileceğini, dinin aydınlanmanın önünde büyük bir engel teşkil ettiğini, kadının özgür olabilmesi için saçının rüzgarda savrulması gerektiğini, evrim teorisinin bilimsel olarak kanıtlanmış kesin bir gerçek olduğunu, aydınlanmanın yeterli olmadığını sosyalizmin egemen olması gerektiğini, Türkiye için en büyük tehlikenin mevcut iktidarların olduğunu, TBMM'nin çıkardığı yasalar ve hükümetin icraatlarıyla Cumhuriyetin kurumlarının ve kazanımlarmm tek tek elden gittiğini, türban konusunda yapılan Anayasa değişikliği ile adım adım dini kuralların devlet yapısına hakim olmaya başladığını, YÖK'ün ve Cumhurbaşkanlığının elden gittiğini, kalelerin kaybedildiğini, bu gidişin neticesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin Ilımlı İslam Cumhuriyeti olacağını iddia etmekte ve her fırsatta bu düşüncelerini kendisini dinleyen ve okuyan kişilere aktarmaktadır. Ayrıca, şüpheli İlhan SELÇUK, her fırsatta bu gidişata son verilmesi gerektiği ve bunun yolunun da mevcut iktidar partisinin kapatılması, ekonomik krizin çıkması sonrasında kaos ve kargaşa ortamında askeri müdahale için gerekli zeminin oluşarak silahlı kuvvetler içinde hiyerarşik yapıya uymayan kendince ERGENEKON terör örgütünün amacına hizmet ettiğini düşündüğü bir kısım genç subayların askeri bir müdahele ile yönetimi ele geçirmesi ile mümkün olabileceğini ileri sürmektedir. Bu düşüncelerini hem gazete köşesinde, hem de değişik ortamlarda düzenlenen açık veya gizli yemekli toplantılarda Türkiye'nin kaderine hükmedebilecek, etkin ve yetkin kişilerin bulunduğu yerlerde dile getirmekte ve yönlendirici konumunu en iyi şekilde örgütün amacı doğrultusunda kullanmaktadır. Şüpheli İlhan SELÇUK, aşama ifadelerinde ERGENEKON terör örgütü ile irtibatının olmadığını, Doğu PERİNÇEK ile ilişkisinin, siyasi parti lideri olması nedeniyle ara sıra ziyaretine geldiği, bunun haricinde herhangi bir ilişkilerinin olmadığını beyan etmiş ise Ankara ilinde İşçi Partisi Binasında yapılan aramada ele geçirilen; "ÖNEMLİ 2" ibareli CD'nin incelemesinde; 01.02.2008 tarih ve saat: 20.09 da Yazan: h, En son kaydeden: h olan "YARGITAY İLE İLGİLİ NOTLARIM" isimli word belgesi içerisinde; "İ.Selçuk'un yemeği en son ne zaman oldu. Silahçıoğlu en son ne zaman katıldı. Sabin bey, Yar..av başkanı katılıyor." şeklinde notların olduğu, Şüpheli Doğu Perinçek'in ikametinde yapılan aramada, Fikret KAZANCI imzalı 27.04.2004 tarihli T.C. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına hitaben yazılmış, İşçi Partisinin Ak Partiyi kapatma dilekçesine eklenmek üzere gönderilmiş yazı olduğu, yazıda "Dosyanın Takviyesini Teminen: Ergün POYRAZ'm... Patlak Ampul Kitabı ve ".... ayrıca gazeteci yazar (Cumhuriyet Gazetesi) Sn. İlhan SELÇUK'un 17.07.2007 tarihli köşesindeki yazılarını birlikte sunuyorum" şeklinde olduğu, Yine aynı yerde bulunan 75-78. sayfalarda Sayın İlhan SELÇUK'un dikkatine başlıklı "İsteğiniz Üzerine Cumhuriyet için bir yazı hazırladım. Konuştuğumuz konular sunuyorum Güncelliği nedeniyle biran önce yayınlanmasında yararvar gibi geliyor bana, takdir sizin" şeklinde başladığı ekinde "Cumhuriyet Yıkıcılığının Güncel politikaları "başlıklı 4 Haziran 1997 tarihli yazı olduğu,. Şüpheli İlhan SELÇUK'un yukarıda belirtilen ev adresinde yapılan arama sırasında ele geçirilen dokümanlar içinde Emniyet Müdürlüğünce yapılan numaralandırma sonucu (106-108 sayfalarda yeralan) 17 Mart 2008 tarihli, Sayın İlhan Selçuk Ağabey hitabı ile başlayan, "Konu: Cumhuriyet Gazetesi için yazı şeklinde olan İP Genel Başkanı Doğu

PERINÇEK imzalı "Yargıtay Başsavcısının kapatma davası açması üzerine bir yazı hazırladım. Parti yasaklan konusunda Türkiye'de kitabı olan tek hukukçuyum. Anayasa Mahkemesi kararlarında ve Yargıtay Başsavcılığı İddianamelerinde kitabımdan çok uzun alıntılara yer verilmiştir. Lütfen okumanızı ve Cumhuriyet Gazetesi'nde yayınlanmasını dilerim. Saygılarımla" ön girişinden sonra "Tayyip Erdoğan-Abdullah Gül iktidarı yasadışıdır" başlıklı köşe yazısı olduğu değerlendirilen 3 sayfa yazı olduğu, Aynı adreste bulunan ve aynı şekilde numaralandırılan dokümanlardan (150-158 şeklinde numaralandırılmış) Doğu PERİNÇEK tarafından hazırlanmış "Kuşatma Nerden ve Nasıl Yarılır" başlıklı 16 Kasım 2003 tarihli, Milli Hükümetin kurulmasının anlatıldığı, "...Kuşatma iç cepheden ve Tayyip Erdoğan hükümetinin düşürülmesi ile yarılır... Tayyip Erdoğan hükümeti nasıl bertaraf edilebilir ve Milli Hükümet nasıl kurulabilir? Tayyip ERDOĞAN iktidarı, Millet-Ordu işbirliği ile bertaraf edilebilir. Millet-Ordu işbirliği, hiçbir zaman saray darbesi anlamını taşımamaktadır. Millet-Ordu işbirliğinin unsurları milli Kuvvetler olarak adlandırılacaktır. Milli Kuvvetler şöyle sıralanabilir: — Halk Hareketi — Milli Güçbirliği — Meclisteki milli Kuvvetler —Ulusal Medya (Ulusal Kanal vb) —Türk Ordusu Milli Kuvvetlerin esas belirleyici unsuru, halk hareketleridir. Bugün Halk Hareketini oluşturan kuvvetler şunlardır. —İşçi hareketi —Kamu emekçileri hareketi —Üniversite ve gençlik hareketi —Köylü Hareketi Mİlli sanayici ve tüccarlar mücadelesi Milli Güçbirliği, hem halk hareketini siyaset düzleminden desteklemek ve hem de yerel seçimlerde AKP'nin durumunu pekiştirmesine imkan vermemek için, milletin ihtiyacıdır. Milli Güçbirliği, aynı zamanda AKP yönetimine muhalefet eden bütün partilerin ihtiyacıdır. AKP iktidarını yıkmak için, ABD güdümlü medyanın toplum içindeki etkisinin kırılması ve bu amaçla ulusal bir medyanın kurulması şarttır. Türkiye'ye karşı yürütülen psikolojik harekât yeterli bir direnmeyle karşılaşmadan ilerlemekte ve yeni mevziler kazanmaktadır. Türkiye halkının bilinci karartılmakta, maneviyatı sarsılmakta ve halk güçlerinin oluşması önlenmektedir. Bu durumda ulusal Kanal başta olmak üzere Ulusal Medya araçları geliştirilmeli ve etkin kılınmalıdır...." Şeklinde ibareler içerir doküman ele geçirilmiş olup, aym dokümanlar İşçi Partisi Genel Başkanı şüpheli Doğu PERİNÇEK' ten de ele geçirilmiş olmakla şüpheliler İlhan SELÇUK ve Doğu PERİNÇEK arasında örgütsel irtibatın bulunduğu anlaşılmış, ayrıca bu yazı içeriğinde Milli Güç Birliği, millet-ordu işbirliği ile mevcut yönetimi değiştirmenin mümkün olduğunun vurgulandığı görülmüştür. Şüpheli Doğu PERİNÇEK'e ifadesi sırasında, Cumhuriyet Gazetesiyle herhangi bir bağı olup olmadığı sorulduğunda; "Cumhuriyet gazetesini kendilerinin değer verdiği sayın ilhan SELÇUK'un yönettiğini, Türkiye'nin "aydınlanmasına hizmet eden bir gazete olduğunu, başarılı olmasını istediğini, bunun ötesinde aralarında organik bir bağ olmadığını, Cumhuriyet ile Ulusal Kanal arasında Reklam takas anlaşması olduğunu, aynı anlaşmanın

Tercüman ve Yeniçağ gazeteleri ile Ulusal Kanal arasında da olduğunu, yayın organlarının birbirlerine destek amaçlı anlaşma yaptıklarını, 1998 yılında sayın İlhan SELÇUK, o zaman Esenyurt Belediye başkanı olan sayın Gürbüz ÇAPAN, Sayın Ferid İLSEVER ve kendisinin birlikte İstanbul'da Armada otelinde yemek yediklerini, yemekte ortak bir televizyon yapmayı görüştüklerini, Ulusal Kanal elindeki frekans ve yayın lisansını koyacak olduğunu, İlhan SELÇUK ve Gürbüz ÇAPAN'da çevrelerinden sermaye bulup ortak bir televizyon kurulacak olduğunu, kendilerinin 10 (on) Milyon dolarlık bir televizyon projesi önerdiklerini, Onların ise çok büyük sermayeli bir televizyon düşündüklerini, sonra bu birlikte girişimin olmadığını, kendilerinin başardıklarını, ancak Cumhuriyet ve Gürbüz ÇAPAN makine ve teçhizatlarını aldıkları halde o girişimi sürdüremediklerini" beyan etmiştir. Şüpheli İlhan SELÇUK ifadesinde: "Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nu İstanbul Üniversitesi Rektörü olduğu dönemden beri tanıdığını, rektör olarak gazeteye geldiğini, gazete temsilcileri olarak istanbul Üniversitesine gittiklerinde görüştüklerini, rektörlüğü döneminden sonra da mesafeli de olsa dostluklarının devam ettiğini"beyan etmiş olup, İletişim Tespit Tutanaklarının incelenmesinde; Tape No:3892' de şüpheli İlhan SELÇUK ile İ.Y' m yaptıkları telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un' "Bizi işte bi şeyin başına geçirmek istiyorlar özellikle Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU çok ısrar etti ....işte şeyi birleştirelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde. İşte biri o Ankara daki Türk metalin TV si var" "Avrasya.... " "B kanal var. Burda da Doğu Perinçek kanalı ile bizim Tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir ..." şeklinde görüşme yaptıkları, kanalların ortak yayın yapması, bu yayın kuruluşlarının birleştirilmesi konusunda kendisinden talep olduğunu, Tape No:3880/3902'de, 03.03.2008 günü saat:10.56 sıralarında İlhan SELÇUK ile A.C.'un yaptıkları telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "...Doğu PERİNÇEK ile Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU geldiler bana" dediği tespit edilmiştir. Görüşmelerden de anlaşılacağı üzere, şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun, İlhan SELÇUK ile görüşme yaparak, Ulusal Kanal, Avrasya (ART), Kanal B ve Kanal Türk gibi televizyonların ortak yayın yapması, örgütün amacına yönelik olarak ortak bildiri yayınlamaları konusunda şüpheli İlhan SELÇUK 'un bu işi organize etmesinin istendiği anlaşılmaktadır. Şüpheli İlhan SELÇUK ifadesinde : "M. Adnan AKFIRAT'ı tanımadığını beyan etmiş ise de; Şüpheli M. Adnan AKFIRAT'a ait, QUANTUM marka, seri numarası 168302767583 bilgisayar hard diski üzerinde yapılan incelemede "İ. Selçuk ve M. Soysal'a soru" isimli metin belgesi içerisinde M. Adnan AKFIRAT tarafından yazılmış olan "Sayın İlhan SELÇUK, Çevik BİR ekibinin 21 Aralık 1998'de bir darbe girişiminde bulunduğuna ilişkin çok ayrıntılı bir haber hazırlamaktayız. Bu girişim içinde bulunan kişiler, sizin 26 Kasım 1998 tarihli "Güneşin mağripten doğması yakındır" başlıklı yazınızın 21 Aralık Darbesi'ni haber verdiğini belirttiler. Darbe girişiminin merkezindeki kişiler ile Nuruziya Sokak'taki Mason Locası'ndaki bir buluşmada sizin bulunduğunuz da ileri sürüldü. Bu konuya ilişkin sizin açıklamalarınıza da yer vermeyi dileriz. Saygılarımızla" şeklindeki yazının bulunduğu buradan da Şüpheli İlhan SELÇUK ile şüpheli M. Adnan AKFIRAT'm 1998 tarihinde bazı olayları paylaştıkları görülmüştür.

Yine, M. Adnan AKFIRAT'tan ele geçirilen 8 sayfalık belge içerisinde "ÇEVİK BİR-EROL ÖZKASNAK ekibinin AMERİKANCI DARBE GİRİŞİMİ YAPACAKLARI ve bu darbenin sivil toplum darbesi olacağı yönetime el konulunca değişik makamlara gelecek kişilerin isimlerinin yazıldığı listenin bulunduğu belgede şüpheli İlhan SELÇUK'un da isminin yeraldığı görülmüştür.


Şüpheli M. Adnan AKFIRAT tarafından şüpheli İlhan SELÇUK'a gönderilen mektubun içeriğinde ERGENEKON Terör örgütünde yönetici konumunda olan İlhan SELÇUK ile örgüt üyesi M. Adnan AKFIRAT'in irtibatlı olduğu görülmektedir. Ayrıca İlhan SELÇUK'un geçmişte ve günümüzde olduğu gibi 1998 yılında da darbe girişimlerini teşvik ettiği yönünde bilgiler olduğu görülmüş, önceki yıllarda samimi ilişkileri olmasa bile Şüpheliler İlhan SELÇUK ve M. Adnan AKFIRAT'm 1999 yılında ERGENEKON terör örgütünün re-organizasyonu amacıyla oluşturulan yeni örgütlenmede birlikte yeraldıkları toplanan delillerden anlaşılmıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütü mensuplarından Şüpheli Ferid İLSEVER ile de irtibatlı olduğu, Bu belgeler ve konuşmalardan Şüpheli İlhan SELÇUK'un örgütün üst düzey yöneticilerinden olan şüpheliler; Doğu PERİNÇEK ve Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ile ERGENEKON terör örgütü mensuplarından M. Adnan AKFIRAT ve Ferid İLSEVER ile irtibatlı olduğu, örgütün hiyerarşisi içinde hepsinden üst konumda yeraldığı anlaşılmıştır. Dosyamız şüphelilerinden Ümit OĞUZTAN'dan elde edilen, içeriğinde örgütün medya ile ilgili planlamalarının yer aldığı Aralık 2000 tarihli ULUSAL MEDYA 2001 belgesinde Doğu PERİNÇEK'in Cumhuriyet Gazetesi ile Ulusal Kanal'ın birleştirilerek bir medya gurubu oluşturup örgütünün amaçlan doğrultusunda kullanmak istediği hususu yer almaktadır. Söz konusu görüşmede de bu dokümanda anlatılan birleşik medya oluşturulması fikrini doğrular nitelikte olduğu anlaşılmıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un Beşiktaş ilçesi Kültür mahallesi Barış Sokak Gazete Muhabirleri sitesi B6 Blok No:2/2 sayılı adresinde yapılan arama neticesinde ele geçirilen; Şüphelinin el yazısı ile yazdığı notta; M. Pamukoğlu, Erol Mütercimler, Erdal Avukat, Mustafa Ha... M Pamukoğlu Bir ekip kurdum sana yardımcı olacak Büyük Klüp'te Pamukoğlu M.Hüs.. ..güray var Mütercimler Sonradan Gölcük'te buluşacağız Erdal'la birlikte Erol Mütercimler de geliyor Oral Çelik'le birlikte İzmit Gölcük'te toplanırız M.Pamukoğlu o toplantıda yok Erol Mütercimler Erdal'a Erol mütercimler A.... 500 bin dolar verirsen bu işi yaparız..." şeklinde yazıların bulunduğu tespit edilmiş olup ifadesi alınırken kendisine bu konu sorulduğunda; "Not kağıdmdaki yazılann kendisine ait olduğunu, not kağıdında yazan M.PAMUKOĞLU'nun yeminli mali müşavirleri Mustafa PAMUKOĞLU olduğunu, Erol MÜTERCİMLER'in yazar olduğunu ve eskiden beri tanıdığını ancak samimi olmadığını, Oral ÇELİK'i medyadan Abdi İpekçi'nin faillerinden olarak bildiğini, bu şahısla bir ilişkilerinin olamayacağını, notlarda geçen Büyük Klübün Cadde Bostan'da bulunan siyasetçilerin, gazetecilerin gittiği bir lokal olduğunu, "bir ekip kurdum sana yardımcı olacak" derken ne kastettiğini hatırlamadığını, almış olduğu eski notlar olduğunu, şu an


hatırlayamadığını, Gölcük'teki buluşma konusu ile bilgisinin olmadığım, şu an hatırlamadığını, notlarda geçen 500 bin dolar konusunu hatırlamadığını, eski tarihli almış olduğu notlar olduğunu" beyan etmiştir. Yazı içeriğine dikkatle bakıldığında gizemli veya gizli bir toplantıda örgütsel konulara ilişkin bir yazı olduğu anlaşılmaktadır. Çünkü yazı içeriğinde ismi geçen kişilerden biri siyasi suikaste kurban giden Milliyet Gazetesi yazan Abdi İPEKÇİ'nin faillerinden olduğunu bildiği bir şahsın ismi ile Gölcük'te bir toplantı yapıldığı ve işin 500 bin dolar verilmesi halinde yapılacak bir işten bahsedilmesi masum bir görüşme olmasa gerektir. Şüpheli İlhan SELÇUK'un kendi el yazısı ile yazdığı bu notun içeriği hakkında makul ve mantıklı bir açıklama getirmesi gerektiği halde hatırlamadığını söylemesi tamamen gizli olarak yürüttüğü bir kısım faaliyetlerinin bulunduğu ve bu faaliyetlerinin deşifresini önlemeye yönelik olduğu kanaatine varıldığı gibi şüphelinin gazeteci yazar olması sebebiyle böyle bir notun konumuyla uyuşmadığı, not içeriğinden Oral ÇELİK isimli kişiye illegal bir iş yaptırılması ile ilgili bir görüşmeye ilişkin olduğu, Şüpheli İlhan SELÇUK'un gizli ve illegal bir faaliyet içinde olduğu açıkça anlaşılmıştır. ERGENEKON terör örgütünün propagandasını yapmak ve örgütün amaçlan doğrultusunda kamuoyu oluşturulması için medyanın kontrol altına alınmasının zorunluluğu, ERGENEKON ve Lobi belgelerinde sıklıkla tekrar edilmiştir. Bu ilkeye bağlı olarak şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU tarafından organize edilerek şüpheli İlhan SELÇUK'un örgütün amaçlan doğrultusunda Medya Kuruluşlannı kontrol altında bulundurmak ve kamuoyu oluşturulması için ortak bildirileri ve yayınlan gerçekleştirmelerini sağlamak amacıyla kendi görüşlerine yakın olarak nitelendirdiği, Ulusal Kanal, ART, Kanal B ve Kanaltürk televizyonlannm yöneticileri ile görüşme ve çalışmalar yaptığı, bir kısım medya patronlan ile irtibat halinde olduğu, yönlendirici rol üstlendiği anlaşılmıştır. Bu cümleden olarak; Tape No:3892, 14.02.2008 günü saat: 12.59 sıralannda İlhan SELÇUK ile İ. Y.' m yaptıklan telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "BİZİ İŞTE Bİ ŞEYİN BAŞINA GEÇİRMEK İSTİYORLAR ÖZELLİKLE KEMAL ALEMDAROĞLU ÇOK ISRAR ETTİ... yani baktığın zaman işte şeyi birleştirelim üzerine şey yapıp. 4 tane TELEVİZYON var bu hikayenin içinde. İşte biri o Ankara daki Türk Metalin TV si var" "Avrasya Evet" "B kanal var. Burda da Doğu Perinçek kanalı ile bizim Tuncay Özkan kanalı var. 4 tane kanal işte ne yapılabilir şu bu falan filan bi şeyler..." , "...Yani ortak bildiriler yaymak, bir bütün bu kanal sahipleri arasında bir, efenim birisi Metal in başında birisi işte İŞÇİ partisinin başında Tuncay Özkan işte HALK partisine girdi girecek bir hareketin başında. E öbürü de REKTÖR ANKARADA. O DA DOĞRU DÜRÜST BİR ADAM İŞTE SEN BİRLEŞTİRİRSİN BUNLARI GİBİ OLMAYACAK ŞEYLER ÖNERİYORLAR BANA" "Yav bide şey var bilemiyosun ki yani DOĞU yarın öbür gün ne yapar bilebiliyor musun?" dediği, İ.Y.' m "Evet Doğu ya güvenilmez ama" dediği, İ.SELÇUK' un "ÖBÜRLERİ DAHA İYİ FİLAN. ZATEN KENDİLERİ GELİYORLAR ŞU BU. ŞEYİ PEK FAZLA TANIMIYORUM AMA ONUDA ŞEY TANIYOR KEMAL, ESKİ REKTÖR FALAN ÖBÜR REKTÖR FALAN TANIYORLAR. NEYSE BÖYLE BİR YANİ SENİN ANLIYICAĞIN BÖYLE BİR GECE GEÇİRDİK.".... İ.SELÇUK' un "Deli misin ya" "Deli misin ya bütün bu ikinci Cumhuriyetçi denen takım nerde palazlandı? Aydın Doğan" dediği, İ.Y.' m "Onun için çok zor bi 30 yıl eğer SOL iktidar olsaydı heralde şimdi bambaşka bi şey olurdu ağabeycim" dediği, İ.SELÇUK' un "YANİ 70 BİN OKUL VAR 90 BİN CAMİ VAR. GETİRDİ Mİ BÜLENT O RAKAM..." dediği, "V77 <£—.. t t Tape No:3902, 03.03.2008 günü saat: 10.55 sıralarında İlhan SELÇUK ile A.Ç.'un yaptıklan telefon görüşmesinde özetle;


I.SELÇUK' un ".. .Doğu PERİNÇEK ile Kemal Yalçın ALEMDAROGLUgeldiler bana" dediği, A.Ç.' un "Evet onu onu bilmiyorum da işte Kemal telefon etti bana" ".. .Balbay ile konuştum dedim ki yarın geliyor saat 14:00 de Haberal ile randevusu var ama öncelikle seninle konuşması lazım..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bu Haberal ile Balbay'in arası iyi değilmiş galiba birileri söyledi" dediği, A.Ç.' un "Önemli değil şimdi" dediği, İ.SELÇUK' un "Önemli önemli değil" dediği, A.Ç.' un "Balbay koordinasyon sağlayacak.." dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi yol uçak ücretini verelim mi yoksa gerekmez mi Kemal Yalçın ALEMDAROGLU" "Yani durumu nedir onun" dediği, AÇ.' un "Onun durumu iyidir ama ben bir çıtlatayım bakayım" dediği, İ.SELÇUK' un "... bu işler senin üstüne vazife" dediği, A.Ç.' un "Yani ben zaten aldım o işi Balbay'la da konuştum onları koordine ettiriyorum" dediği, İfadesi sırasında bu görüşme sorulduğunda; "Cumhuriyet Televizyonu kurmak istediklerini, bu kanal için de Tuncay ÖZKAN'm sahibi bulunduğu Euro Türk isimli kanalın frekansı üzerinden yapmayı düşündüklerini, fakat olmadığım, televizyon konusundaki teşebbüslerinden vazgeçmediklerini, çabalarının durmadığını, adı geçen televizyonlarda program saati almayı düşündüklerini, Kemal Yalçın ALEMDAROGLU'nun Kanal B televizyonunun sahibi Mehmet HABERAL'a yakın olduğu için yardım etmeyi vaat ettiğini ve eğer bu televizyonlarda program saati alabilselerdi bunun bir bağımsız televizyon kadar etkili olacağını ve Cumhuriyet televizyonu gibi olacağını... " beyan etmiştir. Görüşme değerlendirildiğinde; Şüpheli İlhan SELÇUK ile şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROGLU'nun birebir irtibat halinde oldukları ve birlikte faaliyet yürüttükleri, şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun da yardım ve organize ettiği medyayı birleştirme yönündeki bir çalışmada medya üzerinde yönlendirici rol üstlenmesi konusunda kendisinin görev aldığı, işbirliği içinde oldukları açıkça anlaşılmıştır. Ayrıca, ERGENEKON terör örgütüne yönelik olarak yapılan soruşturma sırasında aramalarda örgüt mensuplarından ele geçirilen "Ulusal Medya 2001" isimli örgüt dokümanda belirtildiği gibi Cumhuriyet Gazetesinde bir kadro değişikliğine gidildiği, Ulusal Medya'nm yazılı kanadını Cumhuriyet Gazetesinin oluşturduğu, dokümanda yer alan "Hedeflenen amaca ulaşılabilmesi için, kurulacak hiçbir yayın organının resmi (devlet kuruluşu) olmamasına da ayrıca büyük bir özen gösterilmesi gerektiğV ibaresi doğrultusunda ulusal çizgide yayın yapan kanalların birleştirilerek tek kanal altında toplanması için şüpheli İlhan SELÇUK'un görüşmeler yaptığı, örgütün belirlediği politikalar doğrultusunda hareket ettiği, yine dokümanda "Bağımsız Ulusal medya kuruluşlarının yaratılabilmesi için; Yurtta ve yurtdışmda faaliyet gösteren Türk işadamları arasından seçilecek kişilerden "Medya-Finans Konseyi oluşturulması'1 gerektiğinin belirtildiği, şüpheli İlhan SELÇUK'un Medya-Finans konseyinin oluşturulması için ülkemizin önde gelen iş adamları ve medya patronlarıyla bir araya geldiği, örgütün hedefleri doğrultusunda iş dünyasından ve medya dünyasından bir çok önemli şahıslarla görüşmeler yaptığı yukarıda "telefon görüşmeleri" bölümünde tape numaralarını verdiğimiz konuşmalardan anlaşılmıştır. İletişim Tespit Tutanaklarının incelenmesinde; Şüpheli İlhan SELÇUK'un Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmaya yönelik, örgütün amaçlarını yansıtan bir çok telefon görüşmesi yaptığı bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıktığı anlaşılmıştır. Bu cümleden olarak; Tape No: 3885, 04.02.2008 günü saat:l0.59 sıralarında İlhan SELÇUK ile P. K. arasında yapılan telefon görüşmesinde; •• /.-> "' ,•



/cM^y !>■ 1764


İ.SELÇUK' un "P... nasılsın?" "Vallaha bu çatışma büyüyerek sürecek" "Sürecek bence Çatışma olması iyi bir şey, herkes efendim susup otursaydı." "O zaman büsbütün fena olurduk." "Şimdi yani bu çatışmanın yükselmesi büyümesi lazım," "...hesaplaşmaya da gitmesi gerekiyor anlaşılan." "Ama çoğu kişide bu var, İstanbul'da da var, yani eylem Ankara'da ama İstanbul'da da büyük hareket var" dediği, Tape No: 3886, 07.02.2008 günü saat:12.51'de İlhan SELÇUK'un İ.Y. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "İşte şimdi bugün 4'te şeye gidecem" dediği, İ.Y.' in "Nakkaştepe'ye gideceksiniz" dediği, İ.SELÇUK' un "Koç'a gidecem," dediği, İ.Y.' m "Orda tartışmaları falanda verecez, şimdi aslında bugün yeni Yar.. Başkanı Saat 4'te konuşacak" dediği, İ.SELÇUK' un "Adamın adam iyi" dediği, İ.Y.' m "İyi bir iki seferde sizin toplantılara katılmış" "Ankara'daki toplantılara katılmış" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" dediği, İ.Y.' m "...şimdi bunlar dikkat ederseniz abi bir yandan türban diyorlar, bir yandan da Meclis'e bu Yarg..'la ilgili bir yasayı getirmeye çalışıyorlar, onun içinde yapılacak konuşma önemlidir bugünkü konuşma" dediği, İ.SELÇUK' un "Büyük bir şey başladı İ.. yani" dediği, İ.Y.'m "Evet yani yargıyla siyaset, siyaset demeyim de yargı ile AKP arasında bir kavga önümüzdeki günlerde söz konusu, dikkat ederseniz Asker artık burda sesini çıkarmıyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" dediği, İ.Y.' m "Bence akıllı davranıyor, sesini çıkarmasm şimdi. Böyle bir şey var" dediği, İ.SELÇUK'un "Siyaset yargıya saldırıyor" "Aslında başlık bile olabilir" "Şey olabilir AKP" "Bilmem ne yani zaten artık bu olay türban sorunu olmaktan çıktı" "Çıktı bu başka bir olay yaşıyoruz..." İ.SELÇUK' un "... biliyorum ben PAMUKOĞLU'da biliyor olayı" "PAMUKOĞLU'da biliyor" dediği, İ.Y.' m "Bugün YÖK Genel Kurulu toplanıyor, bugüne kadar toplamadılar, işte Başkan atadılar, yeni üyeler atadılar ve Genel Kurul toplanıyor bugün" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, YÖK elden gidiyor" dediği, İ.Y.' m "Evet" dediği, İ.SELÇUK' un "GİDİYOR, YANİ HER ŞEY ELDEN GİDİYOR, TUHAF BİR DURUM VAR, BAKALIM NE OLACAK, ŞİMDİ YALNIZ 2 TANE ŞEY VAR EĞER KAPATMA DAVASI AÇILIRSA" "BİRDE ÜSTÜNE EKONOMİK KRİZ GELİRSE TÜRKİYE BİRAZ KARIŞIRSA BELKİ Bİ UMUTLAR DOĞABİLİR, YANİ" dediği, İ.Y.' m "Yoksa bu devam eder" dediği, İ.SELÇUK' un "ÇÜNKÜ NORMAL YOLLARDAN BUNLARI MÜMKÜN DEĞİL YANİ" "ÇOK AÇIK GÖRÜNÜYOR, Bİ KERE ADAM KARARLI GERİ ADIM FALAN ATMIYOR "İ.Y.' m "...Fethiye Rotary Kulüpten geldiler sabah bana, onu size anlatayım da abi" "...bir Yunus NADİ heykeli yapmak istiyoruz..." "Bunu ben Alev abiye vereyim abi, ilgilensinler adamlar Fethiye'den kalkıp buraya gelmişler" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet, bak M.A.B. "MHP'nin gerçek kimliği şimdi anlaşıldı, ULUSALCI KESİMİN BİR BÖLÜMÜ AK PARTİYİ DURDURACAĞI VARSAYIMIYLA SON SEÇİMLERDE MHP'YE OY VERMİŞTİ, MHP EHVENİ ŞER DEMİŞLERDİ, ŞİMDİ LAİK DEMOKRATİK TÜRKİYE'NİN GELECEĞİ AÇISINDAN MHP'NİN DAHA TEHLİKELİ OLDUĞUNU ANLIYORLAR" yani şey var adamda" dediği, İ.Y.' m "Mustafa şeyi aramış Aydın DOĞAN'ı size söylemiş, yurt dışında demişler, bilginize" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet evet, dün İnan KIRAÇ'la Mustafa'yı konuşturdum, ee" dediği, İ.Y. 'in "Evet tamam" dediği, İ.SELÇUK'unn "EFENDİM EEE İŞTE O DEVREYE GİRSİN DAHA İYİ, YANİ HEPİMİZ ELİMİZİ KOLUMUZU SIVAYIP BU İŞİN İÇİNE GİNELİM,peki İbrahim, peki canım eyvallah" dediği, Yapmış olduğu bu görüşme ile ilgili olarak sorulduğunda; Görüşmeyi yaptığı kişinin gazetenin genel yayın müdürü olduğunu, Rahmi KOÇ'un dostu olduğunu, sırası geldiğinde buluşup konuştuklarını, bu görüşmelerinin çok sık olmadığını, ama bu görüşmelerin önemli olduğunu, Türkiye'de o konumda bulunan bir insanın görüşlerini


3\^T' [765 "

öğrenmek bir gazeteci için kendi açısından önemli olduğunu, görüşmede de Rahmi KOÇ'un yanma gideceğinden bahsettiğini, kendisiyle dünyanın ve Türkiye'nin ahvali hakkında görüştüklerini, gazeteci olması nedeniyle Turgay CİNER, Mehmet Emin KARAMEHMET, Şevket SABANCI, Aydın DOĞAN gibi şahıslarla da ara sıra görüştüğünü "beyan etmiştir. Söz konusu görüşmede yüksek yargıdan bazı şahısların İlhan SELÇUK tarafından Ankara'da organize edilen yemekli toplantılara birkaç kez katıldığını, türban meselesi nedeniyle AKP'nin Yargı'ya saldırdığını bu nedenle büyük bir hareketin başladığını, askerin bu çatışmada sessiz kaldığını, yaşanan bu sürecin türban sorunu olmaktan çıktığı, cumartesi günü Ankara'da yapılacak mitinge destek verilmesi gerektiği, YOK'UN DE ELDEN GİTTİĞİ, her şeyin elden gitmeye başladığı, bu tuhaf durumu ancak 2 şeyin durdurabileceği, bu iki hareketten ilkinin AK PARTİNİN KAPATILMASI ikinci ise Ekonomik Krizin çıkarılması olduğu, başka türlü NORMAL YOLLARDAN mevcut düzenin değiştirilemeyeceği, Ulusalcı kesimin bir bölümünün AK Partiyi durduracağı varsayımıyla son seçimlerde MHP'ye oy verdiği, ancak şu anki durumda Laik Demokratik Türkiye'nin geleceği açısından MHP'nin daha tehlikeli olduğu, mevcut düzenin değiştirilmesi için İlhan SELÇUK'un ülkemizin ekonomisini her an etkiliyebilecek gücü elinde bulunduran holding sahipleri ile bir toplantı yapacağı, herkesin elini kolunu sıvaması gerektiğini belirttiği anlaşılmıştır. Bu telefon görüşmesi; 07.02.2008 tarihinde yapılmış yani, 14.03.2008 tarihinde Adalet ve Kalkınma Partisinin kapatılması istemi ile Anayasa Mahkemesine açılan davadan 29 gün öncedir. Şüpheli İlhan SELÇUK'un telefon görüşmesinde belirttiği şekilde harekete geçtiği ve içinde bulunduğu konumunu da kullanarak ERGENEKON Terör örgütünün amaçları doğrultusunda ülkemizde meydana getirilmeye çalışılan ekonomik-siyasi kriz ve arkasından kaos oluşturularak askeri darbe için uygun ortamının hazırlanması yönünde büyük bir rol üstlendiği anlaşılmıştır. Tape No: 3887, 08.02.2008 günü saat 12:49'da İlhan SELÇUK'un İ. Y. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde özetle; İlhan SELÇUK'un "BUNLAR DA YÜRÜYECEK YARGI DA YÜRÜYECEK. BİR YERDE BİR HESAPLAŞMA OLACAK HERALDE. Yani şöyle bi şey aklıma geliyor YARGI KAPATMA KARARINA DOĞRU GİDİYOR, HABERİNİ DE VERDİLER, kapatma kararını verdiği anda bunlarda diyeceklerki; biz milli iradeyiz, şey başlıyacak, Ben Milli iradeyim diyecek, bir takım şeyler yapmaya çalışacak, çünkü göğsünde KAPATILMIŞTIR levhası dururken, AKP bi şey yapamaz. Bir şey yapabilir, isim değiştirir. Ama bu seferde hile-i seriye yapmış olacak, falan, yani; Çok, TÜRKİYE şeye gidiyor, bunalıma gidiyor..." "Atatürk Devrimleri aslında toplumda yerleşmişte, bu pezevenkler türban üzerinden yürüyorlar. Yani ve sanıyorum çok zor, çok zor. Dün işte orada, toplantıda konuşulan ve yine, söylediği, RAHMİ Bey'in söylediği, acaba, yani, sınır aşıldı mı? Geriye dönüş, artık olanaksız mı diye?" dediği, İfadesi sırasında bu görüşmenin tamamı okunup sorulduğunda; "... Görüşmede geçen toplantının tarihten birkaç ay önce Rahmi KOÇ'un Nakkaştepe'deki holding binasında verdiği ve dostlarını çağırdığı sohbet toplantısı olduğunu, toplantıya Sabancı Üniversitesi Rektörü Tosun TERZİOĞLU, Koç Üniversitesi rektörü, Ömer KOÇ ve ismini şu an hatırlayamadığı bir ilahiyat profesörü ve birkaç kişinin daha katıldığını, bu görüşme esnasında Rahmi KOÇ'un bu halka İslam dinini nasıl doğru anlatabiliriz diye bir konu ortaya attığını, bu konu bağlamında arkadaşların fikirlerini söylediklerini, Rahmi KOÇ'un "sınır aşıldı mı" demesinin kendisine özgü deyim olmadığını, Türkiye'de birçok çevre ve kişinin bu sınırın aşıldığını ve Atatürk Cumhuriyetinde işin bittiğini, geriye dönülemeyeceğini düşünmekte olduğunu," beyan etmiştir.



'*?'.>KJ®,

Bu görüşmeden de; ülkemizi ekonomik ve siyasi kriz ortamına sürükleyecek kapatma davasının açılacağını yaklaşık 1 ay önceden öğrendiği, 07.02.2008 tarihinde ülkemizin önde gelen iş adamlan ile yapmış olduğu toplantıda Rahmi KOÇ'un "sınır aşıldı mı?" şeklinde gündemi değerlendirdiği, Turgay CİNER, Aydın DOĞAN ve Mehmet Emin KARAMEHMET'in birlikte olmasının çok iyi olacağını, Aydın DOĞAN'm diğer adı geçen şahıslara ağabeylik yapması gerektiği, Aydın DOĞAN ve Turgay CİNER'in ortaklık yapmamasının bugünkü gelinen noktada etkili olduğu, 07.02.2008 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda İlhan SELÇUK'un lider konumunda olduğu, toplantıya ülkemizin ekonomik durumunu her an değiştirebilecek güce sahip iş adamlarının yanı sıra bazı rektörlerinde katıldığı, toplantının birinci bölümünde İlhan SELÇUK'un ülkemizin nasıl kuşatıldığını ve İslamcılığının kaynağının dışardan olduğunu anlattığı, ikinci bölümünde de yapılan operasyonla AKP'nin nasıl iktidara geçtiğini anlattığı, anlattıklarının toplantıya katılanlar tarafından bilinmemesine şaşırdığı, KOÇ'un etkilenerek kendisinin paltosunu tutmak istediği, Ömer KOÇ'un ise kendisim arabaya kadar uğurladığı, toplantının Cumhuriyet adına çok iyi olduğunu belirtmiştir. Tape No: 3888, 08.02.2008 günü saat:20.20 de İlhan SELÇUK'un M. B. ile yaptığı telefon görüşmesinde; ERGENEKON Terör örgütünün hedeflerine ulaşmak için hazırlamış olduğu Cumhuriyet gazetesinin Re/Organizasyonu çalışması isimli doküman doğrultusunda çalışmalar yaptığı, KOÇ grubunun Cumhuriyetin ne demek olduğunu anladığı ve bu projeye büyük ilgi gösterdiği, iktidann sermayeyi dincileştirmek ve İslamlaştırmak istediği, su altından her şeyi gizlice hallettikleri belirtildikten sonra M.B.'nin böyle giderse bir iç savaşdan başka bir şeyin bu durumu temizlemeyeceğini söylemesi üzerine İlhan SELÇUK'un "İÇ SAVAŞ OLMAZ DA YANİ BİR NOKTA DA EĞER ORTALIK KARIŞIRSA, HEM EKONOMİK HEM SİYASİ OLARAK BELKİ ASKER GELİRSE BİR ŞEY OLABİLİR", dediği, M.B.'nin ASKER GELEBİLİR Mİ ARTIK İLHAN diye sorması üzerine İlhan SELÇUK'un E MECBUR OLACAK diyerek TSK'ni yönetime elkoyması için telkin ve tavsiye ettiği görülmektedir. Görüşmenin devamında ancak böyle bir ortamın oluşması ve ortalığın karışması halinde mevcut devlet otoritesinin zaafa uğrayacağının belirtildiği, İlhan SELÇUK'un "MEDYA' Yi DA ELE GEÇİRDİLER. APTAL AYDIN DOĞAN la APTAL TURGAY CİNER ve APTAL MEHMET KARAMEHMET birbirleri ile uğraşırken adamlar aldılar ele şimdi" diyerek medyanmda ele geçirildiğini, Atatürk Cumhuriyeti'nin elden gitmek üzere olduğunu belirttiği, M.B.'nin "bir ümit var mı?" şeklinde sorması üzerine İlhan SELÇUK'un "ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR" diyerek Devletin bağımsızlığını zayıflatmaya ve birliğini bozmaya, Devlet otoritesini zaafa uğratmak veya yıkmak veya ele geçirmek için yapılması gerekenleri beyan ettiği ve yukarda belirtildiği gibi kısa bir süre sonrada İlhan SELÇUK'un telefonda belirttiği hususların gerçekleştiği, ülkemizde çalkantılı ve gergin bir ortam oluştuğu anlaşılmıştır. Ayrıca, şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütünün amaçları doğrultusunda örgütün gizli toplantılarında alman kararların uygulamaya geçirilmesi işlerinden sorumlu olduğu ve sırasıyla olacak veya yapılacak şeyleri bildiği, bu durumu kendi görüşüne yakın insanlarla paylaştığı anlaşılmaktadır. Tape No: 3889,10.02.2008 günü saat:10.41 de İlhan SELÇUK'un X Bayan ve sonrasında G. İ. ile yaptığı görüşmede; İlhan SELÇUK'un Hükümetin kararlı olduğu ve dışardan Amerika tarafından desteklendiğini belirtmesi üzerine muhatabının eski Genel Kurmay Başkanı İsmail Hakkı


KARADAYI ve beraberinde bazı generaller ile profesörlerin bulunduğu kapalı bir sempozyuma katıldığını, KARADAYI ve diğerlerinin memleketin durumunu gördüklerini ancak kurtuluş için bir çözüm söyleyemediklerini, İlhan SELÇUK'un bu durumun büyük bir çatışmaya gitmesi durumunda Anayasa Mahkemesi'nin AKP'nin kapatılmasına karar vereceğini, iktidarda bulunan bir partinin kapatılmasının şimdiye kadar görünmediğini, bunun üzerine AKP'nin hile-i şer'iye yaparak isim değiştireceğini, ortalığın büsbütün karışacağını ve bir hakeme ihtiyaç duyulacağını, muhatabının ise hakem için akla gelenin asker olduğunu belirtmiştir. Tape No: 3890, 10.02.2008 günü saat:16.14 de İlhan SELÇUK'un İ. Y. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde;

İ.SELÇUK' un "...işte başyazıyı yazdık" "Biraz düşündüm Amerikaya fazla mı devreye soktum diye başyazıda ama artık bugün Hürriyet'i gördün heralde" "Yani bizide solladı keratalar" dediği, İ.Y.'m "Abi bu işler böyle" "...böyle bir şey var yani büyük bir tepki var, yani bir kaosa gideceği bir korku var, ikinci Cumhuriyetçilerin bazıları da mesala bakıyorsun değişiyorlar falan" "O anlamda Anayasa Mahkemesi heralde bütün bunları dikkate alacaktır diye düşünüyorum abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Anayasa, hı. Vallaha Anayasa Mahkemesi eğer radikal bir karar alır da siyasal iktidar partisini kapatırsa" "Türban bir yana Türkiye başka bir sürece girer. KAPATMASI DA GEREKİR BANA SORARSAN" "YANİ BAŞKA BİR ÇIKIŞ YOLU GÖRMÜYORUM. Ne olacak o zaman hemen başka bir parti kuracaklar iktidardakiler ama gayr-i meşru duruma düşmüş olacaklar" "Tuhaf bir olay yaşıyoruz bakalım şeyden satışlar nasıl gidiyor İ..." dediği, İ.Y.'m "...yüksektir bu hafta hep yüksek gelmişti ya pazarda yüksek gelir" "Mitingler falan etkiliyor" dediği, İ.SELÇUK' un "Miting iyidi miiting iyidi" dediği, İ.Y.' m "Abi hiç yok böyle şeyler önemli olsun yani. sadece gazete köşelerinde yazılarla haberler olmuyor bu işler meydanlara çıkılması lazım dediği, İ.SELÇUK' un "Çok iyi çok iyi" dediği, İ.Y.' m "Dikkat ederseniz sadece Ankara değil bizden başka veren de yok biz koyduk işte büyük fotoğraflarla il il vermişiz İzmir'de, Kütahya'da falan her yerde var ufakta olsa her yerde bir şey var" dediği, İ.SELÇUK' un "...şimdi yarma şeyin ne" dediği, İ.Y.' m "Abi şimdi köşke çıkıyor tartışmaları vereceğiz MHP 17. madde meselesi var Anayasa Mahkemesi ile ilgili süreç nolacak gibi bir sürü laf var. Türbandan gideceğiz" dediği, İ.SELÇUK' un "Vallaha bu türban bütün millet bunun üstüne şey, aslında türban meselesi değil artık o ama" dediği, İ.Y.'m "Her yerde toplantılar yapıyorlar birde iyi bir şey bu Türk halkı sessiz kalmıyor" "...şimdi ikinci Cumhuriyetçilere dikkat ediyorum onlar da bu kaygılarını dile getiriyor, Ahmet İlser var mesala Radikal'de yazan" "Bugün bir yerde röportajını okudum baktım değişmiş" dediği, İ.SELÇUK' un "...değişiyorlar değişiyorlar" dediği, İ.Y.' m "Abi şey çok ilginçti Ali Kırca nın programında şey soruyor bu Hatemiye soruyor kadın varya Avukat Hatemi bilmem ne, diyor ki madem siz savunuyorsunuz niye türban takmıyorsunuz kadının yanıtı şu yani din bunu gerektirmiyor ki bunu takayım diyor" "Acaba şu Nevzat Yalçmtaş ı biz de mi kullansak bu çok ilginç geldi bana" dediği, İ.SELÇUK' un "Onu kullanalım" dediği, İ.Y.' m "Değil mi abi? şimdi diyor ki iki şeyi önemli bir türban dışarıdan Türkiye ye sokuldu ikincisi Amerikalılar o günde işin içinde idiler bugün de işin içindeler" dediği, İ.SELÇUK' un "Onu kullanalım benim yazımın işte özü de bu" "Şimdi bu dil köşesinde adam ile anlaşabilirsek çok güzel şeyler olabilir baktım çok bilgili bir adam getireceğim yarın dergiyi ama mesala Yakamozu bir dergi Avrupa da en güzel sözcük ilan etmiş Yakamoz şimdi bizim gazetelerde çıktı bu Yakamoz meğerse Türkiye deki Rumların uydurduğu bir kelime imiş ve onun şeyini yapıyor Melih CEVDET i övüyor Nadir NADİ yi ödüyor falan böyle bir adam yarın onu bir hatırlatta senle yarın konuşalım" dediği


Konuşmanın tamamı değerlendirildiğinde; Türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına verdiği destekten ötürü Devlet BAHÇELİ'nin fos çıktığı, MHPTilerin hepsinin Mal olduğu, bu konu ile ilgili sadece gezetede haber yapılmasının yetmeyeceği mitinglerin daha etkili olduğu, artık bu olayın sadece türban meselesi olmadığı, eşi türbanlı olan Nevzat YALÇINTAŞ'm mutlaka kullanılması gerektiğini belirtmiştir. Tape No: 3891,14.02.2008 günü saat:11.40 sıralarında İlhan SELÇUK'un B. T. ile yaptığı telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "... birileri diyorlar ki bu Aydın DOĞAN alacağını aldıktan sonra anlaşacak, kimileri de öyle diyorlar ki; Yok bu öyle bir olay ki AYDIN DOĞANIN IPI ÇEKİLMİŞTİR, onu hissettiği için efendim bunu yapıyor falan gibi" dediği, B.T.' nın "Tabi, siz çok önemli bir şey vurgulamışsınız bugün yani sermaye el değiştiriyor" "Burda, bence bu çok daha geniş kapsamlı olmuş ve çok daha ses getirebilecek nitelikte diye algıladım ben" "...bu büyük cesarettir yani..." dediği, İ.SELÇUK' un "Bazı şeyler var konuşacak çünkü dün gece bu Rektörler beni bir yere götürdüler..." "eee ORADA BİR BASKI KURDULAR ÜSTÜMDE onu anlatacağım sana" dediği, 13.02.2008 tarihinde Rektörlerle Borsa lokantasında toplantı yaptıklarını, rektörlerin kendisine belirtilen oluşum için baskı yaptıkları anlaşılmıştır. Bu telefon görüşmesi ile ilgili olarak ifadesi sırasında sorulduğunda; "...Bahsi geçen yemekte Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU, Tonguç GÖRKER ve eski rektör Bülent BERKARDA'nm da olduğunu, kendisinden Türkiye'de pek çok kesim sol muhalefeti birleştirebileceği yönünde bir beklenti içersinde olduklarını, O akşam yemeğinde de ismini saydığı arkadaşlarının bu konuda telkinlerde bulunduklarını, Bunun muhalefetin kapsamında halk partisi ve demokratik sol partinin de olduğunu, Bunların uzlaşmasını ancak kendisinin yapabileceğini düşündükleri için baskı yaptıklarını," beyan etmiş iddianamemizin değişik yerlerinde ifade etmeye çalıştığımız üzere Şüpheli İlhan SELÇUK'un toplumda varolan ağırlığını kullanması için değişik kesimlerden kendisine teklifler gelmiş olması örgüt içindeki konumunun üst seviyede olduğunun bir göstergesi olarak değerlendirilmiştir. Tape No: 3893, 15.02.2008 günü saat: 11.50 sıralarında İlhan SELÇUK'un A ? isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; İşçi Partisinin düzenlediği Talat Paşa Komitesine kendisinin gidemeyeceğini fakat gazete olarak temsil edilmelerinin iyi olacağını bu nedenle A.... isimli şahsa gitmesini belirttiği anlaşılmıştır. Tape No: 3894, 15.02.2008 günü saat:12.36 sıralarında İlhan SELÇUK'un İ. Y. ile yaptığı telefon görüşmesinde; İlhan SELÇUK'un ".... AMERİKA, YANİ BİR OLAY OLURSA, ORDU MORDU ULUSALCILAR FİLAN TÜRKİYE İLE AMERİKA İLİŞKİLERİ BOZULUR DİYE DE KORKAR." diyerek Amerika'nın kulağına kar suyunu kaçtığını belirttiği, İ.Y. 'm eski Hava Kuvvetleri ve Kara Kuvvetleri komutanlan Atilla ATEŞ ve Fikret BOZTEPE ile görüştüğü ve İlhan SELÇUK'a selam söylediklerini söylemesi üzerine İlhan SELÇUK'un eski komutanların ilgi beklediğini, Aytaç YALMAN'm da kendisini çağırması halinde geleceğini belirttiğini, Bülent ARINÇ'm televizyonda ağladığını seyrettiğini bunun üzerine "BUNLAR DENGESİZ VE DİNCİ KERATALAR. Bunlardan hayır gelmez" dediği anlaşılmıştır. Tape No: 3895, 16.02.2008 günü saat 10:44'de İlhan SELÇUK'un M.B. isimli şahısla yaptığı telefon görüşmesinde; M.B. isimli şahsın Kanal Türk'de seyrettiği bir programda İblisin Kıblesini yazan Cengiz isimli yazarın kitapta fotoğraflara ve belgelere dayanarak türbanın 67 yıldan beri


Amerika tarafından Türkiye'ye nasıl sokulmak istendiğini anlattığını, kendisine bir kopyasını yaptırmak istediğini, İlhan SELÇUK'un ise bunlan bildiğini Amerikanın bütün numaralarını uzun yıllardan beri adım adım takip ettiğini, şu an ki iktidarın gelmesinin tamamıyle Amerika'nın operasyonu olduğunu, Tayyip ERDOGAN'ı Amerika'nın yetiştirdiğini, Amerika'nın Türkiye ile oynadığını, bu konuların bütün detaylarını bildiğini, kendisi için kitapta anlatılanlann yeni bir şey olmadığını, bütün hayatını bu konulara verdiğini, son bir hafta 3-4 şahıs ile beraber bu şu anda olup bitenlere yoğunlaştığını, Amerika'nın hem Cumhuriyetin Washington'da ki muhabirini hem de Tütrkiye'de büyükelçinin gazeteden temsilci olarak Mustafa BALBAY'ı yanma çağırdığını, bir çok yazı yazdığını TOPLUMUN ANCA KIMILDAMAYA BAŞLADIĞINI, eğer bir sürpriz olmazsa dincilerin Türkiye'yi bitireceğini, geride sadece ASKER ile birkaç Yargıç'm kaldığını, "insanlar artık aklıyla hareket etmiyor din diye bi şey, düşünebiliyor musun yav kadının diyorlar örtünmesi özgürlüğüdür böyle bi şey olurmu" diyerek ülkemizde hiç olmayan bir ortamı var gibi göstermeye çalıştığı ve bunu çalıştığı gazetede de sık sık yayınlayarak halkımızı yanlış yönlendirdiği, iblisin Kıblesi kitabında yer alan konuların hepsini kendisinden öğrendiklerini, bu konulan yıllardan beri söylediklerini, gazetede yayınlanmaya başlanan "İran'da nasıl oldu bu iş?" isimli yazı dizisinde bunlan anlattıklanm, Mısır'da bütün kadmlann örtündüğünü müslüman kardeşlerin egemen olduklannı, ŞİMDİ DE AYNI ŞEYİN TÜRKİYE'DE OYNANDIĞINI söyledikten sonra konuşmasının sonunda "Evet bakalım görecek iniyiz ölmeden önce bu Türkiyenin kurtuluşunu görmeyecek miyiz bakalım belli olur yakında." diyerek ülkemizin sanki işgal altındayraış gibi gösterdiği, sahip olduğu konumu kullanmak suretiyle iktidarla mücadele görünüşü altında devletin temel yapısını yıpratmaya çalıştığı anlaşılmıştır. Tape No:3896, 19.02.2008 günü saat:12.36'da İlhan SELÇUK'un Mustafa BALBAY ile yaptığı telefon görüşmesinde; Çankaya Belediyesinin kendilerine elden yardım yaptıklanm gazetenin yeni yerinin açılışından önce Belediye Başkanı Muzaffer ERYILMAZ'm kendisine düşen bir şey olup olmadığını sorduğu, asansörleri Belediye Başkanının yaptırdığı, Belediyeden gelen gelirin kalemi olmadığı, sıfırdan gelen bu paranm resmi kayda geçmesi gerektiği paranın elden değil hesaba aktarılmasının gerektiği, şüpheli ilhan SELÇUK'un, 3 sene önce "tehlikenin farkında mısınız?" şeklinde bir slogan ürettiğini, gelen reklamcıların "Efendim şimdi artık herkes tehlikenin farkına vardı bunu belirten bir sürmanşet bir şey yapabilir miyiz" diyerek kendisine sorduklannı, gazeteyle ilgili bir çok yan kuruluş olan şirketin tasfiye edilerek karışan işleri temizlediklerini, muhasebeyi de düzelttiklerini, Mustafa BALBAY Aralık aymda gerçekleştirilen toplantıda İlhan SELÇUK'un talimatı üzere CHP Genel Başkanı Deniz BAYKAL'a toplantıda alınan kararların aktarılması için S. K., Alparslan Hoca ve Yargı'dan birkaç kişi ile beraber toplandıklarını ancak net bir sonuç alamadıklarını, S. K.'nun Baykal ile görüşmenin hiçbir yarar sağlamayacağını belirttiği, diğer şahıslann görüşülmesi gerektiği yönünde fikirleri olduğunu, BUNUN ÜZERİNE MUSTAFA BALBAY'IN İLHAN SELÇUK'DAN İCAZET İSTEDİĞİ, İlhan SELÇUK'un eski rektör Bülent BERKARDA, Tonguç GÖRKER ve İstanbul Üniversitesi eski Rektörü Kemal Yalçm ALEMDAROĞLU'nun kendisinin yanma gelerek bu oluşumun başına geçmesini istediklerini, kendisinin buna pek sıcak bakmadığını fakat toplantıda geçmiş tarihlerde Atatürkçü Düşünce Derneğinde bir danışma kurulu kurulması karan gibi 4 kanalın (Kanal Türk, Ulusal Kanal, ART Tv, Başkent Tv) birleştirilmesi yönünde karar aldıklarını, fakat bunun da olmayacağını çünkü kanallann birinin Üniversite kanalı, diğerlerinin Tuncay ÖZKAN ve Doğu PERİNÇEK'e yakın kanallar olduğunu, Mustafa BALBAY'm BAYKAL'ın, yanına gitmesi durumunda arkasında bu kadar insanın ve toplantılarda alınan kararların olduğunu hissettirmemesi gerektiği, konuyu açması halinde biz Cumhuriyet gazetesiyiz bu işlere girmemiz uygun olmaz

ancak ilhan SELÇUK'un ve başka arkadaşların baskı altında tutulduğunu, bunun nedeninin de CHP'nin kapalılığının dışarıda bir takım yeni hareketlerin oluşmasına yol açması olduğunu, bu durumdan Türkiye'nin Üniversite ve Bürokrat kesiminin memnun olmadığını belirtmesi gerektiğini, bunu yaparken de Cumhuriyet'te köşe yazarı olduğunu particilik ve siyaset yapmalarının imkanı olmadığım göz önünde tutarak konuşması yönünde İlhan SELÇUK tarafından talimatlandırıldığı, BALBAY'm bir sözcü olarak oraya gittiğini BAYKAL'm anlamaması gerektiği aksi halde sen kimin sözcüsüsün diye sorabileceğini, İlhan SELÇUK Bülent BERKAR'm toplantıda BAYKAL için günün yansını aynanın karşısında geçirdiğini, sabahlan yürüyüş yaptığını ve ondan sonra etrafına bir takım şahıslan alarak parti merkezine gittiğini, ben merkezci olduğunu söylediğini, İlhan SELÇUK buna rağmen BAYKAL'm akıllı bir adam olduğunu bu nedenle BALBAY'a görüşmede herhangi bir yerin sözcüsü gibi davranmamasını tembihlediği, konuyu bilgi verir gibi iletmesi gerektiğini, bir oluşumun temsilcisi olarak geldiğini belirtmemesini özellikle vurguladığı, Cumhuriyetin kendi içindeki problemleri çözdüğünü, kar etmeye başladığını, Doğan grubunun Cumhuriyete yanaştığını, dincilerin Baykal'da dahil herkesi tepeleyeceklerini bu nedenle ittifaklara ihtiyaç olduğunu belirtmesini söylediği anlaşılmıştır. Tape No: 3897, 20.02.2008 günü saat: 12.12 de İlhan SELÇUK'un İ.Y. ile yaptığı telefon görüşmesinde; Sabah gazetesinin yeni sahibi Ahmet ÇALIK ile bir görüşme yapacağı, bu görüşme öncesi gazetenin yazarlanndan Hikmet ÇETİNKAYA'mn Ahmet ÇALIK aleyhinde yazı yazmasının iyi olmadığını, kendisine haber vermediği için İ.Y.'ı da uyardığı, Turgay CİNER'in İlhan SELÇUK ile görüşmek istediği, İ.Y.'m amaç gazeteyi gezmek değil baş başa görüşmek şeklinde İlhan SELÇUK'un talebini ilettiği ve Perşembe gününe randevu aldığı, Aydın DOGAN'ın Başbakan'ın açıklamalarından sonra gazetenin birinci sayfasındaki kadın resmini kaldırdığını, muhalefeti yumuşattıklannı, buradaki amacın Tekel ihalesinden kaynaklandığını, Yeni Şafak gazetesinin iktidara şakşakçılık yaptığından dolayı Albayrak'm büyüdüğünü, Cumhuriyet gazetesinin Washington muhabiri Elçin POYRAZLAR'ın ABD Başkan yardımcısı Cheney'in 3 danışmanı ile görüşme yaptığını, görüşmede ABD yetkililerinin en çok merak ettiği meselenin AKP'ye kaşı Türkiye'de bir muhalefetin olup olmadığı, ılımlı İslam ve El Kaide meşelerinin olduğunu, bu görüşmenin haber yapılmamasını istediklerini, CHP'den muhalefet için umut olmadığını, özellikle AKP'ye kim muhalefet olabilir diye sorduklarını, Fethullah GÜLEN ile ilgili görüşmelerinin olduklarını ancak ilişkilerinin olmadıklarını, Fethullahçdarm demokrat olduğunu ve radikal gözükmediğini söylemesi üzerine İlhan SELÇUK'un Fetullahçılann ABD'yi de kandırdığım, ABD'nin Türkiye'de ortalık karışınca nerede kim çıkabilir kime yatırım yapabilirizi planladığını belirttiği, bazı gazete yazarlannm Türkiye'nin Cezayir ve İran'a benzemeyeceğini yazdıklannı, Türkiye'de İslamcılığın geliştiğini "BEREKET ORDU VAR" diyerek ülkemizde Cumhuriyet rejiminin tehlikede olduğu ve bunu da Ordu'nun kurtaracağını herkese telkin etmeye çalıştığı anlaşılmıştır. Tape No: 3898, 22.02.2008 günü saat 10:20'de İlhan SELÇUK'un M.Ç. ile yaptığı telefon görüşmesinde; M.Ç.'in İlhan SELÇUK'u arayarak Osman BERKMEN, Mehmet Emin KARAMEHMET ve Sanayi Odası Başkanının da katılacağı bir toplantıya davet ettiği, şahsın ortalığın durumunu sorması üzerine İlhan SELÇUK'un "Ortalık biraz kıpırdadı. Zaten böyle olur seçimi alırlar ondan sonra kazığı yerler. Hep böyle olur bu işte yani mesele tabi iş alemi de biraz uyandı galiba" diyerek ülkemizin önde gelen iş adamları ile yapmış olduğu toplantılara atıfta bulunduğu anlaşılmıştır.

Tape No: 3879, 27.02.2008 günü saat:10.04'de İlhan SELÇUK Server..? ile yaptığı telefon görüşmesinde; SERVER'in "Ben bu Pazar günü geliyorum" "Ama öyle bir Türkiye ye geliyorum ki" "Korkunç korkunç yani" dediği, İLHAN'm "Ee bu şeye yani büyük bir çalkantı ve istikrarsızlık var tabi" "BİR ANLAMDA DA İYİDİR çünkü her şeyi kabullenen bir Türkiye olmadığı da ortaya çıkıyor" dediği, SERVER'in "Öyle diyorum ben bunlar yönetecek insanlar değil bunlar sokak adamları" dediği, Söz konusu görüşmede ERGENEKON Terör örgütü üst düzey yöneticisi olan İlhan SELÇUK'un ülkemizde bir istikrarsızlığın olmasının iyi olduğunu söyleyerek ERGENEKON Terör örgütünün amacına uygun olarak hareket ettiği anlaşılmıştır. Tape No:1841 (3900), 27.02.2008 günü saat:13.10 sıralarında İlhan SELÇUK'un X bayan/İ.Y.' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.'m ".. .abi bir yandan askerleri izliyoruz bir yandan türbanı izliyoruz falan" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet hareketli" dediği, İ.Y.' m "...bugün Genel Kurmay diyor ki 230 terörist öldürüldü diyor açıklama yaptılar" "24 tane şehit" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla işte yani tabi bunun sonuçları sonra belli olacak ama" "Dün ben şeye baktım bu Can DÜNDAR'la Ahmet HAKAN iki tane toplantı yaptılar ikisine de şöyle göz ucuyla baktım özellikle Ahmet HAKAN'm toplantısında aklı başında adamlar vardı Şükrü ELEKDAĞ gibi falan" dediği, İ.Y.' m "...eski bir askerde vardı sanıyorum bende bir ara takıldım ona" dediği, İ.SELÇUK' un "...iki nokta üzerinde duruyorlar Afganistan ve İran" "Ama hepsinde PKK yi gözden çıkardı şeyi var" "Yorumu var birde bu İlker nedir o Hürriyette yazan" "İlker TÜRKMEN o ilginç birşey söyledi dedi ki bu yani Büyük Ortadoğu Projesi bitti dedi" "Bitti dedi ama ne kadar inanılabilir yarım ağızla söyledi..." dediği, İ.Y.' m"...Türkiye'ye Savunma Bakanı geliyor Amerikan Savunma Bakanı daha doğrusu bu akşam geliyor" "Bakalım ordan da birşey çıkacak..." "...bir noktada Ortadoğu böyle BOP bitince bu Ilımlı İslam Devleti Projesinin Türkiye'de efendim bir istikrarsızlık yarattığını mı gördüler acaba birde o tarafı var işin" "Onun dışında CHP bugün Anayasa Mahkemesine başvurdu türbanla ilgili" dediği, İ.SELÇUK' un "Yav orda ben bir acaba bi el altından haber mi aldılar biraz orda kuşkuluyum ama ya ama Anayasa Mahkemesi herhalde siz başvurun biz icabına bakarız demiştir" dediği, İ.Y.' m "Bilmiyoruz o kadar ayrıntıyı da abi" dediği, İ.SELÇUK' un "ÇÜNKÜEĞER BİZ YANİ ŞEY OLURSA YENİLGİ OLURSA MAHVOLURUZ HA" dediği, İ.Y.' m "Evet O da var abi mahkemeden dönerse rezalet" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya bu Halk Partisi ne yaptığını biliyor mu acaba" dediği, İ.Y.' m "Vallahi onu da bilmiyoruz abi ya inşallah ters birşey çıkmaz" İ.SELÇUK' un "Çünkü biliyorsun ancak şekilden bakabilir diyorlar" dediği, İ.Y.' m "Evet gerekçeleri var işte onu yayınlayacağız abi gerekçelerini falan yayınlayacağız" dediği, İ.SELÇUK' un "Tabi tabi" dediği, İ.Y.' m "Onun ötesinde şu Ankara'daki yolsuzluk olayı da enteresan" "Büyükşehir'de var ya Hürriyet manşet yapmıştı dünde bizde vardı" "Onu bizde sürdürelim çünkü aynı İSKİ skandali gibi kadın çıktı ortaya ve ordaki adamla ilgili bilgiler vermeye başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "İlginç" "Valla herhalde bu iktidar yıpranıyor benim gördüğüm ha" dediği, İ.Y.' m "Özellikle bu türban meselesinde prestij yitirdiler abi dikkat ederseniz televizyonlarda melevizyonlarda bunları pek savunan yok artık" dediği, İ.Y.' m "Yani dedik ki biz Cumhuriyet'e yer arıyoruz bu konuda bize nasıl destek çıkarsınız çünkü siz arsa üretiyorsunuz ucuza satıyorsunuz falan diye böyle sıcak birşey geçti" "... yani umut bağlanmaz ama nasıl CHP li belediyelerden istiyorsak bunlardan da öyle bir talebimiz oldu falan onlar işte şeyi merak ediyorlar niye Cağaloğlu'ndaki binayı yapmıyorsunuz etmiyorsunuz falan diye işte onu anlattık" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi yanlız bu hikaye İnan KIRAÇ sen son geldiğinde bulunmadın evet İnşıt KIRAÇ şey olmuş yani efendim iyi salmış" "O onlar yaptılar mı zaten dün listede onunda adı vardı en zenginler



arasında" dediği, İ.Y.' m "... Aydın DOĞAN'm kızlarını gördün mü abi hepsi hepsi listede abi birer milyon dolarlık adam hepsi" "Kendisi iki karıları ve kızları birer milyar" "Valla herkes yükünü tuttu yav..." dediği, Bu görüşmede şüpheli İlhan SELÇUK'un Türkiye Büyük Millet Meclisinde gerçekleştirilen türbanın üniversitelerde serbest bırakılmasına ilişkin Anayasa değişikliğinin, muhalefet partisi tarafından düzenlemenin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurmalarını değerlendirirken "Yav orda ben bir acaba bi el altından haber mi aldılar biraz orda kuşkuluyum ama ya ama Anayasa Mahkemesi herhalde siz başvurun biz icabına bakarız demiştir" "ÇÜNKÜ EĞER BİZ YANİ ŞEY OLURSA YENİLGİ OLURSA MAHVOLURUZ HA" "Ya bu Halk Partisi ne yaptığını biliyor mu acaba" "Çünkü biliyorsun ancak şekilden bakabilir diyorlar" şeklindeki sözlerinden ana muhalefet partisinin bağımsız yargıya herhangi bir müracaatının öncesinde herhangi bir yerden teminat alıp sonra başvuruyu yaptığını, aksi takdirde mahvolacaklarını belirterek, ERGENEKON terör örgütünün amaçları doğrultusunda bir karar çıkması için gayret sarfettiği anlaşılmıştır. _ Tape No:3901, 29.02.2008 günü saat: 13.07 sıralarında İlhan SELÇUK'un X bayan/İ.Y. ile yaptığı telefon görüşmesinde; İ.Y.' m ".. .savcılık dün başvurmuştu ya abi Rektörler Yök başkanı ile ilgili dava falan filan suç duyurusu savcılık görevsizlik kararı vermiş o ilginç" dediği, İ. SELÇUK' un "Şimdi zannediyorum bu .... şeyiyle sonuçlanacak galiba .... başvurdu ya" "O zannediyorum onlar gerekli temasları yapmadan başvurmazlar eğer öyle bir şey yapmışlarsa onlardan aptalı yoktur yani" dediği, İ.Y.' in "Mutlaka bir görüşme yapmışlardır yoksa" dediği, İ.SELÇUK'un "Evet evet evet yoksa yani madara oluruz" "...olaylar böyle biz karışarak devam edecek falan" .... İ.SELÇUK' un "..Daha iyi olur daha iyi olur ortalık biraz karışır neyin ne olduğu ortaya çıkar..." "...yav kardeşim bu bilgi üniversitesi bu Asıl Savaşın falan bu bütün o döneklerin çalıştığı üniversitenin öğrencisi uyanmış ya" dediği, İ.Y.' m "Abi orda şey yaptılar Türbana karşı eylemler başladı" dediği, İ.SELÇUK' un "...GERİDEKİ ÇOCUKLAR GENÇ KİTLE TABİ KAFALARI TAM DEĞİL KARIŞIK MARIŞIK AMA TAMAMIYLA ŞEY ATATÜRK MATATURK FALAN FİLAN YANİ HOŞUMA GİTTİ hoşuma gitti demek ki öteki üniversiteler daha iyidir" dediği, İ.Y.' m "...Üniversite yönetimleri farklı öğrenciler farklı öyle bakmak lazım" dediği, ... İ.SELÇUK' un "Evet evet bu kan davası bu şeyle Aydın Doğanla Turgay arasında kan davası bitmeyecek" dediği, İ.Y.'m "Evet Vatanı kullanıyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "...vatanı bunlar biliyorsun hep tetikçi olarak kullanırlar onu" dediği, İ.Y.' m "...şeyi bulaştırmak istiyorlar Turgayı bu en son dün gazetede haber vardı abi MTA da şey Rüşvet diye .... falan filan bizim duyumuz şeyi bulaştırmak istiyorar" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi bu can havliyle bu Turgayı yatırımlara falan giriyor ya" dediği, İ.Y.' m "Onun üzerine böyle bir şey" "Aydın Doğandan korktular abi" "Bir baş belası" "...şimdi baktığımız zaman birkaç ... bunlar Türbanı ve operasyonu ufalttılar manşette Ankaradaki bir yolsuzluk hikayesi var abi dikkat ediyor musun" "... Mustafa bunlar yeni bir bina yaptılar oraya ruhsat alamıyorlar Büyükşehirden onun için bunu kasıtlı yapıyorlar dedi" dediği, İ.SELÇUK'un "...İbrahim bu herzaman Aydın doğan kendi Grubunun çıkarlarına adam baksana nerdeyse Koç gibi oldu" dediği, İ.Y.' m "Koç un çocuklarından zengin kızları... paraya para demiyorlar" dediği, İ.Y.' m "... Turgaya gelince Turgay bana sorarsan daha mahsum yani..." "Sadece 100 Milyon dolar makinalara ödedi abi" "... şimdi şöyle bir şeyden de korkuyorum şimdi bu sivil toplum örgütleri hep Aydın doğan aleyhine bağırıyor ya" "Cumhuriyet oraya gidince acaba şey olur mu ? ..." dediği, İ.SELÇUK' un "...yaptığımız iş doğru mu yanlış mı biz bunu alnımızın akıyla bütün devrimcilerin karşısına da çıkarız konuşuruz... mesela şu


efendim Karikatür olayı artık bu kadar rezalete Cumhuriyet evet diyemez yani ben bir hafta önce o grubun servetini 5 kat efendim" "Yazıyor herifler bu tezgahı kuruyorlar bize bu tezgah bu yani o aptal da gidiyor bu işin içine giriyor Tan oral..." "Efendim Vatan gazetesi böyle bu demin söylediğin şey Aydın DOĞAN tabi bir mekanizmalarla oynuyor oynuyor bir hafta" dediği, İ.Y.' m "Bize ilgisi de bizi çok sevdiğinden falan filan değil abi" "Mutlaka bir yerde ihtiyacım olur diye" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet Fetullah Gülenle birlikte Cumhuriyetin aleyhine bu keratalar anasının gözü öyle dostluk mostluk dediğin şey senin benim yuletimde vardır" "İbrahim şeyde televizyonlarda falan filan duyuyorum bütün yolları mollorı limanları mimanları herşeyi satışa çıkarıyorlar yani o konuda Balbay'la konuşun da ve görünmüyor Gazetelerde mazetelerde görünmüyor bu kimsenin de işine gelmiyor bütün karayollarını falan satıyorlar ya yani bu korkunç bir sürecin içine girdik" dediği, İ.Y.' m ...başlık da Türkiye yi satıyorlar olabüir fiks sütun yav inanılır gibi değil" ".. .Türkiye'ye bi müdahale falan olmazsa elden gitti bu Türkiye", "...buraya futbol federasyonu başkanı geldi Haluk Ulusoy görevden alman" "...Doğu Paşayla da tanıştı..." dediği, İ.SELÇUK' un "...bir de şey bu efendim Postada bugün muazzam bir isim var Tokat'ın Turhal ilçesinde yani 60 Bin Nüfuslu 50 Bin kişi katılmış şeye Postaya bi bakıver şimdi onu da ayrı bir" "CENAZE ŞİMDİ CENAZELERİ BİR BİR CENAZELER SAYFASI DA YAPABİLİRİZ BAK YANİ BÜTÜN BU FOTOĞRAFLARI YANYANA GETİRİRİZ TÜRKİYE TEK YÜREK OLDU CENAZELERDE DİYE" "...bir taraftan tekbir getiriyorlar bir taraftan Türkiye layık kalacak diye bağırıyorlar orda da karışıklık başladı" "...kısa kesin demesi Amerikanın boşuna değil Türkiye bir yere doğru gidiyor böyle Türkiye bir yere doğru gidiyor ondan korkmuşlardır pezevenkler" "Evet efendim sen onun dışmda arkadaşlara söylersin" "Şükran'a Hikmet'e şuna buna falan..." dediği, Daha önceki ve bu görüşmelerde CHP'nin Anayasa Mahkemesine türbanla ilgili Anayasa değişikliğinin iptali konusunda başvurmadan önce mutlaka gerekli temasları yaptıktan sonra başvurduğunu aksi halde olumlu bir sonuç alınamayacağını, Bilgi Üniversitesinde Türbana karşı gerçekleştirilen eylemlerin olumlu olduğu, bütün döneklerin çalıştığı Bilgi Üniversitesinde bile eylem yapılmasının çok iyi olduğunu, Aydın DOĞAN ile Turgay CİNER arasındaki husumetin devam ettiği, Aydın DOĞAN'ın neredeyse KOÇ gibi büyüdüğünü, Aydın DOGAN'm kendilerine yaklaşma sebebinin mutlaka bir çıkar için olduğu, türban sorununu da içine alan bütün fotoğrafları yan yana getirerek şehit cenazeleri ile ilgili Türkiye cenazelerde tek yürek oldu şeklinde haber yapılabileceğini, şehit cenazelerinde de karışıklığın başladığı cenazelerde bir taraftan tekbir getirilirken diğer yandan Türkiye laik kalacak şeklinde sloganlann atıldığı belirtilerek mevcut demokratik düzenin yıkılmasına yönelik istedikleri ortamın gerçekleşmesi için şehit cenazelerinin bile malzeme yapıldığı anlaşılmıştır. Tape No: 3881, 05.03.2008 günü saat:16.50'de İlhan SELÇUK ile X Şahıs/E.K.arasmdaki telefon görüşmesinde özetle; ...E.K.'m "Efendim onu şeyden almak lazım patronluktan patronluktan onu çünkü gene" "Gene öyle demiş ben demiş yaz Vakıf üyesiyim senin haddine mi düşüyor filan demiş yani" "Yav çok para istemiş ama ya 200 bin lira istemiş yav" dediği, İ.SELÇUK'un "Efendim şimdi o parayı biz Cumhuriyet ödemeyecek anlatabildim mi yani şeyin Aydın Doğan'm verdiği ile şeyin vereceği Çankaya Belediyesinin onun yüzde 90'ını hallediyor" "...ikinci olay bu Ankara daki çocuklarla da konuştum hani bir ara bizim bir şeyler hazırlıyorlardı falan filan da Ortadoğu daki grup" "Bu internetten sesli falan" dediği, E.K.'ın "Efendim bir dakka şimdi araya santral filan giriyor ben hemen sizi arayım kapatın siz" dediği, • \<i"-. v„

/ !f t) > : \ • "-•' --i t * it 1774 «• *,' ,-* ;î „

ifadesi sırasında yaptığı bu görüşme sorulduğunda; "5w görüşmeden önce gazetede bulunan Hikmet ÇETINKAYA isimli yazar arkadaşları hakkında görüştüklerini, bu konunun gazetenin iç işi olduğunu, daha sonra gazetenin Ankara'nın Çankaya ilçesinde Ankara Temsilciliği için yeni kiraladıkları binanın restorasyonu ve eski binadan taşınma masrafları için sponsorlar üzerine yaptıkları görüşme olduğunu, şuan bulundukları binanın sahibinin Aydın DOĞAN olduğunu, Aydın DOĞAN taşınmaları karşılığında, taşınmadan kaynaklanan giderleri konusunda yardımcı olacağını, yine yeni taşınacakları binanın Çankaya Belediyesi sınırlarında olduğundan Çankaya Belediyesinin restorasyonda desteği olacağını" beyan etmiştir. ERGENEKON terör örgütünün amaçlarına hizmet eden yayın kuruluşları için diğer medya patronlarından ve yerel yönetimlerden destek aldıkları anlaşılmıştır. > Tape No:3903, 10.03.2008 günü saat:13.08 sıralarında İlhan SELÇUK'un X bayan/İ.Y. ile yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.Y.' m "... Genel Kurmay Başkanımız GÜNEŞ'İ dinlediniz" "Kızdı CHP ye çok kızdı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya gereksiz işler yapıyor" dediği, İ.Y.' m "Gereksiz bence de yaptığı iyi değil şimdi yani durup dururken tekrar böyle ortam bu şekle dönecek" dediği, İ.SELÇUK' un "Acaba bir şeyin yani zeminini mi oluşturuyorlar" "BUNLAR YOKSA BİR BAŞKA BİRSEY Mİ YAPACAKLAR YA" dediği, İ.Y.' m "Abi sanmıyorum ya böyle bir şey yapacaklarını" dediği, İ.SELÇUK' un " Kabul edemeyeceğimiz bir iş yaptı oda demek oluyor ki böyle ama gazetemiz Allaha şükür iyi yürüyor falan filan bakalım yani onun dışında" "Genel Kurmay Başkanı meselesini o zaman manşete çıkarmayalım" "Yani çünkü böylece bu işi büyütmek istemediğimizi duyurmuş oluruz" dediği, İ.Y.'m "...CHP ile Genel Kurmay bu tür bir tartışmaya girmesi saçmalık biri sussa ötekide susacak" dediği, İ.SELÇUK' un "Bu şeye ne diyosun peki Özal'ın gözaltına alınmasına ?" dediği, İ.Y.' m "Abi telefona takılmış büyük ihtimalle bu aralar eski Anap'lı o CHP belediye başkanı eski ANAP lıydı bir telefona takıldığı söyleniyor telefon hep telefon dinlemesi biliyorsunuz bu operasyonlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Yav bizimkileri de dinliyorlardır ama bereket" "...buraya bir yığın işte General geliyor bilmem ne geliyor falan baktığınız zaman dışarıdan dinliyorlar çünkü belli mesafeden dinleyebiliyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Dinliyorlar dinliyorlar" "Bizi şeyde de dinlemişlerdi ama bir şey çıkmamıştı Yani 12 martta" "Birde bu din dersleri meselesi var" dediği, İ.Y.' m "Evet bu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi diyor falan" dediği, İ.SELÇUK' un "Yav şeyi tanıyo mu?" dediği, İ.Y.' m "Kimi abi?" dediği, İ.SELÇUK' un "Biz iki kez gittik galiba BALBAY tanır şu herifle bir konuşma monuşma yapahm mı?" dediği, İ.Y.' m "Diyanet işleri Başkanı mı diyorsunuz?" "Olabilir abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Açılsın Açılsın yani işi biraz kızıştıralım" dediği, Bu görüşmede; TSK tarafından Irak'ın Kuzey Bölgesine başlatılan operasyon ile ilgili Genel Kurmay Başkanı ve Deniz BAYKAL'm gereksiz yere tartışmaya girdiklerini, bu operasyondan sonra ABD ile iktidarm programının Kürt federe devletinin kurulması yönünde netleştiği, zaten ülkemizde de federe devlet laflarının dolaştığını ondan sonrada Güney Doğu ile sınırın kalmayacağını ve birleşeceğini, Genel Kurmay ile CHP arasındaki gerilimin büyümemesi için manşete çıkarılmaması gerektiği, ortalığın karışması ve din dersleri konusunun kızışması için Diyanet İşleri Başkanı ile bir görüşme yapılması talimatını verdiği, Şüpheli İlhan SELÇUK ve yönetiminde bulunduğu Cumhuriyet gazetesinin mevcut iktidarı yıpratmak ve mevcut demokratik düzenin bir göstermelik olduğunu telkin etmeye çalıştığı, iktidarla mücadele görünüşü altında Devletin

temel yapısının yıpratılmasını hedef aldığı, elinde bulundurduğu güç ile ülkemizde huzur ortamının bozularak çatışma ortamının oluşması için çalışmalar yaptığı, ERGENEKON terör örgütü mensuplarının tümünde olduğu gibi şüphelinin de kargaşa ve karmaşa ile beslendiği anlaşılmıştır. _ Tape No:3904, 13.03.2008 günü saat:12.38 sıralarında İlhan SELÇUK'un X bayan/İ.Y. ile yaptıkları telefon görüşmesinde ; İ.SELÇUK' un "Şimdi oraya şey geldi Mehmet KARAMEHMET" "...Murtaza ÇELİKER'i unutuyorlar böyle bu sanayi odasından Tanh KÜÇÜK mü ne" "...Mehmet KARAMEHMET de gene yani aynı ortamdan geliyor herhalde şeyi söylemek istedi tabi çok şey değişiklikler olacak diyor önümüzdeki yda çok büyük medyada değişiklikler olacak diyor" dediği, İ.Y.' m "Hı Aydın DOĞAN a gitmeyin diyor" dediği, İ.SELÇUK' un "...Sabah grubunda büyük değişiklikler olacak dedi herhalde MÖRDOK ta girecek falan öyle anlaşılıyor" ".. .Osman BERKMEN de vardı tabi onlar biliyorsun ayrılmaz" "İşte biraz Turgay da Aydın DOĞAN dan da bahsettik bu daha sakin daha şeysiz yani tek böyle iki tarafla da anlaşabilir gibi bir durumu var ama bugün akşam gene bindirmiş değil mi?" dediği, İ.Y.' m "...şu Aydın DOĞAN m ipliği pazara çıkacak hükümet bunu bitirecek herkes onu söylüyor abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet ama orda şöyle bir kader birliği var Aydın DOGAN'ı bitirirse Cumhuriyet i haydi haydi bitirir" "...orada bir yazgı birliği oluştu gibi" dediği, İ.Y.' m "...Aydın DOĞAN la hesapları başka abi hergün gidiyorlarmış" "...bakanlara milletvekillerine Aydın DOĞAN m adamları kendi işleriyle ilgili iş takibi istiyorlarmış Erdoğan demiş ki asla onun işlerini takip etmeyeceksiniz demiş kim ederse demiş karşısmda beni bulur demiş" dediği, İ.SELÇUK' un "E bu hesaplaşma ama şimdi" dediği, İ.Y.'ın "İdeolojikten öte menfaat menfaat ilişkisi var orda abi" , "Cepheler belli oldu mu işte bu KARAMEHMET Aydın DOĞAN Turgay CİNER de birbirine girince onlar daha da rahat bu işleri hallediyorlar" dediği, İ.SELÇUK' un "... burada Turgayın gözü Aydın DOĞAN dan başka hiçbir şey görmüyor" "Aydın DOĞAN m da öyle bitirecekler dün buda konuşuldu yani bu açıkladık..." "Karamehmet evet o da öyle o da çünkü yani dün baktım sofraya işte hanımlar var o hanımlar işte Atatürkçü hanımlar" "...birde dünkü gözlemim şu" "Askere bağlamış herkes şeyini" dediği, İ.Y.' m "Umut umut asker" "Asker ne yapsın abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Bende onlara Doğan AVCIOĞLU'nun öyküsünü anlattım" dediği, İ.Y.' in "Tamam abi bu şeyimiz var bugün işçiler tıp bayramı falan sosyal güvenlik yarın eylemler var ya bugün ordan gideceğiz" dediği, İ.SELÇUK' un "Biraz solculuk yapalım ya çok uzaklaştık solculuktan" "Biraz solculuk yapalım hakkaten iyi düşünmüşsünüz" dediği, İ.Y.' m "Öyle öyle iyi olur YÖK toplantı falan filan ama bugün biz işçileri memurları yukarda göreceğiz abi biraz işi değiştirelim" dediği, Söz konusu görüşmede İlhan SELÇUK'un ülkemizin önde gelen iş adamları ve medya patronları ile yakından ilgilendiği, Aydın DOĞAN, Turgay CİNER ve KARAMEHMET'in birbirleriyle uğraşmalarının hükümetin işine geldiğini, siyasal iktidarın Aydın DOĞAN'ı bitirmesinin aynı zamanda CUMHURİYET gazetesinin bitmesi anlamına geleceğini, 12.03.2008 tarihinde medya ve iş dünyasının önde gelenlerinin de eşleriyle birlikte katıldığı bir yemekte gözlemlediği kadar herkesin UMUDUNU ASKERE bağladığını belirttiği, ERGENEKON terör örgütü mensuplarının da temel isteklerinin güzide orudumuz içinde mevcut hiyerarşik yapıya uymayacağını düşündükleri bir kısım görevlileri tahrik ederek yönetime el koymalarını temin etmek olduğu anlaşılmıştır.


Tape No: 3882, 14.03.2008 günü saat:13.17'de İlhan SELÇUK ile M. BALBAY arasındaki telefon görüşmesinde; MUSTAFA'mn "Valla iyiyiz halkımız kıpırdadı abi yav" "Valla kıpırdadı bugün hiç değilse biraz eylemler fena değildi yani" "İyiydi abi iyiydi pek çok yerde katıldılar iyi yani böyle bir eylem en son 1991 yılında denenmiş abi" "Bakalım yani Mustafa Özbek aradı diyorki Turkish yönetimine de ben hani perde gerisinde de biraz o var zaten sürekli dürtüyor eylem yapalım şey yapalım bu yalancı sözcüğünü yalatacaz ona diyor Başbakana" dediği, İ.SELÇUK'un "Güzel yapmış" "Güzel laf yalancıyı yalatacaz iyi" dediği, Tape No:3899, 15.03.2008 günü saat: 16.54 sıralarında İlhan SELÇUK ile M. BALBAY'm yaptıkları telefon görüşmesinde; M.BALBAY' m "Siz dünkü yazınm dibindeki gibi olay abi hani ağır sonunda bilesiniz birşey olursa ağlamayın diyordunuz ya dünkü yazıda bugün değil de" dediği, İ.SELÇUK' un "Hıı evet denk düştü değil mt" dediği, M.BALBAY' m "Tam aynı güne düştü değil mi abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Herkes te zannedecek ki bütün bu işleri biz biliyoruz" dediği, M.BALBAY' m "Valla biliyordu ucundan gösterdi daha doğrusu dibinden gösterdi diyecekler abi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Bugün de hep edepsizlik ederlerdi baktım hiç ses yok orda" "...işte demin Turan telefon etti diyor ki yani BU PARTİYİ KAPATAMAZLARSA BU HAREKAT BAŞARILI OLMAZSA GERİ ÇEKİLİRSE FELAKET OLUR" dediği, M.BALBAY' m "Felaket abi yani ondan sonra artık ondan sonra kimse neyi nasıl öngörür artık zor abi yani" ". ..bu şey muhalefet şey olacak abi MHP bu medya AKP medyası kervanına katılmayacak dava sürecidir diyecek" "...CHP katılmayacak ben Baykal la da konuştum BU DAVA SÜRECİDİR DİYECEKLER BİR KAÇ GÜN DURACAKLAR yani Demirel îe bir konuştum abi yani bir şey yazma dedi ben ne dersem ters anlıyorlar bunlar dedi uzun uzun uyarmaya çalıştık dedi ağır bir laf etti bu salaklara hani biraz da şey" "...bu görünüyordu dedi Ateş yakar Su ıslatır bu davada açılır dedi hani bu söyle görünüyordu" "...Amerika işte milli iradeye saygı gösterir mi Türk milleti 2007 de bunu milli iradesini göstermiştir. Gibi bir şeye girmiş 1er ama öyle olamaz diye bir şey yok ordan böyle açıklama var abi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞİMDİ BALBAY BU EFENDİM ORDU YERİNDE KALIRSA EFENDİM BUNLAR DOKUNAMAZLAR ONA BUNA VE ORDU BEKÇİ GİBİ KALIRDA YARGI GÖREVİNİ YAPARSA GEREKLİ ŞEYLER OLUR GİBİME GELİYOR" dediği, M.BALBAY' m "Evet abi aynen öyle kalacak abi" dediği, İ.SELÇUK' un "...BİR HUKUK OPERASYONU GİBİ OLACAK ZANNEDİYORUM HERHALDE ÖYLE PLANLADILAR" dediği, M.BALBAY' m "Öyle abi" dediği, İ.SELÇUK' un "YANİ ASKER YERİNDE DURACAK AMA BUNU HIZLA YAPMALILAR ŞİMDİ NE OLACAK EĞER ÇOK DA DİRENİRLERSE FALAN O ZAMAN ASKER HUKUKSAL OLARAK HAKLI DURUMA GEÇECEK" «BU ZANNEDİYORUM DAHA DERİNDEN BİR OPERASYON RARSLANTISAL DEĞİL ZATEN KONUŞMUŞTUK DAHA ÖNCE" "NE OLUYOR KARDEŞİM BEN SENİ KAPATIYORUM YAA BEN MİLLİ İRADEYİM FALAN FİLAN DİRENMEYE KALKTIĞI ZAMAN ELİNDE GÜÇ OLMAYACAK" "BAŞKA ŞEYLERE KALKARSA FALAN ORDU ORADA BİR GERİDEKİ SAĞLAM GÜÇ OLARAK DURURSA BUNLARIN ŞEYLERİ KIRILIR ... OTORİTELERİ" "ORDU ORDUDUR YARGI YARGIDIR VERDİĞİ KARARDA BUDUR KARDEŞİM SEN BU KARARA RİAYET ETMEK ZORUNDASIN..." "CUMHURBAŞKANINDAN BAŞBAKANINA KADAR BAŞSAVCININ DAVA AÇTIĞI KİŞİLER" "YANİ ZANLI" dediği, M.BALBAY' m "lu Şuanda Çankaya köşkünde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının laikliğe karşı hareketlerin odağı dediği bir kişi oturuyor abi" "Hıı çok tartışmalı gidecek


ve iyidir abi be bu tartışmalı olması bunların" dediği, İ.SELÇUK' un "Yalnız Doğan gurubu şey yaptı" dediği, M.BALBAY' m "Nötr" dediği, İ.SELÇUK' un "Değil mi., doğru dürüst radikalin dışında fena değil" dediği, M.BALBAY' m ".... Abi bir de bu ibrahim aradı bu doğan gurubuna geçişle şeyler çok erken abi ama hiç pazarlık şansımız yok mu ? acaba abi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "...Mehmet KARAMEHMET le o da diyor ki acele etmeyin o diyor sabahta diyor çok şeyler olacak diyo neyse açmadı ama nesi olduğunu söylemedi ama orda birşeyler bekliyorlar bilmiyorum" dediği, M.BALBAY' m "Şey Karamehmet Doğan gurubuna değil mi abi karşılıklı bir savaş" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet evet evet öyle öyle onun da söyledik ..." dediği, Tape No:3905, 16.03.2008 günü saat:16.18 sıralarında İlhan SELÇUK ile E.K.'ın yaptıkları telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "LAF ARAMIZDA ZATI ALİNİZ DE BİR ASKERİ MÜDAHALENİN DE GEREKÇESİNİ OLUŞTURMUŞTUR:' Dediği, EK.' m "Galiba bakalım" dediği, İ.SELÇUK' un "YAV ÇOK ŞEY ÇOK MUZİRSİNİZ BU TELEFONLARIN DİNLENDİĞİNİ BİLMİYOR MUSUNUZ." Dediği, E.K.' m "Biliyorum biliyorum bi şey demiyorum ben siz diyorsunuz valla ben hiç birşey demiyorum ben bütün telefonların dinlendiğini biliyorum cepler evler cumhuriyet zaten cumhuriyeti de biz istedik dilekçe verdik dinlensin diye" dediği, İ.SELÇUK' un "...ben ne kadınlarla konuşurken nede dostlarımla konuşurken gümrüksüz konuşuyorum çünkü neyin şaka neyin ciddi olduğunu gerizekalılar bilmezler" "...işte tarihe yazılmıştır efendim mahkeme zabıtlarına yazılmıştır bide" dediği, Tape No:3906, 16.03.2008 günü saat:17.09 sıralarında İlhan SELÇUK'un X bayan/İ.Y. ile yaptığı telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "Ben iddianame üzerinden sadece" "Dedi ki bu tarihe ve Adliyeye yazıldı dedi" dediği, İ.Y.' m "...Erdoğan da şimdi her yerde konuşuyor ...bunlar geri durmazlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Durmazlar durmazlar ama yorulur yakında" "...bu dönemin bir adli belge yani işte kardeşim siz bunları bunları bunları yaptınız diye fena olmadı tabi" "...HERHANGİ BİR HAREKET OLDUĞU ZAMAN BU İDDİANAME BİR BELGEDİR ADLİ BELGEDİR" "İŞ ZATEN GALİBA ORAYA GİDECEK ANLADIĞIM KADARIYLA" dediği, İ.Y.' m "...bizim Mehmet Faraş'm yazısı vardı bu savcıyla ilgili işte biraz atalarını dedeleri falan filan yazmış, savcı Mehmet'i aramış Mehmet Faraş'ı aramış telefonla" "Önce koruması aramış sonra kendisi aramış ve cep telefonunu vermiş sizede çok selam göndermiş" "...bu iş çatışmaya gidebilir ya bi korksun diye çatışmaya gidebilir demiş" "O da ben görevimi yaptım demiş falan şimdi yani yazabilirsin yazmayabilirsin..." "Sen o aranızda konuştularmızı yaz bi metin haline getir çünkü adamı da zor durumda bırakan bir şey yapmayalım bak Cumhuriyete konuştu" "...hemen zaten polis molis falan böyle korumaya almışlar çatışmaya gidebilir demiş korkum var demiş adam bu işlerden belli ki o da tabi sıkıntıda kolay değil abi böyle bir şey şimdi hedef her yerde hedef gösteriliyo adam" "...asıl Taraf gazetesini gördünüz mü abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Ya gördüm kepaze" dediği, İ.Y.' m "Ya böyle bi rezillik olur mu ya" "Abi ben acayip bi iş abi bu işi ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Yani bi şey varmış altında gibi ya da çıldırdılar satamıyolar diye" dediği, İ.Y.' m "Abi ne demek ya suçluyoruz herkesi suçlamaya çağırıyoruz şikâyet edenler Taraf gazetesi çalışanları" "İlktir abi Türkiye'de böyle bi şey ben bilmiyorum hatırlamıyorum" "...Vakit gazetesi varya işte ondan beklenebilir" "Ama bunu Taraf gibi gazete yapıyosa bu işin altında başka bi şey var abi, başka bi şey var ya çok büyük bi para var ya da bunlar tam satılmış abi” dediği İ.SELÇUK' un "Ne kadar satıyo şimdi" dediği, İ.Y.' m "Abi bir ara 5-6 bindi sonra 12-13 e çıktı bakalım bu hafta ne


yapar ama bunlar da dağıtmaya başladıkları için bunların satış falan artık yapabilirler bi bakarsınız bir günde 50 bine çıkmış olabilirler abi" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla dediğin doğrudur kendini dağıtmış bi gazete" "Suçluyoruz ve herkesi suçlamaya çağırıyoruz" dediği, İ.Y.' m "Böyle bi gazetecilik var mı" dediği, İ.SELÇUK' un "Başsavcıyı yargılayın falan müthiş ya" "...ben bakıyorum Ahmet ALTAN'm yazısına" "O kendinden geçmiş o yani ne yapacaklarını şaşırmışlar" dediği, İ.Y.' m "Sizede orda hafiften bi kılçık var gazetede gördünüz mü" "Evet İşaret Fişeğini İlhan SELÇUK'tan diye haber yapmışlar abi" dediği, İ.SELÇUK' un "... dikkatli bakmadım bu Çetinin iki oğluda iki gazetede ikiside başyazar tam tırlattılar keratalar" "...İşaret Fişeği İlhan Selçuk'tan" dediği, İ.Y.' m "Cuma yazısını almışlar" dediği, İ.SELÇUK' un "Birader herkes soruyo ya amma tutturduk" dediği, İ.Y.' m "Abi hem o yazı tuttu hem de geçen hafta bizim türban reklâmları vardı hatırlı yomusunuz" "Yine denk geldi yani" dediği, İ.SELÇUK' un "Aslında bizim Orhan ERİNÇ'e söylemelide bi şey yapmalı ona" dediği, İ.Y.' m "Bunu ben kısa böyle bi haberleştirelim mi millet görsün mü ne yapayım manyak mı bunlar ya" dediği, İ.SELÇUK' un "Valla reklâmını yapmış olursun" dediği, "...şimdi bu herifler kafaya koymuşlar Amerika merika Avrupada bunların arkasında bunlar bu işi bitirmeyi düşünüyolar di" "Bu Başsavcının şeyi üzerinde de düşünürler şimdi ulan bu bizim aleyhimize bir dosya var ve burda DAVALIYIZ BİZ ŞİMDİ HERHANGİ ÇATIŞMADA MATIŞMADAN SONRA ORTALIK BİRBİRİNE GİRERSE VE ASKERDE MÜDAHALE ZORUNDA KALIRSA ELİNDE ŞEY VAR DOSYA VAR ŞİMDİ YA OLAYIN BU TARAFINI DA DÜŞÜNMEK LAZIM" "AMA ÇOK KUVVETLİLER YA BU KERATALAR" dediği, İ.Y.' m "Abi işte bugün bakıyorum kaç tane gazeteleri oldu şimdi Bugün, Star di bilmem ne hepsinde kıyamet gibi gazeteleri var abi ellerinde" dediği, 23.01.2008 tarihinde şüpheli İlhan SELÇUK, Cumhuriyet Gazetesindeki "PENCERE" isimli köşesinde "İktidar Partisi Zanlı" başlıklı köşe yazısında aynen: "Kuvvetler ayrılığı' demokrasinin 'olmazsa olmaz' kurallarındandır... Demokraside kaç kuvvet var?.. Rakamla 3... Yasama.. Yürütme.. Yargı.. • Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçmkaya AKP'ye yönelik bir açıklama yaptı... AKP bu yüzden tepkili... Yalnız AKP mi tepkili?.. DTP de tepkili... Neden?.. Çünkü bu iki partimiz iki kırmışı çizgimizi çiğniyor mu, çiğnemiyor mu sorulan yargıyı fena halde ilgilendirmeye başladı... İki kırmızı çizgi nedir?.. Dincilik.. Ve bölücülük.. DTP'nin üstünde bblücülük, AKP'nin üstünde dincilik gblgesi gün geçtikçe koyulaşıyor... Yargı bu gerçeği gbrmezlikten gelebilir mi?.. Gelemez... • Yargı gücünde devlet görevlisi bir savcı ille de görevini yapmak zorundadır... Nedir görevi?.. Hırsıza, yolsuzluk yapana, rüşvet alana, adam yaralayana ya da öldürene savcı dava açar... Savcı, Cüneyt Koryürek'e çarpıp yazarımızı bldüren otomobil sürücüsüne hele dava açmasın.. Görür gününü... Savcı, kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye dava açmasın.. Görür gününü... Savcı yürürlükteki yasalara göre davranmakla yükümlüdür... Bir savcı, suç işlediği varsayılan kişinin ya da kurumun zengin mi yoksul mu, güçlü mü güçsüz mü, şişman mı zayıf mı, muhalefette mi iktidarda mı olduğuna bakarak karar veremez.,. Başsavcı, dava açması gerekiyorsa, dava açacaktır... • Yargıtay Başsavcısı Abdurrahman Yalçmkaya'nın açıklaması ve uyarısı üzerine küplere binen Başbakan RTE yasamanın ve yürütmenin üstünlüğünden söz açtı, mangalda kül bırakmadı... Başsavcmm Meclisle, hükümetle işi gücü yok... Başsavcı ne yasamayı ele alıyor. Ne de yürütmeyi... Deyiş yerindeyse sanık ya da zanlı, bir partidir... DTP, CHP, MHP gibi bir parti... AKP'nin iktidarda olması, hükümetini kurması, yürütme organını oluşturması hukuka ve yasalara göre hiçbir şey değiştirmez... * Cumhurbaşkanımız dosyalı zanlı.. Başbakanımız dosyalı zanlı.. Bir de iktidar partimiz zanlı oldu mu. gel keyfim gel... .'«V"<<r> ,; '*


779 "^^ lİr-T- r

O zaman türbanlık ve kurbanlık Türkiye'nin yeme de yanında yat..." şeklinde olduğu, Şüpheli İlhan SELÇUK, Cumhuriyet Gazetesindeki "PENCERE" isimli köşesinde 14.03.2008 tarihinde yayınlanan "Sonra Oturup Ağlamasınlar..." başlıklı köşe yazısında aynen: "AKP İslamcılığının -Islamm değil- beş şartı artık oluştu: Dedikodu.. Şantaj.. Yalan-dolan.. Çıkarcılık.. Yolsuzluk.. Dinciliğin gün geçtikçe ağır bastığı medyayı da ancak maşayla tutabilirsin... Peki, gün geçtikçe gelişip yoğunlaşan iletişim teknolojisi bizde neye hizmet ediyor?.. İslamcılığın beş şartına... Üstelik kuşkulu dinlemeler üzerine bina edilen kanıtsız tanıksız 'ne idüğü belirsiz' davalar da medyada özellikle pompalanıyor... Bir azgınlık., bir azgınlık ki., demeyin gitsin.. Neden bu azgınlık?.. İslamcılar -ılımlısı ve köktencisi- artık ülkeyi, belediyeleri, devleti, her şeyi ele geçirdiklerine inanıyorlar... Azgınlığın dinci gazete sayfalarına nasıl yayıldığına ilişkin bir örnek vereyim.. Dinci köşe yazan yazıyor: "- Cumhuriyet mitinglerini düzenleyenlere derin devlet mi dersiniz, derin çete mi dersiniz?.." "- Devleti temsil eden 'Bayrak' ve 'Cumhuriyet', devletî ele geçirmeye çalışan çetelerin eline geçmiş..." "- Özelleştirme idaresi Başkam 'na düştü bu iş galiba... Hadi, derin devletin mallannı ve şirketlerini legal devlete, oradan da ihale yolu ile satış için TMSF'ye gidin... Cumhuriyet 'in mal varlığını Cumhuriyetin hazinesine irad kaydedin..." "- Devlet bir an önce, iddialar doğru ise, mahkeme kayıtlanna geçen iddialar çerçevesinde Cumhuriyet gazetesi, ÇYDD (Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği), ADD (Atatürkçü Düşünce Derneği), Vatansever Güç Birliği gibi derin yapıların paravan örgütlerine derhal el koymalı..." * Eveeet... AKP iktidarı belli hedefe doğru doludizgin yürüyor, yandaşları da içmeden sarhoş olmuşlar... Ülke altüst... Herkes birbirine soruyor: - Ne olacak?.. Bu gidişle bir şeyler olacak... Ama, ben Cumhuriyete İslamcı AKP Devlet'in el koymasını isteyen gazeteye şimdiden haber vereyim... Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar." Şeklinde olduğu görülmüştür. Yukarıdaki telefon görüşmesi ve yazılar birlikte değerlendirildiğinde; Söz konusu telefon görüşmesinin Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısmca AKP'nin kapatılması istemiyle Anayasa Mahkemesine açtığı dava sonrası yapıldığı, İlhan SELÇUK'un kapatma davasından bir gün önce yazdığı yazının sonunda "Bir şeyler olduğunda sonuç düşündükleri gibi çıkmazsa, oturup mazlum rolünde ağlamasınlar" diyerek bitirdiği, bu yazıya istinaden herkesin kendisinin her şeyi bildiğini zannedeceğini söylediği, (ancak şahsm gerek telefon konuşmaları gerekse 23.01.2008 tarihinde yazdığı köşe yazısında "Savcı, kırmızı çizgiyi çiğneyip bölücülük ya da dincilik yapan siyasal partiye dava açmasın.. Görür gününü... Cumhurbaşkanımız dosyalı zanlı.. Başbakanımız dosyalı zanlı.. Bir de iktidar partimiz zanlı oldu mu. gel keyfim gel... O zaman türbanlık ve kurbanlık Türkiye'nin yeme de yanında yat." Şeklindeki yazılarından anlaşılacağı üzere şüpheli İlhan SELÇUK 1-2 ay öncesinden AKP'nin kapatılması için kamuoyu desteğini sağlayacak yazılar yazdığı anlaşılmıştır). AKP'nin kapatılmaması ve harekatın başarılı olmaması durumunda felaket olacağını, MHP, CHP ve Süleyman DEMİREL'in bu dava sürecidir diyeceklerini, Amerika'nın Milletin

iradesine saygı gösterin gibi açıklamaları karşısında ilhan SELÇUK'un "Şimdi Balbay bu efendim ordu yerinde kalırsa efendim bunlar dokunamazlar ona buna ve ordu bekçi gibi kalır da yargı görevini yaparsa gerekli şeyler olur gibime geliyor" diyerek davanın olumlu sonuçlanarak AKP'nin kapatılmasını bile bütün Türk milletinin ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetlerine bağladığı, TSK'nm sağlam durması halinde siyasal iktidarın ben milli iradeyim diye direnemeyeceğini, ordunun sağlam güç olarak siyasal iktidarın karşısında olması durumunda siyasal iktidarın otoritesinin kırılacağını belirttiği anlaşılmıştır. Burada şüpheli İlhan SELÇUK un demokratik hakların kullanımı sonucu siyasi bir iktidarı sonlandırmak değil ERGENEKON terör örgütünün gizli amaç ve planlamaları sonucu devletin hayati kurumlarına çeşitli yollarla baskı yapıp demokratik olmayan yollarla olağanüstü durumların ortaya çıkarılıp, kaos ortamı oluşturup arkasından ekonomik kriz çıkarmak, akabinde Türk ordusunu darbe yapmaya zorlamak için gizli faaliyetlerde bulundukları anlaşılmıştır. Tape No:3907, 17.03.2008 günü saat: 11.02 sıralarında İlhan SELÇUK Bilgi/E.K.ile yaptığı telefon görüşmesinde; E.K.' m "...şeyi okuduz mu Ahmet Hakan" "Kapatılacak diyor ve bitakım şeyler sıralamış niçin kapatılacağına ilişkin ondan sonra kendisi de onları yazınca arkasında diyor ki dikkat edin kapatılacak demem kapatılsın demek anlamına da gelmez filan diyor ama bi okuduğunuz zaman" "Yani camianın içinden gelen bi kişinin bunlara nasıl eleştirel baktığını ve bunların yaptığı bütün hataları gördüğünü" "Anlıyon mu müthiş önemli bi yazı bence" dediği, İ.SELÇUK' un "Şimdi efendim bu olay tabi bütün kıyamet mıyamet falan aynı zamanda büyük bir korkuyu ifade ediyor şimdi Hürriyeti açtım Ahmet Hakan'a baktım bence kapatılacak evet şimdi Tayyip'in o meşhur şansı dönüyor mu" "Altında da o başlık var... Anayasa'yı manayasayı değiştirip bu Başsavcıyı tasfiye etmek istiyorlar" dediği, E.K.' m "Evet ve maalesef orda MHP nin ve DTP nin de desteği var" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim olabilir o zaman daha iyi olur" "Davayı baştan kaybetmiş olurlar" dediği, E.K.' m "Rezalet olur ya öyle şey" dediği, İ.SELÇUK' un "... ŞİMDİ BURADA GİRİŞİLEN NOKTA ŞU KARDEŞİM ŞİMDİYE KADAR REJİMİ KURTARMAK İÇİN KİM MÜDAHALE ETTİ ASKER DEĞİL Mİ" "İLK KEZ ANAYASA MAHKEMESİ MÜDAHALE EDİCEK" dediği, EK.' m "Evet veya ikinci kez çünkü bide şey Refah ta yaptılar" dediği, İ.SELÇUK' un "He Refah ta da evet oldu dur bakayım Refah ta Anayasa Mahkemesi ne yaptı ki ya" dediği, E.K.' m "Kapattı" dediği, İ.SELÇUK' un "Ama o kapatma şeyde değildi" dediği, E.K.' m "Dava iktidardayken açıldı kapatma düştükten sonra oldu" dediği, İ.SELÇUK' un "EVET ÇÜNKÜ ORDA BİR DEMİREL İN BİR EFENDİM KULİSTEKİ BİR OPERASYONUYLA" "YANİ BAŞBAKANLIĞI ERBAKAN A VERMEDİ OLAY BU" dediği, E.K.' m "Ama dava iktidardayken açıldı" dediği, İ.SELÇUK' un "Hı şimdi burada bugün Mümtaz'm yazısı da çok güzel" "Diyor ki yani fena bişey değil işte diyor asker mi gelseydi falan" dediği, E.K.' m "Tabi tabi" "...iradeyi külliye iradeyi cüzziye meselesi..." "Evet Allah bişeyleri belirliyor ama yani insanında bi iradeyi cüzziyesi var günah işleten şey oda yani günahı çünkü başka türlü açıklayamıyorlar biliyorsun" dediği, İ.SELÇUK' un "EYVAH SİZDE AYVAYI YEMİŞSİNİZ" dediği, E.K.' m "Evet sizde... efendim siz Şeyhülislamlığa soyunca bizede imamlık kaldı" "... Serdar Turgut usta yazmış Türkiye ye derin devlet lazım ama işte ... ciddi bi derin devlet diyor böyle ... olmaz falan diyor yani" dediği, İ.SELÇUK' un ".. ben iki tane konuşmadan çok memnun oldum bunlardan birisi Kara kuvvetleri kumandanının konuşması" "Öbürü Genel kurmay başkanın son konuşması şimdi bunu orada bir gurup bir heyet hazırlamış bu konuşmaları bunları vaziyeti gördükleri anlaşılıyor bir İKİNCİSİ HERŞEYE KARŞIN

MÜDAHALE ETMİYOR DİKKAT EDİN" "Öyle görülüyor belki arada bazı hatalarda olmuyor değil işte o efendim elektronik muhtıra bilmem ne falan ama yani neticede konuşmanlar arasında şu veya bu kişiler olabilir AMA ARKADA GALİBA BİR GRUP OLUŞTU ÖYLE BİR HİSSİYAT VAR İÇİMDE EFENDİM ŞİMDİ BU ŞEYDE YANİ BU PARTİ KAPATMA DAVASI DA ZANNEDİYORUM EPEY DÜŞÜNÜLDÜKTEN SONRA ÇÜNKÜ ADAM DAHA ÖNCE UYARDI FARKINDAYSAN"" BENDE ANKARA YA GİTTİĞİM ZAMAN BU İŞLER KONUŞULDU MONUŞULDU" "BİZDE BİRAZ BÖYLE ES GEÇTİK FALAN AMA KULAĞIMIZA GELMİŞ HEPİMİZİN GELMİŞTİ DE ... esas mesele kuvvetler dengesinde bu adamlar yani mülteciler yani bu dinciler Türkiye nin içindeki kuvvet dengesinde ağırlığı kazandılar" "Ve bunlarda dış kuvvetlerce destekleniyorlar" "Gelip bağlanıyor burada ŞİMDİ ORDU GERİDE KALIYOR AMA bu adamlar ne yaparlarsa yapsınlar bunlar hakkında bir iddianame tanzim edilmiştir BU NE DEMEKTİR SENİN BENİM YAZDIĞIM YAZILAR BAŞSAVCININ İDDİANAMESİNDE ARTIK BİR HUKUK DEĞERİ KAZANDI" dediği, E.K.' m "Tabi" dediği, İ.SELÇUK' un "Değeride artık gazete polemiği falan değil bak buda bir yazı edebilir" "Yani bir hukuk değeri kazandı ha efendim dava kazanılır mı kazanılmaz mı o ayrı mesele o o ayrı mesele" dediği, E.K.' m "Efendim şimdi ordaki görüp biliyorsunuz o billurlaştı yavaş yavaş onu ilk Kabaoğlu söylemişti Kaboğlu söylemişti İbrahim Kaboğlu" "Eğer kapatılırsa bu süreç sonunda mesele yok ama eğer kapatılmazsa AKP daha güçlenerek giricek seçimlere..." dediği, İ.SELÇUK' un "Doğrudur doğrudur" dediği, E.K.' m "Mağdur ve ... öyle bir sıkıntı var" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet mağdur ve mazlum olarak evet o o tarafa doğru gidebilir yani bu TABİ SAVAŞ DEVAM EDİYOR" "SAVAŞIM DEVAM EDİYOR ÇEŞİTLİ OLASILIKLAR BUNLAR" dediği, İ.KONGAR' m "Yani şakası yok" dediği, İ.SELÇUK' un "İşte zati aliniz bu savaşın içindesiniz" dediği, E.K.' m "Yok efendim" dediği, Söz konusu görüşmede İlhan SELÇUK rejimin kurtarılması için ilk kez Askerin değil de Anayasa Mahkemesinin müdahale ettiğini, Kara Kuvvetleri Komutanı ve Genel Kurmay Başkanı'nın yapmış oldukları konuşmaları beğendiğini, bu konuşma metinlerini bu durumu gören bir grubun hazırladığını, askerin her şeye rağmen müdahale etmediğini, kapatma davasının kendisinin Ankara'da katılmış olduğu toplantılarda da geçtiğini, kendisinin ve diğer gazeteci yazarların yazdıklarının bir hukuki değer kazandığını, AKP'nin kapatılmaması durumunda güçleneceğini ve savaşın devam ettiğini belirtmiştir. Tape No:3908,19.03.2008 günü saat: 12.18 sıralarında İlhan SELÇUK'un E.K. ile yaptığı telefon görüşmesinde; İ.SELÇUK' un "Ben artık sizlerden kopuyorum" dediği, E.K.' m "Ne o çok mu sosyeteye katıldınız?" dediği, İ.SELÇUK' un "ARTIK BENİM YERİM BAŞKA TARAFTA" dediği, E.K.' m "Üst üst sosyetede mi?" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet yani ben sizlerle ne yapayım?" ".. .aman efendim kimler yoktu ki krem dö le krem dö le krem dediğimiz kişilerin arasında Soros çocukları mı yoktu" "Cengiz ÇANDAR'lar mı yoktu" "Efendim kimler kimler efendim fakat işte vardı bi de kafa dengi olanlar Yıldız KENTER menter filan" dediği, E.K.' m "Çetin ALT AN vardır Çetin ALT AN vardı herhalde" dediği, İ.SELÇUK' un "Çetin ALT AN karısı efendim Ali SİRMEN" "...şeyin de karısı Canan BARLAS yani böyle bir şey içinde biz yani işte biz böyle evlendik bakın çocuklarımız burada torunlarımız burada…….. " dediği, E.K.' ın "...en önemli gelişme tabi bu Bahçeli'nin tavrı yani birdenbire orada bi şey olduğu anlaşılıyor bence bütün gidişatı Bahçeli'nin verdiği destek etkilemişti yani bu Cumhurbaşkanlığı Seçimini hatırlayın ilk ilk Bahçeli'nin şeyi desteği orada ortaya çıktı Cumhurbaşkanlığı seçimi türbandı Bilmem neydi şuydu buydu derken tam anlamıyla 2/3 çoğunlukla takır takır şeyden her şeyi çıkartıyordu şimdi ilk kez Bahçeli yargıyla oynamayın demeye haşladı şimdi bence bu bence bu şey çok çok önemli bir değişme çünkü bi olabilir olabilir olabilir de olmayabilir de ben o adamın ne yaptığını hiç anlamadığım için yani çünkü adam kendi ipini çeken bi adam yav 2002 şeyinde koalisyonunda yani onun için yani bu kulağım mı büktüler bacağını mı kırdılar bilmem kendisine vahiy mi geldi bilmek mümkün değil ama bi şeyi ortaya çıktı şimdi artık mecliste bunların işi eskisi kadar kolay olmayacak o bir;" dediği, İ.SELÇUK' un "Şey vahim yav yani bana dava açtılar ben Anayasa'yı değiş...." dediği, E.K.' m "...SİZ HER HALDE UYARMIŞSINIZ BU BAKIR ÇAĞLARIN ŞEYİNİ KOYMUŞLAR GİRMİŞLER BİRDEN GİRİP ALTIYA KOYMUŞLAR O ÇOK ÖNEMLİ BİR OLAY ÇÜNKÜ O ADAM TARAFSIZ BİR ADAM YANİ BÖYLE ERGUN ÖZBUDUN GİBİ DANSÖZ DEĞİL VEYA KANADOĞLU VEYA VURAL SAVAŞ GİBİ İŞTE MİLİTAN-LAİK FİLAN DENİLEN BİR ADAM DEĞİL BU CİDDİ BİR ANAYASA PROFESÖRÜ BİZİM HUKUKÇU ONUN SÖYLEDİKLERİ ÇOK ETKİLEYİCİ YANİ ..." "Bugün Şakir telefon etti ECZACIBAŞI o da çok çok bağırıp çağırıyor telefonda insanın kafasını ütülüyor aptala çeviriyor ... BEN BU ADAMLARA DİYOR ÖNCE DİYOR ÇOK DİYOR KREDİ AÇTIM DİYOR İŞTE FİLAN AMA DİYOR BUNLAR DİYOR ANAMIZI BELLEYECEKLER DİYOR HEPİMİZİN ÇANINA OT TIKAYACAKLAR" "...bu Rıda Sakin ve şeyle filan ve sanıyorum sonunda hukuk mukuk yani bu kapatmaya kadar veya en azından cezalandırmaya veya bazılarını yasaklamaya filan gidebilir garip şeyler olabilir" dediği, İ.SELÇUK' un "Efendim asker yargı efendim memleketin önde gelen bir takım kişileri ne yapacaz ne edecez diye bence zaten düşünülüyordu hep düşünüyorduk herkes ne olacak halimiz yav falan filan şimdi BİR ASKERİ MÜDAHALE ORTAMI DEĞİL YOKSA YAPARLARDI ÇOKTAN" "...bu sefer dediler ki yav elde bir şey var ... zannediyorum yargıçlar da üzerinde çalışmışlardır ya o kadar aptal değiller." "BU SEFER YARGIÇ OLARAK GÖREVİNİ YAPIYOR ŞİMDİ ANLAŞILIYOR Kİ YANİ BU AKP İKTİDARI YARGIYI KENDİNE BENZETMEDEN YARGI ONU BENZETECEK." Dediği, E.K.' m "...Çünkü işte V. S. söylüyormuş çok geciktiler falan diyormuş. Hayır çünkü ne yargı kalacak ne ordu kalacak, ne üniversite kalacak..." "...Mehmet in şeyinde temas ettiğiniz veya gecesinde konuştuğunuz karşılaştığınız insanlar bunların farkında gibi mi yoksa.." dediği, İ.SELÇUK' un "...hayret ettim, bütün gece oraya işte bir orkestra işte bir şeyler ... şerkıcılar filan., bütün gece dans ettiler" "Hayret ettim bizim Çetin Altan bütün gece dans etti yav" "...BARLAS, Canan BARLAS, Perihan aynı masada ... Çetin ayrı bir masada, Yıldız KENTER, Ali SİRMEN vs. falan orada oturdular" "...bence en önemli olaylarından biri Hürriyet te Ertuğrul ÖZKÖK ün yazısı" dediği, E.K.' m "Müthiş bir yazı" dediği, İ.SELÇUK' un "YANİ BURADA ERGENEKON OLAYINI" "BİZDEN ÖNCE HÜRRİYET ELE ALDI" "BENDE MEMNUN OLDUM" "...şimdi iş geldi geldi ERGENEKON la efendim başsavcının birleştirilmesine geldi" "...Ertuğrul ÖZKÖK ün yazısından atfen yazmak lazım şimdi ... adam dedik ki bu ERGENEKON davası niçin açıldı ...di mi" "Yani müthiş bi olay Yargıtay Başsavcıyla ERGENEKONu birleştirdi" "Bu sebeple de bu tabi Doğu PERİNÇEK in falan şeyi kaygıları yerli yerindeydi bundan dolayı ERGENEKONun daha iddianamesi bile yok herkese beni... istiyorlardı" dediği, E.K.' m "Ve de Derin Devlet bize karşı diye yani işte işte işte ERGENEKON işte Derin Devlet işte bize karşılar" dediği, İ.SELÇUK' un ".. .bu arada biz farkmdaysanız Doğan a geçtik Doğan Grubuna" dediği, E.K.' m "Evet evet nasıl farkında olmam canım her gün izliyoruz işte onu dün biraz" dediği, İ.SELÇUK' un "...öyle bir noktaya geldi ki Türkiye bütün köşe yazıları aynı konuyu yazıyor" dediği, ,

Söz konusu görüşmede İlhan SELÇUK, askerin, Yargının ve ülkemizin önde gelen kişilerin ne olacak halimiz diye hep düşündüklerini, Askeri darbe ortamının oluşmadığım yoksa çoktan askerin müdahale yapacağını, askerin bu sefer yargıyı kullandığım, mevcut hükümetin Yargıyı kendine benzetmeden Yargı 'nm hükümeti benzeteceğini, Doğu PERİNÇEK'in ERGENEKON ile ilgili kaygılarının doğru olduğunu halen ortada bir iddianame olmadığını dile getirerek örtülü olarak ERGENEKON terör örgütü soruşturmasının boş çıkması ve sonuçsuz kalmasını istediği anlaşılmıştır. Tape No:3888, 08.02.2008 günü saat:20.20 sıralarında İlhan SELÇUK ile Mehmet' in yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK' un "Efendim işte bu KOÇ müthiş ilgi gösteriyor, KOÇ grubu. Onlarda şimdi anladılar anyayı konyayı" dediği, MEHMET'in "Geç kaldılar ama" dediği, İ.SELÇUK' un "Cumhuriyet' in ne demek olduğunu. Fakat bu iktidar sermayeyi Dincileştirmek, İslamlaştırmak için alıp yürüyor yani" dediği, MEHMET' in "Hayır yani bu herifleri berheva etmek lazım, Türkiye olduktan sonra neye yarar yani. AMA ARTIK İÇ SAVAŞTAN BAŞKA Bİ ŞEYDE TEMİZLEMİYİCEK BU İŞİ ÖYLE GÖRÜNÜYOR YANİ" dediği, İ.SELÇUK' un "İÇ SAVAŞ OLMAZ DA YANİ BİR NOKTA DA EĞER ORTALIK KARIŞIRSA, HEM EKONOMİK HEM SİYASİ OLARAK BELKİ ASKER GELİRSE BİR ŞEY OLABİLİR" dediği, MEHMET' in "ASKER GELEBİLİR Mİ? ARTIK İLHAN" dediği, İ.SELÇUK' un "E MECBUR OLACAK" dediği, MEHMET' in "HAYIR YANİ GELSE BECEREBİLİR Mİ BU ADAMLAR ÇOK ŞEY YAV" dediği, İ.SELÇUK' un "İŞTE ORTALIK BİRBİRİNE GİRDİ Mİ ÇOK ŞEY GİBİ GÖRÜNEN ADAMLAR" dediği, MEHMET' in "Sinerler mi diyorsun" dediği, İ.SELÇUK' un "Evet" "Yani bir noktada her şey çok zor. Çünkü Türkiye yi şey yaptılar. Yani bir noktada DİNCİ EGEMENLİK, TARİKATLAR VE CEMAATLER" "MEDYA Yi DA ELE GEÇİRDİLER. APTAL AYDIN DOĞAN la APTAL TURGAY CİNER ve APTAL MEHMET KARAMEHMET birbirleri ile uğraşırken adamlar aldılar ele şimdi. İşte Sabah grubu da bir adama geçti oda Tayyip Erdoğan m adamı falan" "Amerika yaptı Mehmet, Amerika yaptı" dediği, MEHMET' in "Valla İlhan Amerika yaptı..." dediği, İ.SELÇUK' un "E işte sonu kötü oldu işin ATATÜRK CUMHURİYETİ elden gidiyor" dediği, MEHMET'İN "MAALESEF MAALESEF İLHAN... Şimdi ben tabi bi şey bilmiyorum senin kadar sen tabi işin içindesin eskiden beri tutturdukları bir şey var yok Anayasa mahkemesi yok bilmem ne kanunu yav bunlarla olur mu bu iş İlhan. Yani Anayasa mahkemesi ne yapabilir herifler kanun yapma yetkisini her şeyi değiştirebilirler yani, ne yapılabilir artık. VARMI BİR ÜMİT" dediği, İ.SELÇUK' un "ŞÖYLE OLACAK GALİBA ANAYASA MAHKEMESİ SON OLARAK KENDİSİNİ TASFİYE EDİLMEDEN BU AKP HAKKINDA PARTİNİN KAPATILMASI KARARINI VERİRSE O ZAMAN ORTALIK BÜSBÜTÜN BİRBİRİNE KARIŞIR" "Anayasa mahkemesinin yetkisi var. Ondan sonrada yav şimdi bu moda kanalında deminden beri şeye bakıyorum, efendim Brezilya karnavalı. Yav ne kadar kadınlar şişmanlamış ya. Allah Allah. Ama müthiş bir olay yav" dediği görülmüştür. Soruşturma kapsamında iletişimi tespit edilen şüpheli Doğu PERİNÇEK"in iletişim tespit tutanaklarından; Tape No:3842, 07.03.2008 günü saat 10.35 sıralarında Doğu PERİNÇEK ile Bedri arasındaki telefon görüşmesinde özetle; Bedri'nin " Yani sistem içi çözüm şey yapmıyor gördüğüm kadarıyla Devrimci çözümlerinde Sencer İmer" dediği, Doğu'nun "Daha iyi işte onu arıyoruz işte" "Devrimci çözüm" dediği, Bedri'nin "Sencer İmer. uygun yani" "Ben bugün ulaşmaya çalışayım Sencer İmer e" "Tümep bir yemekli toplantıya davet etti" dediği, Doğu'nun "ben sana onun için sana telefon açtım dün unuttum sormayı" "Kemal Alemdaroğlu seni görmüş orda ..." "Senin yanında kim vardı ?" dediği, Bedri'nin Bizim partide Karanlık vardı



•*m

Nusretle gidecektik söyledim ben Nusrete hafta sonu bana telefon açmıştı" "... Alemdaroğlu aktardı mı" dediği, Doğu'nun "Biraz aktardı" dediği, Bedri'nin "Ya şimdi aslında çok benim beklemediğim bir katılımdı herkes vardı orda" "İlhan Selçuk, Hurşit Tolon, Şener Eruygur, YASAV Başkanı, bu Danıştay, Yargıtay, Üniversitelerden bayağı seçkin bir topluluktu 70 kişi vardı, bayağı da uzun sürdü yedide başladı on birde bitti dört saat süren toplantı oldu" "Şener Eruygur yani bir araya gelmek gerekir Ulusalcıların birleşmesi gerekir diye özeti bu olan birazda halkı suçlayan bu cumhuriyet mitinglerinde toplandı bu kadar kalabalıklar ne oldu bir şey çıkmadı öyle bir konuşma yaptı" ... Doğu'nun "Keşke şeyi esas söyleseydin o gün indirmek ve Milli bir hükümet kurmak mümkündü ona yanaşmadı Şener Eruygurlar Cumhurbaşkanı istifaya davet etseydi..." "Esas onu söylemek lazım alternatif o bence yani İşçi Partisine oy ver diyerek te bir çözümü olmazdı" dediği, Bedri'nin "Öyle söylemedim zaten İşçi Partisine verin diye söylemedim ama" "Yanlış önderlik yapıldı dedim ve doğru bir şey gösterilmedi ve halkta dolayısıyla o potansiyel değerlendirilemedi diye söyledim konuşma çok iyi karşılandı salonda" "Sonrasında bitiminden sonra sonra İlhan Selçuk en sonunda bir kapanış konuşması yerine geçecek bir konuşma yaptı ama oda böyle Orduya karşı kırgınlığını ve eleştirilerini, özeti oydu yani" "Bu hem Iraktan çekilme konusu hem de genel olarak tutumuyla ilgili böyle çok şeyler bekleyen ve beklediğini bulamayan" "Bir hayal kırıklığı içerisinde özeti o olan bir konuşma yaptı" "böyle bir hayal kırıklığı konuşması işte bir araya gelelim tekrar o toplantılar bu sefer bu .... ödül verme vesilesiyle toplanmıştı ama anladığım kadarıyla bu heyet toplanıyor" "Bir ay sonra" dediği, Doğu'nun "Biliyorum" dediği, Bedri'nin "Tekrar bir araya gelelim falan diye öyle şeylerde geçti konuşmalar içinde" ... Doğu'nun "Bunların hepsi zavallı halkı örgütlemek istemeyen ve bütün umutları Ordu olan adamlar yani" "Orduyla yatıp Orduyla kalkıyorlar kendileri bir şey yapmak istemiyorlar" "Ordu bunları kurtarınca da bunlara birer görev verecek bazı mevkilere getirecek olay bu maalesef "Fakat buralarda çözüm göstermek lazım yani mesela o şeyle ilgili olarak ta Cumhuriyet mitingleri o zaman bu Hükümeti indirme şansı vardı" "O taktiklerde ... ama benim ... Şener Eruygur falan yan çizdi bunlar zavallı adamlar ya bir hedefi olmayan bir planı olmayan zavallı adamlar..." dediği, tespit edilmiştir. Yukarıdaki görüşmelerde şüpheli İlhan SELÇUK'un düşüncelerini her platformda seslendirdiği ve bu düşüncelerinin ERGENEKON terör örgütünün amaçlan ile birebir örtüştüğü anlaşılmıştır. Aramalar sırasında Şüpheli DOĞU PERİNÇEK'in Beşiktaş İlçesi Gayrettepe Mahallesi Ayazma Deresi Sokak Çobanoğlu Apartmanı No: 17 D:10 sayılı ikametinde ele geçirilen, Emniyet Müdürlüğü tarafından l'den 17'e kadar numaralandırılmış üzerinde Selimiye 9.1.1973 tarihli İddianame başlıklı dokümanın içeriğinde, 23 Mayıs 2006 tarihli Cemalettin KORKUT tarafından İşçi Partisi Genel Başkanına gönderildiğinin değerlendirildiği bildirilen yazının içeriğinde: "Süleyman DEMİREL'in Cumhurbaşkanlığına getirmesi önerisine İlhan SELÇUK'un tepkisiz kalmasının eleştirildiği yazıların devamında, İstanbul Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığınca tanzim edilmiş olan İddianamenin incelenmesinde özetle: "Şüpheli İlhan SELÇUK ve arkadaşları hakkında İstanbul-Selimiye Sıkıyönetim Komutanlığı Askeri Savcılığı tarafından 09/01/1973 tarih, 1973/11 Evrak, 1973/2 Esas ve 1973/2 karar sayılı iddianamesi ile 765 Sayılı TCK'nun 171. maddesi gereğince kamu davası açıldığı ve bu suçtan dolayı yargılandığı, sözkonusu iddianamede şüpheli İlhan SELÇUK'un Gizli İttifakın Devrim Genel Kurulu yeminli üyesi olduğu, Legal ve illegal çalışmaları göz önüne alındığında aşırı solun Milli Demokratik Stratejisini benimsediği, köşe yazarlığı yaptığı


Cumhuriyet Gazetesindeki yazılarında işlediği ana konunun; mevcut iktidarı yıpratma, siyasi partilere karşı itimatsızlık oluşturarak Parlemanto aleyharlığını yapma, mevcut demokratik düzenin bir göstermelik olduğunu telkin etme, iktidarla mücadele görünüşü altında Devletin temel yapısının yıpratılmasını hedef alma, mevcut düzeni silahlı eylemle yıkma, bozuk düzenin ve haksızlığın ortadan kaldırılarak sömürüşüz düzen diye tanımladığı sosyalizmin tahakkukuna çalışma ve bütün bunlar için her şeyden önce Türkiye'de Askerlerin yönetime el koyması gerektiğini telkin ve tavsiye etme ve TSK'ni bir DARBEYE sürüklemek şeklinde olduğu, şüpheli İlhan SELÇUK'un bu fikirlerinin gerçekleşmesi için illegal olarak bizzat ordu mensuplarının da yer aldığı bir Cunta oluşturmak faaliyetlerine giriştiği, iddianamede şahsın gazetede yazmış olduğu bazı yazılardan da örnekler verildiği, bunlardan birinde İlhan SELÇUK'un; Oy oranlan ile devrimcilik yapmanın bir gaflet olduğunu belirttiği ve artık iyice anlaşılmaktadır ki Türkiye'de çok partili hareketin Atatürk Devrimlerine karşı bulunan karşı devrimi iktidara getirdiğini belirttiği, bu yazıdan da görüldüğü gibi Sanık İlhan SELÇUK'un esas hedef olarak demokratik rejimimizi seçtiği, bunun gibi bir çok yazıda ana temanın daima askerleri ihtilale tahrik ve teşvik hususunu özellikle ele aldığı, halkı mevcut düzene karşı olma bilincine ulaştırma çabasına girdiği, halkı siyasi iktidar düzenine karşı çıkarttığı, TSK'nm desteği olmadan düzenin değişmeyeceğini belirterek TSK'ni bir ihtilale teşvik ve tahrik popagandasma giriştiği..., bu suretle TCK'nun 171. maddesinde ifadesini bulan, TCK'nun 146. maddesindeki cürmü işlemek üzere kurulmuş gizli ittifakın bir mensubu olarak icraı faaliyette bulunduğu kesinlikle anlaşılmıştır" şeklinde olduğu görülmüştür. Şüpheli İlhan SELÇUK hakkında tanzim edilen iddianamenin şüpheli Doğu PERİNÇEK'te ele geçirilmiş olması aralarındaki organik bağın varlığı açısından önemli görülmüştür. Şüpheli İlhan SELÇUK, bahsi geçen iddianamenin tanzimine neden olan suçlamalardan dolayı gözaltına alındığında yazılı olarak hazırlamış olduğu savunmasının içine akrostişler yerleştirmiş olup her tümcenin sondan ikinci sözcüğünün başharfleri yan yana getirildiğinde "işkence altındayım" ibaresi ortaya çıkmıştır. Buradan şüphelinin ne kadar uyanık ve zeki olduğu anlaşılmıştır. ERGENEKON terör örgütü içindeki faaliyetlerinde de hiçbir zaman açık vermemeye çok dikkat ettiği, örgütün gizlilik ilkesine maksimum uyduğu anlaşılmıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un söz konusu iddianameye konu suçlardan dolayı alındığı gözaltı sürecini anlattığı "Ziverbey Köşkü" isimli kitabının 60. sayfasında: "Sözgelimi kendime soruyorum: Köşkte korktun mu? Yanıtlıyorum: Korkmaz olur musun!.. Korku insana özgü bir şeydir. Sen de kuşkusuz korktun, ürktün, kimi zaman ürküye (panik) bile kapıldın. Önemli olan korkuyu yenebilmektir. Ziverbey Köşkü'nde karşmdakilerden değil, en çok kendimden korktum. Ya çözülürsem? Ya kişiliğime yakışmayan bir davranışa kayarsam? Ya paçavralaşırsam? Ya gerçekten teslim olursam? Soruların çengeli aklıma takıldıkça yüreğim sıkıştı... Hem kendimi hem karşımdakileri dengeleyip yönlendirebilmek, işkenceyi bir düzeyde tutabilmek, sorgucu ile ilişkilerimi hem onun hem benim kabul edebileceğimiz bir çizgide sürdürebilmek, toy bir insanın yapabileceği bir şey değildir." Şeklindeki beyanları ile gizli örgütlenmenin en önemli öğesi olan "sır vermemek" yani kendi söylemi ile çözülmemek için elinden gelen her şeyi yaptığım beyan etmiş olup, şüphelinin kişiliğim tanımamız açısından önemli görülmüştür. Bundan 35 yıl öncesinde bu derece örgütçülüğünü ortaya koyan kişinin, geçen zaman ve edindiği tecrübeler de hesaba katılırsa, soruşturmamız kapsamında atılı suçları işlediğine ilişkin



iletişim tespit tutanakları, aramalarda ele geçen malzemeler ve yazıları dışında, kendi ifadeleri ile olayın aydmlatılabilmesinin ne kadar zor olacağı açıktır.

Şüpheli İlhan SELÇUK'un daha önce yargılanıp beraat ettiği bir davayı burada hatırlatmamızın nedeni, şüphelinin önceki sorgulamalarda ve ifadelerinde ne kadar tecrübeli ve profesyonel olduğunu vurgulamak içindir. Yoksa şüpheli hakkında daha önce kesinleşmiş bir hüküm bulunan davayı tartışmak değildir. Şüpheli İlhan SELÇUK Cep telefonu kullanmamaktadır. Sabit telefondan yaptığı görüşmelerde de çok dikkatli konuştuğu örgütsel yapıyı deşifre edebilecek her türlü söz ve tavırdan uzak durduğu tespit edilmiştir. Tape No:3903, 10.03.2008 günü saat:13.08 sıralarında İlhan SELÇUK ile X bayan/İ.Y.' m yaptıkları telefon görüşmesinde özetle; İ.SELÇUK'un "YAV BİZİMKİLERİ DE DİNLİYORLARDIR AMA BEREKET" "...BURAYA BİR YIĞIN İŞTE GENERAL GELİYOR BİLMEM NE GELİYOR FALAN BAKTIĞINIZ ZAMAN DIŞARIDAN DİNLİYORLAR ÇÜNKÜ BELLİ MESAFEDEN DİNLEYEBİLİYORLAR" "DİNLİYORLAR DİNLİYORLAR" "BİZİ ŞEYDE DE DİNLEMİŞLERDİ AMA BİR ŞEY ÇIKMAMIŞTI YANİ 12 MARTTA" şeklindeki sözlerinden şüpheli İlhan SELÇUK hakkında önceki yıllarda da teknik takip çalışması yapıldığını ancak kendisinin örgütçülüğün esaslarına tam riayet ederek gizlilik konusunda gerektiği şekilde davranarak açık vermediğini kendisi beyan etmiştir. Soruşturma kapsamında diğer şüphelilerden ele geçirilen; " ERGENEKON ANALİZ YENİ YAPILANMA YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ" isimli dokümanda; ...İllegal işlerin en önemli sorunu, faaliyetlerin gizliliğidir. Bu alandaki faaliyetleri bilenlerin sayısı olabildiğince az olmalıdır. ...ERGENEKON, örgütün Başkanına doğrudan bağlı olan 4 daire Komutanlığı ile iki sivil Başkanlıktan oluşmalıdır. Toplam 6 ünitenin komutan ve başkanlannm bir asistanı ile bir de bölüm uzmanından oluşan iki yardımcısı olmalıdır. Ünitelerin iki komutan ve başkanlannm yanında görev alacak bölüm uzmanı, illegal faaliyetlerin yurtiçi ve yurtdışı hukuk platformunda legal gibi gösterilebilmesi düzenlemelerinden sorumlu olacaklardır. ERGENEKON ANALİZ YENİ YAPILANMA YÖNETİM VE GELİŞTİRME PROJESİ isimli dokümana göre ERGENEKON örgütünün yapılanması: 1-ERGENEKON Başkanlığı 2-İstihbarat Dairesi Komutanlığı 3-İstihbarat Analiz ve Değerlendirme Dairesi Komutanlığı 4-Operasyon Dairesi Başkanlığı 5-Finansman Daire Başkanlığı (Sivil) 6-Örgüt İçi Araştırma Dairesi Komutanlığı 7-Teori Tasanm ve Planlama Dairesi Başkanlığı (Sivil) Şeklinde olup, ...ERGENEKON merkez yönetiminde yer alacak eleman sayısı olabildiğince az olmalıdır. Yine örgüte kazandmlacak elemanlara hiçbir zaman sonsuz bir güven duyulmaması, istihbarat sanatının bir gereğidir. İllegal çevrelerden seçilecek elemanlar, etnik ve siyasal ideoloji açısından, örgüt ideolojisi ve amaçlanna en yakın uygunluk gösterenler tercih edilmelidir. . ,„-,.. ...Örgüt için ne denli yararlı olursa olsun kamuoyunda imajı zedelenmiş bir elemanı örgüt içinde tutmak ve korumaya yönelmek çok sakıncalıdır.

  • ^«-——T—....

...Genç, yetenekli, eğitimli ve donanımlı personel arasından seçilecek 3 kişi ERGENEKON içinde (üniteler arası) ve örgüt dışında örgütü temsilen hareket edebilmeli ve teması sağlamalıdır. Bu kişiler örgüt içinde görev almamalı, örgüt dışında legal bir işte istihdam edilmelidir. ...Doğru insanı seçebilmenin bilimsel verileri yoktur. Gençlerden seçilmiş yeteneklerin eğitilerek kazanımı dışında, profesyonellerden yararlanılması pozitif bir yoldur. Doktorlar, avukatlar, psikologlar, vb gibi..." şeklinde olduğu görülmüştür. Soruşturma kapsamında yapılan aramalarda ele geçirilen, şüpheli Erkut ERSOY'a ait, SAMSUNG marka seri numarası S042J10L853725 olan harici hard diski üzerinde yapılan incelemede "On soru-cevapda ULUSALCILARIN ihanet ceteleru.doc" isimli bir MSword dosyası tepsi edilmiş olup sözkonusu dosyanın içeriğinde; "Yeniden yapılandırılan ulusalcı sivil örgütlerin 2005 yılında devreye sokulduğu, ulusalcılann akıl hocasının İlhan SELÇUK olduğu, ulusalcı oluşumlara 2001 yılında Sedat Peker ve Doğu PERİNÇEK tarafından oluşturulan 'Kızıl Elma Koalisyonu' ile start verildiği, daha sonra Kuvayı Milliyeti derneklerin kurularak buralara binlerce üye kaydedildiği, sonuçta yıllarca kavgalı olan bu grupların 2001 yılından itibaren birlikte görülmeye başladıkları, 1999'dan itibaren yeniden yapılanmaya giden derin devlet 'ERGENEKON'un bu faaliyetleri tek bir merkezden idare edilmesi emrini verdiği" şeklinde ifadelere yer verildiği görülmüştür. Şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütü mensuplarından Doğu PERİNÇEK, Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU ve Ferid İLSEVER ile irtibatlı olduğu, örgüt yapılanmasının hücre yapılanması şeklinde olduğu dikkate alındığında şüphelinin diğer örgüt mensupları ile birebir irtibat halinde olmasının beklenemiyeceği, zaten örgüt içindeki konumu itibariyle de örgütün üst düzey yönetiminde, özellikle örgütün fikir ve düşünce yapısını oluşturan beyin kadrosunda yeraldığı kanaatine varılmıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un yapmış olduğu faaliyetlerin düşünce özgürlüğü ve siyasi görüş açıklaması olarak algılanmasının mümkün olmadığı, çünkü şüpheli İlhan SELÇUK'un toplumda bilinen yönüyle sadece bir yazar olmayıp yazarlığı dışında iş dünyasından devletin üst kademesindeki kişilerden, yüksek yargı organlan üyelerine kadar etki alanı olan bir kişi olduğu ve görünen yazıları değil görünmeyen faaliyetleriyle bir bütün olarak değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu, şüpheli Kuddisi OKKIR'dan ele geçirilen Devletin yeniden Yapılandırılması belgesinde belirtilen "yerin altındakiler ve yerin üstündekiler" olarak adlandırılan oluşumun görünmeyen kısmını şüpheli İlhan SELÇUK'un yazarlık faaliyetleri dışında gizlice yürüttüğü aylık yemekler ve bu yemeklere katılan seçkin insanları bir şekilde organize etmesi hususları göz önüne alandığmda ERGENEKON terör örgütü yapılanmasında ERGENEKON başkanlığı bünyesi içinde yer alan Teori, Tasarım ve Planlama Dairesi Başkanlığı görevini yürüttüğü, aynı birimde görevli bulunan İP lideri Doğu PERİNÇEK'in kendisine bu konuda yardımcı olduğu ve şüpheli Kemal Yalçın ALEMDAROĞLU'nun da aynı birimde uzman olarak görevli bulundukları anlaşılmaktadır. Bu üç şüphelinin gerek darbe hazırlıkları gerekse katıldıkları gizli toplantılar ve etki edebildikleri toplulukların özelliği göz önüne alındığında üçünün de ERGENEKON terör örgütünde üst düzey sorumlu olarak görev yaptıkları ve kendilerine bağlı birimlerdeki medya gücünü ve örgüt üyelerini sevk ve idare ettikleri anlaşılmıştır. Şüpheli İlhan SELÇUK'un imtiyaz sahibi ve başyazarı olduğu Cumhuriyet gazetesine 05-10-11/05/2006 tarihlerinde el bombası atılmış olup, bu bombaları atan ve attıran konumunda olan şüpheliler 17/05/2006 tarihinde de Danıştay 2. Ceza Dairesi Başkan ve üyelerine silahlı eylem gerçekleştirerek bir üyenin ölümüne 5


yargıcın da yaralanmasına sebebiyet vermişler ve olaydan kısa bir süre sonra tetikçiler yakalanmışlardır. Şüpheli İlhan SELÇUK Cumhuriyet gazetesine atılan el bombaları üzerine Pencere isimli köşesinde yayınlanan 12.05.2006 tarihli "Hedef Cumhuriyet Gazetesi!.." başlıklı yazısında: Eh, kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet'e ikinci bombayı da attı... Eksik olmasınlar... Şaka değil, teröristler ilk bombaların pimlerini çekmişlerdi, ikinci bombanın pimi de çekilmiş ama patlamamış; diyorlar ki: -Yola gelin, yoksa hepinizi uçururuz... Şişli!.. Şehrin göbeği!.. Cumhuriyet gazetesine üst üste iki bomba!.. Medyada tıssss... Medya neyle uğraşıyor?.. Cumhuriyet gazetesinin başyazısıyla.. Ne demiş başyazı?.. "Artık takıyyeyi bırakıp Başbakan ve Meclis Başkam'nm dilleriyle şeriat devleti kuracağını açık seçik ilan eden iktidara karşı Cumhurbaşkanı sırası gelince yasal görevini yapsın" demiş... Nedir o görev?.. Anayasada yazıyor.

Başyazının mim koyduğu gerçeği bir daha yazıyorum: Başbakan RTE ve Meclis başkanı BA takıyyeyi bir yana bırakarak geleceğe dönük programlarım 23 Nisan Bayramı'nda ilan etmişlerdir. Medya önce bu nokta üstünde durmalı!.. Bu sayın bayların konuşmalarını bir güzel okumalı; sonra da hesap sormalı!.. Değil mi?.. Hayır... Medya Cumhuriyet'ten hesap soruyor, Cumhuriyet'e yükleniyor, Cumhuriyet'e saldırıyor... Arada Cumhuriyet'e üst üste iki bomba atılıyor.. Ne güzel memleket!.. Ne güzel devlet!.. Ne de güzel medya!..

Dinci iktidar 4'te 1 seçmen oyuyla Meclis'in 3'te 2'sine el koyduktan sonra medyayı teslim aldı... Şimdi hedef Cumhuriyet... Bir medya, laik Cumhuriyet devletinde, Başbakan'm ve Meclis Başkam'nm şeriatçı devlete dönük açıklamalannı eleştirmekten bile kaçınırsa, meşru rejimin ayvayı yemesine az bir şey kalmış demektir... Arada Cumhuriyet'i susturmak için bir bomba... Susmadı mı?.. "■ , Bir bomba daha... , ** Devlet düzeni dep bu!.. ' -'/^% 'C

Eski adıyla eşkıyalığın, yeni adıyla terörizmin Türkiye'nin en büyük kentinde Cumhuriyet gazetesine uygulanması...

Tam yazının bu satırında güpegündüz Cumhuriyet'e üçüncü bir bomba daha atıldı... Ne diyeyim?.. İnşallah bu üçüncü bombadan sonra medyamız da devletimiz de hükümetimiz de uyanır... 13/05/2006 tarihinde yazmış olduğu "Medyamızın Hali?..." başlıklı yazıda sözkonusu bomba atılma olayının medyada yeterince yer verilmediğinden serzenişte bulunduktan sonra yazısını şu şekilde tamamlamıştır. "...Cumhuriyet'e ikinci bomba atıldıktan sonra, şu satırları yazmıştım: "Kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet 'e ikinci bombayı da attı... Medyada tıssss... Ne güzel memleket!.. Ne güzel devlet!.. Ne de güzel medya!.. Dün 'Pencere' köşesinde çıkan "Hedef Cumhuriyet Gazetesi!.." başlıklı bu yazı şöyle bitiyordu: "Tam yazının bu satırında, güpegündüz, Cumhuriyet'e üçüncü bir bomba daha atıldı... Ne diyeyim?.. inşallah bu üçüncü bombadan sonra medyamız da, devletimiz de, hükümetimiz de uyanır..." Ertesi günü gazetelere baktım, içlerinde yalnız Hürriyet uyanmış; bir akıllı gazete olarak bir gazeteye altı gün içinde üç el bombasının atılmasını, gazeteci mantığıyla değerlendirip manşet yapmış... Kimi gazete birinci sayfasında habere yer vermiş; kimi gazete ilk iki bomba gibi üçüncüyü de görmezlikten gelmiş... Oysa eskiden 'Babıâli' böyle değildi... Ne oldu bu 'medya 'ya ?.. Türkiye'de çoğu kurum, kesim, insan bozuldu; bunların başında medya geliyor... Önce bir uyarı: Bu ülkede Cumhuriyet gibi bir gazeteye altı günde üç bomba atılabiliyorsa, üçüncü bombayı atan kişi güpegündüz, bu işi yaptıktan sonra polislerin gözü önünde kaçabiliyorsa, olağanüstü bir durum söz konusudur... Bu olayı görmezlikten gelen ya da önemsemeyen gazeteler, dilerim ilerde pişman olmazlar... Teröre karşı o gazete bu gazete demeden elbirliğiyle karşı çıkmak gerekmez mi?.. Ya fikir özgürlüğü?.. Ya basın özgürlüğü?.. Medyada ortaklaşa savunulması gereken ortak değerler değil midir?.. Bizim basın üçüncü bombadan sonra olaya kısmen yer verebildi; bir dostum dedi ki: -Sonuçta bombalar haberleşebildi... Eskiden kervanlar eşkıyaya karşı güvenliklerini, sağlamak için korucu tutarlarmış; Medine 'ye giderek bir kervan için de boy pos, ense kulak yerinde, yalınkılıç bir yiğidi

ayarlamışlar!.. Kervan yola çıkmış, az gitmiş, uz gitmiş, derken çölün ortasında Kırk Haramiler' in saldırısına uğramış... Eşkıya önce korucuya dönmüş: -Çök ulan şuraya!.. Korucu çökünce, Kırk Haramiler sıraya girmişler, tek tek herifi çimdiklemeye başlamışlar.. Ancak tam kırkıncı harami çimdiklerken bizim korucu celallenip silkinmiş, ayağa kalkmış, narasını patlatmış: -Hahaaayt!.. Sonra palasını çekip tüm eşkıyayı temizlemiş... Medine' ye varınca kervanbaşı korucunun ücretini ödedikten sonra işine son vermiş... Korucu: -Ağam, demiş, görevimizi yerine getirdik ya!.. Neden beni kovuyorsun?.. Kervan sahibi: -iyi de, demiş, ben her zaman görevini yapman için seni çimdikleyecek kırk eşkıyayı nereden bulurum?.. Cumhuriyet 'e saldırıyı basın sonunda yazıp görevini yerine getirdi; ama, tek bomba yetmedi, biz her zaman üç bombacıyı nereden bulacağız?.. Bu yazıdan da anlaşılacağı üzere şüpheli İlhan SELÇUK gündemi belirlemek ve yönetimi dize getirmek amacıyla ve fazla bir zarar vermiyecek şekilde el bombalarını çalıştığı gazetenin bahçesine attırdıktan sonra beklediği tepki ve sonuçlara ulaşamaymca köşesinde bu şekilde bir yazı kaleme almış ve bombayı atanlardan bahsederken " kim olduğu bilinmeyen (ya da bilinen) iki terörist Cumhuriyet'e ikinci bombayı da attı" derken parantez içinde "bilinen" demesi, iki kişi olduklarını söylemesi ve yazısının sonunda da "biz her zaman üç bombacıyı nereden bulacağız" diyerek bitirmesi şüphelinin eylemden bilgi ve haberinin olduğu yönünde kanaat vermiştir. Şüpheli İlhan SELÇUK, Pencere köşesinde yayınlanan 24.05.2006 tarihli "Hal ve Gidiş?" başlıklı yazısında: "Suçyine bizde!.. Cumhuriyet gazetesi neden üç kez bombalandı?.. Sorulur mu?.. RTE ve AKP'yi kundaklamak için... Cumhuriyet devletinin yüksek mahkemesi Danıştay neden basıldı?..Bir yüksek yargıç neden öldürüldü, dört yüksek yargıç neden yaralandı?.. Sorulur mu?.. Dincilere göre RTE ve AKP'ye yönelik saldırı bu!.. Amaç ne?.. İktidar yanlılarına göre işin içinde eski askerler var; askeri bir darbe için gerekli zemini hazırlıyorlar... Ordu bu işin içinde!.. Kimilerine göre zaten bu ülkede ne kötülük varsa, altında asker var... Her şeyin başı ve kökeni askeri.. Ya İslamcılık, dincilik, irtica, yobazlık, softalık?.. Ya takıyyeci iktidarın laik cumhuriyete saldırıları?.. Ya PKK terörü?.. Boş ver... Medyamız harika!.. Allem kallem etti, bombaları, silahları, saldırıları, terörü 'Derin Devlet'e fatura etti... Ya ülkeyi saran dincilik?..

Ya takıyyeci iktidar?.. Yok öyle şeyi Dincilik, şeriatçılık islamcılık yandaşları bir yandan iktidarda yolsuzluklarla haşır neşir olurken öte yandan da IMF faturayı topluma dayadı,.. Amerikan Doları yükseldi... IMF -ne olduysa- AKP hükümetinden 'yeni önlemler" almasını istedi. Ne demek yeni önlemler"/.. Zaten kışın çıkmış yoksul halk çoğunluğunun sırtına yeni yükler vurulacak demek... Takıyyeci AKP'nin dışa bağımlı ekonomik yönetiminde dincilerle yolsuzluklar özdeşleşirken halkın da canına okunuyor... Ama kime ne?.. Hal ve gidiş böyleyken, medya ile al gülüm ver gülüm, asker düşmanlığı ve laik cumhuriyet kundakçıhğıyla Çankaya'ya çıkmaya hazırlanan AKP'nin RTE'sine ne demeli?.. Siyasette temel stratejiyi 'Hükümet-Devlet' çatışmasına oturtan ilk Başbakan bugün iktidardadır,.. Hal ve gidişinden açıkça anlaşılıyor ki şöyle düşünüyor: Hükümetin başına geçtim.. Devletin başına geçeceğim!.. Çoğu kişinin aklı fikri askeri darbe kuşkusunu yayarak asıl darbeyi gözlerden saklamak... 4'te 1 oyla Meclis'in 3'te 2'sini ele geçirip Başbakanlığa ve de hükümete oturan takıyyeci iktidar, Çankaya'da Cumhurbaşkanlığı makamına da AKP damgasını vurduğu gün sivil dinci darbe gerçekleşmiş olacak... Hal ve gidiş bu... Patlayan bombaların, sıkılan kurşunların, atılan nutukların özeti de bu..." şeklindeki yazısı ile ERGENEKON terör örgütünün gerçekleştirdiği eylemlerden sonra ERGENEKON terör örgütünün kontrol ve denetiminde olmayan medyanın yapmış olduğu yayınları eleştirerek eylemi derin devletin gerçekleştirdiği yönündeki tespitleri eleştirerek, ERGENEKON terör örgütü ana ilkelerinden olan dez-enformasyon (kara propaganda) yaparak örgütün amacına ulaşmasına hizmet ettiği anlaşılmıştır.

Bu açıklamalarımız ışığında Şüpheli İlhan SELÇUK'un ERGENEKON terör örgütünün üst düzey yöneticisi olduğu, yaptığı telefon görüşmeleri, yazdığı yazılar, yaptığı gizli ve açık yemekli toplantılarda dile getirdiği sözleri ve yönlendirmeleri ile Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs, halkı Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı isyana tahrik ettiği yönünde hakkında kamu davasının açılmasını ve yargılanmasını gerektirecek derecede yeterli şüphe teşkil eden deliller elde edilmiş olmakla,

Şüpheli İlhan SELÇUK'un üzerine atılı eylemlerine uyan; 5237 saydı TCK'nun 314/1, 312/1, 313/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanununun S. maddeleri gereğince cezalandırılması, Ayrıca, Şüpheli İlhan SELÇUK; ERGENEKON terör örgütünün yöneticisi konumunda olup, 5237 Sayılı TCK'nun 314/3. maddesi "Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuna ilişkin diğer hükümler, bu suç açısından aynen uygulanır" ve TCK'nun 220/5. maddesi de "Örgüt yöneticileri, örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenen bütün suçlardan dolayı ayrıca fail olarak cezalandırılır" hükmü gereği, örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan 5237 Sayılı TCK'nun 314/3 maddesi yollaması ile TCK'nun 220/5. maddesi gereğince ERGENEKON terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenen tüm suçlardan sorumlu tutulmasının yasal zorunluluk olması nedeniyle;

1-Cumhuriyet Gazetesine 3 kez bomba atılması nedeniyle, ruhsatsız patlayıcı madde bulundurmak ve taşımak, korku ve panik yaratacak şekilde patlayıcı madde kullanma, mala zarar vermek suçlarından TCK'nun 174/1-2, 170/1-c (3 kez), 151/1(3 kez), 2-Danıştay saldırısında Türk Milleti adma yargılama görevini yürütmekte iken görevinin başında katledilen yargı şehidi Mustafa Yücel ÖZBİLGİN'in tasarlayarak öldürülmesi, mağdurlar Mustafa BİRDEN, Ayla GÖNENÇ, Ayfer ÖZDEMİR ve Ahmet ÇOBANOĞLU'nun tasarlayarak öldürülmeye teşebbüs edilmesi nedeniyle TCK'nun 82/a-g, 82/a-g, 35/2. maddesi (4 kez), 3- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Muzaffer TEKİN, İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Kemal KERİNÇSİZ, Mete YALAZANGİL, Aydın YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK, Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliği veya iç veya dış siyasal yararları bakımından, niteliği itibarıyla, gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçundan dolayı TCK'nun 327/1. maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 4- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; İsmail YILDIZ, Ergün POYRAZ, Mete YALAZANGİL, Aydm YÜKSEK, Muzaffer ŞENOCAK ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları; Devletin güvenliğine veya iç veya dış siyasal yararlarına ilişkin belge veya vesikaları geçici de olsa, bunları tahsis olundukları yerden başka bir yerde kullanmak suçu nedeniyle: TCK'nun 326/1. maddesi gereğince, (6) ALTI KEZ, 5- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Gazi GÜDER, Ayşe Asuman ÖZDEMİR, Halil Behiç GÜRCİHAN, İsmail YILDIZ, Kemal ŞAHİN, Mehmet Murat YÜCEL, Feridun Refik NUHOĞLU, Ergün POYRAZ, Fikret EMEK, Doğu PERİNÇEK, Mehmet Zekeriya ÖZTÜRK, Sevgi ERENEROL, Habip Ümit SAYIN, Hikmet ÇİÇEK, Kemal KERİNÇSİZ, Nusret SENEM, Erkut ERSOY ve Murat ÇAĞLAR'in işlemiş oldukları, Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak kaydetmek suçu nedeniyle; TCK'nun 135/2-1, 43/2. maddesi gereğince (18) ONSEKİZ KEZ, 6- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler; Oktay YILDIRIM, Mehmet DEMİRTAŞ ve Fikret EMEK'in işlemiş oldukları, süahlı terör örgütüne ait silahları depolamak suçu nedeniyle; TCK'nun 315 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ, 7- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Ayşe Asuman ÖZDEMİR ve Halil Behiç GÜRCİHAN'in işlemiş oldukları, Adil Yargılamayı Etkileme suçu nedeniyle; TCK'nun 288. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ, 8- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Fikret EMEK, Hayrettin ERTEKİN, Hikmet ÇİÇEK, Halil Behiç GÜRCİHAN, Hayati ÖZCAN, Ergün POYRAZ, Nusret SENEM ve Doğu PERİNÇEK'in işlemiş oldukları; Yetkili makamların kanun ve düzenleyici işlemlere göre açıklanmasını yasakladığı ve niteliği bakımından gizli kalması gereken bilgileri temin etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 334/1 maddesi gereğince (8) SEKİZ KEZ, 9- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: İsmail YILDIZ, Bekir ÖZTÜRK, Hüseyin GÖRÜM ve Fuat ERMİŞ'in işlemiş oldukları; Askerleri kanunlara karşı itaatsizliğe teşvik etmek suçu nedeniyle, TCK'nun 319/1, 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5. maddesi gereğince (4) DÖRT KEZ, 10- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheliler: Mehmet Fikri KARADAĞ, Hayrettin ERTEKİN ve Muhammet YÜCE'nin işlemiş oldukları; Tutuklu, hükümlü veya suç delillerini bildirmeme suçu nedeniyle, TCK'nun 284/1 maddesi gereğince (3) ÜÇ KEZ, 11- Ergenekon terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde şüpheli Muzaffer ŞENOCAK'ın işlemiş olduğu; Ruhsatsız patlayıcı bulundurmak suçu nedeniyle, TCK'nun 174/1 ve 3713 Sayılı Terörle Mücadele Kanunun 5/2. maddeleri, 12- Şüpheli Ergün POYRAZ'm işlemiş olduğu; Yasaklanan bilgileri açıklamak suçu nedeniyle TCK'nun 336. maddesi, 13- Şüpheli Mehmet Fikri KARADAĞ ve Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu; Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmek veya aşağılamak suçu nedeniyle TCK'nun 216/1. maddesi gereğince (2) İKİ KEZ, 14- Şüpheli Hayrettin ERTEKİN ve Aydın YÜKSEK'in işlemiş olduğu 2863 Sayılı yasalara muhalefet etmek suçu nedeniyle, 2863 Sayılı Kanunun 73. maddesi (2) İKİ KEZ, 15-Şüpheli Hayrettin ERTEKİN'in işlemiş olduğu 2813 Sayılı Kanuna muhalif olarak ruhsatsız telsiz kullanmak suçu nedeniyle 2813 Sayılı Kanunun 32/a maddeleri gereğince ayrı ayrı CEZALANDIRILMASI talep edilmiştir.