Ana menüyü aç

Vikikaynak β

Demokratik Sol Parti Programı

Wikipedia-logo-v2.svg
ile ilgili ayrıntılı bilgi edinebilirsiniz.

DSP’NİN GÜNCELLEŞEN PROGRAMI 2003

1980'lerin ortalarından beri dünyada, özellikle de bölgemizde büyük değişiklikler olmuştur. En önemlisi ideolojik kutuplaşma sona ermiştir. Uygarlıklar çatışmasının yerini kültürel diyalog ve uzlaşma almaya başlamıştır.

Çağımızda dünya savaşı tehlikesi ortadan kalkmıştır. Ancak milliyetçi akımlar ve gelişmeler yüzeye çıkmıştır. Bir yandan etnik ayrışım artarken bir yandan da kültürel kaynaşma artmıştır.

İletişimin yaygınlaşması ve kolaylaşması bu süreci hızlandırmıştır. Buna paralel olarak Batı'nın kültürel üstünlük iddiası ortadan kalkmıştır.

Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla Orta Asya'dan Orta Avrupa'ya kadar uzanan bölgede bağımsız cumhuriyetler veya özgür rejimler kurulmuştur. Doğu ile Batı'nın yakınlaşmasından Avrasya kavramı doğmuştur.

Avrasyalaşma sürecinin anahtarı da Türkiye'dedir. Bu anahtarı en iyi değerlendirebilecek yaklaşım da Demokratik Sol Parti Kültürü’dür.

Avrasya eksenindeki ülkelerin her biriyle Türkiye'nin tarihsel ve kültürel bağları vardır. Bölgedeki değişim bu bağları canlandırmıştır. Bölgedeki Türkiye'nin etkisi ve ağırlığı artmaya başlamıştır.

Bunun doğal bir sonucu olarak Türkiye'nin Demokratik Sol Hareketi ve Kültürü de ülkemizin yanı sıra bölgemizde de etkinlik kazanabilir.

Dünyadaki gelişmeler de Türkiye'nin jeopolitik konumunu güçlendirmiştir.

Türkiye'nin uluslararası alanda en büyük gücü inançlara saygılı laikliktir. Laikliğin Türkiye'deki en büyük güvencesi de Demokratik Sol Parti'dir.

Demokratik Sol Parti'nin solculuğu yalnız kendi halkımız için değil tüm insanlık için geçerlidir.

Solun evrensel değerlerini ülkemizin kendi değerleriyle kaynaştırıp yerlileştiren Demokratik Sol Parti, yalnız Türkiye'de değil bütün dünyada hakça bir düzen için çalışmaya kararlıdır.

Çünkü Demokratik Sol Parti'nin "ulusal solcu"luğu, tüm dünya ülkelerinin kendine özgü solculuklarına da bir örnektir.

Atatürk'ün "YURTTA BARIŞ, DÜNYADA BARIŞ" ilkesi, DSP'nin esin ve güç kaynağıdır.

DSP; sürekli barışı, sürekli özgürlüğü ve sürekli demokrasiyi, hem kendi ulusunun, hem de dünya uluslarının vazgeçilemez hakları olarak görmektedir. Dolayısıyla kendi ülkesinde de başka ülkelerle ilişkilerinde de adaletli bütünleşmeyi ve adaletli paylaşmayı öngörmektedir.

Yalnız insanlarımız arasında değil bölgeler arasında da sosyal adalet; ve yalnız Türkiye'de değil dünyada da sosyal adalet, DSP'nin temel ilkelerindendir.

Küreselleşme, kaynağını teknolojideki gelişmelerden almaktadır. O nedenle küreselleşme önlenemez.

Ama küreselleşmenin neden olduğu olumsuzluklara karşı da etkili önlemler alınmalıdır.

Sosyal boyutu göz ardı eden bir küreselleşme, özellikle ekonomileri zayıf ülkelerde yoksulluklara ve iç kargaşalara yol açabilir.

Onun için güçsüz durumdaki ülkeler, teknolojik gelişmelerden yararlanabilme olanaklarını artırarak dünyadaki dengesizlikler altında ezilmekten kurtulmaya çalışmalıdırlar.

Türkiye, buna öncülük edebilecek bir ülkedir. DSP de bunu sağlayacak bir eğitim politikasını gelişmemiş ülkelere telkin edebilecek bir yapıdadır.

Türkiye, yalnız AB üyeliği ile yetinemez. AB üyeliği ile yetinirse AB'nin ve “küreselleşme”nin tutsağı durumuna düşer.

Türkiye, bölge merkezli dış politikasının çevresini daha da genişletmelidir. Bölgesel ilişkilerinden, Asya'daki köklerinden, Rusya ve ABD ile bağlantılarından alabileceği güçle gelişimini hızlandırmalıdır. AB ve ABD ile ilişkilerimizi aksatmadan dış ve ekonomik ilişkilerimizin kapsamını genişletmelidir.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), Türkiye’nin vazgeçilemez bir parçasıdır. KKTC’nin güvenliği, Türkiye’nin güvenliği açısından da gereklidir.

KKTC’nin stratejik önemi, bazı çevrelerin iddialarının aksine daha da artmıştır. KKTC, bazı uluslararası oyunlara alet edilmemelidir. DSP, bu konudaki duyarlılığını her zaman gösterecek ve mücadelesini sürdürecektir.

DSP, yurt dışındaki Türkler’i sahiplenmede ve onların sorunlarına çözüm üretmede öncü rol oynayacaktır. Sorunlarının çözümünde onların da katkısını ve katılımını sağlayacaktır.

DSP, sanayimizin geliştirilmesinde üniversite-sanayi işbirliğine büyük önem vermektedir. “Köykentten teknokente” sloganımızın öngörüsü de budur.

DSP, ulusal savunma sanayimizi de Türkiye’yi dışa bağımlılıktan kurtaracak yönde geliştirmek için gereken her adımı atacaktır.

Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK), Cumhuriyetimizi kuran bir ordudur. Ülkemizdeki her çağdaş kuruluşun öncülüğünü yapan TSK, dünyanın en güçlü ordularından biridir. Bazı ülkeler başları sıkıştığında TSK’nın bu gücünden yararlanmak istemişlerdir.

TSK da yardım isteyen bu ülkelere barışçıl amaçlarla katkıda bulunmuş ve bunlardan bazılarının ordularına eğitim vermiştir.

TSK’nın bu gücü, ülkemizin jeopolitik konumu da göz önüne alındığında mutlaka korunmalıdır.

DSP'nin güçlenmesi, Türkiye'nin güçlenmesine ivme kazandıracaktır.

Türkiye, gücünü iyi değerlendirerek, dünya ekonomisindeki küreselleşmenin sosyal ve siyasal sakıncalarını gidermeye öncülük edecektir.

Batı, "bilgi toplumu"na "sanayi devrimi"ni tamamladıktan sonra geçmiştir. Türkiye ise "sınaileşme”sini tamamlayamadan "bilgi toplumu" aşamasına gelmiştir. Bu, Türkiye'nin "bilgi toplumu"nu daha yaygın ve daha etkin duruma getirmesini gerektirmektedir.

Atatürk'ün Türkiye'ye gösterdiği "çağdaş uygarlığı aşma" hedefi, daha geçen yüzyılın başlarındaki bir vizyondu. O hedefi aşmanın yolu, bu yüzyılda "bilgi toplumu"nda etkin bir ülke olmaktan geçmektedir.

KÜRESELLEŞMENİN getirdiği sakıncaları aşmada da "bilgi toplumu"nun güçlendirilmesi çok önemli bir rol oynayacaktır. Türkiye, bu açıdan iddia sahibi olabilmelidir. Türk insanının birikimi ve girişimci yeteneği, buna son derecede elverişlidir.

Bu nedenle DSP, ileri teknolojinin geliştirilmesini ve kullanılmasını özendirerek destekleyecektir.

Sanayi yatırımları, dışsatım ve standardizasyonun önündeki bürokratik engelleri mutlaka kaldıracaktır.

Dışalımın; yerli sanayimizi, tarım ve hayvancılığımızı olumsuz yönde etkilemesini önleyecektir.

Teknoloji, istihdam ve katma değer yaratacak yabancı yatırımları teşvik edecektir.

Çağdaş ekonomiyi yakalayabilmek ve çağdaş uygarlığı aşabilmek için bilimde ve bilgide ilerlemeye ağırlık vermek gerekir. Bunu sağlayabilmenin yolu da eğitimi yaymak ve güçlendirmektir.

Bu nedenle üniversitelere kesin özerklik tanınacaktır. Üniversiteleri siyasal iktidarların etkisinden ve baskısından kesin olarak koruyacaktır.

Demokratik Sol Hareket'in 1970'lerde başlatmış olduğu açık yüksek öğretim, Türkiye'deki "bilgi toplumu"na geçişin de aslında bir başlangıcıdır.

Açık yüksek öğretimi, çağdaş eğitim teknolojisinin tüm olanaklarını değerlendirerek yaymak ve örgün eğitimle desteklemek DSP'nin başta gelen amacıdır.

Sanayi ara elemanı gereksinmesinin karşılanmasında ve dolayısıyla ülke kalkınmasında mesleki ve teknik eğitimin çok büyük önemi vardır.

DSP, meslekî ve teknik eğitimi özendirici tüm önlemleri alacak ve bu eğitimi hem nitelik, hem de nicelik olarak geliştirecektir. Bu amaçla yatılı okullara ağırlık verecektir.

DSP, çağdaş iletişim olanaklarını yaygınlaştırarak evde üretim ve eğitime katılımı da destekleyecektir.

İktidarı döneminde gerçekleştirdiği 8 yıllık kesintisiz zorunlu eğitimi 12 yıla çıkaracaktır.

DSP, kimsesiz ve güç durumdaki çocukların eğitim ve istihdam gereksinmeleri dahil tüm sorunlarını çözmeye kararlıdır.

Teknolojideki hızlı gelişme insan bedeninin daha az kullanılması sonucunu ortaya çıkarmıştır. İktidarı döneminde amatör ve profesyonel spora büyük destek veren DSP, yurttaşlarımızın spora daha fazla zaman ayırmasını sağlayacak ve sağlıklı toplum için spora daha fazla kaynak aktaracaktır.

Yaşadığımız “bilgi çağı”nda bireylerin beden eğitimlerinin yanı sıra beyin eğitimleri de çok büyük önem taşımaktadır.

Bu nedenle çocuklarımızın ve gençlerimizin bilgisayar ve internetle erken tanışmalarını, satranç ve diğer beyin sporları ile zekâ oyunlarına ilgi duymalarını sağlamak, DSP’nin ana hedefleri arasındadır.

DSP, engelli yurttaşlarımızın da spor olanaklarından daha geniş yararlanmalarını sağlayacaktır. DSP ayrıca, engelli yurttaşlarımızın başta eğitim ve istihdamları olmak üzere tüm sorunlarına daha etkili ve kalıcı çözümler getirilebilmesi için Engelliler Bakanlığı kurulmasını amaçlamaktadır.

DSP’nin hedefi SAYDAM BİR DEVLET yapısıdır. Bu nedenle DSP, Anayasa’nın geniş bir toplumsal uzlaşma ile bir bütünlük içinde yenilenmesinden yanadır. Anayasa geçmişe dönük değil, geleceğe yönelik olmalıdır.

Anayasa’da geçmişte karşılaşılan sorunlar ve edinilen deneyimler de dikkate alınarak, temel hak ve özgürlükleri genişleten ve sağlam güvencelere bağlayan, insanların ve toplumun refah ve mutluluğunu gerçekleştirmeye yönelik demokratik bir toplum ve saydam bir devlet yapısı öngören kurallar yer almalıdır.

Kamu yönetiminde denetimin sağlıklı bir biçimde yapılabilmesi için denetim kurumlarının iktidara bağımlı olmaması zorunludur. Özellikle yargı organlarının bağımsızlığı, sağlam güvencelere dayandırılacaktır.

Demokratik rejimin, halkın halk için halk tarafından yönetilmesi biçiminde tanımlanmasına uygun olarak, halkın bu sürece örgün ve etkin katılımı sağlanacaktır.

Bu, bir toplumsal sözleşme niteliğindeki Anayasa’nın yapılması ve değiştirilmesi bakımından da geçerlidir. Böyle bir demokratik katılım, Atatürk halkçılığının da gereğidir. DSP, milletvekili dokunulmazlığının sınırlandırılması konusunda da kararlıdır.

DSP, 100’e yakın ülkede “ombudsman” olarak hizmet veren kurumun ülkemizde de oluşturulmasını amaçlamaktadır. Bu kurum, idare ile kişiler arasında çıkacak uyuşmazlıkların yargı yoluna başvurmaksızın çözümü, böylelikle idarenin denetimi bakımından önemli bir demokratik adım olacaktır.

Demokratik Sol Parti, kamu hizmetlerinin çağdaş yöntemlerle hızlı, etkili ve verimli bir biçimde yürütülebilmesi için kamu yönetiminde kapsamlı bir reforma gidilmesini zorunlu saymaktadır. Bu reform, merkezden yönetim ve yerinden yönetim birimleri ile ilgili çeşitli alanlarda yeni bir yapılanmadan, katılımcı saydam demokrasi anlayışının kurumsallaştırılmasına, gereksiz bürokratik işlemlerin kaldırılmasına kadar geniş bir yelpazede yeni düzenlemeler yapılmasını, bu arada merkezî yönetim-yerel yönetimler ilişkilerinin yeniden düzenlenmesini içermektedir. Dolayısıyla yerel yönetimler reformu, genel kamu yönetimi reformunun bir parçasıdır.

Demokratik Sol Parti, kuruluşundan beri, yerel yönetimleri, demokrasiyi temelden güçlendirmenin ve demokratik halk katılımıyla kalkınmayı hızlandırıp yaygınlaştırmanın en verimli aracı olarak görmektedir. Bu bakımdan yerel yönetimler, yerel kamu hizmetlerini üniter devlet yapısı içinde katılımcı demokrasi anlayışıyla yürütecek özerk kamu tüzel kişileri olarak güçlendirilecektir.

Demokratik Sol Parti, emeğin değerine özel önem vermekle beraber "emek"le "sermaye"yi birbirinin tamamlayıcısı olarak görmektedir.

“Sermaye”nin tabana yayılması ve “girişimci sektör”ün desteklenmesi de DSP’nin öncelikli hedefleri arasındadır.

DSP, emek-sermaye ilişkisinde üretkenliğin geliştirilmesine ve bölüşümün hakça sağlanmasına büyük önem vermektedir. Bu bağlamda DSP; ekonomik büyümeyi ve refah düzeyini artıran her alandaki “verimli üretim”i destekleyecek ve giderek güçsüzleştirilmeye çalışılan sendikalaşmaya yeni bir ivme kazandıracaktır.

1980’den sonra işçi haklarına getirilen ve hükümet olduğumuz dönemlerde etkin mücadelemiz sonucu bir kısmı kaldırılan kısıntıların tamamı kaldırılacaktır.

Hak grevi yasalaştırılacak, yasalarla veya toplu sözleşmelerle elde edilen hakların çiğnenmesi önlenecektir.

Sınırlı istisnalar dışında kamu görevlilerine de yaptırımlı toplu sözleşme hakkı tanınacaktır.

Tarım işçilerinin sosyal haklarındaki eksiklikler de giderilecektir.

DSP, çalışma yaşamında demokratik katılımcılığa büyük önem vermektedir.

Gerek işçilerin, gerek memurların sendikalaşma hareketlerinin öncülüğünü de zaten Demokratik Sol Hareket gerçekleştirmiştir.

Bilindiği gibi, çalışma yaşamında “grevli-lokavtlı toplu sözleşme düzeni”ne geçiş ile “işsizlik sigortası”, “iş güvencesi” ve “kamu çalışanlarına sendika hakkı” gibi kazanımlar hep Demokratik Sol Hareket’in mücadelesi sonunda elde edilmiştir.

DSP, çalışma yaşamında kalıcı barışı hedeflemektedir. Bu amaçla; “iş güvencesi” gibi, “işyeri güvencisi”ni sağlayacak önlemleri de alacaktır.

İŞSİZLİK sadece ülkemizin değil, refah düzeyi yüksek ülkelerin bile en önemli sorunları arasında yer almaya devam etmektedir.

Bu nedenle DSP, işsizlik sorununun çözümü için ülkemizin tüm dinamiklerini harekete geçirmeyi ve toplumumuzun her kesimi için özel çözüm önerileri getirmeyi hedeflemektedir.

Örneğin köylerdeki işsizliği, köylülerin her sorununa çare olan ve artık tüm dünya ülkelerine kırsal kalkınma modeli olarak örnek gösterilen köy-kentlerle çözmeyi öngörürken, kentlerdeki işsizliği de ülkemiz ekonomisinin motor gücü haline gelen işletmeleri daha da güçlendirerek çözecektir.

Bu bağlamda KOBİ'lere, sanayicilere büyük önem verecektir. Buna paralel olarak meslekî eğitimin yaygınlaştırılmasını da sağlayacaktır.

Genç girişimcilere kendi işlerini kuracak olanakların yaratılması da DSP’nin hedefleri arasındadır. Bu amaçla Halk Bankası’nın proje karşılığında kredi teşviki vermesi sağlanacaktır.

DSP, tarım ve hayvancılığa olan desteğini sürdürecektir. Bu amaçla Halk Bankası’nın yanı sıra Ziraat Bankası’nı da yeniden yapılandıracaktır.

DSP, kooperatifçiliği de çağdaş gelişmelerin ışığında yeniden güçlendirecektir.

DSP, işsizlik sorununun çözümünde de "bilgi toplumu"na özel önem verecektir.

DSP, küreselleşmenin getirdiği sorunları en aza indirgemede, "bilgi toplumu"nun en büyük rolü oynayacağına inanmaktadır.

DSP, ekonomik gelişmemizin güvence altına alınabilmesinin, sürekli ve güvenli enerji sağlayabilmemize bağlı olduğuna inanmaktadır. Dolayısıyla tüm ulusal enerji kaynaklarımızı en verimli biçimde harekete geçirecektir.

Ülkemiz, uluslararası enerji koridoru durumuna gelmiştir.

DSP, ulusal değerlere verdiği önemi tüm enerji kaynaklarına da verecektir. Başta kömür olmak üzere enerji kaynaklarının değerlendirilmesinde gereken her önlemi alacaktır.

Enerji üretiminde ve dağıtımında ulusal çıkarları ve çevresel duyarlılıkları da göz önüne alarak verimli her projeyi destekleyecektir.

DSP, iktidarı döneminde teknolojik gelişmelerin desteklenmesi için yoğun bir çaba göstermiştir. Örneğin organize sanayi ve nitelikli teknoloji bölgelerinin gelişmesini ve yaygınlaşmasını sağlayan yasal düzenlemeler getirmiştir.

DSP, teknolojik gelişmelerin daha da yaygınlaşması için yeni projeler üretecektir.

Uzay teknolojisi dünyada sürekli büyük aşamalar kaydetmektedir. Türkiye de “uzay teknolojisi”yle yakından ilgilenmektedir. DSP, uzay teknolojisinin daha da geliştirilmesini ülkemizin öncelikleri arasında görmektedir.

KAYITDIŞI EKONOMİ, hem işçilerimiz ve girişimcilerimiz, hem de devletimiz açısından -gelir ve vergi adaletsizliğine yol açtığı için- ülkemizin en büyük sorunlarının başında gelmektedir.

DSP, bu konuda kesin önlemler almaya kararlıdır. Ancak bu önlemler alınırken, tarafların gönüllü katkısını sağlamaya da özen gösterecektir. Kayıtdışını kayda alayım derken, yeni kayıtdışılara yol açmayacaktır. İnsanlarımızın duyarlılıklarını gözönünde bulunduracaktır.

DSP, hem adaletli, hem de yatırımları özendirici bir “vergi reformu”nu hedeflemektedir.

Nüfusumuzun hâlâ yarıya yakını kırsal kesimdedir. Bu nedenle kırsal alanda kalkınmaya öncelik verilecektir. Köy-kentler, bu açıdan en gerçekçi reçetedir. Köy-kentler, kırsal alanın sorunlarını çözerken, beraberinde büyük kentlerin sorunlarını da çözmüş olacaktır.

Köylüyü köyünde kentlileştirme projesi olan köy-kentlerde de "bilgi toplumu" etkili ve verimli hâle getirilecektir.

Köy-kentler, öngördüğü her olanakla köylülerin en sağlıklı biçimde kentlileşmesini, üstelik de bunun düşük maliyetle gerçekleştirilmesini sağlayacaktır.

DSP, gecekondu bölgelerinde yaşayanların da en sağlıklı kent yaşamına kavuşturulmasını amaçlamaktadır.

DSP, "bilgi toplumu"na ve bunun altyapısını oluşturan "internet iletişimi"ne en büyük önemi veren ve hatta öncülük eden parti olmuştur; olmaya da devam etmektedir.

DSP, bu konuda çok daha büyük projelerin öncülüğünü yapacaktır.

İNANÇLARA SAYGILI LAİKLİK, DSP'nin "ULUSAL SOL", "ULUSAL BİRLİK" ve “TAM DEMOKRASİ” gibi çok önem verdiği temel ilkelerinden biridir.

Laiklik, aslında inançlara saygıyı da öngörmektedir. Ancak inançlara saygı göstermeyenler de olduğu için DSP, "inançlara saygılı laiklik" ifadesini özellikle kullanmaktadır.

DSP, bu ilkesiyle dindarların da solcu olabileceğini; aynı şekilde solcuların da dindar olabileceğini; ayrıca dindarlığın, laik olmanın önünde bir engel oluşturmadığını vurgulamak istemiştir.

Bazı sol çevreler, her dindarı potansiyel mürteci gibi görmüşlerdir.

DSP ise bu yanlışa, bu vahim hataya ilk kez son veren bir sol parti olmuştur. DSP, bu yanıyla da özgün bir sol partidir. Daha 70'lerde bu anlayışın temellerini atmıştır.

Zaten DSP'nin, Türkiye'nin kendi gerçeklerine özgü solculuğunun, yani “yerli solcu”luğunun esin kaynaklarından biri de her dindarı potansiyel mürteci görmemesi olmuştur.

DSP, bu konuda ulusal duyarlılıklar kadar dinsel duyarlılıklara da önem veren Atatürk’ün yolunu izlemektedir. O nedenledir ki, Ulusalcı Demokratik Sol, Atatürk’ün yoludur.

DSP, inançlara saygılı laiklik ilkesinin gereği olarak insanlarımızın hangi din, mezhep ve meşrepten olurlarsa olsunlar hepsine içtenlikle saygılıdır. Ancak, inançların siyasete karıştırılmasına, alet edilmesine de bir o kadar karşıdır.

Alevi-Bektaşi kültürü, laiklikle ve Cumhuriyet'le bağdaşması bakımından çok önemlidir. Tarihinin her döneminde Alevi-Sünni kardeşliğine büyük önem veren Alevi-Bektaşi yurttaşlarımız laikliğin, demokrasinin ve Atatürkçülüğün güvencesi olmuşlardır.

DSP, bu bağlamda halkının hem kültürel, hem dinsel, hem de ulusal, kısacası toplumsal tüm değerleriyle kaynaşmış bir solculuğu geliştirmiştir.

DSP, temel hak ve özgürlükleri daha da genişletmeyi, katılımcı demokrasinin kökleşmesini sağlamayı ve bu konuda evrensel normlara uygun yeni kurallar getirmeyi öncelikleri arasında görmektedir.

YARGININ bağımsızlığı ve her türlü siyasal etkinin dışında çalışması DSP’nin en önemli hedeflerinin başında gelmektedir.

Yargı ve hukuk konusunda iktidarı döneminde büyük adımlar atan DSP, “gerçek adalet”i sağlayacak yeni atılımlara gereksinim olduğuna inanmaktadır.

DSP, yargıda da “bilgi toplumu”nun gereklerini yaşama geçirecek ve hukuk sistemimizin aksayan tüm yanlarını düzeltecektir.

ORMAN ve orman köylüsü, en önemli duyarlılıklarımızdandır. Ormanlarımızın zenginleştirilmesi, millî gelirden çok az pay alan orman köylümüzün refah düzeyinin artırılması başlıca hedeflerimizdendir. Orman alanlarımızın bazı güç sahiplerine peşkeş çekilmesine kesinlikle izin verilmeyecektir.

DSP’nin ÇEVRE politikası, tüm doğal zenginliklerimizi, -ülke turizmi ve sınaileşmesinin yaygınlaşmasını engellemeden- korumayı ve yaygınlaştırmayı amaçlamaktadır.

SU kaynaklarımızın korunması ve en verimli biçimde kullanılması ve atık suların yeniden kullanıma kazandırılması da DSP’nin vazgeçilmezleri arasında yer almaktadır.

DSP’nin “bilgi toplumu” çerçevesinde oluşturulan ve “e-Türkiye” projesinin içinde yer alan “Coğrafik Bilgi Sistemi”, ülkemizin doğal ve çevre zenginliklerinin izlenmesi ve korunmasında etkin bir yöntem oluşturacaktır.

DSP, yeraltı zenginliklerimizin ortaya çıkarılmasında gerçekçi politikalar uygulayacaktır. Bu kaynaklarımızın ülke ekonomisine ve istihdamına katkı sağlaması için, çevresel duyarlılıkları gözardı etmeyen, ama tutucu da olmayan bir tutum izleyecektir.

Bu arada en önemli yer altı zenginliklerimizden olan BOR madeninin işletilmesinde ulusalcı tutumundan ödün vermeyecektir.

Türkiye, deprem ve diğer doğal afetler açısından riskli bir coğrafyada yer almaktadır. 1999 yılında yaşanan ve çok sayıda can kaybının yanı sıra ekonomimize de büyük zararlar veren iki büyük deprem felaketi bu gerçeği bir kere daha ortaya koymuştur.

O nedenle DSP, yerel yönetimlerde “afet yönetim merkezleri”nin kurulmasını, bunların “merkezî yönetim”le en hızlı biçimde eşgüdüm içinde çalışmasını ve sivil toplum örgütlerinin de çalışmalara katkı vermesini sağlayacaktır. Ayrıca doğal afetlerde can kurtarma çalışmalarına katılan gönüllü kuruluşlara ve sivil savunma birimlerine her desteği verecektir.

Demir yolu ulaşımı ve taşımacılığı gibi, deniz yolu ulaşımı ve taşımacılığı da çok ihmal edilmiştir.

DSP, ülke ve uygun kentler bazında; hem demir, hem de deniz yolu ulaşımı ve taşımacılığını yaygınlaştıracak ve bunların kara yolu ulaşımı ve taşımacılığıyla da bağlantılı duruma getirilmesini sağlayacaktır.

SAĞLIK hizmeti sunumu, birinci ve daha ileri basamak sağlık hizmetleri olarak iki temel yapıda ele alınacaktır. Koruyucu sağlık ve birincil tedavi hizmetlerini içeren birinci basamak sağlık hizmetleri geliştirilecektir.

İleri basamak sağlık hizmetleri kuruluşları olan hastaneler ise hizmet bölgeleri dikkate alınarak ilçe, il ve bölge hastaneleri olarak yapılandırılacaktır. Sağlık kuruluşları arasındaki güvence farklılıkları asgari düzeye indirilecektir.

Kırsal alanlarda da köy-kentler aracılığıyla sağlık hizmetlerinin en üst düzeye ulaştırılması sağlanacaktır.

Demokratik Sol Parti’nin kültürümüze verdiği önem ve ağırlık Atatürk’ten esinlenmektedir.

Çağdaş Türk halkının kültürü, Atatürk’ün belirttiği gibi, hem bugünkü topraklarımızdan, hem Anadolu’nun geçmişinden, hem Avrupa’dan, hem de Asya’dan kaynaklanmaktadır.

Çağımızın önemli bir gerçeği olan Avrasyalaşma sürecinde Türkiye’nin kültür birikimi, halkımıza ve ülkemize özel bir işlev kazandırmaktadır.

Türkiye, kültürel açıdan çok zengin bir ülkedir. Örneğin ülkemizdeki kadar çeşitli ve zengin bir halk kültürü başkaca hiçbir ülkede yoktur. Diğer kültürel alanlarımız için de aynı şeyi söyleyebiliriz.

DSP, kültürel zenginliklerimize verdiği değeri artırarak sürdürecek ve kültürümüzün uluslararası düzeyde yaygınlaştırılmasını sağlayacaktır.

Toplumumuzun geleneksel kültürel değerlerini korumayı ve geliştirmeyi temel hedef alan DSP, Batı’nın ve Doğu’nun çağdaş kültürel değerlerinden de yararlanacaktır.

DSP; her alandaki “sanata ve sanatçı”ya, “bilime ve bilim insanı”na en geniş ölçüde destek verecektir. Sanatsal, düşünsel ve bilimsel üretkenliğin artırılmasını ve ileri teknolojilerle yaygınlaştırılmasını sürekli teşvik edecektir.

DSP, Türkiye Türkçesi’nin, başta Türk dünyası olmak üzere dünya çapında yaygınlaştırılması için çaba gösterecektir.

Ülkemiz turizm alanları açısından da çok zengindir. DSP, yer altı ve yer üstü zenginliklerine zarar vermeden yeni turizm alanlarının geliştirilmesine katkı verecektir.

Turizm gelirlerimizi artırmak ve bu alanda dünya ölçeğinde en başlarda yer alabilmek için ülkemizin turizm potansiyelinin tüm boyutlarını ortaya çıkaracak özel projeleri hayata geçirecektir.

DSP, “bilgi toplumu” hedefinin gelişmesine en büyük katkının gençlerden geleceğine inanmaktadır. “e-Türkiye”, gençlerle büyüyecektir.

Bu nedenle DSP, gençlere her yaş döneminde en büyük katkıyı vermeyi ve onları siyasal yaşama kazandırmayı, dolayısıyla ülke yönetimine hazırlamayı büyük hedef olarak görmektedir.

Gençlerimizin en önemli sorunlarından biri de işsizliktir. DSP, gençlerin meslek ve iş edinmeleri için her önlemi alacaktır.

Kadın ve aile, toplumsal yaşamamızın en önemli değerleridir. DSP, iktidarı döneminde Medeni Kanun’u sil baştan yenilemiştir. Yeni Medeni Kanun, toplumun temeli olan aile yaşamında köklü değişiklikler getirmiş; kadın-erkek eşitliğini tam olarak sağlamıştır.

DSP, gençler gibi kadınların da siyasete kazandırılmasında yaptığı öncülüğü bundan sonra da devam ettirecektir.

DSP, iktidarı döneminde ekonomiyi çökerten ve siyaseti kirleten uygulamaları etkisizleştiren politikalar oluşturmuştur. Bunları uygulamada başarılı sonuçlar da elde etmiştir.

DSP’nin etkili olmadığı bir siyasal yapılanmada “temiz siyaset”ten söz edilememektedir.

Bu nedenle DSP, siyasetin yeniden kirlenmesini önlemek için iktidarı döneminde oluşturduğu politikaları daha da yaygınlaştıracak ve bunları köklü ve kalıcı duruma getirecektir.

Yolsuzluk ve yozlaşmayla ilgili olarak başlattığı büyük mücadeleyi sonuna kadar sürdürecektir. Yoksulluğu, yolsuzluğu ve yozlaşmayı kader olmaktan çıkaracaktır.