"Girid Cezire Tarihi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

değişiklik özeti yok
k
 
eylediler ol esnâda mevâd-ı mezkûreden hâric Girid adasına bir palanka binâ idecek kadar yer niyâzında olmalarıyla bu husûs serdâr-ı ekrem hazretlerine ‘arz olundukda gazâba gelüb İbrahim Paşa mükâleme kıra‘ât eylesün deyû fermân eylemeleri ile çadırlar yıkılmağa başladığından sulhe gelen kâfirler gördükleri sa‘at feryâda ağaz idüb ve vezir-i müşârü’n-ileyhin dâmen tekbil birle meded sultanım hele bir kerre ceneralimize varub gelince sabr buyurun deyû niyâz eylediler kâfirlerin biri mükâleme yerinde kalub ve biri dahi cenerale gidüb ‘arz-ı hâl-i keyfiyet i‘lâm ve haber virdikde cem‘ olan küffârın buğbaş olanlar elbette pâdişâhı Âl-i ‘Osman vezir-i mükerrem nice kâ’il olursa bizler dahi râzıyuz emrine fermân üzere yüz ne dimek olur bizler kal‘a virüriz canımız halâs ve evlâd-ı ‘ayalimiz esirlikden azâd olsun deyû an sa‘at içinde ‘avdet idüb itdiler bizim buğ baş ve ceneralimiz şöyle cevâb virdiler ki adadan bir karış yir lâzım değildir hemân bir gün ol ‘akd-ı sulh ile re‘âyâ fukarası asûde hâl olsun deyû ceneralden haber getürdiki cevâb budur deyû olmayub hatm-i kelam ola ve zikr olunan on sekiz me[vâ]‘id üzerine tâm ve karar esas müsalâha ve sulh üzere olundı madde-i evvel zikr olan Kandiye kal‘ası bi’l-cümle mühimmât ve cebehanesiyle ehli islâma teslim oluna madde-i ikinci Suda ve İspirlanka ve Granbosa palankaları kemâkân Venedik keferesi elinde kala üçünci ki tarafından esirlere hapsden halâs idüb koyvire dördünci madde Akdenizde vâki‘ devlet-i ‘aliyye zabtında olan adalara bir ziyân yâhû[d] bir muhâlif iş olunmaya beşinci madde Akdenizde bir kayık zâyi‘ olursa Venedik tarafından tazmîn ve bahasını vire altıncı madde Galadada Venedik balyosı odurub ve bir mukin hanesi ola yedinci madde sâ’ir iskelelerde dahi balyozları ola sekizinci madde bu senede vâki‘ olan Kilise palankası Venedik elinde ola tokuzuncı madde sulh ‘akd oluncaya değin iki tarafından rehnler ola onuncı madde Kandiyeden lımanlı havada karşu İstendiye adasına taşınmak içün ve on iki gün mühlet virile on birinci madde İstendiyeden tez kalkub dahi dinlenmeyüb gemilerimiz donanınca birkaç gün oturalar on ikinci madde kal‘ada sâkin olmak isteyene kimsesi mâni‘ olmaya ve malına ve canına zarar olunmaya on üçünci madde ‘ahd nâme-i hümâyûn mukaddemâ virildiği gibi virile on dördüncü madde Venedik büyük elçisi hedâye ile gele ve bundan gayrı Kandiye teslîmine müte‘allik olan dört madde mutazammın temessükler tahrîr olunub ve mâh-ı Rebîyü’l-âhirin tokuzuncı güni mükâleme iden kâfirleri alub huzûr-ı serdâra getürüb ve sadr-ı a‘zam hazretleri cehre sây ( ) olmağiçün mahâll-i kelâmından sonra sadr-ı a‘zam bârgâhına varınca guzât-ı mücâhidin yolun iki tarafında saf bağladılar ve gelen kâfirlerin elçileri temâşa iderek tâ bargâhı sadârete kadem basdıkda köşe rahat olub ve gelen elçilere izin olub bargâ[h] içine götürüb hâk pây-ı a‘zama yüz sürüb el kaldırub devletlü pâdişâh-ı ‘alem penâha du‘â idüb ve andan ol ‘âli kahraman garibân-ı kâmkâr-ı vezir-i a‘lişâna du‘a ve niyâz eyledikde ol serdâr-ı ekrem bülend iktidâr hazretleri gelen elçilere hitâb idüb hoş geldiler ve maslâhâtımız nedir deyû su’âl buyurduklarında bunlar dahi gene el kaldırub serdâr-ı ekrem hazretlerine du‘â ve niyâz idüb söze gelüb itdiler devletlü vezir-i a‘lişân Kandiye kal‘asını size virmek içün geldik ve ‘akd-ı sulh-ı salâh ile selâmete dahi irmek içün ve hâkpây-ı ‘aliyyelerinize yüz sürmek geldik deyû cevâb virüb ‘özür dilediler ol demde vezir-i a‘lî mikdâr söze gelüb itdi ya sizin ceneralinizin ve Venedik mel‘ûnun bu emr-i a‘zama ruhsatı metin senediniz varmıdır deyû su’âl eylediğinde ol hınzırın mühriyle mühürlü bir kıt‘a temessük çıkarub sadr-ı a‘zamın ellerine virüb teslim eyledikde ol dahi kendüsinden bir metin sened virüb dahi temessükler alınub virildikde emr idüb mersûmlara dört beş nefer hizmetkârlarına üzerlerine ta’yin olub ve çorbacı ‘Ali Ağa Karakulak Ahmed Ağaya ve tercümanı Panayoti gelüb mersûmlara bir hil‘ât elbâs giydirüb ve bir yer gösterüb karar eylediler ol demde küffârın tarafından sadr-ı a‘zamın oldığı mahâll-i mezbûrda yâ‘ni Gülelik tarafında dahi vire bayrağıyla beden üzerine dikdiler şöyleki Kandiye kal‘asının dilemek yüz gösterürlerdi ol demde ve ol sa‘at guzât-ı müslimîn meteriz yedi tarafından vire bayrağı çıkardılar ve şabkaları çıkarub amandan el çeküb taşrada kadem basdıkda emn ü aman ile def‘-i elem ve ıztırâb eylediler ve ‘asker-i islâm güya memâta varmışken zîr ü hâkdan çıkmış oldılar ve mahşer misâl mâl-a-mâl olunub ve cenk ü harb tarafından münkati‘ olub ve iki tarafından âsude hâl olub iki tarafından olan lağımları ve hendekleri bir hile olmasûn deyû ‘asker-i islâm tarafından küffâr lağımlarına ve küffâr tarafından ‘asker-i islâm meterislerine adamlar ta‘yin olunub ve sadr-ı a‘zam ağalarından Karakulak Ahmed Ağa dahi küffârın hareketlerine göre bir hile olmasun deyû gece ve gündüz Kandiye limanını devre idüb gözde görünürdi ol dahi mahâll-i mezbûrda gidüb ol yirdi gözedir ve her gün huzûr-ı sadr-ı a‘zamın gelüb ne hareketleri oldığına ifâde ve keyfiyet-i hâl eylerdi ve küffâr-ı hâksâr havalarda müsa‘ide oldukça küçük kayıtlara ve çekdirmelere girüb gece ve gündüz durmayub evlâd-ı ‘ayâl ve tıflı eskâl ve mâl yüklenüb giderlerdi şöyleki bir sa‘at müsâ‘ade etmezlerdi ol esnâlarında küffârın bayrakdârlarından bir serhoş kâfirlerin yirde yatan bir cenk bayrağını kaldırub yire dikdiğinde ‘asker-i islâmdan bâ‘zıları gördiği sa‘at cenk olmak ‘alâmeti zannı ile
 
boşanub deryâ misâl cûş û hurûşa geldiklerin küffâr görüb bayrağı kemâkân tutub ve parçaparça idüb bedenden aşağa dahi atdılar ve der‘akab ceneral tarafından bir adam sadr-ı a‘zama varub varub hâkpâyına niyâz idüb itdi devletlü vezirim bizim serhoş adamımız var idi serhoşluk sebebiyle cenk bayrağı tutub bedene dikmişdir bizim bundan haberimiz yoğmuş ol hain bu işi eyledi bizler dahi ol haini tutub katli idüb bedenden aşağa denize bırakdık heman ümmet-i Muhammed kalbi tatmîn olsun deyû herkezherkes gene yerlü yerinde sâkin oldılar izn-i canib-i çünki bu ahvâl-i keyfiyet-i hâlini bilüb ol eyyâma değin yigirmi gün vire bayrağı dikilüb öyle durur idi ve eyyâm-ı mezkûrda hava müsâde olan günlerinde karşı İstindiye adasına taşındıklarından sonra mâhı mezbûrun otuzuncı güni gecesinde derûn-ı kal‘ada ittilâ‘-ı ahvâl ve a‘dâ-yı düşmana dahi me’mûr olan Karakulak Ahmed Ağa serdâr-ı ekrem hazretlerine gelüb bu gece bi’l-cümle Venedik keferesi Kandiyeden kat‘i alâka kalmayub ve taraf-ı devlet-i ‘aliyyeye ‘ale’s-sabah teslim idecekdir deyû haberi getürdi vezir-i ekrem itdi sana neden ma’lûmdır deyû su’âl buyurduklarında itdi devlet[lü] vezirim içerüde bu kullarınız hizmet içün taraf-ı kefereden iki hizmetkâ[r] ta‘yin olunmuşdı bugün taraf-ı devletinize gelür oldığımda bu kullarına seni Allaha ısmarladık deyû belki artık görüşmek müyesser olmazız zirâ haber almaz bu gice Kandiyeden çıkub ve sabah size kal‘ayı teslim eylese gerekdir ammâ kimseye bildirme deyû sipâriş eylediler didiğinde serdâr-ı ekrem hazretleri bu haber husûl-ı merâmdan şazhandan ve hem kefere tâ‘ifesinin gitme esrârda bu mertebe ihtimâm ve ihtiyâtlarına hayrân oldılar ve ertesi gün sabah namazından sonra meterislere varub temaşâh iderken anı gördiler ki kırk elli kayık ve on beş çekdirme ile bi’lcümle kal‘ada olanlar çıkub gitdiklerinde tabyalarda ve bedenlerde küffârdan bir kimse kalmamış bu esnâda Karakulak Ahmed Ağa dahi derûnı kal‘adan üç dört nefer kefere ile çıkub tertîb olan üzere ‘asker-i islâm içün bir sa‘at mikdârı mezbûrları gitdikde tevkıfden sonra eş‘ar-ı izin ve ruhsât olunub ve iki sim tebsi üzerinde kal‘anın seksan ‘aded miftahların re’s olan soltâtların başbuğ ağası ve soltatların kethüdâsı serdâr-ı ekrem hazretlerine getürüb teslim eylediler ve du’â-yı temennâ eyledikten sonra dahi söze gelüb itdiler devlet vezir-i ‘âli makdâr allahü’l-‘âzimü’şşân şevketlü ve kudretlü pâdişâhınıza ve siz sa‘adetlü sultanıma ve ‘asker-i islâma Kandiye kal‘asını mübârek eyleye âmin deyû ‘ubûdiyyet ‘arz ü takdim itdikde serdâr-ı ekrem hazretleri dahi serâser hil‘âtler getüren kal‘a miftâhları in‘âm-ı ihsân eyledikden sonra başlarında olan şabkaları nice altûnlar toldub veya nice gelen iki nefer keferesi dahi dört yüz altûn in‘âm ve ihsân eyledi ba’dehû miftâhları yeniçeri ağasına irsâl idüb ve kul kethüdâsı varub zabt ü muhafaza etmeleri bâbında ısdâr-ı fermân isti‘câl buyuruldukdan sonra ordu-yı hümâyûnda yedi gün ve yedi gece donatma olmak üzere fermân eylediler ve mâhı Cemâziye‘l-evvelinin vukû‘-ı feth-i kal‘anın yedinci güni bi’l-cümle ordu-yı hümâyûnda bulunan ricâl-i devlet huzûr-ı vezîr-i mükerreme da’vet olunub kahve ve şerbet şeker nûş eyledikde ve bunca ri‘âyet olundukdan sonra serdâr-ı ekrem hazretleri cümlesine hitâb idüb bu Kandiye kal‘asının cenginde her biriniz malınız ile ve canı bedeniz ile çalışub hizmet ve gâzilikler eylediniz heman iki cihanda yüziniz ak olub ve pâdişâh-ı ‘alempenâh hazretleri etmeği size ve cem’-i guzât-ı müslimîne gâziyanlara helâl olsun ve zuhûra gelen hizmetlerinizi ‘ale’l-infirâd şevketlü ve kudretlü pâdişâhıma ‘arz ve telhîs idüb yazmışım ve her biriniz merâtibinize göre ri‘âyetler görürsünüz deyû gerüye gözlerinden yaş akarak cümlesine du‘â ve tahsîn eyledi andan sonra ayak üzere kalkub ibtidâ Şam valisi vezir İbrahim Paşaya ve ba‘dehû kapudân-ı deryâ vezir Kaplan Mustafa Paşa ve Rumili valisi vezîr Hüseyin Paşaya ve Haleb beğlerbeğisi
 
olub altı mâh kadar Gülelik serdârı ‘Ankebud Ahmed Paşa ve ba‘dehû müzâkere-i sulhda bulunan İbrahim Paşaya samur kürkler ve mirmirân ve ümerâ ve yeniçeri ağası ve cebecibaşı ve sipah ve silâhdâr ağaları ve sâ’ir ocak ağalarına cümlesine hil‘âtler elbas eyledi izn-i canib-i mâhı Cemâziye’l-evvelin sekizinci güni serdâr-ı kâmkâr bülend iktidâr emri sözi ile leşker-i islâm alay alay tertîb olunub ve bargâhı Süleymandan kalkub Kandiye kal‘ası derûnuna yevmü’l-cum‘a sa‘at üçde teşrîf idüb ve ‘aceleten cümleden evvel bir kebir münâsib kiliseki ana evvelden San Fırançeskos dimekle ma‘rûf bir mu‘tâd-ı kadim idi câmi‘ olmak üzere tanzîf idüb mihrâb ve minber vaz‘ eylediler ve tekbirâtla götürdükleri sancak-ı şerifi mihrâbın sağ tarafına vaz‘ ve namaz-ı cum‘a edâ eylediler pâdişâh-ı ‘alem penâh nâmına mensub olub hâlâ hünkâr cami‘-i şerif dimekle ma‘rûfdur ve Kandiye kal‘asının ne vech üzere dest-i teshîr ve zabt-ı feth ve guzât-ı müslimîn ve girdiğine kendü eliyle serdâr-ı ekrem hazretleri yazub rikâb-ı kâmyâb-ı şehriyâriye telhîs ve tahrîr eyledikleri ve çavuşbaşı vekili İbrahim Ağa ile ‘âli cenâhü’l-isti‘câl rikâb-ı hümâyûna irsâl eyledi izn-i canib-i çünkü pâdişâh-ı ‘alem penâh hazretleri karargâh mevkeb şehinşâhları olan Yenişehrden keşt ü güzâr ve sayd şikâr içün Ağriboza tevcîh birle Levadiye ( ) sahrâsına nasib-i hıyâm eyledikleri günde ağa-yı müşârü’n-ileyh rikâb-ı kâmyâba vâsıl olub ve telhîs eylediği fethnâme-i mübâreki ol vezir-i kâmkâr kâ’immakâm paşaya dest-i şeriflerin teslim idüb ve lisânen i‘lâm-ı hakikat ma‘lûm olundukda ol vaktin kâ’im-makâm pâdişâhî sür‘at ile huzûr-ı hümâyûna varub şevketlü pâdişâhımıza müjde olsun Kandiye kal‘ası feth olunmuş deyû telhîs-i pâdişâhın yeddi şeriflerin teslim eyledikde hücûm işin surudan kendü bizzât okuyamayub ve serkâtibine oku deyû fermân ve mazmûnuna ittilâ‘dan sonra ni‘met-i hakka şükr bîbeyân itdiler bâ‘dehû telhîs ile gelen çavuşbaşı vekili mezbûra İbrahim ağa yigirmi kese nukûd ile ve bir samur kürk ve bir hil‘ât-ı fâhire ihsân ve in‘âm olundı ve beğlerbeğilik çerağ olunmasın fermâ[n] buyurub lâkin merkûm İbrahim Ağa mukaddem ma‘dûr olmağla beğlerbeğilikden ibâ ve istifâ eyledi bu tarafdan pâdişâh-ı ‘alempenâh bi’l-cümle memâlik-i mahrûse fermân-ı ‘alişân olub on iki gün gece ve gündüz donanma olmak üzere emr eyledi ve cenâb-ı şehriyâri istifâdan ‘avdet buyurduklarından sonra eğerçi Kandiye kal‘asının feth ü tehsir müyesser olmak sebebiyle mevkeb-i hümâyûnun Yenişehr taraflarından meks ü irâmı muktezâ hâlet kalmayub lâkin hengâm-ı şitâ hulûlünden nâşi Selânike kışlamak husûsı sevâb görülüb ve re’y-i pâdişâhî olmağın ve der‘akab Selânikin tarafında serdâr-ı ekre[m] hazretleri pâdişâh-ı ‘alempenâha kal‘anın her husûsundan müzâyekası olub gerek mühimmât ve gerek alât-ı harb ve gerek üstâd-ı mimâr lâzım oldığına tahrîr eyledi ve harb ü kıttâl olan se[be]biyle ba‘zı yerleri yakub harâm olmuş ecilden termîm ve ta‘mîr olacak lâzıme gelüb ve yine ‘Ali Beğ çavuşbaşıyla irsâl eyledi ve selâmet vusûlünde kâ’immakâm paşaya virüb ol dahi yedi pâdişâha teslim idüb bu cevâbında tasaddık idüb levâzımâtı ne lâzım olursa emri pâdişâhın olub ‘an karib cezire-i Giride irsâl olundı ve irsâl tahrîr olan hatt-ı hümâyûn serdâr-ı ekreme vusûl buldukda ordu-yı hümâyûnı alay idüb şöyle yazmışki ey ordu-yı hümâyûn sagiran ve kebirân selâm du‘âmı irsâl olunur ve şimdiki vakte Selânik tarafında bulunduğumda inşallâhı te‘âlâ der‘aliyye vusûl buldukda gerek mühimmât ve her ne lâzım olursa sizlere hatt-ı hümâyûn irsâl olunur ve ‘ale’l-‘acele ricâline ve tımar ağalarına ‘âlâ merâbetihim in‘âm ve ihsanım olunmak husûsı tezkîr olunub ve ‘avâtıf-ı ‘aliyye-i mülûkâneden serdâr-ı ekrem hazretlerine bir samura kaplû kürk ve bir sâde hil‘ât-ı fâhire ve bir kabza-i murassa‘ şimşir ve bir mücevher hançer ihsân ve irsâl ve emirahûr-ı evvel Canpulad zade tefviz-i hizmet irsâl olundı izn-i canib-i zikr olunurki ricâl ve kibâr fâhire libâs giyüb pâdişâh huzûruna varub dest bûs idüb ve feth-i Giridin mübârek yâd olsun deyû ‘umûmen elbâs hil‘ât giyüb beerkân-ı devlet-i ‘aliyye vuku‘ bulan feth-i celil içün erkân-ı devlete hil‘âtler elbâs ile tebcîl olunmak bâbında emr-i fermân-ı hümâyûn sâdır olmağın izn-i canib-i mâhı mezbûrun on sekizinci güni şehinşâh-ı kuvvet penâh hazretleri saray-ı hümâyûn içinde vâki‘ meydan nâzır kasr-ı cedid yanında nasib olunan tahta çıkub cülûs idüb üzerine karar idüb ve sağdan ve solunda vüzerâ-yı a‘zam vükelâ-yı kirâm tertîb-i sufûf-ı ihtiyâr eyleyüb ve her birine ve merâtibihim çavuş başı ağa ve kapucılar kethüdâsı ağa dellâliyet huzûr-ı hümâyûn dâhil ve dâmen bûs-ı hümâyûn ‘akabinde hil‘ât elbâs olunmak şevkıne nâ’il oldılar hattâ yeniçeri ağası ‘Abdi Ağa ve kul kethüdâsı ağayı hitâb-ı kuvvet nisâb cihânbânlarına erzâni buyurub berhûdâr olun güzel hizmet itdiniz ni‘met-i celîlim cümlenize helâl ve yüziniz ak olsun deyû mümtâz mezid iltifât buyurdılar ve elbâs hil‘ât husûsı hitâm buldukda dahi ve a‘za Vâni Efendiye işâret-i hümâyûn ile ref‘-i dest du‘â buyurub devlet-i ‘aliyyenin dâimen böyşle fütuhât-ı celîleye mazhâr olmasını istid‘â eylediler izn-i canib-i bihamdulillâh-i te‘âlâ bin yetmiş yedi senesinde vezir-i mükerrem Fâzıl Ahmed Paşa hazretleri Girid adasına gecüb ve mâhı Zi’l-hiccenin gurresinde cum‘a gicesi Kandiyenin meterisine girüb kâmilen üç sene mütevâliyen leyl ü nehâr cenk ü cidâl ü harb ü kıttâl olunub paşa-yı mükerrem evkatda ve emin sa‘atde bin seksan senesinin mâhı Rebîyü’l-âhirin gurresinde pençşenbe güni ikindi zamanı kızıl tabya kurbünden birkaç küffâr taşra çıkub vire bayrağı ile gelüb ama[n] dileyüb ve ‘asker-i islâm tarafından sadr-ı a‘zam kethüdâsı olan İbrahim Paşa ve yeniçeri kethüdâsı Zülfikâr Ağa ve tercüman Panayot beyaz bayraklar diküb ve bargâhlar kurulub sekiz gün müşâvere eyleyüb ve ba‘dehû deryâdan ve karadan sulh ü salâh olunub ve gene pençşenbe güni ikindi zaman kal‘a cenerali kapudanı gelüb sadr-ı a‘zam huzûrunda hil‘atini giyüb kal‘ayı boşatmağa yigirmi bir gün mühlet virilüb ve ba‘dehû geldikleri yerden içerü girüb tob ve tüfenk ve kumbara ve lağım ve taş atılmadan emin oldılar ve mâhı mübârek Cemâziye’l-evvelinin gurresinde cum‘a günü sa‘at üçde iki sim tepsi üstünde kal‘anın miftâhlarını getürüb ve sadr-ı a‘zam hazretlerine teslim olunmuşdır hak te‘âlâ hazretleri daîmen düşman-ı din ü devletini makhûr ve müdemmir eyleye âmin bihakk hatîmü’l-enbiyâ ve’l-mürselîn ve ba‘dehû küffâr-ı hâksâr donanma-yı menhûsı gemilerine girüb Venedik menhûsuna gitdiler cehenneme ve beisü’l-masir bifazlullâh-ı te‘âlâ fethi müyesser olub ve tâbi‘ olan dahi nice düşman-ı din beraberce firâr idüb ve Kandiye derûnunda bulunan ve müstehir olacak ehâlisini harâc iltizâm ve kabûl eylediler ceziresi ve tevâbi‘-i levâhıkkıyla cümle mezâfât-ı memâlikden vâki‘ oldı böyle bir kıt‘â kal‘a-yı ‘azîme ve ceziredir ki kurra ve mezârı‘ı ve re‘ayâsı vâfir ve kal‘ası ve esas muhkem-i kalb ve bir vech üç manzim bir cezire-i vâsi‘dirki içinde olan bi tab ve tavan olub canib-i sülüs deryâ bigirân ile mahdûd ve kara tarafı ‘azîm su[r]dur ve baroları dahi metin ve müstahkem kule ile mazbût vâki‘ olan burûc semâki ‘uruca mansûr ve kuleleri dahi mıntıkatü’l-burûc olub ve firenk ve firenk şekâvet ( ) ve dahi donanma ile kal‘a altına girüb pes vezir-i a‘zam sâhib-i re’y olmağın kifâyet mikdârı kal‘ayı gob toblar ile döğüb ve meterisler vaz‘ idüb üç yıl tamâm gazâ ve küffâr-ı hâksâr karada envâ‘ı gazâ idüb a‘kıbet-i guzât-ı müslimîn zafer semât ile enderûn ve birûn kal‘asını feth eylediler ve dahi ordu-yı hümâyûndan alaylar dizilüb ve mâh-ı Cemâziye’l-evvelinin sekizinci güni yevm-i cum‘a kal‘aya dâhil oldılar ve câmi‘-i cedidki ana evvelden Santa Fırançesko dimekle ma‘rûf bir mu‘îd-i kadime idi vezir-i müşârün ileyh ve cumhur ‘ulemâ ve ‘âm-ı vüzerâ ve ümerâ ve ‘ayân ve ‘asker zafer intimâ ikâmet ve salâvât-ı cum‘a edâ idüb andan ‘asker-i islâm zafer rehbere izin ve isrâf virildi bi ‘avnillâh-i te‘âlâ feth-i fütûhât cemiyle müyesser oldı izn-i canib-i çünki taraf-ı pâdişâhdan gelân hatt-ı hümâyûn sûretidir şöyle yazmışki senki vezir-i a‘zam ve serdâr-ı ekrem ser‘asker-i Kandiye Ahmed Paşa selâmet encâm-ı şahânem ve peyâm-ı meserret fercâm pâdişâ[ha]nem ile seni teşrîf ve ekrâm ve tevkıre ve ihtirâm buyurduktan sonra hatt-ı hümâyûn ve sa’adet makrûnum rikâb-ı hümâyûn nusret makrûna hâlâ bundan mukaddem Selânikde olan yağmada irsâl buyurılan telhîs ve adamın bir mübarek vaktde rikâb-ı nusret makrûna vâsıl olub ve bunca zamandan berü mahsûr olub zahmet ve meşakkat ferâvân ve sâ‘yi bidikkat bibâyân çekilen Kandiye kal‘asının hakk-ı sübhâna ve te‘âlâ hazretleri ( ) ‘avni ve ‘inâyeti ve peygamberimiz Muhammedü’l-Mustafa sallallâhu te‘âlâ ‘aleyhi vesellem mucizât kesr-i berekâtıyla feth ü teshîr ve Girid ceziresine mâlik oldınız elhamdülillâh sem ( ) elhamdülillâh cenâb-ı hak ve feyyâz-ı mutlak fazlı ve keremden bu ‘âciz ve zâ‘if kulını mahzûn ve mahrûm eylemediğinden bin şükürler bâriye mevlâya olsun ve din-i mübîn yoluna can ü başlarından geçen gâzileri ve mücâhidi mahrûm eylemeyüb guzât-ı müslimîn ve mücâhîdini mansûr ve zafer idüb ve küffâr-ı müşrikini makhûr ve müdemmir eyledi hak cell-i şâna her demde ve her halde ehli islâma nusret ve ‘inâyet ve kuvvet mazhâr ve ihsân eyleye âmin bi hürmet-i seyyidü’l-mürselîn ve bunun gibi nice kal‘a ve bekağının feth ü teshîrini mukadder eyleye ecdâd-ı a‘li nezd guzâd ve cihâd destlerin berhudâr olasız nâ‘im-i celile-i mülûkânem sana helâl olsun ve yüzün iki cihanda ak olsun ve seninle me’mûr olan vüzeranın re’y ve mirmirân ve ümerâ a‘lim ârâyı ve ağayân ve kâtibân ve zu‘âmâ ve erbâb-ı tımar ve sipâh ve yeniçeriyân ve cebeciyân ve tobcıyân ve bi’lcümle sana olan kullarımın yüzleri ak ve nân ve ni‘metîm cümlesine helâl olsun kemâl-i mertebe devletim uğrunda can ve canların fedâ ve dahi rüstemâne ve merd-i dilâverâne cenkler ve hareket eylemeleriyle du‘â icâbet eşer mazhâr olmuşlardır hakk-ı cel ve ‘ali hazretleri cümlesinden râzı ve hoşnûd olsun âmin yâ mu‘în fîmâba‘âd devletlü sadr-ı a‘zam ve serdâr-ı ekrem hazretleri bin seksan bir senesi Muharremü’l-harem onuncı güni ta‘amı a‘şureyi fakir ü fukarâya ihsân olunub ve donanma-yı hümâyûna gemilerine girüb âsitâne-yi devlet-i ‘aliyye tarafına müteveccih ve revâne olub ve şerif-i takbîl-i isâbet-i pâdişâhî ile serkâm ve makâm-ı vüzerâtında câlis ve muhassılü’l-merâm oldılar ve’s-selâm Kandiye fethi bunda tamâm izn-i canib-i vech-i meşrûh üzere Girid ceziresinde ‘asker-i islâm ile sadr-ı azam hazretleri kal‘ası meterisine işbû bin yetmiş yedi senesinin mâhı mübârek Zi’l-hiccenin gurre cum‘a gecesi meterize girilüb hîn-i fethine dek harc olunan hazine ve dahi cebehane ve mühimmât ve şühedâları bi’l-cümlesi beyân ve a‘yân olunur deyû müfredât defteridir şehid olan paşalar şehid olan çorbacılar şehid olan çavuşlar ‘aded ‘aded ‘aded
578

değişiklik