"Kur'an/Sâd Suresi" sayfasının sürümleri arasındaki fark

k
+
(Yeni sayfa: {{Eser başlığı |başlık = Kur'an |yazar = |çevirmen = Muhammed Hamdi Yazır |bölüm = Sâd Suresi |önceki = Sâffât Suresi |sonraki = Kur'an/...)
 
k (+)
 
|sonraki = [[Kur'an/Zümer Suresi|Zümer Suresi]]
|kategoriler = Sureler
|vikisözlük = sadsâd
|notlar = Toplam ayet sayısı, 88'dir. Mushaf sırası, 38'dir. Nüzul sırası, 38'dir.
}}
{{kısım||1}} Sâd. bu zikrile meşhun Kur'ana bak
{{kısım||2}} Fakat o küfredenler bir onur, bir şikak içindeler
{{kısım||3}} Kendilerinden evvel nicelerini helâk ettik! Çığırıştılar: Değildi fakat vaktı halâs
{{kısım||4}} İçlerinden kendilerine uyandırıcı bir Peygamber geldiğine şaştılar da dediler ki kâfirler: bu, bir sihirbaz, bir kezzâb
{{kısım||5}} İlâhları hep bir ilâh mı kılmış? Bu cidden şaşılacak bir şey: çok tuhaf
{{kısım||6}} İçlerinden o hey'et de fırladı şöyle: ilâhlarınız üzerinde sabr-u sebat edin, bu cidden arzu olunur bir şey, bir murad
{{kısım||7}} Biz bunu diğer millette işitmedik, bu bir uydurmadır mutlak
{{kısım||8}} O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azâbımı tatmadılar
{{kısım||9}} Yoksa sana onu veren azîz vehhab rabbının rahmeti hazîneleri onların yanında mı?
{{kısım||10}} Yoksa onların mı bütün o Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin mülkü? Öyle ise haydi esbab içinde üstüne çıksınlar
{{kısım||11}} Onlar burada Ahzab döküntüsünden (muhtelif partilerden) bozuk bir ordu
{{kısım||12}} Onlardan evvel tekzib etmişti Nuh kavmi ve Âd ve o kazıkların sahibi Fir'avn
{{kısım||13}} Ve Semûd ve kavmi Lût ve eykeliler, bunlar işte o ahzab
{{kısım||14}} Başka değil, hepsi gönderilen elçileri (Resulleri) tekzib etti de öyle hak oldu azâbım
{{kısım||15}} Onlar da başka değil, bir tek sayhaya bakıyorlar öyle ki ona hık yok
{{kısım||16}} Bir de ya rabbenâ bizim pusulamızı hisab gününden evvel acele verdediler
{{kısım||17}} Şimdi sen onların dediklerine sabret de kuvvetli kulumuz Davudu an, çünkü o çok tecri' yapar (evvab) idi
{{kısım||18}} Çünkü biz onun maıyyetinde dağları müsahhar kılmıştık: tesbih ederlerdi akşamleyin ve işrak vaktı
{{kısım||19}} Kuşları da toplu olarak, hepsi onun için terci' yapar (evvab) idi
{{kısım||20}} Hem mülkünü kuvvetlendirmiştik, hem de kendisine hıkmet ve faslı hıtab vermiştik
{{kısım||21}} Bir de hasım kıssası geldi mi sana? Hani surdan mihraba aştıkları vakıt
{{kısım||22}} O vakıt Davudun üzerine giriverdiler de onlardan telâşa düştü, korkma dediler: iki hasmız, ba'zımız ba'zımıza tecavüz etti, şimdi sen aramızda hakk ile hukmet ve aşırı gitme de bizi doğru yolun ortasına çıkar
{{kısım||23}} Şu benim biraderim onun doksan dokuz dişi koyunu var, benim ise bir tek dişi koyunum var, böyle iken «bırak onu bana» dedi ve beni söyleşmede yendi
{{kısım||24}} Dedi ki: doğrusu senin bir koyununu kendi koyunlarına istemesiyle sana zulmetmiş ve hakıkaten karışıkların çoğu birbirlerine tecavüz ediyorlar, ancak iyman edib de salâh istiyenler başka, onlar da pek az, ve sanmıştı ki Davud kendisine sırf bir fitne yaptık, hemen rabbına istiğfar etti ve rükû' ederek yere kapanıb tevbe ile rücu' etti
{{kısım||25}} Biz de onu kendisine mağrifet buyurduk ve hakıkat ona ındimizde kat'î bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği vardır
{{kısım||26}} Ya Davud! muhakkak ki biz seni Arzda bir halîfe kıldık, imdi nâs arasında hakk ile hukmet de (keyfe) hevaya tabi' olma ki seni Allah yolundan sapıtmasın, çünkü Allah yolundan sapanlar hisab gününü unuttukları cihetle kendilerine pek şiddetli bir azâb vardır
{{kısım||27}} Hem o Göğü ve Yeri aralarındakileri biz boşuna yaratmadık o, o küfredenlerin zannı, onun için küfredenlere ateşten bir veyl var
{{kısım||28}} Yoksa iyman edib de salih salih işler yapanlar biz o Yerdeki müfsidler gibi yapar mıyız? Yoksa o korunan müttekıleri arsız çapkınlar gibi yapar mıyız?
{{kısım||29}} Bir kitab ki indirdik, çok mübarek, âyetlerini düşünsünler ve ıbret alsın temiz özlüler
{{kısım||30}} Bir de Davuda Süleymanı bahşettik, ne güzel kul, o cidden bir evvab
{{kısım||31}} Arzolundukda kendisine akşam üstü sâfinat halinde halıs atlar
{{kısım||32}} Ben dedi, o hayır sevgisini rabbımın zikrinden sevdim, nihayet hıcaba gizlendi
{{kısım||33}} Geri getirin onları bana, tuttu bacaklarını, boyunlarını silmeğe başladı
{{kısım||34}} Celâlim hakkı için Süleymana bir fitne de verdik ve tahtının üstüne bir cesed bıraktık sonra tevbe ile rücu' etti
{{kısım||35}} Ya rab! bana mağrifet buyur ve bana öyle bir mülk bağışla ki ardımdan kimseye yaraşmasın, şübhesiz sensin bütün dilekleri veren vehhab sen, dedi
{{kısım||36}} Bunun üzerine ona rüzgârı müsahhar ettik, emriyle istediği yere yumuşacık cereyan ederdi
{{kısım||37}} Şeytanları da: bütün benna' ve gavvas
{{kısım||38}} Ve daha diğerlerini bendlerde çatılı çatılı
{{kısım||39}} Bu işte, dedik: bizim atâmız artık diler kerem et, diler imsâk hisabı yok
{{kısım||40}} Ve şübhesiz ki ona huzurı ızzetimizde bir yakınlık ve bir akıbet güzelliği var
{{kısım||41}} Kulumuz Eyyubu da an, o vakıt ki rabbına şöyle nidâ etmişti: «bak bana: meşakkat ve elem ile bana Şeytan dokundu.»
{{kısım||42}} Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik
{{kısım||43}} ve ona bütün ehlini ve beraberlerinde daha bir mislini bahşettik tarafımızdan bir rahmet olarak hem de bir dersi ıbret temiz akıllar için
{{kısım||44}} Bir de al bir demet elinle de vur onunla hânis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır
{{kısım||45}} Kullarımız İbrahimi, İshakı, Ya'kubu da an, eller ve gözler sahibleri idiler
{{kısım||46}} Çünkü biz onları temiz bir hassa, halîs yurd düşüncesiyle halîslerimizden kılmışızdır
{{kısım||47}} Ve çünkü onlar muhakkak nezdimizde seçilmiş ahyardan
{{kısım||48}} İsmaili de, Elyeser de, Zül'kifli de an, hepsi de o ahyardan
{{kısım||49}} İşte bu bir zikirdir, ve şübhesiz korunan müttekîler için her halde güzel bir istikbal (bir husni meâb) var
{{kısım||50}} Adin Cennetleri: açılarak kendilerine bütün kapılar
{{kısım||51}} İçlerinde kurularak orada bir çok yemişle bambaşka bir içki isteyecekler
{{kısım||52}} Yanlarında da gamzeleri kasan hep bir yaşıd dilberler
{{kısım||53}} İşte bu, o hisab günü için size va'dolunan
{{kısım||54}} İşte ki bu bizim rızkımız, muhakkak ki ona hiç tükenmek yok
{{kısım||55}} Bu böyle, şübhesiz azgınlar için de fena bir istikbal (şer bir meâb) var
{{kısım||56}} Cehennem, ona yaslanacaklar, fakat o ne çirkin döşek
{{kısım||57}} İşte, artık tatsınlar onu bir hamîm ve bir ğassâk
{{kısım||58}} Ve o şekilden bir diğeri: çifte çifte
{{kısım||59}} {{kısım||60,}} 59,{{kısım||60. }}Şu: bir alay: maıyyetinizde göğüs germiş; onlara merhaba yok, çünkü onlar Cehenneme salınıyorlar. Hayır derler size merhaba yok, onu bize siz takdim ettiniz, bakın ne fena yatak
{{kısım||61}} Ya rabbenâ derler: bize bunu takdim edene ateşde azâbı hemen kat kat artır
{{kısım||62}} Bir de derler ki: neye görmüyoruz biz o eşrardan saydığımız bir takım adamları
{{kısım||63}} Onları eğlence yerine tuttuktu ha! yoksa onlardan kaydı mı bu gözler?
{{kısım||64}} Şübhesiz ki bu haktır muhakkak olacaktır ehli nârın birbirine husûmeti
{{kısım||65}} De ki ben ancak korkuyu haber veren bir Peygamberim, başka bir tanrı da yok ancak Allah: o vahidi kahhar
{{kısım||66}} O Göklerin, Yerin ve aralarındakilerin rabbı azîz, gaffar var
{{kısım||67}} De ki bu bir azîm haberdir
{{kısım||68}} Siz ondan yüz çeviriyorsunuz
{{kısım||69}} Benim melei a'lâya ne ılmim olurdu onlar münakaşa ederlerken?
{{kısım||70}} Fakat ben açık inzar edecek bir Peygamber olduğum içindir ki o ılmin bana vahy olunuyor
{{kısım||71}} Rabbın Melâikeye dediği vakıt: haberiniz olsun ben bir çamurdan bir beşer yaratmaktayım
{{kısım||72}} Onu tesviye ettim de ruhumdan ona nefheyledimmi derhal ona secdeye kapanın
{{kısım||73}} Onun üzerine Melâikenin hepsi toptan secde ettiler
{{kısım||74}} Yalnız İblîs kibirlenmek istedi ve kâfirlerden oldu
{{kısım||75}} Ey İblîs! buyurdu: o benim iki elimle yarattığıma secde etmene ne mani' oldu sana? Kibirlenmek mi istedin? Yoksa âlîlerden mi bulunuyorsun?
{{kısım||76}} Dedi ki ben ondan hayırlıyım beni bir ateşten yarattın, onu ise bir çamurdan yarattın
{{kısım||77}} Buyurdu ki: hemen çık oradan çünkü artık sen matrud (racîm) sin
{{kısım||78}} Ve her halde üzerindedir lâ'netim ceza gününe kadar
{{kısım||79}} Dedi: ya rab! o halde ba'solunacakları güne kadar beni geri bırak
{{kısım||80}} Haydi buyurdu: geri bırakılanlardansın
{{kısım||81}} Malûm vakıt gününe kadar
{{kısım||82}} Öyle ise dedi: ızzetine kasem ederim ki ben onların hepsini mutlak iğva eder sapıtırım
{{kısım||83}} Ancak içlerinden ıhlâs ile seçilmiş has kulların müstesnâ
{{kısım||84}} Buyurdu ki o doğru ve ben hep doğruyu söylerim
{{kısım||85}} Celâlim hakkı için Cehennemi mutlak dolduracağım senden ve onların sana tabi' olanlarından topunuzdan tıka basa
{{kısım||86}} De ki: bir ecir istemiyorum sizden ona karşı ve ben o tekellüfcilerden değilim
{{kısım||87}} O sırf bir zikir, bir öğüttür bütün âlemîn için
{{kısım||88}} Ve her halde onun haberini bir zaman sonra bileceksiniz
2.646

değişiklik