"2. Ergenekon İddianamesi/III. BÖLÜM ÖRGÜTÜN İŞLEDİĞİ SUÇLAR" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Düzenleme
(Düzenleme)
(Düzenleme)
 
Yukarıda ifade edildiği üzere, ERGENEKON silahlı terör örgütü şüphelileri yasama ve yürütme organını cebren ortadan kaldırıp devlet idaresini antidemokratik yollarla ele geçirmek için öncelikle yukarıda belirtilen DARBE PLANLARINI hazırladığı ve devamında da bu darbe planlarını uygulamaya koyduğu anlaşılmıştır.
 
 
===LEVENT ERSÖZ BEDRETTİN DALAN GÖRÜŞMESİ===
 
Levent ERSÖZ, Hasan Atilla UĞUR ile Bedrettin DALAN ve Kıvanç DEĞİRMENCİ arasında yapılan görüşme çözümünde özetle; Öncelikle bir süre Jandarma ile konuştuktan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin genel yapısı ve ülke gündemindeki meselelere yaklaşımı ile konuştukları, bu çerçevede Bedrettin DALAN’ın “en büyük sorumluluktan kaçan kurumlardan birisi maalesef sizin kurumunuz” “ben geldiğim zaman buraya, kimlerle yaptığım konuşmaları anlatırım, Kıvrık Paşadan başlayarak” dediği, devamında Doğan GÜREŞ ‘ten bugüne kadarki tüm genelkurmay başkanlarının arkadaşı olduğunu ve hepsine ülkedeki tehlikeyi anlatmaya çalıştığını, bir an evvel tedbir alınması gerektiğini söylediğini, Türkiye’nin İslamcı federal bir kürt yapıya doğru gittiğini anlatmaya çalıştığını, fakat hiçbirisine anlatamadığını, zamanında Doğan GÜREŞ’e durumu defalarca anlatmaya çalıştığını, fakat Doğan GÜREŞ ‘in konuyu basite indirgediğini ve “topuğu vurdum mu bitiririm onların işini” dediğini, fakat bunun böyle olmayacağını, her geçen gün çok geç kalındığı, bu nedenle bir an evvel bir şeyler yapılması gerektiğini söylediği,
 
Görüşmenin devamında kendisinin bir zaman İran Genelkurmay Başkanı ile oturup konuştuğunu ve İran da herhangi bir şey yapamadıkları için adamı suçladığını, bunun üzerine İran Genelkurmay Başkanının “farkında olduğumuz zaman askeri kışladan çıkaramadık. Kışla ile şehir arasındaki yollara çarşaflılar yattılar, dünyanın hiçbir askeride çiğneyip de kendi milletini inkar edemez. Bizden geçti de siz kendinize bakın.” dediğini söylediği, görüşmenin devamında on gün önce 1.inci Ordu Komutanı Yaşar BÜYÜKANIT’a anlatmaya çalıştığını, fakat ona da anlatamadığını söylediği, bunun üzerine Levent ERSÖZ’ün “Yaşar Paşaya anlatamadınız. Bu iki cümle ile özetlediğinizi anlatamadınız.” dediği, Bedrettin DALAN’ın da anlatamadığını söyledikten sonra “bütün Silahlı Kuvvetlere anlatamadığım şey şu. En az siviller yaptı. Siviller böyle bir şey yapamaz. Türkiye Cumhuriyetinin sosyolojik yapısı sivil bir enstütashana müsait değil.” dediği ve devamında bir süre Osmanlı ve Türklerden bahsettiği, devamında Türkiye’de anadolu insanının zenginleşmesine müsaade edilmediği için Anadolu da fikir hareketi ve buna bağlı olarak aydınlanma çağının gelişmediğini, Avrupa da ise bu durumun tam tersi olduğunu ve bu nedenle Avrupa’da burjuvanın kralın elinden gücünü aldığını, cumhuriyeti ve demokrasiyi kurduklarını, fakat demokrasi ve cumhuriyeti asla sahipsiz bırakmadıklarını, bugün Amerika ve Avrupa’daki demokrasinin arkasında yüzde bir milyon o burjuvanın kontrolü olduğunu, Amerika’da Kennedy burjuvanın kontrolünden çıktığı için öldürüldüğünü söylediği,
 
Bedrettin DALAN’ın çevresindeki zenginlere tavsiyede bulunurken “siz yeni yetme zenginlersiniz, ama ülkenizin burjuvası olması için hızlandırın kendinizi, okuyun hızlandırın. Yani Tuncay ÖZİLHAN’ın yüzüne söyledim. Bir şey demiyor ki.” dediği ve Türkiye’de Osmanlıdan sonra padişahın kutsal gücünü Türk Silahlı Kuvvetlerinin aldığını, Türkiye’de anayasayı Türk Silahlı Kuvvetlerinin yaptığını söylediği ve bu çerçevede “bütün anayasaları kuran daima bir güç vardır. Partili demokrasilerde burjuvadır. Türk demokrasisinde silahlı kuvvetlerdir. Şimdi bu gücün sahibi olduğunun farkında değil Silahlı Kuvvetler” dediği, bir süre sonra Levent ERSÖZ’ün “başkanım ne yapalım, ihtilal mi yapalım” diye sorduğu, Bedrettin DALAN’ın da “ihtilal yapılsın demiyorum. Bir çözümü her zaman vardır.” “Bu işlerimden dolayı dünyada değişik kişilerle tanıştım. Şu andaki Fransa Cumhurbaşkanı benim yardımcımdı üç sene öncesi. Almanya’nın eski ….eyalet başkanı çok yakın dostluğum vardır.” dedikten sonra Almanya’nın nasıl kalkındığını anlattığı,
Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, Türkiye’de Turgut ÖZAL’ın Türk Silahlı Kuvvetlerinin karşısına polisi dikme projesi başlattığını, bu proje kapsamında polise ağır silahlar verildiğini ve bu projenin halen devam ettiğini söylediği,
 
Daha sonra, 28 Şubat öncesi Çevik Bir paşayla oturup konuştuğunu, Çevik Paşanın dört saat not aldığını ve bunları bilgi notu şeklinde karargahındaki generallere dağıttığını söylediği, devamında TSK’nın bugünlerde yaptığı faaliyetleri takdirle karşıladığını, Türk Silahlı Kuvvetlerinin dünyanın üçüncü, dördüncü sıradaki silahlı kuvveti olduğunu, bu gücünün kıymetini bilmesini gerektiğini, şayet bu gücünün kıymetini bilirse Bedrettin DALAN’ın da ona katılacağını, Rahmi KOÇ’un da katılacağını, bugün karşısında olan herkesin ona katılacağını söylediği ve bu çerçevede “Bedrettin DALAN’da katılır ona, Rahmi KOÇ’da katılır, eşek gibi bugün karşısında olan herkes ona katılır” “Aydın DOĞAN da ona katılır, Amerika’da Avrupa’da ona katılır, elinden aslanlar gibi öper. Niye öperler. Silahlı Kuvvetler istediği için değil, bu coğrafya başka bir coğrafya, Deli Dumrul’un coğrafyası” “Sen şu sopayı göster, yarım saat sonra devletini satan herkesi tanırım. Muhakkak tavşan gibi korkarlar.” dediği,
 
Görüşmenin devamında, Mehmet AĞAR ve Deniz BAYKAL’dan bahsettiği, bu çerçevede “Mehmet AĞAR benim kardeşim, kendisine epeyce bir destek çıktım televizyonda” “Evvelki gün bir tebrik gördüm. Mehmet AĞAR’ın yılbaşı tebriği. Ön sayfada tamamen kendi resmi, arka sayfada 2004 yılının takvimi, bu Mehmet AĞAR’dan hiçbir şey olmaz,” “Öbür tarafta Baykal var, Baykal tamamen uçuk, zaten Moon tarikatının üyesidir,” dediği ve Mehmet AĞAR’ın tamamen kontrolünde olduğunu, kendisinin haberi olmadan ciddi adımlar atmayacağını söylediği,
 
Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, demokrasiden bahsettikleri, Levent ERSÖZ’ün “Asker demokrat olamaz mı başkanım.” dediği, Bedrettin DALAN’ın da “Olamaz, olmaması da lazım” “Olay şu, demokrasi denilen olayda dünyada öyle bir demokrasi falan yok” “Demokrasi bir game, oyun, gösteriş, şov. Yoksa gerçek demokrasi yok. Kennedy niye öldürüldü? Çünkü Kennedy Amerikan demokrasisinin patronu olan Amerikan burjuvasının işini bozmak, soğuk savaşı kaldırmaya kalktı, ihtar edildi, devam etti, alnına kurşunu yedi. Böyle bir demokrasi falan yok, bunlar normal halkın demokrasi var diye oyalandığı bir oyundur. Türkiye de bizim şanssızlığımız Osmanlının bir burjuvayı yetiştirip de Türkiye’yi o sivil burjuvaya teslim etmedi. Askerlerde demokrasiyi kutsal bir tabu zannediyor, kenarda kalınca işte bu şekilde ayakta duruyor, olay bu. Bugün keşke benim elimde bir güç olsaydı, demokrasi nasıl olurdu, gösterirdim…. Güç kullanılır, zamanı geldiği zaman kullanılır. Kullanılmadığı zaman kafana çuval geçirilir” dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Bedrettin DALAN’ın “Türkiye Cumhuriyeti devletinin en eski, en güçlü kurumunun içerisindesiniz, bunun hakkını verin” dediği ve görüşmenin sonlarına doğru dönemin Genelkurmay Başkanına hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu anlaşılmıştır.
 
 
Ancak, bu şekilde düşünmeyen bazı subayların ve generallerin önce Genelkurmay Başkanı’ na sonra da mevcut irticai nitelikli Hükümete karşı anti demokratik bir hareket planladıkları belirlenmiştir. Sayıca çok az olan bu kişiler, güya TSK’nin tabanında Genelkurmay Başkanı’ na karşı çok büyük bir infialin olduğu iddiasıyla hareket etmektedirler.
 
Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargahında görevli 5 generalin iştiraki ile çeşitli birliklerde geçtiğimiz günlerde yapılan toplantılarda;
 
(a) TSK’ nin çevremizde gelişen önemli olaylar ve ülkenin geleceğini etkileyen önemli iç olaylar karşısında görüşlerini net olarak ifade etmediği,
“Ankara kulislerinde Genelkurmay'ın TSK'daki duyarlılığı daha kesin biçimde yansıtması gerektiğini savunan komutanlar arasında şu isimler sayılıyor: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç YALMAN, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener ERUYGUR, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin DOĞAN, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit TOLON, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer KILINÇ. Dün Cumhuriyet gazetesinin manşetine yansıyan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün Başbakan Tayyip Erdoğan'a ilettiği, "Genç subaylar tedirgin" uyarısının da bir süredir kulislere yansıyan bu tazyikin sonucu olduğu belirtiliyor.” Yazdığı görülmüştür.
 
;===DARBE PLANI İLE İLGİLİ YAZILAN MEKTUPLAR===
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital verilerde “ayışığı metin” isimli word dosyasında “BAŞARILAMAYAN BİR DARBE PLANI VE BUGÜNE YANSIMALARI” başlıklı (15) sayfadan oluşan bir metin olduğu, söz konusu metnin 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilmesi planlanan darbe planları ile ilgili bir makama hitaben ayrıntılı bir şekilde bilgi mahiyetinde yazılan bir yazı olduğu anlaşılmaktadır.
 
Harekete katılan milletvekilleri de vardır. Özellikle AKP’den ayrılanlar mercek altına alınmalıdır. AKP’yi parçalamak için milletvekilleri teknik takip (telekulak-dinleme) altındadır.
 
TSK artık eski TSK değildir. Darbe konusunda daha önceki yıllarda olduğu gibi birlik beraberlik sağlanamamıştır.
Sivil idarede mülki amirler dahil tasfiye planlandığından, daha önce kamuoyuna yansıyan fişleme faaliyetlerinin ne maksatla yapıldığı daha iyi anlaşılmıştır.
 
YÖK ve Üniversiteler ile sendika merkezli hareketlerin girişimle ilişkisi araştırılmalıdır.
 
Aydın DOĞAN’ın çizgisini değiştirmesi için baskı yapılması, aksi halde “işlem” yapılması, planlanmıştır. DOĞAN medyanın başlangıçta hükümet destekçisi olmasına rağmen sonradan tamamen hükümet karşıtı bir çizgi benimsemesi bu planlama açısından bakıldığında oldukça anlamlı görülmektedir.
 
İç tepkilerin kontrol altına alınabilmesi için, darbe hareketinin milliyetçilik tabanı üzerine bina edilmesi planlanmıştır.
 
Kurulacak alternatif partinin başına N.Kemal ZEYBEK, A.Vefik ALP veya Ümit ÖZDAĞ’ın geçirilmesi planlanmıştır.
 
Darbe girişimi, birinci derecede Org. ERUYGUR’un ikinci derecede Org. Hurşit TOLON’un önünün açılmasına hizmet etmektedir.
 
Başbakan ERDOĞAN’ın Cumhurbaşkanı olmasının önlenmesi darbe girişiminin temel argümanlarından biri olarak kullanılmaktadır.
 
Darbe planlaması diğer Kuvvet K.lıkları ile koordineli olmakla birlikte esas itibarıyle J.Gn.K.Lığı bünyesinde yapılmıştır. Org. YALMAN’ın kararsızlığı, Org. FIRTINA’nın tarafsızlığı, 1nci ve 2nci Or. K.larının karşı olmalarının belirgin olması, konunun geniş zeminde tartışıldığını ve koordine edildiğini göstermektedir.
 
;BUGÜNE YANSIMALARI
İdhar edilen kadro bugün ne durumdadır? Ne yapmaktadır? Bunun dikkatle takibi gerekmektedir.
 
Bugüne kadar yaşanan olaylar; adı ne olursa olsun darbe veya 28 şubat benzeri postmodern darbe girişimi riski bugün de devam ettiğini göstermektedir. 2006 ağustos ayında komutanların görev değişimleri esnasında yaptıkları konuşmalarda bazı emareler vermektedir.
 
Cereyan eden olayların ve eylemlerin milliyetçi bir çerçeveye oturtulma çabaları, planlanan bu darbe girişiminin temel felsefesi ile örtüşmektedir. Bu nedenle bu tür olayların perde gerisinin çok yönlü incelenmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.
 
Org. Büyükanıt’ın 2004’teki darbe girişimine karşı çıkması son derece doğaldır. O zaman karşı olması bugün için de bir garanti anlamına gelmemektedir.
DOĞAN medya grubu tekrar sağduyulu bir çizgiye çekilmeye ikna edilmeli ve maceraya girmesi önlenmelidir.
 
Türkiye’yi geriye götürecek ve 28 şubat’tan daha vahim sonuçlar doğuracak bu tür girişimlerle, her ne pahasına olursa olsun acımasızca mücadele edilmelidir. Şurası unutulmamalıdır ki, darbe girişimini yapmaya yeltenecekler hem TSK içerisinde hem de siviller arasındaki azınlıkta olan bir grubu temsil etmektedir. gerek askeri gerekse sivil kesimde zihinlerde büyük değişim meydana gelmiş ve süreç devam etmektedir. Cesaretle tavır konduğu takdirde başarılı olmaları mümkün değildir. Millet artık gerçekleri görmektedir. Maskeler düşmüştür.” Yazdığı görülmüştür.
 
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital dokümanlardan“psiko son1” isimli (3) sayfalık word dosyasında, “SAYIN YETKİLİ” başlığı altında, darbe planları içersinde görev alan bir kişinin duyduğu pişmanlık neticesi bir makama hitaben ihbar şeklinde yazdığı bir mektubun olduğu,
 
“Sayın Yetkili” diye başlayan mektup içerinde özetle; “Özellikle son dönemde, Türkiye Cumhuriyeti 59 uncu Hükümeti üyeleri ve icraatları aleyhinde yürütülen psikolojik harekât kapsamında; sistematik bir biçimde yıpratıcı ve yıkıcı çalışmalar yapılmaktadır.
Bahse konu psikolojik harekât; çekirdek kadrosunu bir kısım Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) mensubunun oluşturduğu, emekli askeri personel ile bazı sivil şahısları da kapsayan ve etki alanları oldukça geniş bir organizasyon tarafından yürütülmektedir.
Organizasyonun hedefi; kitle iletişim araçlarını (Basın yayın organları, radyo, televizyon) etkin olarak kullanarak; hükümet üyelerini kamuoyunda küçük düşürerek, inanılırlık ve güvenilirliklerini zedeleyecek tarzda, doğruluğu ispatlanmamış haberleri yaymaktır. Bu sayede, ülkede bir kriz ortamı oluşturarak; mevcut rejim için öncelikli tehdit kabul ettikleri ve “İrticanın temsilcisi” olarak gördükleri AKP Hükümetini etkisiz hale getirmeyi amaçlamaktadırlar.
 
Başlıca görevi, Türkiye Cumhuriyeti Devletini korumak ve kollamak olan TSK gibi ülkenin onur timsali olan bir kurumunun mensubu olmakla gurur duyuyorum. Yetiştirilme tarzım ve aldığım eğitim gereği, anti laik oluşumların zararlılığına ve ülkemizi geriye götüreceğine inanmaktayım. Bu nedenle de yukarıda bahsettiğim illegal organizasyon tarafından şahsıma yapılan görev teklifini düşünmeksizin seve seve kabul ettim.
 
Bugüne kadarki süreç içersinde yürütülen psikolojik harekât çerçevesinde planlanan görevlerde aktif olarak yer aldım. Söz konusu psikolojik harekât eylem planlarından AKP Hükümetine karşı düzenlenilen operasyonun adı; “SARIKIZ” olarak belirlenmişti. Plana göre; öncelikle AKP’nin önde gelen isimleri hakkında kapsamlı bir fişleme çalışması yapıldı. Maddi çıkar amaçlı çetelerin yasadışı faaliyetlerine göz yumularak; fişleme çalışmaları esnasında kendilerinden azami derecede istifade edildi. Sonuçta tespit edilen çeteler sayesinde yıpranan yine TSK oldu.
 
Bilahare, basın ve yayın organlarının kontrol altına alınması maksadıyla, geniş bir okuyucu kitlesine sahip, kilit haberleşmeci konumundaki yazarlarla irtibata geçildi. Kimi çeşitli vaatlerle kimileri ise üstü kapalı tehditlerle ikna edilen yazarlar kanalıyla; “AKP, TSK’yi yıpratmak için sinsice planlar yapıyor, AKP, Türkiye’yi sonu belli olmayan karanlık bir yola doğru sürüklüyor.” tarzındaki temalar işlenerek, kamuoyunun menfi yönde etkilenmesi amaçlandı.
 
Kilit haberleşmeci deyince; tavır, davranış ve sözleriyle, geniş kitleleri etkileyerek, harekete geçirebilecek pozisyondaki kişiler akla gelir. Politikacılar, sanatçılar, işadamları, aşiret liderleri kilit haberleşmecilere örnek verilebilir. Bu bağlamda; ülkemizde ve dünya çapında tanınmış sanatçıların müzik-eğlence programları esnasında, istenilen mesajların “Eğlendirme tekniği”yle hedef kitlelere iletilmesi yönündeki çalışmalar sürekli faaliyet olarak devam ettirilmekte.
 
Rektörlerle görüşülerek öğrencilerin hükümet aleyhinde eylemlerde bulunmasına çalışıldı. Bu kapsamda, basına yansıyan, 10 Eylül 2003 tarihindeki K.K.K. Orgeneral Aytaç YALMAN ile rektörlerin yaptığı görüşmenin haricinde yapılan gizli görüşmelerle de; 02 Mart 2005 ve 27 Şubat 2006 tarihlerinde Ankara Üniversitesinde, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK’in maruz kaldığı durum ile benzeri hadiselerin temelleri atıldı.
 
Sendikaların hükümet aleyhindeki tutum ve davranışlarının desteklenmesi hususu benimsendi. Görsel psikolojik harekat ürünlerinin (afiş, bildiri, billboard) hazırlanarak uygun yer ve zamanlarda kullanılması kararlaştırıldı. Sivil Toplum Örgütleri (STÖ)’nin yönlendirilerek hükümet aleyhinde kampanyalar düzenlenmesi teşvik edildi. Tüm bu faaliyetlerin eş zamanlı olarak yürütülmesi öngörüldü.
Laik rejimi koruma adına yaptığımız ifade edilen bu operasyonun aslında; bazı şaibeli kişilerin önünü açma ve TSK içindeki bir grubun menfaatleri doğrultusunda yaptıkları bir harekât olduğunu, dolayısıyla da TSK’ye ve Cumhuriyetimize zarar verdiğini fark etmiş olmam beni hayal kırıklığına uğrattı. Bu nedenle de birçok konuda aynı görüşleri paylaşmasak bile, sizi bahse konu organizasyon hakkında bilgilendirme sorumluluğunu ve mecburiyetini kendimde hissediyorum.” Yazdığı ve devamında da bazı örnekler verildiği görülmüştür.
 
;===GENELKURMAY BAŞKANI HİLMİ ÖZKÖK’E YAZILAN BİLGİ NOTLARI===
 
;GENELKURMAY BAŞKANI HİLMİ ÖZKÖK’E YAZILAN BİLGİ NOTLARI
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital verilerde “bilgi notu” isimli (4) sayfalık word dosyasında “Bilgi Notu” başlığı altında, TSK içersinde darbecilerin yaptığı çalışmalardan bilgi sahibi olan bir kişinin Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’e hitaben yazdığı bir not olduğu anlaşılmıştır.
 
Söz konusu bilgi notu içersinde özetle, Genelkurmay başkanı Hilmi ÖZKÖK’le ilgili ortaya atılan dedikodulardan ve bu dedikodular çerçevesinde, Genelkurmay başkanının yıpratılması için özellikle sivil kesimden başta gazeteciler olmak üzere değişik kişilerle yapılan toplantılardan bahsedildiği, bu çerçevede Mustafa BALBAY ve Bülent BERKARDA ile görüşüldüğünün anlatıldığı,
Devamında KK Komutanı ve Jandarma Gn. Komutanının, Hükümete yönelik kullanabilecekleri argumanları oluşturmak maksadıyla; Kasım ayında başlattıkları bir proje ile kendilerine yakın Ordu ve Kolordu Komutanları vasıtasıyla yoğun bir çalışma içerisine girdikleri, bu kapsamda;
 
(4) Çok gizli bir şekilde hazırlanan mektup ve bildiriler elden ele aktarılmak sureti ile birliklerde güvenilir kişiler arasında dağıtılarak Subay ve Astsubaylar yönlendirilmeye çalışıldığı,
 
(5) General seviyesindeki komutanların, güvenilir ve güvenilmez olarak kategorilendirildiği, özellikle Genelkurmay Başkanına yakınlığı ile bilinenlerin birliklerine yönelik faaliyetle de azami dikkatli davranıldığı,
 
(6) Özel İstihbarat Tim Komutanı J.Yzb. E…. Ö… ve Tim elemanı J.Bçvş. E… C….’ın 10-11 Ocak 2004 tarihlerinde icra edilen Uluslararası Muhafazakarlık ve Demokrasi Sempozyumu’nu izleyerek bilgi topladıkları, ayrıca gazeteci Arslan BULUT ve Prof.Dr. Bülent BERKARDA ile görüşerek J. Gn. Komutanınca verilmesi emredilen evrakları elden teslim ettikleri,
 
b) Birliklere gönderilen emirler ile AKP iktidarı döneminde atanmış olup olmadığına bakmaksızın görev yapan tüm kamu personeli hakkında araştırma yapılarak elde edilen bilgilerin doğruluğuna bakılmaksızın insanlar kategoriye ayırıldığı,
 
c) Karargahlarda görevli bir kısım kişilere, enelkurmay Başkanlığı aleyhine ifadeler içeren mektuplar yazdırıldığı ve bu mektupların isimsiz veya sahte vatandaş isimleriyle önce posta kanalı ile Komutanlıklara gönderildiği, Komutanlıklarca toplanan bu mektupların, halkın memnuniyetsizliğinin arttığı iddiasını içeren değerlendirmelerle birlikte J.Genel Komutanlığına ve KKK.lığına gönderildiği,
 
d) Genelkurmay başkanına yönelik yürütülen kampanyayı destekleyen bir kısım Komutanlıklarca icra edilen seminer toplantı vb. faaliyetler esnasında konu bir şekilde güncel olaylara getirilerek Hükümetin faaliyetlerine ve onun nezdinde Genelkurmay Başkanlığının tutumuna yönelik eleştiriler yapılarak alt kademenin yönlendirilmeye çalışıldığı,
 
Bu faaliyetler haricinde son günlerde dikkat çeken ve Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün ivedilikle bilmesi gerektiğine inandığı diğer önemli çalışmalardan bahsedildiği ve bu çerçevede;
 
 
Dini grup ve cemaatlerin sahip olduğu; özel okul, dershane, öğrenci yurdu, kuran kursları, vakıf, dernek, ticari kuruluş, radyo/Tv ile gazete isimleri sayıları ve bunların faaliyetleri,
 
Başta YİBO’lar olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarındaki yönetici seviyesindeki şahısların biyoğrafik bilgileri (görev, memleket tandası, eğitimleri ile yeni atanma durumu)
 
Bu kapsamda; il valisi, vali yardımcıları, kaymakamlar, il/ilçe müdürleri (milli eğitim, sağlık vb.), il/ilçe emniyet müdürleri ve varsa bölge Md.leri ile ilgili biyografik bilgilerde güncelleştirileceği, yapılan bu çalışmaların 18-19 Şubat 2004 tarihine kadar kişiye özel olarak kurye ile J. Genel Komutanlığına gönderileceği,
 
 
Bu ziyaretlerde birliklerdeki subaylar ve astsubaylarla toplantılar yapıldığı ve bu toplantılarda herkesin Genelkurmay başkanı ve hükümetle ilgili görüşlerine açıkça ifade etmelerinin istendiği, sonuç olarak katılımcılarının büyük çoğunluğunun;
 
-Her kurumun kendi görevini yapması gerektiği,
 
-Ekonomik açıdan mevcut hükümetin başarılı olduğu,
 
-Ülkemizde iç ve dış istikrarın sağlandığı,
 
-Genelkurmay Başkanlığının demokratik ülkelerde olması gerektiği gibi her konuda görüşlerini hükümete aktarıldığına inanıldığı,
 
-Kuvvet Komutanları seviyesindeki farklı düşüncelerin basın aracılığıyla gündeme getirilmesinin silahlı kuvvetlere zarar verdiği,
 
-Özellikle doğu ve güneydoğuda 28 Mart 2004 seçimlerinde DEHAP’a karşı AKP’nin desteklenmesi gerektiği şeklinde görüşler öne sürdüğü belirtilmiştir.
 
Bilgi notunun “Sonuç ve Değerlendirme” bölümünde ise, J.Gn. K.lığının ülke genelinde yürüttüğü fişleme faaliyeti ile KKK.lığınca kıt’alara yönelik yapılan çalışmaların her ikisinin de Şubat 2004 sonuna kadar tamamlanmasının öngörüldüğü, ayrıca Kıtalarda yapılan toplantılarla ilgili olarak subay ve astsubayların gerçek görüşlerinin değil de, düzmece değerlendirmeler yazılarak Genelkurmay Başkanlığına gönderileceği bildirilmiştir.
 
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital verilerde “ilave not” isimli (2) sayfalık word dosyasında “NOT” başlığı altında, bir önceki bilgi notuna ek olarak yeni bilgilerin verildiği,
 
Söz konusu not içersinde, 28 Şubat Pazar akşamı saat:18:00 de Kuvvet Komutanlarının sivil ve korumasız olarak Jandarma Genel Komutanlığının Beytepedeki binasında toplandıkları, toplantının saat:21.30’a kadar devam ettiği, saat:21.30 dan 22.30’a kadar da bizzat Kara Kuvvetleri Komutanı ile Jandarma Genel Komutanının ikili görüşme yaptığı,
 
Ayrıca 3 Mart 2004 günü ATO Sponsorluğunda ADD tarafından gerçekleştirilen bir sempozyum düzenlendiği, sempozyumdaki konuşma metinlerinin Jandarma Genel Komutanlığı Gn. PP Başkanlığınca hazırlandığı ve konuşmacılara dağıtıldığı, katılımcıların tek tek tespit edildiği ve toplantı esnasındaki davranış biçimlerinin dahi önceden belirlendiği, bu toplantı ile Cumhuriyet Çalışma Grubu çerçevesinde planlanan faaliyet takvimine uygun olarak güçlü bir çıkış yapmayı hedefledikleri,
 
Bu toplantıya paralel olarak planlanan seri faaliyetlerden en önemlisinin, kamuoyu ve medya desteğini arkalarına almayı sağlayacak olan Kıbrıs davası ve Denktaş’ın kredisinin kullanılmasının uygulamaya konulduğu, bu kapsamda Denktaş’ın yapacağı “Görüşmelerden çekilme açıklamasının” hedeflendiği, bu açıklamanın etkisini artırmak maksadıyla 5000 araçlık bir karşılama konvoyu planlandığı, fakat bu konvoyun 500 aracı geçemediği, ayrıca tüm TV kanallarına canlı yayın yapmaları yönünde baskılar yapıldığı belirtilmiştir.
 
Bundan sonraki bölümde DARBE PLANLARININ uygulanması ile ilgili elde edilen deliller sırası ile anlatılacaktır. Öncelikle darbe planları ve nasıl uygulamaya konulduğu Özden ÖRNEK ve Mustafa BALBAY’ın günlüklerinden yola çıkılarak, devamında da yapılan her planının nasıl ve ne şekilde uygulamaya konulduğu delilleri ile anlatılacaktır.
 
478

değişiklik