"2. Ergenekon İddianamesi/III. BÖLÜM ÖRGÜTÜN İŞLEDİĞİ SUÇLAR" sayfasının sürümleri arasındaki fark

Düzenlendi
(Düzenlendi)
YASAMA VE YÜRÜTME ORGANINI ORTADAN KALDIRMAYA TEŞEBBÜS (Darbeye teşebbüs)
 
Darbe, askeri darbe veya hükumet darbesi olarak da ifade edilmektedir. Darbe devletin emrindeki askeri kurumlara mensup kişi veya kişilerin ani olarak anayasal olmayan yollarla mevcut hükumeti devirmesi ve iktidara el koyması olarak tanımlanmıştır.
20. yüzyılda askeri darbeler yaygın olarak Latin Amerika’da Arjantin, Şili, Asya’da Birmanya, Avrupa’da Yunanistan ve Türkiye gibi özellikle gelişmekte olan ülkelerde gözlemlenmiştir. Bunların yanı sıra daha birçok az gelişmiş ülkelerde askeri darbeler yaşandığı görülmüştür. Sonuç olarak askeri darbeler Dünya’da hiçbir ülkeye huzur, adalet ve demokrasi getirmediği gibi bilakis her askeri darbede toplumlar demokrasiden insan haklarından ve özgürlüklerden uzaklaşmışlardır.
;2003-2004 YILLARI İLE DAHA SONRAKİ YILLARDA GERÇEKLEŞTİRİLMESİ PLANLANAN ASKERİ MÜDAHALEYE ZEMİN HAZIRLAMA ÇALIŞMALARI:
 
ERGENEKON terör örgütüne yönelik yapılan soruşturma çerçevesinde örgüt üyesi olma şüphesi ile gözaltına alınan Mehmet Şener ERUYGUR, Ahmet Hurşit TOLON, Hasan Atilla UĞUR ve Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen dijital verilerde, 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilmesi planlanan DARBE PLANLARI, darbe planları çerçevesinde yapılan çalışmalar, CUMHURİYET ÇALIŞMA GRUBU sunumları ve dönemin Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK tarafından tutulduğu sabit olangünlükler ve Mustafa BALBAY tarafından tutulduğu sabit olan günlükler olduğu tespit edilmiştir.
“AVRUPA BİRLİĞİNİN TEPKİLERİNİN KONTROL ALTINDA TUTULMASI” başlığı altında,
 
;YAPILACAKLAR
AB’nin ikiyüzlülüğünün kamuoyuna anlatılmasına devam edilmesi,
ABD ve AB karşıtı mitinglerinin düzenlenmesi
 
;MUHTEMEL TEPKİLER
ABD’nin tepkilerine ortak olabilir,
ABD’den bağımsız olarak benzer tepkiler gösterebilir,
AB’nin mekanizmalarını kullanarak bütçe/mali piyasa ile ilgili yaptırımları gerçekleştirebilir,
 
;TEPKİLERE TEDBİRLER
Kamuoyunun, AB’nin ikiyüzlülüğüne ve sevr antlaşması kaynaklı dayatmalarına karşı kuvvet komutanlarının, üst düzey sivil toplum örgütlerinin, aydınların ve iktidar partisinden ayrılan milletvekillerinin açıklamaları ile yönlendirilmesi,
Sendika ve Üniversite gençliğinin eylemli gösterilerinin organize edilmesi,
“İÇ TEPKİLERİN KONTROL ALTINDA TUTULMASI” başlığı altında;
 
;“YAPILACAKLAR”
Yerel yöneticilerin organizasyonu, “Vali”, “Belediye Başkanı” ve “Kaymakam”ların tespiti,
Milli İstihbarat Teskilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün yönetim yapısının analiz edilmesi, kadrodaki darbe yanlısı olanlarla darbe karşıtı olanların tespit edilmesi,
Darbe karşıtlarının görevden uzaklaştırılarak söz konusu kurumların kontrol altına alınması,
 
;MUHTEMEL TEPKİLER
Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün aktif bir şekilde karşı herekat için kullanılması,
Milli İstihbarat Teşkilatı ve Emniyet Genel Müdürlüğünün AYIŞIĞI hareketine ve kadrosuna yönelik operasyonlar düzenlenmesi,
 
;TEPKİLERE TEDBİRLER
İllerde bulunan Milli İstihbarat Teşkilatı Başkanları ile İl Emniyet Müdürlerinin yeniden yapılandırılması için tespit ve temaslarda bulunulması,
AY IŞIĞI hareketinin milliyetçilik tabanı üzerine inşa edilmesi,
Hususları detaylandırılmak suretiyle ,uygulanacak stratejinin belirlendiği tespit edilmiştir.
 
;YAKAMOZ KOD İSİMLİ DARBE PLANIN UYGULAMAYA KONULMASI
 
Yakamoz kod adlı darbe planında TSK’nın yeniden düzenlenmesi gerektiği planlanmıştır.
 
İÇ TEPKİLERİN KONTROL ALTINDA TUTULMASI İÇİN,
 
01-YEREL YÖNETİCİLERİN ORGANİZASYONU, “VALİ”, “BELEDİYE BAŞKANI” VE “KAYMAKAM”LARIN TESPİT EDİLMESİ GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.
Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, darbe planlayıcılarının darbe sonrasında iç tepkileri kontrol altında tutabilmek için, görevdeki birçok Vali Belediye başkanı ve Kaymakam hakkında çalışmalar yaptıkları ve bu kişiler hakkında kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydederek fişlemeler yaptıkları görülmüştür.
 
02-İLLERDE BULUNAN MİLLİ İSTİHBARAT TEŞKİLATI BAŞKANLARI İLE İL EMNİYET MÜDÜRLERİNİN YENİDEN YAPILANDIRILMASI İÇİN TESPİT VE TEMASLARDA BULUNULMASI GEREKTİĞİ BELİRTİLMİŞTİR.
 
Soruşturma kapsamında elde edilen delillerden, darbe planlayıcılarının darbe sonrasında iç tepkileri kontrol altında tutabilmek için, mevcut görev yapan birçok Emniyet Müdürü hakkında çalışmalar yaptıkları ve bu kişiler hakkında kişisel verileri hukuka aykırı bir şekilde kaydederek fişleme yaptıkları görülmüştür.
Şüpheliler Şener ERUYGUR, Hurşit TOLON, İsmail YILDIZ ve Ergün POYRAZ’dan ele geçirilen fişleme bilgilerine bakıldığında, örgütün tüm bu faaliyetleri darbe planları çerçevesinde yaptığı açıkça anlaşılmaktadır.
 
;ELDİVEN KOD İSİMLİ DARBE PLANI
 
“ELDİVEN” kod adlı darbe planı incelendiğinde, genel olarak AYIŞIĞI ve YAKAMOZ darbe planları başarılı bir şekilde gerçekleştirildikten sonra yapılması gerekenlerin planladığı anlaşılmaktadır.
 
2.Slaytta; “ELDİVEN” başlığının altında “1) Dahili Mutabakatın Sağlanması, 2) CMB Mutabakatının Sağlanması, 3) Yıpratma, 4) Hazırlık ve Geçiş, 5) TSK Türk Halkı Projesi” olmak üzere beş alt başlığın ,
 
 
;ASKERİ MÜDAHALEYE ZEMİN HAZIRLANMASI PLANLARININ UYGULAMAYA GEÇİRİLMESİNE DAİR DİĞER DELİLLER
 
Yukarıda ifade edildiği üzere, ERGENEKON silahlı terör örgütü şüphelileri yasama ve yürütme organını cebren ortadan kaldırıp devlet idaresini antidemokratik yollarla ele geçirmek için öncelikle yukarıda belirtilen DARBE PLANLARINI hazırladığı ve devamında da bu darbe planlarını uygulamaya koyduğu anlaşılmıştır.
 
 
;LEVENT ERSÖZ BEDRETTİN DALAN GÖRÜŞMESİ
 
Levent ERSÖZ, Hasan Atilla UĞUR ile Bedrettin DALAN ve Kıvanç DEĞİRMENCİ arasında yapılan görüşme çözümünde özetle; Öncelikle bir süre Jandarma ile konuştuktan sonra Türk Silahlı Kuvvetlerinin genel yapısı ve ülke gündemindeki meselelere yaklaşımı ile konuştukları, bu çerçevede Bedrettin DALAN’ın “en büyük sorumluluktan kaçan kurumlardan birisi maalesef sizin kurumunuz” “ben geldiğim zaman buraya, kimlerle yaptığım konuşmaları anlatırım, Kıvrık Paşadan başlayarak” dediği, devamında Doğan GÜREŞ ‘ten bugüne kadarki tüm genelkurmay başkanlarının arkadaşı olduğunu ve hepsine ülkedeki tehlikeyi anlatmaya çalıştığını, bir an evvel tedbir alınması gerektiğini söylediğini, Türkiye’nin İslamcı federal bir kürt yapıya doğru gittiğini anlatmaya çalıştığını, fakat hiçbirisine anlatamadığını, zamanında Doğan GÜREŞ’e durumu defalarca anlatmaya çalıştığını, fakat Doğan GÜREŞ ‘in konuyu basite indirgediğini ve “topuğu vurdum mu bitiririm onların işini” dediğini, fakat bunun böyle olmayacağını, her geçen gün çok geç kalındığı, bu nedenle bir an evvel bir şeyler yapılması gerektiğini söylediği,
Görüşmenin ilerleyen bölümlerinde, demokrasiden bahsettikleri, Levent ERSÖZ’ün “Asker demokrat olamaz mı başkanım.” dediği, Bedrettin DALAN’ın da “Olamaz, olmaması da lazım” “Olay şu, demokrasi denilen olayda dünyada öyle bir demokrasi falan yok” “Demokrasi bir game, oyun, gösteriş, şov. Yoksa gerçek demokrasi yok. Kennedy niye öldürüldü? Çünkü Kennedy Amerikan demokrasisinin patronu olan Amerikan burjuvasının işini bozmak, soğuk savaşı kaldırmaya kalktı, ihtar edildi, devam etti, alnına kurşunu yedi. Böyle bir demokrasi falan yok, bunlar normal halkın demokrasi var diye oyalandığı bir oyundur. Türkiye de bizim şanssızlığımız Osmanlının bir burjuvayı yetiştirip de Türkiye’yi o sivil burjuvaya teslim etmedi. Askerlerde demokrasiyi kutsal bir tabu zannediyor, kenarda kalınca işte bu şekilde ayakta duruyor, olay bu. Bugün keşke benim elimde bir güç olsaydı, demokrasi nasıl olurdu, gösterirdim…. Güç kullanılır, zamanı geldiği zaman kullanılır. Kullanılmadığı zaman kafana çuval geçirilir” dediği, görüşmenin ilerleyen bölümlerinde Bedrettin DALAN’ın “Türkiye Cumhuriyeti devletinin en eski, en güçlü kurumunun içerisindesiniz, bunun hakkını verin” dediği ve görüşmenin sonlarına doğru dönemin Genelkurmay Başkanına hakaret içerikli söylemlerde bulunduğu anlaşılmıştır.
 
;DEMOKRAT GENERALLERİN YAZDIĞI MEKTUP
Hurşit TOLON’dan ele geçirilen dijital verilerde, “DEMOKRAT GENERALLER” tarafından yazıldığı anlaşılan ve “Sayın Generalim” diye başlayan mektupta,
“Cumhuriyetimizin karşı karşıya bulunduğu tehdit ve ülkemizin içinde yaşamakta olduğu vahim durumu en yakından takdir edenlerden birisiniz. Ülkemizin içinde bulunduğu mevcut tablo karşısında TSK’ nın izleyeceği yol çok büyük önem kazanmıştır. Çünkü, çok büyük oranda iç ve dış desteğe sahip olan irticacı Hükümete karşı izlenecek tutum ülkemizin geleceği açısından hassasiyet kazanmaktadır. Söz konusu tutumun, geçmişte olduğu gibi askeri bir müdahale ya da TSK’ nde bir iç operasyon olamayacağı açıktır. Hükümete karşı izlenecek yolun demokrasinin dışında aranmaması gerekmektedir.
 
Ancak, bu şekilde düşünmeyen bazı subayların ve generallerin önce Genelkurmay Başkanı’ na sonra da mevcut irticai nitelikli Hükümete karşı anti demokratik bir hareket planladıkları belirlenmiştir. Sayıca çok az olan bu kişiler, güya TSK’nin tabanında Genelkurmay Başkanı’ na karşı çok büyük bir infialin olduğu iddiasıyla hareket etmektedirler.
Ancak, bu şekilde düşünmeyen bazı subayların ve generallerin önce Genelkurmay Başkanı’ na sonra da mevcut irticai nitelikli Hükümete karşı anti demokratik bir hareket planladıkları belirlenmiştir. Sayıca çok az olan bu kişiler, güya TSK’nin tabanında Genelkurmay Başkanı’ na karşı çok büyük bir infialin olduğu iddiasıyla hareket etmektedirler.
Kara Kuvvetleri Komutanlığı karargahında görevli 5 generalin iştiraki ile çeşitli birliklerde geçtiğimiz günlerde yapılan toplantılarda;
 
(a) TSK’ nin çevremizde gelişen önemli olaylar ve ülkenin geleceğini etkileyen önemli iç olaylar karşısında görüşlerini net olarak ifade etmediği,
 
(b) Son 1 yılda meydana gelen önemli gelişmelere karşı TSK tarafından yeterli tepki gösterilemediği,
 
(c) TSK’nin yeniliklere ve AB’ ne karşı olduğu şeklinde yansıtılarak TSK ile halk arasındaki bağların zayıflatıldığı,
 
(d) İrticai örgüt ve grupların son yıllarda daha örgütlü ve etkili bir şekilde faaliyetlerine devam ettikleri,
 
(e) Meydana gelen gelişmelere karşı TSK’ nin proaktif yaklaşım yerine tepkisel bir yaklaşım içerisinde olduğu,
 
İddialarına yer verilmiştir.
İddialarına yer verilmiştir.
Ancak, toplantılarda ortaya konan görüşler sadece bu kadarla kalmamıştır. Bir çok subay, darbe döneminin kapandığını, Hükümetin irticai nitelikli olduğunu, ancak, Hükümete karşı izlenecek tutumda demokrasinin dışına çıkılmaması gerektiğini, mevcut koşullarda da TSK’nin çok farklı bir tutum izlemesinin esasen mümkün olmadığını bu anlamda Genelkurmay Başkanı’ na haksızlık yapıldığını, Hükümetin ekonomik olarak başarısız olmasını beklemek gerektiğini, Cumhuriyet tarihinde bütün iktidarların seçim kaybettiğini, bu iktidarında büyük olasılıkla bir sonraki genel seçimde iktidardan uzaklaşacağını belirtmişlerdir.
 
Ancak, aralarında KKK.lığı karargahında görevli Tümg. P… ve Tümg. Ö…. ve Tuğg. ……..’ nin de bulunduğu generaller Kuvvet Komutanı’ na sunmak üzere hazırladıkları raporda gerçekleri gizleyerek, sadece TSK yönetiminin eleştiren ve “ daha ne duruyoruz, sokağa çıkalım” anlamına gelen konuşmalara yer vermişlerdir. Ayrıca raporda yer alan konuşmaların da birer tertip olduğu da bilinmektedir. Söz konusu generallerin ve aynı şekilde düşünenlerin amacının devleti kurtarmak olmadığı kendi istikballerini düşündükleri gayet açık bir gerçektir.
Ancak, toplantılarda ortaya konan görüşler sadece bu kadarla kalmamıştır. Bir çok subay, darbe döneminin kapandığını, Hükümetin irticai nitelikli olduğunu, ancak, Hükümete karşı izlenecek tutumda demokrasinin dışına çıkılmaması gerektiğini, mevcut koşullarda da TSK’nin çok farklı bir tutum izlemesinin esasen mümkün olmadığını bu anlamda Genelkurmay Başkanı’ na haksızlık yapıldığını, Hükümetin ekonomik olarak başarısız olmasını beklemek gerektiğini, Cumhuriyet tarihinde bütün iktidarların seçim kaybettiğini, bu iktidarında büyük olasılıkla bir sonraki genel seçimde iktidardan uzaklaşacağını belirtmişlerdir.
Bu raporun amacının, Genelkurmay Başkanı’nı istifa etmek zorunda bırakmak için TSK’nin harekete geçmesini sağlamak olduğu bilinmektedir. Bu kişiler tüm çabalarına rağmen genç subaylardan ve generallerden yeterli desteği alamamışlardır. Ancak, desteği almak için her türlü yalana da başvurmuşlardır. Çok yakında size de gelerek, “Genelkurmay Başkanı’nı istifaya zorlamak için harekete geçeceğiz. Her rütbeden çok sayıda general ve subay hareketimize destek vermektedir. Sizi de ülkemizi koruma ve kollama amacıyla yapacağımız bu harekette görmek istiyoruz.” diyeceklerdir. Bunu diyeceklerdir ama, Genelkurmay Başkanı’nın yerine siz olsaydınız nasıl bir tutum izlerdiniz sorusuna da cevap veremeyeceklerdir. Sadece Hükümetin iç ve dış bir çok çevreden destek aldığından şikayet edeceklerdir.
 
Lütfen bu sözlere aldanmayınız. Destek alabildikleri general sayısı bir düzineyi bile bulmamıştır. Lütfen tüm faaliyetleri deşifre olan ve yetkililerce bilinen bu kişilerin yalanlarına kanarak hem devletimizin ve hem de şahsınızın istikbalini karartmayınız. Ülkemizin içinde bulunduğu olumsuzluk her subayın içini karartmaktadır. Hepimiz aydınlık bir Türkiye istiyoruz. Ama, makam hırsıyla hareket eden insanların oyununa da gelmemeliyiz. TSK’nin hızla yıpranan itibarını yeniden kazanmak için yapılması gereken asker ve halk kaynaşmasını sağlamaktır. Bunu yapacak olan güç ise şüphesiz TSK dır. Saygılarımla rica ederim. Demokrat Generaller” yazdığı görülmüştür.
Ancak, aralarında KKK.lığı karargahında görevli Tümg. P… ve Tümg. Ö…. ve Tuğg. ……..’ nin de bulunduğu generaller Kuvvet Komutanı’ na sunmak üzere hazırladıkları raporda gerçekleri gizleyerek, sadece TSK yönetiminin eleştiren ve “ daha ne duruyoruz, sokağa çıkalım” anlamına gelen konuşmalara yer vermişlerdir. Ayrıca raporda yer alan konuşmaların da birer tertip olduğu da bilinmektedir. Söz konusu generallerin ve aynı şekilde düşünenlerin amacının devleti kurtarmak olmadığı kendi istikballerini düşündükleri gayet açık bir gerçektir.
24 Mayıs 2003 tarihli MİLLİYET Gazetesinde, “DÖRT YILDIZLI TEPKİ” başlıklı haberde, “Hükümetin bazı icraatlarının TSK’nın alt kademelerinde yarattığı huzursuzluğu, üst düzey generaller Genelkurmay başkanı ÖZKÖK’e iletiyor” yazdığı, haberin ayrıntısında ise,
 
Bu raporun amacının, Genelkurmay Başkanı’nı istifa etmek zorunda bırakmak için TSK’nin harekete geçmesini sağlamak olduğu bilinmektedir. Bu kişiler tüm çabalarına rağmen genç subaylardan ve generallerden yeterli desteği alamamışlardır. Ancak, desteği almak için her türlü yalana da başvurmuşlardır. Çok yakında size de gelerek, “Genelkurmay Başkanı’nı istifaya zorlamak için harekete geçeceğiz. Her rütbeden çok sayıda general ve subay hareketimize destek vermektedir. Sizi de ülkemizi koruma ve kollama amacıyla yapacağımız bu harekette görmek istiyoruz.” diyeceklerdir. Bunu diyeceklerdir ama, Genelkurmay Başkanı’nın yerine siz olsaydınız nasıl bir tutum izlerdiniz sorusuna da cevap veremeyeceklerdir. Sadece Hükümetin iç ve dış bir çok çevreden destek aldığından şikayet edeceklerdir.
 
Lütfen bu sözlere aldanmayınız. Destek alabildikleri general sayısı bir düzineyi bile bulmamıştır. Lütfen tüm faaliyetleri deşifre olan ve yetkililerce bilinen bu kişilerin yalanlarına kanarak hem devletimizin ve hem de şahsınızın istikbalini karartmayınız. Ülkemizin içinde bulunduğu olumsuzluk her subayın içini karartmaktadır. Hepimiz aydınlık bir Türkiye istiyoruz. Ama, makam hırsıyla hareket eden insanların oyununa da gelmemeliyiz. TSK’nin hızla yıpranan itibarını yeniden kazanmak için yapılması gereken asker ve halk kaynaşmasını sağlamaktır. Bunu yapacak olan güç ise şüphesiz TSK dır. Saygılarımla rica ederim. Demokrat Generaller” yazdığı görülmüştür.
 
24 Mayıs 2003 tarihli MİLLİYET Gazetesinde, “DÖRT YILDIZLI TEPKİ” başlıklı haberde, “Hükümetin bazı icraatlarının TSK’nın alt kademelerinde yarattığı huzursuzluğu, üst düzey generaller Genelkurmay başkanı ÖZKÖK’e iletiyor” yazdığı, haberin ayrıntısında ise,
“Ankara kulislerinde Genelkurmay'ın TSK'daki duyarlılığı daha kesin biçimde yansıtması gerektiğini savunan komutanlar arasında şu isimler sayılıyor: Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Aytaç YALMAN, Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener ERUYGUR, Birinci Ordu Komutanı Orgeneral Çetin DOĞAN, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Hurşit TOLON, MGK Genel Sekreteri Orgeneral Tuncer KILINÇ. Dün Cumhuriyet gazetesinin manşetine yansıyan ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün Başbakan Tayyip Erdoğan'a ilettiği, "Genç subaylar tedirgin" uyarısının da bir süredir kulislere yansıyan bu tazyikin sonucu olduğu belirtiliyor.” Yazdığı görülmüştür.
 
;DARBE PLANI İLE İLGİLİ YAZILAN MEKTUPLAR
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital verilerde “ayışığı metin” isimli word dosyasında “BAŞARILAMAYAN BİR DARBE PLANI VE BUGÜNE YANSIMALARI” başlıklı (15) sayfadan oluşan bir metin olduğu, söz konusu metnin 2003-2004 yıllarında gerçekleştirilmesi planlanan darbe planları ile ilgili bir makama hitaben ayrıntılı bir şekilde bilgi mahiyetinde yazılan bir yazı olduğu anlaşılmaktadır.
 
Metin içersinde, söz konusu darbe planının baş aktörünün Şener ERUYGUR olduğu, bu darbe planlarının 2003 yılında hazırlandığı ve 2004 yılı Haziran-Temmuz aylarında uygulamaya konulacağı, fakat söz konusu darbe planları Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK tarafından öğrenilip akamete uğratıldığı,
Metin içersinde, söz konusu darbe planının baş aktörünün Şener ERUYGUR olduğu, bu darbe planlarının 2003 yılında hazırlandığı ve 2004 yılı Haziran-Temmuz aylarında uygulamaya konulacağı, fakat söz konusu darbe planları Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK tarafından öğrenilip akamete uğratıldığı,
Söz konusu darbe planının 2 aşamadan oluştuğu, AYIŞIĞI olarak adlandırılan birinci aşamada, Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün baskıyla istifa ettirilmesi, AKP’den azami sayıda milletvekilinin istifa ettirilerek ayrı grup kurmalarının sağlanması ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’in görevine devam etmesinin planlandığı,
 
YAKAMOZ olarak adlandırılan ikinci aşamada ise, kontrol ele alındıktan sonra, TSK’nın Anayasa dahil olmak üzere, sivil idarenin ve Türkiye’nin dış dünyayla olan ilişkilerinin yeniden düzenlenmesinin planlandığı,
Söz konusu darbe planının 2 aşamadan oluştuğu, AYIŞIĞI olarak adlandırılan birinci aşamada, Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün baskıyla istifa ettirilmesi, AKP’den azami sayıda milletvekilinin istifa ettirilerek ayrı grup kurmalarının sağlanması ve Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet SEZER’in görevine devam etmesinin planlandığı,
 
YAKAMOZ olarak adlandırılan ikinci aşamada ise, kontrol ele alındıktan sonra, TSK’nın Anayasa dahil olmak üzere, sivil idarenin ve Türkiye’nin dış dünyayla olan ilişkilerinin yeniden düzenlenmesinin planlandığı,
Darbe planları ile ilgili hazırlanan power point sunumlarında GİZLİLİĞİN korunabilmesi için kodlanarak hazırlandığı, ancak dikkatli bir inceleme sonucu bu kodların %95’nin çözüldüğünün belirtildiği görülmüştür.
Söz konusu metnin devamında “DİKKAT ÇEKEN HUSUSLAR” başlığı altında, darbe planlarında dikkat çeken hususların anlatıldığı ve bu çerçevede,
Darbe planlaması diğer Kuvvet K.lıkları ile koordineli olmakla birlikte esas itibarıyle J.Gn.K.Lığı bünyesinde yapılmıştır. Org. YALMAN’ın kararsızlığı, Org. FIRTINA’nın tarafsızlığı, 1nci ve 2nci Or. K.larının karşı olmalarının belirgin olması, konunun geniş zeminde tartışıldığını ve koordine edildiğini göstermektedir.
 
;BUGÜNE YANSIMALARI
İdhar edilen kadro bugün ne durumdadır? Ne yapmaktadır? Bunun dikkatle takibi gerekmektedir.
Bugüne kadar yaşanan olaylar; adı ne olursa olsun darbe veya 28 şubat benzeri postmodern darbe girişimi riski bugün de devam ettiğini göstermektedir. 2006 ağustos ayında komutanların görev değişimleri esnasında yaptıkları konuşmalarda bazı emareler vermektedir.
 
 
;GENELKURMAY BAŞKANI HİLMİ ÖZKÖK’E YAZILAN BİLGİ NOTLARI
 
Şüpheli Şener ERUYYGUR’un Genel başkanlığını yaptığı ADD de ele geçirilen dijital verilerde “bilgi notu” isimli (4) sayfalık word dosyasında “Bilgi Notu” başlığı altında, TSK içersinde darbecilerin yaptığı çalışmalardan bilgi sahibi olan bir kişinin Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’e hitaben yazdığı bir not olduğu anlaşılmıştır.
Söz konusu bilgi notu içersinde özetle, Genelkurmay başkanı Hilmi ÖZKÖK’le ilgili ortaya atılan dedikodulardan ve bu dedikodular çerçevesinde, Genelkurmay başkanının yıpratılması için özellikle sivil kesimden başta gazeteciler olmak üzere değişik kişilerle yapılan toplantılardan bahsedildiği, bu çerçevede Mustafa BALBAY ve Bülent BERKARDA ile görüşüldüğünün anlatıldığı,
Devamında KK Komutanı ve Jandarma Gn. Komutanının, Hükümete yönelik kullanabilecekleri argumanları oluşturmak maksadıyla; Kasım ayında başlattıkları bir proje ile kendilerine yakın Ordu ve Kolordu Komutanları vasıtasıyla yoğun bir çalışma içerisine girdikleri, bu kapsamda;
 
a) Jandarma Gn. K.lığında Cumhuriyet Çalışma Grubu altında bir çalışma Grubu kurulduğu ve hazırlanan eylem planını J. Gn. K.nın da onayını alarak uygulamaya koydukları, bu eylem planı kapsamında bugüne kadar;
 
1) Birinci aşamada Kılık kıyafete yönelik hazırlanan afişlerin kıt’alara dağıtıldığı, fakat ilk hazırlanan afişlerin içerik olarak Türk halkının yapısına uygun olmadığı yönünde alt kademeden şikayetler gelmesi üzerine afişlerin değiştirildiği ve Jandarma Genel Komutanlığınca basılan afişlerin kışlalardaki nizamiyelere, ziyaretçi yerlerine gazino ve kantinlere asıldığı,
 
(2) Basını bilgilendirme çalışmaları kapsamında hafta da birkaç kez muhtelif basın yayın organlarından kendilerine yakın olduğunu değerlendirdikleri kişilerle birebir görüştükleri ve çeşitli yollarla sürekli bir bilgi aktarımı sağlandığı,
(2) Basını bilgilendirme çalışmaları kapsamında hafta da birkaç kez muhtelif basın yayın organlarından kendilerine yakın olduğunu değerlendirdikleri kişilerle birebir görüştükleri ve çeşitli yollarla sürekli bir bilgi aktarımı sağlandığı,
(3) Başta milletvekilleri, Eski Komutanlar, Rektörler ve gazeteciler olmak üzere seçilen kişilere mekuplar gönderilerek kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı,
 
(4) Çok gizli bir şekilde hazırlanan mektup ve bildiriler elden ele aktarılmak sureti ile birliklerde güvenilir kişiler arasında dağıtılarak Subay ve Astsubaylar yönlendirilmeye çalışıldığı,
(3) Başta milletvekilleri, Eski Komutanlar, Rektörler ve gazeteciler olmak üzere seçilen kişilere mekuplar gönderilerek kamuoyu oluşturulmaya çalışıldığı,
 
(4) Çok gizli bir şekilde hazırlanan mektup ve bildiriler elden ele aktarılmak sureti ile birliklerde güvenilir kişiler arasında dağıtılarak Subay ve Astsubaylar yönlendirilmeye çalışıldığı,
(5) General seviyesindeki komutanların, güvenilir ve güvenilmez olarak kategorilendirildiği, özellikle Genelkurmay Başkanına yakınlığı ile bilinenlerin birliklerine yönelik faaliyetle de azami dikkatli davranıldığı,
 
(6) Özel İstihbarat Tim Komutanı J.Yzb. E…. Ö… ve Tim elemanı J.Bçvş. E… C….’ın 10-11 Ocak 2004 tarihlerinde icra edilen Uluslararası Muhafazakarlık ve Demokrasi Sempozyumu’nu izleyerek bilgi topladıkları, ayrıca gazeteci Arslan BULUT ve Prof.Dr. Bülent BERKARDA ile görüşerek J. Gn. Komutanınca verilmesi emredilen evrakları elden teslim ettikleri,
(6) Özel İstihbarat Tim Komutanı J.Yzb. E…. Ö… ve Tim elemanı J.Bçvş. E… C….’ın 10-11 Ocak 2004 tarihlerinde icra edilen Uluslararası Muhafazakarlık ve Demokrasi Sempozyumu’nu izleyerek bilgi topladıkları, ayrıca gazeteci Arslan BULUT ve Prof.Dr. Bülent BERKARDA ile görüşerek J. Gn. Komutanınca verilmesi emredilen evrakları elden teslim ettikleri,
b) Birliklere gönderilen emirler ile AKP iktidarı döneminde atanmış olup olmadığına bakmaksızın görev yapan tüm kamu personeli hakkında araştırma yapılarak elde edilen bilgilerin doğruluğuna bakılmaksızın insanlar kategoriye ayırıldığı,
c) Karargahlarda görevli bir kısım kişilere, enelkurmay Başkanlığı aleyhine ifadeler içeren mektuplar yazdırıldığı ve bu mektupların isimsiz veya sahte vatandaş isimleriyle önce posta kanalı ile Komutanlıklara gönderildiği, Komutanlıklarca toplanan bu mektupların, halkın memnuniyetsizliğinin arttığı iddiasını içeren değerlendirmelerle birlikte J.Genel Komutanlığına ve KKK.lığına gönderildiği,
d) Genelkurmay başkanına yönelik yürütülen kampanyayı destekleyen bir kısım Komutanlıklarca icra edilen seminer toplantı vb. faaliyetler esnasında konu bir şekilde güncel olaylara getirilerek Hükümetin faaliyetlerine ve onun nezdinde Genelkurmay Başkanlığının tutumuna yönelik eleştiriler yapılarak alt kademenin yönlendirilmeye çalışıldığı,
Bu faaliyetler haricinde son günlerde dikkat çeken ve Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün ivedilikle bilmesi gerektiğine inandığı diğer önemli çalışmalardan bahsedildiği ve bu çerçevede;
 
J.Gn.Komutanlığınca; J.Bölge Komutanları bizzat kriptolu telefonla aranarak aşağıdaki talimatların verildiği,
J.Gn.Komutanlığınca; J.Bölge Komutanları bizzat kriptolu telefonla aranarak aşağıdaki talimatların verildiği,
Dini grup ve cemaatlerin sahip olduğu; özel okul, dershane, öğrenci yurdu, kuran kursları, vakıf, dernek, ticari kuruluş, radyo/Tv ile gazete isimleri sayıları ve bunların faaliyetleri,
 
Dini grup ve cemaatlerin sahip olduğu; özel okul, dershane, öğrenci yurdu, kuran kursları, vakıf, dernek, ticari kuruluş, radyo/Tv ile gazete isimleri sayıları ve bunların faaliyetleri,
Başta YİBO’lar olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarındaki yönetici seviyesindeki şahısların biyoğrafik bilgileri (görev, memleket tandası, eğitimleri ile yeni atanma durumu)
Bu kapsamda; il valisi, vali yardımcıları, kaymakamlar, il/ilçe müdürleri (milli eğitim, sağlık vb.), il/ilçe emniyet müdürleri ve varsa bölge Md.leri ile ilgili biyografik bilgilerde güncelleştirileceği, yapılan bu çalışmaların 18-19 Şubat 2004 tarihine kadar kişiye özel olarak kurye ile J. Genel Komutanlığına gönderileceği,
 
Yapılan bu çalışmayla ilgili olarak; Birlik Komutanları ile yüz yüze görüşülerek, “Bu çalışmanın önemli olduğu, eldeki önemli olsun veya olmasın tüm bilgilerin gönderilmesi, kapsamının geniş tutulması, çok kısa bir süre içerisinde bu bilgilerin kullanılacağı, herkesin hakettiği şeyi göreceği” şeklinde ifadeler kullanılarak çalışmayı yapan kişilerin objektif değerlendirme yapmalarının engellendiği ve etki altına alınmaya çalışıldığı,
Yapılan bu çalışmayla ilgili olarak; Birlik Komutanları ile yüz yüze görüşülerek, “Bu çalışmanın önemli olduğu, eldeki önemli olsun veya olmasın tüm bilgilerin gönderilmesi, kapsamının geniş tutulması, çok kısa bir süre içerisinde bu bilgilerin kullanılacağı, herkesin hakettiği şeyi göreceği” şeklinde ifadeler kullanılarak çalışmayı yapan kişilerin objektif değerlendirme yapmalarının engellendiği ve etki altına alınmaya çalışıldığı,
Son olarak KKK.nı Aytaç YALMAN tarafından teşkil edilen ve iki General beş Subaydan oluşan yedi kişilik bir heyetle sözde personel ve lojistik konularında KKK.nca yapılan çalışmalardan kıt’aları bilgilendirme adı altında, kıt’adaki subay ve astsubaylarla görüşülerek bir rapor hazırlanmaya çalışıldığı, bu kapsamda 13 Şubat 2004 tarihine kadar 1 nci Ordu Komutanlığı(2 nci Kor.K.lığı hariç), Ege Or. K. lığı ve 2 nci ve 3ncü Or. K. lığının bir kısım unsurlarına yönelik ziyaretler tamamlandığı, 25 Şubat 2004 tarihinden itibaren Van J.Asayiş Kor. K. lığından başlayarak kalan diğer birliklerde ziyaret edildiği,
 
Bu ziyaretlerde birliklerdeki subaylar ve astsubaylarla toplantılar yapıldığı ve bu toplantılarda herkesin Genelkurmay başkanı ve hükümetle ilgili görüşlerine açıkça ifade etmelerinin istendiği, sonuç olarak katılımcılarının büyük çoğunluğunun;
Bu ziyaretlerde birliklerdeki subaylar ve astsubaylarla toplantılar yapıldığı ve bu toplantılarda herkesin Genelkurmay başkanı ve hükümetle ilgili görüşlerine açıkça ifade etmelerinin istendiği, sonuç olarak katılımcılarının büyük çoğunluğunun;
-Her kurumun kendi görevini yapması gerektiği,
-Ekonomik açıdan mevcut hükümetin başarılı olduğu,
Bundan sonraki bölümde DARBE PLANLARININ uygulanması ile ilgili elde edilen deliller sırası ile anlatılacaktır. Öncelikle darbe planları ve nasıl uygulamaya konulduğu Özden ÖRNEK ve Mustafa BALBAY’ın günlüklerinden yola çıkılarak, devamında da yapılan her planının nasıl ve ne şekilde uygulamaya konulduğu delilleri ile anlatılacaktır.
 
;ÖZDEN ÖRNEK VE MUSTAFA BALBAY’IN GÜNLÜKLERİNDEN DARBE PLANLARI ve GİRİŞİMLERİ İLE İLGİLİ NOTLAR
 
ÖZDEN ÖRNEK’İN GÜNLÜKLERİDEN DARBE PLANLARI İLE İLGİLİ NOTLAR: Mehmet Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığını yaptığı ADD Genel Merkezi Başkan odasında ele geçirilen 7) nolu CD içersinde “ÖZDENİN BİLGİSAYARI” isimli klasör içerisinde de “ÇAĞDAŞ TÜRKİYE”, “Ek(Kadro)”, “JANDARMA GENEL KOMUTANLIĞININ BİRİFİNGİ”, “Strateji”, “Yasalar” isimli word belgeleri, “ankara” isimli PDF belgesi ile “özden günlük” isimli alt klasör olduğu, bu alt klasör içerisinde de 27 adet alt klasör, 6 adet Excel belgesi ve 2 adet word belgesi dosyaların bulunduğu görülmüştür. Dosyaların yapılan incelemesinden ,günlüğün Özden Örnek tarafından askeri okul yıllarından beri tutulduğu,içeriğinde farklı yaşam kesitlerinde çekilmiş fotoğrafların ın yer aldığı,özellikle 2003-2005 isimli klasör içerisinde, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı dönemini anlattığı anlaşılmaktadır.
2003-2005 yıllarına ait günlükler incelendiğinde, her gün olmasa da 3-5 gün aralıklarla notlar tuttuğu, bu notlar içerisinde o yıllarda yapmayı tasarladıkları darbenin planları ve darbe sürecini anlatır notlar olduğu görülmüştür.
2003-2005 yıllarına ait notlar 1004 sayfadan oluşmaktadır. Söz konusu notlar ayrıntılı bir şekilde incelenmiş ve sadece Darbe planı ve hükumetin devrilmesi ile ilgili bölümlerin burada anlatılması cihetine gidilmiştir.Hatta darbe planları ve hükumetin devrilmesi ile ilgili yapılan çalışmaların anlatıldığı notlar içerisinde aynı gün gelişen diğer olaylarında anlatıldığı görülmüştür. Anlatımların uzun olmaması amacıyla notlara sadece soruşturma konusu ile ilgili kısım konulacaktır. Ayrıca alınan notların açık ve net olarak anlaşılabilmesi için de herhangi bir değerlendirme yapılmayacaktır.
 
“19- 25 Mayıs 2003” başlıklı notta, “23 Mayıs günü PBS denetleme sonuçlarını tartıştık Çok önemli sonuçlar çıkarılmış, bazı engeller var….. Akşam Sevil ile beraber Sarıyer’de I. Ordu K ve eşi tarafından genelkurmay başkanı ve komutanlar onuruna verilen akşam yemeğine gittik. Bizimki ve havacı yoktu. Kara kuvvetleri ve Jandarma genel komutanı ile yaptığımız görüşmelerden anladığım, Genelkurmay başkanına karşı tam bir tavır oluşmuş vaziyete., kendisini yumuşak ve korkak buluyorlar. Ayrıca AKP ile ilişki içinde olduğundan şüpheleniyorlar. Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay Jandarma Genel Komutanına gelerek “Bildiklerimi bir yazarsam kaçacak delik bulamaz” demiş. Bugün ayrıca Cumhuriyet gazetesinde “Genç subaylar AKP'den tedirgin” başlıklı bir haber yayınlandı.” ,
“19- 25 Mayıs 2003” başlıklı notta, “23 Mayıs günü PBS denetleme sonuçlarını tartıştık Çok önemli sonuçlar çıkarılmış, bazı engeller var….. Akşam Sevil ile beraber Sarıyer’de I. Ordu K ve eşi tarafından genelkurmay başkanı ve komutanlar onuruna verilen akşam yemeğine gittik. Bizimki ve havacı yoktu. Kara kuvvetleri ve Jandarma genel komutanı ile yaptığımız görüşmelerden anladığım, Genelkurmay başkanına karşı tam bir tavır oluşmuş vaziyete., kendisini yumuşak ve korkak buluyorlar. Ayrıca AKP ile ilişki içinde olduğundan şüpheleniyorlar. Cumhuriyet gazetesi yazarlarından Mustafa Balbay Jandarma Genel Komutanına gelerek “Bildiklerimi bir yazarsam kaçacak delik bulamaz” demiş. Bugün ayrıca Cumhuriyet gazetesinde “Genç subaylar AKP'den tedirgin” başlıklı bir haber yayınlandı.” ,
 
“26 Mayıs- 1 Haziran 2003” başlıklı notta, “Öğleden sonra 14:00da genelkurmay başkanı gündemde olan “Genç subaylar” konusu ile ilgili açıklamalar yaptı.”,
“Org. Özkök, "Hassasiyetlerinizi iletiyorsunuz. Bir şey yapılmazsa ne olacak sorusuna" "bu soruya cevap vermek istemiyorum" diye yanıt verdi. “,
"28 Şubat devam ediyor mu" sorusunu ise şöyle yanıtladı:
 
"28 Şubat sebep sonuç ilişkisidir. Sebep ortadan kalmadıktan sonra sonuç da devam eder",
"28 Şubat sebep sonuç ilişkisidir. Sebep ortadan kalmadıktan sonra sonuç da devam eder",
 
“28 Temmuz” başlıklı notta, “….Bu arada Albay B… V… emir subayımı arayarak benimle özel bir konu görüşmek istediğini söyledi. Öğleden sonra kendisini kabul ettim. Belgütay daha önce benim yanımda çalışmış bir deniz piyade subayı. 1998 yılında kendisini MSB teftiş dairesine müfettiş olarak atamıştık. Son iki yılın birinci senesinde Başmüfettiş olmuş ve ikinci yılında da Özel kuvvetlere atanmış. Yanıma geldikten sonra doğrudan konuya girdi. : “Efendim sizi ilgilendiren bir konuyu size anlatmak için geldim. 24 Haziran günü genelkurmay başkanı ile bir görüşme yaptım ve bana sizin hakkınızda bazı sorular sordu. Bu soruları ve verdiğim cevapları bilmenizi istedim. Daha öncesinden başlarsam takriben 8-9 ay önce Bülent ALPKAYA beni Deniz Kuvvetlerinin arka kapısından gelmemi isteyerek benimle görüşme talebinde bulundu. Bende giderek kendisini gördüm. Bana “Özden’in bir mahkemesi var ben üçüncü seneye uzamak istiyorum. Bu nedenle Özden hakkında ne yapabilirsin” diye sordu. Bende “ Özden amirali tanırım bana göre dünyanın en dürüst insanlarından biridir. Ben onun hakkında hiçbir şey yapamam” dedim. ….Genelkurmay başkanı bana sizin hakkınızda “ Özden paşayı nasıl tanırsın” diye sordu. Bende “ Zeki çalışkan ve dürüst bir komutan olarak tanırım “ dedim. Sonrada “peki kendisi kuvvete gelirse yolsuzluklar ile mücadele eder mi “ diye sordu. Bende “bir ay içerisinde üstüne gitmezse bende rütbelerimi sökerim” dedim. Ayrıca Bülent Paşa ile olan konuşmamızı kendisine anlattım ve bu konuşmayı da cebimdeki bir alete kaydettim. İsterseniz size bir kopya veririm. “Bunun üzerine bende kendisinden kayıttan bir kopya istedim ve bana bu Çarşamba günü Ankara!ya gittiğimde ordu evine getireceğine söz verdi. ….Ayrıca Erdal Şener’in de kasasında olan 535 bin dolar devlet özel ödeneği ile Zirvekentte kendisine iki daire aldığını belirtti. Genelkurmay başkanı bütün bunları biliyormuş. Ama işlem yapmıyormuş. Geçen yıl durumu Kıvrıkoğlu na rapor edince kendisine “TSK’da bazen görev dürüstlükten önemlidir” cevabı almış ve ertesi günü Deniz Kuvvetleri tarafından Özel Kuvvetlere atanmış….” ,
“26 eylül 2003” başlıklı notta, “Sabahtan öğleye kadar özel çalışmayı yaptım. Güzel hazırlanmış. Bazı eksik noktalar vardı onları not ettim ve öğle yemeği için Kara Kuvvetleri Komutanlığına gittim. Özel çalışma üzerinde konuştuk. Hepimiz aynı fikirdeyiz. Bu çalışma Tüm ordu komutanları ve bizlerin fikirlerini yansıtıyor. Bu çalışma Kara Kuvvetleri Komutanı tarafından Genelkurmay Başkanına verilecek ve onun reaksiyonu beklenecek.. Çalışma biraz muhtırayı andırıyor ama Kara Kuvvetleri Komutanı’na onu yumuşatarak vermesini söyledik. Eğer Genelkurmay Başkanı onaylamazsa problem o zaman başlayacak. Ya o gider yada biz gideriz. Ama ülkenin gidişi çok kötü ve birilerinin buna dur demesi lazım. Aksi halde kısa sürede İran’a döneceğiz. Sonra karargaha gelerek Azerbaycan Kara ateşesini kabul ettim.” ,
 
 
“30 Eylül 2003” başlıklı notta, “Çok yoğun bir gün oldu. Sabahleyin önce gazetelere baktım. Tüm gazeteler DEHAP kararını açıklanmasına rağmen bizlere geniş yer vermişlerdi. Kara, Deniz ve Hava Harp okullarında konuşmalar yapan biz kuvvet komutanlarının konuşmalarına geniş yer verilmişti. Bir değerlendirme henüz yapılmamıştı. Sonra Kara Kuvvetleri Komutanı aradım özel çalışmayı sahibine vermişti. Dört noktada itiraz olmuştu. Adamların şeriat devletini kurmak istediğine inanmıyormuş.......Diğer gerekçesi de önemli ama en önemlisi budur. Yani esasdan aramızda fark var. Tedbirler ile genelde hemfikir olmuş. Bende Kara Kuvvetleri Komutanına “bu çalışmayı kendisine vermek dahi önemliydi. Bence iyi yaptınız. Hemfikir olmak veya olmamak onun bileceği şey..Eğer böyle devam ederse istifam çantadadır ve hemen verir ve giderim. Dünya umurumda değil” dedim. Sonra bende kendisine İstanbul’dan aldığım bilgileri anlattım.” ,.
“30 Eylül 2003” başlıklı notta, “Çok yoğun bir gün oldu. Sabahleyin önce gazetelere baktım. Tüm gazeteler DEHAP kararını açıklanmasına rağmen bizlere geniş yer vermişlerdi. Kara, Deniz ve Hava Harp okullarında konuşmalar yapan biz kuvvet komutanlarının konuşmalarına geniş yer verilmişti. Bir değerlendirme henüz yapılmamıştı. Sonra Kara Kuvvetleri Komutanı aradım özel çalışmayı sahibine vermişti. Dört noktada itiraz olmuştu. Adamların şeriat devletini kurmak istediğine inanmıyormuş.......Diğer gerekçesi de önemli ama en önemlisi budur. Yani esasdan aramızda fark var. Tedbirler ile genelde hemfikir olmuş. Bende Kara Kuvvetleri Komutanına “bu çalışmayı kendisine vermek dahi önemliydi. Bence iyi yaptınız. Hemfikir olmak veya olmamak onun bileceği şey..Eğer böyle devam ederse istifam çantadadır ve hemen verir ve giderim. Dünya umurumda değil” dedim. Sonra bende kendisine İstanbul’dan aldığım bilgileri anlattım.” ,.
“8 Ekim 2003” başlıklı notta, “Sabah Ufuk beni erkenden kaldırdı. Kara Kuvvetleri Komutanı bizlerle 07:35 de görüşmek istiyormuş. Toplandık. Konu İHL yasa tasarısı. Dün akşam komutan ile yaptığı görüşmeden çok rahatsız olmuş. Komutan ona aldırmaz bir tavır ile cevap vermiş. Bende kendisine bana söylediklerini anlattım. Şaşırdı kaldı. Karargahlarımıza bu konuda ayrı ayrı çalışma yaptırmaya karar verdik. Sonunda Cuma günü bu çalışmaları birleştirip seçenekli bir öneri ile Genelkurmay’a göndermeye karar verdik. Mühim olan bunda sonrası ne olacak. Genelkurmay Başkanı yazdıklarımızı kabul ederse sorun yok. Etmezse ne yapacağız. Kahvaltıya oturduk. Komutan yorgun gözüküyordu. Sebebini sorduk. “Dün gece uyuyamadığını ve İHL yasasından tedirgin olduğunu” söyledi. Bu sözler dün gece onun huzurunu kaçırdığımızı gösteriyordu. Bilhassa kahvaltı sırasında Hurşit paşa “Gazetelerde İHL ile ilgili haberleri gördünüz mü” diyerek bilerek ve planlı bir şekilde konuyu açtı ve Genelkurmay Başkanını konuşturmaya başladı. Her taraftan sıkıştırmaya başladık Kahvaltıdan sonra hemen karargahı aradım ve talimat verdim. Diğer taraftan da Kocaeli Üniv. Rektörünü aradım ve ona da rektörler olarak bu işi hemen ve sert bir şekilde protesto etmelerini arkalarında olduğumuzu söyledim. Sonra önce Hava Eğitim K. Korg. Nuri Solakoğlunu, sonra Landsoutheast Org. Orhan Yöney ve Güney Deniz Saha K. Korageneral Lütfü Sancar’ı ziyaret ettik. Tüm gittiğimiz komutanlar bölgelerindeki irtica durumu ile ilgili bilgi verdiler.. Aramızdaki durum şöyle: Hiç birimiz Genelkurmay Başkanının cesur bir kişi olduğunu zannetmiyoruz. AKP hükümetine karşı zaman kazanmak için bizi oyaladığını zannediyoruz. Geçen yıl biz yoktuk ama olanların anlattığına göre Hükumetin attığı her anayasa karşıtı harekete yumuşatıcı bir bahane bulmuş. Geldiğimden beri benim gözlemimde aynı. Hükumet ile adeta gizli bir anlaşması varmış gibi davranıyor. Halk nazarında zemin kaybettiğimiz ve gözden düştüğümüz, halkın güvenini kaybettiğimiz kesin olmakla beraber gerekli davranışı sergilemiyor ve hala hükumet ile iyi geçinmeye gayret ediyor. Belki de hafif anlamda yaptığı çıkışlarda danışıklı dövüş. Sanki bizi askıda tutmak ve yumuşatmak gibi bir misyonu var. Kara kuvvetleri Komutanı sonunda işin başına kalacağını biliyor. Bu nedenle çok dikkatli ve her olayı takip ediyor. Yaptığı her hareketin duyulmasını ve anayasal kurumları yalnız olmadığı intibaını vermek istiyor. Çok dürüst ve güvenilir insan. JANGKK tam bir şahin Genelkurmay hakkında bir kanaate sahip olmuş ve o kanaat kendisinde bir saplantı haline gelmiş..Genelkurmay ne yaparsa yapsın şüphe ile karşılıyor. Ona göre Genelkurmay bizi oyalıyor. Kendine göre hesapları da olabilir. Havacı bence hala ortalığı tartıyor. Ama güvenilir biri. Hepimiz aynı şekilde birbirimize güvenerek hareket ediyoruz.” ,
 
“10 Ekim 2003”başlıklı notta, “Bu gün yoğun bir gündü. ...Öğleden sonra Aydın Doğan geldi. Kendisine gazeteci olarak mevcut düzene destek vermemesini bu işin sonuna gelmekte olduğumuzu anlattım. Kendisi de günah çıkarmaya gelmiş. Üzerine atılan pislikler ile ilgisi olmadığını ve Cumhurbaşkanı’nın meclisin açılışında yanlış hedef gösterdiğini kendisinin medya tekeli yaratmadığını ve daima dürüst temiz bir gazete patronu olduğunu söyledi. O gittikten sonra Rıfat Hisarcıklıoğlu (TOBB) geldi. ABD. Brüksel ve Kıbrıs da yaptığı temaslar ile ilgili bize bilgi verdi. En ilginç bilgisi ise VİVENDİ firmasının sahibinin söylediği “Eşim Avrupa konseyinde parlementer. Bana söylediğine göre dini yüzünden Türkiye’nin AB’e üye olması mümkün değil.” Demiş.”,
“8 Ekim 2003” başlıklı notta, “Sabah Ufuk beni erkenden kaldırdı. Kara Kuvvetleri Komutanı bizlerle 07:35 de görüşmek istiyormuş. Toplandık. Konu İHL yasa tasarısı. Dün akşam komutan ile yaptığı görüşmeden çok rahatsız olmuş. Komutan ona aldırmaz bir tavır ile cevap vermiş. Bende kendisine bana söylediklerini anlattım. Şaşırdı kaldı. Karargahlarımıza bu konuda ayrı ayrı çalışma yaptırmaya karar verdik. Sonunda Cuma günü bu çalışmaları birleştirip seçenekli bir öneri ile Genelkurmay’a göndermeye karar verdik. Mühim olan bunda sonrası ne olacak. Genelkurmay Başkanı yazdıklarımızı kabul ederse sorun yok. Etmezse ne yapacağız. Kahvaltıya oturduk. Komutan yorgun gözüküyordu. Sebebini sorduk. “Dün gece uyuyamadığını ve İHL yasasından tedirgin olduğunu” söyledi. Bu sözler dün gece onun huzurunu kaçırdığımızı gösteriyordu. Bilhassa kahvaltı sırasında Hurşit paşa “Gazetelerde İHL ile ilgili haberleri gördünüz mü” diyerek bilerek ve planlı bir şekilde konuyu açtı ve Genelkurmay Başkanını konuşturmaya başladı. Her taraftan sıkıştırmaya başladık Kahvaltıdan sonra hemen karargahı aradım ve talimat verdim. Diğer taraftan da Kocaeli Üniv. Rektörünü aradım ve ona da rektörler olarak bu işi hemen ve sert bir şekilde protesto etmelerini arkalarında olduğumuzu söyledim. Sonra önce Hava Eğitim K. Korg. Nuri Solakoğlunu, sonra Landsoutheast Org. Orhan Yöney ve Güney Deniz Saha K. Korageneral Lütfü Sancar’ı ziyaret ettik. Tüm gittiğimiz komutanlar bölgelerindeki irtica durumu ile ilgili bilgi verdiler.. Aramızdaki durum şöyle: Hiç birimiz Genelkurmay Başkanının cesur bir kişi olduğunu zannetmiyoruz. AKP hükümetine karşı zaman kazanmak için bizi oyaladığını zannediyoruz. Geçen yıl biz yoktuk ama olanların anlattığına göre Hükumetin attığı her anayasa karşıtı harekete yumuşatıcı bir bahane bulmuş. Geldiğimden beri benim gözlemimde aynı. Hükumet ile adeta gizli bir anlaşması varmış gibi davranıyor. Halk nazarında zemin kaybettiğimiz ve gözden düştüğümüz, halkın güvenini kaybettiğimiz kesin olmakla beraber gerekli davranışı sergilemiyor ve hala hükumet ile iyi geçinmeye gayret ediyor. Belki de hafif anlamda yaptığı çıkışlarda danışıklı dövüş. Sanki bizi askıda tutmak ve yumuşatmak gibi bir misyonu var. Kara kuvvetleri Komutanı sonunda işin başına kalacağını biliyor. Bu nedenle çok dikkatli ve her olayı takip ediyor. Yaptığı her hareketin duyulmasını ve anayasal kurumları yalnız olmadığı intibaını vermek istiyor. Çok dürüst ve güvenilir insan. JANGKK tam bir şahin Genelkurmay hakkında bir kanaate sahip olmuş ve o kanaat kendisinde bir saplantı haline gelmiş..Genelkurmay ne yaparsa yapsın şüphe ile karşılıyor. Ona göre Genelkurmay bizi oyalıyor. Kendine göre hesapları da olabilir. Havacı bence hala ortalığı tartıyor. Ama güvenilir biri. Hepimiz aynı şekilde birbirimize güvenerek hareket ediyoruz.” ,
 
“10 Ekim 2003”başlıklı notta, “Bu gün yoğun bir gündü. ...Öğleden sonra Aydın Doğan geldi. Kendisine gazeteci olarak mevcut düzene destek vermemesini bu işin sonuna gelmekte olduğumuzu anlattım. Kendisi de günah çıkarmaya gelmiş. Üzerine atılan pislikler ile ilgisi olmadığını ve Cumhurbaşkanı’nın meclisin açılışında yanlış hedef gösterdiğini kendisinin medya tekeli yaratmadığını ve daima dürüst temiz bir gazete patronu olduğunu söyledi. O gittikten sonra Rıfat Hisarcıklıoğlu (TOBB) geldi. ABD. Brüksel ve Kıbrıs da yaptığı temaslar ile ilgili bize bilgi verdi. En ilginç bilgisi ise VİVENDİ firmasının sahibinin söylediği “Eşim Avrupa konseyinde parlementer. Bana söylediğine göre dini yüzünden Türkiye’nin AB’e üye olması mümkün değil.” Demiş.”,
“25 Ekim 2004” başlıklı notta, “Akşam Bilkent müzik salonunda verilen bando konserine gittik. Kara Kuvvetleri Komutanı hakikaten takdire değer bir çalışma yapmış ve bizlere bir müzik ziyafeti çekti. Konserde Ankara’da bulunan tüm rektörler ve Cumhurbaşkanı’da katıldı. JANGENKK ile Cumhurbaşkanı’na giderek turban konusunda yaptığı vurgulama nedeni ile kendisini destekledik ve herkesinde kendisine destek verdiklerini söyledik. 20 ekim resepsiyonu için verilen davetiyelerde AKP’liler eşsiz çağrıldığı için kıyamet kopmuş ve Cumhurbaşkanı’nı bütün gazeteciler tenkid etmişti. Rektörlerde YÖK tasarısının hazırlanması konusunda kendi aralarında çelişkiye düşmüşler ve Kocaeli Üniversitesi Rektörü bana ne yapmaları gerektiğini sordu. Bende “Hükümet ile yaptığınız veya yapar gibi göründüğünüz uzlaşma toplantılarına devam edin “dedim. Çok hoşlarına gitti. Hepsini bir gün yemeğe davet ettim.”,
“7 Kasım 2003” başlıklı notta, “İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğlu YÖK başkanı Kemal Gürüz ile birlikte bu tutucu ve dinci iktidara karşı tam bir kurtuluş savaşı veriyorlar. Adamların bütün derdi iki Kemal’i halletmek. Kendisi ile bu mevzuları konuştuk. Bana “Artık sizin de biraz sesinizin çıkması lazım. Çok yalnız kalıyoruz “dedi. Kendisine “ Öyle değil.. Bizler sesimizi açamaz hale getirildik. Açsak bir türlü açmasak bir türlü. Ama sizlere el altından her türlü desteği veriyoruz. Sıkılmadan ve çekinmeden devam edin gerektiğinde arkanızda bizlerin olduğunu daima hatırlayın. Biz lazım olduğumuzda sizlerin yanınızda olacağız.” dedim. İkimizinde hemfikir olduğu konu bu iktidarın yavaş yavaş ülkeyi dini yönetime teslim etmek de olduğu idi. Her gün bir yeni dinselleştirme teşebbüsü ile karşılaşıyoruz.. Turban bir türlü gündemden inmiyor. Şimdi de Kamu yönetiminde reform tasarısı meclise getirildi. Basın adeta iktidarın borazanı olmuş. Demokrat olabilmek ve öyle gözükebilmek için ülkesini adeta satışa çıkarmış bir sürü satılmış, adi hırsız köşe yazarı bu tasarı lehinde yazılar yazıyor.”,
 
Aynı başlıklı not içerisinde “16:30 da önce Hava Kuvvetleri K ve sonrada Kara Kuvvetleri Komutanına gittim. İbrahim bana çok dertliydi. …Kendisini teselli ettim ve her türlü desteğimin ondan yana olduğunu söyledim. Beraberce Kara Kuvvetleri Komutanlığına gittik. JANGENK’da geldi. Daha biz yeni içeri girmiştik ki Genelkurmay Başkanı Kara Kuvvetleri Komutanını aradı ve ABD’nin isteği üzerine hükümetin Irak’a asker göndermek den vazgeçtiğini ve bu mevzuda biraz sonra General Jones’un kendisini arayacağını ve kendisine ne söylemek gerektiğini sormuş. Az sonra da beni aradığına dair haber geldi. Bende kendisini aradım . Bizim hep beraber olduğumuzun haberini almış. Sesi çok bozuktu. Herhalde bizim ondan habersiz toplanmamız onu çok rahatsız etmişti. Bana da aynı soruyu sordu. Hepimizin hemen bir kaç konu tesbit ettik ve Aytaç paşa’ya verdik. O da bunları hemen kendisine bildirdi. Sonra kendi aramızda konuşmaya başladık. Bu toplantıyı ben talep etmiştim. Önemli bazı konular konuştuk. İbrahim istifa olayını açıklayınca kızılca kıyamet koptu. Kara Kuvvetleri Komutanı Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman çok bozuldu ve kendisine ait benzeri bir olayı anlattı. Ekim ayı başında Harp Okulları açılışı için yapılacak konuşmada hepimiz mesajlar vermeye karar vermiştik. Genelkurmay Başkanı açılışdan bir gün önce Kara Kuvvetleri Komutanı konuşma metnini istemiş oda ben size bu metni veremem demiş. Peki ben kuvvet komutanlarının metinlerini kontrol edemiyecekmiyim demiş. Oda hayır edemezsiniz. Diye cevap vermiş. Bunun üzerine hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemiyeceğine kendisinin başka menfaatler peşinde olduğunu korkak ve hükumet yanlısı olduğuna, dışarıdan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine kara vedik. Bunun üzerine bende şunları söyledim.
Aynı başlıklı not içerisinde “16:30 da önce Hava Kuvvetleri K ve sonrada Kara Kuvvetleri Komutanına gittim. İbrahim bana çok dertliydi. …Kendisini teselli ettim ve her türlü desteğimin ondan yana olduğunu söyledim. Beraberce Kara Kuvvetleri Komutanlığına gittik. JANGENK’da geldi. Daha biz yeni içeri girmiştik ki Genelkurmay Başkanı Kara Kuvvetleri Komutanını aradı ve ABD’nin isteği üzerine hükümetin Irak’a asker göndermek den vazgeçtiğini ve bu mevzuda biraz sonra General Jones’un kendisini arayacağını ve kendisine ne söylemek gerektiğini sormuş. Az sonra da beni aradığına dair haber geldi. Bende kendisini aradım . Bizim hep beraber olduğumuzun haberini almış. Sesi çok bozuktu. Herhalde bizim ondan habersiz toplanmamız onu çok rahatsız etmişti. Bana da aynı soruyu sordu. Hepimizin hemen bir kaç konu tesbit ettik ve Aytaç paşa’ya verdik. O da bunları hemen kendisine bildirdi. Sonra kendi aramızda konuşmaya başladık. Bu toplantıyı ben talep etmiştim. Önemli bazı konular konuştuk. İbrahim istifa olayını açıklayınca kızılca kıyamet koptu. Kara Kuvvetleri Komutanı Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman çok bozuldu ve kendisine ait benzeri bir olayı anlattı. Ekim ayı başında Harp Okulları açılışı için yapılacak konuşmada hepimiz mesajlar vermeye karar vermiştik. Genelkurmay Başkanı açılışdan bir gün önce Kara Kuvvetleri Komutanı konuşma metnini istemiş oda ben size bu metni veremem demiş. Peki ben kuvvet komutanlarının metinlerini kontrol edemiyecekmiyim demiş. Oda hayır edemezsiniz. Diye cevap vermiş. Bunun üzerine hepimiz artık bu Genelkurmay Başkanı ile işlerin yürüyemiyeceğine kendisinin başka menfaatler peşinde olduğunu korkak ve hükumet yanlısı olduğuna, dışarıdan cumhuriyetçi gözükmekle beraber içeriden dinci bir görüşü desteklediğine kara vedik. Bunun üzerine bende şunları söyledim.
AB’nin ilerleme raporu bizim için büyük bir şans oldu. Bana kalırsa AB intihar etti. Artık bundan böyle bizi almak istediklerini zor ikna edeceklerdi. Bizim bundan sonra yapmamız gereken AB’nin bizi istemediğine dair olan konunun üzerine giderek her tarafta bunu yaygınlaştırmamız. Böylelikle hükumetin eline geçmiş olan AB kozunu elinden alarak onları iç siyasete döndürerek bizden korkacak hale getirmemiz lazım. Bunu yaparken de daima sert açılamalardan kaçınmamalı ve onlara gerekirse her şeyi yapabileceğimiz intibaını vermeliyiz dedi. Tabi bu arada en önemli konu Kıbrıs ve mahalli seçimler. Kıbrıs’ı istediğimiz şekilde çözümsüz olarak bırakmalıyız ve bu arada Kıbrıs muhalefetinin seçimi kazanmasını da önlemeliyiz. Böylece AB’ne ikinci bir darbe vurabileceğiz. Mahalli seçimler için muhakkak bir alternatif cephe yaratılmasına çalışmalı ve bu adamların Ankara ve İstanbul’da kazanmalarını önlemeliyiz dedim.” ,
 
- Cuma akşamı sizleri aradığımda hepinizi benden habersiz olarak senin orada toplanmış bir durumda buldum. Benden habersiz toplanmanıza da üzüldüm.
-Bizler muhtelif zamanlarda çay içmek sohbet etmek için toplanıyoruz. Bu ilk değil. Bugüne kadar kaç kere toplandık. Bu seferde istek Özden den geldi ve son gelişmeleri, Kıbrıs, AB gelişme raporunu hep beraber değerlendirelim istedi. Bizde bunun üstüne toplandık. Bunda be bir yanlış taraf görmüyorum. Eğer size karşı bir hareket içinde olduğumuzu zannediyorsanız yanılıyorsunuz. Zira böyle bir iş herhalde resmi dairelerde olmaz. Onun içinde endişenizi anlamadım.
 
Böylece Genelkurmayın planı ilk defa belli oluyordu. Bu plan üzerinde Kara Kuvvetleri Komutanı ile tartıştık. Zira bazı konuların açığa çıkması gerekiyordu. Onlar bize çalışma sonuçlarını verince bizim bu konu üzerinde çalışmamız ve konun hafifletilmesini önlememiz gerekiyordu. Diğer bir konu Şurada bu öneriler tartışırken Başbakan olmamalıydı. Zira bu şekle gidilirse olay normal bir şura tartışmasına dönecek, kendisi hiç konuşmayacak buna mukabil bizleri konuşturarak aynen Çetin Doğan’ın durumuna düşecektik. Buna engel olunmalıydı. Her kafadan bir ses çıkmasını önlemek içinde şura öncesi bir toplantı yapılarak herkes aynı hizaya getirilmeliydi. Önceden nabız yoklandığı için hiçbir çatlak ses çıkacağını zannetmiyorduk. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar ile de görüşmüş. Bende bu konuyu çok merak ediyordum. Zira Yaşar ileride G olabilecekti. Ama oda kendinden beklendiği şekilde “ Önümüzde iki seçenek var. Ya bu iktidara hiç sesimizi çıkarmayacağız. Yada sopa zoru ile istediğimizi yaptıracağız.” demiş. Kendisinden bende bunu beklerdim. Ama gene de onun durumunu takdir edip mümkün olduğu kadar kendisini korumamız lazım.
Böylece Genelkurmayın planı ilk defa belli oluyordu. Bu plan üzerinde Kara Kuvvetleri Komutanı ile tartıştık. Zira bazı konuların açığa çıkması gerekiyordu. Onlar bize çalışma sonuçlarını verince bizim bu konu üzerinde çalışmamız ve konun hafifletilmesini önlememiz gerekiyordu. Diğer bir konu Şurada bu öneriler tartışırken Başbakan olmamalıydı. Zira bu şekle gidilirse olay normal bir şura tartışmasına dönecek, kendisi hiç konuşmayacak buna mukabil bizleri konuşturarak aynen Çetin Doğan’ın durumuna düşecektik. Buna engel olunmalıydı. Her kafadan bir ses çıkmasını önlemek içinde şura öncesi bir toplantı yapılarak herkes aynı hizaya getirilmeliydi. Önceden nabız yoklandığı için hiçbir çatlak ses çıkacağını zannetmiyorduk. Hatta Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar ile de görüşmüş. Bende bu konuyu çok merak ediyordum. Zira Yaşar ileride G olabilecekti. Ama oda kendinden beklendiği şekilde “ Önümüzde iki seçenek var. Ya bu iktidara hiç sesimizi çıkarmayacağız. Yada sopa zoru ile istediğimizi yaptıracağız.” demiş. Kendisinden bende bunu beklerdim. Ama gene de onun durumunu takdir edip mümkün olduğu kadar kendisini korumamız lazım.
Şener’in bazı sivri fikirleri var. O bizden biraz farklı bu konulara yaklaşıyor. Ama onun fikirlerini benimsemek şimdilik mümkün değil. Çok dikkatli olmalıyız gereksiz yere tırmandıracak hareketlerden kaçınmalı ama az derecede de reaksiyon göstermemeliyiz”
Katılıyorum. Ben Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’nın fikirlerinin ne olduğunu başından beri farkındayım. Amacımız mümkün olduğu kadar beraberce hareket etmek.” ,
 
“19 Kasım 2003” başlıklı notta, “Öğleden sonra 14:00 de Genelkurmay Başkanı başkanlığında toplanarak MGK’da konuşulacak konuları gözden geçirdik. Genelkurmay Başkanı kendine bazı konuşmalar hazırlamış. Bizi dinlemedi bile söylediklerimizi de kaale bile almadı. Bilhassa KK ne derse hep ters yanıt verdi. Anlaşılmaz bir tutum içerisinde Konuşmalarında hep hükumeti savunuyor ve sizin doğru dediğiniz her konun tersini ileri sürüyor. Eğer bir sivri konu olursa ve savunamayacak durumda ise “Bunu sen söyle “ diyor. Buradan çıktıktan sonra JANGENKK bizi davet etti ve onun odasına gittik. İbrahim yurt dışında olduğu için toplantıda yoktu. Durumu değerlendirdik. Aynı mevzuları tekrar konuştuk ve MGK’da hiç konuşmama kararı aldık. Bu arada JANGENKK bize yine bir sürü irtica ile ilgili resim ve takip neticesi yapılan tesbitler ihtiva eden yazılar dağıttı. Eylül başından beri biriken miktar inanılmaz hacimde. Hala irtica yaygın değildir diyebilmek için insanın aklında başka fikirler olması lazım.” ,
 
“22 Kasım 2003” başlıklı notta, “KK’lığında toplandık. Ne yapacağımızın programını yaptık. 1 Aralık günü bizlere yani kuvvet komutanlarına bir takdim yapılacak. Bu takdimi müteakip 3 kasım günü Şura üyelerine bir takdim yapılacak ve sonra konu Başbakana ve Cumhurbaşkanı’ na iletilecek. Şura toplantısında amacımız Ağustos 2004 ayına kadar olacak sürede bu hükumet bildiğini okumaya devam ederse komuta heyetinin, halkında duyacağı bir muhtıra vermek şeklinde bir yetki almak. Akşam Kara Kuvvetleri Komutanı verdiği akşam yemeğine katıldık. Öğlen yaptığımız toplantıda artık hepimiz bu işin bu Genelkurmay Başkanı ile gitmeyeceğini bu adamın kendi menfaatlerini ülke yararı önünde tuttuğunu, korkak ve hükumete yanma peşinde olduğuna dair fikir birliğine vardık. Bizi takip ettirdiğini de zannediyoruz” ,
“22 Kasım 2003” başlıklı notta, “KK’lığında toplandık. Ne yapacağımızın programını yaptık. 1 Aralık günü bizlere yani kuvvet komutanlarına bir takdim yapılacak. Bu takdimi müteakip 3 kasım günü Şura üyelerine bir takdim yapılacak ve sonra konu Başbakana ve Cumhurbaşkanı’ na iletilecek. Şura toplantısında amacımız Ağustos 2004 ayına kadar olacak sürede bu hükumet bildiğini okumaya devam ederse komuta heyetinin, halkında duyacağı bir muhtıra vermek şeklinde bir yetki almak. Akşam Kara Kuvvetleri Komutanı verdiği akşam yemeğine katıldık. Öğlen yaptığımız toplantıda artık hepimiz bu işin bu Genelkurmay Başkanı ile gitmeyeceğini bu adamın kendi menfaatlerini ülke yararı önünde tuttuğunu, korkak ve hükumete yanma peşinde olduğuna dair fikir birliğine vardık. Bizi takip ettirdiğini de zannediyoruz” ,
“03 Aralık 2003” başlıklı notta, “Sabah Kara Kuvvetleri Komutanlığında başarılı birlikler ödül törenine katıldık.” “…Sonra beraberce Genelkurmaya geçerek 15:00dan itibaren çok önemli toplantıyı icra etmeye başladık. Önce Genelkurmay bize Pazartesi günü yaptıkları takdimin aynısını yaptılar ve Genelkurmay Başkanı sonra en kıdemsizden başlamak üzere tüm katılanlara söz verdi. Söz alanların ifade ettikleri konular sırası ile ve özet olarak aşağıdadır.
 
“03 Aralık 2003” başlıklı notta, “Sabah Kara Kuvvetleri Komutanlığında başarılı birlikler ödül törenine katıldık.” “…Sonra beraberce Genelkurmaya geçerek 15:00dan itibaren çok önemli toplantıyı icra etmeye başladık. Önce Genelkurmay bize Pazartesi günü yaptıkları takdimin aynısını yaptılar ve Genelkurmay Başkanı sonra en kıdemsizden başlamak üzere tüm katılanlara söz verdi. Söz alanların ifade ettikleri konular sırası ile ve özet olarak aşağıdadır.
 
Faruk Cömert:
 
AKP yerel seçimleri kazanırsa TSK’ne karşı daha da küstahlaşabilir. Bu hükumet amacına ulaşabilmek için batıya daha fazla taviz verebilir, dolayısıyla haklarımızı da kaybedebiliriz.
 
Yener Karahanoğlu
 
Pozitif eylem için neredeyiz. Acaba geçmi kalıyoruz? İcraatlarının izlenerek sonuçlarına göre karar vereceksek, geç kalabiliriz. Onlar nasıl tam demokrasiyi kullanıyorlarsa bizde onlara tam demokrasi ile mukabele etmeliyiz. Yani azınlık olarak çoğunluğa hükmedemiyeceklerini anlatmalıyız.. Bir yol olarak AKP dışındaki tüm partiler bir cephede birleştirilmelidirler. Kadrolaşma benim olduğum bölgede %90 oranında gerçekleşmiştir. Daha başka kadrolaşma beklemeye gerek yoktur.
 
Orhan Yöney:
 
AKP’nin iktidar olmasına rağmen muktedir olamadığı halka gösterilmelidir. Bu yönde eylemler yapılmalıdır. Zaman geçtikçe karşımızdaki kitle büyümektedir. Bunlar kadrolaştıkça genişliyorlar. Dolayısıyla zaman lehimize çalışmıyor. Bu nedenle ileride bir eylem yapmaya gidersek, alacağımız tedbirler çok sancılı olabilir. Eylemlerimiz aralık 2004 dönemine kalmamalıdır. O tarihlerde AB, AKP’nin isteklerini yapacak bu ise bizim aleyhimize olacaktır. Bu nedenle eskalasyonu hızlandırmalıyız.Halka bazı şeyleri açıkça anlatmalıyız. Yazarlar ve önemli kişiler ile temasa geçerek ”eğer demokrasiyi korumak istiyorsanız biz sizinleyiz “ diye mesaj vermemiz lazım. Yargı bitmiştir. Yargıdan medet ummamalıyız. Ama yargıyı eski rayına oturtmak için destek vermeliyiz. Doğal mütefiklerimiz, üniversiteler ve sendikalardır. Bu kurumlar bizlerden işaret beklemektedirler. Halkdan uzaklaşmışız, Halka daha çok yaklaşmalı ve şeffaf olmalıyız. AKP’nin hassas taraflarından birde milletvekili dokunulmazlığıdır. Bu konuyu işlememiz gereklidir. Siyasete bulaşmayacak şekilde derneklere üye olalım. Böylelikle kendimizi daha iyi tanıtır ve fikirlerimizi etrafa daha iyi yayabiliriz.Muhalafet partisinin üzerine daha çok gitmeliyiz. Birgün müdahale etmek zorunda kalırsak sizde hesap vereceksiniz mesajını onlara verelim. Emniyete çok güveniyorlar ve bizim karşımızda onları seçenek olarak görüyorlar. Memurları iki kategoriye ayırmışlar. Alnı secdeye değenler ve alnı secdeye değmeyenler. Eskalasyonun Başbakana bu takdimi yapmakla etkili olacağını zannetmiyorum. Biz AKP’ye gücümüzü göstermek zorundayız. Bizi hafife alıyorlar.
 
Şükrü Sarıışık.
 
Bizim çok fazla zamanımız kalmadı. Onların icraatlarının demokrasi ile önlenmesi mümkün değil. Alternatif lazım. Kamuoyunun bizden beklentisi var. Çoğunluğun hakkını gasp ediyorlar. Erbakan kararı onları rahatlatmıştır. (Bugün Yargıtay Erbakanın sahtecilik verilmiş olan iki buçuk yıla yakın hapis cezasını onadı).
 
Fethi Tuncel
 
Takdimde belirtilen hassas taraflarından hiçbirini istismar edemeyiz. Alaternatif olarak karşılarına bir siyasi alternatif çıkaramayız. Basının desteğini alamayız. Eylem planını biran önce tesbit ederek icraata geçmeliyiz.
 
Fevzi Türkeri
 
Devletin bütünlüğü tehlikededir. Bu takdimi seçimden sonra Başbakana anlatmanın bir yararı yok. Doğu ve güneydoğu Anadolu’da bölücülük hız kazanmıştır. Ülkemiz süratle bölünmeye gitmektedir. Şimdiden tedbir alınmalıdır. Basın, TÜSİAD, sermaye sahiplerini toplayıp bu iktidarın yaptıklarını anlatalım. Onları tarafımıza çekmeye çalışalım. Eylem planında çok zorluklar ile karşılaşacağız. Toplum iktidarın yaptıklarına pembe gözlükler ile bakmaktadır. Yerel seçimlerden önce başbakana bu işlerin böyle gitmeyeceğini anlatalım.
 
Oktar Ataman
 
Kötü bir tablo bedbin olmamak lazım. Doğu ve güneydoğu Anadolu’da bölücülük ve irtica iç içe beraberce hareket ediyorlar. Hızla bölünme noktasına gidiyoruz. Bu iktidar güvenliğimize ve anayasamıza bir tehdittir. Bertaraf etmek için her şey yapılmaktadır. Kamuoyunun kazanılması gerekir. Medya patronları önemli. Bu kişiler , birebir konuşularak tarafımıza kazanılmalıdırlar. Eylem planını süratle geliştirerek icraata koymalıyız.
 
Hurşit Tolon
 
Bu iktidar ne olduğunu ortaya koydu. Ancak takiyyeye başvuruyor. Arkasında ABD, AB var. Bunlar Ortadoğuyu 1915’de yaptıkları gibi şekillendirme istiyorlar. Bu hükumetten öncelikli tehdit bölücülük, sonra irticadır.İ rtica bunların devlet yapısı içerisindeki kinin ifadesidir. Seçimden önce ikaz etmezsem önümüze aşamıyacağımız bir engel çıkacaktır .Halk bize sırtını çevirmez. Bu hükumet ulusal onurumuz ile oynamaktadır. Onur kırıcı bir durumdayız. Üniter yapımıza zarar verilmektedir. Bu iktidarın alternatifi var mı? Şu anda yok gibi görünüyor. Muhalefete bu konu anlatılmalıdır .Dünya kamuoyuna açıklanan konular onurumuzu kırmaktadır.(Pek çok örnek verebiliriz. Bir örnek dil konusunda yaşananlardır.)Uyum paketi altında hazırlananlar sadece bölünmemizi kolaylaştıracaktır. Ruhban okulu ve ekumenik sıfatı ile yapılanlar bu ülkeyi parçalayacak adımlardır.
 
Şener Eruygur.
 
Söylenecekler söylendi. Sadece bir iki konu ilave etmek istiyorum. Her sey elden gidiyor. Örneğin Emniyet teşkilatı Jandarma ile yarışıyor ve onu kötüleyerek yükselmeye çalışıyor. Ayrıca WEB sayfası açmışlar ve Başbakanı destekliyorlar. Suriyeli aracılar son olayda emniyetten daha sıcak ve yakın davrandılar. Bizden bilgi saklıyorlar.
 
Yaşar Büyükanıt
 
Ortaya konan stratejinin bazı gerekli parametrelerin ilavesi ile gözde geçirilmesi uygundur. Vahim bir tablo. Jeopolitik açıdan ABD ve AB ülkemize Ortadoğuda yeni bir rol biçmeye çalışmaktadır. Yeni model bir Türkiye yaratmaya çalışmaktadırlar. BAŞBAKAN RECEP TAYYIP ERDOĞAN, ABD’ne gittiğinde Fethullah Gülen ile buluştular .Ak ismi bilinerek ve kasıtlı olarak Bedüüzamanın yazıflarından alınmıştır. ABD, AB ve Türkiye’yi manipule etmektedir.Direnmenin başladığı yerde ekonomi bir silah olarak kullanılmaktadır. Pozitif davranmalıyız. Acaba zamanımı geçti. Bence geçti. Dead line seçimlerdir. Eylem planında tedbirleri sıralamak kolay ama uygulanabilir olmalıdırlar. Kamuoyu desteği için en önemli kaldıraç basın yayındır. Bunu kullanmalıyız.
 
İbrahim Fırtına
 
Eylem planın amacı Anayasayı korumaktır. Takdimde TSK’nın eylem planını tek başına yapamayacağını belirtmek bir zafiyetir.Bu cümleler kayıtlardan çıkarılmalıdır. Cumhurbaşkanı ile müşterek hareket şart. Parlemento Cumhurbaşkanı tarafından fesh edilmelidir. Yeniden anayasa yapılmalı ve bu Anayasaya kendini koruyacak her türlü imkan konulmalıdır. AİJM 10. md. Hiçbir anayasa kendini koruma hakkından mahrum olamaz der. Ayrıca ABD, Fransız Anayasalarında da benzer maddeler var. Bu hükumetle olmaz. Hukuki şartlar müsaittir. Gereken yapılmalıdır. Cumhurbaşkanı’nın yetkileri vardır.
 
Özden Örnek
 
Takdimde yapılan durum tesbiti dışında bende bir durum tespiti yaptım. Burada bulunan herkes aynı fikirde . Bu bence en önemli konuydu. TSK zaman ile zemin kaybetmektedir. Bu ifadeyi halk desteği anlamında söylüyorum. İkinci teskereden sonra ve bilhassa Ağustos 2004 ayındaki MGK yasasını çıkmasından sonra halkın TSK’ne karşı olan inancı zayıflamıştır. Ilımlı islam diye bir şey Türkiye için mevzu bahis değildir. Biz halkının çoğunluğu müslüman olan bir toplumuz ve idare tarzımızda cumhuriyettir. Sakınmamız gereken en önemli konu bundan sonra aleyhimizde “dinsizler “propagandasının yapılmasıdır. Böyle bir tutum ile karşılaşırsak süratle ve kararlı bir şekilde cevap vermeliyiz. Eğer elimizde NATO tatbikatlarında olduğu gibi ikaz indikatörlerini gösteren bir ışık levhamız olsaydı şimdi hepsi kırmızı olacaktı. Askerin söylediği yapılır ama bunun nedeni vardır. Zira askerin elinde silahı vardır ve bu silah askere bazı manevra yetenekleri verir. Silahımız bizim caydırıcılığımızdır. Bu nedenle “ben silahımı kullanmıyacağım” diye açıklamalar yapmamalıyız. AKP nin attığı her adıma aynı şiddete ama çok kararlı olarak cevap vermeliyiz. Ben bunların bölüneceğine inanmıyorum ve bundan sonraki seçimi de kazanacaklardır. O zaman geç olacaktır. Bölücülük ve bugünkü vehameti, bu durum tespitinde bütün şiddeti ile vurgulanmalıdır.
 
Aytaç Yalman
 
Söylenecekler söylendi. Kendimi suçlu hissediyorum (Genelkurmay Başkanı bu söz üzerine neden kendini yanlız sorumlu hissediyordun diye sordu) Yalnız kendim değil sizde benim kadar sorumlusunuz .Buradaki diğer arkadaşların sorumluluğu bizden sonra gelir. Zamanı boşuna geçirdik. Benim önerim hemen ve gecikmesiz eylem planına başlamak. Seçimden önce muhtıra vermeliyiz.
Genelkurmay Başkanı
Teşekkür ederim herkesin aynı fikirde olması güzel . Ben yüzde sekseni ile aynı fikirdeyim. ama katılmadığım noktalar var. Açık konuştuğunuz için hepinize teşekkür ederim. Muhtıra vermeye niyetim yok. Bu hükumet gitmelidir. Demokratik yollardan bu işi halledeceğiz. Yapabileceğimiz bir çok şeyin olduğuna da inanıyorum.
Bu toplantı bence tarihi bir toplantıydı. Bir yıldır ilk defa yapılıyordu. Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. Oda kendinin yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç .Zira yasal olarak böyle bir toplantı yapmakla kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi.” ,
 
Bu toplantı bence tarihi bir toplantıydı. Bir yıldır ilk defa yapılıyordu. Genelkurmay Başkanı’na onunla aynı fikirde olmadığımız mesajı verildi. Oda kendinin yalnız kaldığını anladı. Görüntüye rağmen direnmekte devam ediyor. Ama artık çok geç .Zira yasal olarak böyle bir toplantı yapmakla kendisi de geri dönemeyecek bir yola girdi.” ,
“6 Aralık 2003” başlıklı notta, “Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un isteği üzerine Jandarma sosyal tesislerine gittik. Kara Kuvvetleri Komutanı ve JANGENKK. Çarşamba günkü toplantıdan sonra çok rahatsız olmuşlar ve bu arada Kuran kursları ile ilgili yönetmelik düzeltmesi yayınlanınca hepimizde rahatsız olduk. Bilhassa bu hafta bütçe komisyonunda bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok rahatsız olduk. Toplandık.
 
 
“6 Aralık 2003” başlıklı notta, “Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur’un isteği üzerine Jandarma sosyal tesislerine gittik. Kara Kuvvetleri Komutanı ve JANGENKK. Çarşamba günkü toplantıdan sonra çok rahatsız olmuşlar ve bu arada Kuran kursları ile ilgili yönetmelik düzeltmesi yayınlanınca hepimizde rahatsız olduk. Bilhassa bu hafta bütçe komisyonunda bir AKP milletvekili tekkelerin açılmasını isteyince hepimiz çok rahatsız olduk. Toplandık.
AY
 
Ben bu işten çok rahatsız oldum ve kendime göre şöyle bir plan yaptım. Aralık ayında bunların Cumhurbaşkanı BAŞBAKAN RECEP TAYYIP ERDOĞAN ile görüşmelerini bekleyip eğer ocak ayı içinde bir hareket olmazsa istifa edeceğim.
Hepimiz buna itiraz ettik.
ŞE
 
Buna gerek yok. Kabul etmiyoruz. Daha yapacağımız çok şey var.
AA’ın bazı rahatsızlıkları vardı. Kendini rahatlatmadan takıntıdan kurtulamayacaktı. Bu nedenle de Pazar günü tüm Or’ları kahvaltıya davet etmişti. Buna neden Or’lar dan birinin vermiş olduğu bir cevaptı. Hepimiz AY’ın istifa etmesini kabul etmedik. Ve kendimize göre bir eylem planı yapmaya karar verdik.
Bütün bu olayları yurt çapında yapacaktık
Yukarıdakiler SARIKIZ olarak anılacaktı. Ayrıca bana ALABANDA isimli bir proje verdiler. Bende onun hazırlığını yapacaktım.
 
Bir şişe whiskey içtikten sonra akşam Genelkurmay Başkanı’nın oğlunun düğününe gittik.” ,
Bir şişe whiskey içtikten sonra akşam Genelkurmay Başkanı’nın oğlunun düğününe gittik.” ,
“9 Aralık 2003” başlıklı notta, “Sergide MÖ ile görüştüm. Ve kendisine artık basının desteğine ihtiyacımız olduğunu söyledim. Kendisi her türlü yardımı yapacağına söz verdi. Bu arada Kuran kursları hakkındaki yönetmelik değişikliklerini konuştuk ”Zapsu’ya intihar ettiniz neden böyle aptal işler yapıyorsunuz” demiş. Zapsu hemen yönetmeliği iptal ettireceğini söylemiş. Bu arada Orhan Paşa ile de görüştüm ve kendisine Aydın Doğan’ın çok dikkatli olmasını, onun kuyusunu kazmak da olduklarını, bizimle beraber olmasını ve halkı aydınlatacak yayınlar yapmalarını söyledim. Bu arada Aydın beyi eve yemeğe davet edeceğimi de anlattım.” ,
“12 Aralık 2003” başlıklı not içersinde, “Akşam grubumuz ile bir araya geldik ve son bir haftadır olan gelişmeleri gözden geçirdik. AY bugün Genelkurmay Başkanı ile görüşmüş ve mesleki konularda sonra ulusal konuları konuşmuşlar, AY’nın söyledikleri özetle:
13 Ocak 2004
 
10:45 Am - 11:15 Am - (E) Alb. Sefai Ergül Ve (E) Alb. Safter Gürtuna'nın Ziyareti
Sınıf arkadaşlarım Sefai Ergül ve Saffet Gürtuna ziyaretim egeldiler. Kendileri ile sohbet ettik. Öğle yemeğini beraber yedik ve onlar ayrıldıktan sonra yarınki tolantı için hazırlık yapmaya başladım . Önce II: Bşk’ı telefon ile aradım ve takdim şeklini öğrendim. Takdim metnide hazırmış onu okumak için randevu ladım. Sonra Hava Kuvvetleri Komutanı ile Diğerlerini arayarak 16:00 da Kara Kuvvetleri Komutanı’da randevu yaptık ve ben 15:00da genkur.’a gittim Metni okudum tesadüfen benim yaptığım hazırlığa çok benzeyen bir metindi. Sonra II:Bşk ile Mustafa Balbay hikayesini konuştuk. Ben sonra Kara Kuvvetleri Komutanı’na geçtim. Geç kaldığım için herkes beni bekliyordu. Önce ebn omlara okuduğum metin hakkında bilgi verdim. Bana göre metin yetrli olarak hazırlanmıştı.Aramızda tartışmaya başladık ve Genelkurmay Başkanı’nini bizi konuşturarak tuzak kurabileceğini ve sonrada BAŞBAKAN RECEP TAYYIP ERDOĞAN’ye “bakın işte ben bunlar ile çalışmak zorundayım bu toplantıyıda o nednele tertip etmek zorunda kaldım “ diyebileceğini düşünerek İlker’in yapacağı takdimden sonra bizlerin hiç konuşmamasına karar verdik. Sadece bir iki destekleyici söz söyleyerek yetinecektik. Bu arada İbrahim bizim yapmamaız gereken hazırlıklar parelelinde TRT ‘den okunacak olan bildiriyi hazırlamış Okudum ve çok güldüm. Toplantı sırasında Kara Kuvvetleri Komutanı bir açılama yaptı ve hayrete düştüm.”,
 
 
21 Ocak 2004
 
14:00 - 14:30 - E.Dışişleri Bakanı Coşkun Kırca'nın Ziyareti
14:45 - 15:15 - M.Ali Kışlalı'nın Ziyareti
 
“1 Şubat 2004” başlıklı notta, “Bugün bayram. Kurban bayramı. …Aytaç paşalar a ziyarete gittik ve hemen konu ülke meselelerine döndü. Bana “ seninle özel konuşmamız lazım. Ben Şener ile İbrahim’in davranışlarını tasvip etmiyorum. Çok ifrata kaçıyorlar. Geçen gün gelen MİT’den habere göre Şenkal iki haber verdi. Birincisi, JGKK’nın bütün hareketleri biliniyor ve yasa dışına çıktığı değerlendiriliyor. İkincisi ise Genelkurmay Başkanı ile kuvvet komutanları arası açık ve bu sorun herkes tarafından ve kesinlikle biliniyor. Bu nedenle artık kendimize bir çeki düzen verip ülkeyi bir maceraya götürmek yerine devamlı ve kararlı bir tutum sergilemeyi ama açık konuşmayı tercih ederim, zannederim sende benim gibi düşünüyorsun.” ,
“3 Şubat 2004” başlıklı notta, “Kara Kuvvetleri Komutanı ile beraber önce Doğu Aktulga’nın ailesine hem bayramlık hemde baş sağlığı için gittik. Sonra geri döndüğümüzde onların evinde çok özel bir konuşma yaptık. Ben denetlemeye gitiğim zaman hepsi Jandarma Genel Komutanlığında toplanmışlar ve Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur onlara bana Salı günü takdim edilen hazırlıkları göstermiş ve yapılan üst düzeydeki bazı yöneticilerin konuşmalarına ait ses kayıtlarını dinletmiş. Bunların çoğu AKP’ya danışmanlık yapan kişilermiş ve Kıbrıs sorununu nasıl halletmeyi düşündüklerine ve bu konuda neler yaptıklarını anlattıkları kayıt etmiş. Takdimin sonunda Hava Kuvvetleri Komutanı ve Jandarma Genel Komutanı hemen 10 mart’ ta ihtilal yapalım diye bastırmaya başlamışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı onları şimdilik frenlemiş ve bunun için daha zamanın uygun olmadığını beklememizi salık vermiş. Jandarma Genel Komutanı benimle görüşeceğini söylemiş ve dağılmışlar. Kara Kuvvetleri Komutanı bu konudan çok rahatsız olmuş. Bana sen ne düşünüyorsun dedi. Bende düşüncelerimi anlatım. “Bir ihtilal için zeminin hazır olması gerekir yani halk ihtilali istemelidir. 12 eylülde olduğu gibi ordu niye duruyor ne zaman müdahale edecek gibi başlıklar basında yer almalıdır.. İkincisi önceki ihtilallerde olmayan bazı özellikleri bugün yaşıyoruz. Ekonomimiz çok bozuk ve tamamen dışa bağımlı eğer dışarıdan kredi alamazsak ekonomimiz çökebilir ve halk büyük sıkıntı yaşar. Bunun nasıl sorumluluğunu almaya hazır değiliz. Bir diğer konuda ABD bundan önceki darbelere destek vermesine rağmen bugün AKP’ye destek veriyor. Onların istemediği bir darbe veye hükumeti idame etmek çok zordur. Yanı ABD’ye rağmen bu işlem olmaz. Diğer bir konu TSK içerisinde ki birlik sağlanmış mıdır. Eğer bir ayırım varsa sonumuz tam bir felaket olacaktır. Bu nedenler ile darbeye henüz hazır olmadığımızı söyledim. Ama bu bizim eylemimize engel olmamalıdır.” “…Kara Kuvvetleri Komutanı bu görüşüme katıldı esasen o da böyle düşündüğünü bana söyledi. Onun endişesi Şener ve Hava Kuvvetleri Komutanı, biz onlar ile aynı fikirde olmazsak bizleri suçlayacakları ve bizim onlara engel olduğumuzu her tarafa yayacak olmalarıdır. Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygurun amacı Kara Kuvvetleri Komutanı olmak. Bu nedenle de Yaşarın kuyusunu kazmak da olduğunu anlattı. Jandarma Genel Komutanı bana kalırsa biraz haksız ve haris davranıyordu. Kara Kuvvetleri Komutanı bana Jandarma Genel Komutanının bir senaryo dahilinde ve hükmet düzeyinde şimdiden teşebbüse geçtiğini ve amacının, Yaşar’ın ekarte edilmesini ve bu konuda bir baskının hükumet tarafından Genelkurmay Başkanına yapılmasını sağlamak olduğunu düşünüyor. Kendisine Şener’in bu konuda faaliyette bulunduğuna dair bazı bilgilerin geldiğini söyledi. “Yaşar ile ilgili bir değil birkaç senaryo etrafda dolaşıyor. Benim hepsinden haberim var” dedi. Bende eğer Yaşar için yapabileceğim bir şey olursa benimde haberim olsun dedim. Sık sık bunları benim bilmemi istediğini bana tekrarladı. Bu bilgiler çok özel bilgiler olmalarından dolayı benimle paylaşmasına çok müteşekkir olduğumu kendisine defalarce söyledim. Zannediyorum oda buna biraz mecbur kalmıştı. Zira ben yokken yaptıkları görüşmede diğer ikisi onu biraz fazlaca sıkıştırmışlardı. Konuşmamıza darbe konusu ile devam ettik. Ben eğer bir darbe yapılacaksa bunun 2004 aralıkdan önce yapılmamasını ve AB’nin vereceği cevaba göre AKP‘nin zaten köşeye sıkışacağını ve o zaman halkın desteğini de alabileceğimizi söyledim. Benden bu konuda Hava Kuvvetleri Komutanı ve JGKK’nın bu amaçlarından onları vazgeçirmemi ve çocukça olan bu isteklerini bir mantık esasına oturtarak hayal yerine gerçeklere dayalı bir hareket tarzını seçmemizi söyledi.” ,
 
“3 Mart 2004” başlıklı notta, “ATO’da yapılan panele tüm kuvvet komutanları eşli olarak katıldık. Genelkurmay Başkanı İsveçte olduğu için Hava Kuvvetleri Komutanı ise dün şehit olan pilotların cenaze törenine Konya’ya gittiği için bu panele katılamadılar. Bu paneli el altından biz teşvik ettik. Coşkulu ve tatmin edici bir toplantı oldu. Salona girdiğimiz zaman katılanlar bizleri alkışladılar ve “Cumhuriyetin Koruyucular” diye slogan atmaya başladılar. Panelistler çok güzel konuşmalar yaptılar. Hilafetin ilgası, Tevhid-i Tedrisat ve Şeriye ve Vakıflar bakanlığının kaldırılmasına dair yasalar 80 yıl önce bugün çıktığı için malzeme çoktu ve günün önemini daha da arttırdı. Konuşmacılar da kelimelerini ve düşüncelerini esirgemeden konuştular. Zannediyorum tahminimizden çok fazla kalabalık vardı. Birçok kişi dışarda kaldı. Bu arada Denktaş’a destek vermek için yurdun dört bir yanından gelenler ile beraber kalabalık daha da fazla görünüyordu.
Gündüz Aktan ile yaptığımız konuşmanın transkriptleri EK-AA’da olduğu gibidir. Konuşmalarda çok ilginç konular vardı. EK-AA’nın başlangıç kısmında Amerikalıların yaklaşımları konusundaki haber çok ilginçtir. Benim kanaatime göre Amerikalıların iki niyeti olabilirdi. Bizim hakkımızda bir değerlendirme yapamıyorlar hükumete karşı tutumumuzun ne olduğunu anlayamıyorlardı. Bize yaklaşarak bilgi eksikliklerini tamamlamak istiyorlardı. İkinci ihtimal ise gerçekten bize yaklaşmak istiyorlardı. Hükumetin bir işe yaramadığını ve hala TSK’nın onayı olmadan büyük orta doğu projesi gibi projeleri yürürlüğe konamayacağını görmüşlerdi. Bu nedenle Kıbrıs ile ilgili tutumuzla bizi test edip buna göre bize yaklaşacaklardı. Belkide yanlış yaptıklarını anlamışlardı. Büyükelçinin bize bir mesaj vermek istediği açıktı. Ama Genelkurmay Başkanını ekarte edip bu işi nasıl yapacaktık. Bu talebin kabul edilerek bir yerde yemek bahanesi ile kendisi ile buluşabilirdik. En iyisini Jandarma Genel Komutanı yapabilirdi, bu görev ona verildi. Bu arada aynı olay Rıfat Hisarcıklıoğlu’nun anlattığı Albay Mayfield hikayesi ile birleştirildi. Gündüz Aktan’da konuyu biliyordu ve onunda yorumu Amerikalıların bir şekilde askerle samimiyet kurmak istedikleri şeklindeydi. Bence Amerikalılar BAŞBAKAN RECEP TAYYIP ERDOĞAN’nin bir işe yaramıyacağını anlamışlardı, tekrar eskiden olduğu gibi askere yakın kalmak istiyorlardı. Tabi bu arada Büyük Ortadoğu projesinin ne olduğunu da çok iyi analiz etmemiz gerekiyordu...” ,
 
“15 Mart 2004” başlıklı notta, “Sabah bir ara beni Jandarma Genel Komutanı aradı. “Genelkurmay Başkanı her şeyi biliyor. Biraz önce beni aradı. Hemen öğleyin bir araya gelmemez lazım “ dedi . Kendisine neleri bildiğini sordum. Jandarma tesislerinde Ömer İzgi ile yemek yediğimizi biliyor. Hemen hemen herşeyi biliyor dedi.” ,
 
“16 Mart 2004” başlıklı notta, “Genelkurmay Başkanını görmeye gittim. Gittiğim sırada bir çok konuda karar vermiştim. Benden önce Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşmüştü. Genelkurmay Başkanı perişan durumdaydı. Bana kendisinde benimle ilgili bir belge olduğunu ve sadece doğru olup olmadığını söylememi istedi. Bende gidip baktım Abuk subuk bir yazı. Aytaç Yalman’ın emri ile İlhami Erdil’i dinletmişim ve Tülin Şahinoğlu denen birisi ile bu konuda devamlı temasım varmış. “Durun” dedim. Ben ne Tülin Şahinoğlu diye birisini tanırım nede böyle bir olay oldu. Sadece İlhami paşa abuk subuk emirler vermeye başlayınca bende arkadaşlarıma konuşmalarınızı teybe alın yoksa başınız derde girer dedim. Oda tabii yapacaksın dedi. Sonra oturduk ve bana TSK’da bölünmüş bir görüntü olduğunu ve bazı davranışların çok kötü değerlendirmelere neden olduğunu anlattı. Bizim yaptığımız bazı girişimler ve bilhassa Jandarma Genel Komutanının girişimlerinin hemen hepsinden haberi vardı. Jandarma Genel Komutanını nedense hedef olarak almıştı ve bütün belgeler elimde bunları devletin arşivlerine geçireceğim bu tarihi bir görevdir. Şener’in yaptıkları yetkisini aşmaktır. Kendi tesislerine eski meclis başkanı ve rektörler ile de görüşme yapmış Bunları nasıl yapar. Bu arada fişleme olayına değindi ve bu işin kendisini çok zayıflattığını ve TSK’ni küçük düşürmekten başka bir işe yaramadığını anlattı. Şimdide başımıza jandarmanın emri çıktı. Bir derginin okunması için emir vermişler.” ,
“16 Mart 2004” başlıklı notta, “Genelkurmay Başkanını görmeye gittim. Gittiğim sırada bir çok konuda karar vermiştim. Benden önce Hava Kuvvetleri Komutanı ile görüşmüştü. Genelkurmay Başkanı perişan durumdaydı. Bana kendisinde benimle ilgili bir belge olduğunu ve sadece doğru olup olmadığını söylememi istedi. Bende gidip baktım Abuk subuk bir yazı. Aytaç Yalman’ın emri ile İlhami Erdil’i dinletmişim ve Tülin Şahinoğlu denen birisi ile bu konuda devamlı temasım varmış. “Durun” dedim. Ben ne Tülin Şahinoğlu diye birisini tanırım nede böyle bir olay oldu. Sadece İlhami paşa abuk subuk emirler vermeye başlayınca bende arkadaşlarıma konuşmalarınızı teybe alın yoksa başınız derde girer dedim. Oda tabii yapacaksın dedi. Sonra oturduk ve bana TSK’da bölünmüş bir görüntü olduğunu ve bazı davranışların çok kötü değerlendirmelere neden olduğunu anlattı. Bizim yaptığımız bazı girişimler ve bilhassa Jandarma Genel Komutanının girişimlerinin hemen hepsinden haberi vardı. Jandarma Genel Komutanını nedense hedef olarak almıştı ve bütün belgeler elimde bunları devletin arşivlerine geçireceğim bu tarihi bir görevdir. Şener’in yaptıkları yetkisini aşmaktır. Kendi tesislerine eski meclis başkanı ve rektörler ile de görüşme yapmış Bunları nasıl yapar. Bu arada fişleme olayına değindi ve bu işin kendisini çok zayıflattığını ve TSK’ni küçük düşürmekten başka bir işe yaramadığını anlattı. Şimdide başımıza jandarmanın emri çıktı. Bir derginin okunması için emir vermişler.” ,
Aynı notun devamında “Karargaha dönünce Kara Kuvvetleri Komutanı aradım ve doğru ona gittim. Mantı yapmıştı. Konuşmalarımızı anlattım. Anlattıklarım onu çok rahatlattı. Önce fişleme olayı yönünden rahatladı, sonra diğer olayların gelişmesi ve Genelkurmay Başkanınin sonunda istediklerimizi yapmaya razı olmasından çok mutlu olduğunu belirtti. Bu arada Şener’in kendisini aradığını ve Genelkurmay Başkanının onu hırpaladığını ve biz bu iş hep beraber yaptık o halde herkes benim yaptıklarımı üstlenmeli dediğini anlattı. Bende kendisine saçmalık onun istediği hep darbe yapmak başka bildiği bir şey yok dedim. Hava Kuvvetleri Komutanı ile ikisini durdurmaya karar verdik. Kara Kuvvetleri Komutanı bir ara Şener’i görmüş ve Şener ona ne haber diye sorunca menfi demiş ve bir anda Şener’in yüzü asılmış başka bir şey konuşamamışlar.”,
“17 Mart 2004” başlıklı notta, “Biz komutanlar erkenden tümen komutanın odasında buluştuk. Herkesin yüzü bir karıştı. Amaç bundan ne yapacağımıza karar vermekdi. Erken gitmemizi Kara Kuvvetleri Komutanı istedi. Önce Kara Kuvvetleri Komutanı ordulara yaptığı ziyaretle ilgili kısaca bilgi verdi. Maalesef herkes durum kötü ama darbe ile düzeltilmesi için iç ve dış ortam müsait değil dediler. Buna göre bir değerlendirme yapmamız gerekiyor dedi. Hepimiz fikrimizi söyledik. İnanılmaz ama Şener hala bu iş olsun diye çırpınıyordu. Bence Genelkurmay Başkanından nefret ettiği ve Kara Kuvvetleri Komutanı olmak istediği için saplantı haline gelmişti. Şener söz aldığı sırada Genelkurmay Başkanının her şeyden haberi olduğunu ve kendisine özel olarak cevaplandırılmak üzere bir yazı yazdığını bunu kendisinin kabul edemeyeceğini söyledi yazılan yazı yayınlanan bir derginin personel tarafından okunması hakkındaydı.” ,
 
“24 Nisan 2004” başlıklı notta, “Bugün Kıbrıs’ta referandum yapılıyor. Sonuçlar akşam 18:00’dan itibaren alınmaya başladı. Gece yarısı sonuçlar Türktarafı %65 evet Rum tarafı %75 hayır. Böylece Kıbrıs’da hiçbir değişiklik olmadı ama Rumlar AB’ne girecek. Akşam Jandarma Genel Komutanının evinde yemeğe gittik. Genelkurmay Başkanı gittikten sonra aramızda konuştuk. Anladığım kadarı ile Jandarma Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hala bozuklar. Amaçları illaki darbe yapalım ve AKP’yi uzaklaştıralım. Yapalımda Kara Kuvvetleri Komutanı olmazsa nasıl olur bunu düşünen yok. Hava Kuvvetleri Komutanını fena bozdum zira vatanını sadece o seviyor ve ona destek verilmiyormuş pozlarında. Üstelik ne söylediğini kendisi de anlamıyor. Şener hala darbeye ümidini bağlamış durumda bana “çok erken çözüldük daha direnmeliydik “ demez mi. Bütün gün Kıbrıs çalıştım. Bundan sonra ne olacağı çok önemli.”,
“24 Nisan 2004” başlıklı notta, “Bugün Kıbrıs’ta referandum yapılıyor. Sonuçlar akşam 18:00’dan itibaren alınmaya başladı. Gece yarısı sonuçlar Türktarafı %65 evet Rum tarafı %75 hayır. Böylece Kıbrıs’da hiçbir değişiklik olmadı ama Rumlar AB’ne girecek. Akşam Jandarma Genel Komutanının evinde yemeğe gittik. Genelkurmay Başkanı gittikten sonra aramızda konuştuk. Anladığım kadarı ile Jandarma Genel Komutanı ile Hava Kuvvetleri Komutanı hala bozuklar. Amaçları illaki darbe yapalım ve AKP’yi uzaklaştıralım. Yapalımda Kara Kuvvetleri Komutanı olmazsa nasıl olur bunu düşünen yok. Hava Kuvvetleri Komutanını fena bozdum zira vatanını sadece o seviyor ve ona destek verilmiyormuş pozlarında. Üstelik ne söylediğini kendisi de anlamıyor. Şener hala darbeye ümidini bağlamış durumda bana “çok erken çözüldük daha direnmeliydik “ demez mi. Bütün gün Kıbrıs çalıştım. Bundan sonra ne olacağı çok önemli.”,
“30 Haziran” başlıklı notta içersinde, “2:00 Pm - 2:30 Pm - Sinan Aygün'ün Ziyareti” “Sinan Aygün ATO başkanı senede iki kez gelerek bizlere bilgi veriyor. Verdiği bilgiler daha ziyade ekonomideki gelişmeler ve bazı sosyal olaylara karşısında ne düşündüğü, genellikle hükumeti tenkit ediyor. Bu seferde Ekonomideki kötü gidişi anlattı. İşsizliğin giderek artmakta olduğunu ve bunun sonunun felakete doğru gittiğini, hükumetin izlediği teslimiyetçi politikalar nedeni ile yatırım yapılamadığının bununda işşizliğin artmasına neden olduğunu belirtti. Diğer bir ilginç açıklaması da DEP milletvekilleri ile ilgiliydi. Onların yaptığına mukabele olarak kendisinin örgütlediği bir gurup ile emekli yarbay Korkut EKEN’in hapishaneden çıkış gününde büyük bir tören yapacaklarmış. Bunun içinde yüzlerce insanı topluyorlarmış. Fikir almak ve diğer kişilerin neler düşündüğünü anlamak bakımından yararlı görüşmeydi” ,
 
“30 Haziran” başlıklı notta içersinde, “2:00 Pm - 2:30 Pm - Sinan Aygün'ün Ziyareti” “Sinan Aygün ATO başkanı senede iki kez gelerek bizlere bilgi veriyor. Verdiği bilgiler daha ziyade ekonomideki gelişmeler ve bazı sosyal olaylara karşısında ne düşündüğü, genellikle hükumeti tenkit ediyor. Bu seferde Ekonomideki kötü gidişi anlattı. İşsizliğin giderek artmakta olduğunu ve bunun sonunun felakete doğru gittiğini, hükumetin izlediği teslimiyetçi politikalar nedeni ile yatırım yapılamadığının bununda işşizliğin artmasına neden olduğunu belirtti. Diğer bir ilginç açıklaması da DEP milletvekilleri ile ilgiliydi. Onların yaptığına mukabele olarak kendisinin örgütlediği bir gurup ile emekli yarbay Korkut EKEN’in hapishaneden çıkış gününde büyük bir tören yapacaklarmış. Bunun içinde yüzlerce insanı topluyorlarmış. Fikir almak ve diğer kişilerin neler düşündüğünü anlamak bakımından yararlı görüşmeydi” ,
 
“18 Ağustos” başlıklı notta, “Jandarma Genel Komutanı Orgeneral Şener Eruygur veda etmek için geldi. Hüzün vardı. Ayrılacağına üzülmüş görünüyordu. Oğlu 7 Ağustos 2004 cumartesi günü ağır bir ameliyat geçirmişti. Bu ameliyatın meslekten ayrılmadan önce olduğu içinde şükür ediyordu. Lafı hemen yarım kalan işine getirdi. Hala içinde sanki satılmış gibi bir his vardı. Teşebbüs ettiği işin sonucun sanki yarım kalmış veya başarısızlığa uğramış olarak kabul ediyordu. Kendisine bunun böyle olmadığını, kendisini defalarca ikaz etmeme rağmen beni dinlenmediğini, başının bu yüzden belaya girdiğini açıkça anlattım. Ama hiç değilse Genelkurmay Başkanının değişmesinde rolümüz oldu dedi. Kendisini tatmin olmamış hissediyordu. Yüzünde amacına ulaşamamış insanların ifadesi vardı ama benim yapabileceğim bir şey yoktu. Biliyordum havacı ile beraber aynı fikirleri paylaşıyorlardı..Belkide Kara Kuvvetleri Komutanı Komutanı Orgeneral Aytaç Yalman ile beni suçluyorlardı. Belkide onların düşünceleri doğruydu. Ama göremedikleri şu vardı. Düsündükleri hareket TSK’ni parçalayacağı gibi başarı şansıda yoktu. Bunun muhasebesini evinde yapmak zorundaydı. Hele kendi kişisel yararları için bizleri alet etmeye hiç hakkı yoktu. Tuğg. Ali Esener ve istihbarat başkanlarının gelecek yıl terfi etmesi için elimden gelen her şeyi yapabileceğimi söyledim. Sonunda sarıldık ve vedalaştık.” ,
“22 Kasım 2002” başlığı altında, “Şener abi aradı. Bir dost sesi duymak istediğini söyledi. Emin’i de arayacağım dedi. Bu günler de geçer, geçecek dedi. Güç verdiniz deyince, devam edin dedi. Çok iyi gidiyorsunuz dedi.” ,
 
 
“GUN1102.TXT” isimli dosya içerisinde,
“GUN1102.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“25-26 Kasım 2002” başlığı altında, “Tüm Orglar Ankara'ya geliyorlar. Birinciyle görüşmek istiyorlar. O da, hep birlikte olmaz, içlerinden birini temsilci seçsinler' diyor. Onlar da, hayır, biz hep birlikte görüşmek istiyoruz' diyorlar. Bunun üzerine Ordu Komlar, Orglar görüşüyorlar. Kuvvet Komutanları da ayrıca görüşüyorlar.” ,
 
 
 
“GUN1102.TXT” isimli dosya içerisinde,
“GUN1102.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“27-28 Kasım 2002” başlığı altında, “Sabah Mehmet aradı” “- Güzel haberler var. Cuma günkü ziyarete sadece bir gidecek. Kuvvetler gitmeyecek. Öyle karar alındı.”
Emini aradım. Kısaca konuştuk. bunlar çok ciddi dedi.. İnanamadı. O da belki yazar” ,
 
“GUN1201.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“30 Kasım 2002” başlığı altında, “30 Kasım cumartesi günü Jandarma Genel Komutanı Org. Şener ERUYGUR'la 75 dakikalık sohbet.. Saat 14.25'te kapıdaydım. O da hemen önce çıktı... Yaveri ile çıktık.
 
 
 
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde,
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“22 Nisan 2003” başlığı altında, “Aslan GÜNER Paşayla Tlf. görüşmesi.. 23 Nisan resepsiyonuna katılmama eğilimi... İzleme, takip, değerlendirme safhası bitti. Bundan sonra uyarı ve duruş aşaması başladı dedi. Bunun ısrarla altını çizdi.
23 nisanda Meclisteki resmi törene katılırız ama, akşamki resepsiyon özel sayılır bunu öyle değerlendireceğiz..” ,
 
 
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde,
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“23 Nisan 2003” başlığı altında, “Fatih ve ŞENEL'le Sherton da sohbet,
Artık gelip 10-15 yıl gitmeden işleri hallettmek gerekiyor. Üstelik o ara AB de yoktu. Kopenhag olmamıştı. Şimdi her şey çok daha zor. Bugün durum çok kötü. Çok. Bir numara teslim olmuş durumda. Bunun lamı cimi yok. Onunla Recep arasında hat var. Hat var. Bunlar AB yasalarını tümüyle kendi çıkarları için uygulayacak. İşte imar yasası. Apartmanların altına mescit yapmanın yolunu açacak değişiklik planlıyorlar. Birin altı sağlam. Blok. Ama orası çok önemli.”
 
 
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde
“25 Nisan 2003” başlığı altında, “25 Nisan cuma Şener Paşa.. - İyi oldu Katılmamamız iyi oldu ama, neler çektik, sorma... O gün Baykal’ı aradım. Sonra o beni aradı. Sizde bir sarsılma var dedi, ben yok dedim. Derken onlar da öyle davrandı. Olur mu canım, Atatürk’ün partisi sen oraya nasıl gideceksin.,
 
“25 Nisan 2003” başlığı altında, “25 Nisan cuma Şener Paşa.. - İyi oldu Katılmamamız iyi oldu ama, neler çektik, sorma... O gün Baykal’ı aradım. Sonra o beni aradı. Sizde bir sarsılma var dedi, ben yok dedim. Derken onlar da öyle davrandı. Olur mu canım, Atatürk’ün partisi sen oraya nasıl gideceksin.,
Şimdi bir dönem başladı denebilir. Bundan sonra uygun platformlarda gereken şeyler söylenir. MGK da da gereken söylenecek, MGK iyi geçecek. Tek neden türban değil. Ama bunlar ona indirgiyor. Yahu bunlar seks manyağı mı? Kadını görünce akıllarına hemen açık-kapalı yerleri geliyor ,
MGK de millet affetmeyecek, ne demek (Erdoğan söylemişti) onu da soracağız işimiz zor ama, bunlarla mücadele edeceğiz.” Yazdığı görülmüştür.
 
 
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde
“23NISU1.TXT” isimli dosya içerisinde
“25 Nisan 2003” başlığı altında, “Aslan GÜNER’le görüşme. Artık izleme, takip dönemi bitti. Eğer anladılarsa iyi, anlamadılarsa yeniden söylenir. Biz bunları kapalı ortamlarda hep söylüyoruz. Ama artık kamuoyuyla paylaşmanın gerektiği bir durum doğdu. Tek neden türban değil. Kadrolaşma, Milli Görüş, siz de biliyorsunuz... Bundan sonra da gereken uygun platformlarla söylenecek” ,
 
“25 Nisan 2003” başlığı altında, “Aslan GÜNER’le görüşme. Artık izleme, takip dönemi bitti. Eğer anladılarsa iyi, anlamadılarsa yeniden söylenir. Biz bunları kapalı ortamlarda hep söylüyoruz. Ama artık kamuoyuyla paylaşmanın gerektiği bir durum doğdu. Tek neden türban değil. Kadrolaşma, Milli Görüş, siz de biliyorsunuz... Bundan sonra da gereken uygun platformlarla söylenecek” ,
 
 
“25 Şubat 2004” başlığı altında, “ Levent ve Kürşat abi ile görüşme... Heyecanlılar. Ciddi bir kararı almış olmanın rahatlığı içindeler. Atacağımız adım çok önemli. Bunu bir anlamda Amaysa tamimi gibi düşünün. O kadar kesin bir başlangıç... Ama aynı gün Denktaş’ın da olması ciddi bir durum. Denktaş’ın öne geçmemesi gerekiyor”,
Aynı gün akşam, Mustafa ÖZBEK'le yemek... Özbek’in yanında Hasan ÜNAL, Bülent ERANDAÇ vardı ve Gökhan ÇAPOĞLU bir de basın danışmanı.. Avrasya TV'nin yayına başlamasıyla ilgili hazırlıkları anlattı. Ulusal duruşu olan herkesi çağırıyorlar. Özbek heyecanlı... Bu işi başaracağız diyor. Asıl olan biziz diyor
 
Biz Avrasya TV'ye Kıbrıs’ta başlattık. Gelen telefonları dinlesen ağlarsın. İnsanlar o kadar duyarlı
Biz Avrasya TV'ye Kıbrıs’ta başlattık. Gelen telefonları dinlesen ağlarsın. İnsanlar o kadar duyarlı
O gün panelde söylediklerinizi ekranda söyleyeceksiniz. Mikrofon sizin. Ne istiyorsanız söyleyin. Memleketi bunların elinden kurtarmamız lazım” .
 
O gün panelde söylediklerinizi ekranda söyleyeceksiniz. Mikrofon sizin. Ne istiyorsanız söyleyin. Memleketi bunların elinden kurtarmamız lazım” .
 
“SENER.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“27 Şubat 2004” başlığı altında, “Saat 17.30'da Levent ve Kürşatla görüşme... Hazırlıklar tamam. Davetiyeyi basmışlar. Asıl hedef olan dörtlüyü anlattılar. Ama bunu kimsenin bilmemesi gerekiyor. Bir bildiri okunacak. Ertuğrul beye güven var..
“27 Şubat 2004” başlığı altında, “Saat 17.30'da Levent ve Kürşatla görüşme... Hazırlıklar tamam. Davetiyeyi basmışlar. Asıl hedef olan dörtlüyü anlattılar. Ama bunu kimsenin bilmemesi gerekiyor. Bir bildiri okunacak. Ertuğrul beye güven var..
Siz kazanan olacaksınız hiç şüpheniz olmasın. Kazanan siz olacaksınız kesinlikle Denktaş’ın öne geçmemesi gerekiyor. Bunun yolunu bulmamız lazım” ,
 
Siz kazanan olacaksınız hiç şüpheniz olmasın. Kazanan siz olacaksınız kesinlikle Denktaş’ın öne geçmemesi gerekiyor. Bunun yolunu bulmamız lazım” ,
“SENER.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“1 Mart 2004” başlığı altında, “Aynı şekilde görüşme... Bizim önerimiz kabul edilmedi. Sonra en başa Şener'e gittik. Ceketi çıkarmış. Kusura bakmayın dedi. Ben de, demek ki bir şeylere soyundunuz... Gülüştük. Levent de oturdu. Dediğiniz gibi yazılırsa, engelleyebilirler. Zaten emirleri dinlemiyoruz, bunu ilan etmenin gereği yok. Birliktelik kurmak gerçekten zor. Biz de zorlandık ama bunu başaracağız..” ,
“1 Mart 2004” başlığı altında, “Aynı şekilde görüşme... Bizim önerimiz kabul edilmedi. Sonra en başa Şener'e gittik. Ceketi çıkarmış. Kusura bakmayın dedi. Ben de, demek ki bir şeylere soyundunuz... Gülüştük. Levent de oturdu. Dediğiniz gibi yazılırsa, engelleyebilirler. Zaten emirleri dinlemiyoruz, bunu ilan etmenin gereği yok. Birliktelik kurmak gerçekten zor. Biz de zorlandık ama bunu başaracağız..” ,
 
“SENER.TXT” isimli dosya içerisinde,
“14 Mart 2004” başlığı altında, “Mehmet İLHAN’la uzun uzun konuştuk... Genel durumu kendi açısından iyi görüyor. Kesin olacak diyor. Bu karar verildi, şu aşamada bunu engelleyecek bir şey görünmüyor diyor. Bu durum bir karşı devrim hareketi ise, dünyanın hiçbir ülkesinde karşı devrim bu kadar kolay olmaz. Bunun bedelinin olması gerekir” ,
“SENER.TXT” isimli dosya içerisinde,
 
“17 Mart 2004” başlığı altında, “Levent abiden önce öğrenci Kürşatla görüştük..ahh ah, 28 Şubat yarım bırakıldı. Birini yaralı bırakmak kötüdür... O zaman pek kesim küstürüldü..amma kazanan biz olmalıyız..sizin arkanızda kim var kardeşim... bunu soruyorlar... şu Nurettin’le konuşsan da o iddialarını bir de biz dinlesek..” ,
“17 Mart 2004” başlığı altında, “Levent abiden önce öğrenci Kürşatla görüştük..ahh ah, 28 Şubat yarım bırakıldı. Birini yaralı bırakmak kötüdür... O zaman pek kesim küstürüldü..amma kazanan biz olmalıyız..sizin arkanızda kim var kardeşim... bunu soruyorlar... şu Nurettin’le konuşsan da o iddialarını bir de biz dinlesek..” ,
“SENER.TXT” isimli dosya içerisinde,
*“GUNOC05.TXT” isimli dosya içerisinde,
“4 Ocak 2005” başlığı altında, “Aslan GÜNER ve İlker BAŞBUĞ'la görüşme...18.40'ta bitti.. Başlangıçta Cumhuriyete övgü. İS'e övgü.
 
- Siz duayensiniz. Siz Cumhuriyeti sırtladınız. Herkes bunu söylüyor. İS, gazeteyi ne yapar eder düzlüğe çıkarır diyorlar. Cumhuriyete ilişkin söylediklerim bizim camiamızda genel kabul gören şeylerdir .
 
- Geçmişte diyalogsuzluktan doğan bazı hatalar oldu. Sizin yaptığınız kimi haberler bizi olumsuz etkiledi. Kötü niyetle yapmadığınıza eminiz. Haber yaparken biliyoruz ki, belgesi de var. (İS yüzüme baktı, öyle mi dedi, ben gülümsedim) bunları yapmamamızı istiyoruz, rica ediyoruz. Bize zarar veriyor. İçimizdeki güveni sarsıyor. tabii asıl olan bizden sızma olmaması.
 
İS: Biz şöyle düşünüyoruz diyelim bir general konuştu. Başka bir ilde (Hurşit TOLON'u kastederek) konuştu. O sizin görüşünüz anlamına gelmiyor mu? Biz sizin sözcünüz, sizin adınıza o konuştu, diye düşünüyoruz. Öyle değil mi ?
 
İB: (duraksayarak) tam öyle diyemeyiz... Ama sizin böyle bir demeci haber yapmak en doğal hakkınız. Biz ona bir şey demiyoruz. Biz içimizden sızan belgelerle haber yapmasına... lütfen öyle bir belge geldiğinde yırtıp atın..
 
(İS, geniş bir ülke tahlili yaptı: şu anda radikal islam tehlike değil. Onlar eski komünistler gibi... İktidara da gelemezler. Ama tehlike ılımlı islam. Onlar usul usul devleti ele geçirmenin hesabını yapıyorlar. Şimdi iktidarlar... Devlet olmak istiyorlar. O gün laikliğin bir anlamı kalır mı...
 
Biz siyasetin dışındayız... Ancak iki konuda tarafız, ülke bütünlüğü ve laiklik. Bunlarla ilgili sorun olursa biz tarafsız kalamayız... (bunu elleriyle işaret ederek, basa basa söyledi... Sonrasında yeri geldikçe, İS sık sık ılımlı İslam sorununu açtığı için yine ısrarla söyledi.)..”
Biz siyasetin dışındayız... Ancak iki konuda tarafız, ülke bütünlüğü ve laiklik. Bunlarla ilgili sorun olursa biz tarafsız kalamayız... (bunu elleriyle işaret ederek, basa basa söyledi... Sonrasında yeri geldikçe, İS sık sık ılımlı İslam sorununu açtığı için yine ısrarla söyledi.)..”
Mustafa BALBAY’dan ele geçirilen dijital veriler içersinde “GUNOY.TXT” isimli metin belgesi incelendiğinde dosya içerisinde; “Düşsel bir öykü..” başlığı altında,
 
“Mehmet sakin, başı yarı öne eğik, yakasında Atatürk rozetiyle gelir. Rozetin alt kısmı uniformasal çizgilidir. Beyaza çalan gri saçları Ediz HUN gibi taranmıştır. Kısık sesle fısıldar gibi konuşur kaygılıdır..bizi en büyük başkanımız der, bizim gibi düşünmüyor. Durum ciddidir.
 
-Sadece o mu
Evet sadece o diyebiliriz. Bir de üçüncü arkadaş var. Sessiz kalır o kadar. Ötekiler sağlam. Deniz gidiyor. Onun için bir şey demeyebilir. Ama bize karada havada olumsuzluk yok
 
-Nedir durum
Biz öyle sanıyoruz ki, onu etkilediler. Avrupada çok kaldı oradan etkilendi. Bir de buradaki muhafazakarlardan etkilendi. Biz önüne durumu koyduğumuzda hafif gülümsüyor. 97-98'lerde de önüne bir şey koyduğmuzda içimizdeki bu durumlarla değil de etrafımızda öyle alanlarla ilgilenin. İçimizdekiler de bunu anlarlar, azalırlar, diye düşünüyordu.
 
-Değişmezse ne yapacaksınız
Değişme olasılığı yüzde 50'nin altında. Öyle düşünüyoruz. Ama değişik gayretlerle olabilir diyoruz. Mesela o yazsa diyoruz. Durumu anlatsa diyoruz. Sallanır burası. Bunun devamında siz öteki arkadaşlarınıza da söyleyebilirsiniz. Bizim takvimlememiz marta kadar. Martta bunların gerçek yüzleri de ortaya çıkacak. O zamana kadar değişmezse biz değiştireceğiz. Ya değişecek ya gidecek. Biz başkanla ters düşersek kötü olur. Mesela emekli olur. Bu da hoş olmaz ama, böyle devam edemez.
 
-Yalnız mı
Evet evet. Örneğin bir haber vardı, o haber. Yalanlanır denen haber. Kim verdi bunu bulun demiş. Telefon etmelerini istemişler, o telefon edilmedi. Yani öyle... Sonra bazı bilgiler geçiyor. Onun bilgisi dışında... Bizi en çok rahatsız eden Kasımın ziyareti. KASIM yanında emekliyle gelmiş. Olacak şey değil. dayatıyor... Bunun olmaması lazımdı. Bizi dinlemeden yaptı. Kutlamayı da bizim yanı kurumsal bilginin dışında yaptı. Durumu bildiği için yaptı. Biz bunun yerine birincinin olması için çaba harcamıştık, o dönem böyleydi. olmadı. AHNEC olmaz dedi, geleneklere uygun değil dedi. Zaten başkan da benim için dua edin, zor durumdayım gibi şeyler söylemiş
 
-Ayrılanlar ne düşünüyor
Bir tek ÇEBİR var. Onun dışında olumsuzluk yok. O da Amerikaya gitti. Sonra 13-14 Avrupa ülkesine gitti. Hepsine KASIM iyidir dedi. Destekleyin dedi. Ama ötekiler çok iyi hatta başkana mektup yazdılar. Böyle davranma dediler. Özü genli bir başkan da aynı şekilde yazdı. Ötekiler de yazdı. Ama dinlemiyor
 
-ÇEBİR neden böyle bir davranış içinde olmuş olabilir
Bu konuda siz ne düşürünsünüz. Biz tam çözemedik. Herhalde ona öyle dediler
 
-Burada Doğanlara ne dersiniz
Onlar olumsuz. Bu açık. Hatta doğrudan 100 milyon dolar aldıkları yönünde sağlam bilgi var. olur ya misyon ya neden bilemem. Görevliler mi diye düşünüyor insan. Örneğin mayısta manşet attılar ki, psikoloji.
 
-Peki marta kadar başkanın olumsuzluğu devam ederse ne yapacaksınız
O zaman Ege denizinden başlayıp konuşacaklar. Tek tek. Hani organize bir durum yokmuş gibi. Tek tek... Onun sonucunda artık ne olur? Karışır... Öyle olsun istemiyoruz burada ona gittik. Nasıl tercih edildi. Zor oldu. Herkes kendi içinde düşündü. Tüm JİLETLER. Aynı düşündüler. Tek isim oldu. Başka yok. Tek isim.
 
-Yanki ne yapar
Onlar çok kararlı. Bunu biliyoruz. Kesin Iraklayacak. Ama bir ay, ama iki ay, ama üç ay, ama bir yıl. Mutlaka ve buraya yerleşecek. Zaten bir misyonerlik faaliyeti olan yerlere baktık, hepsi enerji alanları içinde. Haritaya bakınca bu ortaya çıkıyor. Adamlar limanları istiyorlar. İskender, Trabzan... Buraların gücünü, kapasitesini soran yazılar yazıyorlar. Trabzandan Gürcana vaziyet eyleyecekler. Şimdi Armanı Russodan ayırmaya çalışıyorlar. Sonra Şiiyi parçalayacaklar. Bize oradaki Azerler sizin olur ya da Azere bağlarız. Ya da kendileri bağımsız olur, siz tercih edin diyorlar. Bizi 7-8 yıl öncesine kadar bölmek ve Kürdüsü kurmak istiyorlardı. Şimdi bunu gereksiz görüyorlar. Ama Hansın derdi yine bu.
Bizim en büyük kaygımız başkan. Kasım derse ki, başkan bakana bağlansın belki de evet der. O zaman ip kopar. Kopar. bunu kabul edemeyiz. İşte o zaman kopar. Geçen gün Gönülsay geldi. Başkanı ziyarete. 20 kadar GENPA vardı. Hiçbiri yüzüne bakmadı. Kimi sırtını döndü. Kimi sigarasını içmeye devam etti. Kimi içeri girdi. Çok bozuldu. Yanıt da o sırada bilerek toplantıyı uzattı ki, uğurlamayayım, diye... Durum böyle yani
 
-Kalbaşkanı nasıl buluyorsunuz
Bizim gibi hareket eder diye düşüyoruz. O 50'lerin önüsü olabilir diye düşüyüruz. Olmalı diyoruz, olmalı. Tabi bir hareket olmadan hemen şöyle böyle yapmak olmaz..
 
-Gidişi nereye kadar görüyorsunuz
Bunlara da alttan baskı var. Bir kişi neden takamıyoruz diye e-mail çekti. Hemen yanıt geldi, sizinle röportaj yapalım, yayınlayalım. Baskı yapalım. Alttan baskı var diyelim, dediler. Onların da altı durmayacaktır. Onların yayınlarında başkanla ilgili çok övücü yayınlar var. Bu ilginç..Biz şundan eminiz; 57. nin başının düşmesi özel bir planlamaydı. Başındaki Irak'a saldırıya hayır dediği için mi değiştirmek, bitirmek istediler diye düşünüyoruz. Ama özel olarak parçalandığını düşünüyoruz bir önemli durum daha var. Başkan, listeye atılan almak istemiyor. Hiç çıkmasın diyor. Israr ettik var çünkü. Ülkede olan ne varsa bir miktar da bizde vardır. Toplumda yüzde 1 ise bizde binde birdir. Ama vardır. Sonunda ısrarla 8 tane aldırmayı başardık. Bu malum Güven Kurul Toplantılarının neden erken bittiğini düşünüyorsunuz? Çünkü başkan altındakilerin konuşmasını istemiyor. Bundan sonra da böyle devam eder mi, bilmiyoruz. Ama biz etmemesi için çaba harcayacağız.” Yazdığı görülmüştür.
 
“13.7.0 Çarşamba”
 
Sabah Taner DÖVENCİ Albay aradı, komutan (Başbuğ) İlhan beyle baş başa görüşmek istiyor, dedi. Şaşırdım. Malum konu olabilirdi. İS'e bilgi verdim. 16.00'da gitti 2 saate yakın görüşmüşler.
Sabah Taner DÖVENCİ Albay aradı, komutan (Başbuğ) İlhan beyle baş başa görüşmek istiyor, dedi. Şaşırdım. Malum konu olabilirdi. İS'e bilgi verdim. 16.00'da gitti 2 saate yakın görüşmüşler.
Milli Güvenlik Siyaset Belgesini o açmamış İlhan abi açınca siz açmasaydınız ben de açmayacaktım demiş devam etmiş
 
Balbay anlaşmayı bozdu. Kırıldık. Çok üzüldük. Kimi arkadaşlar biz çekilelim dediler. Tabii kaynağı sormuyoruz. Söylemeyecektir. Bu tür şeyler yapmayacaktı. Yaptı.
Milli Güvenlik Siyaset Belgesini o açmamış İlhan abi açınca siz açmasaydınız ben de açmayacaktım demiş devam etmiş
 
Balbay anlaşmayı bozdu. Kırıldık. Çok üzüldük. Kimi arkadaşlar biz çekilelim dediler. Tabii kaynağı sormuyoruz. Söylemeyecektir. Bu tür şeyler yapmayacaktı. Yaptı.
İS, bilmiyorum, siz verdiniz sandım demiş. Onlar da bizim böyle bir yöntemimiz yok demiş.
 
Öteki konular
Öteki konular
Çankaya'ya başı türbanlı olmayan ama, beyni türbanlı biri gelirse ne olacak demiş
 
Ertesi gün İS'le durumu değerlendirdik. Bana şunları söyledi
Çankaya'ya başı türbanlı olmayan ama, beyni türbanlı biri gelirse ne olacak demiş
Ürktüm... Değişik bir şey var. Senin haberleri inceleyeceğim. Bunlar kendi içlerinde farklı düşüncelere sahipler. Böyle olur. Geçmişte Faruk GÜRLER, Muhsin BATUR... Gürler birden öbür tarafa geçti.... Bunlar böyle olur. Aman dikkat.
Ertesi gün İS'le durumu değerlendirdik. Bana şunları söyledi
Kaynaklarını bana da söyleye.. (gülerek) bakarsın bir şey olur, bana sorarlar bilmeyeyim.
 
Ben kimsenin adını vermemiştim. Yıllar sonra bana bir yemek verdiler. Konuştuk uzun uzun.
Ürktüm... Değişik bir şey var. Senin haberleri inceleyeceğim. Bunlar kendi içlerinde farklı düşüncelere sahipler. Böyle olur. Geçmişte Faruk GÜRLER,
Yine benzer durum olabilir. Aman dikkatli ol. Şimdi senin yaptık larından benim haberim yok. Onlar da sevinmiştir. Bunların da arasında ikilik var diye
Muhsin BATUR... Gürler birden öbür tarafa geçti.... Bunlar böyle olur. Aman dikkat.
Acaba Hilmi Paşacı CB yapıp öyle mi dönüştürmek istiyorlar. Bunu yazıp sormalı”
 
Kaynaklarını bana da söyleye.. (gülerek) bakarsın bir şey olur, bana sorarlar bilmeyeyim.
 
Ben kimsenin adını vermemiştim. Yıllar sonra bana bir yemek verdiler. Konuştuk uzun uzun.
 
Yine benzer durum olabilir. Aman dikkatli ol. Şimdi senin yaptık larından benim haberim yok. Onlar da sevinmiştir. Bunların da arasında ikilik var diye
 
Acaba Hilmi Paşacı CB yapıp öyle mi dönüştürmek istiyorlar. Bunu yazıp sormalı”
“29 Aralık Pazar
 
Akşam İlhan SELÇUK geldi. Baş başa her şeyi konuştuk.
Akşam İlhan SELÇUK geldi. Baş başa her şeyi konuştuk.
Askerler: her şey için erken. Eğer içte bir çatlama olursa hangi tarafın önde olacağı belli olmaz. Ben bu işlere hem 9 Mart 12 Mart açısından bakıyorum. Ne olacağını kestiremezsin, birden dönenler olur. Zayıf kalan taraf da tasfiye edilir. Ortada henüz bir şey yokken çıkış yapmak yanlış olabilir. Orduyu yalnızlaştırabilir.
Gazete: İyiye gidiyor ama atılım yapmamız lazım. İbrahim hala Yazı İşleri Müdürü gibi. Genel Yayın Müdürü gibi değil. Çok açık söylüyorum, eğer başarı kazanamazsak parayı koyan kişiler, hani derler ve yeni yöneticiler getirmek isterler. Gözünüzü seveyim... Bir atılım grubu oluşturun. İçinde İbrahim, Salim, Emre KONGAR, Orhan BURSALI olsun, sen ol... Atılım yapmamız lazım... Satış 43 biraz yükseldi ama, 36'ları görmüştük..
CA: Bu Demirel kitabını yazmakla iyi etmedi ya. Olmaz. Sen yanına danışman olarak git, herşeyi yaz..
Şükrü Sina belki oturur ha... Henüz oturmadı. Yakup'u ne yapalım? Ben ilişmeyelim deyince, tamam ilişmeyelim.
 
Senin büroda da baya gençler yetişti. Bir daha geldiğimde hep beraber yemek yiyelim”.
 
Şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
 
(Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 29 Aralık’ın 2002 yılında Pazar gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “29 Aralık 2002” tarihinde yapıldığı,
Şeklinde ifadelerin yer aldığı anlaşılmıştır.
‘İbrahim’in Cumhuriyet Gazetesi Genel yayın yönetmeni İbrahim YILDIZ, ‘CA’nın ise Cumhuriyet Gazetesi yazarı Cüneyt ARCAYÜREK olduğu değerlendirilmiştir. )
 
Şüpheli Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen dokümanlarda, zarfın üzerindeki bilgilere göre Kürşat Eren tarafından Hasan Atilla UĞUR’a gönderildiği anlaşılan bir mektup olduğu, “SEVGİLİ KARDEŞİM” diye başlayan mektupta “Önceki mektup elinize geçti mi bilmiyorum. Eline geçeceğinden emin olmasam da tekrar yazmak istiyorum. Aslında seninle yüz yüze görüşmek gerekir. Ancak beyaz taşların pirinçten daha çok olması sizlerle açık açık konuşmaktan alıkoyuyor. Dolayısıyla olayların gelişme seyri mektuplaşmaktan başka bir yol bırakmıyor.
(Söz konusu yazıda yıl belirtilmediğinden dolayı takvim üzerinde yapılan incelemede 29 Aralık’ın 2002 yılında Pazar gününe rast geldiği ve bu nedenle söz konusu görüşmenin “29 Aralık 2002” tarihinde yapıldığı,
KARDEŞİM, Bu vatan için gerekirse yeniden "Kurtuluş Savaşı" vermek, canlarımızı feda etmek, elbette hepimizin görevi. Fakat olayların gelişmesini örgütleyenlerin ne yazık ki şahsi çıkarlarını ön planda tuttuklarını görmek beni derinden üzüyor.
 
‘İbrahim’in Cumhuriyet Gazetesi Genel yayın yönetmeni İbrahim YILDIZ, ‘CA’nın ise Cumhuriyet Gazetesi yazarı Cüneyt ARCAYÜREK olduğu değerlendirilmiştir. )
 
Şüpheli Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen dokümanlarda, zarfın üzerindeki bilgilere göre Kürşat Eren tarafından Hasan Atilla UĞUR’a gönderildiği anlaşılan bir mektup olduğu, “SEVGİLİ KARDEŞİM” diye başlayan mektupta “Önceki mektup elinize geçti mi bilmiyorum. Eline geçeceğinden emin olmasam da tekrar yazmak istiyorum. Aslında seninle yüz yüze görüşmek gerekir. Ancak beyaz taşların pirinçten daha çok olması sizlerle açık açık konuşmaktan alıkoyuyor. Dolayısıyla olayların gelişme seyri mektuplaşmaktan başka bir yol bırakmıyor.
 
KARDEŞİM, Bu vatan için gerekirse yeniden "Kurtuluş Savaşı" vermek, canlarımızı feda etmek, elbette hepimizin görevi. Fakat olayların gelişmesini örgütleyenlerin ne yazık ki şahsi çıkarlarını ön planda tuttuklarını görmek beni derinden üzüyor.
Üstelik bu gizli ve menfaate dayalı ilişkilerde sizler gibi devlet ve milleti için gözünü budaktan esirgemeyen arkadaşlarımın üstün meziyet ve hissiyatının da kullanıldığı duygusuna kapılmaktan kendimi alamıyorum. Bizler elbette senin iş bitiriciliğini ve becerikliliğini biliyoruz. Sana ulaşan şeyleri en doğru ve sonuca ulaştıracak şekilde değerlendireceğinden de şüphemiz yok.
Sevgili Kardeşim, Sana gönderdiğim mektupta "tampon kullanmakta çok usta olan" bazı kesimlerden bahsetmiştim. Bu kesimler karşısında dikkatli olmanız ve tedbir almanız konusunda uyarmaya çalışmıştım. Mutlaka düşünmüş ve bazı şeyler yapmışsınızdır. Şu anda görmekte olduğum şeyler beni hepten dehşete
 
 
;OPERASYONDA ELDE EDİLEN DOKÜMAN
Şüpheli A. Hurşit TOLON’ un Ankara ili Çankaya ilçesi Yukarı Bahçelievler Mahallesi Kazakistan caddesi no:163/34 sayılı yerde ele geçirilen “ELBA” marka “Alı0043” seri numaralı CD içerisindeki ele geçirilen “Operasyon” isimli word dosyasında, Türk silahlı Kuvvetlerinde Büyük Operasyon başlığı altında; Yüksek Askeri şuranın ağustos ayındaki toplantısından önce, aralarında Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç YALMAN, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim FIRTINA, Org. Hurşit TOLON, Org. Fevzi TÜRKERİ, Org. Oktar ATAMAN, emekli Org. Çetin DOĞAN ve bazı generallerin Ankara da bir toplantı yaptığı, bu toplantıda önce Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK’ü istifa ettirmek, daha sonra da AKP iktidarını düşürmek amacıyla bir strateji belirledikleri ve bu stratejilerini uygulamaya koyduklarının tespit edildiği,
Plan gereği öncelikle Genelkurmay başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilip yerine Org Aytaç YALMAN’ın getirileceği, Hilmi ÖZKÖK istifa ettirilemez ise söz konusu stratejinin uygulanmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerektiği,
Altı aylık bir sürede amacına ulaşması düşünülen planın ana hatları ile,
01-AKP hükümetinin irticai faaliyetlerinin gerekçe gösterilerek halkın sivil toplum örgütleri ile harekete geçirilmesi gerektiği, sivil toplum kuruluşlarının harekete geçirilmesi amacıyla da,
a-Laiklik konusunda hassasiyeti bilinen tüm sivil toplum kuruluşları ile irtibat kurularak harekete geçmelerinin sağlanması gerektiği, bu sivil toplum örgütleri ile irtibatı düşük rütbedeki subayların sağlaması gerektiği,
b-Sivil toplum örgütlerinin AKP iktidarının uygulamalarını protesto etmelerinin sağlanması gerektiği, böylece Başbakanın ve irticai basının sertleşeceği, ortaya çıkacak bu ortamın bilinen amaçlar doğrultusunda kullanılmasının mümkün olabileceği, yapılacak gösterilerin AKP il yada ilçe binaları önünde gerçekleştirilmesi gerektiği,
c-Yapılacak tüm faaliyetlerde AKP iktidarının şeriat esaslarına dayanan bir devlet kurmak istediğinin vurgulanacağı,
d-Kamu kuruluşları içerisinde TSK ile dirsek temasında olan yöneticilerin, AKP iktidarının uygulamaları (Kadrolaşma) aleyhine konuşmalarının sağlanması gerektiği,
e-Kamu kuruluşlarında AKP yanlıları tarafından gerçekleştirilen irtica ve yolsuzluk uygulamalarının takip edilmesi gerektiği,
f-Genelkurmay karargahına askeri personel ve vatandaş imzalarıyla tüm illerden çok sayıda mektup gönderilerek, TSK nın AKP iktidarı karşısında hareket alanı kazanmasının sağlanması gerektiği,
2-İrticai faaliyetler konusunda basının harekete geçirilmesi için, çeşitli kaynaklardan karargaha intikal eden bilgilerin basına aktarılması ve böylece kamuoyu oluşturulmasının zorunluluğu,
3-Bu faaliyetlerin gizlilik içerisinde yürütülmesi gerektiği ve bu nedenle mümkün olduğu kadar kurye kullanılması zarureti belirtilmiştir.
Söz konusu toplantıda özellikle Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesinin esas amaç olarak belirlendiği, Hilmi ÖZKÖK istifa ettirildikten sonra Aytaç YALMAN’ın Genelkurmay başkanı olacağı, Kara Kuvvetleri Komutanlığına ise Org Yaşar BÜYÜKANIT yerine, Jandarma Genel Komutanı Mehmet Şener ERUYGUR’un getirilmesi için yoğun çaba harcanacağı, fakat “MAKAM” eleştirilerine meydan vermemek için de Aytaç YALMAN’ın Ağustos ayında görevi bırakması gerektiğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
 
Şüpheli A. Hurşit TOLON’ un Ankara ili Çankaya ilçesi Yukarı Bahçelievler Mahallesi Kazakistan caddesi no:163/34 sayılı yerde ele geçirilen “ELBA” marka “Alı0043” seri numaralı CD içerisindeki ele geçirilen “Operasyon” isimli word dosyasında, Türk silahlı Kuvvetlerinde Büyük Operasyon başlığı altında; Yüksek Askeri şuranın ağustos ayındaki toplantısından önce, aralarında Kara Kuvvetleri Komutanı Aytaç YALMAN, Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK, Hava Kuvvetleri Komutanı İbrahim FIRTINA, Org. Hurşit TOLON, Org. Fevzi TÜRKERİ, Org. Oktar ATAMAN, emekli Org. Çetin DOĞAN ve bazı generallerin Ankara da bir toplantı yaptığı, bu toplantıda önce Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK’ü istifa ettirmek, daha sonra da AKP iktidarını düşürmek amacıyla bir strateji belirledikleri ve bu stratejilerini uygulamaya koyduklarının tespit edildiği,
DEĞERLENDİRME:
 
Mehmet Şener ERUYGUR ve Ahmet Hurşit TOLON’dan darbe planları ve darbe teşebbüsü ile ilgili delil mahiyetinde dokümanlar ele geçirilmiştir. Tüm belgeler incelendiğinde, şüpheliler Mehmet Şener ERUYGUR ve Hurşit TOLON’un görev yaptıkları dönemde, mevcut hükumeti silah zoru ile devirip devlet idaresini ele geçirmek için planlar yaptıkları ve bu planlarını uygulamaya koydukları, fakat Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün demokratik tutum ve davranışlarından dolayı kendileri için çok ciddi bir engel olduğunu düşündükleri ve öncelikli plan olarak Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ü istifa ettirmeyi daha sonra, Aytaç YALMAN’ın geçici olarak Genelkurmay Başkanlığına getirmeyi kısa bir süre sonra Aytaç YALMAN’ın da görevi bırakmasının sağlanarak, ERGNEKON terör örgütü yöneticisi şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’un KKK na , Mehmet Şener ERUYGUR’un ise Genelkurmay Başkanlığına getirmeyi planlandıkları,bu amaçla Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesi için ciddi çalışmalar başlattıkları tespit edilmiştir.
Plan gereği öncelikle Genelkurmay başkanı Org. Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilip yerine Org Aytaç YALMAN’ın getirileceği, Hilmi ÖZKÖK istifa ettirilemez ise söz konusu stratejinin uygulanmasının mümkün olmayacağı, bu nedenle Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesi için tüm çabaların gösterilmesi gerektiği,
Özellikle, Şener Eruygur‘un, komutanlığını yaptığı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde,darbe çalışmaları için ekip oluşturulduğu,teknik dinlemelerin başına Albay Hasan Atilla Uğur ile İstihbarat Daire Başkanlığına Levent Ersöz’ün getirildiği, darbe öncesi bilgi toplama işlemlerini ve özellikle Bakan ,milletvekilleri ve üst düzey bürokrat ve yargı organı mensupları ile bazı kamu görevlileri ile ilgili kişisel bilgilerin bu örgüt üyeleri vasıtasıyla toplandığı belirlenmiştir.
 
Şüpheliler Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un ,yöneticisi oldukları Ergenekon terör örgütünün amaç ve stratejisi doğrultusunda gerçekleştirmeyi planladıkları darbeyi, TSK bünyesinde emir ve komuta zinciri altında yapabilmek için, öncelikle dönemin HKK İbrahim Fırtına, KKK Aytaç Yalman ve DKK Özden Örnek ile temasa geçtikleri,bu kişilerin hükumete muhtıra verilmesi ve darbe yapılması yönündeki kendilerine yakın düşüncelerini değerlendirerek ve onları iktidarda bulunan AKP ‘nin ülkeyi geriye götürdüğünü,Cumhuriyetin en önemli unsuru olan laikliği ortadan kaldıracak uygulamalara gittiklerini, bu amaçla kadrolaştıkları yönündeki örgütün belirlediği söylemleri kullanarak,onları ülkede darbe yapılmasından başka çare yok yönündeki düşünceye ikna ettikleri ve kendilerine engel olacağını bildikleri Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü istifaya zorlamaya çalıştıkları ve bu amaçla bir araya gelerek stratejiler geliştirdikleri,hatta kendilerinin belirledikleri yöntemleri uygulamaya karşı çıkması halinde Kuvvet Komutanları olarak istifa edeceklerini ve ülkeyi kaosa sürükleyeceklerini belirterek Hilmi Özkök’e istifa etmesi yönünde baskı yaptıkları belirlenmiştir.
Altı aylık bir sürede amacına ulaşması düşünülen planın ana hatları ile,
Şüphelilerden ele geçirilen dijital verilerdeki bilgilerden ,şüpheli Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde “cumhuriyet çalışma gurubu” ismiyle darbe hazırlıklarını planlayan ve organize eden muvazzaf askerlerden oluşan bir gurup kurduğu,Ergenekon terör örgütünün tespit ettiği hedefler doğrultusunda hareket eden bu gurubun ,darbe öncesi ve darbe sonrası yapılacaklar için “SARIKIZ”, “AYIŞIĞI”, “YAKAMOZ ve “ELDİVEN” kod isimli (4) ayrı darbe planı hazırladıkları anlaşılmıştır.
 
Söz konusu darbe planları incelendiğinde, “SARIKIZ” kod adlı darbe planının, darbe öncesi ülkede darbe zemini oluşturmak için yapılması gereken faaliyetleri “AYIŞIĞI” ve YAKAMOZ” kod isimli darbe planlarının darbenin bizzat aktif olarak nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiği yönünde çalışmaları, “ELDİVEN” kod isimli darbe planının ise darbe sonrası yapılacak faaliyetleri kapsadığı tespit edilmiştir.
01-AKP hükümetinin irticai faaliyetlerinin gerekçe gösterilerek halkın sivil toplum örgütleri ile harekete geçirilmesi gerektiği, sivil toplum kuruluşlarının harekete geçirilmesi amacıyla da,
Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK tarafından kaleme alındığı anlaşılan günlük notlarında yer alan Sarıkız kod adlı darbe planı çerçevesinde, basının ele geçirilmesi, Üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesi, Sendikalarla birlikte hareket edilmesi, sokaklara afiş asılması, Dernekler ile temasa geçip Hükumet aleyhine teşvik edilmesi ve tüm bu olayların yurt çapında gerçekleştirilmesinin hedeflendiği görülmüştür.
 
HKK İbrahim Fırtına’nın, CÇG’nin faaliyetleri ile ilgili değerlendirmeler yaptığı ve çalışmaların yönlendirilmesi ile ilgili telkin ve tavsiyelerde bulunduğu ortaya koyan dijital dokümanlar Şener Eruygur’dan ele geçirilmiştir.
a-Laiklik konusunda hassasiyeti bilinen tüm sivil toplum kuruluşları ile irtibat kurularak harekete geçmelerinin sağlanması gerektiği, bu sivil toplum örgütleri ile irtibatı düşük rütbedeki subayların sağlaması gerektiği,
Dönemin Kuvvet Komutanları Aytaç Yalman, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına ‘nın, yukarıda açıkça izah edildiği üzere, görev yaptıkları dönemde “askeri müdahaleye zemin hazırlama”yönünde diğer şüpheliler ile birlikte hazırlanan plan ve eylemlere iştirak ettikleri,ancak,2004 yılı Ağustos ayında Mehmet Şener Eruygur’un emekli olmasına müteakip,bu yönde herhangi bir çalışma ve eylemleri tespit edilemediğinden,adı geçenlerin bu döneme ilişkin eylemleri ile ilgili soruşturma evrakı tefrik edilmiştir.
 
Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığını yaptığı ADD genel merkezinde ele geçirilen dijital verilerde “AYIŞIĞI ÇÖZÜM” isimli word dosyasında, , “Ayışığı ve Yakamoz olarak adlandırılan darbe palanını uygulayanlar deşifre olur da dağıtılırsa, planın aynen devam ettirilmesi, sekteye uğramaması için oluşturulacak ve gizli tutulacak ikinci bir yapılanma”dan söz edildiği,ayrıca C.Ç.G yapılanması içerisinde yer alan Şüpheli Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen dokümanlarda, askeri müdahalenin gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmaların,C.Ç.G’nin deşifre olması halinde TSK bünyesinde ikinci bir ekip oluşturulması gerektiği belirtilerek,bu yöndeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü anlatılmaktadır.
b-Sivil toplum örgütlerinin AKP iktidarının uygulamalarını protesto etmelerinin sağlanması gerektiği, böylece Başbakanın ve irticai basının sertleşeceği, ortaya çıkacak bu ortamın bilinen amaçlar doğrultusunda kullanılmasının mümkün olabileceği, yapılacak gösterilerin AKP il yada ilçe binaları önünde gerçekleştirilmesi gerektiği,
Ancak,şüpheliler Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon,’un görev yaptıkları dönemdeki eylemlerine, TSK’deki görevleri sona erdikten sonrada Ergenekon terör örgütünün amaç ve stratejisi doğrultusunda devam ettikleri ,
 
Bu cümleden olarak;
c-Yapılacak tüm faaliyetlerde AKP iktidarının şeriat esaslarına dayanan bir devlet kurmak istediğinin vurgulanacağı,
 
d-Kamu kuruluşları içerisinde TSK ile dirsek temasında olan yöneticilerin, AKP iktidarının uygulamaları (Kadrolaşma) aleyhine konuşmalarının sağlanması gerektiği,
 
e-Kamu kuruluşlarında AKP yanlıları tarafından gerçekleştirilen irtica ve yolsuzluk uygulamalarının takip edilmesi gerektiği,
 
f-Genelkurmay karargahına askeri personel ve vatandaş imzalarıyla tüm illerden çok sayıda mektup gönderilerek, TSK nın AKP iktidarı karşısında hareket alanı kazanmasının sağlanması gerektiği,
 
2-İrticai faaliyetler konusunda basının harekete geçirilmesi için, çeşitli kaynaklardan karargaha intikal eden bilgilerin basına aktarılması ve böylece kamuoyu oluşturulmasının zorunluluğu,
 
3-Bu faaliyetlerin gizlilik içerisinde yürütülmesi gerektiği ve bu nedenle mümkün olduğu kadar kurye kullanılması zarureti belirtilmiştir.
 
Söz konusu toplantıda özellikle Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesinin esas amaç olarak belirlendiği, Hilmi ÖZKÖK istifa ettirildikten sonra Aytaç YALMAN’ın Genelkurmay başkanı olacağı, Kara Kuvvetleri Komutanlığına ise Org Yaşar BÜYÜKANIT yerine, Jandarma Genel Komutanı Mehmet Şener ERUYGUR’un getirilmesi için yoğun çaba harcanacağı, fakat “MAKAM” eleştirilerine meydan vermemek için de Aytaç YALMAN’ın Ağustos ayında görevi bırakması gerektiğinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.
 
;DEĞERLENDİRME:
 
Mehmet Şener ERUYGUR ve Ahmet Hurşit TOLON’dan darbe planları ve darbe teşebbüsü ile ilgili delil mahiyetinde dokümanlar ele geçirilmiştir. Tüm belgeler incelendiğinde, şüpheliler Mehmet Şener ERUYGUR ve Hurşit TOLON’un görev yaptıkları dönemde, mevcut hükumeti silah zoru ile devirip devlet idaresini ele geçirmek için planlar yaptıkları ve bu planlarını uygulamaya koydukları, fakat Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ün demokratik tutum ve davranışlarından dolayı kendileri için çok ciddi bir engel olduğunu düşündükleri ve öncelikli plan olarak Genelkurmay Başkanı Hilmi ÖZKÖK’ü istifa ettirmeyi daha sonra, Aytaç YALMAN’ın geçici olarak Genelkurmay Başkanlığına getirmeyi kısa bir süre sonra Aytaç YALMAN’ın da görevi bırakmasının sağlanarak, ERGNEKON terör örgütü yöneticisi şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’un KKK na , Mehmet Şener ERUYGUR’un ise Genelkurmay Başkanlığına getirmeyi planlandıkları,bu amaçla Hilmi ÖZKÖK’ün istifa ettirilmesi için ciddi çalışmalar başlattıkları tespit edilmiştir.
 
Özellikle, Şener Eruygur‘un, komutanlığını yaptığı Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde,darbe çalışmaları için ekip oluşturulduğu,teknik dinlemelerin başına Albay Hasan Atilla Uğur ile İstihbarat Daire Başkanlığına Levent Ersöz’ün getirildiği, darbe öncesi bilgi toplama işlemlerini ve özellikle Bakan ,milletvekilleri ve üst düzey bürokrat ve yargı organı mensupları ile bazı kamu görevlileri ile ilgili kişisel bilgilerin bu örgüt üyeleri vasıtasıyla toplandığı belirlenmiştir.
 
Şüpheliler Şener Eruygur ve Hurşit Tolon’un ,yöneticisi oldukları Ergenekon terör örgütünün amaç ve stratejisi doğrultusunda gerçekleştirmeyi planladıkları darbeyi, TSK bünyesinde emir ve komuta zinciri altında yapabilmek için, öncelikle dönemin HKK İbrahim Fırtına, KKK Aytaç Yalman ve DKK Özden Örnek ile temasa geçtikleri,bu kişilerin hükumete muhtıra verilmesi ve darbe yapılması yönündeki kendilerine yakın düşüncelerini değerlendirerek ve onları iktidarda bulunan AKP ‘nin ülkeyi geriye götürdüğünü,Cumhuriyetin en önemli unsuru olan laikliği ortadan kaldıracak uygulamalara gittiklerini, bu amaçla kadrolaştıkları yönündeki örgütün belirlediği söylemleri kullanarak,onları ülkede darbe yapılmasından başka çare yok yönündeki düşünceye ikna ettikleri ve kendilerine engel olacağını bildikleri Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ü istifaya zorlamaya çalıştıkları ve bu amaçla bir araya gelerek stratejiler geliştirdikleri,hatta kendilerinin belirledikleri yöntemleri uygulamaya karşı çıkması halinde Kuvvet Komutanları olarak istifa edeceklerini ve ülkeyi kaosa sürükleyeceklerini belirterek Hilmi Özkök’e istifa etmesi yönünde baskı yaptıkları belirlenmiştir.
 
Şüphelilerden ele geçirilen dijital verilerdeki bilgilerden ,şüpheli Şener Eruygur’un Jandarma Genel Komutanlığı bünyesinde “cumhuriyet çalışma gurubu” ismiyle darbe hazırlıklarını planlayan ve organize eden muvazzaf askerlerden oluşan bir gurup kurduğu,Ergenekon terör örgütünün tespit ettiği hedefler doğrultusunda hareket eden bu gurubun ,darbe öncesi ve darbe sonrası yapılacaklar için “SARIKIZ”, “AYIŞIĞI”, “YAKAMOZ ve “ELDİVEN” kod isimli (4) ayrı darbe planı hazırladıkları anlaşılmıştır.
 
Söz konusu darbe planları incelendiğinde, “SARIKIZ” kod adlı darbe planının, darbe öncesi ülkede darbe zemini oluşturmak için yapılması gereken faaliyetleri “AYIŞIĞI” ve YAKAMOZ” kod isimli darbe planlarının darbenin bizzat aktif olarak nasıl ve ne şekilde yapılması gerektiği yönünde çalışmaları, “ELDİVEN” kod isimli darbe planının ise darbe sonrası yapılacak faaliyetleri kapsadığı tespit edilmiştir.
 
Emekli Deniz Kuvvetleri Komutanı Özden ÖRNEK tarafından kaleme alındığı anlaşılan günlük notlarında yer alan Sarıkız kod adlı darbe planı çerçevesinde, basının ele geçirilmesi, Üniversite öğrencilerinin sokağa dökülmesi, Sendikalarla birlikte hareket edilmesi, sokaklara afiş asılması, Dernekler ile temasa geçip Hükumet aleyhine teşvik edilmesi ve tüm bu olayların yurt çapında gerçekleştirilmesinin hedeflendiği görülmüştür.
 
HKK İbrahim Fırtına’nın, CÇG’nin faaliyetleri ile ilgili değerlendirmeler yaptığı ve çalışmaların yönlendirilmesi ile ilgili telkin ve tavsiyelerde bulunduğu ortaya koyan dijital dokümanlar Şener Eruygur’dan ele geçirilmiştir.
 
Dönemin Kuvvet Komutanları Aytaç Yalman, Özden Örnek ve İbrahim Fırtına ‘nın, yukarıda açıkça izah edildiği üzere, görev yaptıkları dönemde “askeri müdahaleye zemin hazırlama”yönünde diğer şüpheliler ile birlikte hazırlanan plan ve eylemlere iştirak ettikleri,ancak,2004 yılı Ağustos ayında Mehmet Şener Eruygur’un emekli olmasına müteakip,bu yönde herhangi bir çalışma ve eylemleri tespit edilemediğinden,adı geçenlerin bu döneme ilişkin eylemleri ile ilgili soruşturma evrakı tefrik edilmiştir.
 
Şener ERUYGUR’un Genel Başkanlığını yaptığı ADD genel merkezinde ele geçirilen dijital verilerde “AYIŞIĞI ÇÖZÜM” isimli word dosyasında, , “Ayışığı ve Yakamoz olarak adlandırılan darbe palanını uygulayanlar deşifre olur da dağıtılırsa, planın aynen devam ettirilmesi, sekteye uğramaması için oluşturulacak ve gizli tutulacak ikinci bir yapılanma”dan söz edildiği,ayrıca C.Ç.G yapılanması içerisinde yer alan Şüpheli Hasan Atilla UĞUR’dan ele geçirilen dokümanlarda, askeri müdahalenin gerçekleştirilmesi yönündeki çalışmaların,C.Ç.G’nin deşifre olması halinde TSK bünyesinde ikinci bir ekip oluşturulması gerektiği belirtilerek,bu yöndeki çalışmaların kararlılıkla sürdürüldüğü anlatılmaktadır.
 
Ancak,şüpheliler Mehmet Şener Eruygur ve Ahmet Hurşit Tolon,’un görev yaptıkları dönemdeki eylemlerine, TSK’deki görevleri sona erdikten sonrada Ergenekon terör örgütünün amaç ve stratejisi doğrultusunda devam ettikleri ,
 
Bu cümleden olarak;
Şüpheli Mehmet Şener Eruygur’un;
1-Örgütün “sivil toplum kuruluşlarını yönetme ve yönlendirme”stratejisine uygun olarak ADD(Atatürkçü Düşünce Derneği) ‘nin başına geçtiği ve başkanlığını yaptığı dönemde katıldıkları mitinglerde,dernek mensuplarına ‘ordu göreve’ pankartları taşıtarak,askeri müdahaleye zemin oluşturmaya çalıştığı,
2-Askerlik mesleğinden emekli olduktan sonraki dönemde de örgüt yöneticisi sanık İlhan Selçuk ‘un koordinasyonundaki gizli toplantılara iştirak ettiği,
3-Yukarıda tafsilatlı olarak izah edildiği üzere,örgütün stratejisine uygun bir çok dernek ve platformların yönetimine girerek,bu oluşumları örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı,bu çalışmaları sırasında örgüt yöneticileri ve bir çok örgüt üyesi ile irtibat içerisinde bulunduğu,
Şüpheli Ahmet Hurşit Tolon’un;
1-Şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’ un planladıkları askeri müdahaleye karşı olduğunu düşündüğü Genelkurmay Başkanı Yaşar BÜYÜKANIT’ın, ailesi, akrabaları,özel hayatı,hatta hastalıklarını kişisel veri olarak kaydetmek suretiyle ,bu kişiyi yıpratma yönünde kullanmayı planladığı,
2-Sivil toplum kuruluşlarını örgütün stratejisi doğrultusunda yönlendirmek amacıyla,yukarıda detaylı olarak belirtilen dernek,platform ve buna benzer oluşumlar içerisinde aktif olarak yer aldığı,daha önce ifa ettiği görevin toplumdaki olumlu imajını kullanarak bu oluşumları örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirdiği,
3- Örgüt yöneticisi sanık İlhan Selçuk ‘un koordinasyonundaki gizli toplantılara iştirak ederek,örgütün belirlediği eylem planlarını uyguladığı,örgütün yöneticisi ve üyesi konumundaki kişilerle sık ve sürekli irtibatının bulunduğu,
Sonuç olarak,şüphelilerin TSK’deki görevleri sırasında, askeri müdahaleyi gerçekleştirmek için yaptıkları planlarda zorunlu unsur olarak öngördükleri sivil şahısların ve üniversitelerin sokağa dökülerek,kargaşa ve kaos ortamı meydana getirmek yönündeki hedeflerine ulaşmak için,emekli olmalarına müteakip sivil toplum kuruluşları ile irtibata geçerek,bunların önemli bir kısmının yöneticisi konumuna geçtikleri ve bu oluşumları örgütün amaç ve stratejileri doğrultusunda yönlendirdikleri,böylece yasama ve yürütme organlarının ortadan kaldırılmasına yönelik askeri müdahaleye zemin hazırladıkları anlaşılmıştır.
 
1-Örgütün “sivil toplum kuruluşlarını yönetme ve yönlendirme”stratejisine uygun olarak ADD(Atatürkçü Düşünce Derneği) ‘nin başına geçtiği ve başkanlığını yaptığı dönemde katıldıkları mitinglerde,dernek mensuplarına ‘ordu göreve’ pankartları taşıtarak,askeri müdahaleye zemin oluşturmaya çalıştığı,
YUKARIDA TAFSİLATLI OLARAK ANLATILAN TÜM DELİLER BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE;
 
ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ tarafından kurulan ve yönlendirilen Cumhuriyet Çalışma Grubu hazırladığı ve uygulamaya koyduğu darbe planları çerçevesinde;
2-Askerlik mesleğinden emekli olduktan sonraki dönemde de örgüt yöneticisi sanık İlhan Selçuk ‘un koordinasyonundaki gizli toplantılara iştirak ettiği,
1-Hilmi Özkök’ün istifası talebini içeren kendileri tarafından kaleme alınmış mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Hilmi Özkök’e gönderilmek suretiyle onu baskı altına almaya çalıştıkları,
 
2-Darbe hazırlıklarına destek sağlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri,
3-Yukarıda tafsilatlı olarak izah edildiği üzere,örgütün stratejisine uygun bir çok dernek ve platformların yönetimine girerek,bu oluşumları örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirmeye çalıştığı,bu çalışmaları sırasında örgüt yöneticileri ve bir çok örgüt üyesi ile irtibat içerisinde bulunduğu,
3-Özden Örnek’ten ele geçirilen günlüklerden anlaşıldığı üzere, ulusal yayın yapan gazete ve televizyon sahiplerinin çağrılarak,iktidardaki hükumet aleyhine ve özellikle askerin hükumete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının sağlandığı,
 
4-Örgüt yöneticisi İlhan Selçuk’un ve örgüt üyesi Mustafa Balbay’ın talimatları ile Cumhuriyet gazetesinin örgütün amacı doğrultusunda bu yöndeki haberleri manşetten vermek suretiyle darbe hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalıştıkları,
Şüpheli Ahmet Hurşit Tolon’un;
5-Ülkede kargaşa meydana gelmesini sağlamak amacıyla öğrencileri gösterilerle sokağa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı Rektörlerle görüştükleri, ayrıca Rektörlerden hükumete sert tepki göstermelerini istedikleri,bunun üzerine harekete geçen bazı rektörlerin Hükumet aleyhine sert açıklamalar yaptıkları, özellikle Ergenekon terör örgütü yöneticileri dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun bu organizasyonları yaptıkları, “Ordu göreve” yazılı pankartların asıldığı mitinglerde görüntü kayıtlarının bulunduğu,
 
6-Sendika yöneticileri ile irtibata geçerek, Hükumet aleyhinde sert açıklamalar yapılmasını sağladıkları, bu hususta düzenlenen toplantılara örgüt üyesi Mustafa Özbek’in iştirak ettiği ,
1-Şüpheli Ahmet Hurşit TOLON’ un planladıkları askeri müdahaleye karşı olduğunu düşündüğü Genelkurmay Başkanı Yaşar BÜYÜKANIT’ın, ailesi, akrabaları,özel hayatı,hatta hastalıklarını kişisel veri olarak kaydetmek suretiyle ,bu kişiyi yıpratma yönünde kullanmayı planladığı,
7-O dönem iktidarda bulunan hükumeti parçalayıp ülkeyi yönetmeyecek hale getirmek ve bunun sonucunda ülkede çıkacak kaosla darbeye zemin oluşmasını sağlamak amacıyla, örgüt üyesi İsmail Yıldız’a milletvekilleri hakkında araştırma yaptırdıkları ve bu yolla iktidar partisinden ayrılabilecek nitelikteki milletvekillerini tespit ettikleri, bu doğrultuda örgüt üyeleri Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur ve İsmail Yıldız’ın mecliste yer almayan bazı siyasi parti liderleri ile görüştükleri ve yapılan bu görüşmeyi kayda aldıkları,
 
8-Bu amaçla Bakanlar,milletvekilleri, üst düzey bürokratların siyasi görüşleri ve yaşam tarzları ilgili kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydettikleri ,
2-Sivil toplum kuruluşlarını örgütün stratejisi doğrultusunda yönlendirmek amacıyla,yukarıda detaylı olarak belirtilen dernek,platform ve buna benzer oluşumlar içerisinde aktif olarak yer aldığı,daha önce ifa ettiği görevin toplumdaki olumlu imajını kullanarak bu oluşumları örgütün amaçları doğrultusunda yönlendirdiği,
9-Ayrıca,örgütün stratejileri arasında bulunan “Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğe götürmek”amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları ,sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasının olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı sağlamaya çalıştıkları, Mehmet Şener ERUYGUR un Kıbrıs Büyükelçisini makamına çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay Başkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceğini, önemli husustaki bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiği şeklinde talimat verdiğinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı,
 
10-Örgüt üyesi Sinan Aygün vasıtasıyla, sanayi odalarını organize etmeye çalıştıkları, özellikle Sinan Aygün’ün teredütte olan Kuvvet Komutanlarını ziyaret ederek, örgütün stratejisi doğrultusunda TSK’yı göreve davet eden konuşmalar yaptığı ve bu düşüncenin yönlendirebileceği kitlelerin kanaati olduğu intıbaını uyandırmaya çalıştığı,
3- Örgüt yöneticisi sanık İlhan Selçuk ‘un koordinasyonundaki gizli toplantılara iştirak ederek,örgütün belirlediği eylem planlarını uyguladığı,örgütün yöneticisi ve üyesi konumundaki kişilerle sık ve sürekli irtibatının bulunduğu,
11-Darbe planları içerisinde yer alan Kuvvet Komutanlarının, uyguladıkları plana uygun olarak,yürütme organı üzerinde baskı uygulamak amacıyla Harp Okullarının eğitim dönemi açılış ve diploma törenlerinde sert ve toplumu geren açıklamalar yaptıkları,
 
12-Sahte kimlikli şahıslar tarafından yurt dışında hazırlanan “vatansever.info” isimli internet sitesini kurdurarak,C.Ç.G tarafından hazırlanan örgütün amaçları doğrultusundaki haber ve yayınlar yapmak suretiyle , kamuoyunu olumsuz yönde yönlendirmeye çalıştıkları,
Sonuç olarak,şüphelilerin TSK’deki görevleri sırasında, askeri müdahaleyi gerçekleştirmek için yaptıkları planlarda zorunlu unsur olarak öngördükleri sivil şahısların ve üniversitelerin sokağa dökülerek,kargaşa ve kaos ortamı meydana getirmek yönündeki hedeflerine ulaşmak için,emekli olmalarına müteakip sivil toplum kuruluşları ile irtibata geçerek,bunların önemli bir kısmının yöneticisi konumuna geçtikleri ve bu oluşumları örgütün amaç ve stratejileri doğrultusunda yönlendirdikleri,böylece yasama ve yürütme organlarının ortadan kaldırılmasına yönelik askeri müdahaleye zemin hazırladıkları anlaşılmıştır.
13-Ergenekon terör örgütü yöneticisi İlhan Selçuk,örgüt üyeleri Mustafa Balbay,Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur’un çoğu kez Şener Eruygur’un makamında gizli toplantılar yaptıkları, burada eylem planını görüştükleri,özellikle İlhan Selçuk’un içinde yer aldığı 9 Mart 1971 de darbe teşebbüsü ile ilgili tecrübelerini aktararak dikkat edilmesi gereken hususlarda tavsiyelerde bulunduğu, İlhan Selçuk’la Şener Eruygur ve diğer asker kökenli örgüt üyeleri arasındaki irtibatı ve haberleşmeyi Mustafa Balbay’ın sağladığı,
 
14-Bu dönemde ”Ulusal Birlik Hareketi”ni kurdurarak,kendilerine yakın sivil toplum kuruluşlarını tek merkezden yönetmeye çalıştıkları,özellikle ADD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nı Cumhuriyet Çalışma Gurubunun belirlediği strateji doğrultusunda yönlendirdikleri,
YUKARIDA TAFSİLATLI OLARAK ANLATILAN TÜM DELİLER BİR BÜTÜN OLARAK DEĞERLENDİRİLDİĞİNDE;
15-C.Ç.G’nun planları arasında yer alan “sendikaların manipüle edilmesi”stratejisine uygun olarak,özellikle örgüt üyesi Mustafa Özbek’in başkanı olduğu sendika ile kendileri ile birlikte hareket edecekleri yönünde tespitler yaptıkları bazı sendikaları amaçlarına uygun olarak yönlendirdikleri ,
 
ERGENEKON SİLAHLI TERÖR ÖRGÜTÜ tarafından kurulan ve yönlendirilen Cumhuriyet Çalışma Grubu hazırladığı ve uygulamaya koyduğu darbe planları çerçevesinde;
 
1-Hilmi Özkök’ün istifası talebini içeren kendileri tarafından kaleme alınmış mektupları, muvazzaf askerler tarafından hazırlanmış görüntüsü verilerek Hilmi Özkök’e gönderilmek suretiyle onu baskı altına almaya çalıştıkları,
 
2-Darbe hazırlıklarına destek sağlamak amacıyla emekli generallere mektup gönderdikleri,
 
3-Özden Örnek’ten ele geçirilen günlüklerden anlaşıldığı üzere, ulusal yayın yapan gazete ve televizyon sahiplerinin çağrılarak,iktidardaki hükumet aleyhine ve özellikle askerin hükumete bakış açısını sert mesajlarla topluma duyurulması amacıyla yayın yapılması için baskı yapıldığı ve bu yapılan baskılar sonucunda amaçlanan yayınların yapılmasının sağlandığı,
 
4-Örgüt yöneticisi İlhan Selçuk’un ve örgüt üyesi Mustafa Balbay’ın talimatları ile Cumhuriyet gazetesinin örgütün amacı doğrultusunda bu yöndeki haberleri manşetten vermek suretiyle darbe hazırlıklarına katkıda bulunmaya çalıştıkları,
 
5-Ülkede kargaşa meydana gelmesini sağlamak amacıyla öğrencileri gösterilerle sokağa dökmeye çalıştıkları, bu amaçla bazı Rektörlerle görüştükleri, ayrıca Rektörlerden hükumete sert tepki göstermelerini istedikleri,bunun üzerine harekete geçen bazı rektörlerin Hükumet aleyhine sert açıklamalar yaptıkları, özellikle Ergenekon terör örgütü yöneticileri dönemin YÖK Başkanı Kemal Gürüz ile İ.Ü. Rektörü Kemal Alemdaroğlu’nun bu organizasyonları yaptıkları, “Ordu göreve” yazılı pankartların asıldığı mitinglerde görüntü kayıtlarının bulunduğu,
 
6-Sendika yöneticileri ile irtibata geçerek, Hükumet aleyhinde sert açıklamalar yapılmasını sağladıkları, bu hususta düzenlenen toplantılara örgüt üyesi Mustafa Özbek’in iştirak ettiği ,
 
7-O dönem iktidarda bulunan hükumeti parçalayıp ülkeyi yönetmeyecek hale getirmek ve bunun sonucunda ülkede çıkacak kaosla darbeye zemin oluşmasını sağlamak amacıyla, örgüt üyesi İsmail Yıldız’a milletvekilleri hakkında araştırma yaptırdıkları ve bu yolla iktidar partisinden ayrılabilecek nitelikteki milletvekillerini tespit ettikleri, bu doğrultuda örgüt üyeleri Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur ve İsmail Yıldız’ın mecliste yer almayan bazı siyasi parti liderleri ile görüştükleri ve yapılan bu görüşmeyi kayda aldıkları,
 
8-Bu amaçla Bakanlar,milletvekilleri, üst düzey bürokratların siyasi görüşleri ve yaşam tarzları ilgili kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydettikleri ,
 
9-Ayrıca,örgütün stratejileri arasında bulunan “Kıbrıs sorunun çözümsüzlüğe götürmek”amacına matuf olarak açıklamalar yaptıkları ,sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmeye çalıştıkları ve böylece ülkenin dış politikasının olumsuz yönde etkileyerek siyasi istikrarsızlığı sağlamaya çalıştıkları, Mehmet Şener ERUYGUR un Kıbrıs Büyükelçisini makamına çağırarak bundan sonraki süreçte her talimatı kendisinden alacağını, Genelkurmay Başkanı çağırdığında kendisine basit bilgileri vereceğini, önemli husustaki bilgileri bizzat kendisine vermesi gerektiği şeklinde talimat verdiğinin ses ve görüntü kayıtlarından anlaşıldığı,
 
10-Örgüt üyesi Sinan Aygün vasıtasıyla, sanayi odalarını organize etmeye çalıştıkları, özellikle Sinan Aygün’ün teredütte olan Kuvvet Komutanlarını ziyaret ederek, örgütün stratejisi doğrultusunda TSK’yı göreve davet eden konuşmalar yaptığı ve bu düşüncenin yönlendirebileceği kitlelerin kanaati olduğu intıbaını uyandırmaya çalıştığı,
 
11-Darbe planları içerisinde yer alan Kuvvet Komutanlarının, uyguladıkları plana uygun olarak,yürütme organı üzerinde baskı uygulamak amacıyla Harp Okullarının eğitim dönemi açılış ve diploma törenlerinde sert ve toplumu geren açıklamalar yaptıkları,
 
12-Sahte kimlikli şahıslar tarafından yurt dışında hazırlanan “vatansever.info” isimli internet sitesini kurdurarak,C.Ç.G tarafından hazırlanan örgütün amaçları doğrultusundaki haber ve yayınlar yapmak suretiyle , kamuoyunu olumsuz yönde yönlendirmeye çalıştıkları,
13-Ergenekon terör örgütü yöneticisi İlhan Selçuk,örgüt üyeleri Mustafa Balbay,Levent Ersöz, Hasan Atilla Uğur’un çoğu kez Şener Eruygur’un makamında gizli toplantılar yaptıkları, burada eylem planını görüştükleri,özellikle İlhan Selçuk’un içinde yer aldığı 9 Mart 1971 de darbe teşebbüsü ile ilgili tecrübelerini aktararak dikkat edilmesi gereken hususlarda tavsiyelerde bulunduğu, İlhan Selçuk’la Şener Eruygur ve diğer asker kökenli örgüt üyeleri arasındaki irtibatı ve haberleşmeyi Mustafa Balbay’ın sağladığı,
 
14-Bu dönemde ”Ulusal Birlik Hareketi”ni kurdurarak,kendilerine yakın sivil toplum kuruluşlarını tek merkezden yönetmeye çalıştıkları,özellikle ADD ve Çağdaş Eğitim Vakfı’nı Cumhuriyet Çalışma Gurubunun belirlediği strateji doğrultusunda yönlendirdikleri,
 
15-C.Ç.G’nun planları arasında yer alan “sendikaların manipüle edilmesi”stratejisine uygun olarak,özellikle örgüt üyesi Mustafa Özbek’in başkanı olduğu sendika ile kendileri ile birlikte hareket edecekleri yönünde tespitler yaptıkları bazı sendikaları amaçlarına uygun olarak yönlendirdikleri ,
Tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır.
 
Yukarıda tafsilatlı olarak izah edildiği üzere, yapılan planlar, kuvvet komutanlarının bu plana uygun hamleleri, Rektörler, sivil toplum kuruluşları, medya patronları,bazı sendika başkanları ve etkili sanayi odalarının başkanları ile kurulan koordinasyon , darbe çalışması içinde yer alan kişilerin ifa ettikleri kamu hizmetinin, sonucu elde etmeye elverişli nitelikte olması hususları gözönüne alındığında, gerçekleştirmesi planlanan darbenin tüm hazırlık hareketlerinin tamamlandığını,eylemsel nitelikte çalışmaların başladığını, ancak,dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün stratejik yaklaşımları ve ellerinde olmayan nedenlerle şüphelilerin neticeyi gerçekleştiremedikleri,asker kökenli şüphelilerin emekli olmalarına müteakip,özellikle askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri ,bu kapsamda,özellikle örgütün ülkede kaos ve istikrarsızlık ortamı oluşturma amacına matuf olarak,sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmek için daha önce irtibatta oldukları,dernek ve platformların yönetimlerinde yer aldıkları ve burada örgütün belirlediği amaçlara uygun gösteri ve eylemleri organize ettikleri,neticeden asker kökenli örgüt mensuplarının ,askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla görevleri sırasında yaptıkları planları,yakalandıkları tarihe kadar uygulama koydukları ve böylece eylemlerinin temadi ettiği sonucuna varılmıştır.
Yukarıda tafsilatlı olarak izah edildiği üzere, yapılan planlar, kuvvet komutanlarının bu plana uygun hamleleri, Rektörler, sivil toplum kuruluşları, medya patronları,bazı sendika başkanları ve etkili sanayi odalarının başkanları ile kurulan koordinasyon , darbe çalışması içinde yer alan kişilerin ifa ettikleri kamu hizmetinin, sonucu elde etmeye elverişli nitelikte olması hususları gözönüne alındığında, gerçekleştirmesi planlanan darbenin tüm hazırlık hareketlerinin tamamlandığını,eylemsel nitelikte çalışmaların başladığını, ancak,dönemin Genelkurmay Başkanı Hilmi Özkök’ün stratejik yaklaşımları ve ellerinde olmayan nedenlerle şüphelilerin neticeyi gerçekleştiremedikleri,asker kökenli şüphelilerin emekli olmalarına müteakip,özellikle askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla eylem ve faaliyetlerine devam ettikleri ,bu kapsamda,özellikle örgütün ülkede kaos ve istikrarsızlık ortamı oluşturma amacına matuf olarak,sivil toplum kuruluşlarını yönlendirmek için daha önce irtibatta oldukları,dernek ve platformların yönetimlerinde yer aldıkları ve burada örgütün belirlediği amaçlara uygun gösteri ve eylemleri organize ettikleri,neticeden asker kökenli örgüt mensuplarının ,askeri müdahaleye zemin hazırlamak amacıyla görevleri sırasında yaptıkları planları,yakalandıkları tarihe kadar uygulama koydukları ve böylece eylemlerinin temadi ettiği sonucuna varılmıştır.
;HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
 
Soruşturmada gelinen bu aşamada,Ergenekon terör örgütü ile irtibatı tespit edilemeyen 2003-2004 yılı HK Kuvvetleri komutanı İbrahim FIRTINA, Deniz Kuvvetleri Özden ÖRNEK ve KKK Aytaç YALMAN’ın,görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemler ile ilgili evrak tefrik edilmiştir.
Soruşturmada gelinen bu aşamada,Ergenekon terör örgütü ile irtibatı tespit edilemeyen 2003-2004 yılı HK Kuvvetleri komutanı İbrahim FIRTINA, Deniz Kuvvetleri Özden ÖRNEK ve KKK Aytaç YALMAN’ın,görev yaptıkları dönemde Ergenekon terör örgütü yöneticileri ile birlikte iştirak ettikleri eylemler ile ilgili evrak tefrik edilmiştir.
5237 sayılı TCK’ da “Yasama organına karşı suç” başlığı altında düzenlenen 311. maddesinde TBMM’ yi ortadan kaldırmaya veya TBMM’ nin görevlerini kısmen veya tamamen yapmasını engellemeye teşebbüs edenler ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılırlar.” ,
 
5237 sayılı TCK’ nda “Hükümete Karşı Suç” başlığı altında düzenlenen 312. maddesinde “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.” hükümleri yer almaktadır.
5237 sayılı TCK’ nda “Hükümete Karşı Suç” başlığı altında düzenlenen 312. maddesinde “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükumetini ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen veya tamamen engellemeye teşebbüs eden kimseye ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilir.” hükümleri yer almaktadır.
 
Yasada belirtilen suçların maddi unsuru cebir, şiddet ve suçu işlemeye teşebbüs (kalkışma) olduğu anlaşılmaktadır. Suç bu haliyle bir tehlike suçudur. Bu bakımdan, kastedilen neticeyi meydana getirme tehlikesi bulunan fiiller teşebbüs niteliğini taşır. Kısacası, suçun işlenmesine yönelik icra hareketlerine başlanması “teşebbüs” için yeterlidir.Teşebbüs ile suç tamamlanmış sayılmaktadır. Aksi düşüncenin kabulü halinde,bu tür eylemlere kalkışan kimselerin sonucu elde etmesi halinde,hukuk sitemini de değiştirebilecek güce sahip bulunabileceklerinden,yargılanmaları ve cezalandırılmaları mümkün olmayacaktır.
Yasada belirtilen suçların maddi unsuru cebir, şiddet ve suçu işlemeye teşebbüs (kalkışma) olduğu anlaşılmaktadır. Suç bu haliyle bir tehlike suçudur. Bu bakımdan, kastedilen neticeyi meydana getirme tehlikesi bulunan fiiller teşebbüs niteliğini taşır. Kısacası, suçun işlenmesine yönelik icra hareketlerine başlanması “teşebbüs” için yeterlidir.Teşebbüs ile suç tamamlanmış sayılmaktadır. Aksi düşüncenin kabulü halinde,bu tür eylemlere kalkışan kimselerin sonucu elde etmesi halinde,hukuk sitemini de değiştirebilecek güce sahip bulunabileceklerinden,yargılanmaları ve cezalandırılmaları mümkün olmayacaktır.
Ayrıca,Yasada öngörülen “cebir” maddi ve manevi anlamda kullanılmıştır. Cebir, failin amacına ulaşmak için kullanabileceği tüm meşru olmayan yöntemleri ifade etmektedir. Yani, cebir, keyfi, meşru olmayan hileli hareketlerde olabilir. Kaldı ki, cebir suçun unsuru değil niteliğidir.
 
Suçun manevi unsuru ise, suçun bilerek ve isteyerek işlenmesidir.
Ayrıca,Yasada öngörülen “cebir” maddi ve manevi anlamda kullanılmıştır. Cebir, failin amacına ulaşmak için kullanabileceği tüm meşru olmayan yöntemleri ifade etmektedir. Yani, cebir, keyfi, meşru olmayan hileli hareketlerde olabilir. Kaldı ki, cebir suçun unsuru değil niteliğidir.
 
Suçun manevi unsuru ise, suçun bilerek ve isteyerek işlenmesidir.
Tüm bu açıklamalar ışığında;
Ergenekon Terör Örgütü üyesi şüphelilerin TSK’ da görev yaptıkları dönemde, TSK’ninaskeri müdahaleye zemin oluşturmak için çalışma ve planlar yaptıkları, bunu yukarıda da açıkça belirtildiği şekilde eyleme döktükleri, bu eylem ve faaliyetlerinin yine örgütün amacına uygun olarak emekli olduktan sonra sivil hayatta da devam ettirdikleri, kısacası faaliyetlerini, yakalandıkları tarihe kadar sürdürdükleri, bu nedenle planların yapılıp uygulama konulduğu dönem olan 2003-2004 yıllarında yürürlükte bulunan765 sayılı Yasanın 147. maddesinin somut olaya uygulanmasının mümkün olmadığı, temadi eden eylemlerinin TCK’ nun 311,312 maddeleri kapsamında bulunduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda tafsilatlı olarak anlatıldığı üzere ,şüphelilerin, asker veya emekli olduğu dönemlerde TSK’nin müdahalesi için yaptıkları planlar ,uyguladıkları stratejiler ve planların eyleme dönüştürülmesi ile TCK.311ve 312 maddelerinde belirtilen suçların tamamlanmış olduğu sonucuna varılmıştır.
 
GÖREV VE YETKİ
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 243 sayılı tefsir kararına göre ise askeri suç, Askeri Ceza Kanunu'nda yazılı olan suçlarla, bu kanunun atıf suretiyle cezalandırdığı suçlardır.Anayasa Mahkemesi de bir kararında, askeri suç kavramını, bu tanım çerçevesinde kabul etmiştir.
Yasalarımızda açık bir tanımı bulunmayan askeri suç kavramı, uygulamada Askeri Yargıtay tarafından da tanımlanmıştır.
Yüksek Mahkemeye göre askeri suç:
a.Unsurlarının ve cezalarının tamamı Askeri Ceza Kanununda yazılı olan, bir diğer ifade ile Askeri Ceza Kanunu dışında hiçbir ceza kanunu ile cezalandırılmayan suçlar,
b.Unsurları, kısmen Askeri Ceza Kanunu'nda, kısmen diğer ceza kanunlarında gösterilen suçlar,
Askeri suç benzerleri, sırf askeri suç tarifine girmemekle beraber, yine de Askeri Ceza Kanununun uygulanmasını gerekli kılan ve bu itibarla genel suç kategorisine girmeyen suçlardır. Askeri Ceza Kanununda doğrudan doğruya yer alabileceği gibi, Askeri Ceza Kanunu tarafından genel ceza kanununa yapılan açık atıf dolayısıyla bu kanun tarafından iktibas olunan suçlardan da olabilir.
Askeri suç benzerlerinin ayırıcı özelliği, bu suçların asker olmayan kişiler tarafından da işlenebilmeleri, askeri bir hizmet veya görevin ihlalini ifade etmeleri, bütün veya bir kısım unsurları itibari ile genel ceza kanunu tarafından öngörülmüş bulunmalarıdır.
İster sırf askeri suç isterse askeri suç benzeri olsun, bütün askeri suçları genel suçlardan ayırt eden husus, askeri suçları yaratmakla korunmak istenen menfaattir. Bu itibarla Askeri Ceza Kanununda yer alan ya da atıf dolayısıyla cezalandırılan ve siviller tarafından da işlenebilen bir suçun askeri suç benzeri olabilmesi için, hukuki konusunun askeri bir yararın korunması şeklinde belirlenmesi şarttır.
Anayasa Mahkemesi de, bu yönde kararı mevcuttur. (Anayasa Mahkemesinin 14.02.1978 tarih ve E.K.1977/130, 1978/13 sayılı kararı,)
Asker Kişilerin Askeri Mahalde İşledikleri Suçlar;
353 sayılı As. MKYUK'nun 9. maddesinde düzenlenen ve askeri mahkemelerin görevini tayin eden unsurlardan biri de, "askeri mahal" kavramıdır. Zira, suçun askeri mahalde işlenmesi, görevi tayin eden önemli bir faktördür. Ancak, yukarıda detayı olarak anlatılan darbe planları, bunların uygulamaya konulması aşamasındaki örgüt üyesi sivil sahıslarla olan koordinasyon, yapılan eylem ve faaliyetlerin askeri mahal dışında gerçekleşmesi ve sonuçlarının yine askeri mahal dışında meydana gelecek nitelikte olması hususları gözönüne alındığında, müsnet suçda “askeri mahal” hükmünün uygulanması mümkün görülmemiştir.
Örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda her türlü istihbarat toplama faaliyetleri yürütmesi:
Örgütün Anayasasını teşkil eden “ERGENEKON” dokümanında, İstihbaratın öneminden, gerekliliğinden ve amaçlarından bahsedilmiş ve bu çerçevede “Ergenekon’un, gözlerinin her şeyi görmesi gerektiği, kulaklarının her şeyi duyması gerektiği” belirtilerek istihbaratın önemine vurgu yapılmıştır. Bunların yanı sıra istihbarat konusu birçok örgüt dokümanında değişik başlıklar altında da belirtilmiştir.
“21 YÜZYILDA CASUSLUK” dokümanı incelendiğinde, İstihbarat toplama faaliyetlerinin önemi ve gerekliliğinden bahsedildiği, ayrıca Türkiye’de devlet mekanizmalarının en yaşamsal ve kilit noktalardaki görevlerin, rejim karşıtlarınca işgal edildiği vurgulanarak yepyeni bir istihbarat mekanizması oluşturulması gerektiği vurgulanmıştır.
ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ belirlediği bu yöntemle örgütün amaç ve hedefleri doğrultusunda ülkemiz genelinde değişik şahıs, kurum ya da kurumlar hakkında çeşitli istihbari çalışmalar yapmış ve kendileri gibi düşünmeyen birçok kişi, kurum ya da kuruluşları değişik isnatlarla yazılı olarak kaydedip, bu verileri sakladıkları tespit edilmiştir.
ERGENEKON TERÖR ÖRGÜTÜ’nün en etkin bir şekilde yerine getirdiği ve kullandığı yöntemlerden birisi de istihbarat toplama faaliyetleridir. Soruşturma kapsamında şüphelilerden ele geçirilen doküman ve dijital verilerde, ülkemiz genelinde binlerce vatandaşımız, yüzlerce Milletvekili, Bürokrat, Yargı mensubu, Vali, Kaymakam, Türk Silahlı Kuvvetleri Mensubu, Emniyet Teşkilatı mensubu, Sağlık personeli mensubu, Üniversiteler, öğretim görevlileri ve diğer kamu görevlileri, gazeteciler ve şirketler hakkında istihbari bilgiler toplayıp Türk Ceza Kanunun 135/2 maddesinde karşılığı bulan “Kişilerin siyasî, felsefî veya dinî görüşlerine, ırkî kökenlerine; hukuka aykırı olarak ahlâkî eğilimlerine, cinsel yaşamlarına, sağlık durumlarına veya sendikal bağlantılarına ilişkin bilgileri kişisel veri olarak” kaydettikleri, bu kamu görevlilerinin bir çoğunun özel hayatları ile ilgili istihbari bilgiler topladıkları ve bu verileri sakladıkları tespit edilmiştir. Bunların yanı sıra topladıkları bu bilgileri bazende yıpratma, sindirme yada şantaj amaçlı bazende örgütün basın-yayın organlarında yayınlayarak karalama ve dez-enformasyon amaçlı kullandıkları anlaşılmıştır.
 
“İRTBLR” isimli klasörde “MALİYE 2.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosya içerisinde Maliye, Gümrük Müsteşarlığı ve Hazine Müsteşarlığı’nda çalıştığı ifade edilen 7 şahsın isimlerinin yazılarak karşılarına “BEKAR KADIN DÜŞKÜNÜ, SÜREKLİ YURT DIŞINA GİDER, KULLANILABİLİR, EŞİ GELENEKSEL KAPALI, CUMAYA GİDER, ASKER, KAYMAKAM, VALİ VE DOKTORLARLA AKTİF HALDE GÖRÜŞÜYOR, VALİ OLAMADIĞI İÇİN HÜKÜMETE ÇOK KIZGIN, HÜKÜMETİN YIKILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLÜYOR, ASKER VE SİVİLDEKİ ÜST DÜZEY BÜROKRATLARLA ARASI ÇOK İYİ, CUMHURBAŞKANLIĞINDA GÖREVLİ ÜST DÜZEY BÜROKRATLAR TARAFINDAN DA DESTEKLENİYOR, MASAK’TA KADROLAŞMADA EN ETKİLİ İSİMLERDENDİ, SOLCU, İRTİBAT VAR, YARARLANILIYOR, HÜKÜMET İSTEDİĞİ HALDE ALAMIYOR, HÜKÜMETİ TAKMIYOR, GEREKİRSE TEHDİT EDİYOR” ,
 
“İRTBLR” isimli klasörde “MÜLKİ AMİRLER 1.xls” isimli bir Excel dosyası olduğu, bu dosya içerisinde Vali, Kaymakam ve Mülkiye Müfettişi olduğu ifade edilen 52 şahsın isimlerinin yazılarak karşılarına “İRTİBAT TESİSİNDE ZAYIF KALIYOR, KOLLANMALI, SIKINTILARI VAR, YARDIMCI OLUNACAK, KADIN DÜŞKÜNÜ, PROBLEM OLABİLİR, TAVSİYE ÜZERİNE İRTİBATA GEÇİLDİ, OLUMLU, HÜKÜMET ALEYHİNE ÇALIŞMALRI VE TAVSİYELERİ VAR, BAKILMALI, YARDIMCI OLUR, BİRAZ TEDİRGİN, AMA İSTEKLİ, MHP İLİŞKİLERİ İYİDİR, BAĞLANTILARI İİYİ, DEGERLENDİRİLMELİ, PROBLEM YOK, FAKAT DİKKAT EDİLMELİ, TAVSİYE ETTİĞİ KİŞİLER DEGERLENDİRİLMELİ, İRTİBAT VAR, REFERANSLARI SAĞLAM, ÇEVRESİ GENİŞ, VALİLİKLE İLGİLİ BEKLENTİLERİ VAR, YARDIMCI OLUNUYOR, İRTİBAT SAGLANDI, İLGİLİ GÖREVE GELMESİ KONUSUNDA YARDIMCI OLUNMALI, REFERANSLARINA GÜVENİLİR, GELEN BİLGİLER DEGERLENDİRİLDİ, AKSATIYOR, AKTİF GÖREVDE OLMASI SAĞLANMALI, HÜKÜMET KARŞITIDIR, TAVSİYE ÜZERİNE İRTİBATA GEÇİLDİ GÖRÜŞÜLÜYOR, BAĞLANTILARI ÇOK İYİDİR, KADIN DÜŞKÜNLÜĞÜ VAR, YERİNDE TUTULMALI, VALİ OLMAK İÇİN ÇOK İSTEKLİ YARDIMCI OLUNMALI, YARARLI OLUR, MÜFETTİŞ OLMAK İSTİYOR DESTEK OLUNMALI, YERİNDE KALMALI, ÜLKÜCÜ GÖRÜŞE SAHİP, AKP KARŞITLIĞINI CESURCA ORTAYA KOYAR, VALİLİĞİ İÇİN ÇALIŞILABİLİR, İSTİHBARATA VE BİLGİ TOPLAMAYA MERAKLI, ASKERİ İSTİHBARATLA VE ASKERLERLE ARASI ÇOK İYİ, ÇAĞDAŞ YAŞAMCILARLA BERABER HAREKET EDİYOR, KOLLANMALI VE AKTİF GÖREVDE TUTULMALI, YÜKSEKOVADA CİDDİ DESTEĞİ OLDU, İSTANBULDA İLERİMİZE DESTEK OLUYOR, VALİ OLMAK İÇİN GAYRET EDİYOR, VALİLİK İÇİN DESTEK OLUNABİLİR, GENEL KURMAY PSİKOLOJİK HAREKAT ADINA ÇALIŞIYOR, KARI KIZ İŞLERİ VARDIR, MİT İRTİBATI OLABİLİR, AŞIRI SOL MARKSİST, YASADIŞI AFİS ASMAKTAN DOSYASI VAR, BECERİKLİ” ,
 
 
Durmuş Ali ÖZOĞLU Eminönü ilçesi Hocapaşa Mahallesi Hocapaşa Hamamı Sokak, Okumuş İş Hanı No:6/2 sayılı adreste yapılan aramada bulunan belge ve dokümanların yapılan incelemesinde;
 
-(2) sayfa Mason Listesi başlığı altında birçok kişinin isim ve yaptıkları mesleklerin yazılı olduğu faks çıktısı,
-(2) sayfa Mason Listesi başlığı altında birçok kişinin isim ve yaptıkları mesleklerin yazılı olduğu faks çıktısı,
 
-(8) sayfa Erzurum ili hakkında ve Erzurum ilindeki bazı şahıslarla ilgili istihbari bilgilerin yazılı olduğu,
 
-(6) sayfa Deka Gümrükleme Müşavirlik Limited Şirketi isimli şirkete ait istihbari bilgilerin yazılı olduğu,
 
-1'den 2'ye kadar numaralandırılmış dokümanlarda 3 kişi ile ilgili kişisel verilerin ve bu kişilerle ilgili yapılan çalışmalar sonucu elde edilen bilgilerin olduğu, 1.sayfanın sonunda ismi yazılı olan bir şahsın adresini öğrenmeye çalıştıklarının yazılı olduğu,
 
-1'den 5'e kadar numaralandırılmış çok sayıda emekli askeriye mensubunun sicilleri, adresleri ve telefonlarının yazılı olduğu,
 
-1'den 16'ya kadar numaralandırılmış "Kuvayi Milliye Derneği" antetli kağıtların arka yüzüne Hurşit TOLON, Kemal ALEMDAROĞLU, Neriman AYDIN, İlhan SELÇUK, Mustafa BALBAY, Erol MÜTERCİMLER, Veli KÜÇÜK isimli şahıslar haricinde birçok gazeteci, askeriye mensubu, milletvekili isimlerinin, adres ve telefon bilgilerinin yazılı olduğu,
-(1) adet not kâğıdının ön ve arka yüzünde; 3 ayrı şahsa ait kişisel verilerin yazılı olduğu, ayrıcabu kişiler hakkında yapılan istihbari çalışma notlarının olduğu, bu bilgilerin altında HAMZA DEMİR isminin yer aldığı,
 
-31'den 42'ye kadar numaralandırılmış Erzurum'un ilçeleri hakkında bilgiler, Erzurum Valisi, Belediye Başkanı hakkında istihbari bilgiler olduğu, ayrıca Erzurum ilinde PKK'ya destek veren kuruluşlar, Erzurum ilindeki cemaatler ve bu cemaatlerle ilişkisi olan kişiler hakkında bilgiler olduğu tespit edilmiştir.
-31'den 42'ye kadar numaralandırılmış Erzurum'un ilçeleri hakkında bilgiler, Erzurum Valisi, Belediye Başkanı hakkında istihbari bilgiler olduğu, ayrıca Erzurum ilinde PKK'ya destek veren kuruluşlar, Erzurum ilindeki cemaatler ve bu cemaatlerle ilişkisi olan kişiler hakkında bilgiler olduğu tespit edilmiştir.
 
Sinan Aydın AYGÜN ‘ün Seagate marka bilgisayarından elde edilen “katılım” isimli word sayfasında; V.Ş. isimli şahsa ait katıldığı toplantılar başlığı altında 3 adet faaliyet katılmadığı toplantılar başlığı altında 34 adet faaliyet isimlerinin yer aldığı,
 
Sinan Aydın AYGÜN isimli şahsın Seagate marka bilgisayarından elde edilen “toplantıya katılmayanlar1” isimli word sayfasında; 10 ayrı şahsa ait katılmadıkları 239 adet faaliyet isimlerinin yazılı olduğu,
Sinan Aydın AYGÜN isimli şahsın Seagate marka bilgisayarından elde edilen “SPAMTU~1”“toplantıya isimli Outlook Express Posta İletisinde O.R. Güray ……katılmayanlar1” isimli şahsın 18.07.2007 günü göndermiş olduğu mailde aralarında T.C. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Milletvekili ve Bürokratlarında bulunduğu 11 şahıs hakkındaword hazırlanmışsayfasında; etnik10 kökenlerinin,ayrı siyasişahsa görüşlerininait vekatılmadıkları dini239 görüşlerininadet bulunduğufaaliyet isimlerinin mailyazılı olduğu,
 
Sinan Aygün’den ele geçirilen dokümanlar içersinde, Üzerinde “Sinan Aygün’e Ait Özel 12 “ ibarelerini yazılı olduğu dosya içerisinde; Yine aynı klasör içerisindeki gömlek dosya içerisinde; Tansu Çiller ile bir dönem çok değerli bir büyüğünün işareti ile devlet için çalıştığını, Ankara Bilkent Çamlık Sitesi Sülün Sokakta ki villada sayısız toplantılarının olduğunu, Afganistan ve İran kaynaklı eroin geçişinin Türkiye üzerinden olduğunu, o dönem için ekonomik yönden sıkıntıda olan Türkiye’nin eroin geçişini Türkiye’den olması halinde en az 20 milyar doların ülkeye gireceğini, Mehmet …….ın Tansu Çiller’e telkin ettiğini, o dönem için Nisan krizi ile ilgili dışarıdan beş kuruş almadan bu krizin on günde atlatıldığını ve bunun sebebinin uyuşturucu geçişinden sağlanan para olduğunu, bu işte piyon olarak Mehmet ……. tarafından Ömer Lütfi Topal’ın kullanıldığını, Ömer Lütfi Topal’ın da bu bağlantıları ortağı olan Sami Hoştan vasıtası ile sağladığını ve Sami Hoştan’ın da Jandarmada JİTEM’i kuran MHP sempatizanı, kafasına eseni yapan, Kocaeli Alay Komutanı Veli KÜÇÜK’ün adamı olduğunu,
Sinan Aydın AYGÜN isimli şahsın Seagate marka bilgisayarından elde edilen “SPAMTU~1” isimli Outlook Express Posta İletisinde O.R. Güray …… isimli şahsın 18.07.2007 günü göndermiş olduğu mailde aralarında T.C. Cumhurbaşkanı, Başbakanı, Milletvekili ve Bürokratlarında bulunduğu 11 şahıs hakkında hazırlanmış etnik kökenlerinin, siyasi görüşlerinin ve dini görüşlerinin bulunduğu mail olduğu,
 
Sinan Aygün’den ele geçirilen dokümanlar içersinde, Üzerinde “Sinan Aygün’e Ait Özel 12 “ ibarelerini yazılı olduğu dosya içerisinde; Yine aynı klasör içerisindeki gömlek dosya içerisinde; Tansu Çiller ile bir dönem çok değerli bir büyüğünün işareti ile devlet için çalıştığını, Ankara Bilkent Çamlık Sitesi Sülün Sokakta ki villada sayısız toplantılarının olduğunu, Afganistan ve İran kaynaklı eroin geçişinin Türkiye üzerinden olduğunu, o dönem için ekonomik yönden sıkıntıda olan Türkiye’nin eroin geçişini Türkiye’den olması halinde en az 20 milyar doların ülkeye gireceğini, Mehmet …….ın Tansu Çiller’e telkin ettiğini, o dönem için Nisan krizi ile ilgili dışarıdan beş kuruş almadan bu krizin on günde atlatıldığını ve bunun sebebinin uyuşturucu geçişinden sağlanan para olduğunu, bu işte piyon olarak Mehmet ……. tarafından Ömer Lütfi Topal’ın kullanıldığını, Ömer Lütfi Topal’ın da bu bağlantıları ortağı olan Sami Hoştan vasıtası ile sağladığını ve Sami Hoştan’ın da Jandarmada JİTEM’i kuran MHP sempatizanı, kafasına eseni yapan, Kocaeli Alay Komutanı Veli KÜÇÜK’ün adamı olduğunu,
 
—Veli Küçük ile Mehmet ……..’ün arasının gayet iyi olduğunu, bu ekibin Sami Hoştan’ı kullanarak bu sefer Sedat Bucak ve Abdullah Çatlı’nın öldürülmesi için düğmeye bastıklarını, Mehmet …….’ün Veli KÜÇÜK ile teşkilat dışı eylemler yaptığı için MİT Kontur Terör Daire Başkanı iken ABD’ ye gönderildiğini, Susurluk Kazasının arkasında da bu isimlerin olduğunu, bu akıl almaz pisliklerle dolu projelerin başında Mehmet ……’ın olduğu,yönündeki değerlendirmelerin,
 
Dosya içerisinde “ Bölüm 5 SUİKASTLAR(DANIŞTAY-HRANT DİNK) ÇETELER- HEDEFLERİ- BUNDAN SONRAKİ STRATEJİLERİ “ başlıklı bölüm içeriğinde;
 
- Bu bölümde Veli KÜÇÜK’ü anlatarak başlamak istediğini, Veli Küçük’ü kendisinden iyi kimsenin tanıyamayacağını, kendisiyle 1978 yılında Kıraağaç komanda okuluna 2. Tabur komutanı iken tanıştığını, Manisa Alay komutan yardımcısı iken babasının dostu olduğunu, Veli’deki ve kendisinde ki av merakı yüzünden bir araya geldiklerini, devlet için değil kendi cebi için çalışan bir adam olduğunu, 1983’lü yıllarda henüz binbaşı iken Edirne Alay komutanı olduğu, bu yıllarda Sami Hoştan ile tanışarak Bulgaristan üzerinden çalışmalar yaptığını, irtibatlarının ve dostluklarının hep sürdüğünü, Veli KÜÇÜK’ün yanında en zenginin dahi eline cebine atamadığını, güzel ut çaldığını, susuz rakı içtiğini,
 
- Veli KÜÇÜK’ün Sedat PEKER, Alaattin ÇAKICI, Abdullah ÇATLI, M…. A…. ve kardeşi ile Kocaeli bölgesinde bütün ülkücülerle sıcak ilişkiler kurduğunu, herkesin onu bir lider olarak gördüğünü,
 
- O yıllarda ülkede bir ihtilal olursa ancak Veli KÜÇÜK yapar dediğini, şeklinde yazılar olduğu tespit edilmiştir.
 
 
 
;ŞÜPHELİ TURAN ÇÖMEZ’DEN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER
Turhan ÇÖMEZ’e ait 5 Nolu Disketten elde edilen “Görüşme notları” isimli word sayfasında; “BİLGİNOTU22.ARALIK.2001.SAAT:20.30 YER:FATİH MADO HİLMİ YILDIZ” başlıklı yazıda 4 tane İçişleri Bakanlığı müfettişleri hakkında yazılmış “Olumlu kişilik özellikleri var ancak güvenilmesi hata olur”, “bu dönemin geçeceği,yapacağı adil inceleme ile gelecek konusunda kendi adına güven oluşturabileceği ima edilirse faydalı olabilir” gibi notların olduğu, “YAPILACAKLAR” başlıklı yazıda, “Askeri kaynaklar ve MIT den de destek alınabilir” “Konuşmalar muhtemelen yine kayıt altına alınacak ve seçim zamanı siyasi linç operasyonları için kullanılacak” “Gürtuna kendisine dokunulmaması karşılığı tam destek vereceği konusunda söz/ima da bulunmuş?” “Gürtuna ya ilişkin soruşturmaların şimdilik sümen altında tutuluyor olması onun ANAP a geçeceğine dair yaklaşımda bulunması ile ilgili” gibi notların olduğu, olaydan sonra aklıma gelen düşüncelerdir başlığı altında “Gelen müfettiş ekibi ile sıcak temas sağlanabilir. Özcan Erdoğan'ın statü zaafı uygun bir teknikle kullanılabilir” “Yücelen' in geçmişi ile ilgili detaylar araştırılabilir. Farklı bir tazda servise sunulabilir.(Ekte internetten bulduğum dokümanlar var)” “Yücelen ile ilgili bu varlıktan dolayı soru önergesi verilebilir” “TANTAN ile temasa geçip kamuoyundaki imajından istifade edilebilir. Eski raporla ilgili yorumu alınıp kamuoyunu yönlendirici tarzda işlenebilir” “Yaşar ………. bana birkaç kez Yılmaz ile ilgili elinde dosya ve bilgilerin olduğundan bahsetmişti. Bu konu irdelenebilir” “Erkan Mumcu bu günlerde kendine verilen özel desteklerle kamuoyunda ANAP ile ilgili aykırı çıkışlar planlıyor ve kendine zemin bulmaya çalışıyor. Önümüzdeki günlerde Topbaş ailesini ziyaret edecek. Burada kendisine bu konu anlatılıp parti içinden aykırı bir ses sağlanabilir” gibi 22 maddeden oluşan yazıların olduğu,
 
“BİLGİNOTU23.ARALIK.2001ÖMER…… İLE YAPTIĞIM GÖRÜŞME NOTLARI” başlıklı yazıda “Ali Mufit Gürtuna'nın çok yakın ve özel bir dostu bana gelerek yardım talebinde bulundu.Gürtuna'nın hukuken ciddi bir sıkıntısının olduğu ve açılacak bir yolsuzluk davasında suçlu olabileceğinden bahsetti ve beni Gürtuna ile görüştürmek istediğini söyledi.Henüz bu görüşme yapılmadı” “Haydar Baş grubu bir süre daha asker tarafından desteklenecek.Ağırlıklı olarak Azerbeycan'da teşkilatlanması sağlanacak.Ve buralardaki çalışmalar için kullanılacak” “Askerin ve Kıvrıkoğlu'nun 28 şubat ile ilgili tavrı hala aynı ve hiç değişmedi.Bunun değiştiğini sanmak aşırı iyimserlik olur.Asker aşırı sol söylemden ve kürt destekçiliğinden arındırılmış,ulus bilincini ön plana çıkartan bir solu destekliyor.Bu sol da şu an CHP de temsil ediliyor.Anadolu'da yaptırılan anketlerde İnönü'nün DSP den neredeyse iki kat kadar fazla desteğinin olmasına rağmen asker CHP nin önünü keser endişesi ile İnönü'ye izin vermedi.Ve İnönü ile ilgili vakıf haberlerinin bilgilerini gazetelere servis yaptı.İnönü de bundan çekindiği için geri adım attı” gibi 10 maddeden oluşan yazıların olduğu ve ayrıca madde 5’ de kayıtlı “2001 Ramazan ayı Tarih tam olarak kesin değil Yer:Bilkentİftar daveti Davet sahibi:Nusret ….. Katılımcılar:Nuh ….,Erol …..,M.Nuri......Diğerlerinin tam ayrıntısı yok. Ancak bir süre sonra Melih Gökçek ve Turgut Altınok ta buraya iştirak ediyor” başlıklı yazıda “Mesut Yılmaz mutlaka tasfiye edilmelidir” “Bunun için DGM ler devreye sokulmalı ve bu adam Yüce Divana yollanmalıdır” “Ayrıca ANAP içindeki muhaliflerle işbirliği yapılmalıdır. Ve sonraki toplantılara bunlar(Erkan Mumcu kasdediliyor) da çağırılmalıdır” “Recep Tayyip Erdoğan'ın da önü kesilmelidir. Bu ancak Melih Gökçek ile olur ve Gökçek'e bu konuda yardım edilmelidir.(Altınok' un bu arada orda olup olmadığı bilinmiyor)” gibi ibarelerin olduğu belirlenmiştir.
 
;ŞÜPHELİ TUNÇ AKKOÇ’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Tunç AKKOÇ ‘un samsung marka bilgisayarından elde edilen “1 mayısa katılanlar” isimli word sayfasında; 19 şahsa ait isim-soy isim ve telefon numaralarının yazdığı ayrıca yanlarına “gop” “dtp’li olduğunu söylemişti” “( eposta ile katılmak istediğini söyledi, kesin arayalım )” “YTÜ” “sabancı ünv” gibi ibarelerinin yazdığı bir sayfalık doküman olduğu,
Tunç AKKOÇ’a ait samsung marka bilgisayarından elde edilen “Bütün liste” isimli excel sayfasında; 2524 şahsa ait isim, soyadı, meslek, grup, ilçe, telefon, bilgi ve adres ibarelerinin yazdığı, bilgi başlığı altında “UK'a canlı yayında soru sordu. Tayyip askerden bağımsız diye eleştiriyorsunuz siz de olsanız aynısını yapmaz mısınız?” “Marmara Ü.Fethi'den 500 milyonluk kitap aldı TV programcısı” “MMD yönetim kurulu üyesi.UK yemeğine katıldı” “UK'a canlı yayında askerin görevini yapmasıyla ilgili güzel bir eleştiri-soru yöneltti.” “Yurt Partili, partiye boya verdi, DP ile görüştü” “İP Halkçılık Semp.” “Türk Ocakları Bakırköy, Milliyetçi, devrimci, genç. R.Denktaş'ı karşılama davetişesini getirdi.” “Maddi sıkıntı içinde” “Beylikdüzü yemeğine gelmedi ama para verdi.Sağcı.Bellona'nın sahibi.” “Nöbet eylemine katıldı. Elden 10 milyon bağış yaptı.Dp.'nin programına tel. ile katıldı.ABD'ye giden yahudi kuruluşları ile ilgili fikrini sordu. Seçimlerde partiye oy verdi.” “İ.Ü.Ed.Fak. Eski Çağ Dilleri Bölüm başkanı.Ed.Fak.Fikir klübü danışmanı.Her konuda olumlu.Eşi de olumlu.Aydınlık okuyor.UK izliyor.Atabe aldı. Öncü gençlikten MERAL ……. referans verdi. Aydınlık okuru Ö.G. Bildirdi. PÜ?” “''Gönüllü olabilir.Hesaba para yatıracak.''” “Alize Tanıtım ve Danışmanlık AŞ.Telefonu nereden bulduğumuzu sormuş.Kibar bir hanımefendi.” “Basın toplantısı yapılmalı, Kamuoyu ayaklandırılmalı, diğer televizyonlarda bu durumu anlatmalı "” “Eski TİKP'li.Yakın arkadaşımız.Evde UK izliyor.” “68'li. Eski dev-Genç yöneticilerinden.Hasan ……..'ın okul arkadaşı.Gemi inşa sektörünün önde gelen proje mühendisliği firmasında.Faal” “Esenler'in yerlisi. Varlıklı. Önemli bir adam. "Doğu P.'i çok seviyorum."” “İnternetten İP"ye üye oldu.Üniversite öğrencisi.Evi arandığında partiden arandığı söylenmeyecek” “Köklü CHP, ulusalcı, Aydınlık okuru, ilçe görüşüyor Merdan'ın çok yakın arkadaşı” “Ahmet Hazerfanın damadı.Bıldırcında çiftliği var.Beykoz ilçesiniyle bir ilişkisi olmuş.” “Genel başkanın yakını. Kongre dönüşü E.Ö… ile görüştü. Bu aralar parasal durumu iyi değilmiş.” “D.Perinçekle görüştü.Yıldız Teknik Ün. Jeodazi ve fotogrametri Müh Bölüm Başkanı.” “Dev-Yolcu.Partili gibi. Mega-Shipping turkiye acentası sahibi. Maddi durumu iyi. Ziyaret edilmeli.E.Önsel iyi tanıyor ve görüştü.İ. Benli ile yakından tanışır.” “Ülkücü " Ulusal Kanal'ı izlemek için Kablo'ya girmiş" “İP'ye oy vermiş.Politik değil ama Kuva-i Milliyeci.Kardiolog.1.9.2003'te E.Önsel görüştü.” “Çok parası var. '''Çökün alın'' Nurettin Sözen döneminde belediye özel kalem müdürü.” “Lions Klup üyesi” “Ref=Adnan Akfırat ve Turan …….” “TÖ ziyaret etti. Elazığlı ve kürt kökenli , ayrımcı değil.Aydınlık okuyor. Yıldız Teknik 69 mezunu, eski TKP'li.Bayramda reklam verilmesine karşı.Yılbaşinda verecek.”gibi ibarelerinin bulunduğu anlaşılmıştır.
 
;ŞÜPHELİ M.MURAT AVAR’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
M.Murat AVAR’a dijital verilerinden elde edilen ERZURUM RAPOR isimli word sayfasında; Erzurum’ un ekonomik olarak ileri gelen aileler hakkında, işadamları hakkında, yerleşim yerlerinin etnik kökenleri hakkında, Üniversite, kamu kurum ve kuruluşları hakkında, cemaatler hakkında ve bu cemaatlerin mensubu olduğunu iddia ettiği bakanlar ve milletvekilleri hakkında, siyasi partiler hakkında ve bu siyasi parti mensuplarının ilişkileri olduğunu iddia ettiği PKK terör örgütü hakkında, rotary ve leons kulübü üyeleri hakkında, Bahailer hakkında, PKK terör örgütüne destek veren kişi ve kurumlar hakkında, Vali ve Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında yazılmış 12 sayfalık doküman olduğu,
M.Murat AVAR’a ait dijital verilerinden elde edilen LEONS GECESİ RAPOR isimli word sayfasında; “leons kulübü’nün Erzurum’da yaptığı toplantıdan göze çarpan detaylar” başlığı altında 17.11.2007 tarihinde Palandöken otelde gerçekleştirilen geceye kaç kişinin katıldığı, şehir dışından kaç kişinin geldiği, gecede çalan müziği, gecede alınan kararların neler olduğu, toplantıya davetliler haricinde kimsenin alınmadığı, Erzurum Devlet Hastanesinden 2 kişinin katıldığı, takılan rozetlerin niteliğinin anlatıldığı, rozet takılan şahısların yemin ettirildiği, toplantıya katılanların tamamının aynı marka sigara içtiği gibi ve Erzurum’ da ki toplantı için davetiyede ismi geçen şahısların isminin yazdığı - Leons rozeti takılan ve şahsın tanıdığı isimlerin yazdığı iki sayfalık doküman olduğu,
;ŞÜPHELİ BARBAROS HAYRETTİN ALTINTAŞ’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Şüpheli Barbaros Hayrettin ALTINTAŞ’dan elegeçirilen dokümanlar içersinde, el konulan (2) iki adet ajandanın incelemesi aşağıya çıkartılmıştır.
-Bir adet siyah renkli ajandanın yapılan incelemesinde;
-“Fenerbahçe futbol klubü, Necdet Bey bu adam Eurofighter ile bu işlere soyunmuş Tom Anders ile tanışmış, EAD& ve şimdi Airbus başında Kimdir? Gizli Takip Et. şeklinde yazılar olduğu,
Karamehmet ortalıkta gözükmesin” şeklinde ibarelerin olduğu tespit edilmiştir.
 
;ŞÜPHELİ MUSTAFA BALBAY’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Mustafa BALBAY’ın Ankara ili Çankaya ilçesi Karakusunlar Mah. 24. Cad. No:6/6 sayılı adresinde elde edilen doküman ve ajandaların incelemesinde;
-Çorum Belediyesi 2006 Ajanda; İçeriğinde okunamayacak şekilde el yazması yazılar olduğu,
1 Sayfa “Ahmet Necdet SEZER” ibaresi ile başlayan doküman;
Muhammet ALBUZ 0 372 …….0 535 ……. tarafından CHP yönetiminin teslim edilmesini istediği 36 şahsın isimlerinin yazılı olduğu ve bu listenin 1-Ahmet Necdet SEZER ile başladığı devamında 11-Sinan AYGÜN 15-Turan ÇÖMEZ 18- Doğu PERİNÇEK 22-Emin GÜRSES 23- Erol MÜTERCİMLER 30- Mustafa BALBAY 36-Fikret BİLA şeklinde sona erdiği tespit edilmiştir.
 
;ŞÜPHELİ İBRAHİM ÖZCAN’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
İbrahim ÖZCAN’ın ilimiz Kadıköy ilçesi İçerenköy Mahallesi. Güneş Sok. Sarıoğlu Kardeşler Apt. No.4 D.2 sayılı adresinde yapılan arama işleminde elde edilen çok sayıda evrak, fotoğraf, not kâğıtlarının yapılan incelenmesinde;
Toplam 5 sayfada 22 kişi hakkında yapılan istihbari çalışmalar sonucu elde edilen bilgilerin olduğu,
Recep Tayyip ERDOĞAN, TBMM Başkanı Bülent ARINÇ, Dışişleri Bakanı Abdullah GÜL, İçişleri Bakanı Abdulkadir AKSU, Milli Eğitim Bakanı Hüseyin ÇELİK,Genel Başkan Yardımcısı Dengir FIRAT, Bayındırlık ve İskan Bakanı Zeki ERGEZEN, Başbakanın Danışmanları, 1.Danışman (isim belirtilmemiş), 2.Danışman Cüneyd ZAPSU, 3.Danışma (isim belirtilmemiş), 4.danışman (isim belirtilmemiş), Namık …, Baki … ve Uğur …. hakkında etnik kökenleri hakkında istihbari notların bulunduğu belirlenmiştir.
 
;ŞÜPHELİ KEMAL AYDIN’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Kemal AYDIN Ankara ili Prof. Doktor Ahmet Taner KIŞLALI Mahallesi konut kent 2 D:29 Umitköy Yenimahalle sayılı yerde bulunan ikamette yapılan aramada ele geçirilen dokümanların yapılan incelemesinde;
“AKP’ Genel Merkezi ve Milletvekillerinden Görünüm” başlıklı yazı metninde yapılan incelemede; Başbakan, AKP’li bakanlar, bürokratlar, milletvekilleri ile kurucu üyelerinin ve bunlara yakın kişilerin listesi ile bu kişilerin eski görevleri, şu anki görevleri ve geçmişte yaptıkları usulsüzlükler, haklarındaki davalar, yer aldıkları ve üyesi oldukları gönüllü teşekküller, vakıflar, bu vakıfların temsilcilerinin isimleri hakkında ayrıntıların yazılı olduğu bir nevi fişleme şeklinde hazırlanmış listenin bulunduğu,
 
Kemal AYDIN Ankara ili Prof Doktor Ahmet Taner KIŞLALI Mahallesi konut kent 2 D:29 Ümitköy Yenimahalle sayılı yerde bulunan ikamette yakalandığında yapılan üst aramasında ele geçirilen 27 adet belgeden;
4 numaralı belgede yapılan incelemede Ogün G.K.Baş, Bugün
*Devlet düşüncesinde herkesi memnun etmek yoktur,
*Harun …….-Telekom.... - Zile
25 numaralı belgede Devlet Bahçeli ile Sebahat Tuncel isimli şahısların resimlerinin bulunduğu, not kağıdının arka kısmında; Devlet BAHÇELİ bakışları ile diyor ki, bana niye öyle bakıyorsunuz. Bende sizdenim. Siz açıktan ben ise daha etkili siyasi olarak yapıyorsunuz. Biz biriz diyor. Şeklinde notların yer aldığı belirlenmiştir.
 
;ŞÜPHELİ NERİMAN AYDIN’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Neriman AYDİN’ın Ankara İli Çankaya İlçesi Birlik Mahallesi 14. Sokak No:7 sayılı adresinde yapılan arama işleminde ele geçirilen dokümanların incelemesinde;
(1) sayfa A4 kâğıdı üzerine el yazısı ile PKK Aachen Stolberk oluşum ile başlayan dokümanda 10 kişi ile ilgili kişisel verilerin yazılı olduğu, ayrıca bu kişilerle ilgili yapılan istihbari çalışma sonucu elde edilen bilgilerin yazılı olduğu,
Başka bir sayfasında, “Vedat Yenerer, Arslan …., Avukat Salim ….. Fettulah’ın adamı Adana Aydın …..... Yiğit ….. -CNN’de program (Sule ……) damadı-Şule... 0 zurnanın son deliği dedi Vedat Yenerer Arslan ….. Vedat Yenerer Lale …. Andıç-Teves SS.in kızkardeşi Namık K……-Aydın Doğan bacanak TESEV-masum dedi Vedat Yenerer N…….n programında” yazdığı,
 
;ŞÜPHELİ HAMZA DEMİR’DEN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Hamza DEMİR Ankara ili Keçiören ilçesi Pınarbaşı Mahallesi Kızlarpınarı Caddesi Buca Sokak No:9/7 sayılı yerde ele geçirilen dokümanlar içerisinde yapılan incelemede;
 
-(1) adet not kağıdına mavi tükenmez kalemle yazılmış 1-400.00 bin lira muhasebe kayıtlarında dur. Ali Gönül …..Meclis başı-toprak işine bakar, 2-Başkanın kaydına 100 bin dolar karşılığında 2 adet 75 -75 çek verildi, rüşvet verildi, belgeli eniştesini tehdit ediyor, 3-Belgeli ek bina inşaat yapılırken Baş Yardımcısı aracılığı ile Başkanı ve Başkanın kaynına 120.000 aktarılması, bunun gibi onlarca, otel kayıtları Başkan Yardımcısının kayıtları (Fuhuştan) Çerkezköy’de Taksim kayıtları var, 4-Başkan kendi yandaş, mega inşaata yaptırım hak edişi karşılıksız başkasıyla kendi yandaşları borçlarına dağıttı, 35.000 lirayı Baş kaynına avanta verildi. Mega inşaatlar hesaplaşmak için tehdit ile şirketin makbuz alıp kendi harcamalarına göre kesip dağıttılar ,şeklinde bilgilerin yer aldığı görülmüştür.
 
;ŞÜPHELİ MEHMET ALİ ÇELEBİ’DEN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Mehmet Ali ÇELEBİ Ankara ili Yenimahalle ilçesi Prof. Dr. Ahmet Taner KIŞLALI Mah. Hayranbolu Caddesi konut apartmanı S-A 6/29 sayılı adreste ve yine adı Mehmet Ali ÇELEBİ’nin kullanımında bulunan babası Muharrem ÇELEBİ’ye ait olan Ankara ili Mamak ilçesi Dutluk Mahallesi 1036/1 sokak no: 1 sayılı adreste yakalanan Mehmet Ali ÇELEBİ’den ele geçen dokümanların ön incelemesinde;
Neriman AYDIN ‘ın Jandarma Genel Komutanı Şener ERUYGUR’a yazılmış imzalı mektubun içeriğinde;
Ziraat Bankasının Yabancı danışman firmasının yetkilisi olan kişinin Türk bankaları hakkında istihbari bilgiler toplayarak yurtdışına gönderdiği şeklinde yazılar olduğu,
 
;ŞÜPHELİ NOYAN ÇALIKUŞU’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Noyan ÇALIKUŞU isimli şahsın kullanımında olan Kırklareli ili Lüleburgaz ilçesindeki Orduevinde 109 numaralı odada yapılan aramada bulunan malzemeler incelendiğinde;
Üzerinde föy dosya 1 ibaresi bulunan zarf içerisinde 1 adet mavi renkli föy dosya incelendiğinde;
-1’den 4’e kadar numaralandırılmış el yazması notlarda PKK’nın kuruluşu, gelişmesi, Abdullah ÖCALAN’ın hayatı, PKK’nın ilk eylemleri, PKK sempatizanlarının yazıldığı sanatçıların listesi olduğu,
 
Üzerinde El Yazılı Notlar ibaresi bulunan zarfın içerisinde daha sonra tarafımızdan 1’den 41’e kadar numaralandırılmış (41) adet el yazması notun olduğu notların içeriğinde;
 
(14) numarası ile numaralandırılmış not kağıdı incelendiğinde; “Kemal Derviş’in dedesini Osmanlı Taksim meydanında astı. Yedi gün asılı kaldı. Babası Polonyalı Yahudi.” “Ecevit’in babasının adı Kürt Mustafa. Azılı Kürt.” ibarelerinin ve birtakım notların bulunduğu anlaşılmıştır.
 
;ŞÜPHELİ AHMET TUNCAY ÖZKAN’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER:
Ahmet Tuncay ÖZKAN ‘ın İlimiz Beşiktaş İlçesi Gültepe Girişi Talatpaşa Caddesi No:5 Kat:4 sayılı yerde bulunan Biz TV isimli iş yerinde yapılan aramada elde edilen dokümanların incelenmesinde;
 
-(1) Adet ‘ece ajandası 2000’ antetli ajandada;
 
-5 ocak tarihli sayfasında; “iki yıldır Merkez Bankası Edirne şubesinde çalışmakta olan Aydan ….. isimli şahısın dönmesi lazım”
 
-“15 şubat tarihli sayfasında; Mustafa DUYAR’ın katili Ahmet …… Nuri ERGİN’in adamı Avukatı 053….…..” şeklinde yazıların olduğu,
 
-“10 eylül tarihli sayfasında Tevfik ERKAN, Sicil: 25286 (İstanbul 14.İcra Müdürlüğü) öncelikle Bakırköy icra müdürlüğü, Şişli icra müdürlüğü talep ediyor” ibarelerinin olduğu, diğer sayfalarda sekreter notlarının ve telefon numaralarının olduğu;
 
-(1) Adet 19 sayfadan ibaret –GİZLİ- ibareli ve Dr. Adil serdar SAÇAN imzalı -Çok Gizli- ibaresi ile biten mavi Mavi plastik dosya incelemesinde;
“Fethullah GÜLEN gurubu ile ilgili yazıların, konu ile ilgili gizli ve çok gizli ibareli savcılık yazışmalarının, Veli KÜÇÜK liderliğindeki yapılanmanın araştırılması için proje çalışma gurubu izin talep yazısı, Adil Serdar SAÇAN’ın müdüriyet makamına yazdığı Fethullah GÜLEN ile ilişkisinin bulunmadığını anlattığı dilekçenin bulunduğu;
 
-(1) Adet 61 sayfadan ibaret “Başbakan Yardımcısı” ibaresi ile başlayan ve 194’üncü Potual ibaresi ile biten şeffaf föy dosya, içerisinde;
 
-4,5,6,7,8,9,17,18,19 nolu sayfalarında AKP millet vekilleri, aynı zamanda bakan olan kişilerin kısa öz geçmişlerinin bulunduğu;
 
-(1) Adet 93 sayfadan ibaret olan ve “Atatürkçü Düşünce Derneği” ibaresi ile başlayıp “Aslı Gibidir” ibaresi ile biten mavi plastik dosya içerisinde;
 
-17 nolu sayfada “Şükran ……. imzalı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yasadışı faaliyetleri hakkında dilekçe” olduğu,
-17 nolu sayfada “Şükran ……. imzalı Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’nin yasadışı faaliyetleri hakkında dilekçe” olduğu,
 
-18 nolu sayfada “Cengiz …….. imzalı Cumhurbaşkanlığı yüce katına başlığı altında Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği çatısı altındaki yolsuzluklardan” bahsedildiği,
 
-19 nolu sayfada “Sayın yetkililer başlığı altında “Bütün bu sözlerin sivil toplum kuruluşları birliği girişimini halen yöneticileri konumunda bulunan Çağdaş Eğitim Vakfı başkanı Gülseren …….e Çağdaş Yaşamı Destekleme derneği başkanı Türkan …..’a Atatürkçü düşünce derneği yönetiminde İlhan …..’a demokratik ilkeler derneği başkanı Eğnin …..’a ve Evmen …..’a 68 birliği başkanı Haşmet ….’a” dır. “bu birliğin yöneticileri benim de dahil olduğum dernek ve vakıf dahil olmak üzere pek çok derneği ve vakfı baskı ve tehditlerle zorla girişimlerine dahil olmaya zorlamakta, bu girişime girmeyenleri ölümle dahi tehdit etmektedir. Başta Cumhuriyetimizi koruma düşüncesinde olduğumuz bu girişime girince maalesef bunların kirli yüzünden ve karanlık ilişkilerinden çok korktum. Eski Dev genç militanlarının cirit attığı, Apo yandaşlarının PKK’lıların hüküm sürdüğü ve dünya kiliseler birliği dahil birçok yabancı kuruluştan aldıkları milyonlarca doları çıkarlarına hizmet ettiren bu girişime dur denilmelidir” ibarelerinin olduğu;
-61 ve 62 nolu sayfalarda “komiser Bayram ….. imzalı Çağdaş Eğitim Vakfı başkanı Gülseven …….’in kendisine rüşvet teklif etmesi ile ilgili olarak Terörle Mücadele Şube Müdürlüğüne yazdığı rapor olduğu,
-(1) adet üzerinde “SSK GENEL MÜDÜRÜ KEMAL KILIÇTAROĞLU (KARABULUT) ‘UN KURUMU TRİLYONLARCA ZARARA UĞRATAN İCRAATLARI” yazıları bulunan 12 sayfalık faks çıktısı incelendiğinde,adı geçenin genel müdürlük yaptığı dönem ile ilgili bilgilerin bulunduğu anlaşılmıştır.
 
;ŞÜPHELİ ADİL SERDAR SAÇAN’DAN ELE GEÇİRİLEN DELİLLER
Adil Serdar SAÇAN’dan elde edilen dokümanlarda; Eminönü İlçesi Dalbastı Sokak No:13/3 sayılı işyerinde yapılan aramada el konulan dokümanın yapılan incelemesinde;
 
-73 den 92 ye kadar numaralandırılan Kohem davası isimli doküman içeriğinde; Ekrem …… isimli şahsın Ankara DGM Cumhuriyet Baş savcılığına sunmuş olduğu 21.11.2001 tarihli dilekçesi, 18.05.2002 tarihli Rumuz PAŞA GG.G.G.U dipnotlu çok önemli dikkate alınması önemle rica olunur başlıklı Emniyet Müdürü Ş.U hakkında çeşitli ithamların olduğu 4 sayfalık yazı, SUR-TUR firmasına ait olduğu değerlendirilen Erol …. ile ilgili Hesap detaylarının olduğu,
 
-67 den 72 ye kadar numaralandırılan dokümanın içeriğinde; 6 sayfalık yazı olduğu yazı içerisinde ‘Komplo teorilerinin her gün birbirini kovaladığı ülkemizde bu tip olayların mimarı bir kişinin geçmişine ve yaptıklarına bir göz atmak kamuoyunun gerçekleri öğrenmesi açısından yararlı olacaktır’ şeklinde başlayan yazıda; Adil Serdar SAÇAN ve Melih …….isimli komiser ile ilgili çeşitli iddiaların aktarıldığı Coşkun …….. isimli şahsın Kaçakçılık ve Organize şube Müdürlüğüne getirildiği, Coşkun ……….’in bu şubede çalışmasının uygun olmadığı, şeklinde yazıların olduğu,
-Büyükçekmece ilçesi Bahçeşehir 1.kısım Banu evleri Akik konakları A/6 No:14 Kat :6 sayılı ikamet adresinde yapılan aramada elde edilen,
—Tarafımızdan 1’den 2ye kadar numaralandırılmış Gözaltına alınması planlanan kişiler’ başlığı ile başlayan ‘muhasebeciler belirtilen liste haricindedir’ ibaresi ile biten dokümanın yapılan incelemesinde; Gözaltına alınması planlaması yapılan kişiler başlığı altında herhangi bir tarih bilgisi bulunmayan Büyükşehir belediyesi, Büyükşehir belediyesi eski çalışanları, ALBAYRAKLAR şirketinden, İstanbul 28. noter baş katibi Kağıthane belediyesi çalışanları ara başlıkları altında toplam 32 kişinin isminin bulunduğu,
 
—Tarafımızdan 80’den 89’a kadar numaralandırılmış dokümanlarda yapılan incelemede;
—Tarafımızdan 80’den 89’a kadar numaralandırılmış dokümanlarda yapılan incelemede
 
-80. sayfa da; “Kamu Yon Dr. Ve Hukukçu yazar ele geçirmenin iki yönü; küresel boyut başlıklı, “1-kendi isteklerini gerçekleştirme. Amaçları karşı devrim bu maksatla rejimi savunanları kamuoyu nezdinde gözden düşürüyorlar, düşman addettikleri kişileri ortadan kaldırıyorlar, bu silahsız terör uygulamadır.- Yöntem, Özel çalışma grupları oluşturmak, (Yandaş basın, internet ve ulusal basındaki ajanları) internet ve basın ortamında karalama, bu amaçla kendilerinden olmayan basına da servis yapıyorlar. Dinleme, illegal arama ( Van 100. yıl ün. Rek. Avukatının bürosu Nuh ….. örnekleri) Teoman …… Özdemir ……, 2. Yabancı İst. Servislerine servis yapmak, çok gizli bilgilerin internet aracılığı ile yasadışı servis edilmesi gibi (değerlendirilen) hukuki boyut 2001, 2003, 1988 soruşturmaları ele geçen belgeler, Kanserli bir kütle var derhal almak gerekiyor, Silahsız terör örgütü kabul edilip kapsamını genişletilmeli, Ergenekon da Savcılığın bakış açısı çok tehlikeli, Anayasanın değiştirilmez illa üç maddesini savunmak terör örgütü üyesi olmak olarak yorumlanıyor. Bu durumda fetipi faydi kaydi örgüt, Devlet bir terör örgütü tarafından ele geçiriliyor, Bu kapsamda Cumhuriyetçi Atatürkçü ilerici tüm devlet memurları sistemli olarak yok ediliyor” şeklinde el yazmalarının olduğu,
 
-81.sayfa da; “Terörle mücadele yasası da geçti silahsız terör örgütü f tipinin önü açıldı 2557, 5397(2005) tarihli yasayla İst.-Daire BŞK. Yetki verildi, İst. Bşk. fet.tipi, f- ulusalcı dalgayı kolay aşarız dedi Ergenekon da başvuru, Ulusalcılara terörist mi diyorsunuz” şeklinde el yazmalarının olduğu,
 
-84. sayfa da; Nemci …., Tufan ….., Harun …… gönüllü ortaklar, Necmi …….. Dudullu Ziya Şark Sof. Ortağı, Mustafa …….. Mali Müşavir, 1999 sonunda Servis ihalesi dörde bölünüyor sadece bir kişi katılıyor Ertaçlar şirketi katılıyor sonra vazgeçiyor ALBAYRAKLAR ihaleyi bunlardan alır, Çöp işinde en büyük işi yapıyorlar şeklinde el yazması notlar olduğu,
 
-86. sayfa da; İşletme müdürü Kemal ……., Nuri ……, Osman …… adamları, Avukat belediyenin huk. Müşaviri, Mahmut …… Albayraklar’ın yanından ayrılmaz, Çevre Koruma Genel Başkanı Mustafa …….’le görüşülebilir bunlara gıcık şeklinde el yazması notlar olduğu,
-86. sayfa da; İşletme müdürü Kemal ……., Nuri ……, Osman …… adamları, Avukat belediyenin huk. Müşaviri, Mahmut …… Albayraklar’ın yanından ayrılmaz, Çevre Koruma Genel Başkanı Mustafa …….’le görüşülebilir bunlara gıcık şeklinde el yazması notlar olduğu,
-87. sayfada; ALBAYRAKLAR’la ilgili el yazması notların olduğu 88. sayfada; adres tarifi olduğu belirlenmiştir.
 
14/7 sıra numarası ile numaralandırılan belgenin; Bilgisayar ortamında yazılmış, çeşitli isimlerin unvan bilgileri telefon bilgilerinin yer aldığı, İsimlerin karşısında Avukat, M.Ü öğretim üyesi gibi ünvanların yer aldığı, karşısında telefon numaraları ve atlattı, 50 YTL alındı, görüşme yapıldı, olumsuz gibi ibarelerin yazılı olduğu belge olduğu görülmüştür.
 
;ÖRGÜTÜN GİZLİLİK PRENSİBİ
 
Örgütün anayasasını teşkil eden “ERGENEKON” dokümanına ve sivil yapılanmanın temelini oluşturan “LOBİ” dokümanına bakıldığında, örgütün birtakım prensiplerinin olduğu ve örgüt mensuplarının bu prensiplere bağlı hareket etmeleri gerektiği belirtilmiştir.
*Tape No:7964’de kayıtlı 09.09.2008 saat:15.16’da Gürbüz ÇAPAN’ın Yunus..? ile yaptığı görüşmede; YUNUS’un “..Fatih Sanayi Sitesinde bi çalışma yap demiştiniz bana” dediği, G.ÇAPAN’ın “He anladım onu telefonda konuşma” “Yani biz yarın öbürgün bana uğra şey yaparsın tamam mı” dediği tespit edilmiştir.
 
Tape No: 8057’de kayıtlı 23.03.2008 saat: 11.03’te Gürbüz ÇAPAN’ın Erdal...? ile yaptığı görüşmede; G.ÇAPAN’ın “O ARKADAŞINA SÖYLE TEDBİR ALSIN YANİ BU TELEFONLARI DİNLİYOLAR ÇÜNKÜ TELEFONU ŞEY YAPARLAR” “BAŞIMIZA İŞ AÇARLAR hadi görüşürüz” dediği tespit edilmiştir.
 
*Tape No:7141’de kayıtlı, 31.07.2008 günü saat:13.49’da Ferda PAKSÜT’ün Yılmaz ATEŞ ile yaptığı görüşmede; Ferda’nın “Merhaba bulunduğunuz yerde sabit varmı” dediği bunun üzerine Yılmaz’ın “207 40 60” numaralı telefonu verdiği, Ferda’nın “Arıyorum hemen” dediği,
478

değişiklik