Nalan Erkem'in 25 Ekim 2017'de Büyükada Davası'ndaki savunması

Hak savunucularından terörist olmaz

(...)

İddianamede bilgisayarımda bulunduğu söylenen yazı, müvekkili olduğum davada mahkeme tarafından incelemem için bana verilmiş bir rapor. Soruşturma dosyasına mahkeme tutanaklarını da koyduk. Bir mahkeme tutanağını bile delil kabul etmeyen bir soruşturma süreciyle karşı karşıyayız. Ben ilk başta adli kontrolle serbest bırakılmıştım, daha sonra tutuklandım.

Her aşamada bu bilgiyi dosyaya ekledik. Avukat arkadaşlarım tanıklık yapabileceğini söyledi, kabul edilmedi çünkü adli kontrolle serbest bırakılmama karar verdi. Ama ne olduysa itiraz üzerine çıkarıldığım mahkeme, duruşma zaptını vermemize rağmen tutuklanmama karar verdi ve savcının iddianamesinde bu suçlamanın bulunmasına engel olmadı.

Bir diğer suçlama ise avukatlığını yaptığım kişiyle yaptığım görüşmeler. Yüzlerce müvekkilimle yaptığım konuşma içerisinden, sadece bir müvekkilime açılmış bir dava benim terör örgütüne yataklıktan yargılanmama neden oluyor. Bu müvekkilimde de ByLock olmadığını hatırlatmak istiyorum. Bir avukatın cinayet işleyen müvekkili olabilir, benim o müvekkilimle görüşmem nasıl cinayeti desteklediğim anlamına gelmiyorsa, örgüt suçlamasıyla yargılanan bir müvekkilimle görüşmem de suç olarak nitelenemez. Bu kişinin müvekkilim olduğuna dair vekaletnameyi dosyaya sunmama rağmen, savcılık soruşturmasında bunlara yer verilmemiş.

İnsan hakları savunucularından terörist olmaz, çünkü hak savunucuları şiddete karşıdır. Ben kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetle ilgili hazırladığım çalışmalarla, tüm Anadolu’da kadına yönelik şiddetin önlenmesi için baroların elini taşın altına sokabilmesi için 2009’dan beri çalışma yürütüyoruz. Bugün danışma merkezlerinin açılmasını sağladık. Şiddete karşı 20 yıldır uğraşan bir insanın, böyle iddialarla ‘terör’ gibi şiddetin en iğrenç bir şeyle suçlanması kabul edilemez.

Nalan Erkem, 25 Ekim 2017